S.A.
Fotoğra galerimizde bulunmayan üstad ile ilgili fotoğrafları toplayalım.


S.A.
Fotoğra galerimizde bulunmayan üstad ile ilgili fotoğrafları toplayalım.


Allah kabul etsin:) şuan ezan okunuyor.. hepimiz için dua ediyorum...
..A.E.O..
Allah kabul etsin:) şuan ezan okunuyor.. hepimiz için dua ediyorum...
..A.E.O..
duların kabul olur inş..
Amin



reyhan Allah razı olsun....
yeni resimler gördükçe nasıl mutlu oluyorum bilemezsiniz arkadaşlar........
çok sağolun.
















Bizlere ulaştıranların ellerine sağlık. Acaba üstad namaz kılarken çekilen fotoğrafta mekan ve zaman nedir? Zannedersem tahtanın üzerinde kılıyor
Fotoğrafın çekildiği mekan ve zaman hakkında bir malumat ne yazıkki mevcut değil. Bilenler vardır belki. Bu hususta biraz tahminde bulunabiliriz. Belki Üstad konferans vermek için gittiği bir şehirde namazını eda edecek uygun bir yer olarak orayı tercih etmiş olabilir yahut şartlar öyle elvermiş olabilir. Fotoğrafı aldığım kaynağı da vereyim (*Kaynak)
Bu fotoğraf, Büyük Doğu Ocakları Dergisi'nin 2. sayısında arka kapakta da farklı bir kompozisyon içerisinde kullanılmış, (ki dergi bugün elime geçti, dün bir sitede rastladığım fotoğrafı bugün dergide görünce ne hoş tevafuk dedim) gayet de güzel olmuş. Tarayıcının müsade ettiği ölçüde arka kapağı tarattırıp onu da eklemek istedim.

Üstad'ın namaz kılarken çekinen fotoğrafları hakkında fotoğraflara baka baka şu zanlarda bulundum.
Fotoğrafta pencere açık yaz ayı olduğu kuvvetle ihtimal :) Yaz ayıysa Üstad 1960'larda Türkiye'nin dört bir yanını gezerek verdiği konferanslardan birinde ikamet ettiği çevre olabilir. Yaz ayında konferansı dinleyenin çok olacağı, o günün şartlarında yolculuk için yaz ayının daha ideal olduğu gibi şeyleri düşünerek bunları söyledim.
Üstad böyle bir fotoğrafı çekin dememiştir, çekilmesini de istemezdi.
1960'lı yıllarda çekilmiş gibi geldi, Üstad ihtiyarlamamış ve fotoğrafa tekrar dikkatle bakılınca Üstad'ın kamburu çıkmamış. Genç biri de namaz kılarken, hemen hemen o duruşta oluyor.Genç biri yalnız biraz daha dik.
Fotoğrafta ki mekanda sandalyeler var, camdan dışarı bakılınca yanda apartman olduğu belli oluyor. Fotoğrafa bakınca Üstad'ın bulunduğu yerin apartmanın üst katlarından biri olduğu belli. Mekanın yapısından ev olmadığı anlaşılıyor.
MTTB'(Milli Türk Talebe Birliği) de sandalye vardır, oradakiler toplu halde aynı mekanda bulunup, muhabbet edeceklerdir elbet.
MTTB'nin herhangi bir ilde ki şubesi olabilir. Cadde'den yada cazip bir mekan kiralanmayacaktır. Çünkü gençlerin sayesinde oralar dönüyor, Üstad'ın maddi serveti fazla değil.MTTB'nin önderlerinde ise o kadar para yoktur.
Mekanın tabanına bakılınca eski yapı, mermer döşeme falan değil. O yapı o zamanda ucuz yapıdır heralde. O zaman orası apartman değil, İşhanında kiralık mekan olabilir.
MTTB'de ise Üstad hayranı bir genç dayanamayıp çekmiştir fotoğrafı. Bu en kuvvetli ihtimal bence.
Tahminim Büyük Doğu'nun mekanında matbaa olacağı için aşşağı katta olur diye düşünüyorum, fotoğrafta mekanın apartmanın üst katında olduğu belli orası değildir.Bu zanımda mantıklı tahmin yürüttüm gibi gelmedi bana :P
Seccade tahtadan, Üstad'ın mekanı olsaydı, muhakkak seccade de olurdu diye düşünüyorum. Üstad'ın misafir olarak gittiği ahbabın işyeri olabilir.
Bir fotoğraf için ne bu kadar düşünüyorum ki, çekenden de bize ulaştıranlardan da ''Allah Razı Olsun'' de geç. Lüzsumsuz adam.
Üstad'ın eşi Neslihan Hanım'ın,1960 İhtilali sonrası Adnan Menderes'in Büyük Doğu Dergisine aktardığı örtülü ödenekle ilgili davanın duruşmasında ki karesi.

