İbn-i Teymiye Etrafında

Başlatan: NFK-Fan Tarih: 04.02.2006 17:18 Cevap: 105

NF
04.02.2006 17:18
#1

İBN-İ TEYMİYYE

 

Şimdi bütün bu yolu kaybedişlerin, çamura saplanışların, her şeyi beş hasseden ibaret kuru akıl çerçevesine döküşlerin; ona da nasıl inandıkları ayrı bir mesele teşkil etmek üzere "Nas-Kur'ân hükmü" dışında hiç bir şey kabul etmeyişlerin ve Kur'ân'ı kuru akla göründüğü gibi ele alışların baş temsilcisi İbn-i Teymiyye'ye sıra geliyor.

 

Sekizinci Hicrî Asrın bu kuru kafası, kendisinden birkaç asır ilerideki Vehhabîliğe, ondan 1 asır sonra da Mısırlı Muhammed Abduh ve Efganlı Cemaleddin'e (Cemaleddin-i Efganî) uzaktan ve yakından ana zemini kurmuş ve İslâmı yıkılmak üzüre bir bina farzedip onu dışından payandalamak isteyen daha sonraki (reform)culara doğrudan doğruya veya dolayısiyle dayanak olmuştur.

 

Bir âlim, evet... Fakat... Kuru, hedefini şaşkın, sır âleminin vecde düşürücü müşahedesini kaybetmiş ve derinliğine hikmet ufuklarını karanlığa boğmuş bir ilim, hiçbir şey bilmemekten daha kötüdür. îbn-i Teymiyye bu ikinci sınıfın baş örneğidir; ve mesleği, kısaca, şeriati dış çehresiyle ele almak, onu uzunluğuna ve genişliğine ele alırken derinliğinden mahrum ederek hacimden uzaklaştırmak ve satıh haline getirmek ve bu yolda İslama bir nevi maddecilik ve kuru akılcılık getirmeye kalkışmış olmaktır. Yâni İbn-i Teymiyye, şeriati doğrulayıcı akla, onun gördüğünden-ötesini kabul etmemekle, farkında olmaksızın bir nevi selâhiyet ve hâkimiyet tanımış oluyor ki, akla böyle bir selâhiyet ve hakimiyet tanımak, hem aklı, hem imanı anlamamak ve dalâletin en dipsizine düşmek oluyor. Eğer insan "ben Kur'an-ı aklımla tefsir ederim" dese de tefsiri Beyzavî Tefsirinin aynı olsa yine küfürdedir. Aynı akılla Allah'ı inkâr edenler, ters tarafından İbn-i Teymiyye ile aynı daire içinde mahpusturlar. Bu bahis gayet girift ve uzundur ve İbn-i Teymiyye mektebinin bazı ihtilâtları, hattâ son zamanlarda yurdumuzda talebe kaydetmeye kadar giden sirayetleri ve kolayca yerleşme avantajı bakımından ne kadar üzerinde durulsa yeridir. Akla bahşedilen öyle bir kolaylık ve ucuzluk ki, yarım akıllara İlâhî esrara karşı bir nevi horozlanma sevdasını veriyor, İlâhî esrarı çözülmüş şifre kâğıtları halinde sepete attırdığının farkında olmuyor; ve işte bu haliyle günümüzde İslâm Enstitülerine kadar sızmış ve bazı gruplar arasında modalaşmış bulunuyor.

 

Tasavvufu inkâr etmek, Resuller Resulünün ruhâniyet ve bâtınını tanımamaya varır ki, hem de sözde şeriatten yana görünmenin maskesi altında topyekûn ve en hain şekilde küfre ulaşır. Bu gibilerin (diyalektik) tekerlemeleri ise, (Sokrates)in buluşiyle, flüt çalana inanıp da flüte inanmamak derecesinde hayalî bir abes ve hamakat teşkil eder. Anlaşılmaza inanıyor da onun tecellilerindeki sırrîlik ve gizliliğe inanmıyor!!!

 

Koca İmam-ı Gazalî... Aklı akılla tükettikten sonra şöyle der:

 

"- Aklın hudut noktasına vardım ve gördüm ki, onunla erişmek boş hayâl... Peygamberin ruh feyzine yapışmaktan ibaret her şey... Öyle yaptım ve kurtuldum. Peygamberlik tavrı aklın ötesidir."

 

Bunlarsa aklı tüketip ötesine geçenler değil, en iptidaî aklın tükettikleri...

 

"- İbn-i Teymiyeye, dini içinden zedeleyen kâfir..."

 

Bu sözü, ben söylemiyorum; "Altun Silsile"nin 33'üncü halkası, 14'üncü Hicrî ve 20'nci Milâdî Asrın « irşad kutbu » söylüyor.

 

Kocakarıların hayâl aynasındaki mevhum çizgilerle, Allah'ın esrar perdesindeki sonsuzluk nakışları ve tasavvufun sahtesiyle gerçeği arasında ayırd edici meleke, işte İbn-i Teymiyyede mevcut olmayan selim akıl ve mümîn kalbleri ışıldatıcı ilâhî nurdur. Nur yoksunu, o...

 

Kaynak: Türkiye'nin Manzarası

NF
06.08.2006 18:01
#2

Aşağıdaki bölüm Üstadın "Doğru Yolun Sapık Kolları" adlı eserinin ikinci faslından, ortaçağ/yeniçağdaki sapık kolların işlendiği bölümden, alınmıştır.

 

 

"..."

 

İkinci devre, temas ettiğimiz gibi, hezeyan aklından sonra akıl hezeyanı çığrıdır ve İbn-i Teymiyye isimli kişiden başlar.

 

«Hezeyan aklı» tabirinde ağırlık hezeyanda, «akıl hezeyanı»nda ise akılda... Birinde asıl, akıl taslayan hezeyan, öbüründe de hezeyana varan akıl... A-B çizgisi veya B-A hattı... Aynı şey... Fakat küçük bir (nüans-incelik)farkiyle ikincisi çok mühim ve nazik... Zira bu devrenin kapı açanı, günümüze kadar gelen ve günümüzde yeniden uyandırılmak istenen, İslam'a materyalist bakışın son derece tahripçi ve ilerideki ihtilatlariyle gayet tehditçi ilk örneğidir.

 

Hicri 5. ve 6. Asırlarda Hasan Sabbah'a kadar gelen ve sonra bir müddet durdurulan hezeyan aklı,7. Asrın sonunda ve 8. Asrın başında İbn-i Teymiyye eliyle ve dış idrak perdesinde mantıki hissini verici bir şeytaniyet dehasiyle, arada devletini kurmuş ve günümüzün iman iddiasındaki sefil idraklerine kadar nüfuz etmiş olarak sürüp geldi.

 

Ne gariptir ki, bazı muteber İslam ansiklopedilerinde, kıymet hükmü eserlerinde ve çağımızın birtakım karabaş beyaz sarıklılarında ve fetva hokkabazlarında İbn-i Teymiyye, akıl ermez bir itibar merkezi ve ihtiram hedefidir. 7.Asırdan beridir de, büyük bir velinin «dini içinden yıkan kafir» diye andığı bu itikat akrebini ateşle halkalayıcı bir davranış yapılamamış daha doğrusu, onun ilerideki ihtilatlarına karşı bir panzehir tertiplenememiş, bu mevzu küçümsenmiştir.

 

Büyük bir alim olduğu, hele Hadis ilminde parmakla sayılacak İnsanlar içinde bulunduğu bir hakikattir. Fakat İmam-ı Gazali gibi bir hikmet dehasına saldıran ve onu hadis ilminde cahillikle suçlayan bu adam «kitap yüklü merkep» ölçüsünü yüzde yüz canlandırıcı haliyle cehaletin ta kendisidir.

 

«Makul ve menkul (akıl ve nakil yoliyle gelen) ilimler arasında uygunluk» isimli 6 ciltlik eseri etrafında yüzlerce eser sahibi... Kimi felsefeye, kimi bid'atlere, kimi Hıristiyanlık hayal ve masallarına, kelam ilmine, Rafizilere, Şiilere ve Kaderiyyecilere çatan bu eserlerin yalnız başlıklarını okuyanlar, içinde bomba saklı bir çukulata kutusu gibi onu, en tatlı manada bir Sünnet Ehli mütefekkiri sanabilirler... Fakat kutuyu açıhnca bomba patlar ve «Kitab-ül-İman» isimli eserin sahibi bu sapığın, akli metoda hezeyan kusturan ve maverai idraki katleden «suret-i hak» peçeli bir imansız olduğu meydana çıkar.

 

Davası, şu maddelerin çerçevesi içinde hulasa edilebilir: «Kur'an ayniyle, noktası noktasına zahirine göre anlaşılmalı ve ele alınmalıdır. Allah, Kur'anında Arş üstünde istiva ettiğini, zatiyle mekan ifade ettiğini mi bildiriyor, aynen böyledir ve onu şekil ve mekandan tenzih edici hiçbir mecazi idrake sebep yoktur. Allah (benim elim her elin üstündedir!) buyururken bu ifade mecazi değil, aynen vakidir. Bahis mevzuu el de bildiğimiz insan elidir.»

Ve işin en korkunç tarafı şu hükümde:

 

«Allah, ayniyle insan şekil ve suretindedir.»

 

Nitekim bir gün Şam'da zehrini ürettiği demlerde minberden bir iki basamak iner ve şöyle der:

 

- «İşte Allah, benim bu minberden indiğim gibi yere iner! »

 

Serapa küfür belirten bu görüşten sonra talak (boşanma) ve zekat bahsinde şeriate tam zıt nice iddialar... Din ölçülerinin üçüncü temeli «icma-ümmetin toplu hükmü» usulüne aykırılık ve bu aykırılığın caiz olduğu hükmü... Hazret-i Ömer ve Ali'ye hücumlar ve onların güya yanıldıkları noktaları sayıya vurmalar... İmam-ı Gazali ve Muhiddin Arabi'yi küfürle itham etmeye kadar gitmeler.

 

Ve en hassas tehlike noktası ve nasipsizlik ifadesi olarak, tasavvufu, batın temelini, topyekun evliyayı, ruhu, ruhaniyeti inkar etmesi ve onlara yönelmeyi küfür sayması, türbe ve mezarları ziyarete şirk göziyle bakması, hatta Allah Resulünün Kabe'den üstün bilinen mukaddes Ravzasına kadar ruhaniyet yollarını tıkamaya kalkması...

 

Bu adam, apaçıktır ki, dış dünyayı dışların dışından beş hasseden başka hiçbir anlayış ve seziş melekesine sahip değildir ve İlahi idrakten yana kör ve topaldır.

 

İbn-i Teymiyye, aklı çıkmaz sokaklara sürücü ve güya mantık zırhı içinde yürütücü ve topyekün insan ve kainatı kaybettirici nazariyelerinin, kendisinden 4 asır sonra da batı materyalizmasına akraba bir mahiyet kazanmasına ve arınmasını bekleyen İslamı temelinden çürütme istidadının doğmasına vesile olmasaydı ele alınmaya değmezdi. Fakat belirttiğimiz hususiyetleri bakımından, İslamı arınma davasının en büyük düşmanları arasında yer alıyor ve kozasında ölen bir böcek gibi eserlerinin ölü muhafazası içinde bırakılmaya gelmez bir mahiyet arzediyor.

 

Bugünkü Vehhabiliğin, başıboş içtihad davranışlarının, her türlü reformcuların, her türlü ruh ve mana zedeleyicilerinin, doğrudan doğruya, yahut dolayısiyle babası İbn-i Teymiyyedir ve onu «İslam materyalisti» diye yaftalamak yerinde bir teşhistir. Zira o'nun sistemi Allah ve Resulüne inanmanın değil, inanmamanın ve ancak böyle olursa tersinden mantıkı bir tertibe girmesi kaabil bir görüş belirtmektedir ve güneşi kabul edip ışığını kabul etmemek gibi bir akıl hezeyanı içine düştüğü tezat kuyusunu sadece herşeyi inkar etmek suretiyle kapatabilir ve tezadsız bir küfür olarak kalır. Oysa, en büyük tezad içinde küfür... Allaha, yani gaibe inanan, böylece gaibler ve sırlar alemine bel bağlayan bir anlayış nasıl olur da ruhu, ruhaniyeti reddeder, Kur'andan başlayarak herşeyi beş hasse planına bağlar ve Yaratıcıya insanı vasıflar verir?...

 

Bütün bu verdiğimiz bilgiler gerçeğe öylesine uygundur ki. Batı kaynaklı ve Cumhuriyet mamülü bir eser olmasına rağmen sanki Sünnet Ehli diliyle konuşuyormuşçasına, Maarif Vekaletinin yayınladığı «İslam Ansiklopedisi»nde bile kayıtlıdır.

 

İbn-i Teymiyye devri Osmanlı Devletinin kuruluş zamanlarına tesadüf eder. Merkezini kurduğu yer, Mısır... Mısır Sultanının huzurunda bazı din adamlarıyla tartışmalara girişir ve neticede Kahire kalesinde hapse atılır. Bir müddet sonra kurtulur. Mısır'dan çıkar ve aynı yolda devam ettiği için Şam zindanına atılır.

 

İslam alimleri İbn-i Teymiyye mevzuunda değişik fikirlere yer vermiş ve bir kısmı onu rafizilik ve küfürle suçlandırırken bir kısmı da ilmine hayran ve iddialarına taraftarımsı veya sükuti bir tavır takınmışlardır. İbn-i Batuta ve İbn-i Hacer gibi büyükler o'nun sapıklığına inananlar arasındadır. Buna mukabil, birkaç asır sonra gelecek ve en tehlikeli yolu açacak olan Mısırlı Şeyh M. Abduh tarafından kurulan «Mısır Islahat Fırkası» onun eserlerine kucak açmış ve yerinde görüleceği gibi, İslamı asliyetinden inhiraf ettirmekten başka manaya çekilemez reformculuk cereyanının ilk destekçisi saymıştır.

 

Kur'an ve Hadisin zahirine göre itikat ve amel etmek ve bu iki emir kutbunun hakikatine erme yolunda ne «İcma», ne de «Kıyas» gibi hiçbir vasıta tanımamak, maverai her anlayış ve görüşü dibinden kazımak ve böylece başta Kur'an ve Hadis bulunmak üzere topyekün kainatı elden çıkarmak ve ebedi helake yol açmak metodundaki bu adam, birkaç cilt içinde serptiği zehirli tohumların, nihayet bir devlet ve maddecilik dünyasına uygun bir zihniyet ağacı haline gelmesinden başlıca sorumludur.

 

«Arınma Çağında İslam»ın da, içten başlıca bozguncusu olarak tam bir teşrih ve tahlile tabi tutulması gereken habaset merkezi...

GA
06.08.2006 19:36
#3

İnanın tam da bu yazıları arıyordum.O kadar güzel bir tevafuk oldu yani,sağolun.

SE
10.08.2006 06:19
#4

İnanır mısınız bu ve benzerlerinin ismini duyunca kan beynime sıçrıyor.Ben son günlerde onların islama zarar

 

vermek için özel olarak yetiştirilmiş misyoner olduğunu düşünmeye bile başladım.

 

Çünkü günlük hayatımda bu şahısların görüşlerini benimseyenlerle o kadar çok temasım varki onların o at

 

gözlüğü takmiş ,sabit fikirli görüşlerini benden iyi kimse tanıyamaz.Allah resulu böylelerine(daha değişik

 

kelimeler kullamasını bilirdim ama ne bana foruma yakışmaz) tebessümüz bile beni incitir demiştir. Daha

 

ötesi var mı? aman dikkat kardeşlerim onlar heryerde farkettirmeden sizi zehirlemeye hazırdır. Allah

 

muhafaza etsin.(AMİN)

SA
04.09.2006 12:11
#5

Kardeşim Onların Kim olduğu Üzerinde O kadar çok çalıştım ve aralarında bir Tasavvufçu olarak Sırf onları tanımak için girdim ve uğraştım ,

 

Bu Cemaatlerin Günümüzde ki dağınık halde ki adları:

a)Vahhabiler

b)Selefiler

c)Ensarlar

d)[Tarikat-i Muhammedi] adı altında da tanıtabilirler bu bir yalandır.

 

1.Bu insanlar Ehli Sünnet Vel Cemaatiz derler.

2.Hiç bir Mezhebe inanmaz ve kabul etmezler.

3.İslamı ve hadisleri kendi yorumlarınca ve İbn-i Teymiyye'yi Örnek alarak açıklarlar.

4.Tasavvuf Onların gözünde bir sapıklık ve bir Bid'attir.

5.[4.Büyük İmam'ın itikadını kabul etmezler.]

6.Mücizeye Dolaylı yoldan inanırlar.

7.Keramete asla inanmaz ve bu konuda alaylı bir tavır alırlar.

8.Kabirlerin üzerine Fatiha-i Şerif okumak onlara göre Bid'attir.

 

 

 

Ayrıca bu Vahhabi be Teymiyyeci Grupların Geniş anlamda açıklama yaptıkları Resmi Web site adresleri :

 

www.tasavvufason.com adresinden bu Fikir ve düşüncelerini apaçık açıklıyorlar.

CE
16.03.2008 20:54
#6
Kardeşim Onların Kim olduğu Üzerinde O kadar çok çalıştım ve aralarında bir Tasavvufçu olarak Sırf onları tanımak için girdim ve uğraştım ,

 

Bu Cemaatlerin Günümüzde ki dağınık halde ki adları:

a)Vahhabiler

b)Selefiler

c)Ensarlar

d)[Tarikat-i Muhammedi] adı altında da tanıtabilirler bu bir yalandır.

 

1.Bu insanlar Ehli Sünnet Vel Cemaatiz derler.

2.Hiç bir Mezhebe inanmaz ve kabul etmezler.

3.İslamı ve hadisleri kendi yorumlarınca ve İbn-i Teymiyye'yi Örnek alarak açıklarlar.

4.Tasavvuf Onların gözünde bir sapıklık ve bir Bid'attir.

5.[4.Büyük İmam'ın itikadını kabul etmezler.]

6.Mücizeye Dolaylı yoldan inanırlar.

7.Keramete asla inanmaz ve bu konuda alaylı bir tavır alırlar.

8.Kabirlerin üzerine Fatiha-i Şerif okumak onlara göre Bid'attir.

 

 

 

Ayrıca bu Vahhabi be Teymiyyeci Grupların Geniş anlamda açıklama yaptıkları Resmi Web site adresleri :

 

www.tasavvufason.com adresinden bu Fikir ve düşüncelerini apaçık açıklıyorlar.

CI
23.03.2008 15:00
#7

MEVDUDİ

 

Sapıklık misallerini bir laboratuar katiyetiyle gözönüne serdiğimiz Hamîdullah isimli, "bâîdullah" denilmeye lâyık mütefekkir taslağından sonra, ondan biraz daha hafif, fakat dalâlette yine çok ağır, Mevdûdî geliyor. "İslâmda İhya Hareketleri" adlı eserinde bu adam, dar ve kuru aklı biricik metot olarak kullanıyor, bu metodun baş temsilcisi ibn-i Teymiyeye'yi göklere çıkarıyor, İmam-ı Rabbânî Hazretleri gibi beyninin her zerresi güneş, bir iç ve dış kahramanını yalnız dış cephesiyle ele alıp içini görmemezlikten geliyor, İmam-ı Gazali Hazretlerini güya "müceddid - yenileyici" tanıdıktan sonra onda birtakım zaaflar buluyor ve bu zaafları üç noktada topluyor: Hadîs ilminde eksikliği, (rasyonel - aklî) ilim tesirinde kalışı ve tasavvufa kapılışı... Böylece tasavufu, yâni Kâinat Efendisinin bâtın nurunu inkâr etmiş ve hakikatte kendi metodu olan kara aklı İmam-ı Gazalî'ye mal etmek ve yermekle tezatların en gülüncüne düşmüş bulunuyor. Hadiste zaif' demesi de, akılla aklı yenen büyük kahramanın iç kanal mevzuunda gösterdiği hadislere muhalefetinden doğuyor. (S. 64, 65, 67 ve 70, 77) Tasavvufu karikatörülerinden ayıramayarak tam inkâr ve kendisini zımnen Mehdî kabul edişi de eserinin sonunda (S. 123, 124, 125, 126, 127, 128).

 

Bende el yazısı mevcut bir şehadete göre de, bizzat bu şahidin "mezhebiniz nedir?" sualine "mezhebim yok!" cevabını veren sapık...

HA
17.08.2008 20:31
#8

elbette her insanın doğruları ve yanlışları vardır... peygamberlerin dışında kimse masum değil. doğruları alıp yanlışları bırakmak gerek. peygamberin ise her dediği alınır terkedilmez, zira o masumdur.

 

ibn teymiyye'ye gelince pek çok ehl-i sünent alimi onu övmüştür. sıklıkla yapılan tesbit “büyük müctehid, müyük mücahid, büyük müceddid” ifadesidir.

 

Günümüzün saygıdeğer ehl-i sünnet alimlerinden şeriat ve tarikat ehli muhammed salih ekinci hocaefendi ibn teymiyye için “büyük adam” ifadesini kullandıktan sonra yukardaki tesbitleri yapmaktadır…

 

Zira ibn teymiyye ilk nesillerin –selefin- inancının sonrakilere aktarılmasında ciddi emek sarfetmiştir ki ulema da bunu hiçbir zaman gözardı etmemiştir.

EH
17.08.2008 22:11
#9

bu ne ya! Üstadın teymiye zındığı hakkında yazıklarını okumadın mı? Nasıl ona büyük müceddid diyorlar diyebilirsin? İbn-i Teymiyyenin Mürtedliğine fetva verilmiştir, nice büyük evliyayı tekfir ettiğinden ve Allah-u Tealaya yok Arşta yok bilmemne diyip onu cisimleştirdiğinden mürted olmuştur.

AD
18.08.2008 03:33
#10

 

ibn teymiyye'ye gelince pek çok ehl-i sünent alimi onu övmüştür. sıklıkla yapılan tesbit “büyük müctehid, müyük mücahid, büyük müceddid” ifadesidir.

 

Hattab kardeşim.

Ya sen müceddid ve müctehid'in anlamını bilmiyorsun ya da bu iki kelimenin kelime manaları, haberimiz yok iken değiştirildi.

 

Bence sen müteceddid demek istedin...

TR
18.08.2008 16:26
#11
ibn teymiyye'ye gelince pek çok ehl-i sünent alimi onu övmüştür. sıklıkla yapılan tesbit “büyük müctehid, müyük mücahid, büyük müceddid” ifadesidir.

Hadi diğerlerini abartıp yakında bana bile demelerinden endişe ediyorum da, şu büyük müceddid ifadesini görende haşa huzurdan 'oha' diyeceğim geldi azizan. Yok bi de peygamber deselerdi bari şu sapığa töbe töbe. Hangi adı şaibeli alim veya ismi duyulmamış materyalist ehl-i sünnet imamıymış ki onu diyen acep? He o adını yazdığınız saygın mı? :shiny: Kim, hangi arada saymış ki onu? Teymiye'nin görüşlerini aktardığı ilk nesil kim bu arada? Koyu zahiri abimiz, sataşmak için yapmış olmasın?

BA
18.08.2008 16:42
#12
Hadi diğerlerini abartıp yakında bana bile demelerinden endişe ediyorum da, şu büyük müceddid ifadesini görende haşa huzurdan 'oha' diyeceğim geldi azizan. Yok bi de peygamber deselerdi bari şu sapığa töbe töbe. Hangi adı şaibeli alim veya ismi duyulmamış materyalist ehl-i sünnet imamıymış ki onu diyen acep? He o adını yazdığınız saygın mı? :shiny: Kim, hangi arada saymış ki onu? Teymiye'nin görüşlerini aktardığı ilk nesil kim bu arada? Koyu zahiri abimiz, sataşmak için yapmış olmasın?

 

ARKADAŞIN AMACI SATAŞMAK GALİBA

ZU
18.08.2008 16:51
#13
ARKADAŞIN AMACI SATAŞMAK GALİBA

 

Teymiyye gibi bir zındığı müceddid, müçtehid, mücahid gibi sıfatlarla birlikte anan kişilere tepki vermek ne zamandır sataşma olarak anılmaya başladı baki kardeş. Sen önce meselenin idrakine var, sonra gel mesaj yaz.

 

Madem trradomir sataşma amacını güdüyor, onla aynı minvalde mesaj yazan arkadaşlara neden ses çıkarmadın. Senin amacın nedir sahi???

 

 

 

***

Bu arada, eğer alıntı yaptıgınız kişi ile aynı paralelde düşündüğünüzü belirtmek için, yani hattab adlı üyenin ortalığı velveleye vermek gibi bir gayesinin oldugunu söylemek için yazdıysanız mesajınızı, yukarıda söylediklerimi geri alıyorum fakat siz de bu türden yanlış anlaşılmaya müsait mesajlar yazmayıverin bir zahmet.

HA
18.08.2008 17:19
#14
elbette her insanın doğruları ve yanlışları vardır... peygamberlerin dışında kimse masum değil. doğruları alıp yanlışları bırakmak gerek. peygamberin ise her dediği alınır terkedilmez, zira o masumdur.

 

ibn teymiyye'ye gelince pek çok ehl-i sünent alimi onu övmüştür. sıklıkla yapılan tesbit “büyük müctehid, müyük mücahid, büyük müceddid” ifadesidir.

 

Günümüzün saygıdeğer ehl-i sünnet alimlerinden şeriat ve tarikat ehli muhammed salih ekinci hocaefendi ibn teymiyye için “büyük adam” ifadesini kullandıktan sonra yukardaki tesbitleri yapmaktadır…

 

Zira ibn teymiyye ilk nesillerin –selefin- inancının sonrakilere aktarılmasında ciddi emek sarfetmiştir ki ulema da bunu hiçbir zaman gözardı etmemiştir.

 

 

Teymiyye gibi birini 'büyük müçtehid, büyük müceddid, büyük bilmem ne' diye ilan eden o 'pek çok alimden', çok değil üç tanesinin ismini yazarsanız sevinirim.

