Başbakan'' Büyükdoğuyu Inşa Edeceğiz ''

Başlatan: hafakan Tarih: 16.08.2014 10:07 Cevap: 67

HA
16.08.2014 10:07
#1

https://www.facebook.com/photo.php?v=899701040044847

 

Hangi tarihe ait bilmiyorum ama es geçemedim . helal olsun. daha net daha dik ve daha hızlıyürü güzel adam demekten kendimi alamıyorum

16.08.2014 11:48
#2

24.09.2013, Birlik Vakfı tarafından düzenlenen "Büyük Doğu Düşüncesi ve Necip Fazıl Kısakürek'in Eserlerinde 'İdeal Türk Gençliğinin Nitelikleri" konulu makale yarışmasının ödül töreni..

http://www.yenisafak.com.tr/politika-haber/ustad-necip-fazilin-erdogandan-istedigi-siir-24.09.2013-568261

16.08.2014 11:56
#3

http://www.youtube.com/watch?v=TPC_hUl2Cy4

MU
16.08.2014 12:33
#4

Bazen sadece güzel söz söyleme sanatı olarak kalıyor. Bırakın böyle bir gençliği inşa etmeyi ak parti gençlik teşkilatı bile bu ülküden yoksun. Şımarık, kibirli, basit insanlar nasıl oluyor da bir"kapak. Atabiliyor" merak ediyorum. Bir panelde idim sakarya ak parti gençlik bilmem neyi. Konuşma ne olduysa Süleyman Demirel'e geldi. Tiklim tiklim salon. Makaleler yazdığından te süleyman demirel için de "kaldırım. Cumhurbaşkanı" tabiri olduğundan bahsetti. Densiz. Yıldıray Oğur da o kadar da ileriye gitmeyelim. Diye ikaz etti. Burnu havada seviyesizlik. Tabi hepsi böyle değildir. Ama liyakatsiz adamın bir yerlere gelmesine nefret ediyorum.

 

Ankara'da iken de bütün gençlik kolları başkanı adını bilmiyorum ama balkon konuşmasında basbakanin geçen onu da takdim ettiler. Aynı masada yemek yemek zorunda kaldik. Ay bir rahat, yok dergi çıkarıyoruz yok toplantıda şu konusuldu. Ne heyecan var samimiyet.en azından ben hissetm. Bu genç yarın milletvekili olacak ondan da eminim. Neyse bizi fark. Edemeyenler utansin deyip sitem edip gidiyorum.

FA
18.08.2014 01:35
#5

Bazen sadece güzel söz söyleme sanatı olarak kalıyor. Bırakın böyle bir gençliği inşa etmeyi ak parti gençlik teşkilatı bile bu ülküden yoksun. Şımarık, kibirli, basit insanlar nasıl oluyor da bir"kapak. Atabiliyor" merak ediyorum. Bir panelde idim sakarya ak parti gençlik bilmem neyi. Konuşma ne olduysa Süleyman Demirel'e geldi. Tiklim tiklim salon. Makaleler yazdığından te süleyman demirel için de "kaldırım. Cumhurbaşkanı" tabiri olduğundan bahsetti. Densiz. Yıldıray Oğur da o kadar da ileriye gitmeyelim. Diye ikaz etti. Burnu havada seviyesizlik. Tabi hepsi böyle değildir. Ama liyakatsiz adamın bir yerlere gelmesine nefret ediyorum.

Ankara'da iken de bütün gençlik kolları başkanı adını bilmiyorum ama balkon konuşmasında basbakanin geçen onu da takdim ettiler. Aynı masada yemek yemek zorunda kaldik. Ay bir rahat, yok dergi çıkarıyoruz yok toplantıda şu konusuldu. Ne heyecan var samimiyet.en azından ben hissetm. Bu genç yarın milletvekili olacak ondan da eminim. Neyse bizi fark. Edemeyenler utansin deyip sitem edip gidiyorum.

Bana çocuğu kıskanmışsın gibi geldi ;) Dindar gençlik bu olmamalı en azından o hususta aynı paydada buluşuyoruz. Daha donanımlı, tevazu sahibi, ukala olmayan, kucaklayıcı, ötekileştirmeyen bir gençlik olmalı. (şu an kendimi mükemmel bir paralelci gibi hissettim)

MA
18.08.2014 15:48
#6

Başkanın "dindar gençlik" söylemi giderek yerini "kindar gençlik" söylemine bırakıyor. Ne demek istediğimi sosyal platformlar da yapılan yorumlara bakarak anlamışsınızdır zannımca. Gerek paralel yapı gerekse muhalefet aleyhine kullanılan üslup çok rahatsız ve irîte edici.Muhafazakar gençlik bu ise vay bizim halimize. Partizanlık gözleri boyamış. Giderek kutuplaşan, kutuplaştıkça ayrışan bir topluma döndük. Yazık. Oysa ki Allah "kavli leyyini" telkin eder.

HA
18.08.2014 17:48
#7

kutup kutup kutup bi kutuplaşma aldı başını gidiyor.... hiçbi halt olmuyor oysa!kutuplaşma dediğiniz şeyde olmuyor

şuvar akp nin başarısını karşıt körüş kutup sayıyor. muhalafete onlarca yuhhh..... zaten bizlere hep soğuktular..... paralel dediğiniz şeye bin kere yuhh ve Rabbe'de şükür paralelcilerden dolayı....layt islamcı (tabiri caizse)bu taifeye hiç sıcak bakmadım ve bunlara muhalefettim .

bayramda milletin bo.lu derilerine kadar( sözümona dindar geçinen) yandaşlarını !sömüren bu zevatları Allah bize gösterdi! burasına bakalım

akp li olmayan birisi_(hafakan)

18.08.2014 18:37
#8

çıkara endeksli bir mekanizma içerisinde büyükdoğu gençliği oluşturma hedefi ütopyadan öteye geçemez. (halisane gayret sarfeden %1 müstesna)

18.08.2014 19:28
#9

Mabed sen yoksa paralelci misin? Olabilir de...

 

Erdoğan ''dindar gençlik'' derken, ''kindar gençlik'' diyenler kimlerdi???

 

Sen ülkenin gündemini sosyal platformlardan mı takip ediyorsun yoksa? Ama kardeşim, bu yanıltıcı olabilir, değil mi? Biliyorsun ki, hayasız akın/gezi isyanı olduğu zaman, sosyal platformlarda patlama olmuştu. Şu işe bak ki, gezi isyanından sonra Ak Parti, tam iki seçim kazandı... Yani o platformlar bu ülkenin gündemini göstermez, bu ülkenin derinliklerinde o platformların bir karşılığı yok. Güya çok ünlü siyasi gazete yazarları, işte bu yüzden her seçim tahminlerinde çuvalladılar.

 

Kindar gençlik kavramı, dindar gençlik söylemine karşı üretildi... Peki söyler misin, kindar gençlik söylemini üretenlerin gayesi neydi? İslam olmasın!!! Yani gayen dindar gençlik ise o zaman seni kindar gençlik yetiştirmek ile suçluyorlar. Ama aslında ortada kindar gençlik filan yok. Sadece güçlü bir algı operasyonu var... Bu algı operasyonu da seni yakaladı kardeşim...

 

Adnan Menderes, siyaset dünyasının en nazik adamıydı... Başına ne geldiyse bu nezaketi yüzünden geldi... Peki sonra ne oldu? Asıldı!!! Böylesine nazik adamı nelerle suçladılar, nelerle... Gençleri kıyma makinesinden geçirmiş... Yine gençlerin cesetlerini Konya yoluna asfalt malzemesi olarak kullanmış... Türkiyeyi parsel parsel satmış, Kıbrıs'ı satmış... Ve daha neler,neler... Muhtemelen sen o zamanlarda yaşasaydın fikrin şöyle olurdu herhalde: Dünyanın en cani adamı! Halbuki dünyanın en nazik adamı. Algı operasyonu böyle yapılıyor işte, bombardıman halinde... Nefes almana zaman bırakmıyorlar...

 

Biz Necip Fazıl adına açılmış bir yerdeyiz, değil mi? Peki Necip Fazıl'ın üslubunu ne yapacaksın? Hatta Benim Gözümde Menderes eserinde Necip Fazıl, Adnan Menderes'e neyi tavsiye ediyor, 60 darbesinin hemen öncesinde? Oku da gör!!! O vakit cevabın ne olacak? Ha burada da dersen ki, Necip Fazıl yanlış yapmıştır. Ben de derim ki, o malum konuşmadan kısa süre sonra darbe oldu ve Menderes asıldı. Anlıyor musun meseleyi???

 

Kindar gençlik yetiştirmekle suçlanan Erdoğan için diktatör yakıştırmalarını da yapıyorlar. Ama bak şimdi şu algı operasyonuna... Erdoğan bir karar alacağı zaman partisinin bütün kurullarını harekete geçiriyor, bütün kurullarının fikrini alıyor... Gençlik ve kadın kollarına kadar bütün kurulların... Oradan çıkan sonucu da dikkate alıyor... Yani Erdoğan işlerinin büyük çoğunluğunu istişare ile yapıyor... Ya muhalefet ne yapıyor? Ekmel'i aday gösterdikleri süreci takip etmek yeterli bir karar varmak için, değil mi?

 

Paralel tayfaya gelince... Paralelin üslubuna da bir bak derim... Sadece o beddualar yeter...

 

Erdoğan'ın üslubu gerektiği gibi... Nasıl ki Necip Fazıl ile üzerimizden ezikliği, ürkekliği attık, Erdoğan ile de gerektiğinde sertleşiyoruz...

FA
18.08.2014 20:55
#10

Mabed, kindar gençlik ve kutuplaşma kekimelerini kullanmayacaktın. Onlar yassaah gardaşım yassaaaah!

Bizim kesimin düz mantığı da yoruyor insanı yahu. Algı operasyonlarına kurban gitmişiz. Aynı ifadeyi paralelciler de kullanıyor. Algıyı, salgıyı, endoplazmik retikulumu bırakalım da bi bakalım savunduklarımıza ve elimizde olana. Ak gençlik istendiği gibi dindar gençlik değil. Kız-erkek ilişkisi laçka boyutta, istisnalar vardır elbet.

