Anne girdin düşüme!
Yorganın olsun duam,
Mezarında üşüme!
Anlamam anlatamam;
Düşen düştü peşime,
Artık vâdeler tamam....
(1926)
Anne girdin düşüme!
Yorganın olsun duam,
Mezarında üşüme!
Anlamam anlatamam;
Düşen düştü peşime,
Artık vâdeler tamam....
(1926)
Harika bir anlatım...
Anne girdin düşüme!Yorganın olsun duam,
Mezarında üşüme!
Bayıldım, ya özellikle bu bölümü çok hoşuma gitti.
Evet özellikle de o kısım insanın tüylerin diken diken ediyor zaten...
Emeğinize sağlık...
Emeğinize sağlık...
O emek şiiri yazana aittir..Bizler nice sancılar sonucunda ortaya çıkan eser-i şahları sadece buraya koyuyoruz..
Teşekkür ederim...
Anne girdin düşüme!
Yorganın olsun duam,
Mezarında üşüme!
Şu cümlelerde insanın boğazını düğümleyen, nefesini kesen, beynini tırmalayan, gözlerini dolduran bir şey var. Bir şey mi? Binlerce şey… Söylenmemiş, söylense de yarım kalmış, tutulmamış, hiç bırakılmamış, silinmemiş bir şeyler… Bu şiiri yazan elleri saygıyla öpesi; mezarına kapanıp ağlayası geliyor insanın. Annenin evladına olan merhameti malum… Ya şu mısralardaki evladın anneye olan şefkati… Tam karşılığı olmayana neredeyse denk geliyor gibi… Toprağın altında üşümemesi için, dua yorganlarıyla annesini örten bir evlat… O demiyor muydu “Aynadaki Yalan”da : “Samimiyet yalnız annede.” diye. Anne ve evlat bahsindeki özlem, hasret ve anlatılmaz şeylerin ne denli sırlı olduğunu sanırım ilk bu şiirde gördüm. Bir de bir yazar vardı, eskiden romanlarını okurdum. Cronin… Şapkacının Şatosu diye, Dickens’ın aile romanlarına benzer bir romanı vardı. Oradaki anne… Kıymeti bilinmeyen, değer verilmeyen, hakaret edilen, aşağılanan, önemsenmeyen; ve o denli sessiz, sakin, masum, isyan etmeyen, olana razı olan bir anne. Öyle ki, kadın ölene kadar, onun o derin hüznünü, tutunduğu sabır ağacının sessiz dallarının uzunluğu yüzünden anlayamamış; o ölünce ve ölümüyle beraber, yaşadığı mazlum ama suskun hayatın vücudu net olarak belirince bir garip olmuş; Cronin’i ayaklarından tutup balkondan baş aşağı sarkıtasım gelmişti.
Anne girdin düşüme.
Yorganın olsun duam;
Mezarında üşüme.
Anlamam, anlatamam.
Düşen düştü peşime,
Artık vadeler tamam...
Necip Fazıl KısaKürek
ne mutlu müslümanım diyene !