EH
18.08.2008 17:34
#15

Ya kardeşler eğer gerçekten bir Üstad hayranı olsaydı bunu yazan kişi Üstadın tepedeki yazısına rağmen bunları yazmazdı, selefi-cihatçı sitelerden buraya karışıklık çıkarmak için geliyorlar, anlayın bu zevatları....

VA
18.08.2008 18:12
#16

Hattab sitemizin muhtelif yerlerinde Afgani ve Abduh'u övmüş, Selefilere muhalefet eden bir yazıya menfi görüş bildirmiş, nihayet burda Temiyye'ye sahip çıkmış. Temiyye'yi öven hiçbir İslâm âlimine rastlamadım, yoktur da. Hattab, Temiyye'yi öven bir tane İslâm âlimi göstersin bizde mütemadiyyen susalım. Temiyye, kafirdir.

 

İbni Teymiye

 

Sual: Vehhabilerin [selefilerin] Şeyh-ül-İslam bilip yolundan gittikleri İbni Teymiye kimdir, âlimlerimiz onun hakkında ne demiştir?

CEVAP

Hanbeli fıkıh ve hadis âlimi iken mezhepsiz oldu. Ehl-i sünnete uymayan yazılarından dolayı Mısır’da iki defa hapsedildi. 1263 senesinde Harran’da doğup, 1328 de Şam’da kalede hapiste iken vefat etti.

 

İbni Teymiye, Ehl-i sünnet âlimlerinin büyüklüğünü anlamamış, tasavvufu inkâr etmiş, Ehl-i sünnetten ayrılmıştır. Kitapları, kendilerine Selefiyyeci diyen mezhepsizlere kaynak olmaktadır. Mezhepsizler, onu övmekte, İslam müceddidlerinin piri demektedirler. İbni Teymiye’nin şaki ve dalalette olduğu Seyf-ül-Cebbar ve farisi Tâlim-üs-sübyanda da yazılıdır.

 

Camiul-ezherdeki hanefi âlimlerinden Muhammed Bahitin (Tathir-ül-füad min-denisil itikad) kitabı, (Et-tevessüli bin-Nebi ve bis-Salihin), (Şevahid-ül-hak), (Cevahir-ül-bihar), (Seyf-ül-Cebbar) ve (Tâlim-üs-sübyan) kitapları, İbni Teymiye’nin dalalete düştüğünü vesikalarla ispat etmektedir.

 

İbni Battuta, ibni Hacer-i Mekki, imam-ı Sübki, kendi oğlu Abdulvehhab, izzeddin bin Cema'a, Ebu Hayyan Zahiri, Zahid-ül Kevseri, Yusuf-i Nebhani, imam-ı Şarani, Ahmed bin Seyyid Zeyni Dahlan, Şeyh-ül-İslam Mustafa Sabri Efendi gibi nice âlimler İbni Teymiye’ye reddiyeler yazmışlar, dalalet ve küfürlerini açıklamışlardır. Üstad Necip Fazıl da, (14. asrın irşad kutbu seyyid Abdülhakim Arvasi, “İbni Teymiye dini içinden zedeleyen mülhiddir” buyurdu) diyor. (Türkiye’nin Manzarası)

 

Dal ve mudil olduğu, Savi tefsiri 107. sayfasında da yazılıdır.

 

İslam âlimleri buyuruyor ki:

(Allahü teâlânın, sapıtmasına ilmini sebep ettiği kimsedir.) [İbni Hacer-i Mekki - Fetava-yı hadisiyye]

 

(İbni Teymiye öyle bir kimsedir ki, bozuk sözlerine ve çürük vesikalarına, büyük âlimler cevap vermişler ve düşüncelerinin çirkinliğini ortaya koymuşlardır. [Şam, Mısır ve Kudüs’de kadılık yapmış olan şafii fıkıh ve hadis âlimlerinden Muhammed] İzzibni Cemaa, onun için, Allahü teâlânın dalalete sürüklediği, azdırdığı ve zillet gömleği giydirdiği kimsedir. İslam âlimlerine ve bilhassa Hulefa-i raşidine karşı ahmakça itirazlarda bulunmuştur demiştir.) [İbni Hacer-i Mekki - El-cevher-ül-munzam]

 

(İbni Teymiye’nin sözlerinin kıymeti yoktur. O, dalalettedir ve Müslümanları dalalete sürüklemektedir. Müslümanların icmasından ayrılmış, bid’at yolunu tutmuştur. İslam âlimleri, onun dalalette [sapık] olduğunu, sözbirliği ile bildirdi. Kutbüd-Berdiri, Şerhi Muhtasarda, bunu uzun yazmaktadır.) [Tahir Muhammed Süleyman - Zahiretül-fıkhil-kübra]

 

(Kitab-ül Arş onun en çirkin kitaplarındandır. Ona Şeyh-ül-İslam diyenin kâfir olacağını söyleyen âlimler vardır.) [İmam-ı Sübki] (Nebras haşiyesinde bildiriliyor.)

 

(İbni Teymiye’ye uyanın malı ve canı helaldir.) [Miratül-cenan, Nebras haşiyesi]

 

İbni Teymiye, Kitab-ül Arş isimli eserinde, “Allah Arş'ın üzerinde oturur, kendisi ile beraber oturması için Resulullaha da yer bırakır” diyor. Essırat-ul-müstekim kitabında da, ibni Abbas gibi büyük sahabilere kâfir demiştir. (Keşfüzzunun)

 

El-ubudiyyet kitabında ise, Allahü teâlânın ismini zikretmenin bid’at ve dalalet olduğunu bildirmekte ve tasavvuf âlimlerine çirkin iftiralar yapmaktadır.

 

(Arş kadimdir) diyor. (Akaid-i Adudiyye şerhi)

 

(Şam camiinin minberinden inerken “Allah gökten yere, benim indiğim gibi iner” dedi.) [İbni Battuta -Tuhfetünnüzzar tarihi]

 

Abduh’un yetiştirdiklerinden olup, onun yolunda giden Abdürrazık paşa bile diyor ki:

(Vehhabilik, bir bakımdan ibni Teymiye’ye bağlı olduğu gibi, son asrın müceddidi denilen Abduh’daki dinde reform fikirleri de, ibni Teymiye’ye bağlıdır.)

 

(Kaza namazı kılmak lazım değildir) derdi. Halbuki dört mezhepte de farzdır.

 

Cehennem azabı sonsuz olmadığını söylerdi. Kâfirlerin Cehennemde sonsuz kalacaklarına dair bir çok âyet-i kerime vardır. (Bekara 81, Ahzab 65, Fussilet 28, Zuhruf 74)

 

(Ömer çok yanılmıştır) diyerek, imam-ı Ahmed’in bildirdiği (Allahü teâlâ, doğru sözü, Ömer’in dili üzerine koymuştur. [O hiç yanılmaz]) hadis-i şerifine karşı gelmiştir. Eshab-ı kiramın çoğu, ictihad ile anlaşılacak işlerde yanılmış olsa da, onların yanılmaları, ictihadi mesele idi. İctihadda müctehidin yanıldığı bilinemez. Çünkü ictihad ictihad ile nakzedilmez. Bunun için, müctehid olan o büyükler tenkit edilemez. Dört mezhebin ictihadları farklı olduğu halde, benimki doğru diyerek biri ötekini tenkit etmemiştir.

 

Sadreddin-i Konevi, İbni Arabi hazretleri gibi tasavvuf büyüklerine de saldırmıştır. “Gazali’nin kitapları uydurma hadis ile dolu” derdi. (Hadika)

 

İmam-ı Şarani hazretleri buyuruyor ki:

(İbni Teymiye, tasavvufu inkâr eder, evliyaya, ariflere dil uzatırdı. Kitaplarını okumaktan, yırtıcı hayvandan kaçar gibi kaçmalıdır.) [Tabakat-ül-kübra]

 

İmam-ı Süyuti hazretleri buyuruyor ki:

(İbni Teymiye kibirliydi. Kendini beğenirdi. Herkesten üstün görünmek, karşısındakini küçümsemek, büyüklerle alay etmek âdeti idi.) [Kam-ul Muarıd]

 

Muhammed Ali Bey; Hitat-uş-Şam kitabında diyor ki:

(İbni Teymiye’nin hedefi, Luther adındaki papazın hedefine benzer. Fakat, Hıristiyanlığın reformcusu muvaffak oldu. İslamınki olamadı.)

 

İbni Hacer-i Askalani hazretleri buyuruyor ki:

(İbni Teymiye; “Kabri Nebeviyi ziyaret için sefere çıkmak haramdır. [Hazret-i] Ali iman ettiği zaman çocuk olduğu için Müslümanlığı sahih olmadı. [Hazret-i] Osman malı çok severdi” diyerek eshab-ı kiramın büyüklerine dil uzattı.) [Ed-Dürer-ül-Kamine]

 

İbni Hacer-i Mekki hazretleri buyuruyor ki:

(İbni Teymiye, Peygamberlerin masumiyetini (günahtan korunmuş olduklarını) reddetmiştir. Halbuki, masumiyet Peygamberlerin sıfatlarındandır.

Başta Peygamber efendimizin kabri şerifleri olmak üzere eshab-ı kiramın, velilerin, âlimlerin ve salih Müslümanların kabirlerinin ziyaret edilmesine karşı çıkmış, bunları şefaate vesile kılmayı da haram saymıştır.) [Fetava-i Hadisiyye]

 

Sual: Selefilerin vazgeçilmez üç prensibi varmış, bunlara uymayan Allah’ın gönderdiği din ile amel etmezmiş. Bu hususta açıklama yapar mısınız?

CEVAP

İbni Teymiye, Furkan isimli kitabında dini üç kısma ayırmaktadır. Selefilere göre bu üç prensip vazgeçilmez esaslardır. İslamiyet ancak bu üç kaide gereğince, aslına uygun olarak bilinebilirmiş. Yoksa İslam pınarını, etraftan karışmış bulanık sulardan yani mezhep imamlarının ictihadlarından arındırmak mümkün değilmiş. Çünkü fıkıhçılar, kelamcılar ve tasavvuf ehli, dinin aslına ilaveler yapmışlar, bu bakımdan din çok genişletilmiş ve içinden çıkılmaz bir hâl almışmış. Dine yapılan bu ilaveleri çıkarmak gerekirmiş.

Selefilerin sımsıkı bağlandıkları üç prensip şöyle:

1- Münezzel din: Kur’an-ı Kerimden ve sahih kabul ettiği hadis-i şeriflerden kendi anladıkları.

2- Müevvel din: Mezhep imamlarının Kitap ve sünnetten çıkardıkları hükümler.

3- Mübeddel din: Geçmiş dinlerin hükümleri ve uydurma saydığı hadis-i şerifler.

 

İbni Teymiye’ye göre, Münezzel dine uymak bütün müslümanlara farzdır. Çünkü Allahü teâlâ bir müctehidin Kitap ve Sünnetten neyi anladığını bir başka mükellefe sormaz. Hatta onu mükellef de tutmaz. Herkesi Kitap ve Sünneti anladığı ölçüde sorumlu tutar. Bu bakımdan herkes, Münezzel din ile amel etmelidir.

 

Müevvel dine, tevil edilmiş olana, ictihaddan aciz olan mukallitlere caizdir. Ama müctehid olanlara bu caiz değildir.

 

İbni Teymiye’nin selefiye yolunu savunan bütün mezhepsizler, kendilerini birer müctehid zannettikleri için, mezhep hükümleri onlar için muteber değildir, Kitap ve Sünnetten anladıklarına tâbi olurlar. Kendilerine selefiyiz diyen bugünkü mezhepsizler, kraldan çok kralcı olup, İbni Teymiye mukallit halk için müevvel din ile [mezhep imamlarının hükümleriyle] amel etmeyi caiz görürken, onlar cahillerin de, mezhep hükümleriyle amel etmesini caiz görmezler, herkesi Kitap ve Sünnete el atmaya iterler.

 

İbni Teymiye’nin Mübeddel din diyerek eski dinleri bir kalemde silip atması caiz olmaz. Çünkü geçmiş dinlerin iman yani inanılacak hususları (yani amentüdeki esaslar, insanlar tarafından bozulmadan önce) bütün dinlerde aynı idi. İslamiyet bozulan bu hususların doğrusunu bildirmiş, amele ait hükümlerin de, hepsini değil bazılarını nesh etmiştir.

 

Uydurma hadislerle amel edilen bir din yoktur. Uydurma hadis meselesi de ayrı bir konudur. Bir müctehidin usulüne göre, uydurma sayılan bir hadis, başka bir müctehidlerin usulüne göre sahih olabilir. İbni Teymiye, aklının almadığı hadis-i şeriflere hemen uydurma damgasını basmıştır. Fıkıh, kelam ve tasavvufun ortaya koyduğu hükümleri, usulleri, uydurma hadislerden çıkarıldığı havasını uyandırmak istemiştir. Onun bu mugalatasına İslam âlimleri gerekli cevaplar vermiştir.

 

Mezhepsizler, imamları olan İbni Teymiye’nin görüşlerine uyar ve onun usulüne uyup Kitap ve Sünnetten ahkam çıkarmaya çalışırlar. Bunu da gayet normal sayarlar ve buna münezzel din derler.

 

Biz de mezhep imamımız olan imam-ı a'zam hazretlerinin hükümleriyle amel edince, onun usullerine uyunca, Allah’ın gönderdiği din ile değil, mezhep imamlarının çıkardığı din ile amel ettiğimizi söylerler.

 

İbni Teymiye’ye uyup Kitap ve Sünnete el ve dil uzatan mezhepsizler, bizim de imam-ı a'zama uymamıza ne hakla karşı çıkarlar ki?

HA
19.08.2008 01:22
#17

ahbe vakıfahmetim olayı zaten iki cümle ile özetleyip, tek cümle ile noktaladıktan sonra verdiğin uğraşa ve emeğe üzüldüm yani. bu tipteki modellere bizim bu söylediklerimizin uymuycağını artı, hiçbişekilde yazılanları anlamıycaklarını hepimizin bilmesi gerekiyor!..... he belki bizdede kabahat vardır . nedir oda, güzelim bahçemize taa aylar evvel bir şekilde bırakılan zehirli nebatı hala bahçemizin bir köşesinde barındırmaktır.

ib.. teymiyeden sonra bide ib.. mevdudimiz var aynı zumreden yarın bununda bir hastası gelir. bide onlarla uğraşmak zorunda kalırız.

herkes bilsinki , bizim kırmızı arabamız yok. biz deli doktoruda değiliz!

MU
26.11.2008 15:33
#18

Vahhabi ve Selefi adıyla ortaya çıkan ehli bidatın akıl hocası : İBNİ TEYMİYYE

 

İsmi Ahmed bin Muhammed bin Teymiyye’dir. İbn-i Teymiyye diye meşhur olmuştur. 661 (miladi 1263) senesinde Şam civârındaki Harrân’da doğdu. Önceleri Hanbelî fıkıh ve hadis âlimiydi. Doğru yanlış bir sürü kitap yazdı. En faydalı icraatı Şiîlere ve eski Yunan filozoflarına karşı yazdığı kuvvetli reddiyeler.

Diğer yandan talâk (boşama) ve Resûlullah’ın kabrini ziyâret husûslarında ve aşağıda belirtilen birçok meselede dört mezhebe de uymayan fetvâlar verdiği ve fetvâsında ısrâr ettiği için, Şam Kalesine hapsedildi. Sonra affedilip serbest bırakıldı. Uslanmayıp bozuk fikirlerini ve sapık inanışını yaymaya sürdürüp yanlış fetvâlar vermeye devâm ettiği için yeniden Şam Kalesinde alıkonuldu. Burada kendisine bir oda verilerek insanlardan tecrid edildi. 1328 senesinde hesap yurduna intikal etti.

 

İbn-i Teymiyye’nin bozuk fikirlerinden bâzılarını yüksek İslam ulemasından İbn-i Hacer-i Mekkî, Fetâvâ-i Hadîsiyye kitâbında şöyle bildirir.

 

1. Allahü teâlâya; oturmak, kalkmak, yürümek, inmek, çıkmak gibi insanlara mahsus sıfatlar isnad ederek onu kullara benzetme dalaletine kaymıştır. Hâlbuki; Allahü teâlâ, hiçbir bakımdan insanlara(ve diğer mahlûklara) benzemez, zamandan ve mekândan münezzehtir, uzaktır. Sübhanallahi amma yasifuun.

 

2. Peygamberlerin mâsumiyyetini (günahtan korunmuş olduklarını) inkar etmiştir. Hâlbuki, mâsum olmak peygamberlerin ayrılmaz sıfatlarındandır. Dinin bize sağlam olarak aktarılması onların masumiyetiyle alakalıdır.

 

3. Cehennem’in ebedî olmadığını ve kâfirlerin Cehennem’de ebedî kalmayacağını söyleyerek çok ciddi bir itikadi sapıklığa düşmüştür. Hâlbuki Cehennem’in ebedî olduğunu ve kâfirlerin burada ebedî kalacağını Kur’ân-ı kerîm kesin haber vermekte ve Bütün islam alemi ittifak halindedir.

 

4. Muhyiddîn-i Arabî, Sadreddîn Konevî gibi bâzı tasavvuf büyüklerine küfür suçu atmış, tasavvufu reddetmiştir. Hâlbuki tasavvuf, Peygamber efendimiz zamânından beri vardı ve tasavvuf büyüklerine hiçbir Ehl-i sünnet âlimi dil uzatmadı.

 

5. Başta Peygamber efendimizin kabr-i şerîfleri olmak üzere Ashâb-ı kirâmın, velîlerin, âlimlerin ve sâlih Müslümanların kabirlerinin ziyâret edilmesine karşı çıkmış, bunları şefâate vesîle kılmayı da harâm saymıştır.

 

İbn-i Teymiyye bunlar gibi birçok meseleye dâir yanlış ve çirkin sözlerinden dolayı Ehl-i sünnet âlimleri tarafından şiddetli bir şekilde reddedilmiştir. Şifâ-üs-Sikâm fî Ziyâreti-Hayril-Enâm, Şevâhid-ül-Hak, El-Fetâvâ-el-Hadîsiyye, Er-Reddü li-İbn-i Teymiyye, Hidâyet-ül-Hâlik gibi kitaplar onun sapık fikirlerini reddetmek için yazılan kitaplardan bâzılarıdır.

 

İbn-i Teymiyye’nin şöhreti; din ilimlerindeki büyüklüğünden değil, kendisinden sonra ortaya çıkıp, mezhepsizlik fikrini yaymaya çalışanlar ile, kendi kısa akıllarına göre dinde değişiklik yapmak isteyenlerin sapıklıklarına kaynak olması sebebiyledir.

Kendilerine Selefî adını veren mezhepsizlerle, Mısır’da yetişen dinde reformcular ve Vahhâbîler, tuttukları bozuk yoldaki fikirlerine delil olarak yalnız İbn-i Teymiyye ve talebelerinin ileri sürdüğü yanlış görüşleri göstermekte ve ona dayanmaktadırlar. Onun sapık fikirlerini savunanlar, İbn-i Teymiyye’nin kitaplarını, bilhassa Kur’ân-ı kerîme, hadîs-i şerîflere ve icmâ-i ümmete uymayan fikirlerle dolu olan Vâsıta kitabını bastırıp dağıtıyorlar.

 

Sonuç olarak İbn-i teymiyye konusundan çıkaracağımız ders, bir insan ne kadar bilgi yüklü olursa olsun Allah-ü teala hidayet etmedikçe doğru yoldan ayrılabileceği gerçeğidir. Bunun için rabbimize çokça yalvarmalı, doğru yol olan ehl-i sünnet vel-cemaat yolunda bizi sabit kılması için dua etmeliyiz…

 

Dua: Allahım hakkı bize hak göster hakka tabi olmayı nasib et, ve batılı bize batıl göster ve kaçınmayı nasib et. amin

 

 

*Kaynak

EH
02.02.2009 21:03
#19

Bu kuru kafa İbn Teymiye kendi kaynaklarındada belirtildiği üzere kaç kez hapisten tevbe ettim diyerek çıkmış sonra bir daha bozuk itikadından hapse alınıp yine tevbe ettim diyerek çıkmış en son birinde eceli gelip daha tevbe(!) edip bir kez daha çıkamadan geberip gitmiştir.Ama bakıyoruz aynı Asıra, Halepte biraz uzağında Seyyid İmadeddin Nesimi napmıştır?Hakk mendedir! demiş tevbe et, naralarına yine o Azeri türkçesiyle Hakk Mendedir! şeklinde cevap vermiş, bunun üzerine Halep müftüsü bu öyle bir zındıktırki katl-i vacibdir, derisinin yüzülmesi ve ibret için eline verilmesi gerektir, kanı necislerin en kötüsüdür, bir yere sıçrasa o yeri yakmak bir tene sıçrasa o teni kesmek gerektir! şeklinde fetva vermiştir.Bunun üzerine bu fetvadaki şeyi bu zata uygulamışlar, benzi sararıken sende Hakk olsaydı sararır mıydın? sualine güneş dahi batarken sararır şeklinde cevap vermiştir, kanı orada teftişteki müftünün parmağına sıçramış müftüye şuanki türkçeye çevirirsek biz derimizi veririzde sen bir parmağını vermezsin ey Zahid! şeklindeki beyti söylemiştir.Derisi yüzüldükten sonra eline verilmiştir ama o birden elinde derisiyle Halep'in kapısına yürümeye başlamış soranlara elindekini Hacca gidiyorum buda ihramım şeklinde cevap vermiştir, rivayetlere göre Halep'in tüm kapılarından aynı anda çıkıp sır olmuştur, artık bu rivayet dogru mu değil mi bilemeyeceğiz.Şimdi ey belkide bundan 700 sene önce yaşamış başları tıraşlı üstleri hayvan postlu belleri teberli nacaklı, kolları keşküllü kimisinin savaş esnasında korkutma maksatlı bıyıkları uzun derviş gazilerin torunları!Sizce hangisinin yolu doğru idi?

ES
16.02.2009 11:33
#20

Gerzekligin luzumu yok, Ustad iyi soylemis. Simdi biz, yediyuz yillik, ehli sunnet itikadinda olan ecdadimiz Osmanlinin yoludan sapipda, bir sapigin sozunemi uyalim?

SA
22.06.2009 16:29
#21

Üstad'dan alıntıları okumak iyi oldu, beynimi meşgul ediyordu bu mevzuu...

HI
09.08.2009 15:17
#22

imam ibn teymiyenin (rahimehullah) kitablarından istifade ederek ''cihadi'' ve TEVHİDİ bir imanı elde ettim inşallah.

necip fazılı defalarca okudum.

kendisi için , NİYETİ İYİ AMA İSLAMİ MEVZULARDA CAHİL tabirinin yerinde olduğunu düşünüyorum.

acaba burada İmam İbn Teymiyeyi (ra.) eleştirenlerin kaçı onu okumuştur?

bütün yazıları NAKİLLERE dayandığı halde bu büyük şahsiyete bu tahaccumun nedeni nedir ?

ben öyle sanıyorum ki,

CİHAD ve TEVHİD fikrinden korkan huffaşların RUVEYBİDA lıklarından başka bir şey değildir bu saldırılar.

İlim ehli kişilerden bir çoğu bu zatı tenkit bile etmezler.

şimdi buraya alıntı yapar ve boğardım burayı... sanmayın ki söylenecek sözümüz verilecek cevabımız yoktur.

büyük bir MÜCTEHİDİN aleyhinde böyle KURU laf ebeliğiyle hucum etmek MÜSLÜMANA YAKIŞMAZ.

LÜTFEN GİDİN BU ZATI ESERLERİNDEN OKUYUN.

KORKMAYIN!

ME
09.08.2009 16:09
#23

Vah kardeşim vah. Ayağın kaymış senin. Allah, ehli sünnet yolunu nasip eylesin..

Zaten bu sapıkları sevenlerin Üstada dair yönelteceği ilk itham bu oluyor, islami mevzularda cahildi. Pöh. Onları övseydi cahil olmayacaktı, değil mi?

 

14. asrın müceddidi, Hak aşıklarının melcei, zahir ve batın ilmlerinin hazinesi, Evliyanın bürhanı, ariflerin sultanı, muhakkıklerin imamı, abidlerin seçilmişi, rasihinin önderi, müslümanların gözbebeği, tasavvufun mütehassısı, Resulallahın mirascısı, yazıları sened, vaazları hikmet ve Üstadın da Üstadı olan seyyid Abdulhakim Arvasi hazretleri bu başlığın ilk mesajında da yazdığı üzre, Teymiye hakkında buyurmuşlardır ki:

"İbn-i Teymiyeye, dini içinden zedeleyen kâfir."

Şimdi siz bu mübarek zâta da mı (hâşâ) islami mevzularda cahil diyeceksiniz?

İbn Teymiyeyi eleştirenlerin kaçı onu okumuştur, demişsin. Ben okudum, kitabında açıkça gördüm sapıklğını ve kafirliğini. Yüce Allaha insan şekli isnat ettiğini direk kitabından okudum. Okumasaydım da zaten sapıklığını ve kafirliğini kıymetli alimlerin bildirdiklerinden biliyordum, kütüphanede karşıma çıkınca bir okuyayım da okudun mu da eleştiriyorsun diyenlere okudum da eleştiriyorum demek için okudum. Sapık adamın eserlerinden korkan yok kardeş. Sapıkla zaman kaybetmek istemiyoruz. Yüzyıllardır islam alimleri bu sapık kafirin her türlü noktasını didik didik etmişler, sapıklığını ve kafirliğini görmek için illaki kitaplarına vakit harcamaya lüzum yok, zira insan ömrü kısa, bu dünyadaki ömrü sınırlı, kıymetli kitaplarla vakti kıymetlendirmek elzem. Ne diyelim, Allah ıslah eylesin seni.

