Hiçbir misal ve tecrübe insanlığı kandıramıyor. O, kifayetsizliği ve delaleti hemen seziyor. Menfiyi, çürüğü, günübirliği sezmek işten bile değil. Fakat müsbeti, sağlamı, devamlıyı bulmak davaların davası.
Niçin o kadar tapındığı müsbet ilimler ona tesellisini vermiyor? Ölülerin kalbini şişelerde zıplatan doktorları, suyun altına havanın üstüne merdiven kuran mühendisleri, Londra’daki fısıltıyı Tahran’da dinleten kâşifler var. Bütün bunlar içinin yıkıntısına niye ilaç değil?
Ruhunun bütün nizamı çöktü. Müzisyenin kulağına, eski vecdin yerine, saralı kadın çığlıkları ve Afrikalı vahşi tepinmeleri geliyor. Ressamın gözün, eski ahenkli yüzler yerine, yedi başlı zebaniler ve kemik hastalıkları kliniğinden hilkat galatları görünüyor. Mimar, gökyüzüne bağırsak gibi şeyler çekiyor. Şairin şiiri, daha içini okumadan, uzaktan bakıldığı vakit koca karı ağzı gibi yıkık dökük. Üstünde oturduğumuz eşya, taş devri aletleriyle yontulmuş, işsizlik, ümitsizlik ve bedbinlik teneşirleri.
İnsanlık sıkılıyor.
Zamanın en ince çizgisine dokunan filozof ormanlarda geziyor ve “Angstphilosophie” başlığı altında korku ve sıkıntıyı bestelemeye çalışıyor ve insanlığın beklediği yeni ve büyük metafizikten bahsediyor.
***
Artık anlıyoruz. Allah dünyamızdan çekilmiştir.Bu Allah ilmihal kitaplarındaki Allah değildir. Bu Allah basit ve tabiinin üstünde alem sezen bir “fevkalâde”, bir “merveilleux” telakkisidir. Bu Allah kaz kümeslerine sığmayan üstün ruhun istikbale ve maveraya iştiyakıdır.
Niçin yıllarca güneşe, ateşe, öküze ve ağaca taptık? Ne diye bu adi maddeleri ruhumuzun esrar gömlekleriyle giydirdik? Hep bu dört köşe şeklin dışındaki ruhu, hep bu yaşadığımız günün ilerisindeki anı, hep bu geçiciliğin üstündeki bekayı ifade için.
Dünya ilk defa olarak Allahsızdır. Artık ne “harikulade” telakkisi, ne bir sonsuzluk duygusu, ne de gizlilik idraki, ne de bir istikbal iştiyakı.
Hızını büyük imanlardan alan müsbet bilgilerimiz, lokomotifi bozulmuş vagonlar gibi ilk hızıyla yürüyor ve hep inişlerden istifade ediyor. Yokuş göründü. Vagonlardan çığlıklar geliyor. Nasıl tırmanacağız?
Allah dünyamızdan çekildi. Bu çekiliş, bir insandan cesaretin çekilişi, bir çehreden muhabbetin uçuşu, bir bahçeden baharın gidişi gibi kaba madde üzerinde takibi mümkün bir iş değil.
Ve işte sıkılıyoruz, sıkılıyoruz. Günün en ince çizgisi bu. Rahatsızız. Mahduda sığamıyoruz, hudutsuzu dolduramıyoruz.
Bu hal, her vasfı ihmâl edilen ruhun göze görünmez bir planda, kâinat kadar büyük şahsiyetini teklif edişinden geliyor.
Perişan ruhumuzu düzene sokacak iman! Dâvamız seninle!
Ağaç, N.2, s. 1-2