Bd'ye Gösterilen İlginin Azlığının Sebepleri?

Başlatan: bozkurt Tarih: 26.05.2006 18:06 Cevap: 63

BO
26.05.2006 18:06
#1

Ülkemizde ve islam coğrafyasın da Büyük Doğuya ilginin azlığının asıl sebebi nedir?Ve bu ilgiyi artırmanın yöntemi ne olmalıdır.

KI
28.05.2006 00:07
#2

Bu meseleye “BÜYÜK DOĞU” kategorisi altında “Üstün Buluş”,”Üstün Buluş’a Doğru” makalelerimizle ve forum sayfasının muhtelif yerlerinde temas etmiştik.

 

Her meseleye şamil bu meseleyi hassasiyeti bakımından liyakatsizlik korkusu içerisinde göğsümü yumruklarcasına tekrar ele almak mecburiyeti ve memuriyeti doğsa da fazla bir tafsilata germeden hülasa süzgecinden geçirelim:

 

• Evvela Üstad Necip Fazıl Türk milletinin idrak melekelerinin,kültür birikiminin ve tefekkür ve sanat telakkisinin üstünde ve önünde entelektüel bir şahsiyettir.Bu yüzdendir ki Üstad’ın fikir sancısına ancak soylu ve cins kafalar gürühu muhatap olabilmiş; konferanslarında dahi binlerce halkın olmasına rağmen Üstad’ın kürsüsünden ötelere uzanan fildişi rengindeki maverai,bedii,mücerret ve ulvi fikir caddesinden geçerken Halk ancak O’nu bayram yerindeki sloganik ve resmi seronimi kalabalığı şeklinde alkışlar ve kompeti yağmuru altında uğurlayabilmiştir.Halkın içerisinden süzülüp de Üstad’ın o mücerret ve ulvi caddesini fark edebilen ve o caddeye çıkabilen çok az kişi olmuştur.Ve buna mukabil Üstad’a “sizi anlamıyoruz biraz halka inin” deme hafifliğinde ve gafletinde bulunanlar da hiçbir zaman kafa sancısı çekemeyen ”keleş başımı yoramam” diyen Demirelci ve mideci ayak takımı olmuştur.İlk hüküm:Büyük Doğu’nun idrak edilememesinde ki de birinci saik avamcılıktır.(kuru ve muhtevasız halkçılık)• Halk kesret (çokluk) halinde şahs-i manevi olarak bir vahiddir,ferttir.Devlet yapılanmasının içerisinde doğan ve yaşayan hareket halinde ve bu hareket esnasında da manevi olarak yıpranan ve mütemadiyen korunmaya ve tedaviye muhtaç bir olgudur.Öyleyse halk bugün olduğu gibi kendi reçetesini karalayan ve yine kendini ilacını seçmeye memur edilen bir ferttir.Tedaviye muhtaç olan da halk,ilacını yazan da yine halk…Halbuki halk, tabip mesabesindeki ehliyetliler (entelektüeller) elinden çıkan reçetelere tabi olmalı ve halk burada da verilen ilaçtan müspet bir netice alması noktasında da idealize edilmelidir.Yani ilacın prospektüsüne büyük bir rikkat ve sadakatle uyarak ana gayeye irca edilmeli.Demek ki halk bu noktada şekli kaymış bir fert olmaktan çıkıyor,hem de bu vazifesiyle birlikte (pasifize) olmuş toplum yapısından kurtulup ruhunda da en büyük aksiyonu gerçekleştirmiş oluyor.İkinci hüküm:Halkın ne istediğinden ziyade neye muhtaç olduğu bilinmeli ve o minvalde fikirler üretilmelidir.• Büyük Doğu Üstad’ın şahsında remzleştirdiği gibi asla ve asla avamcı değildir.Büyük doğu “ey halkım,benim halkım”,”ezilmiş halkım”,”halk ne derse o”,”Halka inmeliyiz” gibi gayet hafifmeşrep arabeskvari his sömürüsü bir anlayışa kesinlikle tenezzül etmez.Büyük Doğu eşya ve hadiselerin künhüne vakıf olabilme gibi bir mücerred gaye içerisindeyken bile yine eşya ve hadiseleri teftiş ve murakabe altına alma noktasında da gayet realisttir.Öyleyse Büyük Doğu’yu kimler anlayamaz;Büyük Doğu’yu,fikirden,tefekkürden,estetikten anlamayan,nefsinden bir kıl bile çekememiş,cırtlık sesiyle de “cihad,şeriat isterik(!)” diye nara atan din istismarcısı taş kafalı bir Teymiyeci,Abduhçu,Humeynici ve tasavvuf düşmanı asla anlayamaz.Büyük Doğu’yu hiçbir ruhi,tarihi,fikri ve harsi birlikteliğimiz olmadığı halde,kim olduğu,kime hizmet ettiği bile bilinmediği halde kendi öz ruhlarına ve iliklerine kadar kendilerinden olan Üstad Necip Fazıl’ı bile tanımayıp Üstad Ladin(!) diyen kıytırık İslamcılar asla anlayamaz.Büyük Doğu’yu;burnuna kazara bir kitap tozu bile kaşmamış,hamasetci,gösterici,slogancı işkembe beyinli “asacağız,keseceğiz,çakallar,ya sev ya terk et”gibi satıhçı posa bir milliyetçi asla anlayamaz.Büyük Doğu’yu İslam deyince milletini inkar eden bir soysuz;millet deyince de Ümmeti lağveden bir nasipsiz asla anlayamaz.Büyük Doğu’yu “ben halk için varım”diyen bir politikacı ve destekçileri“masaya yumruğunu vuracaksın”diyen bir antifikirci,duvar dibine bevleden tükürükçü bir külhanbeyi;”ben acıların çocuğuyum”diyen bir arabeskçi;”ben sevdim mi adam gibi severim”diyen bir şair(!);Yarası gocunan ve sağa sola çifte atan eşek gibi takım tutup,etrafı yıkan meşin kafalı bir futbol takımı taraftarı Büyük Doğu’yu asla ve asla anlayamaz,ve bunların bu meşrep üzerine Büyük Doğu’ya iştirak etmeleri de beklenemez.Bu saydıklarımızın hepsi avamcı bir görüşün semereleri olup örnekleri çoğaltılabilir.

 

Son Hüküm:

• Büyük Doğu’nun anlaşılamamasında ki ana saikler yukarıdaki temas ettiğimiz hususlar olup;Büyük Doğu’nun da kesinlikle “halka inmeliyiz”gibi bir divaneliğe teveccüh etmeyeceğine göre,tek çare entelektüel bir kadronun oluşumu ve dairesinin genişletilmesidir.Ancak bu dairenin genişlemesi nisbetinde halk idealize olacaktır.Kalbur kalbur kainatı eleyen yanık bir kafaya sahip olmak bin tane halkı murakabe altına almaktan daha eftal olup;bütün sırrın yukarıdaki Halkın ne istediğinden ziyade neye muhtaç olduğu bilinmeli ve o minvalde fikirler üretilmelidir. cümlesinde saklı olduğunu söyleme makamındayız.

CI
02.06.2006 12:50
#3

Neden?

 

Güzel bir soru.. Fakat cevabı sorunun kendisi ve beklenen muhtemel cevaplar kadar güzel değil, aksine acı.

 

Piyasada o kadar güzel kadın kız, yakışıklı erkek manken dolaşırken, onları aç bir etobur gibi seyretmek varken kim neylesin Büyük Doğu'yu..

 

Gündüzleri televizyon başında, gelin - kaynana, karı-koca, kuşum aydın-memet ali beyciğimizi kahkalar,şaşkınlıklar ile izlemek varken kim ne etsin Büyük Doğu'yu.

 

Akşamları, sapma sapan, vurdulu kırdılı, aşklı- entrikalı, film ve dizileri, gözleri ayırmadan izlemek varken kim ne yapsın Büyük Doğu'yu

 

Geceleri, bu kara kutu'nun vermiş olduğu yorgunluk ile, gece yarısı, ağızlardan salya akıtarak, horuldaya horuldaya uyumak varken, kım düşünür Büyük Doğu'yu..

 

Bırak necip fazıldan iki mısrayı, hayatı boyunca iki kitap bitirememiş, benim Şanlı Tarihe sahip, Peygamber Efendimizin S.A.V Hadis-i Şerifine mazhar olmuş ecdadın torunları, kendini kaybetmiş bulamıyor, nereden bilsin Büyük Doğu'yu

 

Benim aciz, kültür emperyalizminin doruklarına ulaşmış, dejenere olmuş, kültüründen tarihinden maneviyatından bi haber, hayvanlaşmaya doğru büyük bir sür'atle koşaduran milletimin insanları, ne yapsın büyük doğu'yu?

 

Neye lazım ona Büyük Doğu?

 

Selametle..

BO
02.06.2006 14:10
#4

Büyük doğu fikriyatı her şeyi yerli yerine koyuşu ve izah edişi ile bir devse ;bizim o deve bakıp karamsar olmamamız lazım...

AC
02.06.2006 14:58
#5

Cile54 abi gerçekleri yazmışsın, yazdıklarında da noktası virgülüyle haklısın. Fakat sende biliyorsunki bizim milletimiz kendini yormaz. Milletimizin pek faydalı alışkanlıkları olmadığı için, faydalı bir şey yaptığında zahmete girmiş olurlar. Bu gün ülkemizdeki gençlerin %95 inden Üstad ı sorarsanız sadece ismini duymuşlardır. Bu nedenle büyük doğu ya ilgi beklememiz hatadır. Fakat biz çabalarımızla fikrimizi ve büyük doğuyu tanıtırsak kazanabileceğimiz insanlar vardır diye düşünüyorum.

TA
20.06.2006 10:09
#6

asıl soru " NEDEN BÜYÜK DOĞUYU TANITAMIYORUZ?"

asıl cevap ise MAZERET DEĞİL YENİ YÖNTEM ARAYIŞI"

olmalıydı.

 

Büyük doğuyu yeni yeni tanıyorum, anlamaya çalışıyorum.

Ama en başından beridir hayretteyim, nasıl olurda bu hakikat bu denli perdelenir ?

Siz büyük doğuyu sahiplenenler:

 

- Güneş kendiliğinden parlıyor zaten, tek yapmanız gereken onu işaret etmek !

 

Biriniz bunu onalrca forumda anlatın ve yazın.