MI
09.08.2009 16:10
#24

Bu ne ya? Damdan düşer gibi İbn-i Teymiyye başlığına döşenmişsin himyata. Hani dönüşün muhteşem oldu diyeceğim de diyemiyorum, dedirtmiyorsun daha doğrusu. Seni önceden bi kaç başlığa yazdığın nevi şahsına münhasır yorumlarından tanıyorum. Fakat bu son çıkışın hayretlere gark etti beni.

 

Teymiyye'yi okuyup tam bi selefi ağzıyla 'cihadi ve tevhidi' bi iman elde ettiğini söylemişsin. Tam belli oluyor Teymiyye okuduğun haa.. Hemen yapıştırmışsın tevhid ve cihad kelimelerini... Selefilerde moda ya... Fakat akabinde saçmalamaya başlamışsın. Necip Fazıl'ı defalarca okuduğunu söyleyip, Üstad için, 'İslami mevzularda cahil' diye bir niteleme yapmışsın ki, ne derece cahil olduğun buradan belli oluyor. Üstadı defalarca okumak, onu tam manasıyle kavramak manasına gelmez bu bir. İkincisi İbn-i Teymiyye hakkında hüküm vermek için alleme-i cihan olmak şart değildir. Silsile-i Aliyye'nin son halkası, 14. asrın irşad kutbu seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretleri, “İbni Teymiye dini içinden zedeleyen mülhiddir” buyurmuş. Bu, Teymiyye hakkında yorum yapmak için yeter de artar bile Ehl-i Sünnet bi müslüman için. Fakat senin selefi mantığın bunu kabul etmiyor o ayrı dava.

'

CİHAD ve TEVHİD fikrinden korkan huffaşların RUVEYBİDA lıklarından başka bir şey değildir bu saldırılar', demişsin. Bre cahil herif, Teymiyye hakkında Fetava-yı hadisiyye kitabında: 'Allahü teâlânın, sapıtmasına ilmini sebep ettiği kimsedir.' buyuran İbni Hacer-i Mekki Hazretleri senin tabirine uyuyor mu, haa? Ya peki Nebras haşiyesinde, 'Kitab-ül Arş onun en çirkin kitaplarındandır. Ona Şeyh-ül-İslam diyenin kâfir olacağını söyleyen âlimler vardır.' diye buyuran İmam-ı Sübki Hazretleri de mi -haşa- CİHAD ve TEVHİD fikrinden korkan biri? Tabakat-ül-kübra isimli eserinde: 'İbni Teymiye, tasavvufu inkâr eder, evliyaya, ariflere dil uzatırdı. Kitaplarını okumaktan, yırtıcı hayvandan kaçar gibi kaçmalıdır.' diye buyuran İmam-ı Şarani Hazretleri'ne ne demeli? Fakat sen bu selefi mantığınla, mezhepsiz Teymiyye'nin fikirleriyle bunlarada çizik atabilirsin.

 

'İlim ehli kişilerden bir çoğu bu zatı tenkit bile etmezler'.. Hadi ordan, bozacının şahidi şıracı misali burada martaval atma millete. Sonrada kalkıp, 'alıntıya boğarım burayı' diye millete caka satma. Boğ da görelim! Sanki sen yaparsın da burada bu kadar insan durur, öyle mi? Çok beklersin, çok..

 

'Büyük bir MÜCTEHİDİN aleyhinde böyle KURU laf ebeliğiyle hucum etmek MÜSLÜMANA YAKIŞMAZ.LÜTFEN GİDİN BU ZATI ESERLERİNDEN OKUYUN.' Sana yazıklar olsun. Teymiyye denen mülhide laf söyleyenleri 'CİHAD ve TEVHİD fikrinden korkan huffaş ilan et, sonrada kalk Üstad için hazırlanmış bi sitede Üstadı cahillekle itham et. Senin aklına şaşayım ben... İlk önce adam gibi Üstadı oku, sonra gel burada konuş. Mülhid Teymiyye'yi herkes tanıyor. Kendini fazla zorlamana gerek yok selefi ağızlı cahil.

YA
09.08.2009 16:14
#25

Birader,ehli sünnet çizgisinden kilometrelerce uzaktasın besbelli.Bu durumda sen elbette onu savunacaksın,biz doğru yolun erleri de elbette yereceğiz.

En basidinden Allah c.c insan suretinde aramızdadır diye haykıran bir adamı alim diye kabul edemeyiz biz.Ve ehli sünnet itikadına saldıranı da alim kabul etmeyiz.

Allah c.c basiret versin size ne diyelim.

SE
09.08.2009 18:18
#26

"her günaha şefaat ederim de ashabımı tenkid edene şefaat etmem" hadisine rağmen sahabe hakkında atıp tutan birini yermek hakkımızdır

 

peygamber neslinden kafir çıkmayacağı gerçeğine ve mutasavvıfların içinde birçok seyyid olmasına rağmen tasavvufa küfür diyen birisini sevemez ona muhabbet duyamayız.elbetteki eleştireceğiz.adını lekelediği kahramanlar için onun ne mal olduğunu ortaya çıkarmak görevimiz.

 

bu arada imam gazzalinin uydurma hadis neşrettiği iftirasıda bu sapığa aittir.

HI
09.08.2009 19:49
#27

terbiye sınırlarını aşmadan tartışmak isteyenlerle delillerle konuşuruz inşallah.

ancak kiminle yazışacağımı bilmem gerekiyor ...

hanginize yazayım...

selam hidayete tabi olanların üzerine olsun.

SE
09.08.2009 20:36
#28

tartışmak birşeyi değiştirmez.zaten kazansakta kaybetsekte biz haklıyız.doğruyu söylüyoruz.

 

tartışmayı kaybetmemiz yanlış şeyi savunmaktan değil yanlış şekilde savunmaktan kaynaklanır.bu bizim savunduğumuz şeyin desteksiz olduğunu değil.bizim bu iş için ehil olmadığımızı gösterir.

 

 

 

delile gelince.sizin gibilerle delilli bir tartışma yapılamaz.

 

zira delil olarak göserdiğimiz herşeyde bir kusur , sözünü aktardığımız her şahısta bir yanlış bulursunuz.

böyle girdiğim tartışmalarda kaynağını bulunduğu sayfa ve hadis nosuna kadar gösterdiğim bir hadisin o kaynağa bakmadığını itiraf ederek o kaynakta olmadığını iddia edenlerle karşılaştım.

 

şimdilik bir çalışma içindeyiz inşallah çalışmamızı tamamlamak nasip olursa gerçekler tekrar gün yüzüne çıkacak.

 

ibn-i teymiyyeyi övenlerin yaptıklarına bakınca zaten nasıl bir sapık olduğu ortaya çıkıyor.

 

 

birisi islamın bilimsel gelişime engel olduğunu kabul eder ve mason locasına girer, birisi ebabilin olmadığını, fil vakasındaki kuşların sivrisinek olduğunu, attıkları taşlarında taş değil sudan kalkarken ayaklarına takılan çamur parçası olduğunu, ebrehenin ordusunun atılan taşlarla değilde bu sivrisineklerden bulaşan sıtma sebebiyle telef olduğunu iddia eder.ve buda masondur.

 

çoğunuz kim olduklarını anlamıştır.anlamayanlara da ahmed davudoğlunun din tahripçileri isimli eserini tavsiye ederim.

HI
10.08.2009 02:15
#29

polemik değil...

ilmi olarak tartışmaktan bahsediyorum ben...

şahsımla değil meseleyle uğraşsak diyorum...

gerçi şu sözlerin sahibi tüm ÜSTATÇI diyalektiğinizi ortaya koymaya yeterde artar bile:

 

tartışmak birşeyi değiştirmez.zaten kazansakta kaybetsekte biz haklıyız.doğruyu söylüyoruz.

 

daha ben ne diyeyim ...

 

"her günaha şefaat ederim de ashabımı tenkid edene şefaat etmem" hadisine rağmen sahabe hakkında atıp tutan birini yermek hakkımızdır

ispat edermisin.

hangi sahabiye ne ATMIŞ ne TUTMUŞ ?

bekliyorum...

 

peygamber neslinden kafir çıkmayacağı gerçeğine ve mutasavvıfların içinde birçok seyyid olmasına rağmen tasavvufa küfür diyen birisini sevemez ona muhabbet duyamayız.elbetteki eleştireceğiz.adını lekelediği kahramanlar için onun ne mal olduğunu ortaya çıkarmak görevimiz.

ashab ile mutasavvıfların arasında ne gibi bir bağlantı kuruyoruz acaba???

nakilleriyle rica edeyim lütfen.

 

peygamber neslinden kafir çıkmayacağı gerçeğine ve mutasavvıfların içinde birçok seyyid olmasına rağmen tasavvufa küfür diyen birisini sevemez ona muhabbet duyamayız.

bu gerçek nedere geçiyor?

ebu leheb kafirdi mesela...

BANA NAKİLLERLE YAZARMISIN...PEYGAMBERİN SOYUNDAN KAFİR GELMEZ ..DİYE

 

bu arada imam gazzalinin uydurma hadis neşrettiği iftirasıda bu sapığa aittir.

İmam şevkani , İHYA-U ULUMİDDİN-İ uydurma hadis kitap barındıran eselerden kabul eder.

aslı olmayan bir çok hadis var..

aksini ispat edebilir misin?

kaldıki bu koca imamın (gazali) büyüklüğüne gölge düşürür mü ?

hayır

Edit: Mesajlar birleştirildi.

YA
10.08.2009 10:46
#30

Birader şeyhin HAŞA Allah c.c insan suretiyle aramızdadır demiyor mu?

Eğer evet diyorsan sende de bir sapıklık var,hayır diyorsan şeyhini reddediyorsun yine olmaz.Şunun cevabını ver bana bakayım.

HI
10.08.2009 11:12
#31
Birader şeyhin HAŞA Allah c.c insan suretiyle aramızdadır demiyor mu?

Eğer evet diyorsan sende de bir sapıklık var,hayır diyorsan şeyhini reddediyorsun yine olmaz.Şunun cevabını ver bana bakayım.

eğer İNSAN SURETİYLE ARAMIZDADIR diyorsa kafirdir.

buyur göster bakalım,

Nerede söylemiş böyle bir sözü ?

 

HI
10.08.2009 11:45
#32

yavuzlenk

 

bu ve benzeri yığınla sözün , seni temin ederimki aslı yoktur

koca şeyhe iftira ediliyor ve çoğu kardeşimiz bunlara alet ediyor kendisini bilmeden.

bu nedenle İmamın kaç eserini okuduk acaba, dedim yukarıda.

dikkat edelim.

YA
10.08.2009 11:49
#33
eğer İNSAN SURETİYLE ARAMIZDADIR diyorsa kafirdir.

buyur göster bakalım,

Nerede söylemiş böyle bir sözü ?

 

Hani İbni Teymiyye'yi seviyorum diyorsan bari kimi sevdiğini tanı be.Şeyhin ne demiş bunlarıda ben mi öğreteceğim sana.Neden mahkemede yargılandı Teymiyye?Git araştır da öğren.Sebebi neydi?

Sana bir iyilik yapıp göstermek isterdim lakin belgelerim evde ben yurtdışındayım.

Ben sana Teymiyye kafirdir dedirteceğim zaten meraklanma,kendin dedin az önce.O lafı dediğini kanıtladık mı bitti.

Teymiyye kaç yılında nerede doğdu dersem bilir misin ondan da şüpheliyim ya.

Hadi Teymiyyeci kolay gele.

HI
10.08.2009 11:58
#34
Hani İbni Teymiyye'yi seviyorum diyorsan bari kimi sevdiğini tanı be.Şeyhin ne demiş bunlarıda ben mi öğreteceğim sana.Neden mahkemede yargılandı Teymiyye?Git araştır da öğren.Sebebi neydi?

Sana bir iyilik yapıp göstermek isterdim lakin belgelerim evde ben yurtdışındayım.

Ben sana Teymiyye kafirdir dedirteceğim zaten meraklanma,kendin dedin az önce.O lafı dediğini kanıtladık mı bitti.

Teymiyye kaç yılında nerede doğdu dersem bilir misin ondan da şüpheliyim ya.

Hadi Teymiyyeci kolay gele.

bak yavuzlenk

nazik ol doğru konuş.

öyle be li bö lü muhabbet edeceksen hiç yazışmayalım.

sizin şu sitenizde dikkatimi çeken bir şey var.

DELİKANLI taklidi yapan ve aslında öyle olmayan insanlardan geçilmiyor.

bana şahsıma burada KABALAŞMAK yerine meseleye dair ilmi delil getirin susturun beni.

haa , yok hakaret ederiz diyorsanız.

arzu edenle gerçek hayatta bir araya geliriz ve ERKEKLİĞİNİ yüzümüze karşı İSPAT etmesini

rica ederiz.

HI
10.08.2009 12:40
#35
Birader şeyhin HAŞA Allah c.c insan suretiyle aramızdadır demiyor mu?

Eğer evet diyorsan sende de bir sapıklık var,hayır diyorsan şeyhini reddediyorsun yine olmaz.Şunun cevabını ver bana bakayım.

HALLACI MANSUR ''enel hak'' (ben hakkım-Allahım) der..

ne hikmetse küfre girmez de...

bu sözlerin en hafifini bile ağzına almayan Takiyüddin İmam İ. Teymiye (ra ) küfürle ve az yukarıda ''gebermekle'' itham edilir !?

SE
10.08.2009 15:44
#36

yine msndeki gibi lafı kıvırıyorsun. hz.ömer ve hz.alinin pek çok kez yanıldığını söyleyip bunları sayıya vurma küstahlığına düşen bu ahmak değil mi?

 

peygamber neslinden kafir gelmeyeceği derken kastedilen o değil.soy ağacında yukarı ve aşağıdan kimsenin kafir olmadığı kasdediliyor.ağacın gövdesinden hiç kafir gelmeyeceği ordan kasıt.sen gelmişsin bana ebu lehepi söylüyorsun.

 

hadis-i şerif var "ben nesep bakımından en nefisinizim."

 

ibni ABBAS:

"ALLAH'ın Resulu buyurdular:

-benim bütün nesep kollarımda zinadan eser yoktur.ALLAH beni daima pâk babaların sülbünden, pâk annelerşn rahmine geçirerek vücuda getirdi.Nesep kollarımda ne zaman iki şube peydahlansa, ben o şubelerden hayırlısına geçerdim."

 

 

peygamberimiz hz.Ali ve fatıma evlendiklerinde o gelene kadar birbirlerine yaklaşmamalarını söylüyor ve gelince "ALLAH sizi ve zürriyetinizi şeytandan korusun" diye dua ediyor.

 

 

ve fatımanın anlamı kendisi ve zürriyeti cehennem ateşinden kesilmiş.

 

mansura gelince.mansur o sözü sekr halindeyken söylediği için kafir değildir.normalde söyleyen kişi kafir olur.

 

 

hepsini bir seferde yazabilirdin.böyle ayrı ayrı yazmandaki hikmet nedir.

 

"

QUOTE(serdengectik @ Aug 9 2009, 06:18 PM) *

bu arada imam gazzalinin uydurma hadis neşrettiği iftirasıda bu sapığa aittir.

 

İmam şevkani , İHYA-U ULUMİDDİN-İ uydurma hadis kitap barındıran eselerden kabul eder.

aslı olmayan bir çok hadis var..

aksini ispat edebilir misin?

kaldıki bu koca imamın (gazali) büyüklüğüne gölge düşürür mü ?

hayır

"

 

eğer uydurma hadis varsa düşürür.ama yok.

sizin gibi adamları biliyorum ben.abduhunuz bir saçmalığını kanıtlamak için 6tane sahihi buhari hadisine uydurma damgası vurmaktan çekinmeyen biri.

 

 

ve uydurma olduğuna neye göre hükmediyorsunuz.ha.unutmuştum.size göre kuran ve hadisler açıklamaya muhaç değildir.siz islamı plastik olarak ele alırsınız.size göre hadis ve ayetler açıklamaya muhtaç olmadığından.veya sizin saçmalığınıza göre açıklanmak zorunda olduğundan kafanıza uymayan hadise uydurma dersiniz.

 

ibn-i teymiyyenin sapıtmasına sebep kibiridir.ona bir arkadaşının yazdığı mektup var okursan anlarsın nasıl kibirli biri olduğunu.

SE
10.08.2009 15:47
#37

bu arada dün bu zata kimsin diye sordum cevap veremedi.lafı kıvırmaya başladı.artık buraya sırf fitne için girdiğinden eminim.

HI
10.08.2009 17:49
#38
yine msndeki gibi lafı kıvırıyorsun. hz.ömer ve hz.alinin pek çok kez yanıldığını söyleyip bunları sayıya vurma küstahlığına düşen bu ahmak değil mi?

msn ye beni ekleyen sensin.

insanlık yapıp kabul ettik.. ettikte ne oldu peki...

baştan sona dek SEN KİMSİN demekten başka bir şey yapmadın .ileti geçmişini burayamı alayım yani.

bununla birlikte SEN KİMSİN sualini yanıtsızmı bıraktım. Allah ve Rasulu ne buyurmuşsa onu takip etmeye çalışan biriyim... dedim..

binaenaleyh ,

msn ve/veya telefon görüşmesi gibi, kişilere özel olan konuşmaları ulu orta yerlerde zikretmenin EDEPLİCE olmadığına inanıyorum.(konu ne olursa olsun)

 

 

gelelim meseleye.

 

bak bu topicte defalarca söyledim yeniden söylüyorum...

MIŞ MIŞ larla konuşmayın ...

varsa delil getirin.

Allahın kitabı aramızda HAKEM olsun.

Neden hala polemik peşindesiniz...

hz.ömer ve hz.alinin pek çok kez yanıldığını söyleyip bunları sayıya vurma küstahlığına düşen bu ahmak değil mi?

 

Allah rasulu s.a.v. ve ondan evvel bir çok peygamber bile hata edebiliyorken (bkz-enfal suresi bedir esirleri meselesi , abese suresi, yunus kıssası vs)

hz Ömer ve Alinin k.v. hata edebileceğini söylemek , bir alimi tekfir etmek için yeterli bir neden değildir.

zira azıcık aklı olan bilir ki ,

eleştirmek ayrı- hakaret apayrı bir şeydir.

İmam İb Teymiye bütün eserlerinde sahabeden bahsederken tazim ve hürmetle bahseder.(boş iddialar bunlar kısaca )

 

"ALLAH'ın Resulu buyurdular:

-benim bütün nesep kollarımda zinadan eser yoktur.ALLAH beni daima pâk babaların sülbünden, pâk annelerşn rahmine geçirerek vücuda getirdi.Nesep kollarımda ne zaman iki şube peydahlansa, ben o şubelerden hayırlısına geçerdim."

 

bak hadisi yazdığın halde anlamıyorsun.

dikkat edersen hadiste,

Nesep kollarımda ne zaman iki şube peydahlansa, ben o şubelerden hayırlısına geçerdim.

 

buyuruyor.

bu demektir ki, nesebinde ve soyunda İslami çizgiden ayrılanlarda olacaktır. (bunu anlamamak mümkün değil)

 

buna delilimiz , amcası ebu lehebin ve annesinin cehennemlik oluşudur. Rasulullah Efendimiz , bizzat kendileri annesinin kabrini ziyaret ettiler, ağladılar ve yanında bulunanları da ağlattılar ve buyurdular ki , "Rabbim’den ona mağfiret dileme konusunda izin istedim, alamadım, kabrini ziyaret etme konusunda izin istedim, izin edildi. Siz de kabirleri ziyaret edin. Çünkü bu, ölümü hatırlatır."

 

(Ca’beri, agk. (Müslim, Ebu Davud, Nesai, Ibn Mace, Ibn Hibban, Beyhaki K. den)

 

 

kaldı ki buradan nasıl olurda tüm mutasavvıfların seyyid ve dolayısıyla KÜFÜRDEN korunmuş kimseler olduklarını söylersiniz ?

 

eğer uydurma hadis varsa düşürür.ama yok.

sizin gibi adamları biliyorum ben.abduhunuz bir saçmalığını kanıtlamak için 6tane sahihi buhari hadisine uydurma damgası vurmaktan çekinmeyen biri.

İmam Zehebî, "İhyâ'da hayr-ı kesir olmakla birlikte içinde bâtıl hadisler vardır" [Zehebî, Siyer, XIX, 339-340; Leknevî, Raf, s 53 ]

Süyûtî de Mirkatu's-suud ila Sünen-i Ebi Davud adlı eserinde İhyada zikredilen bir hadis vesilesiyle, "İhyâ'da aslı olmayan hadislerin varlığı gayet açıktır" demiştir.

Hâfız Irâkî İhyâ'daki hadisler üzerinde iki çalışma yapmış, İmam Sübki Tabakâtü'ş-Şafîiyye'sinde İhyada senedlerini bulamadığı ha­dislere genişçe yer vermiş,[sübki, İhyada senedi olmayan dokuz yüz kırk üç hadisi birer birer saymıştır.[Tabakat, VI, 287-389; Zehebî, Siyer, XIX, 339, dp]

İzmirli İsmail hakkkı (Ö1365/1946) ise "İhya ve Hadisleri" başlığı altında Gazalinin hadisçiliği konusunda ulemanın sözleri­ni toplamış, diğerleri gibi o da Gazalinin hadis ilmindeki zayıflığına dikkat çekerek şöyle demiştir: "gazali yüksek mertebesi ile beraber hadiste yed-i tula sahibi olmadığından ihyasında bir çook mevzu hadis vardır"

 

 

kaldı ki ,

 

gazali kendisi de bizzat hadis ilimleriyle fazla uğraşmadığını, bu ilimdeki ihatasının yeterli olmadığını itiraf etmiş, KANUNUTTEVİL adlı eserinde ilmi hadis müzcat: "Hadis ilmindeki ser­mayem azdır" demiştir

 

kısaca , sen yoktur demekle YOK olmuyor.

işin komik tarafı , ihyada asılsız hadislerin mevcudiyetinden habersiz olan biriyle kalkıp bunu tartışıyorum.

 

en basit yolu şu :

git eline al bi ihya, ve geçen hadislerin kaynaklarına bak...neredeyse her 3 sayfada bir kaç tane ASLI BULUNAMAMIŞTIR. diyerek haşiyeler düşülmüştür.

 

bu arada dün bu zata kimsin diye sordum cevap veremedi.lafı kıvırmaya başladı.artık buraya sırf fitne için girdiğinden eminim.

resmen hede hödö muhabbeti.

getir iki Ayet Hadis ilzam et beni..

boşa kürek sallıyorsun.

SE
10.08.2009 18:44
#39

şu anda pek müsait değilim.inşallah ilerde gereken cevapları vereceğim.

AL
10.08.2009 21:45
#40

Nesine yorulalim...

serdengectik Gonuldas, birakalim da imami gibi bize kafir desin. Kac para!..

Nesine yoruluyorsun!..

(Bu arada itiraf edeyim ki simdiye kadar gordugum en kibar vahhabi :D)

(Yine bu arada; Kaka'nin attigi her golden sonra ellerini yukari kaldirip "Tanri'ya gonderme yapmasi Teymiyyedendir bilmem anlatabildim mi... :D)

Hadi selametle...

BA
10.08.2009 22:19
#41

Bu bir kabul meselesidir.

 

Ehli sünnet vel cemaat

şia

vehabi

vs...

 

Her birinin "delil" anlayışı farklıdır.

 

Münazaranın bir manası yoktur.

 

Biz seçimimizi yaptık...

 

O kadar.

 

Not: Cihad ve aksiyon mevzusu ayrıca konuşulur ki "ihlas" sahiplerinin cihad içinde itikadi sapkınlıklarını Allahu Teala düzeltir (inş.)

HI
10.08.2009 22:30
#42
Bu bir kabul meselesidir.

 

Ehli sünnet vel cemaat

şia

vehabi

vs...

 

Her birinin "delil" anlayışı farklıdır.

 

Münazaranın bir manası yoktur.

 

Biz seçimimizi yaptık...

 

O kadar.

 

Not: Cihad ve aksiyon mevzusu ayrıca konuşulur ki "ihlas" sahiplerinin cihad içinde itikadi sapkınlıklarını Allahu Teala düzeltir (inş.)

kardeş,

delil anlayışı KURAN ve SÜNNET olmayanların sözleri BOŞTUR.

bununla birlikte , diğerlerine nisbeten MUTEDİL bir yorum olmuş diyebiliriz.

selametle

HI
10.08.2009 23:59
#43
Nesine yorulalim...

serdengectik Gonuldas, birakalim da imami gibi bize kafir desin. Kac para!..

Nesine yoruluyorsun!..

(Bu arada itiraf edeyim ki simdiye kadar gordugum en kibar vahhabi :D )

(Yine bu arada; Kaka'nin attigi her golden sonra ellerini yukari kaldirip "Tanri'ya gonderme yapmasi Teymiyyedendir bilmem anlatabildim mi... :D )

Hadi selametle...

merak ediyorsan söyleyeyim.

mezhebim şafiidir.

ve ancak mezheb holiganlığını değil, sahih olan tüm nakilleri (İmam şafiinin asıl mezhebi budur zira)

rehber edinirim.

sağlam senetle geldikten sonra , isterse vehabi olsun....

takılmayın buna.

ME
11.08.2009 00:17
#44

Aslında Vakıf Ahmet kardeşimiz paylaşmış ama tekrar paylaşmak istedim. Kaynaklarıyla birlikte İslam Alimlerinin İbn-i Teymiye sapığı (Bildiğim kadarıyla İmam-ı Gazali Hz. kafir diyor.) hakkında ki görüşleri

 

 

İbni Teymiye

 

Sual: Vehhabilerin [selefilerin] Şeyh-ül-İslam bilip yolundan gittikleri İbni Teymiye kimdir, âlimlerimiz onun hakkında ne demiştir?

CEVAP

Hanbeli fıkıh ve hadis âlimi iken mezhepsiz oldu. Ehl-i sünnete uymayan yazılarından dolayı Mısır’da iki defa hapsedildi. 1263 senesinde Harran’da doğup, 1328 de Şam’da kalede hapiste iken vefat etti.

