Üstad'la Nasıl Tanıştım?

Başlatan: NFK-Fan Tarih: 25.07.2005 21:42 Cevap: 62

NF
25.07.2005 21:42
#1

Üstad...

 

Her damlasında bir fikir, bir çile, bir bilgi barındıran, 20. yüzyılın gördüğü en büyük ve en az anlaşılabilmiş mütefekkirlik, şairlik, yazarlık, manevî babalık okyanusu...

 

Geriye dönüp baktığımda, şu güne kadar geçirdiğim, kaybolmuş, yok olmuş onca sene içerisinde, beni etkileyen en başarılı kelime sihirbazı... Son model, defolu ürün vermeyen zekâ makinelerini sürekli çalıştıran faal bir fikir fabrikası...

 

Onunla haşırneşir olmaya başlayalı yolunu bulmanın yoluna giren kişiliğim, inşallah onun sayesinde zirveye ulaşır...

 

9 yaşındayım...

 

Ailemden bir kişinin katıldığı bir kampın ardından dağıtılan "Necip Fazıl'ın kendi sesinden şiirleri" kaseti elimde...

 

Dinliyorum... Derinlerden gelen bir ses, özenle seçilmiş müzikler... Fakat hepsinden önce, beni celbeden ve özellikle, "...meclisinin duvarında 'Hakimiyet Hakkındır!' düsturuna hasret çeken,, gerçek adâleti bu inanışta ve hâlis hürriyeti, hakka kölelikte bulan bir gençlik!..." cümlesiyle beni göklere yükselten mükemmel bir hitabe... Ve bu yaşımda, mânâsını pek iyi kavrayamasam da, yüreğimde, geleceğe dönük ve her an bitmeyi bekleyen bir Üstad sevgisi tohumunu filizlendiren Destan, Sakarya Türküsü ile Zindandan Mehmed'e Mektup...

 

Derken Necip Fazıl'sız geçen uzun bir ara...

 

Kopuyorum Necip Fazıl'dan...

 

9. yaşımdaki o deneyimimden sonra sevgi beslediğim Üstad'ımdan kopuyorum...

 

Ondan, eserlerinden, "kendi sesinden şiirleri"nden uzaklaşıyorum... Fakat sevgisinden asla!..

 

Ve derken tesadüfen açık bulunan bir radyo... Yaşım 13... Birisi, ismini bir yerlerden duyduğum Büyük Doğu ve onun ideoloğu Necip Fazıl'ın, vefâtının x. yıl dönümünden bahsediyor...

 

Daha önceden aşina olduğum, fakat muhtevasını bilmediğim "Büyük Doğu" ismini duyunca soruyorum: Büyük Doğu'yu kuran Necip Fazıl mı? Peki büyük Doğu ne?..

 

2 cümlelik basit bir izah...

 

Fakat benim içimdeki Üstad muhabbetini körükleyen bir 2 cümle... Soruma cevap olabilmekten çok uzak bulunsa da, beni Üstad'ın kollarına doğru iten son görünmez tezahürdür bu... Bundan sonrakileri ise gâyet açık...

 

Bir zaman daha geçer aradan...

 

Ben Üstad'dan uzaklaşmamışımdır bu sefer... Belki yaklaşmamışımdır, fakat ona ait en ufak bir söze büyük bir ilgi göstermeye başlamışımdır...

 

Nihayetinde, bilgisayarda gelişebilmek için, benden yaşça, bilgice, sahip olduğu arşivce üstün olan bir büyüğümden, içerisi genellikle bilgisayar eğitimiyle ilgili dökümanlarla dolu olan bir CD alıyorum...

 

CD'yi açıyorum...

 

Zipli paketin içinden çıkan, Teleport Pro ile indirilmiş, çoğu bilgisayarla ilgili olan siteleri inceliyorum...

 

Ve free bir site çekiyor dikkatimi... Önce pek giresim gelmiyor o geniş arşivde... Fakat bir şeyler beni bu siteyi incelemeye itiyor.

 

Açıyorum index'i...

 

O da ne?

 

HTML, DREAMWEAVER, JavaScript derslerinin arasında, Üstada ayrılmış bir bölüm de var!..

 

Kaçırmıyorum...

 

Tabiri caizse abanıyorum...

 

Üstad beni gittikçe kendine çekiyor... Varıldığında, "kurban"ını saadetler içinde boğacağa benzeyen bir karadeliğe tutulmuşcasına, zevkle çekiliyorum O'na doğru...

 

Ve bu güne kadar büyük şairliği dışında tanımadığım özellikleri çekiyor dikkatimi, eser listesini okuduğumda...

 

"Meğer Üstad sadece şiir yazmıyormuş!" diyorum... Evet, onun adı artık "Necip Fazıl" değil benim için... O, "ÜSTAD"!...

 

Plânlamakta olduğum, belki de 10. site projesine, Üstad'la ilgili bir bölüm eklemek geliyor aklıma... "Elimde sadece şiirleri var ama, ileride ben onun bir iki kitabını da alırım ve onları da yayınlarım!" diye düşünüyorum... Derken vasiyeti ve o ilk dinleyişimde beni başka bir âleme götüren Gençliğe Hitabe'yi de, şiirlerden ayırmak geliyor aklıma...

 

Çörekleniyorum bilgisayarın başına...

 

Günlerce uğraşıyorum...

 

Ve yapıyorum o bölümü... Üstad bölümünü hazırlıyorum!..

 

Fakat o onlarca projemde olduğu gibi aksiyon bulamayan atılımımı benden başka kimse göremiyor... Göremesin de zaten, şu anlık bunun hiçbir önemi yok... Ben görebiliyorum ya, o yeterli!..

 

Sonunda, hakkında, "bir-iki kitabını alırım" dediğim, "ileri" olarak nitelediğim zaman geliyor.

 

Soluğu, Bir kaç arkadaşımla SultanAhmet kitap fuarında alıyorum... Kararım, "Ulu Hakan II. Abdülhamid Han" ve, ismini hatırlayamadığım, "Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu açıklayan bir kitap"... Bir Ramazan ayı, ve iftara yakın...

 

Soruyorum, soruşturuyorum, Büyük Doğu Yayınları'nı buluyorum. İlk önce, "Ulu Hakan II. Abdülhamid Han"ı istiyorum, daha sonra o ismini hatırlayamadığım kitaba geliyor sıra... Görevli bana birkaç isim sayıyor.. Aman Allah'ım!.. Bunların hangisi reddedilebilir ki?..

 

Hiçbiri...

 

Fakat...

 

Ortalığı mahveden kelime, "fakat"...

 

Maddî durum yeterli değil o anda!.. Hepsini almam imkânsız... Kalınlığını göremediğim Ulu Hakan isimli eser 11 milyonsa, yandım ben!..

 

Sonuçta o kitabı da söylüyor görevli kişi /(Türkiye'nin Manzarası).. Ve alıyorum... Param artıyor, "Öfke ve Hiciv"i de alıyorum.

 

Eve geliyorum.. İlk fırsatta tarıyorum, okuyorum.

 

Üstad beni kendine çekmeye devam ediyor...

 

Karadeliğe yaklaştığınızda hızınız artar ya, aynen öyle bir değişim, gelişim oluyor bende de... Büyük bir iç huzuru ve arzu ile, başındaki "kara" sıfatı ile kazandırdığı, 180° farklı bulunan o karadeliğe koşuyorum...

 

Okuyorum, okuyorum, derslerime dahi çalışmaz oluyorum ve okumaya devam ediyorum...

 

Okudukça Üstad'a yaklaşıyorum. Farkına varıyorum ki, benim ifade etmekte çaresiz kaldıklarımı, yani yaşadıklarımı Üstad ifade etmiş, o da yaşamış... Gittikçe kendimi buluyorum onda... Üstad, bir ayna oluyor bana...

 

Aylar yılları kovalıyor...

 

10'larca kitabını okuduğum Üstad'la ilgili birşeyler yapmak, onu, ondan bîhaber olan, veya onu anlayamayan kimseye tanıtmak için üzerime görevler düştüğünü düşünüyorum...

 

Tam o sırada...

 

Görev aldığım büyük bir sitede, bana gelen bir PM hayalimi gerçekleştirmemde bana kolaylık sağlayacak, bana kelimenin tam mânâsıyla bir "arkadaş" kazandıracak ve dünyada en çok değer verdiğim kişilerin, önde gelenlerinden birisiyle tanışmamı sağlayacak... Belki o da bilmiyor o özel mesajı atarken, bunların olacağını...

 

Ve mail trafiği başlıyor aramızda...

 

Öyle bir mail trafiği ki, kitaplaştırılsa yeridir!.. Müthiş bir fikir alışverişi, müthiş bir dostluk destanı...

 

Ve sonunda Üstad için bir site açmak fikri oluşuyor bende...

 

Paylaşıyorum bu fikrimi, asil ve asıl dostumla... seve seve kabul ediyor..

 

Çalışmalara başlıyoruz.. Yardımları dokunanlar oluyor...

 

Ve...

 

Siz benim bu yazımı, n-f-k.com da okuyabiliyorsunuz şu anda...

 

Allah muvaffakiyet versin...

 

NFK-Fan

AH
26.07.2005 09:46
#2

S.A.

 

NFK-Fan destansı bir dille anlatmış hikayesini. Benim hikayem o kadar eskilere dayanmıyor. Aslında bilinçsiz olduğum dönemlere katarsam hesabıma 3 veya 4 sene ancak.