Birkaçınız sivil toplumlara karışın.

üstad kadar sahiplenilmiş bir şahsiyet bilmiyorum bu millette?

ırkçısından, türk islamcısına onlardan akıncısına kadar herkes, hatta sokaktaki çöpçü bile severken onu, sebebi başka yerde aramayın.

"Hem derinlemesine hem genişlemesine" derken üstad, afrika altın madenleri gibi kilometrelerce derine yol mu açtınız ?

 

....

CI
20.06.2006 15:31
#7

Çok güzel tespitleriniz var taylasan..

 

Gene sorunu ararken ilk önce kendimize bakacağız. Biz elimizden geleni yapıyor muyuz? Ya da Elimizden gelen bu kadarı mı? diye kendimize sormadıktan sonra bu iş olmaz. Vel Hasıl-ı Kelam; İğneyi kendimize batıracağız...

 

Belkide çoğumuz hayatın tek bir odasına sıkışmışız. O odanın içinde eşeleniyoruz. Çıkıp diğer odalara açılamaya korkuyoru ve ya çekiniyoruz. Dolayısı ile de etki ettiğimiz yer sadece ufak bir alan..

 

Tekrarlıyorum, çok haklısınız..!

 

Üstad Şöyle diyor;

"Batı hayranlığı beslemesi bir cindir; ve bütün marifeti, göze görünmeksizin, her tarafa sarî bir hava üflemek ve bu havanın büyüsü altında iradeleri körletmektir..."

 

"...Artık Müslümanların dış yüz ezberciliğinden çıkarak girift manaları kavramaya başlaması ve her şeyden önce bu cini öldürmek üzere ellerini çözmesi lazımdır. Bu cin geberdikten sonra, onun, tarihimizdeki ve hayattaki bütün maiyeti beraberce ölür.

Bir manadan başka bir şey olmayan bu cini öldürmekteyse kanuni suç yoktur!

Müslüman!.. Sana iki şey düşüyor: Hikmet ve hareket… Yani anlamak ve kanun çerçevesinde şahlanmak, davranmak!."

 

Yani Üstad'ın da dediği gibi; Hikmet ve Hareket.. Harekete geçmek gerek..!

 

Selametle..

NF
28.06.2006 22:38
#8

Selamlar,

 

Gerçekten değerli fikirler yazılmış buraya. Hem bir sentez olması bakımından, hem de kendi fikrimi beyan etmiş olmak için ben de kısaca bi şeyler yazayım.

 

Evet, Kılıçkıran ağabeyimizin dediği gibi BD'yi anlamak ve onu idrak edebilmek zor ve ağır bir iştir. Avam için çetrefillidir, çünkü aksiyon ister, diri kafa ister, tam bilinç ister, entellektüellik ister, bu dünya kadar öbür dünyaya da yönelik bir hayat yaşanmasını ister, nefs muhasebesi ister, fikir namusu ve kalitesi ister vs, vs... Vereceklerinin yanında bu istediklerinin çetrefilli oluşu bir önem taşımaz aslında, ama bu istekler avamın kaldırabileceği, kabullenebileceği tipten değildir genel itibarıyla.

 

Peki Büyük Doğu'yu halktan uzaklaştırmak çözüm müdür? Halka bir şekilde bu fikirlerin ulaşması gerekmez mi?

 

Tabii ki gerekir, çünkü sistemler avama uygulanır, avamla uygulanır. Büyük Doğu tüm insanlara hitap etmektedir içeriği bakımından. Yukarıdaki gerçeği öne sürerek BD'yi halktan uzak tutamayız. Halkın tam kurtuluşu da zaten Bd bilincine varılmasıyla gerçekleşecektir.

 

Kılıçkıran ağabeyimizin dediği gibi, bu işi yapma konusunda aydınlarımıza büyük iş düşüyor. BD fikriyatını uygun bir hale getirdikten sonra, pörsütmeden halka sunabilmek...

 

Yalnız işi tamamıyla aydınların eline bırakmak kaçmak demektir de. Halkı bizzat üstadla tanıştırmak, bizzat üstadla muhattap kılmak da gerekmektedir.

 

Öncelikle üstadın, avama ağır gelmeyecek kitaplarıyla onları tanıştırmak ve yavaş yavaş beyinleri hazırlamak uygundur. Sözgelimi birisine direk İdeolocya Örgüsü'nü takdim ederseniz o insan sür'atle kaçar fakat mesela önce Yeniçeri'yi, sonra piyesleri, Çöle İnen Nur'u, Hazret-i Ali'yi, Ulu hakan'ı vs. verirseniz bu insanın beynini hazırlamış olursunuz. Gerekli kapasiteye yaklaşmış olan bu insanın Büyük Doğucu olması kolaylaşır.

 

Ayrıca günümüzde insanların gelişimini etkileyen üç ana kurum var. Aile, eğitim ve medya... Bu mevkiilerde üzerimize düşeni yapmadığımız sürece BD'yi yaygınlaştırmak, benimsetmek imkansızlaşır.

 

Bugüne kadar bu çözüm yolları neden yeteri kadar uygulanmadı?

 

Belki uygulaması gerekenlerde de birtakım aksaklıklar var.. Melankoli olabilir, tam anlamıyla idrak edememe olabilir, çekingenlik olabilir, başka problemler de olabilir. Bunların giderilmesi üzerinde de kafa yormak gerek... Ötesindeki sebepleri de bulmalıyız tabii, bu kadar basit olmamalı.

 

Saygı ve selamlarımla

CI
29.06.2006 11:26
#9

slm değerli yoldaşlar..

BÜYÜK DOĞU...

sorulan bu sorunun cevabını bulmak pek zor değil..

Sokaktan geçenlere sorduğunuzda aldığınız cevap sadece muhattabınızın doğru cevabı bilmemesinden doğan aciz bir görüntü olur... ve bu görüntü bu çağın görüntüsüdür..

Çok uzağında değil hemen yanıbaşında(IRAK) bir insanlık trajedisinin yaşandığı,her gün ölen insan sayısının muhasebesinin dahi yapılamadığı ,tecavüz,yağma,sefalet,ölüm gibi kavramların artık gündelik yaşamın bir parçası haline geldiği,her türlü insan hakları ihlalinin yapıldığı,islamın yerden yere vurulduğu bir dönemde bu olanlardan hiçbir rahatsızlık duymayan bir gençlik...

...ve Filistin'de ,kendi vatanlarında mülteci hayatı yaşayan İSRAİL gibi 20.yy.ın kötülük abidesi olan (katlettiği masum insan sayısı kendi nüfuslarından fazladır)aşşağılık bir gücün altında hayatta kalma mücadelesi veren bir millet ...

Tüm bunlar gerçek..tıpkı üstadın yıllar önce yazdığı şu yazı gibi;

'ruhu çürük diş gibi atmasından ötürü

memeli hayvan soyu şimdiki insan türü..'

ve tüm bunlara reğmen hala lüks ve rahatın had safasını yaşayan bir gençlikten nasıl olurda ÜSTAD'ın her zerresinde koca bir vicdan olan bu fikrinden pay almasını bekleriz?

NF
29.06.2006 12:18
#10

Selamlar,

 

Mevcut durumu hepimiz biliyoruz, bilmiyorsak da şu ana kadar yazılanlar bence durumu izahta kâfidir. Bundan sonra çözüm önerileri üzerinde yoğunlaşırsak bence daha evlâ olacaktır.

 

Saygı ve selamlarımla

BO
29.06.2006 20:50
#11

Direk Büyük Doğu ya muhatap farklı içerikte bir siyasi parti kurulabilir mi?. Avantaj ve dezavantajları ne olur?

KI
03.07.2006 01:11
#12

BİR ÖNCEKİ SUALE CEVAP:

 

Parti bahsine de Üstad'ımızdan iktibaslar yaparak kısa ve süratli bir şekilde temas edeceğim.

 

1970 yılında Necmettin Erbakan'ının Milli Nizam Partisi'ni kurduktan sonra Büyük Doğu nizamnamesine ve Üstad'ımıza olan teveccühünü partinin kuruluş aşamasında şu şekilde dile getirmişti;"mümkün olsaydı da dilekçemize Büyük Doğu İdeolocya Örgüsünü bağlayıp verseydik"sözüne mukabil basiretiyle istikbali bir film realitesinde gözler önüne süren üstadımız şu şekilde soru muhtevalı bir cevap verir; Bu Parti, bu davayı yürütebilecek ve topyekün dünyaya hakim, ezelle ebed arası her an yeni bir sistem halinde eşya ve hâdiselere tatbik gücünü gösterebilecek midir?.." Ve Milli Nizam Partisi’nin de malum inkisarlarından sonra Üstadımız “Parti” mefhumu üzerine nihai ve muazzam kanaatını açıklar: "Bizim partimiz yoktur ve olamaz!.. Ancak birtakım "ehven-i şer" hesaplarımız olabilir ki, o da ölümü peşinen kabullenip zahmetsizini aramaktan başka birşey olamaz!.. Bizim dâvamız ucuzlukla halledilir nesnelerden değildir." Üstad’ımız burada kısaca bizim asla bir partimizin olamayacağından ve ancak ehven-i şer olanı,yani kötünün içinde iyisini seçme gibi bir temayülümüzün olabileceğinden,fakat bu temayülümüzün de zaten ölüme mahkum olmuş biri için ölümün çeşidini seçmek gibi mesabesinde olduğunu anlatmak istiyor ve davanın dayanak sınıfını ve istikbalini muhafaza edici kadroyu İdeolacya Örgüsün’de işaret ediyor: " İslâm inkılâbında ise sınıf, insan topluluklarının şu veya bu menfaat, imtiyaz ve tasallut hırsına bağlı hizip teşekküllerine değil, bütün insanlığı kuşatan üstün insan vasıflarının merkezinde toplanacağı kitlelere dayanır. Öyleyse, İslâm inkılâbında sınıf, bellibaşlı farikaların kendisini cemiyet içinde sınırladığı zümreleri değîl kitlelerin, bütün insanlık çapında mayasını tutturacak örnek şahsiyet kadrosunu murat eder. Bu kadronun da bellibaşlı bir sınıf ismi vardır: Gerçek ve üstün münevverler aristokrasyası..." Paragraftan da anlaşılacağı üzere Üstadımız başta parti olmak üzere bu davanın dayanak sınıfının asla birbiri üstünde kendi nefsine imtiyaz gözeten dar,miskin ve bayağı hiçbir sınıfın olamayacağından bizim mutlak daynak sınıfımızın “Gerçek ve üstün münevverler (entelektüeller) aristokrasyası”olduğundan bahsetmektedir.Üstadımızın bu görüşüne Büyük Doğu külliyatında sıkça rastlamak mümkün.Zaten bizim de yukarıdaki yazımızda yirmi dokuz harf üzerinden midemize kramplar getirerek anlatmaya çalıştığımız üstadın bu paragrafından başkası değildi.Ne yalan söyleyeyim “Bozkurt”kardeşimizin bu son sualini okuyunca biraz şaşırdım.Çünkü yukarıdaki yazımızın zaten bütün bir muradı Üstad’ımızın tabiriyle “münevver aristokrasya” moda ve şahsımızın tabiriyle de“entelektüel kadro”olduğu ve bu kadronun da asla bir partisinin olamayacağı…Ancak ehven-i şer olur; O’nun olurunun da zaten ne olabileceğini Üstadımız yukarıdaki cümlesinde izah ediyor.Efendim,peki münevver aristokrasya neden Partileşemez ve ya Neden Parti mefhumuna karşıyız? Diye bir sual gelecek olursa O’nun cevabını da birçok kez okuduğumuz “Gençliğe Hitabe”de bulmak mümkün…

 

Son olarak “Bozkurt” kardeşime bilhassa teşekkür ediyorum,böylesine hayati bir sual üzerinde bizleri düşündürdüğü için.

