Bab-ı Ali Yokuşunun Dev Adamı: Necip Fazıl

Başlatan: müznib Tarih: 28.03.2010 16:36 Cevap: 3

VE
28.03.2010 16:36
#1

 

Erişmek istedikleri bir hedefi olmayanlar, çalışmaktan zevk almazlar."

Emile Raux

 

 

 

 

Romancı Üstün İnanç anlatıyor:

Necip Fazıl, büyük bir şair, usta bir yazar ve dev bir gazeteciydi.

 

Rahmetli Üstad'la bu ilk görüşmemiz, Onun hapisten çıkışının taze günlerine rastlıyordu. Kısa bir süre sonra Büyük Doğu dergisini yeniden yayınlamaya başlamıştı. Gençliğe tırmanan günlerimizde ruhumuzun kaynağını bu dergiyi okuyarak buluyorduk.

 

Büyük Doğu o yıllarda Güneş Matbaacılık Tesisleri'nde dizilip basılıyordu. Bir gece, aynı yerde çıkan bir günlük gazetenin gece sekreteri olan arkadaşımı görmek için mürettiphaneye gitmiştim. Baktım ki, Üstad Necip Fazıl, iki dizgi makinesinin arasında bir tabureye oturmuş, operatörlere sırayla talimat veriyordu:

 

- Sen, onbuçuk kadrada on punto batone diz!.. Sende, 14 kadrad 13 punto beya italik... Sonra da her ikisine ayrı ayrı cümleler söyleyerek dizdiriyordu. Hayatımda hiç bu kadar şaşırmamıştım. Olacak şey değildi. Sayfa Plânı çizmemiş, her şeyi kafadan söylüyordu...

 

Buraya kadarı akıl almaz biçimde zor olsa da, bir dereceye kadar su kaldırdı. Çünkü tam böylesine değil ama, sigara paketine plân çizerek "cuk oturtan" usta sekreterler görmüştüm. Fakat bu durum bambaşkaydı. Üstad bir de, elinde hiçbir metin, hattâ küçük not pusulası bile bulunmadan hiç uyuşmayan iki ayrı makaleyi kafadan dikte ediyordu.

 

İşte bu olacak şey değildi!

 

Dizgi işlemleri biter bitmez tashih provalarını çektirdi.

Beş dakika kadar kısa bir sürede o işleri de tamamlayıp, mürettipleri karşısına alarak bütün sayfaları bağladı... Artık Büyük Doğu dergisi basılmaya hazırdı.

 

Bu manzarayı görünce anladım ki Necip Fazıl Kısakürek, yalnızca büyük bir şair, usta bir yazar değildi. Dev bir gazeteciydi o!

 

Sonraları kendisinden öğrendim: Ankara'da işleri uzayınca, Büyük Doğu dergisi sırf alışılmış gününde çıksın diye böyle yapmak zorunda kalmış... Kalmıştı ama, tarihi bir gazetecilik ustalığını da böylece icra etmişti.

 

 

 

Alıntı ; Refik İbrahim, Tarih şuuruna doğru 2 - Albatros Yayınları, Sayfa 56-57

Kaynak ; İnanç, Üstün; "Bab-ı Ali Penceresinden", Zaman gazetesi, 27 Ağustos 1988

W-
29.03.2010 15:47
#2

devler gibi eserler bırakmak için,karıncalar gibi çalışmak gerekir ...

SO
29.03.2010 19:16
#3

yarınlar rahatına kıyabilenlerindir