 

Lisede okuduğum dönemlerde yazları avukat olan dayımın yanına çalışmaya giderdim. Sabahtan akşama kadar büroda otururdum. Dayımın bürosunda koca bir kitaplığı vardı. İçinde Orhan Pamuk'tan Çetin Altan'a kadar bir sürü kitap. Orhan Pamuk kitaplarını bitirdikten sonra elime bir kitap çarptı: Çile... Önce boş boş şiirleri okudum. Hatta Faruk Nafiz sanarak okuyordum şiirleri. O zamanlar elimde Han Duvarları vardı sürekli onu okuyordum ve bu sebeple sürekli ikisini karıştırıyordum. Ayırt etmeyi başardım sonunda:D Hiç bir şey anlamıyordum ama kafiyeler, benzetmeler, tezatlar ve kullanılan dil harikaydı. Sonra kitabın arkasında üstadın şiir hakkında yazdıklarını okudum. Kendi kendime bu adam diğerlerinden farklı herhalde dedim. Çünkü daha önce okuduğum şairlerin hiç birinde bu özellikler bir bütün halde yoktu. Kitabı defalarca bitirdim, bir çok şiiri ezberime aldım. Yaz bitince dayımın yanından ayrılırken kitabı götürmeyi unutmadım.

 

Sonra istisnasız her canım sıkıldığında bu kitapla rahatladım. Bunu okuduğumu görenler ilginç tepkiler veriyordu. Kimisi bu çok büyük adamdı şunu şunu yaptı derken, kimisi bence böyle kitaplar okuma diyordu. Neticede takip eden bir kaç yılda üstadın ideolojisini, mücadelesini öğrenmiştim. Ama hala şiirlere takılıydım.

 

Tam o sırada...

 

Büyük bir sitede "ne dinliyorsunuz" başlığı altına üstadın sesinden şiirleri cevabını vermiş kişiye pm yazdım. Bu kayıtları nerden elde edebileceğimi sordum. Cevap beklediğimden uzun ve şaşırtıcıydı. Cevapta üstadın 30 dan fazla kitabını okuduğunu söylüyordu ve beni msne eklediğini. Daha sonra onunla ilk konuşmamızda senin için üstadın şairliğimi üstündür, ideolojisi mi sorusuyla yerin dibine girdiğimi hatırlıyorum. İçi boş cümlelerle geçiştirdiğimi biliyorum. Arkadaşım bir iki kitap tavsiye etti.

 

İlk önerisi Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu. Bu kitabı internette arayıp indirdim ve hemen yazıcıdan çıktı aldım. Şaşırdım, hiç beklemiyordum böyle tahlilleri. Zamanında anlamaya çalıştığım, okuduğum ve hakkında karar veremediğim felsefi akımları ve şahsiyetleri o şiirlerini çok beğendiğim adam bir bir açıklamış ve son noktayı koymuş. Tek kelimeyle hayran kaldım. Aynı kitabın İslam Tasavvufu kısmında ise aradığım düşünce yapısını buldum. O noktaya ulaşabilmek istedim. Dinim dediğim ama ibadet ettiğim dönemlerde dahi ( zaman zaman farklı devreler yaşadığımı düşünüyorum) farkına varamadığım bir noktayı sezmeye başladım. Sonra kızıl sultan lakabıyla haksızca mühürlenen Abdülhamid’i üstadımın kaleminden okudum. Bir adam aynı anda Felsefe tahlilleri yapıyor, geleceğe kalacak tek şair açıklamasına değer görülüyor, tarihçilerden daha iyi tarih araştırmaları yapıp, kitaba dönüştürüyor. Nasıl bir adam bulmuştum ben…

 

Sonra sık sık beni bu yola götüren arkadaşımla fikir alışverişlerine girdik. Onunda anlattığı gibi kitap olabilecek kadar mail attık ve aldık. Bu arkadaşım NFK-Fan’dı. NFK-Fan bir gün şu an bulunduğunuz siteyi yapabileceğimizi söyledi. Bende balıklama atladım zaten.

 

Üstad bir yerden sonra bırakılamaz oluyor haberiniz olsun. Kendinizi sonu gelmez bir deryaya girmeye hazır hissetmiyorsanız hiç okumayın derim.

GA
21.01.2006 23:04
#3

Necip Fazıl Kısakürek…Yaşadıklarıyla ilim deryasından geçip fikir deryasına dalmış olan üstad...

Aslında şiirle aram pek iyi değildir ,dolayısıyla üstadı şiirleriyle tanımadım önce.Zaten çok eskilere dayanmıyor Necip Fazıl hastalığı bende.Bir gün ünlü bir sitenin linkine rastladım ,sonra üye oldum neyse başladım kalabalık forumda karşıma çıkanları okumaya.Okurken tabi arada diğer üyelerin durumunu da görüyorsunuz,o da ne “N-F-K Hastası “Tabi ben anlamıyorum bu nedir böyle diye,sonradan öğreniyorum üstad olduğunu .Bir gün kütüphanede bir kitap ararken elime Necip Fazıl’dan bir kitap geçti,Aynadaki Yalan.İlk kitap...Ama okurken o kadar etkilendim ki ,sanki her kelimesini ayrı ayrı yaşıyordum.Her kelime bende derinleri daha da derinleri işliyordu ve unuttuğum bir dönemi hatırlatıyordu.Ama fikir çilesi işte…Ne unutulur ne unutulabilirmiş,üstadla bunu da anlamış olduk böylece.Anladığımız da tam olarak şu,o zamanlar unutmaya çalıştığınız bitmez sandığınız ,yaşadıklarınızı sizden başka kimsenin bilmediği ve bilse de asla yardım edemiyeceği o zamanların unutulmaması gerektiği.Ne mutlu düşünebilenlere ve fikretmenin çilesini yaşayabilenlere.Üstad bu konuda yaşadıklarını yaşatarak yazma kabiliyeti sayesinde bize yön veriyor ve biz de kendimizi içinden çıkılması ne kadar güç hallere de soksak üstadın eserlerini okuyunca tek olmadığımızı anlayabiliyoruz.”Aynadaki Yalan” bitti,o gece nasıl uyudum ya da nasıl uyuyamadım ,doğrusu anlatabileceğimi sanmıyorum ama derhal bir diğer kitap için kütüphaneye gittim .Hatta arkadaşlar halimi görmüş olacak ki benimle beraber işlerini güçlerini bırakıp kitap aramışlardı.Bir kitap iki kitap derken üçüncüsü…İşte böyle böyle biz de sonunda bir N-F-K Hastası olduk çıktık ,dileriz herkes bu hastalığa tutulsun ve görsün neymiş fikir çilesi…

Saygı ve Selamlarımızla….

CI
21.01.2006 23:35
#4

Selamün aleyküm;

 

Benim hikayem de Ahmet arkadaşımızın ki gibi çok eskilere dayanmıyor.

 

İnternet ile ilk tanıştığımız günler, malum ilk olan aşk gibidir o zamanlar. Bir heyecan, merak istek.. Tabi ben de o merağı ilk olarak chatte aramaya başlamıştım. Gençlik işte. ;) Bir gün, bir ircd serverinde chat yaparken, Samsun’dan bir abi ile tanıştım. Bilirsiniz o ilk tanışma fasıllarını; nereden? Asl? U? Vesaire saçma sapan diyalog ile geçer bu sanal muhabbetler. Lakin konuştuğum şahsa Sakaryalı olduğumu söyledikten sonra bana direkt;

İnsan bu su misali, kıvrım kıvrım akar ya bir yanda akan benim diğer yanda Sakarya.. diye başladı Sakarya Türküsü’nü döktürmeye. Allah Allah dedim kendi kendime, bu adam delimidir veli’midir. Neyse bitirdi bitirmesine koca şiiri chatte ama beni de bitirdi son kelimesiyle; Neden eşlik etmiyorsun? Yoksa bilmiyor musun… Hayda al başına bela :P Utanarak, sıkılarak bir yooo çektim… Ama sanırım o bu yoo yu arsızca algılamış olacak ki; Terbiyesiz, Hadi Üstad’ı tanımıyorsun, Sakaryalısın hiç mi duymadın bu şiiri deyince girdim o an altımda duran iskemlenin dibine, boş insan oluşumuzdan olacak ki yerin dibine bile giremedik hafifliğimizden. Neyse, ben bu azardan sonra kapattım mirci. Düşündüm biraz. Sonra gidip samimi olduğum bir öğretmenime bu şiiri sordum. Sağ olsun bana Çile’yi uzattı gülümseyerek. Okudum okumasına amma boş okumuşum, Kendimi Üstad’ın kitabına layık bir insan bile görmediğimden okurken utanmışım.. Ve hala da utanır, kızarım kendime.. :) Neden daha fazla okumam diye??? O gün bu gündür, okurum arasıra. Ama gene kızarım kendime neden arasıra?İnşallah, yeniden başlayacağım ve yeniden okuyacağım, sindire sindire…

AN
26.01.2006 06:08
#5

walla ben unuttum ama bana Allah'ın en büyük lütuflarından biridir onu tanımış olmak.

AR
27.01.2006 21:54
#6

Valla benim ilginç bir hikayem yok.

 

Lisede çok iyi bir dostum vardı o okuyordu. Bana da gösterdi bi bak şunlara dedi. İlk olarak Çile kitabını aldım. İlk zamanlar anlamıyordum ama hoşuma gidiyordu. Okuduklarıma bir anlam yüklemeye çalışıyordum.

 

Sonra bu kadar basit cümleler olmadığını öğrendim. Tiyatro eserlerinin çoğunu okudum. En çok onlar etkiledi beni. Çünkü onları en azından anlıyordum.

Sonra O ve Ben kitabını aldım. Üstadın hayatını öğrendim. Onu tam anlamıyla tanıdım.

 

Dili biraz ağır olduğu için Aynadaki Yalan kitabını yarıda bıraktığımı hatırlıyorum.

Üstadın tasavvuf konusundaki ciddiyetini anlayınca tasavvufa da merak saldım.

Öyle işte. Biraz daha yazarsam otobiyografimi de yazmış olacam.

 

Selametle..