 

Her birimizin o” münevver aristokrasya”zümresine kamil ölçüde dahil olabilmemizi temenni ediyorum.

 

Muhabbetle…

CI
05.07.2006 16:17
#13

Siyaset öyle bir kavram ki, kesinlikle sabit bir fikir çerçevesinde uygulanması ürettiği politikaların bu sadece doğrultuda uygulaması imkânsızdır

Hal böyle iken Büyük doğu’yu siyasi arenada neden olamayacağını ve olmaması gerektiğini Sayın Kılıçkıran çok güzel özetlemiş

Siyasette sürekli bir değişim vardır ve partilerin bu değişime ayak uydurmak zorundadır. yani siyasette popülerlik ön plandadır…

Biz büyük doğu’nun siyasi platformda olduğunu varsayalım

O zaman ne olur; Büyük Doğu’yu her zaman diğer partilerle bir rekabet içinde görürüz. O zaman parti üzerinde karalama kampanyaları hiç eksik olmayacaktır. Buda Büyük Doğu’yu halktan uzaklaştırmaya ve gerçek çizgisinden çıkmaya zorlayacaktır. Ve Büyük Doğu’yu kurtlar sofrasında bulmak demektir. Büyük Doğu kesinlikle bir çıkar savaşında taraf olmamalıdır…

Ayrıca bu davaya sahip çıkacak hiç eksiksiz hükümlerini yerine getirecek bir siyasi grubunda var olması neredeyse imkânsız… Hele hele çağımızda uygulanan tilki oyunlarıyla dolu siyaseti düşünürsek…

 

 

O zaman direkt olarak büyük doğu üzerine değil de Üstat’ın fikirleri çerçevesinde bir parti kurulabilir. Zaten Üstat’ın istediği de bu…

Vefatına çok yakın bir zaman kala Sayın Turgut Özal’la görüşmesinden ve verdiği nasihatlerden bu anlaşılıyor…

BO
20.07.2006 14:42
#14

Öncelikle parti düşüncesi etrafında birkaç cümle yazmak istiyorum.Türkiye’deki siyasal partiler formatında bir parti kastetmedim.Üstadın siyasi partilere de bakış açısını biliyorum.ve onları nasıl vesilelere tayin ettiğini.

Seçimlere girecek , oya endeksli bir parti değil söylediğim.Sadece avantajlarından yararlanarak sesin daha gür çıkması sağlanabilir mi? Sorusu üzerinde duruyorum.

Belirli bir zümreyi tek çatı altında toplaması, konferans , toplantı ve açıklamalarda kolaylık sağlaması v.s.Yani; içe ve dışa doğru iletişimin kurulması ve tanıtımın artması.

Bu düşüncenin bir başka boyutu da yayın konusunda gelişebilir.Genç Büyük Doğu dergisi çıkartılıp , bunun üstünden hem eğitim ,hem de her yerde konferans verme şekillenebilir.Bu dergi bir radyo kanalı ile de desteklenebilir.

HA
22.09.2006 15:38
#15

Büyük Doğu'ya gereken kıymetin bir türlü verilemeyişinin nedeni,açıkça bu toplumun hala öncelik sırasını belirleyemeyişidir.Müslümanların sorunu ihtiyaçlarını "karşılayamama" değil;ihtiyaçlarını "belirleyememe" sorunudur.Bu minvalde,henüz gerçek manada belirlenmemiş asli ihtiyaçlar,bu millet tarafından idrak edilemediği sürece,ne Üstadın Büyük Doğu su,ne Karakoç'un dirilişi algılanılamayacaktır.

Sorun 1:Bu ülkenin evlatlarının ekseriyeti,hayatına sorun diye kondurduklarının sorun ya da mesele olmadığının idrakinde değillerdir.Kapitalist dünya,gençliği bir teknolojik ve dolaylı yoldan ahlaki bir minvale sürüklemiştir,düzenin kendiyle yarışması,bu nedenle iyi den çok,"daha faydalı" olanın tercih edildiği ve doğru diye sunulduğu bir dünyanın temeli atılmıştır,artık taşları yerinden oynatmak oldukça zor hale gelmiştir(dikkat,imkansız demiyorum)

Sorun 2:Yüce Dinimiz,hayatın ta kendisi olmasına,yürüyüşümüzden yemek yiyişimize,oturup kalkmamızdan sosyal ilişkilerimize kadar her işimizi düzenleyen bir mükemmellikte olmasına rağmen,son 80 yılda dayatılmaya uğraşılan anlayışa göre kişi dinsiz hale getirilmek istenmiş,dinin sadece kalplerde yaşayan ve iyi insan olunmakla misyonu tamamlanan bir basit düzenek olduğu hissiyatı aşılanmıştır.Din,toplumda belirleyici,düzenleyici ve kural koyucu etkisini yitirmiş ve insanlar için "kandilden kandile mesajlaşma,ramazanda camileri gezme,bayramlarda tanıdıkları ziyaret"boyutuna indirgenmiştir.Bunun sonucunda,Üstadın da dediği gib,madde planınad kurtarılan Türk,mana planında derin ve korkunç bir boşluğa itilmiştir,gözü bağlanıp arkasından tokat atılıp kaçılan bir körebe gibi sendelemiştir,gözüne bağlanan kirli siyah bezi çözüp atmak yerine,körebe olmanın saçma ve geçici zevkine aldanmış,bu vechile,hem çevresinin maskarası olmuş,hem "görmek"teki huzuru tadamamıştır yaklaşık bir asırdır..

Sorun 3:Türk,yaklaşık bin yıllık muhteşem bir "solmaz,pörsümez,yeni"yi elini tersiyle itmek zorunda bırakılmış,bunun yerine dışı hoş gibi gösterilen,kökü iffet,dalları taklit,meyvesi fuhuş un cazibesine kapılmış,bu sebeple bin yıllık sürükleyiciliği,kendisini son 125-130 yılda "sürüklenen"konumuna getirmiştir

 

Tüm bu saydığımız ve daha sayılşabilecek bir çok mes'elenin kökten bir çözümle bertaraf edilebileceğini düşünmek basit bir gaflet olmaktan çok,bizi mes'eleden uzaklaştıracak,adeta bir trambolinde zıplama hazzı yaşatacak fakat tek bir adım atmamızı dahi imkansızlaştıracaktır.O yüzden başlangıçta herkes,kendisini mana aleminde tekamül ettirecek,bunun sonucunda da,kendi anlayışının ürünü olmaktan uzak,"yarışmacı" ve sömürgeci batı nın her türlü icad,davranış ve düşünüşlerine "dur bakalım ey yabancı" diyebilecek bir kişi olma hüviyeti kazanacak.

Başlangıç için iyi bir adım olsa gerek..

SA
30.11.2006 19:56
#16

Üstad 1983 de vefat etmiştir kardeşlerim.Biliyorsunuz...Zehirle pişmiş aşı yemeye kim gelir* diye sormuştu...

 

...

 

Büyük Doğu fikriyatının kuşanılması ancak ve ancak "aksiyoner" bir kimlikle olur... Yoksa "Sakarya"yı ezberlemekle olmaz...Kılıçkıran kardeşimin dediği gibi "Aydınlar aristorasisi" oluşturarak buna ulaşılabilir.Aydın olabilmek için de 'kitaplık çapta' olmamız gerekir...Hangi eseri verdik? Ve hangi çileyi çektik ?

 

Doğrudur; halkın ne istediği değil neye ihtiyacı olduğu önemli...Hastaya fikri sormaz doktor, ne lazımsa yapar, acı ilacı içirir...Tesbit güzel...Doktor nerede ? Külliyat rafta duruyor, icracı nerede ?

 

Fikrinin bedelini ödemeyen aydın değildir ( F.Gemuhluoğlu) ; bedel ödeyenleri anlamalı , görmeli , okumalı ve önder kabul etmeyi öğrenebilmeliyiz...

((
05.09.2007 19:24
#17

Üstadın anlaşılmamasının sebebi, ağırlığı değil, bizim hafifliğimiz..

HA
17.08.2008 20:37
#18

günümüzün islamcıları ilahiyat çevreleri belli bir camia büyük doğuyu da "beşeri bir ideoloji" olarak algılamış olabilir...

EH
17.08.2008 22:27
#19

İslamcı mı? İslam bir ideoloji mi? Bir parti mi? Töbe Haşa Bir Müzik türü mü?(Rapçi gibi) İslamcı diye birşey olmaz, İslam HAKK'ın dinidir, Hilafetten ve Emiriyetten başkada siyasi yapısı yoktur, cılık culuk olmaz, konuştuklarınıza dikkat ediniz....

NU
20.08.2008 17:42
#20

ilgisizliğin sebebi büyük doğu yeteri kadar bilinmiyor...insanlar okumuyorlar öğrenemiyolar bence bir an önce büyük doğu ocakları acılmalı artık...

