Herkese selamlar
İşte! Müteharrik sayfalara kara çalma diye buna derler. Kastım, Çile elbette.
“Ben geçmişimi dürdüm, büktüm ve kaldırıp çöpe attım, bu çöpleri ise ancak; kediler ve köpekler karıştırır.”
Diyor Üstad. Bir kere bu münasebetsizliği tevil etmeye lüzum yok. Nitekim Necip Fazıl’ın sözü yerli yerinde, muhatabının alnına ok gibi saplanmasını bilir. Bunun; ne olduğunu, kim olduğunu neyin veya kimin kulu olduğunu bilmediğim Murat Bardakçı da farkında sanki. Fakat Murat Bardakçı zeki (!) “Şairin bu yazdıkları da özel hayata girmiyor mu?” diye soranlara da cevap da vermiş.
Edebiyata, fikre, hisse, mantığa, ele, kola, ayağa, kulağa, bakışa, yön veren bu eserin, Çile’nin, çöpe gönderilmiş mektuplardan ilham alması? O pak sayfaların nefs ile nakış nakış işlenmesi? Kah kih koh ko lan. Çile bir inşâdır. Zahiren kimilerine göre gösterişli değildir, çoğu iki satırdır, kâğıt israfıdır. Lâkin malzemesi ise ucuz ve âdî değildir bu kıymetli eserin. Derme çatma bir yapı ile karşılaşmazsınız kapıdan içeri girdiğinizde. Ve sair.
Sözüm ona, mesele Çile tabii burada, edebiyat. Kimi yer bunu kimi yemez. (Yiyenlere afiyet olsun. Hatta benden de şeftalili soğuk çay!) Çile’nin kaynağı mühim tabii, mühim olmasına da… Hayvanat ile insanları ayırt etmek için bu eseri yem etmek ne kadar doğru bilemedim.
Mektuplar fotoğraf albümüne eklenirse indelhace pisipisiler, kuçu kuçular gelip beslenir. Karda kışta kucak açabiliriz onlara.
Konuyla ilgili naçizane görüşlerim bunlar. Bir iki mevzuyu da daha sonra aktarmayı münasip görüyorum. Bu arada sizler kadar tanımıyorum, idrak edemiyorum Üstadı. Dolayısıyla hata varsa düzeltmenizi rica ederim. Farklı mülahazalara da her daim açığım… Medar-ı nazar itibariyle olursa elbette.
Sözlerimi @Mümin’e bir iki tavsiyede bulunduktan sonra sonlandıracağım. Dikkate alınır ya da alınmaz, ben o kısım ile ilgilenmiyorum. İlkinde çok hiddetlenmiştim ama ikincisinde üzüldüm Mümin. Ciddi bir sorunun var. Alınganlık. Olabilir… Ben de 17, 18 yaşında böyleydim. (Bazı arkadaşlar şuan eminim ki tebessüm ediyor ve ‘bilmez miyiz’ diyor.) Bu bir illettir. Çok şükür 'genel olarak' aştım diyebiliyorum. Aşılamayacak bir şey değil bu. Dört kere okudum yazılanları. Sonuç: sana yönelik bir ima dahi yok. Komut: rahat ol… İİkinci olarak, dikkatimi çeken bir ifaden oldu. “Dikkat etmedim ama en uzun mesajınız bu olabilir forumda.” Demişsin. Sen dikkatli birisin bence. Özellikle kontrol ettiğini düşünüyorum. Yanılıyor muyum? Hatta yazılanları word dosyasına kopyalayıp sözcük sayısını dahi kontrol etmiş olabilirsin. Evet... Su-i zan... İşte bu da benim problemim ve kabul ediyorum. Ama buna sebep olmamak lazım, değil mi???
Not: Bu arada ben tavuğum...