RA
12.03.2006 20:33
#7

ben üstadı 7. sınıfta tarih öğretmenim vasıtasıyla tanıdım sakarya türküsünü ezberlemiştim sonra bir kopukluk oldu ama lisede tabi int olanaklarının genişlemesiyle araştırma yapma imkanı doğmuştu bana

ilginç tir necip fazıl yazıp biraz karıştırınca affedin kadın bacakları şiirini gördüm ya dedim noluyo

sakarya saf çocuğu masum anadolunun

divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun

diyen bir insan nasıl oluyo deyip biraz canım sıkılmıştı

hatta hüseyin üzmez in kitabını okurken şaşırmıştım

tabi daha sonra üstadın tiyatro eserlerini okudum cok etkilemiştim

araştırdıkça öğrendim öğrendikçe araştırdım ...

n-f-k fan a böyle bir site kurduğu için çok teşekkürler

HS
13.03.2006 01:05
#8

Selamunaleykum arkadaşlar...

 

Benim ustad'la tanışmam biraz garip başladı...Yaklaşık 3-4 yıl önce bir takvim yaprağıyla başlayan ve daha sonra cığ gibi katlanarak artan bir bağ...

 

Dediğim gibi yine sıradan bir gün takvim yaprağını koparırken arkada bir mısra dikkatimi çekti;

 

"Gençliğe güvenip vakit çok erken derken;

belki elveda bile diyemezsin giderken!...

Necip fazıl Kısakürek"

 

Allah'ım bu nasıl bir söz?Kimdi bu Necip Fazıl Kısakürek?O güne kadar sadece adını duyduğum ama hiç tanımadığım bu insan,beni adeta kalbimden mıhlamıştı o mısralarıyla...(Ayrıca bu mısra benim o günkü ruh halime,arayıp da bi türlü bulamadığım ilaç gibi gelmişti...)

O günden sonra bi arayış başladı bende ve Nfk-fan arkadışımızın da dediği gibi yaklaştıkça kendine daha çok çeken,bağlandıktan sonra kopulamayan bir bağ!...Ustad'da beni çeken bi diğer özellik de,benim o güne kadar okuma alışkanlığımın olmaması yani cok uzun okuyamıyor hemen sıkılıyordum..Ama ustad başkalarının belki sayfalarla anlatmak istediğini iki satıra sığdırabiliyordu, bir iki mısrayla çok şey anlatıyordu...Artık ustadı tanıdıktan sonra onu herkese tanıtma hissi ister istemez doğuyor insanda bu büyük insanı,dava adamını herkes tanımalıydı..Ben de o içimdeki bişeyler yapma isteğini kendimce bir site yaparak doldurmaya çalıştım ama bu büyük dava bunla bitmemeli Ustadın "iman ve aksiyon" kitabındaki aksiyon tarafına geçmeliydi..Ben de bu forum sitesine yine ustadla ilgili araştırma yaparken rastladım ve inşallah bu çalışmanın devamı gelip ustada layık bi gençlik olabiliriz duasıyla bitiriyorum ve bu sitede emeği gecen herkesi tekrar kutluyorum...

LA
26.03.2006 15:47
#9

S.A.

bir gün edebiyat dersindeyiz.. edebiyat hocamız üstad'ı çok seviyor ve övüyor.

bende bi türlü onun hayatını veya bi şiirini okumamıştım..

 

lise 2deydim o zamanlar. güzel kouşma dersimizede edebiyat hocamız giriyodu, size Sakarya Türküsü'nü okuyacam demişti ve gün geldi okumaya başladı.. sanki Kabe imamlarından biri Kur'an-ı Kerim'den süre felan okuyomuş gibi içime bi haz geldi.. tam şurayı okurken "Rabbim isterse sular büklüm büklüm burulur" dediğinde gözümden bir damla yaş gelmişti... çok hüzünlenmiştim.. Sakarya'lı değilim ama şiir gerçekten mükemmeldi. eve geldiğimde şiir kitaplarımdan üstadı arıyodum buldum bi kaç tane şimda daha da iyi anlıyordum onu.. tanışma faslım böyle oldu.

M.Akif üstaddan sonraki en büyük şair bence Necip Fazıl'dır...

Selametle...

AN
27.05.2006 17:56
#10

Ahmet abi senin sayende merak sardı ve edebiyat dersim zayıf :):)

NF
27.05.2006 18:00
#11

Selamlar

 

Ciddiysen yardimci olabilirim :)

 

Saygi ve selamlarimla

AC
27.05.2006 18:27
#12
Sonra bu kadar basit cümleler olmadığını öğrendim. Tiyatro eserlerinin çoğunu okudum. En çok onlar etkiledi beni. Çünkü onları en azından anlıyordum.

Sonra O ve Ben kitabını aldım.

 

Aynen kardeşim benimde okuma sıram böyledir.

 

Benim üstad hayranlığım aileden gelme.Allah razı olsun babam bir gün dışardan geldiğinde üstadın tiyatro eserlerinden bir kaçını getirdi ve bana verdi oku diye.

Ardından o ve ben geldi,sonra aynadaki yalan derken müptelası olduk.

O gün bu gündür okumaya çalışıyorum.Aslında körü körüne okumak neye yarar?

Çoğumuz okurken üstadın kastettiğini çoğu zaman kavrayamıyoruz.

Bir kerdeşimiz üstadın oğlu mehmed kısakürek in bir sözünü foruma yazmıştı

"Ben necip fazıl'ın konferanslarla vs.anılmasını değil ANLAŞILMASINI istiyorum"

Keşke üstad ı tam mansıyla anlayabilseydik..

GA
15.07.2006 23:37
#13

Konular zaman içinde arka sayfalara kayıyor ve güncelleme istiyor,takdir edersiniz ki her seferinde güncelleyemeyiz ,iğnelendi.

CI
24.08.2006 22:37
#14

eski bir konu olmasına karşın buraya birkaç cümle yazmazsam içimde kalır diye düşündüm.çünkü bura Üstad ile ilgili birileriyle muhattap olduğum tek yer.

 

sadede gelelim.Üstad'ı bende bir edebiyat dersinde fark ettim.lise 2 de bir şiiri ilişti gözüme gerçi o an pek bir hayranlık duymasam bile

hemen arefesinde izlediğim Üstad'ın hayatının şiirlerinin işlendiği bir tv. programından sonra giderek merakım artıyor,giderek O'nun hakkında yeni şeyler öğrenme isteği sarıyordu beni...

Sonra Üstad hayranı olan herkes gibi Çile'yi aldım.Üstad'ın şiirlerini okudukça kendi iç dünyamda derinleşiyor,o ana kadar hiç uğramadığım,rastlamadığım hayatın girift labirentleri içinde kaybolmuş fikir çilesi dediğimiz sokağı uzaktan dahi olsa fark etmemi sağlıyordu..

 

yani zirvede bir kartopu şeklinde başladı benim için Üstad yuvarlandıkça çığ şeklini alan..

 

 

oh be..rahatlamak dedikleri şey bu olsa gerek.:)

GA
24.08.2006 22:57
#15

Eski bir konu değil,iğneli bir konu yeni gelenler yazsın diye ,lütfen rica ederim :)

ÇI
26.08.2006 11:55
#16

sanırım 8-9 yaşında falandım..muhafazakar bir kanalda üstadın kendi sesinden sakarya türküsü çalınıyordu..orada vuruldum diyebilirim kendisine..anneme sordum bu kim diye o da içini geçirerek "necip fazıl bu çok güzel şiirdir" demişti..ve o gün tanıştım üstadla ve iyikide tanışmışım..kişiliğimin oturmasında ve daha birsürü şeyde çok faydasını gördüm

NE
31.12.2006 00:40
#17

geçen haftaya kadar yalnızca adını duyduğum, severek çile sini okuduğum.. şimdi ise çile sini okurken çoğu zaman gözyaşı döktüğüm.. ne anlatmak istediğini anlayamadığımda delirdiğim.. sözleriyle kalbime tek tek dokunmasıyla gülümsediğim.. :) üstad be..!

E.
12.02.2007 14:09
#18

Geceleri radyo dinlemeyi severim. Yine uzandım yatağıma küçük radyoyu aldık elimize dolaşıyoruz istasyonlar arasında. Sonra bir istasyonda birisi şiir okuyor, ama nasıl bir şiir okuma. Sesinden 60 lı yaşlarda olduğunu hissettiren bir amca şiir okuyor. Ama nasıl bir şiir okuma, insanı yapıştırıyor kendine. Dedim heralde bu şiiri bu amca yazdı bir daha dinlemek mümkün olmaz. Fakat şiirin son anlarında birkaç kelime yakalayıp telefonuma mesajla kaydettim ertesi gün google a yazıp aramak için. Ve telefonuma kaydettiğim dörtlükler şunlardı heralde:

Lugat, bir isim ver bana halimden;

Herkesin bildiği dilden bir isim!

Eski esvaplarım, tutun elimden;

Aynalar söyleyin bana, ben kimim?

 

 

Boşuna gezmişim, yok tabiatta,

İçimdeki kadar iniş ve çıkış.

 

Biricik meselem, Sonsuza varmak...

 

Bunlar aklıma kazınan kelimelerdi. Sonra ertesi gün düşündüğümüz gibi gittik aradık bu kelimeleri karşımıza çıktı "çile" . O anda doya doya bir okudum çileyi. Sonra ekledim msnspace denilen alana. Benimde burdaki arkadaşlar gibi internetten tanıştığım göğsü iman dolu kardeşlerim var. O kardeşlerimden birisine bana biraz okunacak kitaplar tavsiye et teyzede okuyayım dedim. Sağolsun o tavsiye etmeden bana birkaç kitap gönderdi. O kitapların arasında da " o ve ben" . O güne kadar doğru düzgün bir kitap okkumayan ben, birkaç günde bitirdim kitabı. Ama kitabı okurken yaşadığım dinginlği, demleri anlatamam. Ondan sonra başladık Necip Fazıl okumaya. Davasını Gençliğe Hitabesini okuyunca bir tokat yedik tabiiki. O davayı gerçekleştirecek, gerçekleştirmeye çalışacak basiret, güç varmıdır bilemem ama çevrmize ve gelecek nesle aşılamaya çalışacağımızdan eminiz...