Verdiğim fotoğrafların bazıları, Fotoğraf Galerisinde olabilir, hatam varsa mazur görün.

Üstad'ın, Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu eseri'ne verilen ödül:






Üstad'ın son eseri: 3 otobiyografik eserinden biri olan Kafa Kağıdı, Üstad'ın sağlık problemi nedeniyle tamamlayamadığı ve oğlu Mehmede verip yayımlanan eserin giriş kısmı (tamamlanmadığı halde verdiğine göre her eseri gibi kıymetli okuyun :) )

Üstad'ın cenazesi kaldırılırken, karelere yansıyan görüntü:

Üstad'ın fotoğraflarına baktıkça kendi kendime "ne bırakacan ki sigarayı?" diyesim geliyor :) Sanki onun kadar çile çekmişimde içmeyi hak etmişim. Hem baba parasıyla içmekte biraz zor. Her paket aldığımda bana sigara yüzünden attığı fırçalar aklıma gelir daha çok alasım gelir ondan sonra.
ALLAHUEKBER
İNANAMIORUM
KANIM DONDU ADETA ÜSTADI BUKADAR YAKINDAN GÖREBİLMEK...... ÜSTELİK VEDASINDA AZ ÖNCE
İNANIN DİYCEK HİÇBİRŞEY BULAMIYORUM , NEDESEM BOŞ ÇÜNKÜ. DÜNYAYI OMUZLAMIŞ KOCAMAN BİR ADAM.
BEMBEYAZ ÜSTELİK. ÇİLE MİLİM MİLİM KANINA İŞLEMİŞ. SONRASINDA NUR OLMUŞ DIŞA VURMUŞ.
ALLAHIM AKIT GÖZYAŞIMI RAHATLAT BENİ. O KOCA DAHİ KARŞIMDA ÇİLESİ TAA GÖZLERİNDE.
(VAKIF AHMET ALLAH RAZI OLSUN MİLYON KERE, ELİNE EMEĞİNE SAĞLIK ARKADAŞIM )
Hafakan ağbey sen böyle dua et ben daha neler yaparım :)

SELMA
(Ö. 1910)
Çemberlitaş'ta, Sultanahmet'e doğru inen sokakların birindeki kocaman konakta, silik bir yüz var ki, nazarımda mâna ışığının en nurlusunu yaşatır ve bende bu tesir noktasından her şeyi gölgede bırakır. Bir yaş küçüğüm, kız kadeşim Selma… Beş yaşına kadar yaşadı ve benim "oku-yaz!" devremin başında öldü.
Ailede onun doktor hatası, sürekli (lâvman) yüzünden bağırsakları delinerek öldüğü kanaati vardır.
……………….
Gözler, gözler… Selma'nın gözleri…
Gözler, içinde ya merhamet, ya nefretin ışıldadığı bir kandildir; yahut tevekkül veya şüphenin tüttüğü… Bazen de ve çok defa sönük ve bomboş…
Selma'nın gözleriyse, merhametle tevekkülün renklerini elâ bir bal damlasında toplamış, acıyan ve razı olan mâna yatağı…
O, annesine eş, konağın mazlum tipini beş sene yaşattı ve ağabeyinin bulduğu ve hattâ bazen zalimliğe kadar götürdüğü itibara eremedi.
Ağabeyine yeni elbiseler ve papuçlar alındığı zaman, boynu bükük, uzaktan bakar ve hiç ses çıkarmaz. Ayaklarında (bebe) iskarpinleri ve sırtında satrançlı palto… Ona, sanki öleceği biliniyormuş gibi bu ömür yeterlidir. Zira kız çocuktur ve Büyük babamın kıymet bareminde kız çocukların değeri düşüktür. Annem de, halalarım gibi hakkını zorla almak tabiatinde yırtıcı bir insan olmadığı için, kızı adına mücadele gücünde değil… Hem büyüklerle baş köşede yemeğe oturan, hem küçükler ve bazen çapkınca kadın hizmetçiler sofrasına tenezzül gösteren ben neredeyim, besleme tavırlı Selma nerede?..
……………….
Selma'ya ait bir hatıram sonra sonra beni yakacak hale geldi:
Büyük babamdan kıpkızıl bir lira çeyreği kopardığım bir gün, onu Selma'ya göstermiştim. Yavrucağın elinde ısırılmış, mini mini dişlerinin izini taşıyan bir elma vardı. Lira çeyreği o kadar hoşuna gitmişti ki, o ebediyen mahzun, yahut hüzün ebediyetiyle dolu gözlerini bana dikmişti de:
- Ağabey, demişti: bu elmayı sana vereyim de o parayı bana ver! Biraz ısırdım ama, ziyanı yok, değil mi?
Pırıltılı lira çeyreğini vermiş, fakat elmayı da almak gibi bir gaflete düşmüştüm.
Sonra sonra dövündüğümü hatırlıyorum.
- Ah, niçin lira çeyreğini verdim de, hafifçe ısırılmış elmayı kendinde bırakmadım? Niçin "O da senin olsun!" diyemedim.
Hayatımın ilk büyük vicdan azabı budur.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Üstad'ın mahzun ve mahçup küçük kız kardeşi Selma ve dedesi Mehmed Hilmi Efendi.