 

İbni Teymiye, Ehl-i sünnet âlimlerinin büyüklüğünü anlamamış, tasavvufu inkâr etmiş, Ehl-i sünnetten ayrılmıştır. Kitapları, kendilerine Selefiyyeci diyen mezhepsizlere kaynak olmaktadır. Mezhepsizler, onu övmekte, İslam müceddidlerinin piri demektedirler. İbni Teymiye’nin şaki ve dalalette olduğu Seyf-ül-Cebbar ve farisi Tâlim-üs-sübyanda da yazılıdır.

 

Camiul-ezherdeki hanefi âlimlerinden Muhammed Bahitin (Tathir-ül-füad min-denisil itikad) kitabı, (Et-tevessüli bin-Nebi ve bis-Salihin), (Şevahid-ül-hak), (Cevahir-ül-bihar), (Seyf-ül-Cebbar) ve (Tâlim-üs-sübyan) kitapları, İbni Teymiye’nin dalalete düştüğünü vesikalarla ispat etmektedir.

 

İbni Battuta, ibni Hacer-i Mekki, imam-ı Sübki, kendi oğlu Abdulvehhab, izzeddin bin Cema'a, Ebu Hayyan Zahiri, Zahid-ül Kevseri, Yusuf-i Nebhani, imam-ı Şarani, Ahmed bin Seyyid Zeyni Dahlan, Şeyh-ül-İslam Mustafa Sabri Efendi gibi nice âlimler İbni Teymiye’ye reddiyeler yazmışlar, dalalet ve küfürlerini açıklamışlardır. Üstad Necip Fazıl da, (14. asrın irşad kutbu seyyid Abdülhakim Arvasi, “İbni Teymiye dini içinden zedeleyen mülhiddir” buyurdu) diyor. (Türkiye’nin Manzarası)

 

Dal ve mudil olduğu, Savi tefsiri 107. sayfasında da yazılıdır.

 

İslam âlimleri buyuruyor ki:

(Allahü teâlânın, sapıtmasına ilmini sebep ettiği kimsedir.) [İbni Hacer-i Mekki - Fetava-yı hadisiyye]

 

(İbni Teymiye öyle bir kimsedir ki, bozuk sözlerine ve çürük vesikalarına, büyük âlimler cevap vermişler ve düşüncelerinin çirkinliğini ortaya koymuşlardır. [Şam, Mısır ve Kudüs’de kadılık yapmış olan şafii fıkıh ve hadis âlimlerinden Muhammed] İzzibni Cemaa, onun için, Allahü teâlânın dalalete sürüklediği, azdırdığı ve zillet gömleği giydirdiği kimsedir. İslam âlimlerine ve bilhassa Hulefa-i raşidine karşı ahmakça itirazlarda bulunmuştur demiştir.) [İbni Hacer-i Mekki - El-cevher-ül-munzam]

 

(İbni Teymiye’nin sözlerinin kıymeti yoktur. O, dalalettedir ve Müslümanları dalalete sürüklemektedir. Müslümanların icmasından ayrılmış, bid’at yolunu tutmuştur. İslam âlimleri, onun dalalette [sapık] olduğunu, sözbirliği ile bildirdi. Kutbüd-Berdiri, Şerhi Muhtasarda, bunu uzun yazmaktadır.) [Tahir Muhammed Süleyman - Zahiretül-fıkhil-kübra]

 

(Kitab-ül Arş onun en çirkin kitaplarındandır. Ona Şeyh-ül-İslam diyenin kâfir olacağını söyleyen âlimler vardır.) [İmam-ı Sübki] (Nebras haşiyesinde bildiriliyor.)

 

(İbni Teymiye’ye uyanın malı ve canı helaldir.) [Miratül-cenan, Nebras haşiyesi]

 

İbni Teymiye, Kitab-ül Arş isimli eserinde, “Allah Arş'ın üzerinde oturur, kendisi ile beraber oturması için Resulullaha da yer bırakır” diyor. Essırat-ul-müstekim kitabında da, ibni Abbas gibi büyük sahabilere kâfir demiştir. (Keşfüzzunun)

 

El-ubudiyyet kitabında ise, Allahü teâlânın ismini zikretmenin bid’at ve dalalet olduğunu bildirmekte ve tasavvuf âlimlerine çirkin iftiralar yapmaktadır.

 

(Arş kadimdir) diyor. (Akaid-i Adudiyye şerhi)

 

(Şam camiinin minberinden inerken “Allah gökten yere, benim indiğim gibi iner” dedi.) [İbni Battuta -Tuhfetünnüzzar tarihi]

 

Abduh’un yetiştirdiklerinden olup, onun yolunda giden Abdürrazık paşa bile diyor ki:

(Vehhabilik, bir bakımdan ibni Teymiye’ye bağlı olduğu gibi, son asrın müceddidi denilen Abduh’daki dinde reform fikirleri de, ibni Teymiye’ye bağlıdır.)

 

(Kaza namazı kılmak lazım değildir) derdi. Halbuki dört mezhepte de farzdır.

 

Cehennem azabı sonsuz olmadığını söylerdi. Kâfirlerin Cehennemde sonsuz kalacaklarına dair bir çok âyet-i kerime vardır. (Bekara 81, Ahzab 65, Fussilet 28, Zuhruf 74)

 

(Ömer çok yanılmıştır) diyerek, imam-ı Ahmed’in bildirdiği (Allahü teâlâ, doğru sözü, Ömer’in dili üzerine koymuştur. [O hiç yanılmaz]) hadis-i şerifine karşı gelmiştir. Eshab-ı kiramın çoğu, ictihad ile anlaşılacak işlerde yanılmış olsa da, onların yanılmaları, ictihadi mesele idi. İctihadda müctehidin yanıldığı bilinemez. Çünkü ictihad ictihad ile nakzedilmez. Bunun için, müctehid olan o büyükler tenkit edilemez. Dört mezhebin ictihadları farklı olduğu halde, benimki doğru diyerek biri ötekini tenkit etmemiştir.

 

Sadreddin-i Konevi, İbni Arabi hazretleri gibi tasavvuf büyüklerine de saldırmıştır. “Gazali’nin kitapları uydurma hadis ile dolu” derdi. (Hadika)

 

İmam-ı Şarani hazretleri buyuruyor ki:

(İbni Teymiye, tasavvufu inkâr eder, evliyaya, ariflere dil uzatırdı. Kitaplarını okumaktan, yırtıcı hayvandan kaçar gibi kaçmalıdır.) [Tabakat-ül-kübra]

 

İmam-ı Süyuti hazretleri buyuruyor ki:

(İbni Teymiye kibirliydi. Kendini beğenirdi. Herkesten üstün görünmek, karşısındakini küçümsemek, büyüklerle alay etmek âdeti idi.) [Kam-ul Muarıd]

 

Muhammed Ali Bey; Hitat-uş-Şam kitabında diyor ki:

(İbni Teymiye’nin hedefi, Luther adındaki papazın hedefine benzer. Fakat, Hıristiyanlığın reformcusu muvaffak oldu. İslamınki olamadı.)

 

İbni Hacer-i Askalani hazretleri buyuruyor ki:

(İbni Teymiye; “Kabri Nebeviyi ziyaret için sefere çıkmak haramdır. [Hazret-i] Ali iman ettiği zaman çocuk olduğu için Müslümanlığı sahih olmadı. [Hazret-i] Osman malı çok severdi” diyerek eshab-ı kiramın büyüklerine dil uzattı.) [Ed-Dürer-ül-Kamine]

 

İbni Hacer-i Mekki hazretleri buyuruyor ki:

(İbni Teymiye, Peygamberlerin masumiyetini (günahtan korunmuş olduklarını) reddetmiştir. Halbuki, masumiyet Peygamberlerin sıfatlarındandır.

Başta Peygamber efendimizin kabri şerifleri olmak üzere eshab-ı kiramın, velilerin, âlimlerin ve salih Müslümanların kabirlerinin ziyaret edilmesine karşı çıkmış, bunları şefaate vesile kılmayı da haram saymıştır.) [Fetava-i Hadisiyye]

HI
11.08.2009 00:22
#45

sanıyorum iletişim sorunu yaşıyoruz.

kardeşim bana şu alim böyle dedi o alim şöyle dedi demeyin.

koyun İmam İbn. Teymiyenin bir sözünü (hangi eser hangi sahife) ve sonra deyinki

işte şu ayet ve şu hadise uygun değildir.

ilmi tartışmanın ne olduğunu bilmiyorsunuz ...

ısrarla bekliyorum...

 

Takıyyuddin Ebu'l-Abbas b. Abdilhalim b. Teymiyye (661/1263) yılında Harran'da ilim ehli bir ailede doğmuş ehl-i sünnet mezheblerinden birisi olan Hanbeli mezhebi âlimlerinden ileri gelen İslâm bilginlerinden birisidir.

 

Talebesi ibn Abdul-hadi onun hakkında şöyle der: "Rabbani bir imam, ümmetin müftüsü, ilim denizi, hafızların seyyidi, asrının eşsiz bir âlimi. Şeyhu'l İslâm, Kur'an'ın tercümanı, zahidlerin önderi, abidler içinde sessiz, bid'atçıların düşmanı ve müctehid imamların sonuncusu olan İbn Teymiyye'nin nesebi şöyledir: Takıyyuddin Ebu'l-Abbas Ahmed b. Şihabeddin Abdulhalim b. Şeyhu'l-İslam Mecduddin Abdu's-Selâm b. Ebi Muhammed Abdullah b. ebi Kasım el-Hudr b. Muhammed b. el-Hudr b. Ali b. Abdillah b. Teymiyye el-Harrânî" İbn Teymiyye hicri 10 Rebiu'l-evvel 661 (22 Ocak 1263) pazartesi günü Harran'da dünyaya gelmiştir.

Ailesi ilim ve dindarlıkla meşhur Hanbeli mezhebine mensub ders, fetva ve telifle meşgul olmuş tanınmış bir ailedir. Bu aile zeka, hatırlama, hafıza ve surat-i intikal hususunda eşsiz bir aile olarak şöhret bulmuştur. Lakin ibn Teymiyye bütün bu özellikleri de ailesinden daha ileri seviyededir. Devrin âlimleri ve hocaları ondaki bu müthiş hatırlama gücü ve hafıza kuvvetine hayran kalmışlar, bu hususiyetleri ile de Dımaşk ve çevre şehirlerde şöhret kazanmıştır. Haleb şehrinden bir âlim İbn Teymiyye'nin bu özelliklerini işitmiş ve onu görmek için Dımaşk'a gelmişti.

 

O zaman daha çocuk yaşta olan İbn Teymiyye'ye bu zat onüç tane hadisi imlâ suretiyle yazdırır. İbn Teymiyye hadisleri bir tahta üzerine yazar Halebli âlim İbn Teymiyye'den yazdırdığı hadisleri tekrar okumasına fırsat vermeden kendisine ezberden söylemesini ister. İbn Teymiyye hadisleri yazdığı tahtayı bu zata verir ve dinle diyerek hadisleri dinlediğinden daha güzel ezbere okuyuverir. Halebli âlim aynı şeyi seçtiği bazı hadis isnadlarını yazdırarak tekrarlar, İbn Teymiyye de aynı güzellikte ezbere okur. Bunun üzerine Halebli âlim "eğer bu çocuk yaşarsa onun çok büyük bir şöhreti olacak böyle zeki bir insan görülmemiştir" der.

 

Dedesi Mecduddin için muasırı olan bazı âlimler mutlak müctehid ifadesini kullanmışlardır. Babası da büyük bir âlimdir. Dımaşk'taki Sıkeriyye medresesinin hocalığı İbn Teymiyye'ye babasından geçmiştir. Babası 682 (1283) yılında vefat etmiştir. Moğolların Harran'ı işgalinden sonra İbn Teymiyye yedi yaşında iken ailesi Dımaşk (Şam)'a hicret etmiştir (Ebu'l Hasan en-Nedvî, el-Hafız Ahmed b. Teymiyye, Kuveyt 1978, s. 34). İbn Teymiyye Dımaşk şehrinde bir çok büyük âlimden ders okumuş talebesi İbn Abdulhadi onun ders aldığı hocalarının iki yüzden fazla olduğunu söylemiştir (M. Halil Herras, İbn Teymiyye es-Selefi, s. 26). İbn Teymiyye önce Kur'an'ı ezberlemiş, o dönem bilinen bütün ilimleri okumuş arap dili ile ilgili çalışmalara çok önem vererek lugat ve gramer ilminde otorite sahibi bir âlim olmuştur. Hatta Sibeveyh'in arap gramerinde çok önemli bir yeri olan kitabını incelemiş, tenkit etmiş ve bazı meselelerde onun görüşlerine karşı çıkmıştır. Sibeveyh'in zayıf kaldığı noktaları tesbit ederek hatalarını ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmaları ona ilmi hayatı boyunca bütün telifatında kullanacağı bir Arapça melekesi kazandırmıştır. İbn Teymiyye arap edebiyatının meşhur mensur ve manzum metinlerinden büyük bir kitap olacak kadarını da ezberlemiştir.

 

Zehebi (ö. 748/1347- 1348) onun bu özelliğini şöyle anlatır: "Arap dili hakkındaki bilgisi gerçekten çok kuvvetliydi." İbn Teymiyye Kur'an'ın tefsiri ile de ciddi bir şekilde ilgilenmiş ve bu konuda çok çaba sarfetmiştir. Nitekim bunu onun eserlerinde müşahede etmek mümkündür. Hafız Zehebî "İbn Teymiyye uzun yıllar cuma günleri ezberden Kur'an'ı tefsir etti, zekası parılparıldı. Tefsir ilmindeki bilgisi son noktadaydı" demiştir. Hafız el-Berzalî (738/1337-1338) onun tefsirindeki yerini "tefsir hakkında konuşmaya başlayınca insanlar onun bu konudaki bilgisinin çokluğu, üslubunun güzelliği, bir konudaki görüşleri değerlendirişinin isbatı, zayıf ve batıl görüşleri tesbit edişindeki kabiliyeti ve her ilimdeki mahareti karşısında şaşkınlığa kapılırdı. Onu dinleyenler onu hayret ve beğeniyle dinlerdi sözleriyle anlatır. İbn Teymiyye Kur'an hakkında öğrendikleriyle yetinmez Rabbine yönelerek Kur'an'ı hakkıyla anlamayı kendisine nasip etmesi için dua eder ve şöyle derdi: "Bir ayeti yüz kadar tefsirden mütalaa eder, sonra Allah'tan anlayış ister ve şöyle dua ederim: "Ey Adem'e ve İbrahim'e öğreten Allahım bana da öğret." Bazen de tenha bir mescide giderdim. Toprağa yüzümü sürer ve Allah'a şöyle dua ederdim: "Ey İbrahim'e ilim veren. Bana de ince anlayış ve ilim ver."

 

İbn Aybek es-Safedî (764/1362-1363) İbn Teymiyye'den tefsir dinleyenlerin ifadesine göre, İbn Teymiyye'nin şöyle dediğini nakletmiştir: "Ben yüz yirmi kadar tefsire bakar sonra içlerinden sahih olan görüşü seçerdim." ibn Teymiyye'nin tefsirdeki metodu, selef alimlerinin görüşleri çerçevesinde Kur'an'ı tefsir etmek ve onların görüşlerinin dışına çıkmamaktır. Kendi fikir ve istidlallerini katmadan selef âlimlerinin Kur'an'ın bütün ayetleri için ayrı ayrı tefsire gerek yoktur. Çünkü bazı ayetler zaten herkesin anlayacağı kadar açıktır. Bazılarını da birçok müfessir açıklamıştır. Lakin bir kısmı vardır ki âlimler bile onların tefsirinde zorlanmış ve ihtilaf etmişlerdir. Çoğu zaman insan bu kabil ayetler için birçok tefsire baksa bile ayetin anlamını anlayamaz. İbn Teymiyye'ye göre Kur'an'da öyle ayetler vardır ki bir tanesi tefsir edildiğinde onun benzeri olan bir çokları ona benzetilerek tefsir edilebilir. İşte bu ayetlerin tefsirine delilleri de serdedilmek suretiyle önem verilmesi gerekmektedir. Çünkü bunlardan bir tanesi tam manasıyla anlaşılırsa benzerleri de onun gibi tefsir edilebilir. İbn Teymiyye hadîs ilmiyle de meşgul olmuş, hadîs ilmine çok önem vermiştir. Talebesi İbn Abdulhâdî'nin ifadesine göre Ahmed b. Hanbel'in Müsned'ini ve Kütüb-i Sitte'yi defalarca hocalarından okumuştur. Hafız Zehebî onun hadis ilmindeki derin bilgisi hakkında şu olayı anlatır: " İskenderiye'de tutuklu iken Sebte valisi, ondan ezberindeki hadisleri ravilerini değerlendirmek suretiyle yazıp göndermesini ve bunların rivayeti için kendisine icazet vermesini istedi. İbn Teymiyye ezberindeki hadislerden on varak kadar isnadlarıyla birlikte yazıp gönderdi. Bu gönderdiği rivayetleri ve ravi değerlendirmelerini en büyük muhaddis bile onun kadar mahir yapamazdı. Tabakat ve hadis usulü ilimlerinde tam bir uzmanlığı vardı. Al-i ve Nazil isnadları, sahih ve sakim isnadları metinleriyle beraber çok iyi bilirdi. Onun döneminde bu konularda onun kadar, hatta onun ilmine yaklaşabilen bir âlim yoktu. Ezberindekini takdim edişindeki mahareti hadisten delil çıkarmadaki gücü gerçekten hayret uyandıracak derecedeydi. Kütüb-i Sitte ve Müsned'i çok iyi biliyordu, öyle ki onun hakkında şöyle söylenmiştir: "İbn Teymiyye'nin bilmediği hadis, hadis değildir" (Muhammed Hasan el-Mucavi es-Saalibi, el-Fasl, el-Fikrü's-Sami fi Tarihi'l Fıkhi'l-İslâmi, Medine 1977, II, 362).

 

Yine de unutulmamalıdır ki ilmi bütünüyle ihata Allah'a mahsustur. Ancak onun diğer âlimlerden fark, onun ilmi denizden avuçlaması diğerlerinin ilmi küçük kanallardan alıyor olmasıdır. Hafız Zemlekani (727/1327) onun hadis ilmindeki yerini şöyle anlatır: "Beşyüz seneden beri hıfzı ondan daha kuvvetli olan görülmemiştir." Hafız el-Mizzi onun hakkında: "İbn Teymiyye'den daha iyi Kur'an'ı ve sünneti bilen ve en güzel şekilde onların yolundan giden görmedim" demiştir. İbn Teymiyye naklî ilimde ileri seviyede olduğu gibi, felsefe ilimlerini, mantık ve kelâm ilmini de tahsil etmiştir. Bu ilimleri iyice öğrenmiş ve keskin görüşleri tenkitçi yaklaşımlarıyla tenkit etmiştir. Bu ilimlerin tenkidi için birtakım prensipler de belirlemiştir. Bu ilim sahalarında İbn Teymiyye'nin önemli eserleri vardır. Bunlardan birkaçı şunlardır: "er-Redd a'la'l-Mantıkiyyin","Nakzu'l-Mantık", "Nakzu Tesisi'l-Cehmiyye", "Dır'u tearuzi'l-akl ve'n-nakl". İbn Teymiyye felsefe ve kelâm ilmi ile ilgili eserler yazmasına rağmen bu ilimlerle uğraşıp az-çok bunlardan etkilenen diğer âlimler gibi felsefeden etkilenmemiştir. Onun bu ilimleri öğrenmesinden maksadı İslâm'ın güzelliklerini, İslâm davetini anlatmak, dinin emir ve yasaklarına uymaya insanları teşvik etmektir. Bundan dolayı onun yazdığı eserlerin çoğunluğu ehl-i bid'at ve ilhâdın reddiyle ilgilidir. Dehrîler, kaderîler, cehmiyye, mu'tezile, vahdet-i vücudçular ve felsefeciler hakkında da reddiyeler yazmıştır. Bunun sebebini kendisi şöyle anlatır: "Ehl-i bid'at ve dalâlet hakkında çok eser yazmanın sebebi, bunların dalâletin yuları ile din dışına çıktıklarını bunların tertemiz İslâm dinini herhangi bir din ve görüşle iptal etmek istediklerini, insanları dini esaslarda şüpheye düşürdüklerini gördüğümden dolayıdır.

 

Onun için kitap ve sünnetten yüz çevirip bu gibi kimselerin görüşlerine değer verenlerin çoğunun dinsizleştiğini tesbit ettim. Dinsizleşmeseler bile dini hususlarda yakînlerini ve itikadlarını kaybettiklerini anladım. İşte bu sebeplerden gayretimin çoğunu dinin temel prensiplerini anlatmaya ve bid'atçıların görüşlerini Allah'ın lütfuyla aklî ve ikna edici cevaplarla cevaplamaya harcadım." Bir gün yahudinin biri ona sekiz beyitlik bir şiirle kader hakkında soru sorar. İbn Teymiyye başını önüne eğer biraz düşündükten sonra cevap vermeye başlar. Mecliste hazır bulunanlar önce bu cevabın nesir olduğunu zanneder. Biraz düşününce soru soran yahudinin şiirinin vezninde ve kafiyesinde yaklaşık 184 beyitlik eğer şerh edilse iki büyük cilt tutacak meseleleri ihtiva eden bir şiir olduğunu anlarlar. Fıkıh ilmindeki yeri: İbn Teymiyye'nin ailesi ehl-i sünnetten Hanbelî mezhebine bağlı idi. Ancak bu bağlılık Ahmed b. Hanbel'in belirlediği temel esaslara uygun bir bağlılıktır. Bunlardan en önemlisi "kim olursa olsun hiç kimsenin görüşünü Kur'an ve sünnetin önüne geçirmemek şeklinde özetlenebilir." Ahmed b. Hanbel bunu şu sözüyle açıklamıştır: "Hadis sahih ise o benim mezhebimdir." Bu ailemin bu usul üzere olduğunu dedesi Mecduddin'in 5029 hadisi içine alan "el-Münteka min Ahbari'l-Mustafa". isimli eserinden de anlamak mümkündür. Ecdadının benimsediği usul ve görüşlerin çerçevesinde İbn Teymiye büyüdü gelişti ve Allahu Teâlâ'nın ona bahşettiği fıtrî kabiliyetler ile de mutlak müctehid seviyesine ulaştı. Nitekim onun müctehidliği konusunda, o dönemdeki âlimlerin çoğu ittifak etmiştir. Hafız Berzalî onun hakkında: "O kendisine toz kondurulmaması gereken ictihad seviyesine ulaşmış ve müctehidliği şartlarını kendisinde toplamış bir imamdır" der.

 

İbn Hacer el-Askalânî, "O bir beşerdir hata da eder isabet de. İsabet ettiği konular daha fazladır, onlardan istifa etmek gerekir. Bu isabet ettiklerinden dolayı Allah'ın merhametine kavuşacağı ümit edilir. Hata ettiği yerlerde taklit edilmez, ancak mazurdur. Çünkü onun dönemindeki âlimler onun ictihad şartlarına sahip olduğunu kabul etmişlerdir" der. Hafız Zehebi onun hakkında şöyle der: "Şu anda o belli bir yaşa gelmiştir. Belirli bir mezhebin görüşüne göre değil bildiği deliller neyi anlatıyorsa ona göre fetva verir. Onun sünnete ve selefi metoda çok faydası olmuş bu metot üzere delilleriyle ve mukaddimeleriyle birlikte daha önce kimsenin yapamayacağı şekilde hükümler vermiştir." Fıkıh ilminde bir çok kaide ve usul belirlenmiş, Makdîsî'nin "Umdetu'l-Ahkâm" adlı eserini şerhetmiştir. Mahmud Şukri Alûsî "Bu şerhte hiçbir gözün görmediği hiçbir kulağın işitmediği güzellikte bilgiler var" demiştir. Bütün bunlarla beraber İmam İbn Teymiyye ehl-i sünnetten tedvin edilmiş olan dört mezhep imamlarını tazim etmiş, ilim fazilet zühd ve ibadette bu imamların üstünlüğünü kabul ederek bu konuda "Ref'u'l Melâm ani'l-Eimeti'l-a'lâm" isimli bir eser de telif etmiştir. Bu eserin dört mezheb imamını yaptıkları hataların sebeplerini ve özürlerini anlatmak onları müdafaa etmek için yazmıştır. Hafız Zehebi onun mezhepler hakkındaki tavrını şu sözlerle anlatır "İbn Teymiyye sahabe ve tabiinin mezhep ve görüşlerini çok iyi bilirdi. Bir meseleyi anlattığında o konuda dört mezhebin görüşlerini de bildirirdi. Ancak belirli bazı konularda onlara muhalefet etmiş ve bu konularda da kitap ve sünnetten delil getirmiştir.

 

Tarih ilmi hakkında diğer dini ilimleri tedrisle meşgul olduğu gibi meşgul olmamıştır. Buna rağmen büyük İslâm tarihçisi ez-Zehebî "onun tarih ile siyer ilmindeki bilgisi insanları hayrete sevkederdi" demiştir. Sonuç olarak İbn Teymiyye kendi döneminde bilinen bütün ilimlerle meşgul olmuş yukarıda sayılan ilimlerin dışında usûlü'l-fıkh, tasavvuf, sulûk, hat ve hesap ve diğer ilimlerle de ciddi bir şekilde ilgilenmiştir. Bütün ilgilendiği ilimlerde eşsiz ve erişilmezdi. İbn Seyyidi'n-Nâs (734) onun hakkında şunları söyler: "Bütün ilimlerde kendi çağındaki insanlardan üstündü. Hiç bir göz onun gibisini, o da kendisi gibisini görmemiştir." İbn Dakiku'l-îd (702): "İbn Teymiyye ile oturup konuşunca gördüm ki bütün ilimler iki gözünün önünde geçiyor. Oradan istediğini alıyor, istemediğini almıyor" der.

