Al!

Başlatan: Achar Tarih: 26.04.2006 17:46 Cevap: 8

AC
26.04.2006 17:46
#1

AL!

 

Babıâlinin Bab-ı âdi cephesinde (Dünya) isimli, çöp tenekesi boyunda bir kulübeye sığınmış bir köpek vardır ve adı B.... F...'tir.

 

Dökük kıllarının her kökünde uyuz kabartıları zıplaşan ve ruhundaki cerahat ağzından dökülen ve hokkasını dolduran bu âdi hayvan, kalemini işte her gün bu hokkaya daldırıp ulvî mânalara mikrop aşılar. Fikir adına, hiçbir mahalle itinin tenezzül etmeyeceği küfürlere kadar düşer ve devamlı bir can çekişme içinde ulvuliklere karşı olur.

 

Bu, mikrop kavanozu it, geçenlerde benim "Kırmızı" isimli yazımı ele alıyor ve kurmay yakasının kırmızı olması gibi nâmütenahi uzak bir münasebeti kuyruğuna dolayarak, benim kurmayları murad ettiğimi ileri sürüyor.

 

Bâbıâlinin Bab-ı âdi cephesi iti, unutmuş görünüyor ki, bu âlemde topu topu yedi renk vardır; bu renklerden herhangi biri içinde tecelli eden eşya ise sayısızdır. Aziz ve münezzeh kurmay sınıfının yakası kırmızı olduğu gibi, Bedii Faik'in suratından daha az kirli olan ve kendisine kefenlik etmeyi kabul etmeyecek kadar haysiyet sahibi bulunan âdet bezi de kırmızıdır.

 

Ben, sivil cezaevinde bir buçuk yıllık hapsimi hikâye eden o yazıda sadece acılarımı remzlendirmek mânâsına "kırmızı" yı ele aldım; ve elbette ki "Zindan bekçisi" tâbiriyle, yakalarının kırmızı olduğu herkesçe bilinen hapishane gardiyanlara, şahıs ve meslek olarak herhangi bir kötülük sıçratmadım; onları, mücerret bir ruh baskısının azap sembolleri diye gösterdim.

 

Hapishânede kurmay ne arar? Zindan bekçisi ve gardiyan nerede, kurmay nerededir? Eğer yakasında kırmızı bir renk taşıyan her meslekî hüviyet bundan alınmak vaziyetinde olsa, ceza hâkimi, savcı, bekçi ve daha bilmem kim, ayaklanmak hakkını nefsinde görmez mi?

 

Hiçbir riyazî kat'iyet ve bedahet, benim yazımdaki kast hedefi kadar açık ve belirli değildir; hapsimiz sivil hapishânededir, yazımız bu hapishâne acılarının hikâyesidir, oradaysa zindan bekçisi gardiyandır ve kırmızı yakalıdır. Kaldı ki, askeri ceza ve tevkif evlerinde de kurmayın işi yoktur.

 

Ben ilk terbiyesini bir askeri mektepten almış (militarist) bir insanım, tek kelimeyle orducuyum ve hayalimde mefkûreleştirdiğim kurmay subay seciyesine âşıkım.

O kadar âşıkım ki, 27 Mayıs hareketinin bir neşter gibi deştiği ahlâk buhranımızın en keskin tezahür kutuplarından biri olarak, kâbuslara bile girân gelecek bir münasebeti, arslanlara:

-Bak, düşmanın senin için ne diyor!!!

Gibilerden rapor etmeye kalkan Bedii Faik misillû hasta köpeklerin tecrid edilecekleri hâli adayı, yine kurmay dehâsından beklemekteyim.

 

Büyük çileler sonu gözlerini kaybeden (Son Posta) sahibine "Kör!" diye küfredecek kadar alçalmış bir hasta köpeğin (Basil dö Koh) yatağı sefil ciğerindeki kan, kurmay renginin asaletinden o kadar utanmalıdır ki, ağzından kahverengi gelip o mülevves leşi terketmelidir.

Hepsi bu kadar!:..

 

(18 Ocak 1962)

 

(Alıntıdır)

NF
26.04.2006 18:53
#2

Selamlar,

 

Off off off!...

 

Daha önce de okumuştum, bu okuyuşumda bile müthiş bir tad aldım, paylaştığınız için teşekkür ederim.

 

Ezmiş üstad, geçmiş...

 

Zaten karakteri gereği sağa sola küfretmekte yol bulmuş birisine, ancak böyle bir yazıyla cevap verilebilirdi. Amacı ona-buna sataşıp isim yapmak olan birisinin hak ettiği cezayı üstad fena kesmiş. Üstad, polemiğin de üstadı... Bu sözler üzerine cevap verecek mecali kendinde bulabilen bir şahsiyete saçmalamaktan başka çare yoktur. Hoş, bu yazının yazılmasına vesile olan olayı da, saçmalığı da bu yazıdan öğreniyoruz. Eceli gelen Bedii Faik üstada sataşmış, sonuç malum...

 

Saygı ve selamlarımla

BA
27.04.2006 08:11
#3

Aman diyim :) Balyozla dövülmüşten beter etmiş adamı (Adam dediğime baqmayın lafın gelişi adam yoksa..) Ne diyem Hll olsun!!

VO
03.08.2006 12:02
#4

Büyük çileler sonu gözlerini kaybeden (Son Posta) sahibine "Kör!" diye küfredecek kadar alçalmış bir hasta köpeğin (Basil dö Koh) yatağı sefil ciğerindeki kan, kurmay renginin asaletinden o kadar utanmalıdır ki, ağzından kahverengi gelip o mülevves leşi terketmelidir.

Hepsi bu kadar!:..

hepsi bukadar işte bu sözler şahsen bana söylense onurum beni ölüme götürürdü. Yaşayamazdım....

CI
03.08.2006 12:45
#5

ah be üstad ..sana şimdi ne kadar ihtiyacımız var...senin kalemin olacaktıki şimdi köşeyazılarında atıp tutan köpeklere ağızlarının payını verecektin...

SA
30.11.2006 19:19
#6

Bize sanatçı diye tanıtılan B.faik, O.veli.N.ataç gibilerin nasıl postal yalayıcısı olduklarını görünüz... :)

MU
02.10.2009 11:39
#7

Cami duvarının da kıymeti vardır...

Hem tumanı varken duvara ne hacet!...

 

Rûhun şâd olsun Üstâd'ım!...

IB
14.04.2014 20:19
#8

Selamlar,

 

Off off off!...

 

Daha önce de okumuştum, bu okuyuşumda bile müthiş bir tad aldım, paylaştığınız için teşekkür ederim.

 

Ezmiş üstad, geçmiş...

 

Zaten karakteri gereği sağa sola küfretmekte yol bulmuş birisine, ancak böyle bir yazıyla cevap verilebilirdi. Amacı ona-buna sataşıp isim yapmak olan birisinin hak ettiği cezayı üstad fena kesmiş. Üstad, polemiğin de üstadı... Bu sözler üzerine cevap verecek mecali kendinde bulabilen bir şahsiyete saçmalamaktan başka çare yoktur. Hoş, bu yazının yazılmasına vesile olan olayı da, saçmalığı da bu yazıdan öğreniyoruz. Eceli gelen Bedii Faik üstada sataşmış, sonuç malum...

 

Saygı ve selamlarımla

yinede yargılanıp ceza almaktan kurtulmamıştır allah rahmet eylesin