Tamamen keser ve sap bizden yana modundayız. Ama bu ülke sadece bize ait değil. Eğer bir CHP'li bir MHP'li ülkenin gidişatından huzursuz ise buna da çözüm olmalı, güven vermeli hükümet. Sosyal medyada adamlara ağza alınmayacak laflar ederek kediyi üzerimize sıçratmanın âlemi yok. Küfürlü söylemler Ak Parti'den çok müslümanın kimliğine zarar veriyor. Bir takım yazarlar resmen benim de şânım yürüsün diye iğrenç bir üsluba bürünüyorlar. Vay anasını nasıl da çakmış lafı Fettoş (!) a diye keyiflenerek okuduğunuz yazılar gönül erbablarını rahatsız edebilir.

Her zaman sivri üsluba ve deli divane savunulan görüşlere karşıydım, karşı olacağım. Mümin elinden, dilinden emin olunandır. Ama biz Ak gençler bi kutu iğne saklıyoruz ağzımızda.

Kendimizi, sevdiklerimizi, tuttuklarımızı eleştirmesini öğrenmeliyiz vesselam..

MA
18.08.2014 22:33
#11

Sayın Hâcegan aslında tam da muzdarip olduğum üslup sizde de mevcut; yafta, infaz ve ötekileştirme. Bir bayan olarak gerek tv gerekse sosyal mecralarda kullanılan üsluptan rahatsız olduğumu belirttim. Görüyorum ki hemen paralel yaftasını yapıştırmışınız. Ben 2004 yılından beri Akp ye oy veren biri olarak yaşanan tansiyondan, gerilim ortamından rahatsızım.Bunu dile getirmek neden beni paralelci yapıyor? Hangi

mecra olursa olsun kullanılan atarı yüksek kavgacı dilden rahatsızım ve ben bunu bir müslümana yakıştıramıyorum. Ne öyle deve güreşi yapar gibi. Ortada ülke adına bir kriz var ise sen devletsin gerekeni yaparsın. Bunu meydanlara taşımanın, hadi taşıdın biz ve siz ifadeleri ile kutup geliştirmenin ne anlamı, ne faydası var? Bu insanlar düne kadar size destek olmuş, oy vermiş. Şimdi ideolojik kurban olmuşlar. Bir bunalım ve bocalama içindeler. Yüz yıllık kuramların bir anda yerle bir olmasını beklemek hatadır. Siyasi liderlerin üslubunu devlet ricali olma adına hadi hoş görelim. Ya kraldan ziyade kralcılara ne demeli? Bir Fatih Tezcan var ki evlerden ırak. Haklı davada nasıl haksız konuma düşülürün canlı örneği. Kim daha iyi laf çakıyor yarışması olsa bizim muhafazar gençler bayrağı açık ara göğüsleyecek hani. Sağcısı, solcusu, aydını, hocası herkes de aynı üslup, aynı kavga dili "benim, ben, ben, yalnız ben, yine ben" sert ve üstenci üslup hepsine sirayet etmiş.

Ben prensip gereği Müslümanlarla uğraşmaktan kaçınıyorum. Kişilerle değil fikirlerle alakalıyım. Aksini görünce kabullenemiyorum. Tenkit edilecek olan kişiler değil yapılan yanlışlardır. Ama bizim muhabbet fedaileri olsun, muhafazakâr gençlik olsun korkunç bir üsluba sahip. Sürekli bir tekfir etme, sürekli it dalaşı. Müslümanlar dava ve fikri cephesinde keyfi olarak aleyhlerine cereyan edecek söylemlerde bulunmamalıdırlar. Ehemmi mühimme kurban etmemeli.Küresel hegemonların müslümanların omurgasına çöktüğü şu zamanda Müslümanları birbiriyle uğraşması beni üzüyor. Farklı düşünseniz de bu hikmetli bir duruş olmaz. Günümüz toplumunda her birey bilinçli veya bilinçsiz bir davaya ram olmuş, taraf olmuş, dar bir sahaya hapsolmus ve karşıt tarafdan kendini soyutlamıs. Bu önceden Müslümanlar ile Kemalistler arasında olunca iftihar meselesi idi ama şimdi müslümanlar arasında olunca.. Velhasıl insanların ideolojileri ile insanî ilişkileri karıştırılmamalı. Ne siyasi ne ideolojik görüş uğruna kalp kırıp, gönül yıkmamalı. Bu yüzden üslup illa üslup diyorum. Peygamberimiz bu hususta bize en iyi örnektir. Ve yine bir kissa ile bu konuyu kendi adıma kalıyorum

 

Kralın biri, tüm akrabaları ile bir gemide olduğunu ve geminin battığını, akrabalarının tümünün boğulduğunu yalnızca kendisinin kurtulduğunu rüyasında görüyor ve uyanınca gördüğü rüyanın huzursuzluğunu yaşıyor. Rüyalardan anlayan ilim ehli bir alimi çağırtıyor. Alime gördüğü rüyayı anlatıyor ve yorumlamasını istiyor. Alim: Kralım üzgünüm! Size kötü haberim var: Siz yaşarken tüm akrabalarınızın ölümünü göreceksiniz diyor. Kralın gözlerinin önüne sevdiği eşi, çocukları ve tüm akrabalarının ölümü geliyor ve çok üzülüyor, bu kötü haberi verdi diye de vurun şunun boynunu diye alimi cezalandırıyor. Sonra bir başka alimi çağırıyor. Bu alim rüyalardan anlamakla birlikte hikmet ehli biri. Kral rüyasını anlatınca; kralım müjdeler olsun size! Siz akrabalarınız içinde en uzun ömürlü yaşayacaksınız diyor. Kral yaşamının uzun olacağını söylenince akrabalarının ölümlerini unutuveriyor. Çünkü insanın nefisler içinde en çok sevdiği kendi nefsidir. Habere sevinen kral, hikmet ehli alimi ödüllendirip gönderiyor. Halbuki iki alim de aynı şeyi söylemişlerdi. Ama biri cezalandırılmış, diğeri ödüllendirilmişti. Çünkü aynı rüyadan biri ölümü görmüş ve göstermiş, diğeri de hayatı görüp göstermiştir.

18.08.2014 22:33
#12

Affedersin de MHP ile CHP'ye nasıl güven verelim, onlar huzurlu olsun diye ne yapalım? Buyur...

18.08.2014 22:37
#13

O hikayedeki alimden biri Yılmaz Özdil olmasın???

19.08.2014 00:48
#14

Neyse, sorulara cevap verilir ama ben bir şeyler yazayım...

 

Bu aralar bir moda çıktı: Üslup... Aslında bu moda ta hayasız akın/gezi isyanından bu yana kendini gösteriyor ve özellikle de seçim sonralarında kafa kaldırıyor... Zamanlama hep manidar...

 

Yahu siz üslup noktasında eleştiriyorsunuz... Biz de bu eleştirin yersiz olduğunu anlatmaya çalışıyoruz ama bizim ki yafta, infaz ve ötekileştirme oluyor. Sizin ki de eleştiri hakkı olup çıkıyor. İleri sürdüğünüz iddianıza en küçük bir somut misal veremiyorsunuz, kavramlar üzerinden eleştiri yapıyorsunuz... Biz belgeler, misaller, tarih üzerinde cevap vermeye çalışıyoruz ama ötekileştirme yapmış oluyoruz. Oh ne güzel!!! Suyundan da koy... Ne kadar kolay bir fikir peşindesiniz...

 

Birileri farklı platformlarda size ve sizin gibi insanlara hakaret ediyorsa, küfür ediyorsa, kişiliğinizi hedef alıyorsa bu hokkabazları savunacak değilim, Bunları insan diye karşıma da almam. Benim bir prensibim var: Tartıştığım kişi bana hakaret etmeye başladığı an, tartışmayı bırakırım, o kişi ile de daha tartışmam. İşte bu kadar... Sizin karşılaştığınız bu küfürbazlar, bu ayrılıkçılarla biz de karşılaşıyoruz, biz de bu tiplerin hışmına uğruyoruz. Bunlar MHP'li oluyor, CHP'li oluyor... Ama bu insanlar her zaman varlar, olmaya da devam edecekler. Peki bunun Erdoğan ile ne alakası var? Bu şapşalları Erdoğan mı besliyor yani? Siz böyle mi düşünüyorsunuz? Yok bunları düşünmüyorsanız, e o zaman siz ne demek istiyorsunuz?

 

Şimdiye kadar Erdoğan'a oy verenler kimmiş ki, şimdi ideolojik kurban oluyorlar? Ortaya somut bir şeyler koy, kavramlar üzerinde kalmak işin kolay tarafı. Açık konuşalım.

 

Erdoğan'ın hangi üslubu sizi üzdü, bir misal alalım da neyi konuşuyoruz bilelim... Bir ete kemiğe sokalım şu tartışmayı... Şimdi bunları yazdım diye, sizi ötekileştirmiş mi oldum? Hayır...

 

 

CHP ve MHP'liler huzursuzsa ne yapalım yani... Onlar huzursuz olmasın da ben mi olayım, Allah aşkına? Biri 10 seçimdir kayıp, diğeri 5 seçimdir yok. Daha genel anlamda biri 1950'den beri yok, diğeri zaten yok... E bunların seçmeni karalar bağlamasın da ben mi bağlayayım? Erdoğan seçime girmesin o zaman, belki onların keyfi yerine gelir. Ak Partiyi de kapatsınlar, tam olsun. Değilse başka ne yapılabilir? Yahu ben sizi hakikaten anlamıyorum!!!

 

Eğer CHP'lilerin huzurunun yerine gelmesini istiyorsanız, bu isteğinizi bir de onlara iletin bakayım, onların ne istediklerini bir sorun bakalım, size nasıl cevaplar verecekler? İşte o zaman görün bakalım nasıl hakaret ediliyormuş, nasıl kutuplaştırma yapılıyormuş...