BU
21.08.2008 15:37
#21

Belki bu meseleye Büyük Doğu ekseninden bakmaya biliriz. Üstad, son bir asrımızın, yetişmiş ruh asili şahsiyetlerinden birisidir şüphesiz. O'nun fikriyatından/eserlerinden bir kerecik bile olsa faydalanmayan yoktur bence. Yani biraz açarsak; Büyük Doğu tam kavranmamış, anlaşılmamış ve ilgi duyulmamış olabilir. Lakin, Üstad'ın Sakarya'sını, Zindandan Mehmed'e Mektubunu, Reis Bey'ini vb. eserlerini öyle ya da böyle, az ya da çok, yüzeysel ya da derinden bilen, okuyan, aşina olanların sayısının hayli fazla olduğu kanısındayım.

 

Hani Üstad'ın İdeolocya Örgüsü kitabını okuyan insan sayısı azdır belki, fakat Üstad'ın gayesinin ve fikriyatının kendinde de olduğunu ifade edenler, onun dile getirdiklerini, kendileri de dile getirenler bayağı vardır çevremizde.

 

Örneğin; Cumhurbaşkanı'mız başta olmak üzere, Başbakan, pek çok bakan, siyasetçi, yazar, sanatçı ve bilim adamı ondan istifade etmiş, ondaki kaynaktan, kendi ruhlarına aktarma yapmışlardır tabiri caizse.

 

Onun için ben, Büyük Doğu'ya ilginin çok az olduğunu pek düşünmüyorum. Nitelik ve nicelik sorunu vardır muhakkak, ama muhabbet duymakta önemlidir bence.

AH
18.10.2008 21:00
#22

Buraya üye olduktan sonra sizin gibi insanları tanıdıkça büyük doğu için neler yapabiliriz diye düşünmeye başlamıştım.

Aklıma geleni sizinle paylaşmak istiyorum. Büyük doğu gençlik ve kültür platformu adı altında yada herhangi bir isimle

bir dernek kurup ve bu dernek çatısı altından birçok kültürel faaliyet yapsak gençlerimize büyük doğuyu anlatsak derneğe ait aylık bir büyük doğu fikriyatını anlatan bir dergi çıkarsak kötümü olur ?

 

Yoksa çokmu abes düşünüyorum ben ?

BD
18.10.2008 21:42
#23

Düşünceniz abes değil. Lakin Büyük Doğu fikriyatını hayata tatbik sahasını açmak Büyük Doğu'nun büyüklüğü kadar meşakkatli bir iştir. Yeterli kadro, güçlü ve daimi ekible birlikte yapılması planlanan tüm icraatlerin ekonomik karşılığının ayarlanması iktiza eder.

 

Kadro meselesi en başta gelir. Zira Büyük Doğu fikriyatının girift meselelere kadar anlaşılmasını sağlayacak genç ve yeni dimağlar en önemli konumu tutacaklardır. Dünya nizamını ayakta tutacak olan bir anlayışın yanlışsız yorumunu yapmak kılıçtan ince kıldan keskince bir iştir. Zor işler de has Büyük Doğucuların işidir.

 

Kadro ve ekonomik kaynak sağlandıktan sonra mesele hallolur. Bizlerin de beklediğimiz bu. İlerleyişin doğal seyrine yapılacak yapay müdahelelere müsaade etmeksizin inşallah beklediğimiz günü yoğurma gayesi ve gayretindeyiz. Bu gerçekleşecek. İnancımız budur.

 

İleriki tarihlerde "neler yapılabilir"e dair sitemiz tarafından daha detaylı çalışmalar hazırlanıp inanan sevgili dostlarımıza bilgilerimizi ve neler yapılabileceklerini ulaştıracağız. Böylece herkes, bulunduğu muhitte, üzerindeki vazifenin mesuliyetine ve dağların taşıyamadığı fakat kendisinin taşıyabildiği mukaddes yüke ait olarak yakışanı yapacak, kutlu yükün yükümlülüğünü bilecek ve görevini anlayıp ifa edebilecektir.

BU
18.10.2008 23:06
#24

Bayağı oldu, bir dergide okumuştum. Tam olmasada, şöyle bir ifade geçiyordu: ''Bunların Üstad'ı (bunlar derken kimi kastettiğini geçiyorum) Büyük Doğu'yu savunur ve Doğu'ya inanırdı. Bunlarsa, Büyük Amerikan'ı savunuyor ve Amerikan'cılık yapıyor''

 

Her ne kadar malum dergiye ve ithamlarına zerre kadar itibar etmesemde; durduğumuz yer konusunda samimi olmalıyız ve eylem-söylem bütünlüğünü bozmamalıyız.

AH
19.10.2008 20:12
#25

SAYIN ((BERAT)) SİZİN DEĞERLİ GÖRÜŞLERİNİZE KATILIYORUM VE BÜYÜKDOĞUNUN DA HERHANGİ İDEOLOJİK BİR DÜŞÜNCENİN DE SADECE İSLAMİYETE ARAÇ OLABİLECEĞİ MÜLAHAZASINDAYIM.. HAK OLAN VE ÖNÜMÜZDE BEN BURDAYIM DİYE BAĞIRAN BİR GERÇEKLİK VAR VE BU HAK YARIN BİR GÜN TAM MANSIYLA ANLAŞILMADIĞINDA BİZDEN HESAP SORACAKTIR...BİZ BÜYÜK DOĞUCU , NURCU DEĞİLİZ BİZ SADECE İSLAMİYETİ EN DORUK ZİRVELERE ULAŞTIRACAK BİRER ARACIYIZ BU DAVADA BİZLER OLMASAKTA YERİMİZİ DOLDURULACAK BİRİLERİ ELBET BULUNUR. N. FAZIL NE GÜZEL DEMİŞ

 

BU DAVA HOR BU DAVA ÖKSÜZ BU DAVA BÜYÜK

NU
19.10.2008 22:28
#26

ben büyük doğuya olan ilgiyi az zannediyordum yalnız üstadın gecen ölüm yıl dönümünde daruzziyafede program olmustu oradaki ilgi müthisti coğu ünv.öğrencisi herkes pürdikkat dinliyordu acıkcası cok hosuma gitti.fikrim değişti aslnda ilgisizlk değil ama herkes susuyor icinden yasıyor beraber ortaya birseyler cıkarılamıyor.

AC
23.10.2008 06:05
#27

büyük doğu dergisi ?

büyük doğu ocakları ?

büyük doğu gençlik insiyatifi ??

ayasofya zincilerden kurtulsun komünü ???

 

yoksa üstadı anma toplantılarında mendil kolonya ağlamaya devam edelim..

NU
25.10.2008 20:23
#28

Ustadı hapisteyken ayakta tutan güctü gencler

gencler ama davasına sahip cıkan gencler.biz ne yapıyoruz yada ne yapmalıyız.

ilgisizlk varsa ortada bunu elimizden geldiğince kaldırmaya calısmalıyız

tanımayanlara ustadın eserlerini okumamıs olanlara ulasmalı onları tesvk etmeliyiz

ben Ustadın kitabını aldıktan sonra onu sınıfımdaki arkadaslar arasında gezdiriyorum

ilk baslarda ilgi azdı ama inanr mısınz simdi okuma listesi hazırlıyorum listeye sığmaz oldular

tek sınıf arkadslarıma değil beraber gidip geldiğim yol arkadslarım,temas icinde olduğum herkese Ustadı anlatmaya calısıyorum birde haftada birgün rehberimdeki kisilere Ustaddan siirler,kitaplarından kısa notlar yazıyorum.yeter mi diye sorarsanz yetmez biliyorum...simdlk sadece bu yaptığım.daha cok sey yapmalıyız bilhassa genclerden tanımayan okumayan kalmamalı.

YE
14.03.2009 01:06
#29

Beklenen inkilapları gerçekleştirmek için eğer bir gün anadoludan bir ana bir kahraman doğurur Türkün mahmur suratına Osmanlı tokatını çarparsa ve bu tokatın etkisiyle ne idik ne olduk muhasebesini yapmaya başlarsa Büyük Doğu ve ideolocyası o vakit bu coğrafyanın gerçek fihristesi olacaktır.Yoksa dikkat,rikkat ve teeccüsün neredeyse yok olduğu ezberciliğin,sürü psikolojisinin hüküm sürdüğü ülkemizde Büyük Doğu farkedilemeyecektir.

FI
07.04.2009 18:26
#30

ben katılmıyorum.büyük doğuya verilen ilgi azalmadı arttı.üstad yaşarken bir iki kahraman vardı.şimdi kahramanımız olmasa bile sayımız arttı.ilgi çok ama kahraman gelemedi.hepimiz onların bu dava uğrunda çalıştığının yarısı kadar çalışsak bu ülke dünyanın en güçlü ülkesi olur.ama bu fikir yangınını çıkartmak içinbir kıvılcım lazım.kahraman geldiği an büyük bir infilak olacak.biz sadece öğrenmekle yetiniyoruz.kahraman gelmedikçe o büyük infilak olmayacak.o infilak ki yıkmayacak inşa edecek,o infilak ki ,başıboşluğu değil hürrriyeti getirecek,o infilak ki ,aczimizi anlatıp acizlikten kurtaracak,o infilak ki,filistini,çeçenyayı, insanlığı kurtaracak.bu kahraman ömrü boyunca yanmayı göze alacak,yanacak ve vakti gelince içinde ki yangını dışarıya sıçrayacak ve büyük infilak o zaman olacak.

NU
15.04.2009 19:07
#31

bende ilginin arttığı fikrindeyim fakat sizde takdir edersiniz ki Üstadı anlamak baslı basına önem arz eden bir mesele. Onunla temasta olmak,belli bir bilgi birikiminden sonra anlayabilmek kolaylasıyor. Fakat Üstadla yeni tanısanlar anlamadıkları icin okumayı bıraktıklarını söylüyorlar. Bu tür sorunlarla cok karsılastım Cevremde Üstadı tanıtmak adına siirlerini dile getirdiğim zaman anlayamadıklarından yakınıyorlar. Anlasılamayan biri doğal olarak sevilmiyor. Demek istiyorum ki her seyiyle Üstadın anlatıldığı,şiirlerinin tahlil edildiği bir vakıfa ihtiyac var. Bilhassa Üstada olan ilgi artmısken...