Üstad'ın annesi Mediha Hanım



Seyyid Abdulhakim Arvasi Hazretlerinin, Üstad'a verdiği kitabı, Üstad'ın bir anlık gafletle ateşe atmasıyla beraber, ateşten çekip aldığı ve ''Ben bunu ömrüm boyu saklayacağım, inşallah benden sonra da saklayan olur.'' dediği; kitap.




Ah şu sigara... :) Ah be üstadım

onlarca el üzerinde bir tüy kadar hafif...Allahım..
.....
Bu gençliği karşımda görüyorum. Maya tutması için otuz küsur yıldır, devrimbaz kodomanların viski çektiği kamıştan borularla ciğerimden kalemime kan çekerek yırtındığım, kıvrandığım ve zindanlarda çürüdüğüm bu gençlik karşısında, uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allaha hamd etme makamındayım.
Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim manevî babanın tabutunu musalla taşına, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymandır!
Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!
Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!...
Sigara bi insana bu kadar yakışabilirmi ya! :)




































reyhan çok dua ediyorum sana,
arşiv genişledikçe mutlu oluyorum.....
Sitemizin geçen sene düzenlemiş olduğu İstanbul Buluşması-Üstad Anma Programı esnasında çekmiş olduğumuz fotoğraflardan birkaç enstantane

Hmm bu mezarlığa benim kuzi gitmiş Efendi Hazretlerinin diğer talebesi Hocamız "Kuddise Sirruh"da orda yatıomus











Bakışları bile bir cevap...

reyhan ablacığım allah razı olsun senden ya.Bende üstadın resimlerini yana yana arıyordum çok şükür bugün senin vesilenle arşivimi genişlettim :D allah razı olsun tekrar...

bu fotonun yeri belki burası olmayabilir ama, reyhan arkadaşım yerini bi şekilde bulur zaten ...arkadaşlar unutmamışlar üstadımızı. paylaşalım istedim.
Arkadaşlar ne kadar teşekkür etsem yetmez/yetemez. Üstadı bu kadar yakından görünce hem sevindim, hem de çekindim bakmaya. Sanki bizzat bana bakıyordu; kendisine yeterince değeri vermediğimi sitem edercesine!.. Sonra namaz kılışını gördüm ve o an koptum adeta hüzne gark oldum. Haksız olarak çıktığı duruşmaları izlerken üzüldüm; eşi ve çocuklarıyla beraber yaşadıkları saadet tablolarını görünce de sevindim.
Cenaze anını görünce bir an ben de öldüm!..
Velhasıl, kare kare öte diyarlara gittim. Ama bu buyguları yaşamama vesile olan başta sevgili reyhan, hafakan, vakıfahmet ve isimlerini zikredemediğim arkadaşlarıma bizzat şükranlarımı sunuyorum. Allah razı olsun!
Devamını yine bekleriz, gelmesi ümidiyle, esen kalın efenim
Büyük Doğu Dergilerinden...