 

CHP'liler huzurlu olmak istiyorlarsa, ilk önce bu milletten özür dilemeliler. Yılar yılı eziyet ettikleri bu milletten özür dilemeliler... Astıkları hocalardan, gömdürdükleri Kuran'lara kadar, okuttukları Türkçe ezandan, yaptıkları inkılaplara kadar topyekün yaptıklarından özür dilemeliler. Bu CHP'liler, kendi savundukları adamların bu millete eziyet ettiklerini kabul etsinler... Laiklik diye kuduran bunlar, laiklik var diye nice insanların haklarını yediklerini bir kabul etsinler hele... Ey gidi yalan dünya!!! Bir CHP'li bunları kabul eder mi? E o zaman biz bunları nasıl memnun edeceğiz acep? Ne bileyim, bir istiklal mahkemesi kursak mı mesela? Şey de olur bak, ikna odaları, belki o zaman memnun olurlar... Yahu bu CHP'liler artık bir öz eleştiri yapsınlar, onlardan bana ne!!!

 

Ne CHP,ne MHP... Anlayın artık, bunların dönemi bitti... Bunlar bir daha iktidar yüzü göremez, göremez. E biz bunları nasıl memnun edeceğiz o halde?

 

CHP gibi mazisi zulüm dolu bir parti, var olmayı bile hak etmiyor.

HA
19.08.2014 09:52
#15

muhalefet(kimi sayarsanız sayın) hiçbirzaman memnun olmamışlardır ve olmuycaklardır.artı ak partili gençlerin dindar olduğu sözkonusu değil. bu şimdi böyle birşey söyledim diye ozaman dinsiz gençlikmi sorusu gelmesin akla. siz anladınız onu. bu parti islamın sözcüsü de değildir.

yapılan iş siyasettir. piyasadakinin iyisidir.

 

hakedene sövgü niçin rahatsız ediyor arkadaşlarımı??? cemiyet olarak hükümet olarak, memleket olarak.v.s herkesin siniri alınmışmı olması gerekiyor. biraz ses yükseldimmi niye göze batıyor bu anlamış değilim

FA
19.08.2014 10:31
#16

Erdoğan padişahlık sistemini getirse ilk dalkavuğu siz olurdunuz herhalde. Merak ediyorum, Erdoğan, kusursuz biri mi sizce? Cemaatin kökünü kazımaktan bahsederken ötekileştirmiş olmuyor mu? Bu işe gönül veren hizmet erlerini bi iki lafıyla ayrı kefeye koyuyor, iyice abartmış olmamak için o kadar. Bana paralel de ne dersen de, senin üslup da Tayyip Erdoğan'ın cemaat hususundaki sivri üslubuyla paralel. Ben her zaman ehl-i sünnet cemaatleri sevdim, en başında da ailem sayesinde İsmailağa cemaatini. Ama üniversitedeyken 2 yıl Nur cemaatinde de kaldım. Ve çok şükür hep hizmet eri insanlarla karşılaştım. Sınıfta bir çok kişinin muhafazakar kesime olan önyargısını kırdık. Güzel işler yaptık. Şimdi bu insanların hepsi töhmet altında bırakıldı. Kimse cemaate doğru düzgün çocuğunu da vermez ev de vermez. Sizce bu bir vebal değil mi? Cemaat içindeki kangren olmuş kısmı bul, kes at. Sen devletsin, gücün var. Sülük, haşhaşi tarzı söylemlere gerek yok. Şimdi göreceksiniz cumhurbaşkanı sıfatıyla bu tarz konuşamayacak, yakışık almaz çünkü.

Diğer partilerin meselesine gelince; ülkede adam gibi bi muhalefet olmaması sizi korkutmuyor mu? Beğenmediğimiz tek parti dönemindeyiz sanki. Hal boyle olunca her şeye rağmen Tayyip diyoruz. Aman CHP'ye kalmasın meydan endişesiyle. Valla Tayyip büyük adam. Ben olsam çoktaaan ilan etmiştim padişahlığı :) Halk o kadar arkasında ki napıyon usta diyen çıkmaz.

Ama Ak Parti bünyesinde yanlış kişileri de barındırıyor. Sistemin sağlam bir şekilde sürüp gitmesi için çürük elmalar da temizlenmeli, sadece tuzluklar değil..

Tayyip Erdoğan yüz yılda bir gelen müceddid, bir dahi, bir lider, bir süper karizma, yerum o azi burni tamam da sen seviyorsun ben seviyorum o sevmiyor. Ona da yazık. :)

19.08.2014 11:20
#17

O değil de, Türkiye'de 12-45 yaş arası herkesin bir şekilde cemaat geçmişi var galiba :)

HA
19.08.2014 11:30
#18

satırbaşında sorup söylediğinizi üstüme almadım bilesiniz. kimse kusursuz değildir. başbakanında bintane kusuru vardır yalanı dolanı vardır mesele bu değil. konuda zaten gitgide sapıyor . sunu biliyorumki .. hizmet eri dedikleriniz zaten dümenciydi arkadaşım bu benim fikrim. yapılan hizmet se gazoz ağacı. uzun uzun yazmaya gereksin duymuyorum.

fark var_

korkular dolup taşınca komşularda kalmamış,

yalancı şahitler çoğalmış, ordularda saf almış, sanki herkes zan altında, pozisyon sert penaltı,,,,,,,,,

FA
19.08.2014 11:56
#19

O değil de, Türkiye'de 12-45 yaş arası herkesin bir şekilde cemaat geçmişi var galiba :)

Ve çoğunlukla üniversite zamanında oluyor :) İçinde bir kez bile bulunmayanlar cemaati topyekün tefe koyuyor. Hiç mi maklube yemediniz zalımlar :)

19.08.2014 12:06
#20

Son olaylardan yüzünden artık maklubeler tavuk etiyle yapılıyor diyorlar, adalet bu değil.
İlgilenilenlerin suçu ne arkadaş?

HA
19.08.2014 12:17
#21

makbule ne be :)

FA
19.08.2014 12:22
#22

makbule ne be :)

.

 

Hahhaa :) Çok iyi.. Vay be bilmiyorsunuz gerçekten. Cemaatin yanından yöresinden geçmemiş, paralel meridyen yaftası yemekten kurtulmuşsunuz. Tebrikler :)

HA
19.08.2014 12:26
#23

:) :) çorbayı kral yerden içtim ama (buna şükür)

19.08.2014 12:28
#24

Abi Makbule iyi bir kız. :)

HA
19.08.2014 12:29
#25

:)

TR
19.08.2014 12:46
#26

Abi Makbule iyi bir kız. :)

Mütereddid kardeşim, böyle ileri geri konuşma istersen.

HA
19.08.2014 12:49
#27

niye iyibir kız değilmi yoksa ?

TR
19.08.2014 13:08
#28

Hafakan bey kardeşim, bkz: yukarıdaki mesajım.
İyi veya kötü, Makbule hanımın internet forumlarında dillere pelesenk edilmesi doğru değil. Sosyal medya ortamlarında gördüğümüz, ahlaksız, namussuz, şerefsiz, paragöz, ruhu pörsümüş, adi, pislik ak gençlik gibi davranmayalım. Bu bizim nezahetimize, inceliğimize yakışmaz. Makbule'nin bir sahibi vardır, ona ayıp olmuyor mu sizin bu yaptığınız (patriarchy was here!)?

HA
19.08.2014 13:33
#29

iyide şekerim nedir bu makbule ? ben bilmiyorum

HA
19.08.2014 13:38
#30

be comfortable patriarchy have not gone to a place :)

TR
19.08.2014 13:55
#31

Öncelikle iyi bir kızmış. Yani Mütereddid öyle diyor. Mütereddid tanıyormuş ben tanımıyorum. Mütereddid, tanışalım mı?

Sonra sonra, şöyle bir yemek süreci tahayyül edelim hafakan bey, acıkmaya hazırsanız anlatıyorum. Tencerenin kenar nahiyelerini ve tabanını tamamıyla etle kapatalım, tencereyi çevreleyen etin ortasında da pirinç pilavımız olsun. Bu ocakta pişsin. Sonra alalım kocaman bir siniyi, sininin altına elbette ki Zaman gazetesi serelim. Sininin kenar bölgesine çember şeklinde yoğurt, salata, bulursak patlıcan filan dizelim. Sininin ortasındaki çember boş mu? boş. Sininin kenarlarında salata ve yoğurt var mı? Var. Sonra küçük boy plastik bardaklara sıcak kola koyalım. Badem tesmiye buyurulan bıyık tarzına sahip bir grup insanı bu sininin etrafına çökertelim. Dizleri gazete boyasıyla buluşsun. Gazeteyi kucağına alanları "bardakları devireceksin mübarek" diye uyaralım. Uyardık mı? Uyardık. "Abi üstümüze dökülmesin ama, pantol kirlenir sonra" diye bizi ikna ettiler mi? Ettiler. Sonra mutfaktan tencere gelsin. Bu tencereyi tek harekette sininin ortasına ters çevirmek gibi psikopatik bir eylem denensin ve asla becerilemesin. Yani ne olsun? Etler pilavın üstünü, sağını solunu çevrelesin, pirinç et perdesinin arkasında kalsın ve tencere ters çevirilip kaldırıldığında bu bina devrilmesin. Bu bina devrilir kardeşim, her zaman devrildi. Hah sonra herkes kaşıklarıyla bu ortadaki yemeğe dalsın. Pirinçler yıkıldıkça yoğurt bulamaç olsun. Bulamaç salatayı soslasın. Domates ete bulaşsın. Siniye dökülen yarım bardak sıcak kola cosss efekti eşliğinde domates suyuyla buluşsun, ketçap havası yakalasın. Kaşığımızla pirinçleri bu ketçaba taşıyalım, sütlaç havası yakalayalım. Birkaç çakal üstteki etleri bitirince "abi elhamdülillah", desin, tercihen ağzını kapatarak geğirsin, yani hayvanlık yapmasın ve sonra kalksın. Sininin dibine yaklaşıldıkça aklını kullanan kaçsın. Geriye iki tane ne bulsa yiyecek aç vatandaş kalsın. Sonra bu iki aç vatandaş tamamıyla bulamaç olmuş et lifi, pirinç tanesi, kaşıklardan gelen tükrükle ayran kıvamını bulmuş yoğurt, bir miktar kola ve biberli miberli salatadan oluşan besinleri iyice birbirine kata kata bir güzel yesin. İşte maklube budur. Bulaşığı azdır, tabak kirletmez.