Allame ez-Zemlekanî" ona bir ilimden sorulunca onu gören ve dinleyen onun cevapları karşısında bu ilimden başka bir ilim bilmiyor zanneder ve bu ilimde onun denginin olmadığına kanaat getirirdi." der. İbn Teymiyye aynı zamanda vera, takva, kanaat ve zühd sahibi bir insandı. Talebesi Hafız Bezzar onun bu özelliklerini şu sözleriyle anlatır: "İbn Teymiyye'nin güzel hanıma, tatlı bir cariyeye, iyi eve, bir hamiye, bostan ve bahçelere rağbet ettiği duyulmamış; para pul için gayret etmemiş, bineklere hayvanlara, nimetlere ve güzel elbiselere meyletmemiş; makam elde etmek için boğuşmamış; mübah olan birtakım kazançlar elde etmek için de aşırı bir gayret göstermemiştir." Söze şöyle devam eder: "Biz onu dünya lezzetleri ve nimetlerinden bahsederken, dünyalık sözlerle meşgul olurken ve maişeti için insanlardan bir şeyler isterken hiç görmedik. Bilakis bütün himmetini âhiret için ve Allah'a yaklaştıracak şeyler için sarfederdi." Cesareti hakkında Zehebi şöyle der: "Onun cesareti darb-ı mesel olmuştur. O bu cesaretiyle büyük kahramanlarla benzerdi." Tatar komutanı Gazan Han müslümanların memleketlerini ve topraklarını istila ettiğinde onun müslümanları ve sultanı Gazan'a karşı Allah yolunda savaşa teşvik etmesi en güzel şekilde onun kahramanlığı anlatır. Gazan ile karşılaşmış onu kınamış ve karşı çıkmıştır. Bu karşılaşma hakkında enteresan şeyler anlatılmıştır.

 

İbn Teymiyye yaşadığı dönemdeki toplumun gerçeklerini iyi tesbit etmiş, toplumun hastalıklarını anlamış ve ilmini bedenini "insanlar içinden çıkarılmasına hayırlı ümmeti övgüsüne kavuşmak için sarfetmiştir. Emr bi'lma'ruf ve'n-nehy ani'l-münker yapmış şehirlerdeki valilere ve sultanlara nasihat etmiş yaptıkları kötülükleri kınamış bundan dolayı da birçok defa hapse atılmıştır. Hapiste kaldığı müddetçe haline razı olarak ve hayrı yalnızca Allah'tan isteyerek hapse sabırla mukabele ederek şöyle demiştir: "Düşmanlarım bana ne yapabilirler, ben cennetimi kalbimde, bahçemi göğsümde taşıyorum. Nereye götürülsem onlar benimle beraberdir. Hapsedilmem halvet, öldürülmem şehâdet ve memleketimden sürülmem ise seyahattir." Hapiste iken bir defasında düşmanlarına "Şu kaleyi altınla doldursanız, hapsetmek suretiyle benim için sebep olduğunuz iyiliği bana veremezsiniz." demiştir. Hapsedilmesinin sebebi bazı muarızların haset ederek hakkında iftira ile onu yöneticilere şikayet etmeleri ve insanların câhil tabakasını onun aleyhine kışkırtmalarıdır.

 

İbn Teymiyye'nin Allahu Teâlâ'nın sıfatlarını layıkıyla ispat etmesi karşısında âciz kalanlar onun mücessime olduğunu iddia etmişlerdir. Bu konu hakkında ehl-i sünnet âlim ve müctehidlerinden İbn Hacer şöyle der: "Onun hakkında söylenen sözlerin birçoğu nefsi birtakım mülahazalar ile söylenmiştir. Onun eserleri kendisini tecsim ile suçlayanları haksız çıkaracak sözlerle doludur. " Halbuki İbn Teymiyye, tecsim suçlamalarına karşı genelde Buhârî'nin şeyhi Nuaym b. Hammad el-Huzâî'nin şu sözünü naklederdi: "Kim Allah'ı mahlûkatına benzetirse kâfir olur, kim de Allah Teâlâ'nın kendisini vasfettiği bir sıfatını inkâr ederse kâfir olur. Allah'ın ve Resulunün Allah'ı vasfetmek için bildirdiği bir sözü kabul etmek teşbih değildir."

 

İbn Teymiyye kendisine nisbet edilen kabirlerin ziyaretini yasaklaması Hz. Peygamber (s.a.s)'in kabrini ziyareti yasaklaması, Hz. peygamberin şefâatını inkârı ve bazı müslümanların tekfir etmek gibi görüşlerle iddia edilenlerin aksi görüşlerle doludur. Bu konuda İbn Hacer'in şu sözü güzel bir prensiptir: "Bir adamın fikirlerini onun meşhur kitaplarından araştırmak ve onun fikirlerini nakledenlerin güvenilir olanlarının sözlerine itimat etmek ilim ve akıl ehline yakışan ve gereken bir tutum ve davranıştır." İbn Teymiyye bazı kendini bilmezler tarafından eleştirilince, İslam âlimleri onu korumak ve onu tanıtmak için kitaplar telif etmişlerdir. İbn Nasıru'd-din (842) "er-Reddü'l Vafir" isimli kitabında 87 tane farklı mezheb ve mesnetteki âlimin İbn Teymiyye'nin hiç tereddütsüz Şeyhu'l İslâm olduğuna dair görüşünü bir araya getirmiştir. Şâfiî mezhebinden İmam Salih b. Ömer el-Buhıtkînî (868/1463-1464) bu kitaptaki takrizinde şöyle der: "Ben İbn Teymiyye'nin bu zamana kadar okuduğum kitaplarında onun küfrünü, zındıklığını gerektirecek bir sözüne rastlamadım. Onun kitaplarında kişiyi ilim ve dinde yükseltecek bid'atçılar ve sapıklarla mücadele gibi meziyetlere rastladım.

Yine bu kitapda Hanefi mezhebinin imamlarında Abdurrahman b. Ali (835/1431-32)'nin şu sözü vardır: "İbn Teymiyye'den onun küfrünü, fıskını ve dinde çirkinliğini gerektirecek bir şey nakledilmemiştir." Hanefî mezhep âlimlerinden Bedruddin el-Aynî (855) de şöyle demiştir: "Kim onun kâfir olduğunu söylerse o kâfir olur. Kim onu zındıklığa itham ederse o zındıktır. Bu sözler ona nasıl nisbet edilebilir? Onun kitapları her tarafta yayılmıştır ve onun kitaplarında sapıklık ve tefrikaya işaret eden hiç bir şey yoktur." Bu âlimler gibi daha bir çok âlim bu kitapta İbn Teymiyye'yi tezkiye etmiş ve savunmuştur. Çağdaş müelliflerden Ebu'l-Hasan Ali el-Haseni en-Nedvi onun hakkında takriben 300 sahifelik bir kitap telif etmiştir. Kitabın ismi "el-Hafız Ahmed b. Teymiyye"d ir. İbn Teymiyye'nin bir çok eseri vardır. Zehebî 1000 (bin) kadar eserinin olduğunu söylemektedir. Onun hakkında "eserlerini saymaya kalksa veya başkası saymak istese sayamazdı" denilmiştir. Beşyüz cilt hacminde üçyüz eser yazdığı da söylenmiştir (Kannûcî, Ebcedu'l-Ulum, Beyrut, (ty.), III, 131).

 

İbn Teymiyye'nin eserlerinin en büyük özelliği açık ve sade bir uslubla yazılmış olmalarıdır. Bunun en büyük delili onun eserleri aleyhinde söylenen bütün sözlere rağmen okunursa dini çok iyi bildiği, şerîatın maksatlarını çok iyi tanıdığı anlaşılır. Yine onun eserlerinin en önemli taraflarından birisi de mücadeleli cihatla yoğrulmuş bir hayatın içinde yazılmış olmasıdır. Onun eserlerinde bir konu öyle etraflı anlatılır ki (adeta bir ansiklopedi uslubuyla) o konuda başka bir kitaba bakmaya artık gerek kalmaz. İbn Teymiyye hicri 6 Şa'ban 726 (8 Temmuz 1326) tarihinde Dımaşk kalesine hapsedilmiş, 20 Zilka'de 728 (26 Ekim 1328) pazartesi günü vefat edinceye kadar bu kalede zulmen hapis kalmıştır. Zindanda iken telif, zikir, Kur'an tilâveti ve Allah a dua ile meşgul olmuştur. Hatta hapiste yazdığı bir kaç risalesi vardır (en-Nedvi, a.g.e, s. 112-113) ölümü duyulunca halk kaleye hücum etmiş birkaç defa cenaze namazı kılınmış, o gün çarşı pazarlar açılmamış, cenazesinde takriben onbeş bin kadar kadın bulunmuştur. Dımaşk şehrinde birkaç bid'atçı dışında onun cenazesine iştirak etmeyen kalmamıştır. Tarihçiler tarihte Ahmed b. Hanbel'in cenazesinden sonra en çok onun cenazesinde halkın toplandığını kaydetmiştir. Uzak yakın İslâm beldelerinde Yemen'den Çin'e kadar onun gıyabında cenaze namazları kılınmıştır. Zehebî onun hakkında şöyle demiştir: "Rükun ile makam arasında yemin ettirseler onun bir mislini görmedim, o da ilimde kendisinin dengini görmemiştir yemin ederim."

 

 

 

 

 

 

 

BU MUDUR YANİ.....

 

BENDE ALINTI YAPTIM NE OLACAK ŞİMDİ ????

 

 

(Şam camiinin minberinden inerken “Allah gökten yere, benim indiğim gibi iner” dedi.) [İbni Battuta -Tuhfetünnüzzar tarihi]

Şeyhu’l-İslam İbn Teymiyye’ye çağdaşı, mutasavvıf, kelamcı ve bid’atçi düşmanlarından çokça iftiralarda bulunulduğu gibi, çağından sonra günümüze kadar da (bu durum)devam etmiştir. Ancak bu iftiralar arasında en şaşırtıcı olup hasım bid’atçilerin dayanak kabul ettikleri iftira ise gezgin İbn Batuta’nın, "Rihletu İbn Batuta (İbn Batuta Seyehatnamesi)" diye tanınıp meşhur olmuş "Tuhfetu’l-Enzar..." adını taşıyan eserinde -Allah’tan layıkı ile muamele görmesini dileriz- söylediği şu sözlerdir:

 

"726 yılı muazzam ramazan ayı 9’una tesadüf eden perşembe günü Şam’ın Dımaşk şehrine vardım... Dımaşk’ta Hanbeli fukahasının büyüklerinden Şam’ın büyüğü ve çeşitli ilim dalları hakkında söz söyleyen Takıyu’d-Din İbn Teymiyye vardı. Ancak aklı pek yerinde değildi. Dımaşk’lılar onu çokça ta’zim eder, o da minbere çıkıp, onlara vaazlar verirdi..." diye sözlerini sürdürür ve daha sonra şunları söyler:

 

"Caminin minberinde insanlara vaaz ederken cuma gününde huzurunda bulundum. Onlara öğüt veriyordu, söylediği sözler arasında şu da vardı: Allah dünya semasına benim şu inişim gibi iner, dedi ve minberin basamaklarından bir basamak indi. İbnu’z-Zehra diye bilinen Malikî mezhebine mensup bir fakih ona karşı çıktı ve onun söylediği bu sözü reddetti. Fakat herkes bu fakihe karşı çıktı, elleriyle, ayakkabılarıyla onu alabildiğine vurdular ve nihayet sarığı da düştü..." Ve daha başka yalan ve iftiraları bunların akabinde sıralamaya devam etmektedir. [bk. er-Rıhle, I, 102, 109, 110, Tahkik: Dr. Ali el-Muntasır el-Kettanî, Müessesetu'r-Risale baskısı.]

 

İbn Batuta’nın sözleri bunlar, iftirası bu. Bundan dolayı Şeyh Ahmed b. İbrahim b. İsa "el-Kasidetu’l-Nüniyye"ye yazdığı şerhinde şu sözleri söylemektedir: "Böyle bir yalandan Allah’a sığınırız. Bu yalanı söyleyen Allah’tan korkmaz, bu iftirada bulunan utanmaz mı? Nitekim hadis-i şerif’te: "Eğer utanmazsan dilediğini yapabilirsin"[buhari edeb] diye buyurulmuştur.

 

Bu yalan o kadar açıktır ki ayrıca bunu uzun boylu reddetmeye gerek yoktur. Bu iftiracı ve yalancıya karşı Allah yeter. Çünkü bu şahıs Dımaşk’a 726 yılı 9 Ramazan tarihinde girdiğini söylemekte. Şeyhu’l-İslam İbn Teymiyye ise o sırada el-Kal’a’da hapsedilmiş bulunmakta idi. Nitekim onun öğrencisi Hafız Muhammed b. Ahmed b. Abdu’l-Hadi "Tabakatu’l-Hanâbile" adlı eserinde ile Hafız Ebu’l-Ferac Abdu’r-Rahman b. Ahmed b. Receb'in belirttikleri gibi güvenilir ilim adamları bunu böylece zikretmişlerdir. Hafız Ebu’l-Ferac sözü geçen "Tabakat"ında İbn Teymiyye’nin biyografisini yazarken şunları söylemektedir:

 

"Şeyh (İbn Teymiyye) 726 yılı, Şa’ban ayından, Zü’lkade’nin 28. gününe kadar el-Kal’a’da (hapis) kaldı."[bk. ez-Zeyl alâ Tabakati'l-Hanâbile, II, 405.]

 

İbn Abdi’l-Hadî ayrıca onun oraya altı Şa’ban’da girdiğini de ekler.[bk. İbn Abdi'l-Hadî, el-Ukudu'd-Dürriyye, s. 218.]

 

Şimdi bu iftiraya bir bakalım. Bu şahıs onun huzurunda bulunduğundan ve bu sırada minberde insanlara vaz-u nasihatte bulunduğundan sözetmektedir. Bunun gerçekle ilgisini bir bilebilseydik! Acaba caminin minberi Dımaşk Kal’asının içlerine mi intikal etti? Halbuki İbn Teymiyye belirtilen tarihte sözü edilen kaleye girdiğinde ancak naşı üzerinde dışarı çıkmıştı. Hafız İmadu’d-Din İbn Kesir "Tarihinde[bk. el-Bidaye, XIV, 123.

İbn Kesir'in el-Birzalî'den naklen zikrettiğine göre İbn Teymiyye'nin ikindi sonrası 16 Şaban Pazartesi günü girdiği şeklindedir. Durum ne olursa olsun, bu Mağrib'li yalancının Şam'a girişinden önce onun hapse girdiği muhakkaktır. O ise 9 Ramazan'da Şam'a girmiştir. el-Birzalî ile İbn Kesir'in ondan naklen zikrettiğine göre İbn Teymiyye'nin Kal'a hapsine girişi ile İbn Batuta'nın Dımaşk'a girişi arasında yirmiüç gün, İbn Abdu'l-Hadî'nin zikrettiğine göre ise ikisinin girişi arasında otuzüçgünlük bir fark vardır.] bunu böylece kaydetmektedir. Böylelikle bu hususta yapılacak açıklamalar nihaî maksadına ulaşmış bulunuyor.

 

İbn Batuta’nın çokça yalan söylediğinin delillerinden birisi de onun bu seyahatnamesinde naklettiği çok acaib hikâyeleridir. O kadar ki İbn Haldun bu seyahatnameden bir miktar nakillerde bulunduktan sonra şunları söylemektedir:

 

"...Onun anlattığı şeylerin çoğunluğu Hint ülkesinin hükümdarı ile ilgili olup onu dinleyenlerin çokça garib karşılayacağı halleri ile ilgili anlattıklarıdır... Nihayet o bu kabilden hikayeler anlattı, bu sefer insanlar kendi aralarında onun yalancı olduğunu söylemeye koyuldular. O günlerde Sultan Faris b. Vardar’ın veziri ile karşılaştım. Bu hususta onunla konuştum ve ben bu adamın insanlar tarafından yaygın bir şekilde yalanlanmış olması dolayısıyla vermiş olduğu haberleri kabul etmediğini gördüm."[İbn Haldun, Mukaddime, II, 565, Tahkik: Ali Abdu'l-Vahid Vafî]

 

O halde İbn Haldun rivayet ettiği haberlerin çokça garib oluşları sebebiyle İbn Batuta’nın doğruluğunda şüphe etmektedir. İbn Teymiyye’ye dair naklettiği rivayetten daha garibi de yoktur.

 

Diğer taraftan İbn Batuta’nın Hindistan’ı ziyareti esnasında naklettiği garib hadiselerden birisi de şu sözleriyle anlattıklarıdır:

 

"Nihayet Beşay dağına vardık, orada salih Şeyh Ata Evliya'nın zaviyesi de vardır. "Ata" türkçede baba demektir, "evliya"da Arapça bir kelimedir. Anlamı evliyaların babası demek olur. Aynı şekilde ona "si sad sale" de denilir. Farsça’da "si sad" üçyüz "sale" de yıl anlamındadır. Onların belirttiklerine göre o üçyüzelli yaşında imiş. Onlar bu kişi hakkında güzel inançlara sahibtirler..."

 

Daha sonra şunları söyleyinceye kadar sözlerini sürdürür: "Yanına girdik, ona selam verdim, boynuma sarıldı. Cismi nemli idi, ondan daha yumuşak bir cisim görmedim. Onu gören kişi ise elli yaşında olduğunu zanneder. Bana naklettiğine göre herbir yüz yaşında saçları ve dişleri (yeniden) çıkar..."[Rihle, I, 466.]

http://www.diriliszamani.com/showthread.php?t=685

 

SE
11.08.2009 01:24
#46

birşey dikkatimi çekti

 

İbni Teymiye, Kitab-ül Arş isimli eserinde, “Allah Arş'ın üzerinde oturur, kendisi ile beraber oturması için Resulullaha da yer bırakır” diyor. Essırat-ul-müstekim kitabında da, ibni Abbas gibi büyük sahabilere kâfir demiştir. (Keşfüzzunun)

 

buna cevabınız şu olmuş.

 

sanıyorum iletişim sorunu yaşıyoruz.

kardeşim bana şu alim böyle dedi o alim şöyle dedi demeyin.

 

lakin burda o alim bu alim denilmiyor.bizzat savunduğunuz kişinin sözleri yer alıyor.

HI
11.08.2009 01:32
#47
birşey dikkatimi çekti

 

 

 

buna cevabınız şu olmuş.

 

 

 

lakin burda o alim bu alim denilmiyor.bizzat savunduğunuz kişinin sözleri yer alıyor.

sıratı müstakim şuan hemen yanımda.

sayfa numarasını ver hemen bakalım( bu kitabı yutmuş olmama rağmen ) :D

iftira atılıyor...

ver şu sahife numarasını...

bekliyorum

NE
11.08.2009 02:41
#48

Benim de bildiğim kadarıyla Gazzali’nin İbn Teymiyye’ye kafir dediğini iddia edecek kadar kronolojik bilgiden yoksunuz. Kaldı ki kalkıp İbn Teymiyye'nin tasavvufa, kelama, akaide, itikada ve mezheplere bakış açısını tenkit edebiliyoruz. Ağlanacak halimizin adını Ali Şeriati koysun:

 

‘İlim ile cehaletin din adına yaptığı savaş’…

HI
11.08.2009 04:01
#49
Benim de bildiğim kadarıyla Gazzali’nin İbn Teymiyye’ye kafir dediğini iddia edecek kadar kronolojik bilgiden yoksunuz. Kaldı ki kalkıp İbn Teymiyye'nin tasavvufa, kelama, akaide, itikada ve mezheplere bakış açısını tenkit edebiliyoruz. Ağlanacak halimizin adını Ali Şeriati koysun:

 

‘İlim ile cehaletin din adına yaptığı savaş’…

????

MU
11.08.2009 15:12
#50

Rabbi Rahim buyuruyor ki mümin kulları üzerine ''Onlar akıl sahipleridir''. Zannediyorum biz buna dahil olamıyoruz. Tartışılan konuya bakınız. Kimse kimseyi inancından, tasavvufa bakış açısından dolayı yeremez. Konuşulan konu ihtilaflı değilmişçesine kesin hükümleriniz beni sinirlendiriyor ve güldürüyor. Burda oturup da saatlerce tartışmanın, birinin haklı çıkmasını beklemek bana çok absürt geliyor. Necip Fazıl konuyu kitabında belirtmiş, inanan inanır inanmayan inanmaz. ''Her koyun kendi bacağından asılır'' sözü Yunan felsefe sisteminin bir getirisidir. Tarafımızdan kabul görmez. Ama bu konu üzerine bir takım konuşulan gereksiz, başı boş cümleler şu an ''Her koyun kendi bacağından asılır be bilader!'' dememize sebep oluyor. Üstad İbn-i Teymiyye'den bahsettiği üzere İslam aleminin ''tefrikalaşmasından da'' bahseder. Hatta bundan İbn-i Teymiyyeden bahsettiğinin misli kez bahseder. Ama biz bunu, bu konu kadar irdelemeyiz. Gülünç duruma düşeriz. Destur be beyler!

 

Bunları en az benim kadar bildiğinizi biliyorum. Ama bilmek yetmiyor. Arada bir, birbirimize hatırlatmak elzem. Ne diyordu bir alim, tasavvufvarî: ''Dünyaya dalan genci, muhabbet kurtarır!''

 

Muhabbet etmiş olduk vesselam :D

HI
11.08.2009 15:41
#51
birşey dikkatimi çekti

 

İbni Teymiye, Kitab-ül Arş isimli eserinde, “Allah Arş'ın üzerinde oturur, kendisi ile beraber oturması için Resulullaha da yer bırakır” diyor. Essırat-ul-müstekim kitabında da, ibni Abbas gibi büyük sahabilere kâfir demiştir. (Keşfüzzunun)

 

buna cevabınız şu olmuş.

 

 

 

lakin burda o alim bu alim denilmiyor.bizzat savunduğunuz kişinin sözleri yer alıyor.

yukarıda söyledim tekrar ediyorum...

bu iddianın cevabını verin aksi halde MÜFTERİ OLDUĞUNUZ BELGELENECEKTİR.

İBN TEYMİYE SIRATI MÜSTAKİM KİTABININ HANGİ SAYFASINDA

İBN ABBAS (R.A.) İÇİN KAFİR KELİMESİNİ KULLANMIŞTIR.

AL
11.08.2009 17:58
#52

Wuuuuuu hacli seferi! Devam devam :D

AL
11.08.2009 18:23
#53

Eyvaaaaaaah Nedo da buradaymis. Tesaduf mu bu? :D

Hem Ali Hem Seriat kelimelerinin tasidigi mana sebebiyle laf edemiyorum yoksa off... Ali bey ucuz mu kurtuldu :D

Su an Kosova da Ibn* Teymiyye meddahlari kok salmis. Ah diyorum bir Ustad da Kosovada dogar mi :D

Allah isterse ne olmaz.

Allah kelimesini kullanmama izin var mi yahu? İpotek sahipleri soylesin...

Yok soylemesin :D

Himalata, korkunc gorunme ve surekli bomba tasiyor edasiyla gezme nerden geliyor ya?

harbiden merak ettim.

Bu arada ehli sunnet team diye bir grup kuracagim. BD gonuldaslarimla... Onlar da silaha bayilir. Ben pek sevmem ama neyse... He, bir grup kurup nerde bi Teymiyye, Abduh, Afgani hatta yasar nuri ( :D ) kitabi tasiyan dernek vs varsa bombalayacam. Kendi silahiyla vurulmak nasilmis gorsunler :D

herlade ozaman nereye canli bomba sokacaklarini sasirirlar :D

 

BARANI GONULDASIM NE GUZEL DEMIS... +1

HI
11.08.2009 18:59
#54
Eyvaaaaaaah Nedo da buradaymis. Tesaduf mu bu? :D

Hem Ali Hem Seriat kelimelerinin tasidigi mana sebebiyle laf edemiyorum yoksa off... Ali bey ucuz mu kurtuldu :D

Su an Kosova da Ibn* Teymiyye meddahlari kok salmis. Ah diyorum bir Ustad da Kosovada dogar mi :D

Allah isterse ne olmaz.

Allah kelimesini kullanmama izin var mi yahu? İpotek sahipleri soylesin...

Yok soylemesin :D

Himalata, korkunc gorunme ve surekli bomba tasiyor edasiyla gezme nerden geliyor ya?

harbiden merak ettim.

Bu arada ehli sunnet team diye bir grup kuracagim. BD gonuldaslarimla... Onlar da silaha bayilir. Ben pek sevmem ama neyse... He, bir grup kurup nerde bi Teymiyye, Abduh, Afgani hatta yasar nuri ( :D ) kitabi tasiyan dernek vs varsa bombalayacam. Kendi silahiyla vurulmak nasilmis gorsunler :D

herlade ozaman nereye canli bomba sokacaklarini sasirirlar :D

 

BARANI GONULDASIM NE GUZEL DEMIS... +1

laf salatası...

iki ayet/hadis yazda sustur bizi...

(şahsımla uğraşmaktan vazgeçin)

AL
11.08.2009 19:52
#55

Tamam bekle :D

HI
11.08.2009 20:04
#56
Tamam bekle :D

burdayım bekliyorum inşallah.

AL
11.08.2009 22:02
#57

Himalata hala bekliyor musun?

Ne garib insansiniz yahu :D

Allah hidayet versin :D

Bu sitede daha cok beklersiniz. Denilecek denmis zaten ki o yuzden buradayiz. Bekleme salonumuz da olmadigina gore de hade! :D

HI
11.08.2009 22:20
#58

beni öm den ikaz edip duruyorlar malesef.

yazma böyle diye...

elim kolum mahkum...eşitler arası bir diyalog değil bu...

ne diyelim...

zafer elde ettiniz

hayırını görün.

