3. DERGİCİLİĞİ
Necip Fazıl'ın kitap haline gelmiş eserleri, makaleleri, fıkraları ve kitap hâlinde basılmayıp dergilerde kalan yazıları dışında, dergi yayıncılığı da, yakın devir kültür tarihimiz için, dikkatle incelenmesi gereken bir hadisedir. Onun çıkardığı dergiler, ilk sayılarından itibaren, çıkışları, kapanışları, toplanışları ve yeniden çıkışlarıyla hemen dâima basını ve aydınlar çevresini yakından ilgilendirmiş, herbiri, hem ihtiva ettiği problemler açısından, hem spekülatif mânâda birer olay olmuştur.
Necip Fazıl biri Ağaç, diğeri Büyük Doğu, nihayet bir üçüncüsü de kısa bir süre çıkan mizahî karakterde Borazan olmak üzere üç derginin sahibi, bu dergilerdeki yazılardan pek çoğunun muharriri, etrafına devrinin kalburüstü yazarlarını bir araya toplayan bir fikir ve edebiyat otoritesi olarak basın târihimize geçecektir.
A. AĞAÇ
1925'de Paris dönüşünden bir müddet sonra İş Bankası'nda çalışan Necip Fazıl, aralıklı olarak, fakat uzun süre Ankara'da kalır. O yıllarda Ankara'da, Cumhuriyet devrinin yeni entelektüel çevreleri teşekkül etmektedir. Bu çevreler, ekonomik ve sosyal seviyelerine göre bir takım lokallere dağılmış durumdadır. Üst sınıftan Ankara Palas, Tabarin Bar ve Karpiç'ten başlayarak, daha aşağı sınıflara doğru bir takım lokanta, pastahane ve meyhaneler, İstanbul'daki benzerlerinin örneği olarak aydınların, sanatkarların veya bunlara özenenlerin toplantı mahallerini oluşturmaktadır. Bunların en meşhuru Ulus'taki İstanbul Pastahanesi'dir. O devrin şair ve yazarlarıyla diğer sanat mensupları burasını bir akademi hâline getirmişlerdir. Akşamları da Şükran Lokantası aynı grubun sığınağı olmuştur. Yaşar Nabi, Ahmet Kudsi, Nahit Sırrı, Sabahattin Ali, Ressam Malik Aksel, Necip Fazıl, Feridun Fazıl, Sadri Ertem, Samed Ağaoğlu, Nurullah Ataç, Enver Behnan Şapolyo... gibi isimler bu akademinin müdavimleri arasındadırlar. Şevket Rado'ya göre her-biri bir başka âlem olan bu sanatkarlar arasında en hareketlisi Necip Fazıl'dır. Bu hareketliliği, onun hem saydığımız amatör-profesyonel ve bilhassa bohem vasıflı sanatkarlar kadrosunun içinde bulunması, hem de bu kadronun dışında ve yeni rejimin sözcüleri durumunda olan diğer iki şahsiyetle irtibat halinde olmasındandır. Bu İki şahsiyet Yakup Kadri ve Falih Rıfkı'dır. Necip Fazıl şairliği, nükteli-paradokslu konuşmalarıyla yukarıdaki genç yazarlar çevresi dışında bu iki şahsiyetin evinin etrafında teşekkül eden yeni entelektüel sosyetenin de itibarlı misafiridir.
Necip Fazıl'in Ankara'ya üçüncü geliş yılı olan 1935'de yeni gruplaşmalar vardır. Önceki yazar ve sanatkarların bir kısmı o yıllarda Ankara'da çıkmakta olan Varlık dergisi etrafında toplanmışlardır. Yeni rejimin sözcülerinden Yakub Kadri'nin inkılap hareketlerine değişik bir yön vermek düşüncesiyle çıkarmakta olduğu kadro dergisi yeni kapanmıştır. Önce devletçi, sonra sosyalist bir karakter gösteren Kadro dergisinde, Necip Fazıl'ın, Ankara'ya önceki gelişlerinde tanıdığı Burhan Asaf (Belge), Şevket Süreyya (Aydemir), İsmail Husrev (Tökin) ve Vedat Nedim (Tör) tarihî materyalist bir doktrinde birleşmişlerdir. Necip Fazıl da, çok yakın bir Tohum tecrübesiyle İstanbul'dan dönmüştür. Başarılı bir sahneye konuş, tenkitçilerden müspet not alışına rağmen seyirci İlgisi görmeyen Tohum, İstiklâl Harbi yıllarında Batı'nin, makine medeniyetine dayanan tecavüzü karşısında bir ruh dirilişinin hikayesidir. Bu tiyatronun başarısı da, başarısızlığı da Necip Fazıl'ın kafasında, spritüalist ve mistik dünya görüşüne bağlı, aynı zamanda sanata estetik ağırlık veren sanatkârları bir araya getirmek fikrini doğurmuştur. İşte Ağaç dergisi bu şartlar altında ve bu kadrolaşmak fikrinin mahsûlü olarak, bâzı bankaların mâlî desteğiyle, 14 Mart 1936'da ilk sayısını çıkarır. Derginin çekirdek kadrosunda Necip Fazıl'la beraber Ahmet Hamdi Tanpınar ve Ahmet Kudsi Tecer bulunmaktadır. Her üçü de, birkaç sınıf farkla üniversiteden ve Yüksek Mualim Mektebi'nden çok yakın arkadaştırlar.