HA
19.08.2014 14:17
#32

bu yemeği istiyorummmmm hemşerim . anlatımın güzelde . bakalım becerebiliyomusun :)

MA
19.08.2014 15:10
#33

Şimdi göreceksiniz cumhurbaşkanı sıfatıyla bu tarz konuşamayacak, yakışık almaz çünkü.

Fatma'cım Cumhurbaşkanlık verildikten sonra babam da ılıman konuşur. Gerçi babama Cumhurbaşkanlık versen dahi ılıman konuşmaz, di mi? ;)

19.08.2014 16:38
#34

Trradomir, üslup testi mi yapıyorsunuz yoksam... Artık ünlem kullanmıyorum da...

HA
19.08.2014 16:55
#35

yemek o yemek. trradomirin maklubesi test değil bilader :)

19.08.2014 17:14
#36

Erdoğan padişahlık sistemini getirse ilk dalkavuğu siz olurdunuz herhalde. Merak ediyorum, Erdoğan, kusursuz biri mi sizce? Cemaatin kökünü kazımaktan bahsederken ötekileştirmiş olmuyor mu? Bu işe gönül veren hizmet erlerini bi iki lafıyla ayrı kefeye koyuyor, iyice abartmış olmamak için o kadar. Bana paralel de ne dersen de, senin üslup da Tayyip Erdoğan'ın cemaat hususundaki sivri üslubuyla paralel. Ben her zaman ehl-i sünnet cemaatleri sevdim, en başında da ailem sayesinde İsmailağa cemaatini. Ama üniversitedeyken 2 yıl Nur cemaatinde de kaldım. Ve çok şükür hep hizmet eri insanlarla karşılaştım. Sınıfta bir çok kişinin muhafazakar kesime olan önyargısını kırdık. Güzel işler yaptık. Şimdi bu insanların hepsi töhmet altında bırakıldı. Kimse cemaate doğru düzgün çocuğunu da vermez ev de vermez. Sizce bu bir vebal değil mi? Cemaat içindeki kangren olmuş kısmı bul, kes at. Sen devletsin, gücün var. Sülük, haşhaşi tarzı söylemlere gerek yok. Şimdi göreceksiniz cumhurbaşkanı sıfatıyla bu tarz konuşamayacak, yakışık almaz çünkü.

Diğer partilerin meselesine gelince; ülkede adam gibi bi muhalefet olmaması sizi korkutmuyor mu? Beğenmediğimiz tek parti dönemindeyiz sanki. Hal boyle olunca her şeye rağmen Tayyip diyoruz. Aman CHP'ye kalmasın meydan endişesiyle. Valla Tayyip büyük adam. Ben olsam çoktaaan ilan etmiştim padişahlığı :) Halk o kadar arkasında ki napıyon usta diyen çıkmaz.

Ama Ak Parti bünyesinde yanlış kişileri de barındırıyor. Sistemin sağlam bir şekilde sürüp gitmesi için çürük elmalar da temizlenmeli, sadece tuzluklar değil..

Tayyip Erdoğan yüz yılda bir gelen müceddid, bir dahi, bir lider, bir süper karizma, yerum o azi burni tamam da sen seviyorsun ben seviyorum o sevmiyor. Ona da yazık. :)

 

 

Padişahlık kötü mü?.. Bir an kendimi nutuk okuyor sandım ya... Dalkavuk ha... Ya Ünlem de kullanamıyorum şimdi... Neyse... ''E o zaman sen de cemaatin dalkavuğu musun?'' sorusuna zemin açacak cevaplardan uzak kalmak daha iyi olur.

 

Erdoğan kusursuz biri mi? Şimdi bu soru mu yani? O ki siz İsmailağa da bulunmuş bir kişi olarak, böyle bir soruyu bir Müslümana sormak biraz abes kaçmıyor mu? Ne yani biz şimdi şirk içinde miyiz yoksa? Kusursuz olan Allah'tır ki, biz böyle iman etmişizdir. Erdoğan da bir insan, insan olması itibari ile elbette hataları vardır.

 

Erdoğan'ın söylemlerine dikkat etmiyorsun, kardeşim. Erdoğan'ın kastetmediği bir şeyi, sanki onun gayesi oymuş gibi kabul ediyorsun. Hadiseleri yanlış okuyorsun, fikrimce. Mesela Erdoğan, ''Cemaatin kökünü kazıyacağım'' derken, sen ne anlıyorsun bu ifadeden? Ben bunu çok merak ediyorum... Acaba en alt kademelerde bulunan ve bu paralelliklere katılmayan insanların kökünün kazılacağını mı sanıyorsun? Böyle bir düşünce Erdoğan' haksızlık olmuyor mu?

 

Kimse çocuğunu cemaate vermiyorsa, bunun sebebi Erdoğan mı? Gülen'in hiç mi suçu yok yani? Gülen bedduaları yaparken, cemaatten bir kişi çıkıp da Gülen'i eleştire-bildi mi? Cemaat mensupları töhmet altında kalıyorsa, bunun için Gülen'i de eleştirmeleri gerekmiyor mu? Yani Güen aslında haklı da, Hükümet sanal bir suç üzerinden cemaati mi suçluyor? Açık olalım...

 

Ben size bir soru sormak istiyorum. Şimdi soru şu: Bu ülkede paralel yapılanma var mı? Evet... Soru çok basit... Bu soruya cevap verin, adım adım gidelim o halde...

 

Şu partiler meselesi... E ama bak hala anlamadınız yazdıklarımdan... Yahu biz cahil değiliz o kadar!!! demokrasilerde muhalefet, olmazsa olmaz şart, bunu biliriz... Muhalefetsiz bir bahçe istemiyoruz. Kaldı ki bunu Erdoğan da dile getirdi çoğu zaman. Biz muhalefet eksikliği çekiyoruz... Bak, partilerle alakalı yazdıklarımı bir daha oku. Muhalefetin bu halktan özür dilemesi gerekir diye yazmışım. Misaller ile de yazımı destekledim... Nasıl muhalefet olması gerektiğini gösterdim... Ama sen patinaj yapıp duruyorsun... Yahu muhalefetsizlikten korkmayalım da, nasıl bir muhalefet olsun, onu olsun yaz bari... Ben onu bile yazdım yahu... Ama bunları niye anlamıyorsun???

 

Alan CHP'ye kalmasın filan diye Erdoğan'na destek... Yahu bu ne kadar basit bir gerekçe... Bizi bu kadar basit görme...

 

Tekrarlıyorum... İyi bir muhalefet için CHP'nin ve misyonunun tarihe gömülmesi lazım!!!

FA
19.08.2014 18:19
#37

Oy anam okurken tükendim. Adım adım gidelim diyor yahu :) Sağol abicim ben bi yere gitmek istemiyorum. Gülen hakkında yorum yaptım mı, hayır. Günahım kadar da sevmem. Siyaset bende çarpıntı yapıyor, kaçsam ayıp olur mu? Hayır yani zaten anlayamıyorum.

19.08.2014 18:44
#38

Oy anam okurken tükendim. Adım adım gidelim diyor yahu :) Sağol abicim ben bi yere gitmek istemiyorum. Gülen hakkında yorum yaptım mı, hayır. Günahım kadar da sevmem. Siyaset bende çarpıntı yapıyor, kaçsam ayıp olur mu? Hayır yani zaten anlayamıyorum.

 

 

Kaçabilirsin, bir sakıncası yok.

20.08.2014 01:00
#39

Tanımıyorum diyene bakın.. Küçük dilimi yutayazdım okurken. Bunca yıllık tanışmışlığıma rağmen sizden iyi tasvir edemezdim kendilerini. Bu vaziyet şüphe uyandırıcı.

Ben de ev hanımlarına birkaç tüyo vereyim. Birinci kural, maklube büyülü lezzetini minimum 10 aç kişiyle beraber aynı anda yenilmesinden ve çorba dahil hiçbir yemeği ortak kabul etmemesinden alır. Öyle önden çorbayı vereyim, ana yemeğin yanında ortaya iki büyük tabağa maklube koyayım, salatayı, yoğurdu da ayrı servis edeyim gibi bir düşünceye sakın ola kapılmayın, yenmez, murdar olur, atılır. Zaten o maklube değil, etli pilav olur. Denemeyin.

İkinci kural, Tencereye eti koymadan önce mutlaka halka halka kestiğimiz soğanları tencerenizin dibine dizelim. Böylelikle etler yanmamış, tencereye yapışmamış olacak, soğan da lezzet verecek. (Tabi ki soğanın yapıştığı tencereyi suda bekleteceksiniz) Etin ardından halka halinde kesilmiş patates dizebiliriz. Havuç koyan da var fakat ben beğenmiyorum şahsen. İşi abartıp pirince kuş üzümü ve mısır atan sivri zekalı, yeni yetme şak.. şey.. arkadaşlar olabiliyor. Böyle sosyete şeyler denemeyin, yemeğin orijinalliğini bozmayın. Pilavı et suyuyla yaparsanız... gerisini dememe lüzum var mı?

Efendim bu öğrenci yemeklerinin şahı konumundaki yemeğin ismi(مقلوبة‎) arapça "kalb olmak" fiilinden gelmektedir. Kalb olunmuş, dönüştürülmüş, çevrilmiş.. manasında.. Zaten her nasıl olmuşsa Arap yemek kültüründen cemaat mutfağına sıçramış, oradan tüm Türkiye kendisini tanımıştır.

Genelde maklube halkasında şu ve benzeri muhabbetin döndüğüne şahitlik edersiniz: Henüz ilk defa kendisi ile tanışmak şerefine nail olan arkadaş şükranlarını sunar:

- Abi elinize sağlık, makbule çok güzel olmuş
- Hehe şakirt afiyet olsun ama makbule değil maklube.
- Abi benim adım da Şakir değil Memet.

JU
20.08.2014 02:39
#40

Burayı da pareleller basmış. Ne yazık.

FA
20.08.2014 09:35
#41

Burayı da pareleller basmış. Ne yazık.

Yahu arkadaşlar şurada tarif vermişler bize taş çıkarır mahiyette; ben bir iki eleştiri sunmuştum ve paralelci olduk. Bunları ne zaman aşacağız acaba?