AL
15.04.2009 21:08
#32

Bu işler internetle, sanallıkla ve bilimum teknolojik dünyanın önümüze sunduğu kısıtlı imkânlarla gerçekleştirilemez. Büyük Doğu, müthiş bir dirilişle yeniden kurulmalı ve memleketin her tarafına Büyük Doğu ocakları peyderpey yerleştirilmelidir. Büyük Doğu gibi bir isim, yıllardır haybeye çürüyor ve toprak altında diriliş günününü bekleyen bir iskelet misali ayağa kalkacağı günü bekliyor. Ama yazık ki, bu iskelete ruh üfleyebilecek bir aksiyon adamına rastlayamıyoruz. Hiçbir sisteme benzemeyen, ne solcuların üflense yıkılacak derneklerine eş, ne de ülkü ocaklarının ardındaki esrar perdesine denk, hiçbirine uymayan ve taptaze, tamamen maneviyatı elinden alınmış gençliği yeniden şahlandırmak için ortaya koyulması gereken büyük hareket, Büyük Doğu hareketidir !

 

Ancak bu iş, laf ebeliğiyle olmaz, eylem gerektirir. Necip Fazıl' ın dediği gibi, şu veya bu liseden mezun olmuş, iğreti ceketiyle sokaklarda bomboş gezen, yaktığı sigarasının küllerini ufuklara doğru silkeleyen yüzlerce genç var bu memlekette. İşte bu gençler, başsız oldukları için çarklar arasında mahvolup gidiyor. Toprak altında yatan iskeletin kıpırtısız ve ruhsuz halini gördükçe kendisinden geçiyor ve her şeyi boşveriyor. İşte böyle gençlerin Büyük Doğu aşkı, başsız oldukları için heba olup gidiyor... Büyük Doğu tanıtılmalıdır, gittiğiniz her yerde, her toplantıda, arkadaş, eş, dost, ahbap arasında geçen her türlü tartışmada Büyük Doğu fikri ortaya atılmalıdır. Şu günümümüz solcularının göklere çıkardığı Nazım Hikmet, ve şimdiki ulusalcı ayak takımının dilinden düşmeyen bu Mayakovski mukallidi muhteşem ahmak Nazım Hikmet' i 5 yaşındaki çocuklar dahi tanıyor ! Ama Necip Fazıl' ı, ancak ders kitaplarından görenler varsa tanıyor, yahut Lise Edebiyat dersinde bir şiirini işlemiş olanlar varsa biliyor. Bunun dışında, Rusya' nın attığı yemlerle beslenen ne kadar dalkavuk varsa hepsi günümüz medyası tarafından yüceltiliyor, ama hakiki fikir adamlarının üstüne kürek dolusu ölü toprağı atılmaya çalışılıyor !

 

Uyanacaksınız, kendinize geleceksiniz, '' ben neyim ve bu hal neyin nesi '' diyeceksiniz, yatağınızda doğrulup iki elinizi ense kökünde birleştirecek ve '' büyük devrim mutlaka '' diyeceksiniz. Ama şu iptidai acuzelerin ortaya attığı safsata devrimi değil, İslâm' ın bütün üstünlüğüyle galip geleceği ve topluma gerçek barışı, hakiki intizamı getireceği büyük devrimi can evinizden arzulayacaksınız, toparlanacaksınız ve Büyük Doğu' yu yeniden şahlandıracaksınız !

 

Allah' ın seçtiği kurtulmuş millet, güneşten başını göklere yükselt !

FI
15.04.2009 23:14
#33

ama bu diriliş sayı çokluğuyla olcak iş değil.bu dirilişi davaya gönül verip bu yolda herşeyi göze alanlar yapabilir.herkes bu fedakarlığı göze alamaz .göze alanlar zaten bir arayış içindedirler ve sonunda bulurlar.şimdi nazımı (hikmetinden sual olunmaz)bilen 5 milyon kişi mi cemiyeti tedavi edebilir serden geçmiş 500 kişi mi. 6000 i korkak olan 15000 kişi mi daha güçlüdür.herşeyi göze almış 3000 kişi mi.şimdi diyecek sin ki korkakları saymazsak bile daha fazlalar ama o korkaklar tüm ordunun nizamını bozar diğerlerinin şevkini kırar ve yenilgiye sebep olur.biz sokaktan kendimize yandaş aramay kalkmayız bizimle beraber mücadele etmek isteyen bizi bulur.sen internetten olcak iş değil ortaya çıkmak lazım diyorsun.internetten olmayacağı konusunda haklısın ama ortaya çıkmak konusunda farklı düşünüyoruz.çünkü günümüzde müslüman olduğunu iddia edip islamı savunduğu sanılan çok kişi ve kurum var.ortada savaş yok adamlar kahramanlık iddiasındalar.biz savaş çıkınca ortaya çıkçağız.onlar kof zaten mücadele başladımı tabanları yağlıycaklar.işteo zaman gerçek kahramanlar ortaya çıkacak.ocak işlerine gelince ocakların neye dönüştüğünü görmüyorsunuz galiba serseri yuvası oluyor her biri.sokakta dayak yiyen serseriler bir ocağa giriyor sonra dayılık taslamaya kalkıyor.bu ocaklar adımız lekelemekten başka işe yaramaz.

NU
16.04.2009 21:13
#34

Üstad'ın bizzat konferanslarına katılmıs yazarlar var. Onların bu konuyla hususi olarak ilgilenmesi gerektiğini düsünüyorum. Ayrıca Üstad'ın ailesi ve yakın akrabalarıda cemiyet kurmak icin yardım edebilirler.

YU
20.04.2009 16:07
#35

selamün aleyküm

 

nacizane fikirlerimi müsadenizle sizinle paylaşmak isterim.

büyük doğuyu tüm türkiyeye yaymak için bence bir kampanya başlatalım şu an sitemizin yaklaşık 5000 civarı üyesi var her üye günde 1 kişiye dahi olsa bir kısa mesajla üstadın bir sözünü bir şiirini iletsin. haftada 1 üstadı 1 kişiye anlatsın ayda 1 dahi olsa bir kişiye üstadın bir eserini hediye etsin. yılda bir dahi olsa üstadı anma programlarına katılsın. bakın küçük görünen zincirleri herkes yaparsa neler oluyor. günde 5000 kısa mesaj , haftada 5000 kişi üstadı tanır , ayda 5000 kişi üstadın eserleriyle tanışır , yılda 5000 kişi üstadı tek ses tek yürek olarak anar. benim nacizane fikrim budur.... saygılarımla

A.
20.04.2009 20:23
#36

Parti üstad Serdengeçti'nin de dediği gibi 'Patırtıdır'.

 

Ben cahil kula kalırsa;

 

Çeşitli yarışmalar düzenlenmeli okullarda, ilçelerde, kurumlarda.Şiir-Deneme-Resim vs gibi şeyler.MEB ile anlaşılmalı.Ağaç, orman, bayrak vs konularda yarışma açılmalı gençler ve çocuklar BÜYÜK DOĞU'ya çekilmeli.

Bunların ardından artacak popülalite ile;

-BÜYÜK DOĞU ocakları açılabilir,

-Büyük konferanslar verilebilir.

 

Bunlar için para elbette gerek.Türkiye'de BÜYÜK DOĞU'yu bilenler bu işler için dünden hazırdır ve elinden geleni yapacaklardır.

YU
22.04.2009 17:44
#37

Daha önce verdiğim önerilere ek olarak yapacağım bir başka teklifte şu

 

artık meydana inme zamanı artık basit bir dava olmadığımızı herkese haykırmalıyız. mesela ben ne zaman istanbula gitsem elinde bir dergi bir gazete olan komünist genci görüyorum ne kadar batılda olsa davasını savunuyor taksimde yürüyüşler gerçekleşiyor ''türkiye laikmiş laik kalacakmış '' gibi bol safsatalı laflar duyuyoruz yeter bence ne yattığımız artık mücadeleyi meydanlara dökme zamanı. halk görsün üstadın öğrencilerini tepkisini koyduğunu ama asla ne kimseye zarar ne çevreye zarar gerçek müslümanlar gibi tepkimizi koyalım artık sevgili kardeşlerim.... üstadın surda açtığı gediği büyültme zamanı kahpe rüzgar esmekte lakin bize karşı koyamaz artık büyük islam coğrafyasında silkinme uyanma büyük doğuyu tatbik etme vaktidir diyorum..... saygılarımla sevgili kardeşlerim....

A.
22.04.2009 17:56
#38
yeter bence ne yattığımız artık mücadeleyi meydanlara dökme zamanı. halk görsün üstadın öğrencilerini tepkisini koyduğunu ama asla ne kimseye zarar ne çevreye zarar gerçek müslümanlar gibi tepkimizi koyalım artık sevgili kardeşlerim.... üstadın surda açtığı gediği büyültme zamanı kahpe rüzgar esmekte lakin bize karşı koyamaz artık büyük islam coğrafyasında silkinme uyanma büyük doğuyu tatbik etme vaktidir diyorum..... saygılarımla sevgili kardeşlerim....

 

Hangi amaçla döküleceğimize bağlı..

 

Filistin artık monoton kalıyor..Herkesin aklında ilk Müslüman gösterisi: FİLİSTİN!

 

Kimsenin D. Türkistan ı düşündüğü yok.. Gökbayrak BÜYÜK DOĞUnun da amblemidir.

 

DOĞU TÜRKİSTAN İÇİN SOKAĞA ÇIKMALIYIZ!! Siyasete girmemeliyiz.

 

O zaman canımızla kanımızla meydana ineriz.

YU
22.04.2009 21:21
#39

sevgili kardeşim islam aleminin derdi bir mi ki tek sebebe değil tüm sebeplere yani islama karşı olan herşeye karşı meydanlara diyorum tabii boş kafalarla değil üstadın öğretileriyle üstad sevgisiyle üstadın düsturuyla.... haddimizi bileceğiz kim olduğumuzu bileceğiz yaşamaya değer hayatı bulup ona geçme mücadelesi bizimki.... üstadın öğrencisi olma olgunluğuna sahip değilim ben kendim ama buradaki büyüklerim sayesinde belki biraz daha iyi bir öğrenci olabilirim inşallah.... saygılarımla.