Ağaç dergisi 6 sayısı Ankara'da çıktıktan sonra 7. sayıdan itibaren İstanbul'a nakledilir. Haftalık bir dergi olan Ağaç'ın iç kapaklarında yazı kadrosu olarak 60-70 kadar isim bulunmakta ise de, bunların birçoğu dergiye hemen hiç yazı yazmamıştır. 17. sayıda Necip Fazıl'ın ekonomik sıkıntılardan ve okuyucu ilgisizliğinden dergiyi kapatmak zorunda kaldıklarını bildiren bir yazısıyla yayını sona eren Ağaç'ta, bu 17 sayıda, nisbeten sürekli yazıları ve şiirleri görülenler şunlardır: Ahmet Kudsi Tecer, Ahmet Hamdi Tanpınar, Mustafa Sekip Tunç, Abdülhak Şİnasi Hisar, Burhan Toprak, Fikret Adil, Sabahattin Ali, Suut Kemal Yetkin, Asaf Halet Çelebi, Sait Faik, Sabahattin Eyüboğlu, Cahit Sıtkı Tarancı, Ziya Osman Saba, Samed Ağaoğlu, Falih Rıfkı Atay, Zahir Güvemli, Cevdet Kudret Solok. Derginin İstanbul'a naklinden itibaren kapaklarında yerli ve yabancı ressamların gravürleri, siyah beyaz desenleri görülür. Bu ve iç sayfalardaki plâstik sanatlara ve estetiğe dair yazılarıyla Ağaç'a aynı zamanda bir akademi dergisi karakteri verilmek istenmiştir.
Necip Fazıl'ın, daha önce başka dergilerde veya kitaplarında yayınlanmış şiirleri dışında, ilk defa Ağaç'ta çıkan şiirleri şunlardır: Ne ileri Ne Geri, Ölüler, Zaman, Gökler ve Yollar, Bendedir, Ben. Ayrıca her sayıda, başyazı mâhiyetinde, derginin felsefesini, dünya ve sanat görüşünü aksettiren yazılar da Necip Fazil'ındır. Dünya görüşünde, alelade ilmihâl bilgisi dışında bir iman arayışı, sanatta ise hem fildişi kulesine kapanacak kadar ferdiyetçi, hem de daha sonra bu kuleyi yıkıp kalabalıklara karışacak kadar cemiyetçi, fakat ne olursa olsun formda estetiği, muhtevada derinliği muhafaza eden bir düşünce bu yazıların (emelini teşkil eder.
B. BÜYÜK DOĞU
Necip Fazıl'ın 1943-1978 yılları arasında, çeşitli boyutlarda, aralıklarla, haftalık, günlük, aylık olarak çıkardığı edebî, dinî, fikrî ve siyasî karakterli bir dergidir. Her defasında 1. sayıdan başlamak üzere en süreklisi 122 ve kısa sürelisi 5 sayı olmak üzere on beş defa yayın hayatına girmiştir.