 

"Çatışmasız toplum beraber otlayan, beraber geviş getiren adsız bir sürü..." Cemil Meriç

TR
20.08.2014 19:40
#42

Trradomir, üslup testi mi yapıyorsunuz yoksam... Artık ünlem kullanmıyorum da...

Abi sen çok Hasan Karakaya gibi yazıyosun. Yani öyle böyle değil. Hasan Karakaya Yeni Akit Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmenliği odasına girmiş, siteye bağlanmış ve NFK forumda yazı yazıyor gibi oluyor. Üç noktaların, kendi kendine cevabı belli soru sormaların, hiddetin, seçtiğin kelimeler, cümle uzunluğun, enter'larının zamanlaması filan; hani bi insan Hasan Karakaya'ya ne kadar çok benzeyebilir sorusuna cevapsın sanki. Gezen köşeyazısı gibi adamsın vesselam.

 

Ya 'hafakan birader', ben bu tabloyu köpürte köpürte boşuna mı anlattım? Abi gözünü seveyim sen normalde ne yiyorsun da şu anlattığım yemeğe aşerdin ya? :) Stüdyo daireme misafir olursan etli pilav yaparım, kafi gelir, hayır ille de maklube yemek istiyorsan biraz peçeteye koyup yanına da iki tulumba tatlısı atar sararım, sen evde onu domatese yoğurda bular bular yersin yani. Gözünü seviyim beni bu işlere karıştırma. Ben içinde cemaat geçen hatıraların köküne paydos diyeli yıllar oluyor.

 

Mütereddid bey, ev hanımları için verdiğiniz tarifnameyi kaydettim. İleride hanıma veririm. Fakat burada kamuoyunu yanıltıyorsunuz. Eksik bilgi veriyorsunuz. Sizin anlattığınız yemeği yemeden evvel, ikindi namazının eda edilmesi ve o namazın ardından da yirmisekiz dakika kırkdört saniye boyunca pakedi açılmamış, atmosfere salınmamış tesbihatların yapılması da gerekiyor. Öyle bir tesbihat ki adamı sevapla doldura doldura ağırlaştırır, tesbihat devam ettikçe yeri dele dele bir alt kata geçersiniz. Bu seanslarda "Lan böyle de mi tesbihat varmış?" diye kendi kendime sorduğum çok oldu. Tesbihat devam ederken Allah affetsin asabiyetten, ayaklarımın karıncalanmasından kendimi kaybedip 100 defa "Allah kahretsin" çektiğim olmuştur.

20.08.2014 22:00
#43

Dinle Trradomir!

 

Kendimi tabiatın kollarına attım. Bir tarafta yeşilliğin her tonu, diğer tarafta gökyüzün maviliğini üzerine geçirmiş deniz... Gerçi bizim buralara hayatında ilk defa gelen bazıları denize ilk baktıklarında ne görüyorlarsa artık, koca denizi yemyeşil çayırlık sanıyorlar. Enter filan kullanmadan devam edelim zira daha romantik olur diye düşünüyorum. Kelebekler, kuşlar, böcekler... Ay çok hoş, çok hoş... Böyle etrafımda yıldızlar, kalpler çizerek uçuşuyorlar... Arada bir gözüme akrep, kırkayak, örümcek türünden tiksindirici böcekler çarpsa da, onlardan bahsetmiyorum. Kırmızılarla kaplı dünyamı bozmak istemiyorum. Bu arada ayıptır söylemesi, en sevdiğim renk kırmızının her tonu... Ama yeşile kaçmasın zira renk körlüğü var. Dalga dalga çimenler üzerinde kulaç atmak istiyorum. Papatyalar, güller, vargitler...

 

Sıkıldım ama ya... Olmuyor, beceremiyorum... Can Dündar gibi yazamıyorum, yazamıyorum!!!

 

Hasan Karakaya gibi olabilsek hani... Kendisinin köşe yazılarını takip ederim. Evet, bazen çok sert yazılar yazabiliyor ama bu alemde bir eksikliği de kapattığına inanıyorum. Hele Fatih Altaylı'ya yazdığı bir yazısı var ki, okunmaya değer. Ama çocuklar ve kadınlar ve bilhassa Fatma Topcu okumasın. İsrail katliamları için de çok cesur bir yazısı var. Paralel yapı ile ilgili yazdığı yazılardan bir kitap çıkar.

 

Bir noktaya da açıklık getireyim. Aslında son zamanlarda siyaseti pek takip etmiyorum. Bu aralar tasavvuf kitapları okuyorum. Daha çok da Evliya hayatlarını okuyorum... Ama burada tartışmaya girdiğimde, karşı taraf ısrarla kavak ağacını gösterip, ''hadi buraya tırman'' dediği zaman, işte o zaman olan oluyor. ''Yahu kardeşim, buraya tırmanmak imkansız'' dediğimde, o vatandaş yine kavağın tepesini gösteriyor. E o zaman da sinirleniyorum demek ki.

 

Aslında bana sorarsan, çok sakin yazıyorum, yazarken eğleniyorum :)

 

Trradomir, bak ne diyeceğim... Serdar Arseven de üç noktayı çok kullanır. Çoğu zaman cümleleri yarım bırakıyor, bazen de birden enter yapıyor. Ali Karahasanoğlu da iki nokta kullanıyor... Dilipak da iki nokta kullanıyor... Engin Ardıç da parantez içi açıklamaları çok seviyor.

 

Acaba mesaj sayım kaç oldu ya???

FA
21.08.2014 12:51
#44

Biraz önce Fatih Ünivetsitesi'nden mezun, Koç Üniversitesi'nden de yüksek lisans için kabul almış bir arkadaşım ile görüştüm. Durum içler acısı. Istanbul Üniversitesi'ne yüksek için başvurmuşlar. Tam 15 kişilermiş ve bir çoğunun da dili, Alesi, ganosu çok iyi olmasına rağmen kabul edilmemişler. İçlerinde Fatih 1.si de var. Bazılarının mülakatına 0 vermişler, 1 verseler yükseğe hak kazanacak oysa, puanı o derece yüksek. Ve seçilen kişilerin puanları da bu "cemaatçi" öğrencilerden az. Üstelik mülakat esnasında moral bozmalara ve hakaretlere de maruz kalmışlar. Bir öğrenci ağlayarak dışarı çıkmış. Çoğuna "Ne işiniz var orada, kendinize yazık etmişsiniz, Fatih Üniversitesi de neymiş iki kasa bir masa." tarzı söylemlerde bulunulmuş. Bakın bunlar asparagas haber değil. Bizzat olayın içinde olan arkadaşımın anlattıkları. Hal boyle olunca dava açmaya karar vermişler. Ama eminim ki sonuç hüsran olur. Hukuk da yandaş çünkü. " Ama efendim, bizden yana." diye gönlümü ferah tutsak vicdanım rahat etmez.

Kızdığımız husus ve sizlere de anlatmak istediğim tam olarak buydu işte. Ben buna "Kökünü kazımak" derim başka bir şey değil. Demek ki sadece paralele değil, paralelin yanından geçene de huzur yok artık.

Üniversitelerin ilim yuvası olması gerek. Oysa durum tam da Üstadın gençliğe hitabesinde dediği gibi "komik üniversitesi, hokkabaz profesörü" !!

Amaç bu insanları pişman etmek, mezkûr üniversiteye gidilmesini engellemek.. Çünkü bunlar vatan haini.

Durum gerçekten üzücü. Umarım bu içler acısı vaziyeti ve adaletsizliği partizanlık yapmadan değerlendirebiliriz..

21.08.2014 13:30
#45

İstanbul Üniversitesi'nin ilgili mülakat kurulundaki hocalar/personel AK partili miymiş? Bu kavgalar her yere yayılmıştı, cemaatle laik kesim arasındaydı, şimdi de pek tabi meccuttur. Üniversite öğrenci başkanlıklarından tutun tabipler odası koltuklarına kadar her yer birileri tarafından parsellenmiş vaziyetteydi zaten. İstanbul Üniversite'sindeki ilgli kurulun hükumetle olan bağlantısına sizi ikna eden nedir?

FA
21.08.2014 13:41
#46

Azılı şekilde bu davranışları sergileyen hocanın Ak Partiye yakınlığını aşikârmış. İsmini cismini sormadım ki biz de bi göz atalım. Ayrıca ülke geneline bu tutumlar yayılacak. Sakarya-Hendek'te olduğu gibi ne ev ne yurt açtıracaklar bu insanlara.. Hani hakiki gönül erleri zarar görmeyecekti? Allah aşkına itiraf edin yahu, cemaat evleri olmasaydı üniversitede o kadar insana nasıl ulaşılırdı? Terörist mi yetiştiriyorlardı, öyle olsaydı ben olmuştum. Şunu da diyeyim cemaati de Ak Partiyi babasının oğluymuş gibi savunan insanlar gerçekten yanlışa düşmüştür benim gözümde ve iki tipe de karşıyım.