:) :P :) Gördükçe yüreğime kor düşüyor sanki,Keşke yaşıyor olsaydı ....
bu fotonun yeri belki burası olmayabilir ama, reyhan arkadaşım yerini bi şekilde bulur zaten ...arkadaşlar unutmamışlar üstadımızı. paylaşalım istedim.
Göksal Ağabey'in fotosu değil mi bu?..Kolay mı Beşiktaş kapalısında, hem de kapalının kalbinde, onca solcu ve Che hayranının içinde böyle bir pankart açmak, Üstadı hatırlamak/hatırlatmak.Sağolasın Göksal Ağabey...Gerçi Göksal Ağabey bu aralar yok sitede, Beşiktaş'ın kötü gidişatından olabilir mi acaba?..
Yalnız bişey söyleyeyim bu lig maçı değil.Çünkü fotoğrafa dikkatle bakarsanız tribünde başka takımların formalarıyla duran kişileri görebilirsiniz.Mesela bir tane Galatasaray formalı var alt tribünde.Muhtemelen lig maçı değil de bir turnuva maçı ya da milli maç filan.Yoksa ne işi var Beşiktaş tribününde başka takım taraftarının?Ama yine de hoş bir eylem.Üstadı oralarda görmekte güzel.Tamam tamam konuyu ana ekseninde çıkarmayayım, bu kadar kafi..
Yalnız bişey söyleyeyim bu lig maçı değil.Çünkü fotoğrafa dikkatle bakarsanız tribünde başka takımların formalarıyla duran kişileri görebilirsiniz.Mesela bir tane Galatasaray formalı var alt tribünde.Muhtemelen lig maçı değil de bir turnuva maçı ya da milli maç filan.Yoksa ne işi var Beşiktaş tribününde başka takım taraftarının?Ama yine de hoş bir eylem.Üstadı oralarda görmekte güzel.Tamam tamam konuyu ana ekseninde çıkarmayayım, bu kadar kafi..
maç zaman gazetesinin organize ettiği Şöhretler Turnuvası'ndan bir müsakaba.
pankartı ilk gördüğümde ben de çok şaşırmıştım.
devrimbaz kodamanlarla dolu olan bjk tribünlerinde bu pankartı görmek şaşırtıcı bir o kadar da sevindiriciydi..
ama düşünüyorum da bir lig maçında açtırırlarmıydı o pankartı..
Üstad'ın fotoğraflarını paylaşan herkese teşekkürler.
bu fotoğraf daha evvel galeride yayınlandı mı bilmiyorum ya da forumda...baktım ama gözümden kaçmış olabilir..taktir edersiniz ki epeyce fotoğraf var...
Üstadın Para ve Bir Adam Yaratmak adlı tiyatro eserlerinin ilk sahnelendiği dönemlere ait olan ikisi aynı iki fotoğraf.



Fotoğraflara facebook'ta denk geldim.Teferruatlı bilgi yok o bakımdan.Paylaşayım istedim.



Allah razı olsn hepside cok güzel emeğinize sağlık
Amin cümlemizden.
Hayirli aksamlar herkese,
Arkadaslar, bu foruma çoktandir üyeyim fakat ilk kez bugün mesaj atiyorum...
Inanin o kadar duygulandimki fotograflara bakarken, arada "keske hala yasasaydida o mübarek ellerini öpebilseydim" diye geliyor içimden...
Allah ondan razi olsun,
Allah mekanini cennet etsin,,
Onu yavas yavas tanimaya basliyorum çoktandir onun "Canim Istanbul" siirini tanidigim halde...
Allah hepinizden razi olsun,,
Fransa'dan Lalehan
emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz...
kıymetli çalışmalar...
Gayesi Allah rızasından başka birşey olmayan üstadımızın tanıtılmasını, sadece şair olmadığının belirtilmesini ve onun çok büyük gayelerin uğruna hayatının her demini feda ettiğinin anlaşılmasını sağlamaya çalışan sitemiz, üstadın izinde çalışmalarına devam etmektedir. Sizler gibi değerli ve iyi niyetli üyelerimizin bu konularda daha da bilgilendirilmesini hedefleyerek aynı zamanda sizlerin her birinizin, tek tek, büyük işler yapabileceğinizin farkında olmasını, hayatta atılacak en doğru adımların sizlerin attığı adımların olabileceğini ve merdiven basamaklarını hiç yorulmayan bir iç güce, manevi dayanağa sahip olarak çıkacağınızı da üstad vesilesiyle sitemizde sizlere bildiriyoruz.
Saygılarımızla...
maaşallah...
Niyet; Allah...
Âkıbet; Allah...
Mevlâ niyetinizde sizleri sabit kılsın...
Ve ölene dek ( ve dahi akabinde) davanızdan ayırmasın...
Muhabbetlerimizle...
Malatya Hadisesinden sonra Üstadın gözaltına alınışı.


"Necip Fazıl'in 1947 yılının Kasım-Aralık ayları içinde yayınlanan ve ancak üç sayı çıkabilen mizah gazetesi. Büyük Doğu dergisinin 14 Kasım 1947 tarihli 72. sayısı için alınan toplatılma kararı üzerine, derginin yayınlanması bir buçuk ay kadar durur. Necip Fazıl bu arada, yarım gazete sayfası boyunda, haftalık Borazan gazetesini çıkarır. Borazan, o yıllarda İstanbul basınında Markopaşa ve Karakedi gibi örnekleri görülen ve çok partili hayatın da getirdiği siyâsi havanın tesiriyle yüksek tirajlı mizah gazeteleri arasına katılmıştır. Borazan'daki yazıların, çoğu imzasız olmakla beraber, Necip Fazıl'a âit olduğu anlaşılmaktadır. Hemen bütün yazılar siyâsî ve sosyal hiciv karakterindedir. Büyük Doğu'nun 26 Aralık 1947 tarihli 73. sayıdan itibaren yeniden yayınlanmaya başlaması üzerine Borazan yayın hayatından çekilmiştir. Necip Fazıl bu hâdiseyi, dergisinde "Ziyafet masasına prens gelir gelmez, yaver temsil mevkiini terketti." diyerek haber vermek suretiyle, Borazan'ın geçici olarak çıkarıldığını imâ eder. Bununla beraber Büyük Doğu'daki kısa anonslardan Borazan'ın yeniden çıkarılacağı belirtilmiştir. Son defa "19 Ocak 1948 Pazartesi günü misilsiz bir zenginlikle çıkacağı" ilân edilmiş olmasına rağmen Necip Fazıl'in bu siyâsî mizah dergisi üç sayıdan ibaret olarak kalmıştır... "
Borazan'ın ilk sayfasında bulunan yazılar hakkında bilgi edinmek için tıklayınız.
Şecere