A.
24.04.2009 09:58
#40
sevgili kardeşim islam aleminin derdi bir mi ki tek sebebe değil tüm sebeplere yani islama karşı olan herşeye karşı meydanlara diyorum tabii boş kafalarla değil üstadın öğretileriyle üstad sevgisiyle üstadın düsturuyla.... haddimizi bileceğiz kim olduğumuzu bileceğiz yaşamaya değer hayatı bulup ona geçme mücadelesi bizimki.... üstadın öğrencisi olma olgunluğuna sahip değilim ben kendim ama buradaki büyüklerim sayesinde belki biraz daha iyi bir öğrenci olabilirim inşallah.... saygılarımla.

 

Ben ulusal açıdan örnek verdim.Yoksa başörtüsü için, sivil anayasa içinde çıkılabilir.

KV
02.08.2009 19:45
#41

burda aslında olaya şöyle bakmak lazım geliyor:Büyük Doğu neydi de ona olan ilgi azaldı?-Bu sorunun cevabı doğru verildiği takdirde sanırım herşey anlaşılacaktır..Büyük Doğu kısaca söylemek gerekirse İslamiyete hizmet eden bir fikirler manzumesiydi...Evet şimdi devrimize dönelim,inançsız aileleri bırakalım da-daha onlara çok var-inançlı aile çocuklarına bakalım,kaç tanesinde doğru dürüst bir müslümanlık bilinci görebilirsiniz ki,kaç tanesinde namazına riayete,günahlardan kaçınmaya özen bulabilirsinizki...burda sorun tabi sadece aileden olmasada büyük kısmı ailelerden kaynaklanıyor,öyle bir devirdeyizki ailelerin çocuklarına çok özen göstermeleri gerekiyor,dışarıya çıkıyorsunuz bakıyorsunuz,tabir yerinde tam bir sudan çıkmış balık,ev bambaşka çevre bambaşka,küçüksünüz,anlamaya çalışıyorsunuz,arkadaş edinmeye çalışayım derken,şu derken bu derken,bir de bakıyorsunuz çok zaman geçmiş,ve siz çok tavizler vermişsiniz...eğer aileler tam bir müslümanlık bilinciyle yetiştirebilirse çocuklarını Büyük Doğu'ya olan ilginin yerinde kalması bile imkansız olur...Burda tabi gene aileden kaynaklanan sorunlardan biri de müslüman çevrenin bile Üstadı çocuklarına sadece şair olarak anlatmasıdır,sanırım başta aileleri yetiştirmek lazım...velhasıl eğer buna bir çözüm getirilecekse büsbütün topluma bir çözüm getirmek demek oluyor aynı zamanda...aek!..

TH
02.08.2009 21:41
#42

Arkadaşlar, sadece acizane fikrimi belirtmek istiyorum. Sadece bir kaç arkadaş, sorumluluğu kendine yüklemiş ve bu gerçekten takdir edilesi bir durum benim açımdan. Ama çoğunluk, "karı kız dururken, manken yürürken, gece horuladamak varken, vesaire...." halkı kötülemiş. Tuhaf benzetmeler ve isimler yakıştırmalar...

 

Benim acizane;

 

Görüşüm : Karşınızdakileri kötüleyerek kendinizi cımbızla ayıklayacaksanız, önce bu fikrin üreticisi siz kendiniz dahi olsanız, bu fikri, dünyaya değil, oturduğunuz mahalleye tanıtamazsınız.

 

Önerim : Yolda 2 yaşındaki çocuk, sizin davanız nedir dese. Sanki yıllardır bu fikri kimseye anlatmamış, konuşmaya susamış bir öğretmen gibi hiç usanmadan anlatın.

 

Eğer bunu da yapamıyorsanız, inşallah bir süre sonra, güzel çalışmalar yapmaya başlayacağız, bize yardımcı olabilirsiniz.

FO
14.10.2009 16:27
#43

Benim Tesbitim;

Kardeşler kısa zaman önce Üstad'ın Bozuk bir yansımasını Sohbetlerinde sunan, benim Üstadı tanıyana kadar en büyük veli olarak gördüğüm kişinin Üstadı taklid ettiğini anladığımdan beri bu davanın duyurulmadığı kanaatindeyim.

Şair Necip Fazıl kısakürek bir kaç aşk verici şiiriyle tanıdığımız insan.

Büyük doğu ideolocyası O da ne

 

Böyle bir İslami hassasiyetleri olan nesil var karşımızda.İslami hassasiyetler cemaatlere hatta partilere ayrılmış.Bir İslam Fikir ağı düşünülmüyor.Üstad Tanınmıyor.

Büyük Doğu Ocakları olmaz;Bu gün bazı merciler ocak ismini karartmıştır,aydınlata bilmek imkansız değildir.

Ama Büyük Doğu Fikir Kulüpleri Kurulabilir.

Bir Parti veya cemaatin desteğini almadan Herkese ulaşabilecek mekanlar açılmalı.

 

Bu gün İslami Hassasiyeti olan gençler Ey Kahraman Hasmın Bu olduğu İçin Muzaffersin esası ile bulanık sulardan, Medet umar halde ve İşin membağı olan billur gibi bir Üstadı ve Büyük Doğun ideolocyasını görememektedir.

Ve suç Gösteremeyen bizlerdedir

AD
20.10.2009 09:53
#44
Bu meseleye “BÜYÜK DOĞU” kategorisi altında “Üstün Buluş”,”Üstün Buluş’a Doğru” makalelerimizle ve forum sayfasının muhtelif yerlerinde temas etmiştik.

 

Her meseleye şamil bu meseleyi hassasiyeti bakımından liyakatsizlik korkusu içerisinde göğsümü yumruklarcasına tekrar ele almak mecburiyeti ve memuriyeti doğsa da fazla bir tafsilata germeden hülasa süzgecinden geçirelim:

 

• Evvela Üstad Necip Fazıl Türk milletinin idrak melekelerinin,kültür birikiminin ve tefekkür ve sanat telakkisinin üstünde ve önünde entelektüel bir şahsiyettir.Bu yüzdendir ki Üstad’ın fikir sancısına ancak soylu ve cins kafalar gürühu muhatap olabilmiş; konferanslarında dahi binlerce halkın olmasına rağmen Üstad’ın kürsüsünden ötelere uzanan fildişi rengindeki maverai,bedii,mücerret ve ulvi fikir caddesinden geçerken Halk ancak O’nu bayram yerindeki sloganik ve resmi seronimi kalabalığı şeklinde alkışlar ve kompeti yağmuru altında uğurlayabilmiştir.Halkın içerisinden süzülüp de Üstad’ın o mücerret ve ulvi caddesini fark edebilen ve o caddeye çıkabilen çok az kişi olmuştur.Ve buna mukabil Üstad’a “sizi anlamıyoruz biraz halka inin” deme hafifliğinde ve gafletinde bulunanlar da hiçbir zaman kafa sancısı çekemeyen ”keleş başımı yoramam” diyen Demirelci ve mideci ayak takımı olmuştur.İlk hüküm:Büyük Doğu’nun idrak edilememesinde ki de birinci saik avamcılıktır.(kuru ve muhtevasız halkçılık)• Halk kesret (çokluk) halinde şahs-i manevi olarak bir vahiddir,ferttir.Devlet yapılanmasının içerisinde doğan ve yaşayan hareket halinde ve bu hareket esnasında da manevi olarak yıpranan ve mütemadiyen korunmaya ve tedaviye muhtaç bir olgudur.Öyleyse halk bugün olduğu gibi kendi reçetesini karalayan ve yine kendini ilacını seçmeye memur edilen bir ferttir.Tedaviye muhtaç olan da halk,ilacını yazan da yine halk…Halbuki halk, tabip mesabesindeki ehliyetliler (entelektüeller) elinden çıkan reçetelere tabi olmalı ve halk burada da verilen ilaçtan müspet bir netice alması noktasında da idealize edilmelidir.Yani ilacın prospektüsüne büyük bir rikkat ve sadakatle uyarak ana gayeye irca edilmeli.Demek ki halk bu noktada şekli kaymış bir fert olmaktan çıkıyor,hem de bu vazifesiyle birlikte (pasifize) olmuş toplum yapısından kurtulup ruhunda da en büyük aksiyonu gerçekleştirmiş oluyor.İkinci hüküm:Halkın ne istediğinden ziyade neye muhtaç olduğu bilinmeli ve o minvalde fikirler üretilmelidir.• Büyük Doğu Üstad’ın şahsında remzleştirdiği gibi asla ve asla avamcı değildir.Büyük doğu “ey halkım,benim halkım”,”ezilmiş halkım”,”halk ne derse o”,”Halka inmeliyiz” gibi gayet hafifmeşrep arabeskvari his sömürüsü bir anlayışa kesinlikle tenezzül etmez.Büyük Doğu eşya ve hadiselerin künhüne vakıf olabilme gibi bir mücerred gaye içerisindeyken bile yine eşya ve hadiseleri teftiş ve murakabe altına alma noktasında da gayet realisttir.Öyleyse Büyük Doğu’yu kimler anlayamaz;Büyük Doğu’yu,fikirden,tefekkürden,estetikten anlamayan,nefsinden bir kıl bile çekememiş,cırtlık sesiyle de “cihad,şeriat isterik(!)” diye nara atan din istismarcısı taş kafalı bir Teymiyeci,Abduhçu,Humeynici ve tasavvuf düşmanı asla anlayamaz.Büyük Doğu’yu hiçbir ruhi,tarihi,fikri ve harsi birlikteliğimiz olmadığı halde,kim olduğu,kime hizmet ettiği bile bilinmediği halde kendi öz ruhlarına ve iliklerine kadar kendilerinden olan Üstad Necip Fazıl’ı bile tanımayıp Üstad Ladin(!) diyen kıytırık İslamcılar asla anlayamaz.Büyük Doğu’yu;burnuna kazara bir kitap tozu bile kaşmamış,hamasetci,gösterici,slogancı işkembe beyinli “asacağız,keseceğiz,çakallar,ya sev ya terk et”gibi satıhçı posa bir milliyetçi asla anlayamaz.Büyük Doğu’yu İslam deyince milletini inkar eden bir soysuz;millet deyince de Ümmeti lağveden bir nasipsiz asla anlayamaz.Büyük Doğu’yu “ben halk için varım”diyen bir politikacı ve destekçileri“masaya yumruğunu vuracaksın”diyen bir antifikirci,duvar dibine bevleden tükürükçü bir külhanbeyi;”ben acıların çocuğuyum”diyen bir arabeskçi;”ben sevdim mi adam gibi severim”diyen bir şair(!);Yarası gocunan ve sağa sola çifte atan eşek gibi takım tutup,etrafı yıkan meşin kafalı bir futbol takımı taraftarı Büyük Doğu’yu asla ve asla anlayamaz,ve bunların bu meşrep üzerine Büyük Doğu’ya iştirak etmeleri de beklenemez.Bu saydıklarımızın hepsi avamcı bir görüşün semereleri olup örnekleri çoğaltılabilir.