FA
21.08.2014 13:44
#47

Yazdıklarımı kontrol etme alışkanlığım olmadığı için yine bir kaç yerde anlatım bozukluğu yapmışım, bu nasıl öğretmen demeyin valla alınırım :)

HA
21.08.2014 14:06
#48

Arkadaşımbe bırakın lütfen şu inadına gülen taifesini ve felanını filanını savunmaya.....tamam eyvallah belki vefaborcunda hissediyorda olabilirsiniz kendinizi, içlerinde bulunmuşşunuz tamam. güzel insanlarla tanışıp güzel şeyler paylaşıp, birtakım iyi işlerede imza atmışta olabilirsiniz, ama gelinen noktadaki hainliği ısrarla görmüyorsunuz!!

sizin söylediklerinize karşı çıkanları , yorum yapanları otamatikman akp li sanıyorsunuz. tek kelime ile şunu özetliyim ak partilimiyim hayır.

ama fatma topçu arkadaşımın bu meseledeki bakış açısına katılmıyorum.

he fetullah gülen ve avaneleri... yaptığı işler... sözümona icreatlar,,,, misyonu ,,,, vizyonu,,, bakış açıları.... neyse herkez zaten biliyor ne iş yaptıklarını... sıralama yapmama lüzüm yok .tek kelime ile bunlarada karşıydım ve hiçbirisini tasvip etmedim. yani bu benim akp li olduğumu, hükümet taraftarı olduğumu göstermez.

geniş bakın lütfen . ve sakın yanlış anlamayın evinizindeki manevi EFENDİ havayı solumaya çalışıp ordan beslenmenizi yaparsanız daha iyi olur kanaatindeyim! fiemanillah_

MA
21.08.2014 14:09
#49

Hımm.. Güya bunu hangi saikle yaptıkları belli; cemaatin mevcut kadrolaşmasını dağıtırken oluşacak diğer kadrolaşmaya da ket vurmak. Başbakan seçim öncesi cemaat okullarında okuyan kisilere "oralardan ayrılın" çağrısı yaparken sanırım gidişatın böyle olacağını biliyor ve önceden uyarıyordu. Ortada tam bir cinnet hali var. Yazık. Ben de oğlumu cemaat yurtlarına verdim. Tek amacım normal okullarda ahlakî çöküntü yaşamaması idi. Şu yaşanan süreçte aldık tabi. Ama benim oğlum cemaat okullarında okuduğu için "paralel" yaftası yer ise doğrusu ben buna isyan ederim. Aslında benim başından beri burada izah etmek istediğim durum bu idi. Toptan bir cadı avı var. Hükumet ile cemaat arasında yaşanan bu çatışmada olan temiz ve safi duygularla cemaat içindeki hizmet ve öğrenim yapan kişilere oldu, oluyor. Çok ağır vebal altındalar. Bir yanda gönül verdikleri, inandıkları, güvenlikleri Dinin bir cemaat. Diğer yada desteğini verdiği parti. Geçen eşim üst katta oturan emniyet görevlisi ile kapıda sohbet ederken önce birbirlerine "paralel misin" diye sormuşlar... Bu nasıl bir ayrışma ve kutuplaşmadır. Başbakana kızdığım hususlardan biri de bu idi. Meydanlarda bunlar "haşhaşi" diyerek tüm cemaat metbuularını farkında olmadan

topun ucuna koyup fitili ateşledi. Başbakan yapılan ihanetin ne kadar içeriden ve derinden olduğunu biliyor. Söylemleri bu yüzden çok sert ve kararlı. Ülkesini iç ve dış düşmanlardan koruyamayan devlet, devlet değildir, amenna. Ama kurunun yanında yaşı da yakalım politikası doğru değildir. O okullarda okuyan gerçekten çok başarılı gençler var. Tahkir edici üslup ile kazanım yapamayız. Aksine daha da kaybederiz. Cemaat ablası bir arkadaşım var. Ortaya çıkan hukuk dışı ortam dinlemeleri ile elde edilen tapelere çok tepkili idi. Yapılan bu hükümeti alaşağı etme eylemini, Başbakanin şahsına gerekse ailesine yapılan ahlaksız saldırıları asla tasvip etmediğini ve bunu cemaatin değil cemaat içine yuvalanmış Kripto bir yapılanmanın yaptığını ve bunun onları da çok rahatsız ettiğini söylüyordu. Ne zamanki meydanlarda "bunlar haşhaşi" söylemi ile toptancı bir dil kullanildi o da oluşan kırgınlık ve savunma psikolojisi ile benimle konuşmaz oldu. Şimdi toplantılara ve Kuran cemiyetlerine yabancı almıyorlar. Bazen takılıyorum "kız hala mı beddua seansları devam ediyor, yeter da" diyorum, bana kızıyor. Yani iki tarafta keskin bıçak. Devlet baba yaramaz çocuklarını dövsün; ağzını, burnunu kırsın da bunu yaparken hukuki, insanî ve vicdanı bir dayanağa sırt vererek yapsın. Kişisel kızgınlık ve öfke ile yapılacak her nokta harekatı cemaatin daha çok pozisyon almasına sebep verecek ki bunun sonu kan davası gibi bir şeye dönüyor. Türkiye gibi fitneye oldukça müsait bir ülkede daha fazla gerileme oynamanın anlamı yok. Ne yapılacaksa sessiz ve derinden yapılmalı. Siyasiler sosyal yapı ile değil sosyal yapının içindeki tümörlü uzuv ile mücadele etmelidir. Kaldı ki yaşanan bu parti_cemaat kavgasının bilinçli ve stratejik bir plan olduğu kanaatindeyim. Tarihler öncesinden gavurun süregelen oyunu "böl, Parçala ve yok et" Cemaat_hükumet kavgasında içeride ne kadar Ergenekon, Balyoz davası tutkusu varsa çıkarıldı. Ne yani bu davalar boşuna mıydı? Çevik Bir, Hurşit Tolon, Doğu Perinçek vesairleri.. masum muydu? Elbetteki hayır. Cemaatci dedikodusu ile yerleri değişen polislerin, savcıların, hakimlerin yerlerine kimler geliyor? Ben sistemde bu kadar cemaatci olduğuna inanmıyorum. Ve dolgu malzemesi olarak gelenlerin partili olduğuna da inanmıyorum. Bence bu yaşananlar dünyanın en absürd kurgusu. Yanisi tavşana bak, tazıya tut derken ambarı kim yağmalıyor onun derdindeyim.

MU
21.08.2014 14:14
#50

Hukuk hala Türkiye'de sancılı bir alan belki tesetturluler diye öyle ezdiler. Ben Hukukta hükümeti deli divane savunan "yandaşlar" olduğuna inanmiyorum. Ayrıca evet cemaate okul yaptırmada artık zorluk çıkartılıyor ama devlet bu insanları ortada bırakmıyor ki. Yurtta baskı altında olan öğrenciler kyk'ya alındı. Artık dersanede falan ogrenciye ders yerine yolsuzluk efsaneleri anlatmaya başlarsan elbette kökünün kazınması ihtiyaç olur. Yani mesele havadan nem kapmak değil.

FA
21.08.2014 14:15
#51

Bu bir vefa borcu değil, vicdan meselesi. Paralelleri değil arada güme gidecek gönül ehlini savunduğum anlaşılmıyor mu? Devletin düzenine kast eden her kim varsa Allah bela.. Neyse hocaya bağlamayayım şimdi. Valla derdimi anlatamıyorum. Aynı sıkıntıyı ikinci kez yaşadığıma göre sorun sanırım benim izahımda. Ben başka bir şeyi savunuyorum, siz başka bir şeye karşı çıkıyorsunuz, işin garibi sizin karşı çıktığınıza ben de karşı çıkıyorum. Gülen cemaati topyekün hain değil. Tek derdim bu. Ama halkımız bunların hepsine birden postayı koyacak. Bu da aşikar.

FA
21.08.2014 14:23
#52

Katılıyorum mümin. Ama bir hoca atıp tutarken diğer hoca öğrencilerine mutedil öğütler verebilir. Aynı şeyi farklı görüşteki insanlar da yapıyor, onları da alsınlar mevkilerinden öyleyse. Ben itiraf edeyim derslerde Gülen'e saydırıdığım Ak Partiyi övdüğüm olmuştur. Siyaset yaptım benim de icabıma baksınlar. Ama yok bizim tuzumuz kuru, diğerleri diken üstünde, yazıktır. Öğretmen arkadaşın eskiden Fem Dersanesi'nde çalıştığını gizleme ihtiyacı duyuyor, niye duysun yahu? Benden bin kat mübarek insan. Ama paralel! Ha kafayı topladım daha siyaset falan yapıp körpe dimağları kendi ideolojimle doldurmam. Artık sadece kendimi överim :)

HA
21.08.2014 14:24
#53

tamam ozaman birçoğu hain. bunda hemfikir olun sizde . istisnalar kaidenin dışında zaten ki onlarda çok azdır bence. şu varki burda bizbize konuşuyoruz, halk zaten postayı koydu koyacağına. çok dert etmeyin arkadaşım. dışarda mücadelenizi tabiki yapabilirsiniz ama burda yanlış anlaşılmak var ! burda !

ben sizi 50 mesajınızdan sonra anlayabildim mesela

gönül ehli müstesna... (bunlarda bence karambolden içlerinde bulunup sonrasında pişman olmuşlardır . he pişman değillerse sıkıntı devam demektir !) .. alayına kibrit suyu :)

MA
21.08.2014 14:25
#54

Aslolan; hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukukudur.!Somut örneklerden yola çıksarak hukuk sistemi hala gevurun elinde diyebiliriz. Yani Kılıçdaroğlunun dile getirdiği "yandaş hukuk" söylemi tamamen takiyye.

FA
21.08.2014 14:33
#55

Bahsettiğim hocanın ismi Adem sözüer imiş..

21.08.2014 17:42
#56

Son yazılanları şöyle bir okudum. Ben de kendi fikirlerimi yazayım da mesaj sayım 1000 olsun.

 

Fatma hanım, böyle duyumları sadece siz almıyorsunuz, tam ters yönden bizim de aldığımız bol miktarda duyumlar var. Öyle ki, ufak bir kısmını dahi buraya yazsam, ortalık birbirine girer. Bunun yanında dışarıdan da olsa hadiseleri takip ediyoruz, böylece bir fikir sahibi oluyoruz. Aldığım duyumları buraya yazmamamın bir sebebi var elbet. O da gereksiz tartışmalara girip, cemaat içinde bulunan saf niyetli arkadaşları incitmemek... Ola ki burada da böyle arkadaşlarımız olabilir. Ama aslında bu bir çıkmaz sokak... Şöyle ki, bu kardeşlerimizin de bazı gerçekleri görmesi gerek. Bu çıkmaz sokaktan nasıl kurtulacağız, bilmiyorum.