MU
13.04.2007 18:38
#19

Üstadın adı, bir hayalet gibi zihnimin bir köşesinde hep dolaşmıştır çocukluğumdan beri. İşin tuhaf tarafı da hakkında hep şu kalıp sözleri duymaktaydım.. “Yazdıkları çok ağır, kolay kolay anlaşılmaz, sıkıcı, vs.. ama kaderin bir cilvesi olarak ben onun kitaplarına gitmeden kitapları bana geldi.

 

Lisedeyken bir arkadaş üstadın Reis Bey adlı piyesini getirdi bana ( hem Reis Bey hem Parmaksız Salih vardı kitapta) Getirme hikayesi de şöyle: arkadaşın yeğenine edebiyat hocası ödev vermiş, kitabı okuyup özetlemesini istemiş, yeğen okumayı sevmiyormuş, arkadaşa rica etmiş okuyup özetlemesi için. Arkadaş da ‘peki’ demiş, ancak ve ancak kitap hoşuna gitmemiş!.. iyi ki de gitmemiş smile.gif Arkadaşım, kitap okumayı sevdiğimi bildiği için kitabı tutmuş bana getirmiş, ( ben de o sıralar, her yana saldırıp eline geçen bütün nesneleri etrafa fırlatan bir deli gibi, elime geçen kitapları hiç düşünmeden beynimin en nadide köşelerine yerleştirip oraları çöplüğe çevirme çağımdayım. Yani cahiliye çağımdayım.) Büyük bir heyecanla kitabı elinden kaptım. İşin hüzünlü tarafı Üstadın ve kitabın kıymetini bildiğimden değil..

 

Ve; kelimelerin ahenginden, cümlelerin derinliğinden mideme yumruk yemiş gibi bir vaziyet içinde kitabı bitirdim. Gözlerimden akan yaşlar da cabasıydı. Özeti çıkardım, arkadaşa teslim ettim. Fakat kitabı vermek gelmiyordu içimden. Kitap okumayı sevmeyen bu insan bu kitabın kıymetini de anlayamayacak ne yazık, keşke kitabı bana hediye etse diye içimden geçirdim, sadece içimden geçti… inşallah o insan da bu deryanın içine giren ve bu deryada yeniden dirilenlerden olur dedim içimden. Arkadaşa da kitabın mükemmel olduğunu ve okumazsa çok şey kaybedeceğini söyledim.

 

Efendim ondan sonra, arkadaş bir gün geldi ve dedi ki : yeğen özeti kaybetmiş, aynısından bir daha istiyormuş ve bana yeniden verildi kitap özeti çıkarılmak üzere. smile.gif

 

Bu olaydan sonra aslında bütün fikirsel, duygusal, zihinsel enerjimle üstadın eserlerine gömülmem gerekirdi fakat öyle olmadı. Denizde damla misali bu tanışmadan sonra bir kopma yaşandı. Lise bitip de dershane dönemi geldiğinde de Üstad hayranı bir arkadaş edindim ve onun sayesinde de Bir Adam Yaratmak kitabını okudum. Ve öss stresi yüzünden gene Üstaddan kopuş.. Sanki bir adım çıkıyordum merdivenden, sonra duraklıyordum. Ve diğer adıma çıkmak için uzun bir zaman geçmesini bekliyordum.. Günler, haftalar, yıllar geçti ve öss zulmünden kurtulunca da yeniden Üstadın kapısını araladım.

CI
13.04.2007 21:16
#20

ah o öss zulmü... benden iyi kimse bilmez herhalde.:)

 

bir yanda içine girmeye mecbur olduğunuz katı-ruhsuz vaziyet, diğer yanda Üstad ile kelime kelime göğe yükseliş merakı.

 

zor... hakikatten zor :)

NF
13.04.2007 23:36
#21

Selamlar,

 

Aman kardeşlerim dikkat edin, şu ÖSS'yi atlatın hayırlısıyla... O gerçekten çok önemli, en azından stresinin kalkması bile az şey değil. Kendinizi bu zaman zarfında menbaalarınızdan tamamen koparmamanız, ÖSS sonrasında bir dönüş yapmanıza vesile olur. Ayrıca ÖSS sonrasında hayatınızda meydana gelecek boşluğu kitap okuyarak doldurmak tercihine de yönelebilirsiniz ki bu harika olur sizler için. Fakat yapabileceğinizin en iyisini yapmak için gayret edin lütfen. Şu bizim achartave gibi yatarsanız şimdilerde sabah akşam çalışmak durumunda kalan onun haline duçar olursunuz vesselam :)

 

Saygı ve selamlarımla

AC
15.04.2007 16:21
#22

Devam et NFK-Fan konuşmaya azaltırsın şu günahkarın günahlarını..

Hem yattığımı kim söylediki günde 15 saatten fazla uyuyamıyorum uykum gelmiyor uykusuz uykusuz dolanıyorum desem yalan olur :)

Yahu insan 24 saat ders çalışamazki arada internete falan giriyoruz. Hem daha yapıcam ben :)

 

 

Bu arada bu konuya konuyla alakasız daha fazla mesaj atmayalım.

IS
17.04.2007 20:58
#23

allah razı olsun.. iyikide üstadı bilmişsiniz ve bu güzelliklere vesile olmuşsunuz .üstadı bu kadar seven yanlıca kendimi sanırdım belki ukalalık olarak anlaşılıcak ama bulunduğum her ortamda üstaddan bahs ederdim fakat insanlar beni anlıyamazlardı.. bazıları eleştirir bazıları küçümserdii... bende kendimi yanlız hissederdim hatta bi arkadaşım benim üstada olan hayranlığımı çok abarttığımı düşünerek üstadın geçmişini anlatan bi kitap göndermişti ama benim sevgim hiç eksilmedi sizleri görünce çok sevindim allah bi kulunu sevince onu bütün aleme sevdirirmişş saygılarımla....

ÖT
04.05.2007 01:04
#24

ARKADAŞLAR BENİM ÜSTADA BAĞLILIĞIM BİRKAÇ RÜYAYLA BAŞLADI

OKUL KİTAPLARINDA İSMİNİ DUYMUŞUMDUR İLK VE RADYOLARDA ONU SEVENLERİN ŞİİRLERİNİ OKUDUKLARINA ŞAHİT OLMUŞUMDUR

BİRGÜN RÜYAMDA ÜSTADI GÖRDÜM EVİNE GİTMİŞİM EVDE YALNIZ O VARDI VE BİZE BİRŞEY İKRAM ETMEK İÇİN UĞRAŞIYORDU ELİNDE TABAKLA GELDİ VE BEN DEDİM Kİ UTANARAK BEN SİZİN ŞİİRLERİNİZİ ANLAMIYORUM HİÇBİRŞEY SÖYLEMEDİ

SONRA UYANDIĞIMDA ÇOK ŞAŞIRMIŞTIM NEDEN RÜYAMA GİRDİ DİYE VE ONA MERAKIM GİTTİKÇE ARTTI VE ŞİİRLERİ DE ARTIK AÇILDILAR BANA (AMA NE KADAR ONU BİLEMEM)...

YA
11.05.2007 01:44
#25

çile ile başladı, çile ile devam ediyor...

RE
17.05.2007 23:11
#26

Selamsız sabahsız giriş yaptım herkese bir özür boçluyum. internetle fazla alakam olmamasından geçen gün üsta'ı arama motorlarında çıkan sayfalardan okurken rastladım. ve iştirak etmeye karar verdim.

Üstad'la ilk değil de esaslı tanışmam liseyi bitirirken oldu. hediseyi hazin kılan mezun olduğum lisenin adı: NECİP FAZIL KISAKÜREK LİSESİ!

 

Memleketim Türkiye dedirten bir durum işte. doğru düzgün kimse anlatmadı Üstad'ı. bir anma töreninde benden sakarya türküsü'nü okumamı istedi lise idaresi. o anma törenindeki coşkun kalabalık (gerçi daha çok güruh benzediğini anladım sonra) beni Necip Fazıl'ı tanımaya mecbur etti.

 

hayatımın geç kalmış bir hamlasini tamamlamış oldum.

 

keşke çok önce tanışmak şerefine erseydim bir çok şeyim başka olabilirdi o zaman.

 

nasip böyleymiş...

AB
07.07.2007 10:43
#27

selam aleykum

 

 

BİZİMKİSİ BİR AŞK HİKAYESİ

YU
04.02.2008 17:57
#28

üstadın ölüm güzel olmasa ölür müydü peygamber mısrasıyla tanıdım ve ona öğrenci olma şerefine nail olmak için çabalamaya başladım layık olmanın pek imkanı olamsada üstadın öğrencisi olmak en azından bu yolda yürümekte büyük şeref...

PU
04.02.2008 19:36
#29

Ben baya ufak tefekken amaç bana siyer okutmak :D Elime verilen birkaç siyeri geri çevirme hadsizliğinde bulunmuş bir kendini bilmez olsam da Çöle İnen Nur'u bir abinin elinde yakalamış,o sana göre değil daha,anlayamazsın,sıkılıp hemen bırakırsın,senin için ağır gibi cümlelere aldırmayıp,okumaya başlamış,sonuna kadar gelip hayırlısıyla bitirmişimdir :D Gerçi daha iyi idrak edebilmek için ilerleyen zamanlarda bir defa daha okudum ama olsun,çocukluğuma verin :D Daha sonrası malum.Üstad çekti kendine beni...Öyle işte... :D

W-
04.02.2008 23:24
#30

onu nasıl tanıdım

nasıl tanıştım

 

bimiyorum

sanki hayatım boyunca içiçeymişim gibi...

DU
06.02.2008 15:47
#31

içimdeki boşluk beni ona götürdü...

inş. ondan da......

06.02.2008 22:26
#32

Üstadla Nasıl Tanıştım?