AL
11.08.2009 22:26
#59

Haha

HIMEN!!!

Zafer bizimdir!

Yuru dogru hilal tv ye :D

Hilal Tv ye bomba!

Hucuuuum!

ME
12.08.2009 01:07
#60

Himyata Hiç birimiz İslam Alimi değiliz bırak teymiyye gibi bi sapığı ben daha İmam ı Gazali Hz. İmam ı Rabbani Hz. gibi en büyük İslam alimlerinin kitaplarını okumayı biterebilmiş değilim Sen diyosunki bu kadar ilimle İbni Teymiyye'nin onlarca kitabını oku oradan sapıklıkları çıkar evet belki okursam 30 tane sapık düşüncesini bulurum ama Teymiyye gibi yüksek ilme sahip bir kişinin 300 tane sapık fikri varsa anca 30 tanesini bulurum geriye kalan 270 tanesini islam diye öğrenmiş olurum ve bende sapıklar yoluna girerim. Onun sapıklıklarını tespit benim işim değil İslam Alimlerinin işi Onlarda Allah razı olsun bulmuş, çıkarmış yazmış ve anlatmışlar sen İslam Alimlerini kabul etmiyosan o zaman tartışmanın bi zemini de, manası da yok demektir. Senin adına üzülürüm yinede bazı sapıklıklarını Kaynaklarıyla aktarıyım

 

İbni Teymiyye’nin sapık görüşlerinin bazıları şunlardır:

 

 

Birinci Mesele

 

-Bazı yaratıkların başlangıcının olmadığını, yani Allâh ile birlikte ezelde var olduklarını iddia etmesidir.

 

Bu sapık görüşü şu kitaplarda geçmektedir.

1- Muvafakat Sarihil Ma’kul Lisahihil Menkul

2- Minhac es-Sünne e-Nebeviyye

3- Şerh Hadis-i Nüzul

4- Şerh Hadis İmran b. Husayn

5- Nakd Meratibul İcma’

6- Fetaval Kübra

7- Altı Sürenin Tefsir Mecmuası

 

“Muvafakat Sarihil Ma’kul Lisahihil Menkul” adlı kitabında diyor ki ; “Hadis ehlinin çoğu ve onlara tabi olanlar yaratılmışların aslının yaratılmış olduğunu demiyorlar ancak ezeli olduğunu söylüyorlar.”

 

“Minhac es-Sünne e-Nebeviyye” adlı kitabında diyor ki; “Bu alemin içindekilerin kendisi ezeli olması imkansızdır ancak bu yaratılmışların aslı ezelidir..”

 

· İmam El Celal ed-Devveni, “Şerhil Adydiyye” adlı kitabında diyor ki:“İbni Teymiyye, bazı kitaplarında Arş’ın ezeli olduğunu yazdığını gördüm.”

 

İkinci Mesele

 

 

-Allâh’ın sıfatlarında sonradan yaratılmış sıfatlar olduğunu iddia etmesidir.

 

Bu sapık görüşü şu kitaplarda geçmektedir.

1- Muvafakat Sarihil Ma’kul Lisahihil Menkul

2- Minhac es-Sünne e-Nebeviyye

3- Fetaval Kübra

4- Altı Sürenin Tefsir Mecmuası

 

* “Minhac es-Sünne e-Nebeviyye” adlı kitabında diyor ki: “Allâh’ın hareket eder ve Allâh’ın zatında yaratılmış ve araz olan sıfatlarının da olduğunu söylüyoruz. Bunun batıl olduğunu delil nedir? ”

 

 

Üçüncü Mesele

 

-Allâh’ın “cisim olduğunu” iddia etmesi.

 

Bu sapık görüşü şu kitaplarda geçmektedir.

1-Şerh Hadis-i Nüzul

2-Fetaval Kübra

3-Beyan Telbis el-Cehmiyye

 

* “Şerh Hadis-i Nüzul” adlı kitabında diyor ki : “Şeraite göre bir peygamberden, bir sahabeden, bir tabi’den veya bir seleften Allâh’ın cisim olup olmadığını bildiren bir nakil yoktur. Ancak ispatlamak veya inkâr etmek bu şeraitte bir bid’attir.”

 

* “Fetave İbni Teymiyye” adlı kitabında da diyor ki: “Tecsim kelimesi, yani Allâh’ın cisim olduğunu ne inkâr etmek ne de ispatlamak niyetiyle hiçbir Selefin görüşünde geçmiş değildir. O zaman Ehli Selef cismi reddettiler veya ispatladılar denemez.”

 

* “Beyan Telbis el-Cehmiyye” adlı kitabında şöyle diyor: “Kesinlikle Allâh’ın kitabında, Resulün Sünnetinde, Ehli Selefin sözlerinde, Allâh’ın cisim olmadığı konusunda kesinlikle bir nas yoktur ve Allâh’ın sıfatlarının cisim ve araz olmadığı konusunda da bir nas yoktur.”

 

 

Dördüncü Mesele

 

 

-Allâh’ın harf ve ses ile tekellüm ettiğini ve dilediği vakitte konuşup dilediği vakitte sustuğunu iddia etmesidir.

 

Bu sapık görüşü şu kitaplarda geçmektedir

1- Muvafakat Sarihil Ma’kul Lisahihil Menkul

2- Minhac es-Sünne e-Nebeviyye

3- Fetaval Kübra

4- Altı Surenin Tefsir Mecmuası

5- Sıfatı Kelam

 

* “Fetaval Kübra” adlı kitabında şöyle diyor: ”Müslümanların cumhuru şöyle diyorlar: ‘Arapça olan Kur’an Allâh’ın kelamıdır. Allâh harf ve sesle onunla tekellüm eder.”

 

 

Beşinci Mesele

 

 

-Allâh’ın bir yerden bir yere göç ettiğini, hareket ettiğini ve göğe indiğini iddia etmesidir.

 

Bu sapık görüşü şu kitaplarda geçmektedir

1-Muvafakat Sarihil Ma’kul Lisahihil Menkul

2-Minhac es-Sünne e-Nebeviyye

3-Şerh Hadis-i Nüzul

 

* “Minhac es-Sünne e-Nebeviyye” adlı kitabında diyor ki : “Biz Allâh hakkında hareket eder ve Yaratılmış sıfatlar ve arazlar onun zatında olur deriz.”

 

 

· “Muvafakat Sarihil Ma’kul Lisahihil Menkul” adlı kitabında onun gibi ‘Mücessim’ olan Daremi’nin sözünü onaylayarak diyor ki: ”Hay ve Kayyum dilediğini yapar, dilerse hareket eder, dilerse aşağı iner ve yukarı çıkar, dilerse tutar ve bırakır, dilerse kalkar ve oturur. Çünkü Hay ile ölünün arasında fark hareket etmesidir.”

 

Altıncı Mesele

 

-Allâh’ın sınırlı olduğunu iddia etmesidir.

 

Bu sapık görüşü şu kitaplarda geçmektedir.

1- Muvafakat Sarihil Ma’kul Lisahihil Menkul

2- Beyan Telbis el-Cehmiyye

 

* “Muvafakat Sarihil Ma’kul Lisahihil Menkul” adlı kitabında diyor ki: “Müslümanlar ve kâfirler Allâh’ın göklerde ve sınırlı olduğuna ittifak etmişlerdir.”

 

* Yine aynı kitapta diyor ki: “Allâh’ın bir sınırı var ancak bu sınırı Allâh’tan başka kimse bilemez.

 

* Yine aynı kitapta diyor ki: “Her kim Allâh hakkında sınırlı olduğunu itiraf etmezse küfre girmiş olur ve Allâh’ın ayetlerini inkâr etmiş olur.”

 

* “Beyan Telbis el-Cehmiyye” adlı kitabında diyor ki: “Kitap ve Sünnete göre Allâh’ın yaratılmışlardan ayrı olması için sınırı vardır.”

 

* Yine aynı kitapta diyor ki; “Allâh’ın sınırı var ve bu sınırı Allâh’tan başka kimse bilemez.”

 

 

Yedinci Mesele

 

 

-Allâh’a yön veya mekân nispet etmesidir.

 

Bu sapık görüşü şu kitaplarda geçmektedir

1-Er-Risele et-Tedmuriyye

2-Minhac es-Sünne e-Nebeviyye

3-Beyan Telbis el-Cehmiyye

 

* “Minhac es-Sünne en-Nebeviyye” adlı kitabında diyor ki: “Ehli Halefin Cumhuru, Allâh, âlemin üzerinde olduğunu söylemeleri velev ki, dilleri ile söylemeseler bile kalplerinde bu şekilde itikad ederler.”

 

* “Er-Risele et-Tedmuriyye” adlı kitabında diyor ki: “Şüphe yoktur ki, Allâh bu âlemin üzerindedir.”

 

* “Beyan Telbis el-Cehmiyye ” adlı kitabında diyor ki: “Allâh, Kur’an’da Firavun hakkında Musâ’nın Allâh’ını görmesi için göklere çıkacağını nakletmiştir. Yani İbni Teymiyye diyor ki: “Musâ Peygamber, Firavun’a, Allâh’ın yukarıda olduğunu söylemiş olsaydı Firavun bu şekilde yapmayacaktı.”

 

 

Sekizinci Mesele

 

-Allâh hakkında “Allâh Oturuyor” iddiasıdır.

 

Bu sapık görüşü şu kitaplarda geçmektedir

1-Fetaval Kübra

2-Minhac es-Sünne e-Nebeviyye

3-Şerh Hadis-i Nüzul

4-Fetaval Hamviyyel Kübra

5-Altı Surenin Tefsir Mecmuası

 

* “Feteve İbni Teymiyye” adlı kitabında “Büyük âlimler ve evliyalar Allâh-u Teâlâ’nın Muhammed’i, Arş’ta kendisinin yanına oturtacaktır demişlerdir” şeklinde demiştir.

 

* Yine “Fetaval Hamviyyel Kübra” adlı kitabında Allâh hakkında “Hakikaten Allâh-u Teâlâ bizimledir ve Arş’ın üzerindedir” demektedir.

 

 

 

İmam Müfessir Ebu Hayyen El-Endelusi “En-Nehrul Med” adlı tefsirinde şöyle diyor: ”Bizim zamanımızda yaşayan Ahmet İbn Teymiyye kendi eliyle yazmış olduğu “El-Arş” adlı kitabında, ‘Allâh-u Teâlâ, Kürsü’ye oturmuş ve oturması için Muhammed’e yer ayırmıştır’ şeklinde yazıldığını gördüm.”

HI
12.08.2009 01:28
#61
Himyata Hiç birimiz İslam Alimi değiliz bırak teymiyye gibi bi sapığı ben daha İmam ı Gazali Hz. İmam ı Rabbani Hz. gibi en büyük İslam alimlerinin kitaplarını okumayı biterebilmiş değilim Sen diyosunki bu kadar ilimle İbni Teymiyye'nin onlarca kitabını oku oradan sapıklıkları çıkar evet belki okursam 30 tane sapık düşüncesini bulurum ama Teymiyye gibi yüksek ilme sahip bir kişinin 300 tane sapık fikri varsa anca 30 tanesini bulurum geriye kalan 270 tanesini islam diye öğrenmiş olurum ve bende sapıklar yoluna girerim. Onun sapıklıklarını tespit benim işim değil İslam Alimlerinin işi Onlarda Allah razı olsun bulmuş, çıkarmış yazmış ve anlatmışlar sen İslam Alimlerini kabul etmiyosan o zaman tartışmanın bi zemini de, manası da yok demektir. Senin adına üzülürüm yinede bazı sapıklıklarını Kaynaklarıyla aktarıyım

İbn Teymiyenin sapık olduğunu iddia eden İslam alimlerinin (!) delilleri nelerdir ?

biz İSLAM alimiyiz , ne dediysek odur ...mantığımı ?

bunula birlikte kitaplarında şunlar yazıyor diye naklettiğin eserlerin sahife numaralarını rica edeyim.

zira arkadaşın biri burada bana sıratı mustakim adlı eserinde ''ibn Abbasa kafir diyor'' diye bir şeyler saçmaladı , keza böyle bir şeyin o eserde olmadığını biliyorum ve ondan sahife nosu istediğim halde veremedi-VEREMEZDE .

 

kaldı ki, bir içtihadi mesele , diğer bir içtihad ile nakzedilemez.

İmamı nakzetmek için haberi sahiha ile karşısına delil koymanız icab eder.

muhabbetle

 

not: yönetim kızmaz inşallah... dayanamadım yazım..cevap hakkı doğdu çünkü :D

KV
12.08.2009 11:50
#62

şimdi burdaki olay şu...himyata diyecek kaynak göster...biz şu bu diyecez...inanmıyacak,gözüyle görmedi ya...bu tavırlarla bu iş olmaz...ben böyle dediğini inandığım kaynaktan ortaya koyuyorum...sen de kendi savunduğunu yani demediğini ortaya koy bakalım...

 

İbni Teymiye; Kabri Nebeviyi ziyaret için sefere çıkmak haramdır. [Hazret-i] Ali iman ettiği zaman çocuk olduğu için Müslümanlığı sahih olmadı. [Hazret-i] Osman malı çok severdi diyerek eshab-ı kiramın büyüklerine dil uzattı mı uzatmadı mı????ben diyorum uzattı...kaynağımda bu seninkini görelim..

 

İbni Teymiye, Peygamberlerin masumiyetini (günahtan korunmuş olduklarını) reddetmiştir diye inanıyorum...cevabı bekliyorum...

HI
12.08.2009 14:26
#63

kardeşim,

keşfizzununda, ibni teymiye'nin sıratı müstakim adlı eserinde sahabiden ibn abbasa kafir dediği yazılıymış...bir önceki soru ...bana şu sıratı mustakimin hangi sayfasındadır gösterin diye on defa sormama rağmen cevap gelmedi...gelemezde. sıratı müstakimi hatmetmiş biri olarak biliyorum ki o kitabta bırakın ibn abbasa (haşa) kafir demeyi, tazim ve hürmet lafızlarıyla bahseder .

 

demişsin ki :

 

şimdi burdaki olay şu...himyata diyecek kaynak göster...biz şu bu diyecez...inanmıyacak,gözüyle görmedi ya...bu tavırlarla bu iş olmaz..

 

sana elimde eserleri var diyorum. sayfa nosunu ver bakayım. çokmu zor. sayfa nosunu veremediğinize göre bir takım meselelerde İFTİRA atan kişilerin laflarını EZBERDEn tekrar ettiğiniz GÜN gibi ortaya çıkıyor.

meseleden bi-habersiniz kısaca.

 

 

sen de kendi savunduğunu yani demediğini ortaya koy bakalım...

çok kolay git eserlerini tek tek oku... bunların olmadığını göreceksin.

sana külliyatı taratıpta burdan nasıl okutayım?

akıllıca mı bu teklif.

ama bana sayfa ve bab/bölüm ismi verirseniz açar bakarız meseleye.

 

şialardan bazılarıyla ibn teymiye hakkında tartıştım. bana dedilerki bu adam İmam huseyni sevmez ve yezidi metheder bunun için onu sevmeyiz...

dedim ibn teymiye İmam huseyne kurban olsun...bununla birlikte verin kaynakları, şu sözleri nerede söylemiş okuyalım.

gittim okudum ...özetle şu çıkıyordu ortaya

İmam huseyne haklı ve şehid diyor, yezide ise KAFİR demiyor !!!!

ve resmen iftira olduğu çıktı ortaya.

işte anlatmak istediğim bunlar kısaca.

lütfen aklı selim olalım.

 

KV
12.08.2009 14:43
#64

biz ne ibni teymiyyeyi tanıdık ne gördük...sonuçta peygamberimizi de görmedik ama inanıyoruz,nasıl inanıyoruz önümüzde ilmihal kitapları,ehli sünnet alimleri var onlardan gördük inanıyoruz...bu sitedekileri bilmem ama ehl-i sünnet alimlerinin onun hakkında söyledği sözler boşuna değildir,onlarda mı müfteri yani,hani ibni teymiyyenin ne özelliği vardı da ona böyle şeyler dediler,olmadığı halde mi bu kadar şey söylediler...böyle şey olmaz...evet başta hanbeli alimiyken sonradan sapıtmıştır...ehl-i sünnet inancı budur..ehl-i sünnet geçek aklı selimdir lafta değil...biz büyük bildiklerimizin sözüne inanırız..kalkıpta aa ibni teymiyye demiş mi acaba diye şüphe duymak olur mu...olmaz...

AL
12.08.2009 14:50
#65

Ilk defa vahhabi dansozde gorduk. Bir onceki sayfaya don himalaya kackini himalata.

bak, he de ehli sunnet ol gel beraber vahhabi yuvalarini ucuralim ne dersin?

Bomba yapmayi biliyor musun? :D

desene kendim bomba gibiyim zaten :D

Bu son olsun. Bir daha seninle konusmak yok :D

Istedigin kadar sov. hani ustadin nazima ilk ve son hitabi var ya :D haha

devammmm!

KV
12.08.2009 14:56
#66

himyata bir sorum olacak belki yeri burası değil gibi gözükücek ama,yeri tam olarak burası...üstad necip fazıl hakkında ne düşünüyorsun??çünkü bu muhim olay...islami çevrede herkes üstadı sevdiğini söyler,e kardeşim üstadın yeri belli safı belli neyini seviyosunuz,neyiyle seviyosunuz...hee sevmeyin diyen yok,ona hakkımızda yok amma velakin güzel sevin sevecekseniz be kardeşim...cevabını bekliyorum

HI
12.08.2009 14:58
#67
biz ne ibni teymiyyeyi tanıdık ne gördük...sonuçta peygamberimizi de görmedik ama inanıyoruz,nasıl inanıyoruz önümüzde ilmihal kitapları,ehli sünnet alimleri var onlardan gördük inanıyoruz...bu sitedekileri bilmem ama ehl-i sünnet alimlerinin onun hakkında söyledği sözler boşuna değildir,onlarda mı müfteri yani,hani ibni teymiyyenin ne özelliği vardı da ona böyle şeyler dediler,olmadığı halde mi bu kadar şey söylediler...böyle şey olmaz...evet başta hanbeli alimiyken sonradan sapıtmıştır...ehl-i sünnet inancı budur..ehl-i sünnet geçek aklı selimdir lafta değil...biz büyük bildiklerimizin sözüne inanırız..kalkıpta aa ibni teymiyye demiş mi acaba diye şüphe duymak olur mu...olmaz...

bak sende aynı şekilde , ispat edebilmek gayret ve kuvvetinden uzaksın güzel kardeşim.

seni suçlamıyorum , zira bunların tamamına yakını net ispat edilebilmek zemininden yoksundur. bazı ayrılıklar var evet ama bunlar içinde gerekli cevapları (içtihad içtihad ile nakzedilemez) diyerek zaten cevapladık.

Allahın rasulu s.a.v. min sözlerinin bize aktarılmasında kullanılan metodloji nihayetinde ilmi usulu hadis diye bir branşın doğmasına vesile oldu.

şimdi burada hadis usulune girmiyelim.(araştır istersen) bu nedenle hadislere iman ile alimlerin sözlerine iman oldukça farklıdır.

bak mesela islam alimlerinin bir çoğu tartışma ve münakaşa yaşamışlardır.nefsi hareket edeni de olmuş, iftira atanıda..olgun bir şekilde kişiye hakkını vereni de...bu nedenle ölçüyü böyle koymaya kalkarsak hata ederiz. ehli sünnetten sapmamıştır ib.n teymiye...dedim demekle olmuyor. bir evvelki iletimde söylediğim gibi, ispat gerekir.

din nakille gelir.

ayet-hadis

gerisi lafı güzaf

KV
12.08.2009 15:04
#68
bak sende aynı şekilde , ispat edebilmek gayret ve kuvvetinden uzaksın güzel kardeşim.

seni suçlamıyorum , zira bunların tamamına yakını net ispat edilebilmek zemininden yoksundur. bazı ayrılıklar var evet ama bunlar içinde gerekli cevapları (içtihad içtihad ile nakzedilemez) diyerek zaten cevapladık.

Allahın rasulu s.a.v. min sözlerinin bize aktarılmasında kullanılan metodloji nihayetinde ilmi usulu hadis diye bir branşın doğmasına vesile oldu.

şimdi burada hadis usulune girmiyelim.(araştır istersen) bu nedenle hadislere iman ile alimlerin sözlerine iman oldukça farklıdır.

bak mesela islam alimlerinin bir çoğu tartışma ve münakaşa yaşamışlardır.nefsi hareket edeni de olmuş, iftira atanıda..olgun bir şekilde kişiye hakkını vereni de...bu nedenle ölçüyü böyle koymaya kalkarsak hata ederiz. ehli sünnetten sapmamıştır ib.n teymiye...dedim demekle olmuyor. bir evvelki iletimde söylediğim gibi, ispat gerekir.

din nakille gelir.

ayet-hadis

gerisi lafı güzaf

 

 

güzel kardeşim biz materyalist miyiz de herşeye kanıt arıyalım mı??aklına inanırsın da aklını gösteremezsin..ispat neymiş...benim şüphem yokki ispata yer olsun...ictihaddan haberin yok galiba...ictihad iman konusuna girebilir mi...Allah benim mimberden indiğim gibi iner nedir anlıyamadık?peygamberler günahsız değildiri anlıyamadık,tasavvuf inkarını anlıyamadık...içtihad demek dinde herhangi bir konuda farklılık ortaya koymak mı demek,öyle şey yok...bu kadar müctehid var,nerdeyse her konuda aynılarken,bir kaç tatbikat olayı dışında...bir tek ibni teymiyye mi düşündü...lütfen yapmayalım arkadaşım...herşey ispat et demek kolay yol...

HI
12.08.2009 15:24
#69
güzel kardeşim biz materyalist miyiz de herşeye kanıt arıyalım mı??aklına inanırsın da aklını gösteremezsin..ispat neymiş...benim şüphem yokki ispata yer olsun...ictihaddan haberin yok galiba...ictihad iman konusuna girebilir mi...Allah benim mimberden indiğim gibi iner nedir anlıyamadık?peygamberler günahsız değildiri anlıyamadık,tasavvuf inkarını anlıyamadık...içtihad demek dinde herhangi bir konuda farklılık ortaya koymak mı demek,öyle şey yok...bu kadar müctehid var,nerdeyse her konuda aynılarken,bir kaç tatbikat olayı dışında...bir tek ibni teymiyye mi düşündü...lütfen yapmayalım arkadaşım...herşey ispat et demek kolay yol...

estağfirullah, sizlere inkarcı gözüyle bakmadım hiç bir zaman .

ancak unutulmamalı ki, İSPAT şarttır. aksi halde kimin doğru veya kimin yanlış olduğunu neye göre belirleyeceğiz.

bak mesele ve iddia sayısı sende de artmaya başladı...

 

Allah benim mimberden indiğim gibi iner nedir anlıyamadık?peygamberler günahsız değildiri anlıyamadık,tasavvuf inkarını anlıyamadık..

 

1. bu minber meselesi iftiradır.

 

"726 yılı muazzam ramazan ayı 9’una tesadüf eden perşembe günü Şam’ın Dımaşk şehrine vardım... Dımaşk’ta Hanbeli fukahasının büyüklerinden Şam’ın büyüğü ve çeşitli ilim dalları hakkında söz söyleyen Takıyu’d-Din İbn Teymiyye vardı. Ancak aklı pek yerinde değildi. Dımaşk’lılar onu çokça ta’zim eder, o da minbere çıkıp, onlara vaazlar verirdi..." diye sözlerini sürdürür ve daha sonra şunları söyler:

 

"Caminin minberinde insanlara vaaz ederken cuma gününde huzurunda bulundum. Onlara öğüt veriyordu, söylediği sözler arasında şu da vardı: Allah dünya semasına benim şu inişim gibi iner, dedi ve minberin basamaklarından bir basamak indi. İbnu’z-Zehra diye bilinen Malikî mezhebine mensup bir fakih ona karşı çıktı ve onun söylediği bu sözü reddetti. Fakat herkes bu fakihe karşı çıktı, elleriyle, ayakkabılarıyla onu alabildiğine vurdular ve nihayet sarığı da düştü..." Ve daha başka yalan ve iftiraları bunların akabinde sıralamaya devam etmektedir. [bk. er-Rıhle, I, 102, 109, 110, Tahkik: Dr. Ali el-Muntasır el-Kettanî, Müessesetu'r-Risale baskısı.]

 

İbn Batuta’nın sözleri bunlar, iftirası bu. Bundan dolayı Şeyh Ahmed b. İbrahim b. İsa "el-Kasidetu’l-Nüniyye"ye yazdığı şerhinde şu sözleri söylemektedir: "Böyle bir yalandan Allah’a sığınırız. Bu yalanı söyleyen Allah’tan korkmaz, bu iftirada bulunan utanmaz mı? Nitekim hadis-i şerif’te: "Eğer utanmazsan dilediğini yapabilirsin"[buhari edeb] diye buyurulmuştur.

 

Bu yalan o kadar açıktır ki ayrıca bunu uzun boylu reddetmeye gerek yoktur. Bu iftiracı ve yalancıya karşı Allah yeter. Çünkü bu şahıs Dımaşk’a 726 yılı 9 Ramazan tarihinde girdiğini söylemekte. Şeyhu’l-İslam İbn Teymiyye ise o sırada el-Kal’a’da hapsedilmiş bulunmakta idi. Nitekim onun öğrencisi Hafız Muhammed b. Ahmed b. Abdu’l-Hadi "Tabakatu’l-Hanâbile" adlı eserinde ile Hafız Ebu’l-Ferac Abdu’r-Rahman b. Ahmed b. Receb'in belirttikleri gibi güvenilir ilim adamları bunu böylece zikretmişlerdir. Hafız Ebu’l-Ferac sözü geçen "Tabakat"ında İbn Teymiyye’nin biyografisini yazarken şunları söylemektedir:

 

"Şeyh (İbn Teymiyye) 726 yılı, Şa’ban ayından, Zü’lkade’nin 28. gününe kadar el-Kal’a’da (hapis) kaldı."[bk. ez-Zeyl alâ Tabakati'l-Hanâbile, II, 405.]