Ağaç dergisinin tatil edilmesinden sonra geçen yedi yıl içinde, Necip Fazıl'ın bâzı memuriyet ve öğretim görevleri yanısıra, gazetelerde fıkra yazarlığı ve tiyatro ile meşguliyetini biliyoruz. İkinci dünya savaşının bütün şiddetiyle sürdüğü 1943 yılında, savaşın tam dördüncü yıldönümünde, daha çok siyâsî ağırlıklı bir derginin ilk tohumunu atar. Necip Fazıl'ın geçim olarak basın mesleğini seçmesi ve bütün memuriyetlerinden ayrılması da bu tarihe rastlar. Büyük Doğu dergisinin ilk serisinin ilk sayısı 1 Eylül 1943 tarihini taşımaktadır. Derginin adı, bu tarihten altı yıl evvel Necip Fazıl'ın yazdığı ve 'Türkiye Millî Marşı" olarak isimlendirdiği bir şiirden alınmıştır. Kendisinin İfadesiyle, muvafakati olmadan bazı dergi ve gazetelerde çıkan, hattâ bestelenerek radyolarda okunan bu marşın, Büyük Doğu dergisinin bu ilk serisinin 4. sayısındaki ilk metnini veriyoruz:
BÜYÜK DOĞU
Tanrının, alnından öptüğü millet!
Güneşten başını göklere yükselt!
Avlanır, kim sana atarsa kement,
Ezel kuşatılmaz, çevrilmez ebed.
Tanrının alnından öptüğü millet!
Güneşten başını göklere yükselt!
Yürü, altın nesli fatih Oğuz'un!
Adet küçük, zaman çabuk, yol uzun.
Nur dolu elinden tut kılavuzun!
Fethine çık, doğru, güzel, sonsuz'un.
Yürü altın nesli fatih Oğuz'un!
Adet küçük, zaman çabuk, yol uzun.
Aynası ufkumun ateşten bayrak!
Babamın külleri, sen, kara toprak!
Şahid ol ey kılıç, kalem ve orak!
Doğsun Büyük Doğu, benden doğarak!
Aynası ufkumun ateşten bayrak!
Babamın külleri, sen kara toprak!
5 Mayıs 1944'e kadar 30 sayı devam eden bu serinin kapaklarında, o yıllarda çıkan bâzı siyâsi dergilerde olduğu gibi savaşla ilgili çarpıcı fotoğraflar yer alır. İlk dört sayıda, 60 Türk fikir adamı ve yazarına sorulan 9 soruluk bir anket ve cevaplarıyla, bunların bir değerlendirmesi yer alır. Necip Fazıl, "Nefs Muhasebesi adını verdiği bu anketi derginin ikinci serisinde (2 Kasım 1945-7 Aralık 1945) daha başka sorularla 75 fikir ve iş adamı üzerinde tekrarlayacaktır. Necip Fazıl'ın "İdeolocya Örgüsü", "Tanrıkulundan Dinlediklerim" adlı yazılarıyla "Siyah Pelerinli Adam" tiyatrosu bu dönemin önemli dizileridir.
2 Kasım 1945'den itibaren yine 1. sayıdan başlayarak yayın hayatına dönen Büyük Doğu, şekil olarak öncekinin devamı görünüşündedir. 87 sayı olarak 2 Mayıs 1948'e kadar devam eden bu seri, bütün Büyük Doğu'lar içinde muhteva bakımından en zengin olanıdır. Sanat, fikir, felsefe, politika, edebiyat, şiir ve hikâye olarak kaliteli bir dergi hüviyeti gösterir. Necip Fazıl'ın kaleme aldığı "Halkadan Pırıltılar", "Efendimiz, Kurtarıcımız, Müjdecimizden", "Vecdimin Penceresinden", "Dininizi Öğreniniz", "Çöle İnen Nur", "İmam Rabbani'den Mektuplar", "Bir Parıltı Bin Bir Işık" adlı seri yazılara bu dönemde başlamıştır. Önceki ile beraber her iki seride sürekli yazı yazan isimlerden bazıları: Şiirleriyle Bedri Rahmi, Ziya Osman Saba, Sabahattin Kudret Aksal, Fazıl Hüsnü Dağlarca; hikayeleriyle Sait Faik Abasıyanık, Mahmut Yesarî, Zahir Güvemli, Oktay Akbal; romanıyla Samiha Ayverdi; çeşitli makaleleriyle Hüseyin Cahit Yalçın, Burhan Toprak, Salih Murat Uzdilek, Fikret Adil, Reşad Ekrem Koçu, Nurullah Berk, Ahmet Adnan Saygun, Hilmi Ziya Ülken, Kâzım Nami Duru, Mustafa Sekip Tunç, Salih Zeki Aktay, Nizamettin Nazif, Şükrü Baban.
Derginin üçüncü devresi 11 Mart 1949-26 Ağustos 1949 arasında çıkan, yarım gazete sayfası ebadında dörder sayfalık 25 sayıdan ibarettir. Yazıların hemen hepsi günlük gazete kadrosu içinde düşünülebilecek karakterdedir. Sanat ve edebiyatla ilgili bir yazı yoktur. Necip Fazıl'ın "Mümin-Kâfır" başlığı altındaki seri diyalogları bu dönemin kayda değer yazılarındandır.