 

güzel bir soru cevap vereyim bende ...

 

Yıllar önce ÜSTADIN ÇİLE şiirini okudum, ilk okuduğumda böyle birşey nasıl olur dedim nasıl yazılmış bu şiir dedim...

 

ÜSTADIN ÇİLE şiirini okuduğumda daha da bırakamadım gidiş o gidiş

 

Şiir yazmama vesile olmuştur, Her şairin ozanın okuyucunun etkilendiği gibi bende etkilendim...

 

ÜSTAD o bambaşka... Unutamayız unutturmayacağız...

 

ALLAH (C.C) ÜSTADIMIZDAN RAZI OLSUN, MEKANI CENNET OLSUN...

 

amin...

KO
07.02.2008 05:48
#33

Üstad,kendimi bildim bileli sırtımı yasladıgım duvarın kitaplığında raftaydı...hiç bir zaman üstadı tanımaya kendimi hazır hissetmedim,,hep yarına erteledim...bıraz da umursamadım sanırım..ama sagolsun en ıyı tanıtıcı babamdı...üstad dan eksik etmedı bızı..ama asıl arayışım,üstadı bulmak ısteyısımın hıkayesı yakındır..hayatımın daha cok farkına varmamı saglayan,sebeplerımden bırı bana üstadın Kaldırımlar şiirini okumuştu..o da 23 yaşındaydı ve üstad da bıldıgım kadarıyla o yaşlarda yazmıs bu şiiri...hayatın ıkı tercıhten ıbaret oldugu ve ustadın bızzat bu ıkı tercıhı yasamıs ve bıze ulaştırmış en ıyı örnek ve öğretıcı olduğu için hayatın yaşanmış ve yaşanmasına sebep olacak yanlarını aramaya başladım..üstad artık yolcudan zıyade bır hancı...benı,bizi beklıyor..ve ben üstadın yoluna ayak basmış yolcuyum.. şimdilerde üstadın kokusunu hissettiğim en güzel yerlerden birisi bu sıte..ALLAH emeği geçenlerden razı olsun..

ED
17.03.2008 22:00
#34

Üstad'la yüzyüze sohbet etmeyi çok isterdim ençok tanışmayı istediğim insanlardan biri ondan öğreneceğimiz daha çok şey var.

Üstad'la çile şiiriyle çok önce orta okuldayken tanıştım o ne harika şiirler nekadar güzel duygular

bu ülkede üstad yetişir ama Necip Fazıl gibi bir Üstad yetişmez daha bazı kişiler tek dir yerlerine kim gelse doldurulamaz Üstad da öyle kişilerden dir.

En çok hangi şiirini seviyorsun diye sorsanız kesinlikle bir birinden ayırt edilemeyecek kadar güzel şiirler yazılarıda bir okadar güzel, anlatmaya kelimeler yetmez.Bizlere bıraktığı eserlerin herbiri bizim yetişmemize ışık tutacak birer öğretmen.

 

"Allah'ı, Allah dostlarını ve düşmanlarını unutmayınız! Hele düşmanlarını!... Olanca sevgi ve nefretinizi bu iki kutup üzerinde toplayınız!

 

Beni de Allah ve Resul aşkının yanık bir örneği ve ardından birtakım sesler bırakmış divanesi olarak arada bir hatırlayınız!"

 

1973 N.F.K.

ALLAH (C.C) ÜSTADIMIZDAN RAZI OLSUN, MEKANI CENNET OLSUN...

 

AMİN

 

DE
18.03.2008 03:42
#35

Hikayen ilginç ve güzel :) Benim hikayem çok kısa. Trradomir sağolsun, onun sayesinde Necip Fazıl'ın diğer şairlerden ap ayrı bir değerinin olduğunu öğrendim. Öss'de pek sorulmadığı için (sanki çıksaydı tembelliğimden ezberlerdim ya) hiç bakmazdım bile O'na ayrılan cümlelere. Ama Sakarya'yı bilirdim tabi, birde kaldırımları. Büyük Doğu'yu kabataslak bilirdim, şimdi daha iyi biliyorum. Öğrenmeyede devam.

 

Hepsi bu.

MR
23.06.2008 12:52
#36

pek uzun bi süre olmadı 3 veya 4 sene oldu yada olmadı mecazi bir aşk a tutuldum beni yanlışa sürüklemekten başka hiçbir işe yaramayan bir aşk sonra üstadın kaldırımlar ve çile şiirlerini okudum beni çok etkiledi sonra araştırdım kimdir necip fazıl diye baktım siyasi görüşleri ve aşk anlayışı çok farklıydı visal şiirinde visale ermek sevgiliye gerçek olan sevgiliye ulaşmaya çalışan çilesiz suratlara tüküresi gelen o büyük üstad beni mest etti yolun yolumdur üstadım...

FI
25.07.2008 17:04
#37

İlkokulu bitirmiştim bir boşluk vardı içimde ben şimdi ne yapıcam düşüncesi.(SANKİ SONRASI OLMICAKMIŞ GİBİ )

Allahım ben şimdi ne yapıcam? Bir kütüphane buldum devlet kütüphanesi değildi.

hatırlamıyorum ama vakıf kütüphanesi olabilir.

o yaşlarda da seçiciydim başladım kütüphanede dolaşmaya .

ben dolaşırken bi baktım kütüphane görevliside arkamdan dolaşıyo ( hırsız sandı galiba :unsure: )

ama ben aldırış etmedim kitap beğenicem ve NFK işte o adam resmi var kitabın üstünde ( gözlerine baktım )sonrada kitabın içine tamam dedim üyelik şartlarını yerine getirir getirmez aldım kitabı .

ÇİLE aman yarabbi ne çile ...ezberledim bütün şiirlerini (o zaman felaket inekmişim.)

ve bütün serisini okudum.sonrası mağlum kimse konuşmalarımdan bi şey anlamaz oldu vatan millet sakarya dava

zaten sınıf atlamışım yaşta küçük ama arkadaşlık kuramıyorum yaşıtlarımla . endam küçük gösteriyo ama konuşunca abla diyen ablalarım ayrılıyo yanımdan .

sonra mı felaket burda zaten kopuyorum ondan aman be diyorum kimseyle anlaşamıyorum bu konuşmalarım yüzünden ve bırakıyorum nfk yı hala toparlanmış değilim inşallah dua edin de toparlanayım .çünkü ben hala onun hayranıyım.

okulda çok üstüme geldiler (lisede ) yanlız kaldım direndim ama başaramadım .gazete çıkardım onunla ilgili hocalardan azar işittik . arkadaşlık kuramadım suçlusu o demiyorum tabiki ama ancak anlaşıldığınız kadarsınız .anlaşılamadım . şimdide anlaşılacak bi şey kalmadı...tangır tungur içi boş

FI
31.07.2008 18:00
#38

görüyorum ki üstad hayattayken nasıl insanları hidayete çağırıyorsa, ölümünden sonra bile onu okuyarak doğru yolu bulanlar çok.ALLAH üstaddan razı olsun.

ben de hikayemi anlatmadan geçemeyeceğim.benim üstadla tanışmam hemen hemen okumaya ilk başladığım sıralarda olmuştu.kitapları özellikle de şiirleri çok seviyordum. büyükbabamın büyük bir kitaplığı vardı. oraya girer saatlerce bir başıma kitap okurdum.yine bu günlerden birinde ÇİLE yi aldım elime. önce ismi dikkatimi çekti.sandım alıştığımız gibi, biri derdini başından geçenleri anlatmış çile diye.ama kitabı açınca karşıma çok farklı bişey çıktı.şiir gözümde başkalaştı. önceleri ölümle ilgili olanları anlayamıyordum.fakat kısa bir zaman sobra büyükbabamı kaybettim.bir evde birinin ölmesi ne demek o zaman anladım. o zaman ölüm şiirleri bana çok tesir etti.anladım ki ölüm bir yok oluş değil.sonra da ÇİLE başucu kitabım oldu.

orta okula başladığımda hocalarımdan biri kitabı gördü elimde.ALLAH ve ÖLÜM bölümlerini atlayarak, önce diğer bölümleri okumamı, biraz daha büyüdükten sonra da kalan yerleri okumamı söyledi.ama ben o zaman bütün kitabı ezbere biliyordum ve kendimce anlıyordum.bunları anlamayacak ne var ki dedim içimden.oysa şimdi anlıyorum ki üstadı her okuyuşumda yeni şeyler fark ediyorum,keşfediyorum.

ÇİLE yi ancak O ve BEN i okuduğumda anladım(tam olarak anlamak ne mümkün).ondan sonra da devamı geldi. adını her duyduğumda içimde bişeylerin harekete geçtiğini,bütün olumsuzlukların, huzursuzlukların yerini bana ALLAH ı hatırlatan birinin vesilesiyle huzura dönüştüğünü hissediyordum. bir gün hocalarımdan biri. necip fazıl okumayan bir gencin,hayatta bir yanı hep eksiktir demişti.onu tam manasıyla anlayabilmeyi ve o eksikliğimi kapatabilmeyi çok isterim.

ara sıra internette üstadla ilgili şeyleri okurdum.bu site karşıma hep çıkıyordu,ama katılmak sonradan nasip oldu.kuranlardan ve emeği olan herkesten ALLAH razı olsun...