 

İbn Abdi’l-Hadî ayrıca onun oraya altı Şa’ban’da girdiğini de ekler.[bk. İbn Abdi'l-Hadî, el-Ukudu'd-Dürriyye, s. 218.]

 

Şimdi bu iftiraya bir bakalım. Bu şahıs onun huzurunda bulunduğundan ve bu sırada minberde insanlara vaz-u nasihatte bulunduğundan sözetmektedir. Bunun gerçekle ilgisini bir bilebilseydik! Acaba caminin minberi Dımaşk Kal’asının içlerine mi intikal etti? Halbuki İbn Teymiyye belirtilen tarihte sözü edilen kaleye girdiğinde ancak naşı üzerinde dışarı çıkmıştı. Hafız İmadu’d-Din İbn Kesir "Tarihinde[bk. el-Bidaye, XIV, 123.

İbn Kesir'in el-Birzalî'den naklen zikrettiğine göre İbn Teymiyye'nin ikindi sonrası 16 Şaban Pazartesi günü girdiği şeklindedir. Durum ne olursa olsun, bu Mağrib'li yalancının Şam'a girişinden önce onun hapse girdiği muhakkaktır. O ise 9 Ramazan'da Şam'a girmiştir. el-Birzalî ile İbn Kesir'in ondan naklen zikrettiğine göre İbn Teymiyye'nin Kal'a hapsine girişi ile İbn Batuta'nın Dımaşk'a girişi arasında yirmiüç gün, İbn Abdu'l-Hadî'nin zikrettiğine göre ise ikisinin girişi arasında otuzüçgünlük bir fark vardır.] bunu böylece kaydetmektedir. Böylelikle bu hususta yapılacak açıklamalar nihaî maksadına ulaşmış bulunuyor.

 

İbn Batuta’nın çokça yalan söylediğinin delillerinden birisi de onun bu seyahatnamesinde naklettiği çok acaib hikâyeleridir. O kadar ki İbn Haldun bu seyahatnameden bir miktar nakillerde bulunduktan sonra şunları söylemektedir:

 

"...Onun anlattığı şeylerin çoğunluğu Hint ülkesinin hükümdarı ile ilgili olup onu dinleyenlerin çokça garib karşılayacağı halleri ile ilgili anlattıklarıdır... Nihayet o bu kabilden hikayeler anlattı, bu sefer insanlar kendi aralarında onun yalancı olduğunu söylemeye koyuldular. O günlerde Sultan Faris b. Vardar’ın veziri ile karşılaştım. Bu hususta onunla konuştum ve ben bu adamın insanlar tarafından yaygın bir şekilde yalanlanmış olması dolayısıyla vermiş olduğu haberleri kabul etmediğini gördüm."[İbn Haldun, Mukaddime, II, 565, Tahkik: Ali Abdu'l-Vahid Vafî]

 

O halde İbn Haldun rivayet ettiği haberlerin çokça garib oluşları sebebiyle İbn Batuta’nın doğruluğunda şüphe etmektedir. İbn Teymiyye’ye dair naklettiği rivayetten daha garibi de yoktur.

 

Diğer taraftan İbn Batuta’nın Hindistan’ı ziyareti esnasında naklettiği garib hadiselerden birisi de şu sözleriyle anlattıklarıdır:

 

"Nihayet Beşay dağına vardık, orada salih Şeyh Ata Evliya'nın zaviyesi de vardır. "Ata" türkçede baba demektir, "evliya"da Arapça bir kelimedir. Anlamı evliyaların babası demek olur. Aynı şekilde ona "si sad sale" de denilir. Farsça’da "si sad" üçyüz "sale" de yıl anlamındadır. Onların belirttiklerine göre o üçyüzelli yaşında imiş. Onlar bu kişi hakkında güzel inançlara sahibtirler..."

 

Daha sonra şunları söyleyinceye kadar sözlerini sürdürür: "Yanına girdik, ona selam verdim, boynuma sarıldı. Cismi nemli idi, ondan daha yumuşak bir cisim görmedim. Onu gören kişi ise elli yaşında olduğunu zanneder. Bana naklettiğine göre herbir yüz yaşında saçları ve dişleri (yeniden) çıkar..."[Rihle, I, 466.]

 

2. mesele , tasavvufun ve tarikatın SÜNNETİ SENİYE nazarında DELİLLERLE dayanağını gösterirmisiniz ? sahih hadisler ve ayetler ışığında ( zor bir şey istemiyorum- o ki bu kadar büyük ve doğru bir mesele bu, o halde İSLAMDA oturtulduğu ayet ve hadis temelleri olmalı)

 

3. Peygamberlere günahsız değiller demiş...bunu hangi eserinin hangi sayfasında söylemiş.. demişse hata etmiştir. bana sayfa ve bab nosu verin ..aksi halde iftira olur bu.

 

dikkat edersen oldukça makul bir bakış açısıyla yaklaşıyorum meseleye.

muhabbetle

 

 

HI
12.08.2009 17:07
#70
Ilk defa vahhabi dansozde gorduk. Bir onceki sayfaya don himalaya kackini himalata.

bak, he de ehli sunnet ol gel beraber vahhabi yuvalarini ucuralim ne dersin?

Bomba yapmayi biliyor musun? :D

desene kendim bomba gibiyim zaten :D

Bu son olsun. Bir daha seninle konusmak yok :D

Istedigin kadar sov. hani ustadin nazima ilk ve son hitabi var ya :D haha

devammmm!

YORUMSUZ

SE
12.08.2009 17:08
#71
"msn ye beni ekleyen sensin.

insanlık yapıp kabul ettik.. ettikte ne oldu peki...

baştan sona dek SEN KİMSİN demekten başka bir şey yapmadın .ileti geçmişini burayamı alayım yani.

bununla birlikte SEN KİMSİN sualini yanıtsızmı bıraktım. Allah ve Rasulu ne buyurmuşsa onu takip etmeye çalışan biriyim... dedim..

binaenaleyh ,

msn ve/veya telefon görüşmesi gibi, kişilere özel olan konuşmaları ulu orta yerlerde zikretmenin EDEPLİCE olmadığına inanıyorum.(konu ne olursa olsun)"

 

 

yanıtsız bırakmadın ama cevapta vermedin kıvırmaya çalıştın.o sorudan kastımın yazdığın cevap olmadığını biliyordun.sadece ilk karşılaşmada etkilemek ve benide vahhabi saflarına katmak için yaptığın hileydi.soruma cevap değildi.senin yaptığın da edeplice değildi.insanların niyetini öğrenmeye hakkı var ona göre cevap verecekler.

 

 

 

"Allah rasulu s.a.v. ve ondan evvel bir çok peygamber bile hata edebiliyorken (bkz-enfal suresi bedir esirleri meselesi , abese suresi, yunus kıssası vs)

hz Ömer ve Alinin k.v. hata edebileceğini söylemek , bir alimi tekfir etmek için yeterli bir neden değildir.

zira azıcık aklı olan bilir ki ,

eleştirmek ayrı- hakaret apayrı bir şeydir.

İmam İb Teymiye bütün eserlerinde sahabeden bahsederken tazim ve hürmetle bahseder.(boş iddialar bunlar kısaca )"

 

 

başkalarının kusurunu araştırmak yasaklanmıştır.ve bu kusuru araştırılan kişi sahabi ise peygamberin şefaatini kaybeder.bunun savunulacak bir tarafı yoktur.peygamberin hatası meselesine gelince o hata yapmışsa da ona hatasını söyleyen ALLAH'tır.sahabi değil.eğer bununla karşılaştırıyorsan ibn-i teymiyyenin en azından peygamber olması gerekir ki bu seni de küfre sürükler.

 

 

 

 

buna delilimiz , amcası ebu lehebin ve annesinin cehennemlik oluşudur. Rasulullah Efendimiz , bizzat kendileri annesinin kabrini ziyaret ettiler, ağladılar ve yanında bulunanları da ağlattılar ve buyurdular ki , "Rabbim’den ona mağfiret dileme konusunda izin istedim, alamadım, kabrini ziyaret etme konusunda izin istedim, izin edildi. Siz de kabirleri ziyaret edin. Çünkü bu, ölümü hatırlatır."

"

 

 

efendimizin annesinin cehennemlik olduğu hükmü bu hadisten çıkmaz.onun kafir olduğuna dair tek bir delil var mı ellinde? yoksa sen cehennemlik oldun hayırlı yolculuklar.

 

bu hadisten çıkacak anlam şudur.

 

peygamberimiz ümmetine şefaat etme hakkına sahiptir.lakin efendimizin annesi islam gelmeden önce vefat etmiştir.onun için peygamberimizin ümmetinden değildir.ve peygamberimiz şefaat edemez.peygamberimiz şefaat etmek için izin istemiş ve ALLAH izin vermemiştir.

 

ebu lehep sağ ve sol kollardan.ağacın gövdesi olduğunnu söylemiştim.

 

 

 

"İmam Zehebî, "İhyâ'da hayr-ı kesir olmakla birlikte içinde bâtıl hadisler vardır" [Zehebî, Siyer, XIX, 339-340; Leknevî, Raf, s 53 ]"

 

 

 

zehebiyi tanımıyorum.onun hakkında pek birşey söyleyemem.ama sen ibni teymiyye hakında o alim ne demiş bu alim ne demiş demeyin ayet ve hadisten kaynak getirin demiştin.imam gazali için niye o alimin bu alimin sözünü naklediyorsun.imam gazalinin sahte hadis neşrettiğine dair bir ayet veya hadis getir.

 

bide böyle ince bir konuda zehebinin sözünü yazman ona itimad etmen.onun güvenilir biri oluğunu, asla yalan söylemeyecek, sözlerinin hepsine güvenilebileceğini kabul ettiğin anlamına geliyor.eğer o anlama gelmiiyorsa sen müfterisin.ve burdan çekip gitmezsen sapıksın.eğer o anlama geliyorsa şimdi nakledeceğim nasihatı kabul edip ibni teymniyye sapığını savunmaktan vazgeçmek zorundasın.

zehebinin ibni teymiyye ye nasihatı:

 

 

"" Rahman ve Rahim olan ALLAH'ın adıyla

 

Hamd ALLAH'a mahsustur.Ya Rab,hata edersem bana merhamet eyle;sürçersem beni kaldır!Benim imanımı koru!Ah,gamsızlığıma ne kadar üzülürüm!Sünnete ve sğnnet ehlinin kalmamasına ne kadar yanarım vah!..Ah...Ağlamak için bana yardımcı olacak mümin kardeşlere ne kadar müştakım!..İlmin kandilleri,ehli takva ve hayratın defineleri olan insanları kaybetmemize üzülüyorum vah!..Ah...Helal bir dirhem, mûnis bir kardeş bulabilsem!..

 

Ne mutlu kendi kusurunu alemin kusurlarını görmekten alıkoyana!..Ne yazık alemin kusurları kendi kusurlarını görmeye mani olmana!..

 

BE adam, kendi gözündeki merteği unutarak din kardeşinin gözündeki çepeli görmeye daha ne kadar devam edeceksin?Ne zamana kadar kendini, fessahatini ve sözlerini övecek;ulemayı zemmedecek ve başkalarının kusurlarını araştıracaksın?Halbuki Resulullah (s.a.v.)nin bunu yasak ettiğini bilirsin."Ölülerinizi hayırdan başka birşeyle anmayın; çünkü onlar gönderdiklei şeye varmışlardır" buyurmuştur.

 

Hayır!Bilirim bana: sen kendini kurtar, benim zemmim ancak şu islamın kokusunu duymayanlara, Muhammed(s.a.v.) in getirdiğini -ki cihaddır- bilmeyenlere mahsustur...diyeceksin.Hayır! Vallahi onlar bir kulun amel ettiği zaman muhakkak kurtulacağı şeylerden pek çok hayrı bildiler.Kendilerini alakadar etmeyen şeylerden de pek çoğunu bilmediler.Zaten kişinin işini girmeyen şeyi terketmesi müslümanlığın güzelliğindendir.

 

Be adam! Sana ALLAH aşkına yalvarıyorum.Bizden vazgeç.Çünkü sen iddiası çok bilimli bir adamsın.Yerinde durmaz ve uyumazsın.Dinde mugalâta denilen şeylerden sakının! Senin Peygamberin (s.a.v.) sorulardan hoşlanmamış, onları ayıplamış ve çok sual sormayı yasak ederek:"gerçekten ümmetim için en korktuğum şey bilgili münafıktır" buyurmuştur.Delilsiz çok söz helal ve harama dair olursa kalbi katılaştırır.Acaba yunusilerin ve feylesofların ibareleri ile kalpleri kör eden şu küfriyat olursa ne buyrulur?Vallahi şu alemde gülünç olduk.Acaba biz akıllarımızla red cevabı verelim diye felsefi küfriyatın inceliklerini ne zamana kadar ortaya atıp duracaksın!..

 

Be adam! Feylezofların zehirlerini ve acı te'liflerini yuttun!Zehirleri çok kullanmakla vücud ona alışır ve ALLAH'a yemin olsun ki, vucudda gizlenirler.Ah...İçerisinde tedebbür ve tezekkürle haşyet, tefekkürle sukut bulunan bir meclise ne kadar müştakım! Ah...Öyle bir meclise ki, içinde iyiler anılır.Rahmet de iyiler anıldığı zaman iner.İftira ve tahkirle zikredilen iyiler anıldığı zaman değil.Haccac'ın kılıcı ile ibni hazm'in dili kardeştiler.sen her ikisi ile de kardeş oldun!

 

 

Billahi Perşembe bid'atını ve hububat yemeği anmaktan vazgeçiniz.Bizim vaktiyle doğrudan doğruya sapıklık saydığımız birtakım bid'atları anarken onları halis sünnet ve tevhidin esası saydılar.Bunları bilmeyen ya kâfir yahut eşektir.Kim küfür etmezse o firavun'dan da kafirdir.Hristiyanlar bizim gibi sayılıyor.Vallahi kalplerde şüpheler var.Eğer sana iki şehadet ile imanın sağlam kaldıysa mes'udsun.Vay sana tabi olanın hüsranına!..Çünkü o zındıklığa ve bozulmağa maruzdur.hele de ilim ve dini azsa(!) şehvetperest ve batılcı ise!..Lâkin o sana fayda verir.Eliyle diliyle senin için müşahade eder.İçinden ise haliyle ve kalbiyle sana düşmandır.Ekseriyetle sana bağlananlar hareketsiz, hafif akıllı, yahut yalancı cahiller, aklı ermezler, yahut garip tutnuk, hilesi kuvvetli veya yavan iyi fakat anlayışsız kimselerdir.Şayet beni tasdik etmezsen onları bir teftiş et, adaletle tart!

 

 

Ey müslüman, kendini medih için edindiğin şehvet eşeğini bana doğru çevir!Onu daha ne kadar tasdik edecek ve iyilere düşmanlıkta bulunacaksın, onu ne zamana kadar tasdik edecek ve iyilere tahkirde bulunacaksın?Onu ne zamana kadar ta'zim edecek; kulları küçülteceksin?Ne zamana kadar onunla dost olacak zâhidlere buğzedeceksin.Kendi sözünü ne zamana kadar medhedeceksin?Öyle ki, sahihaynın hadislerini bile vallahi öyle medhetmiyorsun.Keşke sahihaynın hadisleri senden kurtulsalardı...Bilakis sen her zaman zayıf çıkarmak, heder saymak veya te'vil ve inkarla onlara hücum ediyorsunçSenin için daha dönme zamanı gelmedi mi? Tevbe ve rucu' zamanı gelmedi mi?Bak artık yetmişlik ondalığındasın.Yolcluk yaklaşmıştır.Hayır vallahi, sanmıyorum ki, sen ölümü hatırlayasın.Belki ölümü hatırlayanı tahkir edersin.Zannetmem ki, benim sözümü kabul edesin;va'zıma kulak asasın.Bilakis bu kağıt parçasını ciltlerle kitap yazıp bozmağa ve benim için söz yollarını kesmeğe senin büyük azmin vardır.Ben sana kat'i olarak sustum deyinceye kadar sen hep üstün gelmey çalışacaksın.Bana karşı halin bu olunca-ki ben senin şefkatli ve sevgili dostunum- düşmanların nazarında halin nice olur? Halbuki düşmanlarının içinde vallahş suleha,ukalâ ve fudala vardır.Nitekim dostlarının içinde de facirler,yalancılar,cahiller, bozuklar, işe yaramazlar ve şaşkınlar vardır.

 

 

Senin bana aşikare olarak söğmene, gizliden gizliye de sözümden istifade etmene ben razıyım.Bana kusurlarımı ihda eden kimseye Allah rahmet eylesin.Zira be kusurları çok, günahları fazla bir kimseyim.Eğer tevbe etmezsem vay benim halime!Gaibleri bilen AllAH huzurunda vay kepazeliğime!..

 

Benim ilacım ALLAH'ın afvi, müsamahası, tevfik ve hidayetidir.

 

 

Hamd alemlerin rabbi olan Allah'a mahsustur.ALLah, peygamberlerin sonu ola seyyidina Muhammed'e ve ashabının cümlesine salat eylesin.""

 

bide şu sözün var

"

gazali kendisi de bizzat hadis ilimleriyle fazla uğraşmadığını, bu ilimdeki ihatasının yeterli olmadığını itiraf etmiş, KANUNUTTEVİL adlı eserinde ilmi hadis müzcat: "Hadis ilmindeki ser­mayem azdır" demiştir"

 

bu yalan hadis yazdığı anlamına gelmez.

 

 

 

 

yeni bir meseleye gelecek olursak.sen burda o adamın sözlerinin kafir olduğuna dair kanıt olarak gösterilmesine inanmıyorsun.o kitabı okudum yok diyorsun.peki biz sana niye inanalım.bu sözleri söyleyenler senden daha güvenilir kişilerdir.en azından senin gibi sahtekarlığa kalkışmamışlardır.ayrıca teymiyyenin kitabını basanlar onun zihniyetinden kişilerdir. kafir olduğu kanııtlandıktan sonra onu kanıtlayan kısımları kitaplardan kaldırmış olabilirler.böylece sizin elinizde yeterince eski bir kitap olmadığından o kaynaklarda olmayabilir.

 

 

 

şimdi seninle ilgili bir mesele var.bir mesaja 6 mesajla cevap veriyor böylece bazı meselelerin gözden kaçmasına sebep oluyorsun.bundan sonra tek mesaja tek mesajda cevap yaz.

 

şimdilik bu kadar.

HI
12.08.2009 17:18
#72
zehebiyi tanımıyorum.onun hakkında pek birşey söyleyemem.ama sen ibni teymiyye hakında o alim ne demiş bu alim ne demiş demeyin ayet ve hadisten kaynak getirin demiştin.imam gazali için niye o alimin bu alimin sözünü naklediyorsun.imam gazalinin sahte hadis neşrettiğine dair bir ayet veya hadis getir.

İmam gazalinin neşrettiği eserlerinde sahih olmayan hadisler vardır . bunu muhaddisler açıklamışlardır zaten.

kaldıki bunlar İmamı asla tekfir etmemişlerdir.

eserlerine asılsız hadislerin girdiğini İLMEN ortaya koymuşlardır.(hadis usulu okumuş olsan bilirsin)

ve yine bununla da yetinmedik, sana hayatında bir kez olsun ELİNE KİTAP almayı nasihat ettim.

git ihyayı aç ve oku , kendinde göreceksin ki orda KAYANAĞI olmayan hadisler mevcuttur.

 

meselede o denli yetersizsin ki, MEVZU HADİS barındıran bir alim için bununla ilgili bana ayet/hadis getir diyebiliyorsun ..

buna güldüm.

 

Rasulullah Efendimiz , bizzat kendileri annesinin kabrini ziyaret ettiler, ağladılar ve yanında bulunanları da ağlattılar ve buyurdular ki , "Rabbim’den ona mağfiret dileme konusunda izin istedim, alamadım, kabrini ziyaret etme konusunda izin istedim, izin edildi. Siz de kabirleri ziyaret edin. Çünkü bu, ölümü hatırlatır."

 

efendimizin annesinin cehennemlik olduğu hükmü bu hadisten çıkmaz.onun kafir olduğuna dair tek bir delil var mı ellinde? yoksa sen cehennemlik oldun hayırlı yolculuklar.

 

bu hadisten çıkacak anlam şudur.

 

peygamberimiz ümmetine şefaat etme hakkına sahiptir.lakin efendimizin annesi islam gelmeden önce vefat etmiştir.onun için peygamberimizin ümmetinden değildir.ve peygamberimiz şefaat edemez.peygamberimiz şefaat etmek için izin istemiş ve ALLAH izin vermemiştir.

 

ebu lehep sağ ve sol kollardan.ağacın gövdesi olduğunnu söylemiştim.

zorla yazdırıyorsun..

Hz Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir adam:

"Ey Allah'ın Resulü babam nerededir?" diye sormuştu.

"Cehennemde!" buyurdular. Adam (gitmek üzere) geri dönünce, Aleyhissalâtu vesselâm adamı çağırdı ve:"Muhakkak ki, benim babam da senin baban da ateşteler!" buyurdu." Müslim, İman 347, (203); Ebu Davud, Sünnet 18, (4718).

 

ben bir şey söylerken ayet ve hadis getiriyorken sen YORUMUNU VE TAHMİNLERİNİ yazıyorsun...

aradaki farkı anlatmama gerek yok.

 

 

İbn Teymiye'ye zehebi nasihat etmiştir bu doğru.

iyi de bununla sen hani şu iddiaların hangisini İSPAT etmiş oldun.

Allah :

müminlere nasihat et. zira nasihat onlara fayda verir[Zariyat 55] buyurmuştur.

 

Ebü Rukayye Temîm İbni Evs ed-Darî radıyallahu anh' den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem :

"Din nasihattir" buyurdu. Biz kendisine:

- Kimin için nasihattir? dedik. Peygamber Efendimiz:

- "Allah, Kitabı, Resulü, mü'minlerin yöneticileri ve tüm müslümanlar için nasihattir" buyurduMüslim, İman 95. Ayrıca bk. Buhari, İman 42; Ebü Davüd, Edeb 59; Tirmizî, Birr 17; Nesaî, Bey'at 31, 41

 

zehebi kendince DOĞRU bulduğu düşünceleri mümin bir insana NASİHAT yoluyla tebliğ etmişse ne zehebi ve ne de İmam İbn Teymiye bunda kınanamaz.

 

buradan çıkarılacak sonuç İbn Teymiyenin (haşa) kafir olduğu değildir !

 

 

 

 

hadisteki ifadelerden dolayı kafası karışabilecekler için, açıklamayı okumalarını tavsiye ederiz.

http://www.enfal.de/hadisler/din_nasihat.htm#_ftnref1

 

 

yanıtsız bırakmadın ama cevapta vermedin kıvırmaya çalıştın.o sorudan kastımın yazdığın cevap olmadığını biliyordun.sadece ilk karşılaşmada etkilemek ve benide vahhabi saflarına katmak için yaptığın hileydi.soruma cevap değildi.senin yaptığın da edeplice değildi.insanların niyetini öğrenmeye hakkı var ona göre cevap verecekler.

seni neden vehabi yapmak isteyeyim.vehabiliğe dair ne yazdım, hangi davette bulundum da bana bunları sırf hislerine uyarak söylersin.

mezhebim şafii, vehabi değilim.

kalbimi mi yarıp baktın (hadise atıftır-anlayana)

polis gibi durmadan SEN KİMSİN diyen birisinin sorularına, bu kişinin arzuları doğrultusunda cevap vermek zorunda olduğumu da kim söyledi?

SE
12.08.2009 17:37
#73

hadis veya ayet istedim çünkü sen ibni teymiyye hakkında ayet ve hadis istemiştin.

 

 

bu arada yamyam ve vahhabi meselesine gelince msnde yazdığın şu sözler.isteyene konuşma kaydını yollayabilirim.msnden.

 

 

" bana itiraz ettiğin ve katılmadığın şey ne ise onu söyle konuşalım..bana kim olduğumu soruyorsun.... önemi nedir bunun... yamyamım diyelim ne olacak....

almak istediğin cevap ben VEHABİYİM olsun diyelim.... VEHABİLERİ çürütmüşmü olacaksın?"

HI
12.08.2009 17:42
#74
başkalarının kusurunu araştırmak yasaklanmıştır.ve bu kusuru araştırılan kişi sahabi ise peygamberin şefaatini kaybeder.bunun savunulacak bir tarafı yoktur.peygamberin hatası meselesine gelince o hata yapmışsa da ona hatasını söyleyen ALLAH'tır.sahabi değil.eğer bununla karşılaştırıyorsan ibn-i teymiyyenin en azından peygamber olması gerekir ki bu seni de küfre sürükler.

 

Hz Ömer'in vahiye dair isabetini ve neden FARUK adını aldığını

münafıkların cenaze namazlarını kılmamak konusunda

bedir esirlerinin öldürülmesi konusunda

(Fıkhusiyre ebu ramazan el buti )

vs

Hazreti Peygambere fikrini beyan ettiğini ve bu konuda KUR'ANIN GÖRÜŞÜNE İSABET ETTİĞİNİ ve Hazreti Peygamberin hata ettiği bir meselede Ömerin isabet ettiğini de ben mi sana öğreteyim.

(müslim 5/158 -enfal 67-68)

HI
12.08.2009 17:47
#75
hadis veya ayet istedim çünkü sen ibni teymiyye hakkında ayet ve hadis istemiştin.

İmam gazali hakkında ayet hadis olurmu be ilimsiz adam !

diğer türlü

İmam ibn teymiye hakkında ayet hadis olur mu?

 

ben şahsın eserinde mevzu hadis var diyorum...ve böyle avami sayılacak bir meseleyi bilmeyen de azdır.

 

oysa konu bu değil.

