Birgün büyük şair Necip Fazıl Kısakürek kendisine: İslamiyet denince burnuma ayak kokusu gelir!..''diyen ihtiyar gazeteciye;
''Senin o burnuna gelen, İslamiyetin değil; kendi ciğerinin pis kokusudur. Sen bir mücerredi, bir müşahhastan ayıramayan ahmaksın!...'' der..
Bir gün yine de bugünün çok meşhur muharrirlerinden biri,bir devirde benimle evinde yemek yerken-bunlar gayet tuhaf şeylerdir,karısı mü'mindir kendisi kafir..bir garip alemdir Türk iklimi bugün-döndü,beni bir süre methettikten sonra:
siz,dedi;nasıl olur da müslüman olursunuz,bana söyler misiniz?
ve devam etti:
''-Müslümanlık deyince benim burnuma ayak kokusu gelir!''
Küfrün mantığı üzerindeyiz.Adama verdiğim cevap,evinde olduğum halde şu:
''-senin burnuna gelen ayak kokusu,babanın ayak kokusudur!..Müslümanın değil!..
*************
....içeriye bir ordinaryüs profesör girdi.O zaman belki profesör...Yani bugünün ordinaryüsü...ve hatta şu kadarını söyliyebilirim;Kur'an meali neşretti-isim zikretmiyorum-aklınca..
Bana bir alaka, bir alaka...Tebrik etti mücadelemi,islami ruhumu..
Bu arada işi namaza döktü ve dediki:
''-namaz?..''
''-elbette-''
''-canım,nasıl olur Necip Fazıl Bey size..?
Durduk.Şöyle bir döndü bana,aynen:
''-bu asırda dedi;insan nasıl namaz kılar?Nasıl alnını yere koyar da ikiyüzelli gram tozla kaldırır?..''
...Ordinaryüs ise,sanki -haşa- tezeklerin içinde namaz kılmaya emir varmış gibi bana:''ikiyüzelli gram necasetle nasıl kaldırırsın başını?''diyor.
Belki başı necaset küpüdür!
Özel kalem müdürünün ve daha bir kaç kişinin yanında ona verdiğim cevap şudur:
''-siz kocamışsınız!..Evet;siz daha mücerredin ne olduğunu bilmeyen zavallısınız!''
Durdu.Ve devam ettim:
''-Evvela,hiç olmazsa,kendinizi kandıracak bir fikir tesellisine varın!..Böyle maskara,sokak münadilerinin mantığiyle konuşmayın!..''
Bu hal umumidir. (sf.192,193)
(BATI TEFEKKÜRÜ VE İSLAM TASAVVUFU)