AD
01.08.2008 02:07
#39

Ben ilk lise 3 te okudum ,Mümin ile Kafir adlı kitabıyla başladım bir arkadaşım vasıtasıyla ( görüldüğü gibi oldukça geç maalesef). Sonra şiirlerini okumayı düşündüm, ama bir şairin şiiirlerini anlamak için önce az çok hayatı hakkında bir şeyler bilmek gerektiğini düşündüm , bu nedenle başladım otobiyografi, din tasavvuf ,fikir eksenli eserlerini okumaya , hala da okuyorum ....Hedef bütün eserleri inşallah....Bu arada elimden geldiği kadar dostlarımı nfk tiryakiliğine alıştırmaya çalışıyorum :D , fena olduğum söylenemez yavaş ama emin adımlarla yürüyorum :D

PO
01.08.2008 22:04
#40

Herkesin hikayesi farklı, benimkisi de şöyle;

Takipçisi olduğum bir sağlık forumunda her forumda olduğu gibi yerli yersiz tartışmalar oluyordu..Bir arkadaş vardı, kendisine yöneltilen-tartışma oluşturan konularda kendi fikirlerini pek öne sürmez hep beyitler (Üstad'a ait) yazardı..Ama ne beyitler..Ok gibi saplanıyordu hedef aldığı kişiye..Derken beyitlerin güzelliğine vurulmuş olan ben dayanamadım çok geç kalınmış bir araştırmaya koyuldum..Allah o arkadaşımdan razı olsun şu an onun sayesinde bu aşk bende doğdu..Allaha şükür ki şu internetin bana çok faydası oldu..Üstadı tanımanın t sin de olan ben inşallah gerçekleşmesini beklediğim bir şeyden sonra daha da iyi tanımak için atılımlar yapacağım..Şu an malesef sınav hazırlığı var :D

Bu siteyi kuran, kurmasında emeği geçen herkesten Allah razı olsun..Hakkınızı helal eyleyiniz..

ME
09.01.2009 19:02
#41

Üstad... Kabuğu bilip de kabuğun içindeki özden mahrum olmak gibi, önce onun adını duydum. Onu gerçek anlamda tanıyacağım güne kadar da adından başka bir şey bilmedim. Üstadın Bir Adam Yaratmak eserinde nefis bir tesbit geçer: "Tesadüflerin kim bilir nasıl ve nereden idare edilen son derece girift ve içinden çıkılmaz bir riyaziyesi vardır." İşte tesadüf eseri bir arkadaş Üstadın bir kitabını bana verdi ve Üstadın ruh ve fikir dünyasına ilk adımı öylece atmış oldum. Ne acıklı manzaradır ki, Üstad gibi Müslüman bir fikir ve sanat adamını yetiştiren bu toprakların muhtevasındaki aileler çocuklarının eline Üstadı tutuşturmuyor veya kendileri okuyarak örnek olmuyorlar da (olanları tenzih ederim) iş tesadüfe kalmış bir şekilde ya arkadaştan, ya öğretmenden veya başka bir vesileyle tanışmaya kalıyor. Tabi ki buna da şükür. Çok şükür. Girift ve içinden çıkılmaz riyaziyenin liflerine takılı olmak ne büyük nimet...

S.
06.02.2009 22:26
#42
Geceleri radyo dinlemeyi severim. Yine uzandım yatağıma küçük radyoyu aldık elimize dolaşıyoruz istasyonlar arasında. Sonra bir istasyonda birisi şiir okuyor, ama nasıl bir şiir okuma. Sesinden 60 lı yaşlarda olduğunu hissettiren bir amca şiir okuyor. Ama nasıl bir şiir okuma, insanı yapıştırıyor kendine. Dedim heralde bu şiiri bu amca yazdı bir daha dinlemek mümkün olmaz. Fakat şiirin son anlarında birkaç kelime yakalayıp telefonuma mesajla kaydettim ertesi gün google a yazıp aramak için. Ve telefonuma kaydettiğim dörtlükler şunlardı heralde:

Lugat, bir isim ver bana halimden;

Herkesin bildiği dilden bir isim!

Eski esvaplarım, tutun elimden;

Aynalar söyleyin bana, ben kimim?

 

 

Boşuna gezmişim, yok tabiatta,

İçimdeki kadar iniş ve çıkış.

 

Biricik meselem, Sonsuza varmak...

 

Bunlar aklıma kazınan kelimelerdi. Sonra ertesi gün düşündüğümüz gibi gittik aradık bu kelimeleri karşımıza çıktı "çile" . O anda doya doya bir okudum çileyi. Sonra ekledim msnspace denilen alana. Benimde burdaki arkadaşlar gibi internetten tanıştığım göğsü iman dolu kardeşlerim var. O kardeşlerimden birisine bana biraz okunacak kitaplar tavsiye et teyzede okuyayım dedim. Sağolsun o tavsiye etmeden bana birkaç kitap gönderdi. O kitapların arasında da " o ve ben" . O güne kadar doğru düzgün bir kitap okkumayan ben, birkaç günde bitirdim kitabı. Ama kitabı okurken yaşadığım dinginlği, demleri anlatamam. Ondan sonra başladık Necip Fazıl okumaya. Davasını Gençliğe Hitabesini okuyunca bir tokat yedik tabiiki. O davayı gerçekleştirecek, gerçekleştirmeye çalışacak basiret, güç varmıdır bilemem a ma çevrmize ve gelecek nesle aşılamaya çalışacağımızdan eminiz...

AS
06.02.2009 23:42
#43

selamlar,

 

yahu arkadaslarim ne guzel herkesin bir hikayesi,hatirladigi birseyler var.ben hic hatirlamiyorum bile.ama yillaaaar once oldugunu biliyorum,fakat ustad hayranligimin son bir kac seneye dayandigini soylemeliyim.siz hesap edin kopuklugu....ahhh ahhh

 

selametle

ZH
08.02.2009 00:50
#44

Üstad'ı "Kaldırımlar" ve "Utansın" şiirleriyle tanıdım.Ortaokuldaki edebiyat öğretmenim-sağolsun-hem yazdırmıştı bu şiirleri şiir defterlerimize hem de dinletmişti.Çok etkilenmiştim tabi ama kitaplarını okumam lise 3 teyken yoğunlaştı.

Kitapçıda kitaplara bakarken Üstad'ın kitaplarına ayrılmış raf dikkatimi çekti.Elime o anda Mümin-Kafir kitabını aldım ve rastgele açılmış bir sayfa:

 

"KELİME

 

Boş konuşuyoruz,boş!..Bütün bir ömür içinde söylediğimiz bir milyon kere bir milyon laf,arayıp da bulamadığımız tek cümle için...Arayıp da bulamadığımız,arayıp da bulur gibi olduğumuz,bulur gibi olup da yine elden kaçırdığımız,elden kaçırıp da tekrar bulur gibi olduğumuz,tekrar bulur gibi olur da artık aramaya lüzum görmediğimiz tek cümle için...O cümle nedir,o cümle?...

 

Ben,o cümleyi bilmiyorum.Fakat bütün mevcutlarla beraber,bütün cümlelerin,içinde eridiği ve yok olduğu tek bir kelime biliyorum.Her an söyleyip de hiçbir an hakikatine yaklaşamadığımız ve yaklaşamayacağımız tek kelime...Bu alemde söylemeye değer tek kelime var: Allah...Allah ve onun cezbettiği başka kelimeler...Gerisini işaretle anlatmak mümkün olsaydı daha iyi olurdu."

 

İşte ayaküstü bu paragrafı okuduktan sonra kendi kendime "Mutlaka okumalıyım ben bu kitabı" dedim ve aldım.Neyse efendim okumaya başladım, iyi hoş güzel ama...Anlayamıyorum sanki,ağır geliyor kelimeler,manayı kavrayamıyorum,garip bir yükün altında eziliyormuşum gibi hissediyorum."Şimdi oku sen,geç git sonra bir kere daha okur anlarsın" diye avutuyorum kendimi o anda.Söz vermiştim kendime ama.Gene okuyacaktım, daha iyi anlamış olacaktım ki okudum da çok şükür...Gayemiz tüm eserler...Allah muvaffak etsin...

KA
06.03.2009 22:48
#45

Sanıyorum 6. sınıftaydım o zamanlar...

Elimde (şuanda masamın üzerinde durup bana bakıyor eski bir arkadaş, dost misali) 1992 basımı maddiyatta eskimiş, ama içindekiler aah o içindekiler bir zerre canlılığını yitirmemiş bir Çile var. Kendimi bildim bileli edebiyat, şiir, tiyatro vs. hoşlandığımdan böyle edebi okumalar yaparım. O vakitlerde okuyoruz Üstad'ı ama o kimdir, necidir bilmem sadece ismini duymuşum.

Daha çok kafiyeleri, ölçüsü, kısaca tarzı ilgimi çekti, birde derinlemesine anlayamasamda yüzeysel olarak anladığım mevzular. Onu bir şair olarak sevdim...

Gel zaman git zaman araştırmaya, sorgulamaya başladım, kimdir bu adam delimidir velimidir diye?

Öylece başladık Üstad'ı tanımaya. Ne kadar okusakta onu kim anlayabilirse artık.?!

Allah'a şükürler olsunki bugün etrafta çileden şiirler okuyoruz, abudik gubidik insanların değil.

A.
20.03.2009 21:57
#46

Sagopa Kajmer ve Kolera röportajı sayesinde daha çok ilgilenmeye başladım.

18.06.2009 16:54
#47

selamun aleyküm...

 

Üstadla 9.sınnıfta abim sayesinde tanıştım.Gerçi abim çok daha önceden ilgileniyordu ama dışarda okuduğu için pek istifade edemiyordum kendisinden.Ona olan hayranlığımın ilk sebebi;islam uğruna ömrünün nerede ise yarısını mahkum olarak geçirmesidir.Abimin babamla olan o koyu sohbetleri Üstadın çok farklı olduğunu gösterdi bana.Araştırmaya,okumaya başladım Üstadı.Yine Üstadla ilgili bir şeyi araştırırken bu site çıktı karşıma.ikinci sebep ise şu sözü oldu:

''Siz bana gerçekten yok olan bir şeyi gösterebilir misiniz ki yoku ispat edebilesiniz.Gösterebilecek olsanız,zaten o şey yok değil,var olur.Gösteremeyince de yok demeye imkanınız kalmaz.Allah'a yok diyebilmeniz ayrıca ispat ediyor ki,o 'var'ın ta kendisidir...''