 

Son Hüküm:

• Büyük Doğu’nun anlaşılamamasında ki ana saikler yukarıdaki temas ettiğimiz hususlar olup;Büyük Doğu’nun da kesinlikle “halka inmeliyiz”gibi bir divaneliğe teveccüh etmeyeceğine göre,tek çare entelektüel bir kadronun oluşumu ve dairesinin genişletilmesidir.Ancak bu dairenin genişlemesi nisbetinde halk idealize olacaktır.Kalbur kalbur kainatı eleyen yanık bir kafaya sahip olmak bin tane halkı murakabe altına almaktan daha eftal olup;bütün sırrın yukarıdaki Halkın ne istediğinden ziyade neye muhtaç olduğu bilinmeli ve o minvalde fikirler üretilmelidir. cümlesinde saklı olduğunu söyleme makamındayız.

Harikulade Kılıçkıran kardeşim, bu soru başka türlü izah edilemezdi. Hala üstad üslüp ve muhteviyatlı yazılar yazabilen kardeşlerimi gördükçe gurur duymamak elde değil. Kılıcın keskin olsun!

AD
20.10.2009 09:58
#45

Sayıların ne önemi var ki! Keyfiyet, keyfiyet, keyfiyet...

EN
21.10.2009 00:23
#46

Büyük Doğunun aksiyon ruhu kurtarıcı fikir, aksiyonsuz ruhsuz üstadın sadece sıradan bir şair olarak sunulduğu bir Büyük Doğu kime cazip gelebilir. Üstadın fikrini hakim kılmak için O'nun gibi yaşamak nefse bahaneler üretmemek , şiir ezberlemeyi Büyük Doğuculuk olarak görmemek, aksiyon ruhunu yakalamak..

SE
08.02.2010 05:38
#47

Bence ilgisizliğin sebebi bizim insanlarımız artık o kadar maymunlaştılar ki Büyük Doğu diyalektiğini anlamaları imkansız hale getirildi..

SE
20.02.2010 23:36
#48

İlgisizligin sebebi artık boyle onemli konuları degilde gunluk ve insanın ruhuna maneviyatına bişey katmayacak konulara yonelmemizdir.Kac kişi acaba ideolocya orgusunu duydu ya da ustadın eserlerini biliyor.Bizim için artık din ikinci yada bilmem kacıncı plana atılmıs durumda.BÜYÜK DOĞU davasıyla Üstadın yapmak için yıllarca zindanlarda yattığı,ugraştığı,bilmem kaç defa dergisinin kapatıldığı,susturulmaya calışıldığı değerler şimdi hayatımızda kaçıncı sırada yer alıyor acaba.Onun uğrunda ölümü göze aldığı gencliği karşımızda görmek için Rabbime yalvarıyorum.Eğer BÜYÜK DOĞUya ilgi olacaksa bunu başaracak olanda bu gençliktir diye düşünüyorum. Saygılarımla

((
22.02.2010 01:35
#49

"Yaşanmayan Bir Davanın, Yaşama Şansı Yavaş Yavaş Ortadan Kalkar. Zafer; Davasını Yaşayarak Yaşatanlarındır." Seyyid Ahmet Arvasi

 

Facebook'taki sayfada paylaşılmış bu gün..

YU
09.03.2010 16:12
#50

Efendim herkesin malumu bir bursa seferimiz olmuş ve fenada geçmemiştir. Elhamdülillah yeni kapılar açılmasına da vesile olmuştur... Şimdi buradan yönetime ve tüm arkadaşlara sesleniyorum.

*Üstadın fikriyatına hakim

*Kendine hakim.

*Hatiplik konusunda iyi

*Tesirli olacağına inanan kardeşlerim...

 

Çevrenizdeki imam hatip ve benzeri okullara üstadı anlatmaya gidin... Önce okul yönetimiyle , sonra edebiyat öğretmenleriyle görüşün şartları zorlayın... Bursadaki sedat hocanın deyimiyle yasaların boşluklarından faydalanın... Yönetimle istişare içinde bu konularda sizden gayret bekliyorum... yönetimdende...

RA
08.04.2010 17:27
#51

Üstad'ın zamanında olduğu gibi,günümüzde de onun dâvasını gölgelemek,perdelemek ve hatta fikirlerini basite indirgeyerek - sadece bohem hayatın içinden yükselmiş bir şâir olarak tanıtmak gâyretinde olanlar var.. Büyük Doğu,bir fikir ve düşünce hareketidir,hem sanat hem düşünce anlamında büyük bir mekteptir..

 

Bugün okullarımızda/üniversitelerde verilen edebiyat eğitimde Üstad Necip Fazıl'ın sadece şiiri vardır ; o bile nadir.. Fikir hayatı,dâvası.. Necip Fazıl'ın Anadolu'yu sarsan muazzam konferansları.. Büyük Doğu mecmuası ve düşünce çerçevesi.. bunlardan hiç bahsedilmiyor.. Sadece bohem hayatın derinliklerinde bir şâir.. ki şiirlerinin derinliğine bile inemeyip, kabuktan tanımlanan, bohem hayatın mahsulü mistik bir şâir..

 

Üstad'ın anlamak/anlatmak gerekir.. vesselâm.

BU
02.05.2010 20:23
#52

Ara sıra tartışıyoruz/konuşuyoruz arkadaşlarla. Hep birşey iddia ediyorum: ''Şayet, Üstad sol cenahtan/sol camiadan birisi olsaydı; galiba bir Şekspir olurdu, öyle muamele görürdü.

 

Bizim İslami kesimin muhalefet anlayışı olmadığından ve sisteme paralel (entegrede diyebiliriz) bir duruş sergilemesi, maalesef Üstad'a ve düşüncelerine gereken önemin verilmemesine sebep olmuştur.

 

Tek partinin bütün malum icraatlarına ve gerek Üstad'ın, gerekse de Büyük Doğu'nun maddi sıkıntılara rağmen; bir ya da bir kaç partinin yaptığı muhalefetten daha etkili ve netice alıcı işler yapmıştır Üstad. Ne eyyam, ne sinme, ne de ucuz bir temkinlilik...

 

İşte, bizim mahalle bunu anlayamadı ve göremedi sanırım.

SO
20.07.2010 13:51
#53

ben diyorum ki üç dört arkadaş bir araya gelip fanzin çıkartsın! Amatörce olur belki ama yapsın herkes bunu. Fotokobi ile çoğaltın onları. İçine Büyük doğu'dan alıntılar yapın. Necip Fazıl'ı anlatın.. Aslında sadece onu değil, Osman Yüksel Serdengeçti'yi, Cahit Zarifoğlu'nu, Sezai Karakoç'u.. Yazın bir şeyler yayınlayın ondan sonra. Ve inanın o zaman anlayacaksınız Dergi çıkarmak ne demek.. Büyük Doğu ne demek.. Neden Necip Fazıl Bu kadar fazla sayıda hapse girmiş, Neden Serdengeçti her sayıdan sonra "Açın Kapıları Osman Yüksel Geliyor" diyormuş..

 

Bence bunu yapın arkadaşlar.. Bu işin içinde olmak apayrı bir duygu.. Konya'da bir grup genç yapıyor bunu..

20.07.2010 16:54
#54

İyi fikir. Bu fanzinler bilhassa kitap fuarlarında dağıtılabilir. Necip Fazıl'ı anma toplantılarına katılanlara dağıtılabilir. Siz, kimlere dağıtıyorsunuz, özellikle tercih ettiğiniz bir kesim var mı?

SO
20.07.2010 20:42
#55

bizim ilk sayımız çıkalı daha bir hafta oldu ancak.. İsteyene veriyorruz.. Konyadaki kitap kafelere koymayı düşünüyoruz bakalım. İkinci sayı ile olur bu sanırım. Her şey bir anda olmuyor...

AY
19.05.2011 01:40
#56

üstadın fikirlerinin yayılmamasında öncelikli ilk neden, üstadı anlayan insanların azlığıdır. malesef bir çok kesim, üstadı şiir ayarında bilmiş belli tesbit yorum ve tavsiyelerini ezberlemiş ve bunları da papağan gibi tekrarlaya tekrarlaya içini boşaltmıştır. üstadı anlayanlar en azından hatırı sayılır derecede olsa idi, doğu çoğrafyasının son 400 yılda yetiştirdiği en büyük mütefekkir olan üstad solmaz,pörsümez yeni diye tabir ettiği değişimin kapısını açmış olacaktı,esasen üstadı tam manasıyla anlayan insan sayısı belki 20yi bile geçmez ayrıca bunlardan bir kısmı hapistedir.

EDIT

üçüncü neden; islam coğrafyasında yayılacak olan bir ideolocya farklı dillere çevrilmeli, şimdi soralım üstadın kaç kitabı, kaç farklı dile çevrildi? neden bu eserleri doğu ve orta doğu halkları okuyamıyor çünkü çevirileri yok, şununda altını çizelim bütün bu coğrafyaya refahı getirebilecek olan tek ideolocya, sadece bizim tarafımızdan biliniyorken diğer insanlar tarafından bilinmiyor,yani reçete sadece bizde var (onu da ne kadar anlayabiliyorsak artık) ama diğerlerinde yok, halbuki hastalık her yeri kaplamış, biz iyileşicez onları da iyileştirmeye çalışıcaz ama onlara reçeteyi vermeden,onları bir reçetenin varlığından haberdar etmeden...sonra da kalkıp doğsun büyük doğu diyeceğiz

ER
17.10.2011 23:06
#57

bana göre arkadaşlar , benimde içinde bulunduğum durum ve kavanozdaki balığın başka kavanozdaki balıklara bakarak acaba bu balıklar bu kavanozdan nasıl kurtulur demekten farksızdır.insanlık dudağı susuzluktan çatlamış ,baygınlık geçirmiş ve artık susuzluğunu dahi hissetmiyor.ben birşeye muhtacım diyemiyor.dili dahi oynamıyor.şu vaziyette ibadet ve dua başka yapacağımız bişey yok.ama biliyorum ki bu millet birgün ALLAH diyecek ve diyene kadar tevekkül !