 

Bakın, açık yazayım, benim gönlüm Menzil'den yana... Sohbetlerine gidiyorum, sık sık olmasa da gidiyorum. Virdlerine giriyorum, ayda yılda bir de olsa giriyorum... Ama İsmailağa cemaatine de ayrı bir sevgim vardır. Oradan da bol miktarda arkadaşım vardır. Kısa bir giriş yaptıktan sonra başımdan geçen bir hadiseyi anlatayım:

 

Dershane tartışmalarından 2 yıl öncesiydi... Görünürde ne MİT krizi vardı, Ne dershane tartışmaları... İsmailağa cemaatinden bir arkadaş öyle bir şey dedi ki, yanımdaki bir arkadaşla hemen buna itiraz ettik. İsmailağa cemaatin içinde şöyle bir bilginin yayıldığını söyledi: ''Fethullah Gülen'den uzak durun!'' Tabi bu söylem beynimize vurdu o vakitler. Nasıl olur dedik, ''bu sizin içinizde yayılan bir dedikodu olur ancak'' diye de ekledik... O İsmailağa mensubu arkadaş, ''ben de bilmiyorum, bizimkilerden böyle duyuyorum'' dedi... Sonra tartışma bu minval üzerine devam etti... Öyle sağlam argümanlarla karşılık verdik ki, arkadaş en sonunda susmak zorunda kaldı. Yani Gülen'i savunduk. Sonra aradan 2 yıl geçti, işte hadiseler meydanda... O arkadaşı buldum ve dedim ki: Arkadaş sen haklıymışsın, sizinkiler de haklıymış!

 

Cemaat yurtlarında ve evlerinde kalan bir kaç kişi ile görüştüm. Bu mevzuları uzun uzun konuştuk. Konuştuğum kişilerin hepsi bayandı ve hepsi de oralardan ayrılmak zorunda kaldı. Bu kişiler bana öyle şeyler anlattı ki, çok fena! Çoğu zaman ağzım açık dinledim, bazen inanmak istemedim... Gazete haberlerini gösterdim ve sordum: Siz böyle böyle yapıyor musunuz yoksa bu haberler yalan mı? Haberlerin hepsi birebir doğru, dediler. Gece seansları, video izletmeler, CHP'ye oy istemeler, Muta nikahı... ilk aklıma gelenler bunlar.

 

Bir gün devamlı aldığım gazetede bir haber okudum. Sonra bir daha okudum, bir daha okudum... Kararımı verdim: Bu haberin gerçekle bir alakası yok, olamaz da. Nasıl olur böyle bir şey, dedim. Haber şunun gibi bir şeydi: İşte bunların dershanelerinde sınava girmen için Zaman gazetesine abone olman lazım. Gazeteye zaten abone iseniz bu sınavlar için bir işe yaramıyor. Bir de sınav için bir abonelik daha... Yoksa sınava girmek yok. Bu haber devamlı aldığım gazetede çıktığı halde, habere inanmadım. Böyle bir şeye ihtimal vermedim. Bu haberden bir kaç gün sonra bir arkadaşla karşılaştım. Sohbet sohbeti açtı... Oğlu cemaatin dershanesinde imiş. Mevzu oraya gelince daha yeni yaşadığı bir sıkıntısını anlatıyor. Adam bir kaç gün önce okuduğum haberin aynısını anlatıyor sanki... Sonra kendi kendime mırıldandım, o haber doğruymuş, dedim. Şimdi hadi daima okuduğum gazeteyi yalanladım, e arkadaşı da mı yalanlayalım?

 

Geçen gün dershaneleri dolaşıyoruz... Bir yakınımızın oğluna dershane bakıyoruz. Bütün dershaneler neredeyse aynı fiyat istiyorlar. Cemaatin dershanesi de dahil bunlar anlaşmışlar. Pazarlık rekabetini ortadan kaldırmak için anlaşmışlar, böylelikle millete son vurgunu yapmaya koyulmuşlar. Yahu, çocuğu eski para ile 2 milyar 750 milyona yazdırdık. Bu Allah'a reva mı? Sonra bir kaç gün sonra bir haber okudum. Bu dershaneler yapması gereken zammın kat kat üstünde zam yapmışlar. enflasyonun, faizlerin çok üstünde bir zam. Hadi gazetenin haberine inanmayalım, şu benim yaşadığım, gazetenin haberini doğrulamıyor mu?

 

Cemaatten bir bayanla görüştüm. Bir şey anlattı... Ablalarına diyor ki: Abla tamam, bunları savunuyorsunuz ama bedduaları da görün! Ablaları cevap veriyor: Onlar beddua değil. Mesela bir yerde de diyormuş ki, ''Peygamberlere beddua hakkı tanınmış, o yüzden yapılan o beddualar gerekliymiş.'' Bakın, Fethullah Gülen'i savunmak için bin bir dereden su götürüyor ama çelişkiye düşmekten de kurtulamıyor.

 

O kadar çok var ki... Hangi birisini anlatayım, bilemiyorum. Fatma Hanım, mesela siz o arkadaşlarınızla bu mevzulara girseniz, bu sert üslubunuzu onlara da gösterirsiniz gibime geliyor :)

 

Fatma hanım, bilmem hatırlar mısınız, bir ara İmar Bankası hadisesi vardı... Bankayı yanlış hatırlıyor olabilirim. İşte o banka sahibi bütün mevduatları aldı, kayıplara karıştı, banka battı. Sonra mevduat sahipleri mağdur olmuştu, çok sıkıntı çekmişlerdi, paralarını alamamışlardı. Ne gariptir ki bu mağdurlar, o zamanın hükümetini suçladıkları kadar banka sahibini suçlamıyorlardı. Onun hakkında tek bir kelime istemiyorlardı. O mağdurların çalınan parası da devlet tarafından ödendi sonradan. Yani senin benim cebimden... Bak aynı şeyler Bank Asya etrafında dönüyor... Cemaatin bankası. Küçük mevduat sahipleri mağdur. Manipülasyonlara kurban gidiyorlar. Şimdi bu bunları mağdur duruma düşüren kişiler dururken, bunların hükümete saldırmalarında bir samimiyet var mı? Bence yok! Ha kendilerini mağdur duruma düşürenleri en sert bir şekilde eleştirip, onları davalık yaptıktan sonra, o zaman kalkar devletten de hesap sorarsın, sen devletsin diye. Ama seni mağdur duruma düşürene bir tek kelime etme, hatta türlü tevillerle onları hakla, ondan sonra da...

 

Aslında o arkadaşalarının sırf okullarından dolayı haksızlığa uğramalarını istemem. Yazık olur onlara. Ama onların da biraz öz eleştiri yapmaları gerekli diye düşünüyorum.

 

Şimdi çıkmam lazım. Daha sonra devam ederim...

HA
21.08.2014 19:40
#57

biz arkadaşlarımızla, aşağı yukarı 8 sene evvelden çevremizdeki -abileri- ayıktırmaya çalıştığımız zaman'' hizmetleri görmüyorsunuz, siz zaten abartıyosunuz biçok şeyi, fitne çıkartmaya çalışıyorsunuz'' vs tepkilerini alıyorduk hep. hoca efendiden dahamı iyi bilecekmişiz oluyordu!

bağıra bağıra geldi aslında meseleler buraya kadar . inanın şaşırmadım. bitanesine bile üzülmüyorum!

onca mal varlıklarına rağmen milletin bo.lu derilerine bile iş koyan , papa hayranı bu taifeye çok bişey söylemek istemiyorum. olanlar ortada dururken bile herkez görmek istediği şekilde görüyor. Allah herkesin çarşısına göre pazar versin.

 

hacegan bilader Allah senden razı olsun . sık sık git ,çorbadan da geri kalma istersen :) söylediklerini hemen hemen her çevrede üçaşağğı beşyukarı hep duymuşuzdurda işimize gelmemiştir! fitnedir onlar . yalandır. hükümetin işidir. vs bişekilde görmezden gelmişizdir .... yazıkki iyimserliğimizi korumuşuzdur velhasıl.

FA
21.08.2014 20:18
#58

Yazdıklarına %99.9 oranında katılıyorum Hâcegân. %0,01 de yanılma payımız olsun. :)

 

Üslubuma sert diyen önce o üslup o aşamaya nasıl "getirtildi" ona bi baksın ama değil mi?

 

Cemaatten arkadaşlarla fena tartışıyorum, emin olun, özellikle yolsuzluk meselesiyle ilgili. Sonunda her iki taraf da kendi görüşlerine sadık kalıyor ama. :) Dostluğa zeval gelmesin diye konu kapanıyor. Arada ben onlara n'aber paralel diyorum onlar bana hırsız diyor; durumu o derece basite indirgedik yani. :)

TR
21.08.2014 23:57
#59

İyi çalışan hiyerarşik yapılardaki en büyük sıkıntı, suçlu-suçsuz ayrımı yapmanın "teknik bakımdan mümkün olmaması"dır. Stratejik kurumlarda çalışan ve cemaati terk etmeyen herkes, abisine raporladığı bilgilerle ve onun uyguladığı emirleriyle aslında paralel yapılanmaya hizmet ediyor. Paralel yapı tabiri, kelime manası yönüyle çok mühim. Kendi içinde emniyetiyle, eğitim sistemiyle, adaletiyle, finans kaynaklarıyla, bürokrasisiyle ayrı bir devlet yapılanması bu. Birkaç hainden ibaret basit bir tehlike sözkonusu değil, sistematik yapısıyla tehdit oluşturan bir oluşumdan bahsediyoruz. Gayrimeşru, denetime tabi olmayan, üst kademedekilerin alttakileri yönlendirdiği hiyerarşik bir yapılanma. Devlet bu muntazam yapıyı kırmak zorunda. Aksi takdirde suça bulaştığı ispatlanmış bir paralel yapı mensubunu içeri almaya niyetlenirsin, öbürü gider operasyonu önceden haber verir. Şu dinleme soruşturmasındaki 3 dalgadan önce de gözaltı listelerine kadar herşey sızdı, Fuatavni operasyon başlamadan kaç kişinin alınacağına kadar önceden yazdı. Bu dehşet verici bir mekanizma. Bu paralel yapılanma, mevcut hiyerarşi işleyemeyecek ölçüde parçalanamadığı takdirde çalışmaya devam edecek. En azından mühim kurumlarda güç sahibi olamayacakları şekilde bu yapıyı kırmak zorundasınız, kırmazsanız sabote ederler, MİT tırları durdurulur, suç delilleri temizlenir, gözaltına alınacak adamlar firar eder, açıkça suç işlemiş cemaatçilerin kılına bile dokunamazsınız, hakimler arkalarını sağlama almak için cemaate el sürmek istemez, siyasetçiler yaranma duygusuyla bunlara bağlanır, iş adamları şantajlarla sömürülür, kısacası sistem baştan aşağı mahvolur. İşte başbakanın hizmet gayesine sahip olan insanların cemaati terk etmesini istemesinin altında yatan mantık da bu. Bir operasyon gelecekse, tekrarlıyorum bu yapıyı işlemez hale getirecek ağırlıkta gelmek zorunda. Mevcutları temizlemek kadar, bu çarklara girmek üzere olan taze kanın önünü kesmek de, evet biraz rahatsız edici görünüyor, fakat mecburiyet.