İsminin önüne herhangi bir sıfat dahil edemediğim keskin zekalı,büyük şair,Üstad...

Rabbim nur içinde yatırsın inşallah.

 

selametle.

IB
18.06.2009 18:56
#48

s.a.

ben 18 yaşındayım şuan.. lise 4ten yeni mezun..

lise 1e geçtiğim yaz 'çöle inen nur'u okudum.. daha önceleri hep peygamber efendimiz'in hayatını okuduğumdan kitap bana tekrar gibi geldi. ama kitaptaki anlatıma bayılmıştım.. hele huneyn gazasının ganimetlerini anlatırken ...köle ... hayvan... ve tepeleme gümüş.. lafı beni çok etkiledi neden bilmem... ama kitabın yazarının necip fazıl olduğunu ve onun kim olduğunu bilmiyordum.. resmi vardı sakallı. çok sevmiştim o kadar.

lise ikinin sonunda edebiyat hocama incelesin diye bir kaç şiirimi verdim. bir kaç iltifattan sonra necip fazıla benziyo çok mu okudun dedi.. bende sadece güldüm o kada. necip fazıl kimdi ne bileyim..

o yaz kadıköye giden kuzenime necip fazıl ın o ve ben eserini ısmarladım.. ama ben ve o diyerek söylemiştim oda ara ara istediğim kitaba en yakın o ve beni bulup aldı.. bi çırpıda okudum bitti . arvasi hazretlerine ilgim arttı..

sonra okuduğum eserlerinin listesini ben bile tutamaz oldum. msn de hep necip fazıl ın resmi durur.. herkese dedem derdim.. hala derim.. bir kaç kez rüyama girip bana oğlum diye hitap etti ve bana merak ettiğim bir konu hakkında kitap tavsiyede bulundu.. bende sultan'üs şuara mahlasına ibni (oğlu) eklemesini yaparak kullanmaya başladım ve ibniss de buradan doğdu.. allah ondan ayırmasın inş...

18.06.2009 20:03
#49

Günlerden bir gün, Google’ye Necip Fazıl Kısakürek yazınca nelerle karışılacağımı merak ettim. Ben oraya Üstad’ın ismini yazdım, önüme Nazım Hikmet’in bilgileri serildi. O zamanlar böyle tuzaklar oluyordu, internet ortamında. Hani siz ahlak yazsanız, neyse… Netice-i kelam, şeytanın bin bir türlü hileleri var…

 

Araştırmayı biraz daha derinleştirince, N-F-K.com adresini buldum ve inceledikten sonra siteyi, hemen buraya üye oldum. Sonra araya uzunca bir fetret devri girdi. Uzunca bir uyku hali, diyelim…

 

İlginçtir ki, ‘şiir’ başlığı altında Google’de bir araştırma yapmak istedim. Allah Allah işte… Karşıma N-F-K.com adresi çıkıverdi. Hemen üye olmak istedim de, olamadım. Meğerse bu adrese daha önce üye olmuşum. Ne var ki, unutmuşum… Neyse ki, mail adresime şifremi istedim.

 

‘Şiir’ başlığı altında araştırma yaparken ikinci kez diyelim, bulduğum bu güzel adresin ana sayfasında Üstad adına bir şiir yarışmasının yapılacağının duyurusu vardı. Hemen bir şiirle katılmak istedim. Katıldım da…

 

İlk önce Üstad’ı tanıtım, sonra bu siteyi…

 

Müdavimi olduk buranın, o gün, bugün…

FU
18.06.2009 22:35
#50

ortaokul da resim dersi görüyordum hoca bana ödev verdi elişlerine pek becerim yoktur.saolsun belkide az da olsa o vesile oldu burada olmama.herkese bi kitap verdi ve banada üstadın ÇİLE veya YENİÇERİ kitaplarından birini oku dedi.nedenini anlamadım.niye dedim ikisinden biri yeniçerinin üzerinde tam resimlik bi kitap var dedi çiledeki şiirlerdende alternatifin çok olur dedi.araştır bul dedi.peki dedim.eve gittim kaderin cilvesidir annem de o gün tekrardan çile kitabını okuyormuş.bende aldım ve o gece bitirdim.hiç duymamıştım ismini.o zamana kadar.ama şiirler etkileyiciydi onu biliyordum ama o şiirleri nasıl resme dökebilirim dedim.bi kaldırımları düşündüm aklıma bişey gelmedi düşündüm bide yeniçeriye baktım onun kapağı resim için yatkındı neyse birazda yardım alarak:D bi şekilde çizdim.o hikaye orada kaldı ondan sonrasında artık necip fazılı biliyordum ortaokul sınavını bi kazanıym diğer kitaplarınıda hakkıyla bi okuycam dedim ama o hikaye orda kaldı furkan unuttu. :(

 

 

neyse sınavı kazandım ama okumuyordumda araştırmıyordumda artık unutmuştum necip fazılıda sayısal bölümünü seçince tamamen unutmuştum.daha sonra seçmeli tarih dersi eklendi bayan hocamız kulakları çınlasın necip fazıl hayranıdır(şaka şaka).tarihi yanlı anlatıyodu resmen siyasete vuruyodu işi.komünizmi benimsediğinide kendi ağzıyla söylüyordu.ezan duyulunca pencereleri kapatıyodu.vs.. o önemli diil ama her şerde bi hayır vardır hesabı tarihden birilerinden bahsederken nazım hikmetten hemen sonra söz dönüp dolaşıp necip fazıla geldi şöyle amerikancı ipda-c falan filan dedi.bende o hırsla internete girdim siteyi bi şekilde buldum ama siteye hemen üye olmadım.sonuçta necip fazılın inançlı bi şair olduğu ne kadar tamamını hatırlamasamda şiirlerinden bazıları aklımdaydı.sonra bu vesileyle bu siteye bi şekilde üye oldum iyiki de olmuşum.selametle

İS
25.06.2009 18:37
#51

Benim Üstad'a Aşık Olmam İlk Aşkımın Eseridir Aslında. 6. Sınıftayız Bir Kıza Aşık Olduğumu Sanıyor Geçiçi Bir Hevesat Ve Izdıraba Düştüğüm İnancı Gün Geçtikçe Güçleniyordu. Babam Farketmişti İlk. Sonra Güldü Geç Dedi KArşıma Biraz Sohbet Etti. Sonra Hayatımda İlk Ezberlediğim Şiiri Okuttu.

"BEKLENEN"

Sanki Beni Anlatıyordu. Kitaplığımızda Üstad Rafı Ayrıdır. Birde Salonumuzda Üstad'ın Gençliğe Hitabesi Parlak Bir Çerçevenin İçinde Gelenlerin Gözüne Sokmak Amacıyla Koca Koca Harflerle İşlenmiş; Babamın İnce UStalığıydı. Sonrasında Aileden Gelme Kitap Okuma Alışkanlığı Bendede Zuhur Ettti. İlk Okudugum Kitaptı "ÇÖle İnen Nur".

Dedemin "Bu Adam'a Hürmet Ediniz." Nidaları Sonucu da Babam Aşık Olmuş. 6 Kardeşiz Hepimizde Aşığızdır Üstad'a. Ufkumuzu Hayatımızı Ve Kendimizi Sayesinde Belirledik....

Rabb'im Ondan Razı Olsun...

12.12.2009 10:02
#52

2001'in ilkbaharı...Birazdan çıkacağım öğle teneffüsünü iple çekerken, oturduğum sıranın bile alışık olmadığı bir fikir geliyor aklıma: Zil çaldığında bir kitabevine gidip, kitap satın almak...Haydaaa!Buda ne demek? O güne kadar okuduğum kitap sayısı, Maradona'nın kendi kalesine attığı gollerden daha az olduğu için şaşkınlığım had safhada.Aklımda ne bir yazar adı ne bir kitap ismi...'Adı hoşuma giden olursa alırım' diyorum kendi kendime 've bu bir roman olmalı.' Yıllardır üstünde oturduğum sıram, gözlerime bakıp soruyor: 'Senelerdir bomboş ve yalnızdım; yenimisin sen talebe?'

 

Zil çaldığında, sınıftan yavru ceylan gibi kaçıp,seke seke çaydan geçip, halhalcıya aman kitapçıya giriyorum.Gözlerim kitaplarda, daha doğrusu isimlerinde.Ve işte o an, yıllar sonra şaşkın duygularla hatırlayacağım birşey oluyor:

 

Rafları tek tek gezerken o isme rastlıyorum: Çile...Kitabı elime alıp sayfalarını karıştırıyorum.O sırada işyeri sahibi yanıma geliyor (genç bir adam) ve soruyor:

Necip Fazıl'ı severmisin?

Ah!..İşte bu cümle!İşte bu cümle ki şimdi beni nasılda duygulandırıyor.

Hiç okumadım. diyorum.

Okumanı tavsiye ederim, şiirleri çok güzeldir.

Teşekkür ederim.

 

Yanımdan ayrılıyor.Birkaç dakika kadar daha elimde duruyor Çile.Sonra usulca yerine koyup, başka hiçbir kitaba bakmadan dışarı çıkıyorum.Sınıfa girip sırama oturduğumda, ona sesleniyorum:'Ben geldim!Yeni talebe!'

Ses yok...Üstü yine bomboş...

 

2004 Ağustos...Yılların biriken yorgunluğu,günahkar bedenimi daha bir taşınmaz hale getirmişken;sessizliğe gömülmüş,içine kapanık çocuk kalbimle etrafımda olup bitenleri anlamaya çalışıyor; ifade edemediğim duygularla boğuşuyorum.Deplasman...Tam bir deplasmandayım.