Legion D'Honneur

Askerlik Tezkeresi

Bahriye Mektebi Diploması

Basın Kartı

Evlilik Cüzdanı

Milli Kültür Vakfı Armağanı

Yazarlar Birliği "Yılın Fikir Adamı" Ödülü

Sultan-üş Şuara Belgesi

Kaynak: http://www.necipfazil.com/





Üstad Necip Fazıl' ın Eyüp' teki istirahatgahı.. Aylardan Temmuz.. Üstadın mezarının üstünde açan gül solmuş ve yorgun bir şekilde bırakmış kendisini altından gelen yeşilliğin üstüne.. Yaprakları kurumuş..
Türkiye' nin en iyi şairlerinden birinin mezarı.. Ne kadar sade.. İsmi bile yazmıyor mezar taşında. İnsanları putlaştıranlara inat, kıyamete kadar yattığı yerde adeta '' ticaretiniz tüm ziyan '' diye bağırıyor..
Yarın elbet bizim, elbet bizimdir, gün doğmuş gün batmış ebed bizimdir..

Bu fotoğrafta 2008 Temmuz ayına ait...

ve aylar sonra, artık İstanbul' dan çekip gitme zamanı geldiğinde 3 kere ard arda ziyaret ettim kendisini.. Vedalaşmak ister gibiydim ama o, ben Üniversiteyi dahi kazanmamışken '' kazanıp buraya geleceksin '' diyordu, ben giderkense '' tekrar geleceksin evlat '' dediğini duyar gibi oldum.. Hatta inkâr etmiyorum, duydum ! ve istirahatgâhına girip, o pak ruhunu rahatsız etmeden, mezarına çöreklenmiş tozu toprağı ve kurumuş otları temizledim;

O demirleri nasıl aştın gönüldaş!
Toprağına elleyememenin, ona sarılıp ağlayamamanın verdiği ızdırabı bir bilsen!
Sanki orada sen değil de ben vardım.
Allah razı olsun kardeşim.
Orada sen varsın, ben varım, ve orada, Necip Fazıl' ın ışığıyla aydınlanmış ve o toprağa ayak basamasa da manen o toprakla bir bütün olmuş binlerce Büyük Doğu aşığı var... Fazla kalamadım, rahatsız etmek istemedim, kan ter içinde kalarak, kurumuş gül yapraklarını toparladım, tozları silkeledim sonra o isimsiz mezar taşını üç kere öpüp gittim... Ben ömrümde bu kadar güzel bir yorgunluk geçirdiğimi hatırlamıyorum... Bir daha gidemedim oraya, ve az önce bu bölümde, Üstadın cenaze töreninden bir fotoğrafla, hayatımda ilk defa karşılaştım... Yüzlerce el, onu omuzlamış götürüyordu, ebedi mekâna...
Nereye götürüyorsunuz ? Durun ! Daha biz sarılacaktık ona ! Götürmeyin, götürmeyin, durun ! Üstadım dur ! Gitme, ben de gelip iki kelam edecektim sana ! Biz gelecektik ! Ardından yetişen Büyük Doğu gençliği senin bir çayını, yudumlayamadan, uzattığın sigarayı ciğerlerine çekemeden götürüyorlar seni ! Nereye gidiyorsunuz ! Durun, taşımayın, kaldırmayın o tabutu ! Durun, durun- du-run !!!
sizler ne bahtiyar insanlarsınız.öyle yürekler varki ;üstad'ın yürüdüğü bir yolda yürümeyi,baktığı bir denizin suyuna dokunmayı,konuştuğu bir insanın eline sarılıp öpmek için hayatındaki bir çok şeyden feragat edecekler.
siz bahtiyarsınız,O'nun yattığı yerde O'nu ziyaret edebiliyor,içinizi dökebiliyor, derdinizi paylaşabiliyor,toprağını yüzünüze sürüp ağlayabiliyorsunuz..dedim ya sizler ne kadar bahtiyarsınız..
Bir yerde okuduğuma göre Üstad, mezar taşının böyle sade olmadını istemiş. Ayrıca fotoğraflar için teşekkürler. Mezar üzerini bir yorgan gibi bürüyen nebatların yeşilinde ne ihtişamlı bir ihtizaz var.