Haa işin bir de men dakka dukka boyutu var, cemaat çok kişinin hakkını yedi bu ülkede. Soruların çalındığını, iptal edilen KPSS'nin detaylarını hepimiz biliyoruz öyle değil mi? Kripto telefonları ve gizli istihbari toplantıları bile dinleyen bu adamların, iptal edilmeyen KPSS sorularını bile çaldığını biliyoruz değil mi (mesela benim çalıntı sorularla KPSS kazandığını itiraf eden cemaatçi bir arkadaşım var)? Günahım kadar sevmediğim kemalist askerlere bile özellikle askeri casusluk ve Balyoz gibi soruşturmalarda iftiralar atıldığını biliyoruz değil mi (mesela balyozda Word 2003'te hazırlandığı iddia edilen belgelerin 2007'de kullanıma giren Calibri fontuyla yazılmasına ne buyurursunuz)? Hanefi Avcı'nın kaybolan yıllarının hesabını kim verecek. Bireyler adına tek tek üzülmek mümkün, ama mevzuyu tabaka seviyesinde bir bakışla süzerseniz, bu cemaatin başına gelenler Allah'ın sopası olarak nitelenebilecek bir beladır. Grup olarak alınan ahların, belki tek tek bakıldığında halis niyet sahibi mensuplardan çıkmasıdır.

Evet yine kulağa nahoş gelecek ama çok verimli bir fişleme mekanizması kurmak gerekiyor. Fatih üniversitesinde okuduğu halde mutedil tipler olabilir, Ak partili, hatta CHP'li tipler olabilir. Bunları diğer paralel mezunlardan ayırmak lazım. Ha, kısa vadede bu fişleme mekanizmasını kurmak mümkün olmayabilir ama insanları mümkün olduğunca dikkatli elemek şart. Ben de Fatih mezunu olabilirdim ama cemaatten ölesiye tiksiniyorum şu an mesela.

Apolitik arkadaşlar mevzunun ciddiyetinin farkında değil galiba ama cemaatin devlet yapısına yaptığı saldırı eşi menendi görülmemiş bir tehdit oluşturuyor ve hükümet bunu acilen bertaraf etmek zorunda. Devletin kurumsal işleyişi hiçbir zaman bu denli tehdit altında olmadı, hiçbir zaman devlet bu kadar rezil kepaze edilmedi. Bazılarına iş "aman eşim dostum var, evladım akrabam var, ne güzel insanlar tanıdım ben" ölçüsünde basit geliyor. Ama hem devletin, hem de milletin karşı karşıya bulunduğu tehdit düşünüldüğünde bu sözler gerçekten çok minimal kalıyor. Mesela millet çerçevesinden bakarsak ben yarın yüksek bir makama gelecek olsam ve bu cemaatçiler benim telefonlarımı dinlemiş olsa, ben de arkadaşımla konuşurken boş bulunup birine küfür etmiş bulunsam, bunu aleyhimde şantaj malzemesi olarak bile kullanabilecek bir mekanizmadan bahsediyoruz arkadaşlar farkında mıyız? Mesela ben evli olsam ve eşimle yaptığım konuşmaları bir başkası dinliyor olsa, gerçek hayatta bir defa bile kavgaya girmemiş biri olarak kendimi kaybedip o adama öldürme arzusuyla saldırabilirim ben. Yani karşılaşılan tehdidin boyutları düşünüldüğünnde akademi, emniyet, adalet, askeriye, yüksek bürokrasi gibi alanlarda bu hiyerarşiye dahil olan, abilerinin kontrolünde çalışacak olan, abilerine bilgi verecek olan adamların reddedilmesi haklıdır, makuldür. Ha çok stratejik olmayan pozisyonlarda memur olabilmeliler, basit memurluklarda çalışanlar yerinde kalmalı, sadece yükselmelerine engel olunmalı falan. Bunlar zaten böyle olacaktır, zira yolu cemaatin kapısından geçmiş bütün herkesin görevden uzaklaştırılması veya cezalandırılması gibi bir durum teknik olarak da mümkün değil. Bugün cemaatin belki yüz binlerce kadrosu vardır devlette. Ama benim ailemde de gerçekten sevdiğim birkaç paralelci var, ve şu mevzuda devlet yapısına tehdit oluşturacak konumları olduğu için işlerini kaybetseler zırnık miktarı üzülmem. Belki şahısları adına üzülürüm ama aklımla bunu sonuna kadar savunurum, desteklerim.

Burada çok tehlikeli olan bir başka durum da müfterilerin sahaya çıkma ihtimali. Paralelci olmayan adamları bu yapıya dahilmiş gibi göstermeye çalışan çok adam oldu, mesela twitterda gizli arşiv nickiyle yazan denyo da bunlardan biri. Bu bilgi kirliliği oluşturan tipleri cemaatten de önce bertaraf etmek lazım. Paralelci olmayanlara paralelci iftirası atmanın yanı sıra, paralelcilere atılması mümkün iftiralar da var, bu da çok tehlikeli bir durum. Zulmü önleyeceğiz derken iftira ile zulmetmemek lazım. Misal abisine bilgi sızdırdığı bilinen birini sırf içeri tıkmak için, atıyorum, hırsızlıkla itham etmek asla doğru değil.

Açık konuşayım, ben tercih yapma yetkisine sahip bir hoca olsam, bana iki tane öğrenci gelse, bu öğrencilerden birinin hiyerarşik cemaat yapısına mensup hardcor cemaatçi olduğundan emin olsam, vallahi de billahi de yetkimi kullanır ve onu sepetlerim. Elimdeki yurda iki kişi başvursa cemaatçi olmayana veririm, cemaatçi olana da tekmeyi basarım. Bundan beş yıl sonra gelse ve cemaat tehdit olmaktan çıkmış olsa kabul ederim ama bugün gelse kabul etmem, çünkü bertaraf edilmesi gereken korkunç bir tehditle karşı karşıyayız. Öyle bir tehdit ki sevdiğim cemaatçiler de var diyerek gevşemek ölüm olur. Başbakan samimi gayretiyle bunlara karşı halkı uyandırıyor, ağzına sağlık Allah razı olsun.

MU
22.08.2014 00:58
#60

Sayin bizimkilere arkanızdayim :) apolatik kalasıcalar:) geçen Fatma paralelilci arkadaslariyla iki gün tatil yaptı eve cevşen okuyarak gelmiş. Şey ıhım o kadar değil galiba. Ay evde gelmiş onların iddialarının da haklilik payı Olduğunu falan beni çıldırttı. Ki bilirsiniz burada ben de tayyipi elestirenlerden biriyim. Deli gibi savunuyorum. Anneciğim camlari Kapatıyor ki evde kavga var sanacaklar:) yok yok benim evde sanırım kökten bir operasyon yapmam lazım. Bu kız hala değişmemiş.

 

Edit: şu an gülmekten ölüyorum ya

FA
22.08.2014 01:58
#61

Sayın trradomir, şu an iliklerime kadar ikna oldum cemaat hususunda. Bir konferansında Beşir Ayvazoğlu, oğluna Bu Ülke'yi ezberlettiğini söylemişti. Şu an ben de senin yazını ezberlemek ve cemaatten arkadaşlara bülbül gibi şakımak istiyorum. :) Ben dostlarıma inanmak isteyen biriyim sanırım, bundandır etkilerinde kalışım.. İnsanız be.. Neyse..

FA
22.08.2014 02:04
#62

 

Ben karşımda savunan adam istemem, açıklayan adam isterim. Sayın mümin sesin çok yüksek çıkıyor. Bu, partizanlık psikolojisinin bir gereğidir. Biz sizin nasıl Ak Partili olduğunuzu iyi biliriz. :)

TR
22.08.2014 09:35
#63

Estağfurullah, teveccühünüz için teşekkür ederim. Yazdığımın hülasası, malesef paralel demek devlete değil de abisine/cemaatine çalışan demek olduğu için pek çok iyi niyetli ve sevdiğimiz insan da bu tehdide meze oluyor, bu yapıyı tasfiye etmek varsayıldığı kadar kolay olmuyor. Mesela tabanın öğretmenlik veya doktorluk yaptığı okullarda veya hastanelerde değil; fakat yargı, emniyet, akademi, yüksek bürokrasi gibi stratejik yerlerde yapıyı işleyemez hale gelinceye dek zayıflatıp geriletmek ve bu çarkı besleyen dersane, yurt vb yerlere karşı önlem almak bugünün mecburiyeti.
Ev hali şenlikli demek :)

FA
22.08.2014 21:39
#64

Haklısınız Trradomir (Bu ne demek bu arada? Ben de rumuz istiyorum :)

Vatana ihanet içinde olanlar bedelini öder umarım. Ve umarım hâlisâne niyetli kardeşlerimiz âh etmezler.

Ev hali hem de çooook şenlikli. Mümin gece gündüz izleyecek bir tartışma programı bulur; annemle ben odadan çıkarız en sonunda . :)

Kafa gürültü çekmiyor daha, yaşlandıysam demek ki :)

Şunu belirteyim Trradomir, güzel yerlerde göreceğiz seni. Buna eminim..

MA
22.08.2014 23:02
#65

Pek değerli kardeşlerim ortam ne kadar samimi olsa da siz, siz olun ev halinizi buraya yansıtmayın :) gün gelir aleyhinize delil olarak kullanılabilir ;)

FA
22.08.2014 23:08
#66

Tamam ablacım. Haklı olabilirsin. Ne yapalım bari biz de artık konuşmalarımıza dikkat edelim, sitenin ruhuna uyalım, müstehcen (!) kelimeler kullanmayalım. Hanım hanımcık olalım, durgun su olalım. :)

MA
22.08.2014 23:24
#67

Uslu dur, uyarı alma henüz çömezsin ;)