Necip Fazıl’ın Mizah Gazetesi "BORAZAN"
“Öttür yem borusunu öttür,öttür,borazan!
Bitpazarında sattık,kalkamaz artık kazan!”
Üstad’ı tanıyan veya dinleyen hemen herkesin dikkatini çeken keskin bir zekâsı vardı.Bu zekâ zaman zaman müthiş bir ironiyle mizahçı tavrı da sergilerdi.Zor durumlarda ortaya çıkan bu tavır,anlatılması güç olan şeyleri bir çırpıda ifade ederdi.Özellikle de traji-komik durumlarda keskin bir ifade görülürdü.
Üstad Necip Fazıl’ın çıkardığı Ağaç(1936) ve Büyük Doğu(1943) adlı dergilerden herkesin haberi vardır.Büyük Doğu’nun bazı devrelerinin günlük gazete halinde çıktığı da bilinir.Ama Büyük Doğu’nun yayınlandığı günlerde,ayrıca haftalık bir mizahi dergi çıkardığını çok az kişi bilir.Ancak üç sayı çıkan bu gazetenin farklı bir mizah anlayışı var.Yayınlandığı dönem için olduğu kadar, Üstad’ın şahsiyetinin bir cephesinin aydınlatılması ve mücadelesini daha çarpıcı biçimde göstermesi açısından,büyük bir öneme sahip olan bu gazete hakkında kısaca bilgi vermek istiyoruz.
Borazan adındaki haftalık gazete,1947 yılının Kasım ve Aralık aylarında üç sayı yayınlanır.
Borazan yazısının üzerine,yazı ile iç içe bir de borazan resmi bulunan başlık klişesi,üç sayının da genel karakterini ortaya koyuyor: Gür ve pervasız bir ses… Bu üç sayının en belirgin özelliği budur…
Gazetenin ilk sayısının sol baştaki ilk yazısı “Yuf” başlığını taşıyor ve bir çeşit çıkış gerekçesi niteliği gösteriyor.Gazetedeki yazıların hemen hepsinde olduğu gibi, bunda da imza yoktur.Üstad’ın kaleminden çıktığı hemen anlaşılan bu yazının ilk cümleleri şöyle:
“Artık iş alaya bindi.Atom bombası devrinde, kestane fişeğinden zayıf ciddiyet utansın (Melânkoli) hastası Prens (Hamlet) Keloğlan’a çıkıyor !Zira Danimarka sarayından entrika, “Kandilleri yakın!” cümlesini “Kan dilleri yakın….” Diye manalandıracak hale gelmiştir. Sen, en keskin fikir çilelerinin oyuk oyuk gölgelendirdiği ve kıvrım kıvrım acılaştırdığı içli ve mahzun dava çehresi !Bundan böyle palyaço makyajını öğrenmeye çalış !Sırtına,kıtıklardan bir kambur tümseği yerleştir; başına ,kır saçlarını örtecek bir işkembe oturt; bostan patlıcanından bir burun tedarik et ve oldu bitti !”
Yukarıdaki yazıyı okuduktan sonra,Üstad’ın aynı yıl yazdığı Muhasebe ve Destan şiirlerini hatırlamadan edemiyorsunuz.Şu iki beyit Destan adlı şiirinde yer alır:
“Öttür yem borusunu öttür,öttür borazan!
Bitpazarında sattık,kalkamaz artık kazan!
Allah’ın on pulunu bekleyedursun on kul;
Bir kişiye tam dokuz,dokuz kişiye bir pul.”
Bu yazının hemen sağında,o günlerin tek parti kurultayından söz eden bir yazı var:”Gülümseyiniz,resminizi alıyoruz!” Kürsüde bir çekiç ve onu tutan el,yol üzerinde tek yön gösteren bir insan kolu ve oklarla,seyyar fotoğrafçı resminin yer aldığı bu yazı,hem bir mizah ,hem bir hiciv hüviyetindedir.