*Fotoğraflar, Hece Dergisi Necip Fazıl Kısakürek özel sayısından alınmıştır.
Devamı:







*Fotoğraflar, Hece Dergisi Necip Fazıl Kısakürek özel sayısından alınmıştır.
Allah razı olsun Reyhan Hanım.
Çok mutlu oldum.
Allaha emanet olunuz.
Üstadın en anlamlı resimleridir belki de bu iki resim:






*Fotoğraflar, Hece Dergisi Necip Fazıl Kısakürek özel sayısından alınmıştır.
Çok teşekkürler Reyhan Hanım. Bu dergiyi nasıl alabiliriz? Eski bir sayı mı bu? Daha önce hiç duymamıştım bu dergiyi.
Hece Dergisi aylık olarak çıkan bir edebiyat dergisi. Ocak 2005 tarihinde, Necip Fazıl Kısakürek Özel Sayısı'nı çıkardılar. 880 sayfa tutarında kalın bir sayı. Muhtevasındaki yazılar her türden görüşe sahip kişiler tarafından kaleme alınmış. Üstadı akademik bir çerçevede hakkını vererek kaleme alanlar olduğu gibi, Üstadı anlamayan fakat Üstad hakkında kalem oynatma sevdalısı kişiler tarafından yazılan hatalı yazılar da mevcut.
Kitapta bir de fotoğraf albümü var. Bu fotoğraflar da oradan. Bu özel sayı 45 liraya satılıyor. Sanırım derginin yayıncısından almak mümkün. Ben kütüphaneden aldım ve okudum. Bulunduğunuz yerdeki kütüphaneleri bir araştırın derim. Hece Dergisinin çıkarmış olduğu daha pek çok özel sayı var. Kütüphanelerde bulunabiliyor bu özel sayılar.
Özel Sayıların tanıtımı için tıklayınız.
Necip Fazıl Özel sayısı tanıtımı için tıklayınız.
Çok teşekkürler Reyhan Hanım.
Allah razı olsun...
MEVLAM hepinizden razı olsun ne kadar mes'ut um bilemezsiniz.üstadın resimleri ve üstadı seven insanları görünce mutlu oldum..
ne güzel emekler...
sağolasınız...
Akif İnan Arşivinden:





*Fotoğraflar, Kültür Bakanlığı, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Yayınlarından çıkan Doğumunun 100. Yılında Necip Fazıl isimli kitaptan alınmıştır.
Akif İnan Arşivinden:
*Fotoğraflar, Kültür Bakanlığı, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Yayınlarından çıkan Doğumunun 100. Yılında Necip Fazıl isimli kitaptan alınmıştır.
Garib...
Rûhu şâd olsun...
cidden çok güzel şeylermiş teşekkürler gerçi yapılalı 3 yıl olmuş ama güzüe her zaman güzel emek her zaman emektir:)
Emeği geçenlerden Allah c.c razı olsun...Hiçbiri yoktu bende,epey faydalandım...
Selametle..
Üstad'ın namaz kılarken çekinen fotoğrafları hakkında fotoğraflara baka baka şu zanlarda bulundum.
Fotoğrafta pencere açık yaz ayı olduğu kuvvetle ihtimal :) Yaz ayıysa Üstad 1960'larda Türkiye'nin dört bir yanını gezerek verdiği konferanslardan birinde ikamet ettiği çevre olabilir. Yaz ayında konferansı dinleyenin çok olacağı, o günün şartlarında yolculuk için yaz ayının daha ideal olduğu gibi şeyleri düşünerek bunları söyledim.
Üstad böyle bir fotoğrafı çekin dememiştir, çekilmesini de istemezdi.
1960'lı yıllarda çekilmiş gibi geldi, Üstad ihtiyarlamamış ve fotoğrafa tekrar dikkatle bakılınca Üstad'ın kamburu çıkmamış. Genç biri de namaz kılarken, hemen hemen o duruşta oluyor.Genç biri yalnız biraz daha dik.
Fotoğrafta ki mekanda sandalyeler var, camdan dışarı bakılınca yanda apartman olduğu belli oluyor. Fotoğrafa bakınca Üstad'ın bulunduğu yerin apartmanın üst katlarından biri olduğu belli. Mekanın yapısından ev olmadığı anlaşılıyor.
MTTB'(Milli Türk Talebe Birliği) de sandalye vardır, oradakiler toplu halde aynı mekanda bulunup, muhabbet edeceklerdir elbet.
MTTB'nin herhangi bir ilde ki şubesi olabilir. Cadde'den yada cazip bir mekan kiralanmayacaktır. Çünkü gençlerin sayesinde oralar dönüyor, Üstad'ın maddi serveti fazla değil.MTTB'nin önderlerinde ise o kadar para yoktur.
Mekanın tabanına bakılınca eski yapı, mermer döşeme falan değil. O yapı o zamanda ucuz yapıdır heralde. O zaman orası apartman değil, İşhanında kiralık mekan olabilir.
MTTB'de ise Üstad hayranı bir genç dayanamayıp çekmiştir fotoğrafı. Bu en kuvvetli ihtimal bence.
Tahminim Büyük Doğu'nun mekanında matbaa olacağı için aşşağı katta olur diye düşünüyorum, fotoğrafta mekanın apartmanın üst katında olduğu belli orası değildir.Bu zanımda mantıklı tahmin yürüttüm gibi gelmedi bana :D
Seccade tahtadan, Üstad'ın mekanı olsaydı, muhakkak seccade de olurdu diye düşünüyorum. Üstad'ın misafir olarak gittiği ahbabın işyeri olabilir.
Bir fotoğraf için ne bu kadar düşünüyorum ki, çekenden de bize ulaştıranlardan da ''Allah Razı Olsun'' de geç. Lüzsumsuz adam.
fotoğrafı yeni gördüm bende birşey ekliyeyim, gittiği yer doğu illerimizden biri olabilir çünkü şafi mezhebine göre ayaklar başın secde edeceği yerden yukarıda olması gerekir. Şafi mezhebi genelde doğu illerimizde daha yaygın zannediyorum :) al bi lüzumsuz daha
bu arada konunun üzerinden baya bi zaman geçmiş ama olsun ben yeni üyeyim. nasıl ki okunmamış her gazete yenidir görülmemiş her konu yenidir benim için :)