 

İbn Teymiyenin GÖRÜŞLERİNİN İSLAMA UYGUN OLUP OLMADIĞIYLA İLGİLİ SUNULACAK DELİL AYET VE HADİS OLMALIDIR diyorum

 

aynı şekilde İmam Gazalinin görüşleri de bu minval üzere tenkit edilebilir.

 

ben senden ibn teymiye hakkında ayet hadis getirmeni mi istedim ?

 

okuduğunu anlama sorunun var senin.

SE
12.08.2009 17:48
#76

evet hadis ilminde yetersiz olabilirim.ama sırf zamanının büyüklerinin onun amanının en büyük alimi olduğunu kabul etmelerinden, imam-ı subkinin rivayet ettiğine göre (buda imam gazalinin sahte hadis yazdığını söylediğini söylediğin kişilerden birisidir) ebul hasen eşşazelinin rüyasında efendimizin(s.a.v.) isa(a.s.) ve musa(a.s.) ye sizin ümmetinizde gazali gibi biri varmıdır"demesine ve yok cevabı almasından, ebul abbas el mersinin sıddıklara mahsus en yüksek makama çıktığına şehadet etmesinden, 5.asrın müceddidi,huccetil islam olmasından, yine imam subkinin gazaliden sonra ilim bakımından onun gibi kimse gelmemiştir demesinden, ve naklettiği bir hadisin rivayet zincirini bizzat okumuş olmamdan onun sahte hadis neşretmeyeceğine eminim.

SE
12.08.2009 17:49
#77

iyide görüşler sunuluyor.sen dememiştir diyorsun.bunu açıklamıştım.1 delil istedin en azından 6 delili reddettin.100 delil gelse yine reddedeceksin.sana ve onun sapğık çırakları tarafından basılan eserlerine niye güvenelim.

HI
12.08.2009 17:56
#78
iyide görüşler sunuluyor.sen dememiştir diyorsun.bunu açıklamıştım.1 delil istedin en azından 6 delili reddettin.100 delil gelse yine reddedeceksin.sana ve onun sapğık çırakları tarafından basılan eserlerine niye güvenelim.

Şu iddiaları TEKER TEKER yaz konuşalım.

ve sırayla her birine cevap verdiğimi göreceksin inşallah.

sadece bir tanesini yaz ve mevzuyu dağa bayıra vurmadan -şahsımla da uğraşmadan yazışalım.

 

SE
12.08.2009 17:57
#79

yazıldı zaten.

HI
12.08.2009 17:58
#80
evet hadis ilminde yetersiz olabilirim.ama sırf zamanının büyüklerinin onun amanının en büyük alimi olduğunu kabul etmelerinden, imam-ı subkinin rivayet ettiğine göre (buda imam gazalinin sahte hadis yazdığını söylediğini söylediğin kişilerden birisidir) ebul hasen eşşazelinin rüyasında efendimizin(s.a.v.) isa(a.s.) ve musa(a.s.) ye sizin ümmetinizde gazali gibi biri varmıdır"demesine ve yok cevabı almasından, ebul abbas el mersinin sıddıklara mahsus en yüksek makama çıktığına şehadet etmesinden, 5.asrın müceddidi,huccetil islam olmasından, yine imam subkinin gazaliden sonra ilim bakımından onun gibi kimse gelmemiştir demesinden, ve naklettiği bir hadisin rivayet zincirini bizzat okumuş olmamdan onun sahte hadis neşretmeyeceğine eminim.

ilmi değil ...

cevap olarak göremeyiz bunu.

SE
12.08.2009 17:59
#81

sizinkileri niye görelim

HI
12.08.2009 18:00
#82
yazıldı zaten.

ona bakarsan ben de cevap verdim.

yaz bir tanesini, araya kimse girmesin demiştin...

tamam hadi buyur o halde yaz bir tanesini .

SE
12.08.2009 18:05
#83

buna cevabı yukarda vermiştim. o mesajımı geçiştirmek için bu hileyi yaptığını biliyorum

HI
12.08.2009 18:14
#84
buna cevabı yukarda vermiştim. o mesajımı geçiştirmek için bu hileyi yaptığını biliyorum

ya sen benim şahsımla neden uğraşıyorsun

kuvvetin varsa mevzuyu tartış yeter artık ama .

bu konuları okuyan insanların gözlerinde küçük düşeceksin yapma etme...

hile yapıyormuşum...ne hilesidir bu..

eğer soramayacaksan ben sorayım...ve istediğin kadar da hile yap...

tamam mı?

SE
12.08.2009 18:20
#85
ya sen benim şahsımla neden uğraşıyorsun

kuvvetin varsa mevzuyu tartış yeter artık ama .

bu konuları okuyan insanların gözlerinde küçük düşeceksin yapma etme...

hile yapıyormuşum...ne hilesidir bu..

eğer soramayacaksan ben sorayım...ve istediğin kadar da hile yap...

tamam mı?

 

konuyu geçiştime ilesi.tek mesaja tek mesajda cevap vermeni 2 kere söyledim yapmadın.sonra zaten cevap yazdığım birşeyi o mesajda rahatsız olduğun kısımlar olduğu için geçiştirmeye çalışmak için ve sorduğunda ayrı olarak aynı mesajı yazmamın benim fikirlerimi zayıflatacağını düşünerek tekrar aynı şeye cevap istemen.

 

küçük düşme meselesine gelince.sen ve üstadın küçük düşmekten korkar.bu korkuyla hareket edersiniz.ben rezil olmaktan korkmuyorum.görevim hakkı savunmak ve ben yalnız görevimi bilirim.bu uğurda rezil olmak benim için şereftir.onun için sizin gibi hilelere başvuran biri değilim.

SE
12.08.2009 18:21
#86

bir sayfalık hile raporu çıkarmak isterdim ama şimdi zamanı değil.hazırlayınca kendi siteme eklerim.isteyen olursa burdada vahhabi hileleri diye bir konu açar buraya da ekleriz

HI
12.08.2009 18:23
#87

sanıyorum sormayacaksın

o halde ben soruyorum...

 

keşfuzzunun da geçtiğine göre , İmam İbn Teymiye'nin SIRATI MUSTAKİM adlı eserinde ,sahabiden İb Abbas(r.a) için KAFİR dediğini yazıyorsunuz ...(bu forumda en az 10 defa okudum bu iddiayı)

 

bu iddianızın arkasında durup sıratı mustakimin hangi sayfasında bu sözün yazılı olduğunu söylermisin?

SE
12.08.2009 18:25
#88

bunu söylemek benim görevim değil.zaten söylense de inkar edeceksin.ve bu herifin kitaplarını basanlar kendi çırakları olduğu için bu sapıklıkları kanıtlandıktan sonra o kısmı kitaptan çıkarmış olabilirler.onun için sana ve bu herifin kitaplarını basanlara güvenemeyiz.

 

 

hala peygamberimizin annesinin kafir olduğunu kanıtlayamadın

HI
12.08.2009 18:47
#89
hala peygamberimizin annesinin kafir olduğunu kanıtlayamadın

 

yukarıda yazdım tekrar edelim.

 

Hz Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir adam:

"Ey Allah'ın Resulü babam nerededir?" diye sormuştu.

"Cehennemde!" buyurdular. Adam (gitmek üzere) geri dönünce, Aleyhissalâtu vesselâm adamı çağırdı ve:"Muhakkak ki, benim babam da senin baban da ateşteler!" buyurdu." Müslim, İman 347, (203); Ebu Davud, Sünnet 18, (4718)

 

Rasulullah Efendimiz , bizzat kendileri annesinin kabrini ziyaret ettiler, ağladılar ve yanında bulunanları da ağlattılar ve buyurdular ki , "Rabbim’den ona mağfiret dileme konusunda izin istedim, alamadım, kabrini ziyaret etme konusunda izin istedim, izin edildi. Siz de kabirleri ziyaret edin. Çünkü bu, ölümü hatırlatır."

 

(Ca’beri, agk. (Müslim, Ebu Davud, Nesai, Ibn Mace, Ibn Hibban, Beyhaki K. den)

 

 

 

kanıtlanamadı mı ?

 

 

hadi ben delil koydum buraya ...bir delilde sen getir göster ki bu dediğimin aksini söylesin ?

SE
12.08.2009 19:04
#90

kanıtlamadı.bana ulaşabileceğim bir kaynaktan göster.

ayrıca bu hadisin nasıl açıklandığını da görmem lazım.

 

ve annesini yine kanıtlayamadın.o hadisin o anlama gelmeyeceğini açıklamıştım.

 

 

yukardaki naklettiğin hadisi internetten buldun değil mi?

HI
12.08.2009 19:07
#91
kanıtlamadı.bana ulaşabileceğim bir kaynaktan göster.

ayrıca bu hadisin nasıl açıklandığını da görmem lazım.

 

ve annesini yine kanıtlayamadın.o hadisin o anlama gelmeyeceğini açıklamıştım.

 

 

yukardaki naklettiğin hadisi internetten buldun değil mi?

yanımda sünen,müsned, cami, kitapları var.

acaba sünen nedir googleye bakmadan söyleyebilecek bir ilme sahipmisin?

altta kaynakları verdim ...git oku

hadis yazıyoruz inanmıyorsun

git imanını sorgula .

SE
12.08.2009 19:10
#92

bi kere siz hadisi plastik açıdan bakıyorsunuz.onun için anlayamıyorsunuz.

bu hadisi açıklamasıyla beraber görmek zorundayım.ayrıca hala annesinin kafir olduğunu kanıtlayamadın.

 

açıklanmadan anlaşılamayacak pek çok hadis var.

 

peygamberinin annesine babasına kâfir diyorsun bide benden imanımı sorgulamamı istiyorsun.

HI
12.08.2009 19:28
#93

keşfuzzunun da geçtiğine göre , İmam İbn Teymiye'nin SIRATI MUSTAKİM adlı eserinde ,sahabiden İb Abbas(r.a) için KAFİR dediğini yazıyorsunuz ...(bu forumda en az 10 defa okudum bu iddiayı)

 

bu iddianızın arkasında durup sıratı mustakimin hangi sayfasında bu sözün yazılı olduğunu söylermisin?

 

kaç kere sormam gerekiyor.

ortaya iddia atmışsınız durun arkasında.

SE
12.08.2009 19:30
#94

kaç kere cevap vermem gerekiyor.

1.bu iddiayı ben yazmadım.

2.buna cevap vermiştim.

 

3.kaç kere daha aynı şeyi yazarak ortalığı karıştırmaya çalışacaksın.

HI
12.08.2009 19:31
#95
kaç kere cevap vermem gerekiyor.

1.bu iddiayı ben yazmadım.

2.buna cevap vermiştim.

 

3.kaç kere daha aynı şeyi yazarak ortalığı karıştırmaya çalışacaksın.

kaç kuruşluk ilminiz olduğu ortada

hadi iyi akşamlar.

SE
12.08.2009 19:33
#96

sağol.bilgili münafık olacağıma cahil müslüman olurum.

DE
12.08.2009 19:36
#97
yukarıda yazdım tekrar edelim.

 

Hz Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir adam:

"Ey Allah'ın Resulü babam nerededir?" diye sormuştu.

"Cehennemde!" buyurdular. Adam (gitmek üzere) geri dönünce, Aleyhissalâtu vesselâm adamı çağırdı ve:"Muhakkak ki, benim babam da senin baban da ateşteler!" buyurdu." Müslim, İman 347, (203); Ebu Davud, Sünnet 18, (4718)

 

Rasulullah Efendimiz , bizzat kendileri annesinin kabrini ziyaret ettiler, ağladılar ve yanında bulunanları da ağlattılar ve buyurdular ki , "Rabbim’den ona mağfiret dileme konusunda izin istedim, alamadım, kabrini ziyaret etme konusunda izin istedim, izin edildi. Siz de kabirleri ziyaret edin. Çünkü bu, ölümü hatırlatır."

 

(Ca’beri, agk. (Müslim, Ebu Davud, Nesai, Ibn Mace, Ibn Hibban, Beyhaki K. den)

 

 

 

kanıtlanamadı mı ?

 

 

hadi ben delil koydum buraya ...bir delilde sen getir göster ki bu dediğimin aksini söylesin ?

 

 

Ne yani Hz.İsa (a.s.) annesi de mi kafir ? ya Musa(a.s.) annesi ibni teymiyyenin annesi hangi mezheple öldü oda mı sapık dediğiniz zümreden di?

 

Sanada hak veriyorum siz anladığınız kadarıyla hüküm veriyorsunuz değilmi münezzel din esaslarına göre ve sen ancak bu kadarından sorumlusun ben bu hadis-i şeriften şunu anlarım;

 

Cündeb (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Bir adam: "Vallahi Allah falancayı mağfiret etmiyecek!" diye kesip attı. Allah Teâla Hazretleri de: "Falancaya mağfiret etmiyeceğim hususunda yemin eden de kim? Ben ona mağfiret ettim, senin amelini de iptal ettim!" buyurdu."

 

Müslim, Birr 137, (2621).

 

bende bu hadis-i şerif eşliğinde değerlendiririm. Haşa Kimseye kafirdir diyemem de sana Allah Yardımcı olsun bunun sorumluluğunu yüklenip ben bunu anladım demeye talipsin.

 

Hakkı Batıldan Ayıranlardan Eylesin Rabbim. Amin

selametle

HI
12.08.2009 20:03
#98
Ne yani Hz.İsa (a.s.) annesi de mi kafir ? ya Musa(a.s.) annesi ibni teymiyyenin annesi hangi mezheple öldü oda mı sapık dediğiniz zümreden di?

ben hz Peygamberin annesine kafir demedim.

babasına da kafir demedim.

bütün yazılarımı dönüp okuyun.

ben Peygamberin s.a.v. anne ve babası ateştedir DEDİM.

BUNUNLA BİRLİKTE

Ateşte olmaları ise küfürleri nedeniyle olabilir...kuvvetle muhtemeldir.

kaldı ki ateşte olmalarıyla ilgili HADİS yazdım buraya. bu şu demektir:

Peygamber s.a.v. ANNE VE BABASININ ATEŞTE OLDUĞUNU ifade ederken ben kalkıpta , Hayır ey büyük Peygamber .s.a.v. senin anne ve baban ateşte değildir mi diyeyim.

eğer bu hadisler Peygambere aitse (ki öyle görünüyor) bana iman edip susmak düşüyor.

 

devamla :

 

hz İsa ve Musa aleyhimüsselamların anne ve babaları için KAFİR demedim, demeye de getirmedim. buradan böyle bir sonucu çıkarmanıza sadece gülüyorum.

 

şu hadise gelince:

 

 

Cündeb (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Bir adam: "Vallahi Allah falancayı mağfiret etmiyecek!" diye kesip attı. Allah Teâla Hazretleri de: "Falancaya mağfiret etmiyeceğim hususunda yemin eden de kim? Ben ona mağfiret ettim, senin amelini de iptal ettim!" buyurdu."

 

Müslim, Birr 137, (2621).

 

Konuyla bağlantılı değil.

zira bu hadiste ''mağfiret edilmeyecek'' , diyen kişi BİR ADAM ,

oysa benim yazdığım hadiste , anne ve babası için ateştedir diyen kişi HAZRETİ MUHAMMED MUSTAFA S.A.V.

 

inşallah anlamışsınızdır.

 

 

 

SE
12.08.2009 20:11
#99

hadislerin açıklamay muhtaç olduğu gerçeğini hala kabul etmiyorsun.

 

ikinci olarak basbaya kafir olduğunu iddia ediyorsun.

 

ben bu hadisden onların cehennemlik olduğu değil ALLAH rahmet etmezse cehennemde oldukları gerçeği sebebiyle efendimizin, o insana öyle demiş olabileceğini anlıyorum.zaten o olayın devamı da yazmıyor.bir alimin açıklamasıda yok.

 

yine dediğim ve daha önce de demiş bulunduğum gibi ikinci hadisten kastedilenin o olmadığını açıklamıştım.

 

şimdi de ilk hadisi söyledim.

 

bu hadisi açıklamasıyla beraber görmeden böyle bir hükme varamayız.

 

 

3. sen gitmemişmiydin

 

sende ibni teymiyye gibisin.kibrinin esiri olmuşsun.

BA
12.08.2009 20:23
#100

Bir kaç kelam :

 

Hiçbirimiz medrese eğitiminden geçmedik.(En azından ben)

 

Ve buradaki arkadaşların hiçbiri allame değil...

 

Bu manada arkadaşların kendi görüşlerini değil de alimlerin görüşlerini aktarmalarını yadırgamamak gerek...

 

Zira, bu alimler medrese eğitiminden geçmiş , devrinde kendilerini Kamuya isbat etmiş büyükler...

 

Ayet ve hadis getirilecek ise -delil olarak- ilim sahibi büyüklerin getirdikleri delilleri alıntılamak en sıhhatli yol

dur. (Kuran-sünnet-icma-kıyas)

 

Vesselam...

DE
12.08.2009 20:48
#101
ben hz Peygamberin annesine kafir demedim.

babasına da kafir demedim.

bütün yazılarımı dönüp okuyun.

ben Peygamberin s.a.v. anne ve babası ateştedir DEDİM.

BUNUNLA BİRLİKTE

Ateşte olmaları ise küfürleri nedeniyle olabilir...kuvvetle muhtemeldir.

kaldı ki ateşte olmalarıyla ilgili HADİS yazdım buraya. bu şu demektir:

Peygamber s.a.v. ANNE VE BABASININ ATEŞTE OLDUĞUNU ifade ederken ben kalkıpta , Hayır ey büyük Peygamber .s.a.v. senin anne ve baban ateşte değildir mi diyeyim.

eğer bu hadisler Peygambere aitse (ki öyle görünüyor) bana iman edip susmak düşüyor.

 

devamla :

 

hz İsa ve Musa aleyhimüsselamların anne ve babaları için KAFİR demedim, demeye de getirmedim. buradan böyle bir sonucu çıkarmanıza sadece gülüyorum.

 

şu hadise gelince:

 

 

Cündeb (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Bir adam: "Vallahi Allah falancayı mağfiret etmiyecek!" diye kesip attı. Allah Teâla Hazretleri de: "Falancaya mağfiret etmiyeceğim hususunda yemin eden de kim? Ben ona mağfiret ettim, senin amelini de iptal ettim!" buyurdu."

 

Müslim, Birr 137, (2621).

 

Konuyla bağlantılı değil.

zira bu hadiste ''mağfiret edilmeyecek'' , diyen kişi BİR ADAM ,

oysa benim yazdığım hadiste , anne ve babası için ateştedir diyen kişi HAZRETİ MUHAMMED MUSTAFA S.A.V.

 

inşallah anlamışsınızdır.

 

 

 

 

tamda kaba softa diye tabir edilenlerdensin vesselam, hala daha konunun ve hadisin derinliğine değilde, yüzeysel olarak ele almışınız bizim söylemeye çalıştığımız şu "Allah (c.c.) istemedikçe kimse cennete giremez ve ancak O nun istemesiyle cehenemme girilir" bunda mutabıksak insanların kafirliği yada zahidliğini de ancak Allah (c.c.) bilir ve üstünlük ancak takva da dır, onunla ilgili biz bir hüküm veremeyiz. Bu arada efendimiz HAZRETİ MUHAMMED MUSTAFA S.A.V. de izin verilen kadar müslümana şefaat edebilecektir (inşAllah şefaatına mazhar olanlardan oluruz). O'(s.a.s.)nun söyledikleri kadar önemli olan başka bişey yok ama biz şuna inandık ki; Allah Birdir ve Resulü Ekrem (s.a.s.) O'nun kulu ve elçisidir. İslam Hadler gerektirir, bir büyüğümüzün dediği gibi anahtara benzer bir diş fazla olsa açmaz bir diş eksik olsa yine açmaz, konunun özü şu Allah(c.c.)'ın bildiği işler hikmetlerle doludur, biz gösterilen kadarını bilelim ve konu hakkında ahkam kesmeyelim. Bazı konuların hikmetini akıl terazisi tartamaz.

 

Üzgünüm katıksızsın buna da bi kulp bulursun ondan dolaydır ki polemik oluşturmadan ben çekiliyorum diyeceklerim bundan öteye geçmeyecek. Hakkımızda hayırlı olana gönlümüzü razı eylesin Rabbim.

 

Allah(c.c.)'ın rahmeti sonsuzdur, kainatın bütün günahları O'nun rahmeti karşısında, bir umman üstünde uçan karganın pençelerindeki toz zerrecikleri kadardır, ve ne kadar ehemniyet taşır umman karşısında o zerrecikler? ümitsiz olmadan havf ve reca çizgisinde rahmeti umanlardan oluruz inşeAllah. selametle

SE
12.08.2009 20:54
#102

şey...

tamda kaba softa diye tabir edilenlerdensin vesselam

bu ham yobaz.kaba softa aynı şeyin tersten okunuşu.

HI
13.08.2009 00:02
#103

konuya dair son mesajımdır

admin diye adlandırılan yönetim birimlerinden BİRİNDEN

bir daha BURAYA BU KONUDA YAZMA ...diye uyarı aldım.

hepiniz biliniz ki,

vallahi vallahi vallahi,

delil ve ispat zemininden fersah fersah uzaksınız ve büyük bir yanlış üzeresiniz.

ve fakat sizler ŞAHSIMA ve sunduklarıma HAKARET EDERKEN ALKIŞ aldığınız halde,

ben en nazik bir uslupla konuşmama rağmen İHTAR alıyorum.

aksi halde hiç biriniz delil getirerek beni ilzam edecekler değildiniz.

yönetim bana konuşmam için fırsat versin (hodri meydan) görelim kimin inandığı doğru kimin ki batıl.

ama malesef bu olmadı ...son ihtarımı da aldım...

bu nedenle size yazamıyacağımı bildirerek bu konudan çekiliyorum.

ve sizlere adiy bin hatem hadisini

ve Hahamlarını Rabler edindiler.. ayetini bu bağlamda irdelemenizi tavsiye ediyorum

selam hidayete tabi olanlara olsun

esselamu aleykum ve rahmetullah

 

MU
13.08.2009 07:07
#104

Selamlar,

Çizgisi ve itikadı belli olan sitemizde sapıklar gürûhuna mensup teymiyye için kabul edilen kaynaklar ortadadır. Gelip de böyle bir ortamda illa ki kaynak diye tutturmanız abes kaçmaktadır. Kimse sizin şahsınıza hakaret etmedi, savunduğunuz sapık hakkında nakilleri ortaya döktü. Size yapmış olduğum ihtarın sebebi de bu lüzumsuz tartışmanın hiç bir neticeye varmayacağındandır. Bizim kaynaklarımız, kabul ettiklerimiz bellidir, ortadadır. Bu mevzuyu daha fazla uzatmanın bir manâsı yoktur. Mesele zaten üslubunuzla ilgili değil, sizin de bu konuyu ele alırken takındığınız üslubun nezaketi ortadadır. Lakin, dışı süslü olup da içi zehir dolu bir bardağın masada durmasına da lüzum yoktur. Sizinle mevzu hakkında mütalaa etmek isteyen özel mesaj sistemini kullanabilir. Bu başlığı da daha fazla uzamaması için şimdilik kilitliyorum. Lütfen diğer başlıklarda da buna benzer bir girişimde bulunmayınız. Müslüman mahallesinde salyangoz satmayınız.

Saygılarımla

 

/ekleme: serdengectik rumuzlu üyeye delil sunma talebi üzerine cevap hakkı verilmiştir.

SE
13.08.2009 12:33
#105

"ibn-i abbas hazretleri, Şuara suresinin 219. ayetini bu manayı ifade ederek şöyle tefsir etmiştir:

"Sen, yani nurun, hep secde edenlerden dolaştırılarak Sana intikal etmiştir."(Kurtubi, XIII,144, Heysemi, VIII, 214)

 

Fahri Kâinat- sallallahu aleyhi ve sellem- bu hususu hadis-i şeriflerinde şöyle dile getirmiştir:

 

"Ben, Ademoğulları'nın en hayırlı ve en temiz olanlarından, devirden devire, aileden aileye geçerek, nihayet şu içinde bulunduğum aileden vucuda getirildim!"(Buhari, Menakıb, 23)

 

"

(osman nuri topbaş -hazreti MUHAMMED MUSTAFA sallallahu aleyhi ve sellem cilt1[mekke devri])

 

 

"ibni ABBAS:

"ALLAH'ın Resulu buyurdular:

-benim bütün nesep kollarımda zinadan eser yoktur.ALLAH beni daima pâk babaların sülbünden, pâk annelerşn rahmine geçirerek vücuda getirdi.Nesep kollarımda ne zaman iki şube peydahlansa, ben o şubelerden hayırlısına geçerdim.""

 

"ben nesep bakımından en nefisinizim."

 

 

şimdi yukarda gösterdiğimiz hadislere ve ayet tefsirine bakınca aşağıdaki hadisten kastedilenin efendimizin (s.a.v.) anne babasının cehennemlik olması olmadığı anlaşılıyor.ve eğer senin dediğin gibi olsaydı ibn-i abbas (r.a.) şuara suresinin 219.ayetini öyle tefsir etmezdi.aşağıda gösterdiğim hadisten çıkarılması gereken anlam şudur.

ALLAH rahmet etmezse senin baban da benim babam da ateştedirler.

 

aynen "cennete yaşlı kadınlar giremez" hadisi şerifinden anlatılmak istenenin cennete girerken gençleşecekleri gerçeği olduğu gibi.

 

ve başka bir hadisi şerif te ALLAH'ın rahmeti olmadan kimsenin cennete giremeyeceği söyleniyor.

 

"Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir adam:

"Ey Allah'ın Resulü babam nerededir?" diye sormuştu.

"Cehennemde!" buyurdular. Adam (gitmek üzere) geri dönünce, Aleyhissalâtu vesselâm adamı çağırdı ve:"Muhakkak ki, benim babam da senin baban da ateşteler!" buyurdu." Müslim, İman 347, (203); Ebu Davud, Sünnet 18, (4718)"