MU
17.10.2011 23:10
#58

Bu meseleye “BÜYÜK DOĞU” kategorisi altında “Üstün Buluş”,”Üstün Buluş’a Doğru” makalelerimizle ve forum sayfasının muhtelif yerlerinde temas etmiştik.

 

Her meseleye şamil bu meseleyi hassasiyeti bakımından liyakatsizlik korkusu içerisinde göğsümü yumruklarcasına tekrar ele almak mecburiyeti ve memuriyeti doğsa da fazla bir tafsilata germeden hülasa süzgecinden geçirelim:

 

• Evvela Üstad Necip Fazıl Türk milletinin idrak melekelerinin,kültür birikiminin ve tefekkür ve sanat telakkisinin üstünde ve önünde entelektüel bir şahsiyettir.Bu yüzdendir ki Üstad’ın fikir sancısına ancak soylu ve cins kafalar gürühu muhatap olabilmiş; konferanslarında dahi binlerce halkın olmasına rağmen Üstad’ın kürsüsünden ötelere uzanan fildişi rengindeki maverai,bedii,mücerret ve ulvi fikir caddesinden geçerken Halk ancak O’nu bayram yerindeki sloganik ve resmi seronimi kalabalığı şeklinde alkışlar ve kompeti yağmuru altında uğurlayabilmiştir.Halkın içerisinden süzülüp de Üstad’ın o mücerret ve ulvi caddesini fark edebilen ve o caddeye çıkabilen çok az kişi olmuştur.Ve buna mukabil Üstad’a “sizi anlamıyoruz biraz halka inin” deme hafifliğinde ve gafletinde bulunanlar da hiçbir zaman kafa sancısı çekemeyen ”keleş başımı yoramam” diyen Demirelci ve mideci ayak takımı olmuştur.İlk hüküm:Büyük Doğu’nun idrak edilememesinde ki de birinci saik avamcılıktır.(kuru ve muhtevasız halkçılık)• Halk kesret (çokluk) halinde şahs-i manevi olarak bir vahiddir,ferttir.Devlet yapılanmasının içerisinde doğan ve yaşayan hareket halinde ve bu hareket esnasında da manevi olarak yıpranan ve mütemadiyen korunmaya ve tedaviye muhtaç bir olgudur.Öyleyse halk bugün olduğu gibi kendi reçetesini karalayan ve yine kendini ilacını seçmeye memur edilen bir ferttir.Tedaviye muhtaç olan da halk,ilacını yazan da yine halk…Halbuki halk, tabip mesabesindeki ehliyetliler (entelektüeller) elinden çıkan reçetelere tabi olmalı ve halk burada da verilen ilaçtan müspet bir netice alması noktasında da idealize edilmelidir.Yani ilacın prospektüsüne büyük bir rikkat ve sadakatle uyarak ana gayeye irca edilmeli.Demek ki halk bu noktada şekli kaymış bir fert olmaktan çıkıyor,hem de bu vazifesiyle birlikte (pasifize) olmuş toplum yapısından kurtulup ruhunda da en büyük aksiyonu gerçekleştirmiş oluyor.İkinci hüküm:Halkın ne istediğinden ziyade neye muhtaç olduğu bilinmeli ve o minvalde fikirler üretilmelidir.• Büyük Doğu Üstad’ın şahsında remzleştirdiği gibi asla ve asla avamcı değildir.Büyük doğu “ey halkım,benim halkım”,”ezilmiş halkım”,”halk ne derse o”,”Halka inmeliyiz” gibi gayet hafifmeşrep arabeskvari his sömürüsü bir anlayışa kesinlikle tenezzül etmez.Büyük Doğu eşya ve hadiselerin künhüne vakıf olabilme gibi bir mücerred gaye içerisindeyken bile yine eşya ve hadiseleri teftiş ve murakabe altına alma noktasında da gayet realisttir.Öyleyse Büyük Doğu’yu kimler anlayamaz;Büyük Doğu’yu,fikirden,tefekkürden,estetikten anlamayan,nefsinden bir kıl bile çekememiş,cırtlık sesiyle de “cihad,şeriat isterik(!)” diye nara atan din istismarcısı taş kafalı bir Teymiyeci,Abduhçu,Humeynici ve tasavvuf düşmanı asla anlayamaz.Büyük Doğu’yu hiçbir ruhi,tarihi,fikri ve harsi birlikteliğimiz olmadığı halde,kim olduğu,kime hizmet ettiği bile bilinmediği halde kendi öz ruhlarına ve iliklerine kadar kendilerinden olan Üstad Necip Fazıl’ı bile tanımayıp Üstad Ladin(!) diyen kıytırık İslamcılar asla anlayamaz.Büyük Doğu’yu;burnuna kazara bir kitap tozu bile kaşmamış,hamasetci,gösterici,slogancı işkembe beyinli “asacağız,keseceğiz,çakallar,ya sev ya terk et”gibi satıhçı posa bir milliyetçi asla anlayamaz.Büyük Doğu’yu İslam deyince milletini inkar eden bir soysuz;millet deyince de Ümmeti lağveden bir nasipsiz asla anlayamaz.Büyük Doğu’yu “ben halk için varım”diyen bir politikacı ve destekçileri“masaya yumruğunu vuracaksın”diyen bir antifikirci,duvar dibine bevleden tükürükçü bir külhanbeyi;”ben acıların çocuğuyum”diyen bir arabeskçi;”ben sevdim mi adam gibi severim”diyen bir şair(!);Yarası gocunan ve sağa sola çifte atan eşek gibi takım tutup,etrafı yıkan meşin kafalı bir futbol takımı taraftarı Büyük Doğu’yu asla ve asla anlayamaz,ve bunların bu meşrep üzerine Büyük Doğu’ya iştirak etmeleri de beklenemez.Bu saydıklarımızın hepsi avamcı bir görüşün semereleri olup örnekleri çoğaltılabilir.

 

Son Hüküm:

• Büyük Doğu’nun anlaşılamamasında ki ana saikler yukarıdaki temas ettiğimiz hususlar olup;Büyük Doğu’nun da kesinlikle “halka inmeliyiz”gibi bir divaneliğe teveccüh etmeyeceğine göre,tek çare entelektüel bir kadronun oluşumu ve dairesinin genişletilmesidir.Ancak bu dairenin genişlemesi nisbetinde halk idealize olacaktır.Kalbur kalbur kainatı eleyen yanık bir kafaya sahip olmak bin tane halkı murakabe altına almaktan daha eftal olup;bütün sırrın yukarıdaki Halkın ne istediğinden ziyade neye muhtaç olduğu bilinmeli ve o minvalde fikirler üretilmelidir. cümlesinde saklı olduğunu söyleme makamındayız.

 

Hayy maşallah gönüldaşım, hakikaten ismiyle müsemma harika bir üslup, müthiş bir aksiyoner kalem.

 

Yahu bulun bu adamları, çağırın gelsinler, nerelere gitti bu şahıslar?!

 

Her bir kelimesi acayip vuruyor kafaya, fena galeyana geldim. Yıkılın Osmanlar geliyor da, yol nere, güzergah nereden, ardımda kimler var, teşlilatta durum ne? Hep her yerden eksiklik kardeşler..

 

Ahh gün gelir, güneşi dahi elimizde tutarız. Elhamdülillah ki inancımı hiçbir zaman yitirmedim.

MU
17.10.2011 23:30
#59

.şu vaziyette ibadet ve dua başka yapacağımız bişey yok.ama biliyorum ki bu millet birgün ALLAH diyecek ve diyene kadar tevekkül !

Olmadı! Bu demek değil ki, dua sığınağımız değil. İlk ve son her zaman müraat ona, amenna. Yalnız yapılacak olan oturup seccadenin desenlerini seyr eylemek ve de salt tevekkül olamaz. Üstad'ın aksiyon anlayışı bu değildir. Grekirse hadi çizmeyi aşalım, kapıları tekmelemekten bahsederken Üstad, bugün dört duvar ardına geçip secdelerde yükselmeyi tahayyül etmek ve de tek çözüm yolu görmek de nesidir?!

 

Bir matodorun boğaya duyduğu dikkat olsa yeter! Kızdırmak için elinden geleni yapıyor, pekala ölümü dahi göze alıyorsa, bizlerde uyuyan bu devi uyandırmak için elimizden geleni yapmakla mesuluz..

 

Bugün ehl-i küfrün yaptığını, ehl-i sünnet karşıtlarının yaptıklarını evvela dua ama elimizde, kalemimizle, dilimizle düzeltmek borcu altındayız. Aksiyon oturarak olmaz. Bakınız yanlış anlaşılmasın, elbette duanın hikmetini yok saymıyorum, yalnız yapmamız gerek daha fazlasıdır bunu ima ediyorum.

W-
25.10.2011 10:10
#60

Dua sadece dudağın kıpırdaması olmasa gerek...

AL
29.10.2011 01:03
#61

İnadına üstat inadına B.D ve surda bir gedik açtı mukades mi mukades ey kahbe ... artık nereden esersen es...

FE
29.10.2011 01:34
#62

Birinci olarak tespit etmemiz gereken bahis şudur:

BD'nun göz önünde olmamasını isteyenler, unutulması işine gelenler kimler?

Fikri olarak düşmanımız belli olduğu vakit karşı mücadele için hali hazırda Üstad'mızın kitapları, sıkıştığımız vakit danışabileceğimiz yol arkadaşlarımız mevcut. Bütün bunlar belirlendikten sonra geriye sadece hareket kalıyor. Biz ifade etmesini becerebildiğimiz, karşıt düşüncede ki insanlara dahi hoşgörü gösterebildiğimiz müddetçe başarı bizimdir Allah'ın izniyle. İlk Serdar Tuncer'den dinlediğim

Hz. İbrahim İle Mecusi'nin hikayesi biraz olsun demek istediklerime yardımcı olacaktır. Hz. İbrahim'e gelen uyarı hep aklımızda olursa hata yapmayız evelAllah. sözü uzattım hakkınızı helal edin. Selametle.
HO
29.10.2011 16:55
#63

Kuş dili gençlerimizi esir almış, Üstad'ın eserleri ağır geliyor.Hem dili ağır geliyor, hem manası...