26 Şubat 2009 tarihinde Atılım Üniversitesi Edebiyat Topluluğu tarafından düzenlenen "Necip Fazıl Kısakürek'in Edebiyat Hayatı" konulu panelde Mustafa Miyasoğlu'nun yapmış olduğu konuşma:
Öncelikle bu güzel toplantıyı tertip eden genç arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Ben size Necip Fazıl’ın çok yönlü şahsiyetinden söz edeceğim. Önce şahsî gözlemlerimden başlayacağım: Bundan 45 yıl önce, bir lise talebesi iken, 1963’te Çile adlı şiir kitabı yayınlanmıştı. 1964 yılında Büyük Doğu dergisi yayınlanırken ben ilk kez kendisini o zaman bu dergiden tanıdım. Necip Fazıl şiirleri, yazılarıyla bana bilgece bir şahsiyet gibi göründü. O yıllarda Adalet Partisi’nin kongresi vardı.
Sadık Bey’in söylediği gibi o çalkantılı dönem içerisinde Adalet Partisi’nin kongresine siyasî yazılarıyla müdahale etmesini, doğrusu ben kafamdaki Necip Fazıl portresine pek yakıştıramadım. Bilge, düşünür, şair, hatip; böyle önemli bir adamın, aktüel bir siyasi parti olayı ile ilgilenmesini, doğrusu ben yadırgamıştım. Ben kendisini böyle tanıdığım için, ona günlük politik tavrı yakıştıramadım. Hâlbuki zamanla anlayıp kavradık ki, gençliğin doğru düşünebilmesi için iktidarların kültür politikaları önemlidir.
Doğru düşünebilmek için önce düşünebilmek gerekir. Onun için üniversiteli arkadaşlarımızın felsefe kitaplarını okumalarını tavsiye ederim. Ben lise yıllarımda Descartes’in Metod Üzerine Konuşmaları’nı Necip Fazıl’ın İdeolocya Örgüsü ve Nurettin Topçu’nun Yarınki Türkiye eseriyle birlikte okudum.
O dönemlerde Necip Fazıl’ın bu kadar kitabı yoktu. Kitapçılarda beş tanesi ancak bulunabiliyordu. Çile’den başka hikâyeleriyle piyesleri basılmıştı. O yüzden Necip Fazıl’ın şair ve düşünür portresini ben aynı dönemde idrak ettim. 1965’te Dünya Görüşümüz adlı konferansını dinledikten sonra Necip Fazıl’ı daha yakından tanımaya çalıştım. Bu konferans sonrası sohbet için bir eve gittiğinde ben de oraya gittim. O gün bana benim düşünmem gereken şeyleri ifade etmiş gibi görünüyordu. O zaman ben bir lise talebesiydim. Okuyarak mutlu olan, kelimelerden bir dünya kuran ve bundan mutlu olan bir gençtim.
Orhan Pamuk’un hoşuma giden bir sözü var: “Ben roman okuyanlar tarikatı için yazıyorum.” Bu şu demektir: Kelimelerden bir dünya kurmaya alışmış olacaksınız ki, okumanın bir anlamı olsun… Elinizde kitap gördüklerinde, genelde ailelerinizden size yöneltilen bir eleştiri vardır: “O kitapla niye zaman harcıyorsun? Git dersine çalış.” Hâlbuki derse çalışmanın en önemli hazırlığı, o hikâye, roman, şiir, hatta belki mizah, tarih, araştırma okuyarak okumaya alışmaktır. Kitap okumak, insanın zihnini açan, ufkunu geliştiren en önemli faaliyettir. Kitap okuyarak, benliğinizin dar kafesinden dünyaya açılıyorsunuz. Ondan sonra da kelimelerden bir dünya oluşturuyorsunuz ve kendinizi dünyaya açıyorsunuz.
Bizim gibi insanların rüya görmeden yaşaması mümkün değil. Rüya görmemiz engellenirse, hiç dinlenmiş olmuyorsunuz. Psikiyatrisiler, rüya olayını bir at üzerinde denemişler. Atın, rüya gören nadir hayvanlardan biri olduğu belirtiliyor. At rüya görürken uyandırılırsa ki, böyle bir deneme yapmışlar ve beş gün rüyası engellenmiş, sonunda at çıldırmış. Dolayısıyla at, rüya göremediği için hayatını kaybetmiş.
Biz de öyleyiz. Bana göre, bu kitaplarla bize ait olmayan, dört duvar arasında geçen dünyamızın üstünde bir meta âlemine, yani ötelere geçtiğimizi ve bu âlemin kelimelerden oluştuğunu söyleyebilirim. Ben Necip Fazıl’ı şairliği, yazarlığı ve mütefekkirliği içinde tanıdım. Daha sonra politik müdahalelerinde insan ve hayat anlayışının öne çıktığını gözlemledim. Kendisi, günlük politik menfaat, çıkar eleştirisinden hakikaten uzak, ama sokaktaki insanın hayatını değiştirecek yenidünya görüşüne ve onun yaradılış hikmetine uygun bir hayat yaşayabilmesi için iktidar ya da muhalefette olan siyasi partilerle görüşmüştür. Bazı oluşumları yönlendirerek kadrolar yetiştirme ve bir şekilde genç toplulukları organize etme, böylece devletin işleyişine müdahale etmeyi istedi. Organize bir güç olan devletin yapılanmasında, bu toplumun tarihi-kültürel mirasına uygun hareket edilmesi için müdahale ettiğini söyleyebiliriz.
...