Büyük Doğu'nun dördüncü devresi 14 Ekim 1949 ile 29 haziran 1951 arasındaki 62 sayıyı ihtiva eder. Bu devrede dergi daha çok siyâsî ve dinî bir görünüştedir. Edebiyat ve sanat, çok amatör seviyede ve okuyucu şiirlerine münhasır kalmıştır. Necip Fazıl, 1001 Çerçeve'ye ve İdeolocya Örgüsü yazılarına devam eder. Daha sonra kitap hâline gelecek olan dinî yazı ve tefrikaları bu devrede de vardır. Ayrıca "Esseyyid Abdülhakîm'in Tasavvufu'ndan" ve "Risâle-i Nûr'dan" seri yazıları da bu dönemde yer alır. Şiirleri ise şunlardan ibarettir: Sakarya'nın Destanı, Geldik (Aç Kapıyı), Davetiye, Onun Ümmetinden Ol.
Beşinci devre 16 Kasım 1951-12 Aralık 1951 arası günlük gazete olarak 27 sayı; altıncı devre yine günlük gazete olarak 16 Mayıs 1952-19 Eylül 1952 arasında çıkan 122 sayıdan ibarettir.
Yedinci devre 7 Mayıs 1954-9 Temmuz 1954 arası 10 sayıdır. Dinî ve siyâsî yazıların dışında Asaf Hâlet Çelebi'nin ve Nâhit Sırrı Örik'in yazıları derginin edebî muhtevasını teşkil eder. Necip Fazıl'ın sanatla ilgili yazıları, Poetika'sının esasını teşkil eden parçalardan ibarettir. "Altın Halka" yazı serisi de bu dönemde yayınlanır. Şiirleri ise sâdece üç tanedir: Sonsuzluk Kervanı, Bir An (Vehim), O.
Sekizinci devre yine günlük gazete olarak 30 Mart 1956-3 Mayıs 1956 arasında çıkan 35 sayıdır. Necip Fazıl'ın iki şiiri çıkar: Sen misin (O Kadın), Sen.
Dokuzuncu devre 6 Mart 1959-10 Ekim 1959 arası haftalık 33 sayıyı ihtiva eder. Öncekilere göre edebiyat ve sanat bahisleri de bulunan bu devrede Necip Fazıl'ın "Ruh ile Nefs" ve "O ki O Yüzden Varız" başlıklı seri yazıları ile yeni olarak şu şiirleri çıkmıştır: Aynalar Yolumu Kesti, Etek (Sen), Bayrak ve Sultan, İdeal (O Gelsin), fraklarda.
Onuncu devre 30 Eylül-25 Kasım 1964 de çıkan 9 sayıdır. Necip Fazıl'ın Peygamberin hayatını anlatan manzum Esselâm'ı ve "Gençlere Vaaz"ı bu devrede çıkmıştır. Ayrıca Canım İstanbul, Zeybeğin Ölümü (O Zeybek), Ada Şehidimize, Başıboş, Gelir, Müjde, Gören, Ölmez Ölü, Olur adlı şiirleri bu sayılar içindedir.
On birinci devre 22 Eylül 1965-12 Ocak 1966 arasında 17 sayı. Necip Fazıl'ın şu şiirleri yer alır: Biter, Aman, Nefs-i Levvâme (Nefs).
On ikinci devre 19 Temmuz 1967-10 Ocak 1968 arasındaki 26 sayıdır. Necip Fazıl'ın hiçbir şiiri yoktur.
On üçüncü devre aylık olarak Mayıs-Aralık 1969 arasında çıkan 7 sayıdır. Necip Fazıl'ın şiirleri: Karacaahmet, Varken Olmayan (İşaret).
On dördüncü devre, 6 Ocak-28 Nisan 1971 arasında 17 sayı. Necip Fazıl'ın yeni şiirleri olarak O (Yüz Karası), Gelir, Saat Kaç, Hep O, Ne Kalır, Belki Bulursun, Orada, Toplayın Eşyamı (İşim Acele) bu devrede çıkmıştır.
On beşinci devre 8 Mayıs-5 Haziran 1978 arasında sadece 5 sayı çıkmıştır. Necip Fazıl'ın şiirleri ise Ona, Hafakan (Kâbus), Mezar, Meydan Şiiri, İnsan (Mercek) adlarıyla çıkmıştır.
