Ben

Başlatan: nevbahar Tarih: 21.12.2008 00:52 Cevap: 10

NE
21.12.2008 00:52
#1

BEN

 

Ben , meçhul gezicisi , meçhuller caddesinin,

Ben , korkusundan dize gelen , kendi sesinin.

 

Ben sırtında taşıyan,işlenmedik günahı,

Allah ' ın körebesi , Cinlerin Padişahı.

 

Ben sahibi , önünden kervan geçmez hanların,

Ben tükenmez ormanı , ısınmaz külhanların.

 

Ben ki bahtı göklerin altın çivilerinde,

Ve aklı denizlerin uçsuz mavilerinde.

 

Ben , işaretler veren deli , bir sağır göle,

Kölelikte Hakan , Hakanlıkta köle.

 

Ben ayna ve ben hayal , ben pervane ve ben mum,

Ölü ve Münkir Nekir ; baş dönmesi , uçurum.

 

Necip Fazıl KISAKÜREK

Ağaç

Sanat-Fikir-Aksiyon

12.Sayı

HA
21.12.2008 14:06
#2

Çok teşekkürler Nevbahar Hanım.

Çok güzel bir şiir.

Selametle...

MU
24.12.2008 22:36
#3

rûhu şâd olsun...

CI
26.01.2009 21:53
#4

Bu okuduğumuz 'Ben' şiirinin ilk hali, zannedersem ağaç dergisiyle birlikte 'Ben ve Ötesi'nde de bu şekliyle yayınlanmıştı. Üstad bu şiirini 'Çile'ye birtakım değişiklikler yaparak almış. Şiirin ilk ve son hallerine baktığımızda, vezinde estetiğin korunmuş, mananınsa zenginleşmiş olduğunu görüyoruz.

 

 

Ben*

 

Ben, kimsesiz seyyahı, mechuller caddesinin;

Ben, yankısından kaçan çoçuk, kendi sesinin.

 

Ben, sırtında taşıyan işlenmedik günahı;

Allah'ın körebesi, cinlerin padişahı.

 

Ben, usanmaz bekçisi, yolcu inmez hanların;

Ben, tükenmez ormanı, ısınmaz külhanların.

 

Ben kutup yelkenlisi, buz tutmuş kayalarda;

Öksüzün altın bahtı, yıldızdan mahyalarda.

 

Ben başı ağır gelmiş, boşlukta düşen fikir;

Benliğin dolabında, kör ve çilekeş beygir.

 

Ben, Allah diyenlerin boyunlarında vebal;

Ben bugünküne mazi, yarınkine istikbal.

 

Ben, ben, ben; haritada deniz görmüş, boğulmuş;

Dokuz köyün sahibi, dokuz köyden kovulmuş.

 

Hep ben, ayna ve hayal; hep ben, pervane ve mum;

Ölü ve Münker-Nekir; baş dönmesi uçurum...

 

1939

 

*Çile

HA
26.01.2009 21:59
#5

İlk hali bana daha güzel geldi yahu.

Ama Üstad Hazretleri yapmışsa vardır bir bildiği.

Vesselam...

27.01.2009 04:35
#6

..Ben sırtında taşıyan,işlenmedik günahı,

Allah ' ın körebesi , Cinlerin Padişahı.

 

Şu cümleleri okuyupta etkilenmemek ne mümkün

 

Körebelikten hakiki dostluğa giden bir ömür...Kabri Nur Mekan-ı Cennet olsun..

E-
29.01.2009 01:06
#7

her ikisi de mükemmel. açıklamaya yapılsa bir kitap çıkar ortaya. nur içinde yat ÜSTADIM

RE
29.01.2009 18:29
#8

Allah ' ın körebesi , Cinlerin Padişahı.

 

daha öncede üstadın cinlerle ilişkili olduğunu duymuştum, bu dizeden elbette bu çıkarılamaz ama yeri geldiği için sormak istedim.bilen varsa cevabı için şimdiden teşekkürler

MU
29.01.2009 20:54
#9

Üstad, yalın anlamıyla cinlerle ilişkili değildir. Üstadın ruh yapısını ve muhayyilesini şekillendiren unsurlardan biri korkular ve vehimlerdir. Üstadın biyografisindeki ruh hayatını okuduğumuzda görürüz ki, doğup büyüdüğü büyükbabasının kocaman konağı Üstadı küçük yaşta ürperten, korkutan unsurlara sahiptir. Karanlık koridorlar, kalabalık aile yapısından dolayı devamlı hareket halinde olan, açılıp kapanan kapılar, evin dışından, sokaktan gelen sesler, gecenin karanlığında beliren renkler Üstad için hep ruhunu korkuyla dolduran, hassas his dünyasını daha da bileyen âmiller olmuştur. Bundan sonra gençlik dönemindeki arayışında vuku bulan hafakanları, sıkıntıları, ruh burkuntuları, maverayı kurcalayan ve henüz hakikat yoluna giremediği için aradığını bulamayan ızdırap dolu kafası, kendisi meçhuller caddesinde gezen meçhul bir gezici, kendi sesinin korkusundan dize gelen bir insan olarak tanımlamasında önemli faktörlerdir. Bu şiirde korku unsurlarıyla birlikte Sadi’nin insan için yaptığı bir tanım olan ‘Yek katre-i hunest ve hezar endişe’ yani ‘bir damla kan ve bin türlü endişe’ ifadesinin de karşılığını bulabiliriz. Şiirin başlığı olan “Ben” kelimesi burada Üstadın şahsında kendisini arayan, kendisini didikleyen insanın bir sembolüdür aynı zamanda. Allah’ın körebesi olmak, ( körebe oyununda gözleri bağlanan kişinin diğerlerini aramaya çalışmasından mülhem ) Allah’ı aramak; gözlerin görmediği, kulakların duymadığı, yani insanın varlığını bildiği halde müşahhas zeminde bilinmeyen olarak kalan cinlerin padişahı olmak da burada hem Üstadın ruhundaki korku ve vehim yönüne hem de bilinmeze olan çıldırtıcı merakına işaret etmektedir diye düşünüyorum. Cinlerin padişahı olmak, onları yönetmek, bir nevi bilinmeyene, maveraya, mücerrete hâkimiyet kurmak isteğinin teşbihidir bence. Üstadın şiirlerinde geçen ‘cin’ kelimesine de bu manaları yükleyerek bakmak lazım, yoksa Üstadın cin meraklısı, cin çağıran bir insan olduğunu zannetmemek lazım. :sticky:

Cin, burada bir ruh hâlinin, bilinmeze olan merakın anlatılması için ele alınan bir objedir. Farklı açılardan yaklaşan arkadaşlarımız da yorumlarını eklerlerse anlayış perspektifimizi genişletmek adına daha iyi olur.

YU
29.01.2009 23:14
#10

Ben , işaretler veren deli , bir sağır göle,

Kölelikte Hakan , Hakanlıkta köle.

 

üstad ah üstad ya sen rüyalarımıza geleceksin ellerini öpeceğiz ya biz yanına geleceğiz ayaklarını öpeceğiz....