*Fotoğraflar, Kültür Bakanlığı, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Yayınlarından çıkan Doğumunun 100. Yılında Necip Fazıl isimli kitaptan alınmıştır.









*Fotoğraflar, Kültür Bakanlığı, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Yayınlarından çıkan Doğumunun 100. Yılında Necip Fazıl isimli kitaptan alınmıştır.
Bu resimlere baktım gözüme çarpmadı, var ise şimdiden özür dilerim.



Aman ya Rabbi! :'(
Hayat Çizgileri var üstad da, bu ne çetin bir çiledir ki yüzüne nakış nakış işlenmiş...
Fotoğrafların telefonumda duvar kağıdı olması sebebi ile, beni Kısakürek sülalesinden sananlar olmuştu...
Allah sana rahmet etsin...





*Fotoğraflar, Türk Edebiyatı Dergisi Temmuz 1983 sayısından alınmıştır.

Mahkûmiyet Vesikası

Türklüğü Tahkir Sebebiyle Tevkif Müzekkeresi

Hükumetin Manevi Şahsiyetini Tahkirden Tevkif Müzekkeresi

Malatya Suikastı Tevkif Müzekkeresi

Gıyabi Tevkif Müzekkeresi

163. maddeyi İhlalden Gıyabi Tevkif Müzekkeresi

Hükümlülük Varakası

Mahkumlar İçin Müddetname

(Suffe 1984 Kültür Sanat Yıllığı'ndan)



Elinize sağlık.Üstad'ın resimleri pek de güzel.
yazık ya.. bu konuyu gördüğüme üzüldüm gerçekten..
Efendim, bizim gözümüzden kaçıp da size nasip olan mantıklı gerekçe nedir? Söyleyin de beraber yazık çekip, üzülelim?
Allah sırrını artırsın güzel adam...
yazık ya.. bu konuyu gördüğüme üzüldüm gerçekten..
bu konu üzerine sizi üzen gerçeği merak ettik doğrusu.

Aşağıdaki eğilen şahıs Cahit Ağabey, merhum Zarifoğlu yani. Bilmiyorum burada mevcut mu rastlamamıştım ama, bulunsun iyidir.
Aşağıdaki eğilen şahıs Cahit Ağabey, merhum Zarifoğlu yani. Bilmiyorum burada mevcut mu rastlamamıştım ama, bulunsun iyidir.
Ne güzel bir fotoğraf ve paylaşım!...
Eyvallah "ebkem..."
Allah, iyilik ve güzelliğini artırsın!...
Torunu Emrah Kısakürek sanırım o ufaklık.