1943-1978 yılları arasında, aralıklarla 35 sene günlük, haftalık, aylık olarak toplam 512 sayı çıkan Büyük Doğu, Türk basın tarihinde polemikleri, çok değişik sahalardaki yazıları, çok değişik çevrelerden yazarları, sansasyonel tesirleri ile en uzun süreli yayınlardan olmuştur. Burada sadece şiirleri ve edebiyatla ilgili diğer yazılarıyla gösterdiğimiz Necip Fazıl'ın dergide imzalı ve imzasız daha pek çok yazısı bulunmaktadır. Tesbit edebildiğimiz kadar şu takma adlar da Necip Fazıl'a aittir: Ahmet Abdülbaki, Ne-Fe-Ka, Hi-Ab-Kö, Ha-A-Ka, Prof. Ş.Ü., Bankacı, Be-De, Adı Değmez, Neslihan Kısakürek, Ozan.
Necip Fazıl'in "İdeolocya Örgüsü"nün ilk yazısındaki, "Büyük Doğu Türk vatanının omuzları dışında herhangi bir coğrafya plânını kucaklamıyor" ifadesi, derginin aynı zamanda milli karakterini belirler. Nitekim ikinci devresinden itibaren kapaktaki derginin adının (ğ) harfi üzerindeki işaretin yıldızıyla beraber hilâl şeklinde olması da aynı sebepten kaynaklanmıştır.
İlk iki devresinden sonra giderek dinî makale ve tefrikalara geniş şekilde yer veren Büyük Doğu'da, Ağaç dergisinde olduğu gibi, Necip Fazıl yazar kadrosunun siyasî yelpazesini geniş ve müsamahalı tutma yoluna gitmiştir. Bu geniş yazar kadrosu çerçevesinde şiirle birlikte hikâye, tenkit, deneme ve günlük türlerinde önemli yazılar ve yazı serileri yer almıştır. Bunların yanında dergide siyaset, din, yakın devir tarihi, teknik gelişmeler, hukuk, tıp konularında ilmî seviyede yazılar, ayrıca masonluk, II. Abdülhamid ve Tanzimat'ın mâhiyeti gibi dikkat çekici ve uyarıcı yazılara da yer verilmiştir.
Polemikleri, sansasyonel kapanış ve yeniden çıkışlarıyla da dikkati çeken Büyük Doğu, Türkiye'de İslamcı harekete yol açan belli başlı yayın organlarından biri ve tesir alanı bakımından en geniş ve sürekli olanıdır. Dinî yayınların hemen hiç bulunmadığı 1950 öncesinde, özellikle gençlerin dinî kültüre yönelmesinde oldukça Önemli bir rol üstlenmiştir.
C. BORAZAN
Necip Fazıl'in 1947 yılının Kasım-Aralık ayları içinde yayınlanan ve ancak üç sayı çıkabilen mizah gazetesi. Büyük Doğu dergisinin 14 Kasım 1947 tarihli 72. sayısı için alınan toplatılma kararı üzerine, derginin yayınlanması bir buçuk ay kadar durur. Necip Fazıl bu arada, yarım gazete sayfası boyunda, haftalık Borazan gazetesini çıkarır. Borazan, o yıllarda İstanbul basınında Markopaşa ve Karakedi gibi örnekleri görülen ve çok partili hayatın da getirdiği siyâsi havanın tesiriyle yüksek tirajlı mizah gazeteleri arasına katılmıştır. Borazan'daki yazıların, çoğu imzasız olmakla beraber, Necip Fazıl'a âit olduğu anlaşılmaktadır. Hemen bütün yazılar siyâsî ve sosyal hiciv karakterindedir. Büyük Doğu'nun 26 Aralık 1947 tarihli 73. sayıdan itibaren yeniden yayınlanmaya başlaması üzerine Borazan yayın hayatından çekilmiştir. Necip Fazıl bu hâdiseyi, dergisinde "Ziyafet masasına prens gelir gelmez, yaver temsil mevkiini terketti." diyerek haber vermek suretiyle, Borazan'ın geçici olarak çıkarıldığını imâ eder. Bununla beraber Büyük Doğu'daki kısa anonslardan Borazan'ın yeniden çıkarılacağı belirtilmiştir. Son defa "19 Ocak 1948 Pazartesi günü misilsiz bir zenginlikle çıkacağı" ilân edilmiş olmasına rağmen Necip Fazıl'in bu siyâsî mizah dergisi üç sayıdan ibaret olarak kalmıştır...