NEFSANÎ TEFSİRCİ
• İslâm inkılâbı mevzuunda, bu sınıf, reformacıların bir şubesidir ve kısım kısımdır.
• Farkları sudur ki, reformacılar, hiçbir eksik ve fazla kabul etmiyen din bütününe, dışarıdan,
akıllarınca güzelleştirici ve iyileştirici unsurları ilâve etmekte mahzur görmedikleri halde,
bunlar, dışardan unsur dâvet etmezler, fakat dinin zatî hükümlerini kendi içinde diledikleri
gibi tefsire yeltenirler.
• Bu tefsirlerde, saik sadece nefsaniyetleri ve keyifleridir.
• Bunlardan bir kısım, üstelik din ve ilim de satarlar sâf reformacı, yalnız ileri fikir taslarken,
bunlar, dinî mânada gerçek bilgi iddia eder ve sağlam bir akîde taşıdıklarına kendilerini ve
herkesi inandırmak isterler.
• Bu sınıfa en parlak misal, son zamanların bazı «Seyhülislâm» lariyle, Cumhuriyet devresinin
bazı Diyanet İsleri Reisleridir. Ayrıca, kendisini İslâmiyet bahsinde bir şey sanan bazı müellif
ve hitabet taslakları...
• Kur’ânın Türkçe ve onun yine Kur’ân olabileceğini kabul ederler; Müslümanların,
zekâtlarını filân ve falan yere verebileceklerine dair fetvâlar karalarlar, tasavvufu inkâr
ederler; ve kalpazanlıklarının hak olduğuna şahit diye de, dinin en büyük müçtehitlerini
gösterirler... Daha doğrusu bizzat kendileri müçtehit geçinirler.
• Bunlardan bir kısım, Peygamberler Peygamberini gûya tenzih ve taziz mevzuunda, onun
mübarek sahabîlerine dil uzatır, gûya Peygamber askına sığınarak, Gaye İnsanın, mukaddes
emaneti omuzlarına yüklediği ana direkleri baltalar, keyiflerine ve ağızlarına geldiği gibi de
hüküm savururlar.
• Yine bunlardan bir kısım edindiği en kaba ilk mektep bilgisi ve en bayağı okur – yazarlık
gayretiyle, âlemde teselli formüllerinin en gülüncü halinde bir nakarat tutturur; «Allahla kul
arasına kimse giremez; bu is tavassut kabul etmez!» ... Bu şifasız budalalar, Üsküdar’dan
Besiktasa gitmek için bile bir rehbere muhtaçken, Allaha giden sonsuz girift yolda
kılavuzsuzluk iddiasının sefaletini karıyamazlar. Bunlara «Peygamber de mi lüzumsuz?»
diye sorulduğu vakit biraz şaşırırlar, ezilip büzülürler ve cevap verirler: «O değil ama, ondan
başka herkes lüzumsuz!» ... Hâsılı bu bedbahtlar, ellerinden gelse Peygamberi bile aradan
kaldırmaya razı bir nefs istiklâliyle Allaha yalnız gitmek sevdasında mütereddit sınıflara yeni
bir İslâmiyet telkinine kalkışmaya kadar gidebilirler.
• «Denize düsen yılana sarılır» kabîlinden bazı yarı bilgililer de bunların arkasına düşebilir; ve
bilmezler ki, denize düsen yılana sarılır ama, yılan da onu sokar ve denizden evvel öldürür.
• Topyekûn fikrî ifadesini üzerimize aldığımız İslâm inkılâbının, yapıcısı olmak söyle dursun,
gerçek yapıcılığını en fazla zorlaştırmak ve onu Yahudî dehâsıyla tepetaklak etmek tehlikesini
arz eden sınıf, her cins ve meşrepten reformacılardır.
• İkinci hüküm: İslâm inkılâbı nefsanî tefsircilerle olmaz!