Bize "gerici" diyen, karanlık hokkası ve bataklık deliği ağız! Bizzat sen, zaman kadar mücerret bir şeyi çürütmüş, kokutmuş ve dünyayı Taş Devrine kadar itmiş, atmış bir küfür gericiliğinin mostralık çeşidi değilsin de nesin? Senin secde ettiğin putlar Önünde, Apis öküzüne tapanlar bile özür beyan edebilirler.
Zaman denilince senin gözlerinin önüne, sığırları dürttükleri üvendereler gibi dümdüz bir şey gelir. Sivri ucu ileri, küt tarafı geri... Halbuki o üvendereği sivri ucuyla senin küt tarafına saplayıp anlatmak gerekir ki, zaman, düz bir çizgi üzerinde değil, sonsuzluk sembolü bir daire üzerinde hareket eder; ve orada yanlış ve doğru, eski ve yeni, geri ve İleri noktası, ön ve arkaya göre hesap edilmek yerine, mücerret keyfiyetine nispetle seçilir. Senin arkanda görünen noktanın, bir veya bin devir önünde olmadığını ne biliyorsun? Böyle bir keyfiyet ölçüsüyle muayene, muhasebe ve murakabesine yanaşabileceğin tek şey var mı bu âlemde?
Nazariyede bir asır evvel doğmuş, ameliyeye yarım saat önce çıkmış, ol çeyrek asır içinde beton kafalı yobazlarını bulmuş olan komünizmayı; bizimkinden başka her mezhebe kapısı açık, yarım sistem, birbuçuk asırlık sosyalizmayı, hiçbir noktasını bilmeden ilericilik kabul ediyorsun! Sonra da, bildiğini sandığın için bilmek şansını da kaybettiğin İslâmiyet hakkında gericilik hükmünü kesiyorsun!
Eğer hamakat, zekâdan, gece, gündüzden, ölüm de hayattan sonra geldiğini iddia edecek olursa, sen de onları kendi ilericiliğine şahit diye gösterebilirsin!
Hakikatte sen, solda sıfır gibi, bir yokluk (adem) işareti olduğun ve her sayının gerisinde bulunduğun halde, zamanın kemiyet cilveleri yüzünden öne geçip on misli kuvvet iddiasına kalkışan bir hokkabazsın ve bilfiil geri, bizzat gericisin!
Ama bir hünerin var ki, yaman... Kendisini ahlâka davet edici namuslu kadına "orospu!" diye haykıran fahişe, şirretlik ve hayâsızlıktan yana, sana nispetle yağmur suyundan daha temizdir.
Yeni İstanbul Gazetesi 25 Nisan 1965