bu fotoğrafı feysbuktan apardım. eğer galeride varsa kimse kusura bakmasın. ben bu fotoğrafın bir benzerinin sitede olmadığını düşünürekten bu fotoğrafı siteye ekliyorum aziz seyreyleyenler. velev ki var, siz de yok hükmünde mülahaza edin mevzuyu. akıllı olun. kaldırımın solundan yürüyün, terli tersiz su için. hadi bakalım, hoşça bakın zatınıza kim zübde-i falan filan.
Ah şu sigara...
Ah be üstadım
Ü.Y kardeşime hem selam vermiş, hemde Üstad ve sigarayla ilgili birşeyler demiş olayım. Geçenlerde bir öğretmen hanımla konuşurken (gayet bilgili, edebiyata ve şiire aşina bir hoca kendisi) dedi ki: Ben sigarayı sevmem, hatta nefret ederim. Fakat güzel adamlara sigara bile güzel gidiyor cidden; Üstad olsun, Cahit Ağabey olsun bu insanlarda sigara başka türlü duruyor, ayrı bir hoşluk katıyor ve onların sigaralı hali bile bende muhabbet ve tebessüm meydana getiriyor dedi :)
Güzel adam olunca, olumsuz birşey bile onun güzelliğine halel getirmiyor diyerek hoşca birşeyler demişti :)
Göksal Ağabey'in fotosu değil mi bu?..Kolay mı Beşiktaş kapalısında, hem de kapalının kalbinde, onca solcu ve Che hayranının içinde böyle bir pankart açmak, Üstadı hatırlamak/hatırlatmak.Sağolasın Göksal Ağabey...Gerçi Göksal Ağabey bu aralar yok sitede, Beşiktaş'ın kötü gidişatından olabilir mi acaba?..
Merhaba arkadaşlar, nette dolaşırken yıllar önce üstad için yaptığım pankart aklıma geldi ve fotosunu bir aratayım dedim ve burada gördüm. Fakat sanırım bu pankartı yapan kişi yanlış zikredilmiş. Foto da gördüğünüz pankart bana aittir. Hatta o maçta bir tanede Pascal Nouma pankartı yapmıştım. Pankartın bize göre sol tarafından tutan kişide benimdir. Göksal bey kim bilmiyorum ama kesinlikle pankartla bir ilgisi yoktur.Allah'a emanet olun...
bu fotonun yeri belki burası olmayabilir ama, reyhan arkadaşım yerini bi şekilde bulur zaten ...arkadaşlar unutmamışlar üstadımızı. paylaşalım istedim.
Merhaba arkadaşlar, nette dolaşırken yıllar önce üstad için yaptığım pankart aklıma geldi ve fotosunu bir aratayım dedim ve burada gördüm. Fakat sanırım bu pankartı yapan kişi yanlış zikredilmiş. Foto da gördüğünüz pankart bana aittir. Hatta o maçta bir tanede Pascal Nouma pankartı yapmıştım. Pankartın bize göre sol tarafından tutan kişide benimdir. Göksal bey kim bilmiyorum ama kesinlikle pankartla bir ilgisi yoktur.Allah'a emanet olun...
MTTB arşivinden alınmış resimler,ortadaki ve alttaki resimde Üstadın sağında bulunan kişi şu an Medine-i Münevverede ikamet eden MTTB'nin 53.Dönem(03 Ağustos 1975-16 Ekim 1976)genel başkanı Rüştü Ecevittir.


emeği geçenlerden Allah razı olsun . biz bu eşşiz ve birbirinden özel fotoğrafları araklamak kalıyo bize...
kıyak iş... para versen bulamazsın bunları
Cahit Zarifoğlu'nun eşi Berat Zarifoğlu anlatıyor:
Nikah resmimiz. Necip Fazıl nikah şahidimdi. Fotoğraftakiler babam, Cahit Bey'in babası, Ali ihsan Amcam ve Necip Fazıl. Necip Fazıl'a babam çok gider gelirdi. Abdülhakim Arvasi hazretleriyle görüşmek için geldiğinde hep bizde kalırdı. Ankara'da Rasim Abilere geldiği için tanıyormuş babam Cahit Bey'i. Cahit Bey son senelerde sohbetlerde çok bulunuyormuş. Cahit Bey 35 yaşındaydı ben 18 yaşındaydım. Bir sene sonra evlendik. Cahit Bey'e birkaç kişiyi göstermişler ya 'boyu kısa' demiş ya beğenmemiş. Ama beni görmeden de 'Çok istekli geldim, yeter ki bu aileden olsun diye' dedi. Ben onu bir kere geçerken gördüm. Görüşmeden evlendik. Bir kere telefonla konuştuk. O zamanlar telefonlar böyle değildi. Ankara'dan istiyordun, bağlatıyordun. Sonra geldiğinde nikah için gelmiş oldu. Kına gecesinde görüştük sonra da nikahta.
http://dhaber.com.tr/wp-content/uploads/2013/06/cahit-zarifo%C4%9Flu-necip-faz%C4%B1l-k%C4%B1na-gecesi-foto.jpg
Eski Cumhurbaşkanı Abdullah'ün Gül 18 yaşındayken Üstad Necip Fazıl'la birlikte yer aldığı fotoğraf kareleri yayınlandı. İlk kez yayınlanan fotoğraflar Kayseri'de Mahmut Fidanil'in özel arşivinden...