Üstadın, Abdulhakim Arvasi yani mürşidim dediği o büyük şahsiyet,o numune-i imtisal için yazdığı bu şiirde, ona duyduğu yüce sevgiyi , kendi ruh hamurunu ona teslim edişini, ondan önceki ve ondan sonraki hayatını ve kendisinde yaptığı o muazzam değişikliği dile getirdiği, o’nu çöplükten alıp iman sarayının içine yerleşmesinde vesile olan, ‘’Efendim! Benim Efendim! Benim, güzellerin güzeli Efendim!diye hitab etmiş ve
Kaç milyon baba ve kaç milyon anne, senin milyarda birin eder? Sen benim böyle bir şeyimsin! Babamla anneme Allah'ın bana tattırdığı varlık şevkine vesile oldukları için bağlıysam, sana da,bu ölçünün ebedî hayat mikyasiyle perçinliyim...’’(1)diyerek kan bağlarıyla bağlı olduğu anne ve babasıyla mürşidi arasındaki farkı bu kısacık paragraftan da anlayabiliriz.
Üstad’ın anne ve babasına karşı olan sevgi ve bağlılığının sadece Allah’ın kendisine tattırdığı varlık şevkine vesile oldukları için,efendisine ise bu ölçünün ebedi hayat mikyasiyle perçinli olduğunu,yani bu dünyadaki renkleri,kokuları,zevkleri,ışığı vs.tüm dünya güzelliklerini görmesine vesile olan ebeveynleri iken,ahiret hayatına giden biricik selamet ve kurtuluş yolunun yol göstericisi de efendisidir üstadın.bu bağlamda bir mukayese yapacak olursak ebedi hayatın zaman ölçülerine göre bir gün dahi olmayan dünya hayatının boşluğunu gösteren ve bu bir günü ,kendisinden istenilen ameller doğrultusunda gerçekleştirmesi sonucunda kazanacağı o sonsuz/ebedi ahiret hayatının yol göstericisine kelimelerle resmedilemeyecek kadar büyük bir aşk,bağlılık ve minnet olması lazım –ki öyle..
...
Efendim
Benim efendim!
Ben sana bendim!
Bir üfledin de
Yıkıldı bendim.
Ben ki, denizdim,
Dağbaşı bendim.
Şimdi sen oldun,
aleme pendim.
Benim efendim!
Benim efendim,
Feza levendim!
Ölmemek neymiş;
Senden öğrendim.
Kayboldum sende,
Sende tükendim!
Sordum aynaya:
Hani ya kendim?
Benim efendim!
Benim efendim!
Emri yüklendim!
Dağlandım kalbden
Ve mühürlendim.
Nakş-ı bend..kelime manası itibariyle,kumaşın nakışlarını tezgahın ucuna ipek ipliklerle bağlayıp,işlemeye hazırlayan kişi..kendisini bir halı veya bir kumaş parçası gibi iplik iplik dokuyan nakş-ı bend , Abdulhakim Arvasi (hz) nin,bir dokunuşta ,bir bakışta veya kendi deyimiyle bir üfleyişte ruhuna ve hayatına dair bütün nakışların nasıl değiştiğini,değişmek bir tarafa altüst olduğunu,O ndan önceleri hayatın en zirve noktalarında gezerken (dağbaşlarındayken),O nu tanıdıktan sonra artık bu maddi dağbaşlarından inip manevi /iman dağbaşlarının zirvesine çıkmak hasıl olmuştur kendilerine…lakin arada ufak bir fark var!imanın dağbaşlarına tırmanmak için dört kuraldan her birini hayatına tam manasiyle tatbik ve idrak etmek lazım gelir..
‘’der tarik-i naks-bendi lazima-mi çar-i terk
terk-i dünya, terk-i ukba, terk-i hesti, terk-i terk”(2)
önce dünyayı terk etmek,sonra ukba yani ahiret kaygılarını ve endişelerini terk etmek,sonra kendi kendini terk etmek ve terk edilecek hiçbirşey kalmayınca terk-i terk etmek...bu yola girmeden önceki dört ana kural olarak çıkıyor karşımıza..
üstadın bu dört terk-i terk ettiğini,bunlara dair en ufak bir endişesi ve kaygısı bulunmadığını yaşadığı hayattan açıkça anlıyoruz..bunları yaşarken kendisine ışık olan tek insan! Kendisine ölmemeyi öğreten ve şeyhinde kaybolmayı,kalbine onun resimlerinden birini koyarak kendini bazen onun suretinde tasavvur edebilmeyi ve bu şekilde efendisinin, kendisini hata ve günah işlmekten alıkoyan bir hayat yaşamasına yardımcı olduğu..öyle anlar olur ki aynaya baktığında bile efendisini görebilecek kadar kendisini kaybedip her şeye ve O’na ulaşmak için tek vesilenin efendisi olduğu.efendisini, O’na ulaşmak için bir kapı veya karşıya geçmek için bir sandal gibi tasavvur edip ‘’vesileyle yapışınız’’malindeki ayete uygun hareket edip ,kendinizi daima pir ile beraber bulundurmuş ve sadıklarla beraber olmayı emreden ayete uymuş olursunuz..(bkz.rabıta-i şerife)
Askerin oldum,
Başta tülbendim;
Okum sadakta,
Elde kemendim.
Benim efendim.
1978.
Efendi hz.ni bir ordunun kumandanı gibi görüp,ve bu ordudaki emir komuta zincirine binaen kendisine verilecek her türlü görevi eksiksiz ve tam olarak yerine getirmek için her dem hazır olduğunu ve gerekli tüm silahları yanında bulundurduğunu bunları kullanmak için gereken cesareti göstereceğini,gözünü kırpmadan bir saniye bile düşünmeyeceğini efendisine mutlak bir inanç ve itaatle bağlı olduğuna açıkça müşahade etmekteyiz..
Hasılı ,Allah hepimize ‘’efendim’’! diyebileceğimiz bir zat nasip eder ve ona efendim demek için bizde olan ve bu olaya engel teşkil edebilecek(kibir,gurur,kin,nefret vs..)bütün kötü huyları yok eder.
1-O VE BEN (necip fazıl)
2-İMAM RABBANİ