Defterimde (bundan sonra) diyebileceğim hiçbir sayfa yok.(Bir defterim varmı onuda bilmiyorum) Henüz taşımadığım için ağırlığını hissetmediğim; fakat bana ait olan bir yük, yıllardır açılmamış eski bir sandık gibi odamın köşesinde duruyor.'Neden güneş ışınlarının odama girmesine engel teşkil ediyorsun terbiyesiz herif!' diye sitem ettiğim pencerem,yüzüme bakıp istihza ile gülüyor: 'Bir yarasa, yeryüzünün tümünü aydınlatan güneş çeşmesine ancak sırtını döner.Seni kan görünce eli ayağı tutulan tersinden drakula seni!Şirazlı Sadi'nin bu vecizesinden kendine mutlaka bir hisse ayır.İktisadi tabirle abad olursun.!

 

Birgün bir akrabamın evinde; onun o zengin kitaplığına bakarken...Çile'ye rastlıyor; 3 koca senenin pişmanlığını henüz kirpiklerinde hissetmeyen gözlerim.Dün gibi aklımda.Beni üstad'a bağlayan ilk şiir: Yattığım kaya...Ve bana 'bir zamanlar neleri kaçırmışsın bakta gör hımbıl herif!' dedirten Dönemeç şiiri...Öyle bir şiir ki; üstad'ın tasvir ettiği o kadın, o adamlar, o tabut...Her biri, eski bir filmin parçalı bulutlu o değişik hali gibi capcanlı gözlerimin önünde...Çarpıldım,sendeledim ve o halde eve gittim.

 

18 Ağustos günü; şaşkın bir define avcısının, 3 yıl önce farkına varmadan kenarından geçtiği hazineye; şimdi yerini biliyor olmanın verdiği sevinçle ve 'ulan üzülsem mi acaba' duygusuyla gidiyorum.İşyeri sahibi dükkanda olmadığı için, ona bir zamanlar yapmış olduğumuz o konuşmayı hatırlatamadım ve tavsiyesine uymadığım için pişman olduğumu söyleyemedim.Çile'yi alıp doğru eve gidip odama kapandım.4 günde bütün şiirleri 2 yada 3 kez baştan sona okudum.İhtişamlı bir sarayın altın kaplamalı kapısından içeri, yontma taş devrinden çıkıp gelmiş Barni Moloztaş gibi girmiştim.Bu nasıl ahenk,estetik,zarafet...Kılıçtan keskin bir kelam gücü...

 

Çile beni öyle bir hale soktu ki; o bir kumsaldı, bende çekildiği zaman hemen geri gelen dalgalar gibiydim.Elimde Çile,önümde renkler diyarı,kalbimde çığ gibi büyüyen sevinç,hüzün,pişmanlık,sonsuzluk...

 

5-6 ay kadar sonra Çile'yi tanıdığım kitaplıktan, Çöle İnen Nur,Son Devrin Din Mazlumları ve Öfke ve Hiciv adlı kitapları ödünç aldım.Okuduktan sonra geri vermedim :) Şaka şaka, verdim tabii...Bugüne kadar benden ödünç kitap alıpta hala geri getirmeyen şeker pancarları gibi davransaydım hiç hoş olmazdı doğrusu.

 

Ardından Cinnet Mustatili...Hemen ardından Aynadaki Yalan...Uzun bir ara...2006 ortalarından itibaren üstad'ın kitaplarını sürekli almaya başladım.Her kitapta farklı bir dünyaya uçuyordum.

Hiç unutmam.O günlerde bir akrabama şöyle demiştim:

Abi, Necip Fazıl'ın 22'nci kitabını yeni bitirdim.Ya böyle birşey olamaz, muhteşem...

22'nci kitabı dediğim için şaşırmıştı.Bana şöyle dedi:

Sizdeyken biraz karıştırmıştım.Dili çok sağlam; fakat ağır geldi bana.

O böyle söyleyince aklıma üstad'ın Çerçeve1'deki 'Kolay Cümle' adlı günlük fıkrası geldi:

 

Bazı dostlarım bana demiştir ki:

Yazılarını kolaylıkla anlayamıyoruz.Bazı cümleleri birkaç kere okumak lazım.Biraz daha hafif yazamaz mısın?

Bazı düşmanlarım da şöyle buyurmuştur:

Ne dediği anlaşılmayan adam! Muvaffakiyetini anlaşılmamakta arayan, zikzaklı, dolambaçlı, çetrefil cümlelerde kıymet vehmeden yazıcı!

Demek ki, bazı dostlarımla bazı düşmanlarım arasında yalnız nezaket farkı var...

 

Bunu ona söylediğimde hayranlıkla gülmüştü.

 

Neydi o günler!..İlk olarak O ve Ben'de,sonra Kafa Kağıdı'nda ve en sonra Bir Yalnızlık Gecesinin Vehimleri adlı hikayede adını duyduğum Selma...O ve Ben'de okuyunca duygulanmıştım, Kafa Kağıdı'nda bu biraz daha yoğun olmuştu; fakat Bir Yalnızlık Gecesinin Vehimleri'ndeki şu satırlarda:

 

...

Ta karşımdaki duvarda, kızkardeşimin ufak bir fotoğrafıyla,büyükbabamın adam boyu,yağlı boya resmi vardı.İki ölünün resimleri...

Gözlerim resimlerden maziye aktı.Kızkardeşim elinde fafifçe ısırılmış bir elmayla yanıma geldi ve bir ayağını arkaya,bir elini omuzuma atarak yalvarmaya başladı: Kuzum ağabeyciğim,büyükbabamın sana verdiği bir lirayı ver de,sana bu elmayı vereyim.Biraz ısırdım amma ziyanı yok.

 

Tam anlamıyla alt-üst olmuştum...

 

Rica: Üstad'ın okuduğun kitaplarında seni etkileyen şeyleri tek tek anlatır mısın.

Cevap: Bunun yerine sana Üstad'ın okuduğum tüm kitaplarını vereyim; sayfaları,kelime atlamadan tek tek oku.

 

Az sayıda da olsa, üstad'ın hala okumadığım kitapları olduğu için kendime 'şu gaflete bak! Bu çocuk delirmiş olmalı' diye sitem edesim geliyor.Gerçi sevindirici bir durum.Aynı ağaçtan daha önce hiç tatmadığım meyveleri tadacak olmam; bunun bilinciyle beklemem müthiş bir duygu.Bu arada üstad'ın bütün kitaplarını okuduktan sonra inşallah bir kez daha okuyacağımı buradan bütün kamuoyuna, Birleşmiş Milletlere, Nato'ya, Antartika Kıtasına, Dostoyevskiye ve Monako Prensliğine, adımlarımı hızlandıran o tuhaf heyecanla duyurmaktan gurur,onur,sevinç duyarım.(Hepsini olmasada birçoğunu inşallah okuyacağım)Yüreğime manalarını bir resim gibi çizmeden; okuduğum onca şey çoktan uçup gitti çerçevemden.Atlas Okyanusunu yüzerek değilde gemiyle geçtiğim için belki...

 

Alabilene dünyaları verecek kadar büyük, anlayabilene en girift sırları izah edecek kadar deha, ölebilene gerçek yaşamın ne olduğunu gösterebilecek kadar ölümsüz bir üstad...Allah ondan razı olsun.

 

Hususi bir not: Bundan sonra 2001 yılında bir kitapçıya girdiğinizde,kitabevi sahibi yanınıza gelip 'Necip Fazıl'ı sever misin?' diye sorduğunda 'tanımıyorum' gibi -hadi ordan- dedirtecek bir cevap verir; onu tanımak için 2004'e kadar 3 yıl adım atmadan yürümeye çalışırsanız gerçektende ayıp etmiş ve 3 değerli seneyi malum şahsiyetler gibi heba etmiş olursunuz.Erkenden uyarayım diyerek sorumluluğumu yerine getirmiş olmanın haklı gururunu yaşıyorum efendim...Şimdi kaçtayız...2009...2001'e 8 yıl daha var.Biraz erken uyarmışım ama ziyanı yok.

YU
15.12.2009 13:13
#53

Ben onunla tanışmak için çaba sarf etmedim aslında.... Kader denen nehir beni onun kucağına itti Ya rab bundan büyük lütuf olabilir mi ? diye sorarım ve düşünürüm islam yoluna böyle bir mürşidle düşmekten daha büyük nimet olamaz... hele benim gibi bir marka müslümanı için

IB
15.12.2009 18:59
#54
düşünürüm islam yoluna böyle bir mürşidle düşmekten daha büyük nimet olamaz

 

Mürşidinizin kim olduğunu öğrenebilir miyim?

YU
17.12.2009 23:25
#55

Üstad elbette sevgili kardeşim Üstad necip fazıl kısakürek , gerçek bir tarikat ahlakı ile değil lakin onun eserleri bir deniz feneri bende bir taka kayalara çarpmamam için önümde ışık o benim...

BA
19.12.2009 20:32
#56

Kim var ? sualine sağına soluna bakmadan-ben varım diyebilen bir gençlik...

 

Üstad'ın şiirlerinden çok düzyazıları beni etkiledi.

 

Ehli Sünnet müdafiiliği, sufi aşkı ve bunları bir ideolocya ile yuğurması mükemmeldi.

 

"Fıtrat" Üstad'ı işaretledi, ve "ben" de geldim.

RA
20.12.2009 16:13
#57

Üstad ile tanışalı takriben 6 sene oldu... fakat kesik kesik daha önceki zamanlarda da Üstad hep zihnimde, hayatımdaydı. Çile ile ilk keşfim oldu, sonra Milli Türk Talebe Birliği'ne merak sardım ; ondan sonra ideolocya ve Büyük Doğu fikrine yöneldim... Cemiyetimizde örnek şahsiyet yokluğu var; hele ki lise gençliğini içinde bulunduğu boşluktan çekip alacak örnek şahsiyetler tanıtılmıyor, anlatılmıyor ; en büyük sorunumuz bu galiba... Bir başkasının teşvikinden ziyâde, aradığını ancak yine sen bulabiliyorsun.. Bir arama hâlindeydim.. Örnek şahsiyet ararken, muazzam fikirleriyle Üstad karşıma çıktı... gerisi malûm... Üstad'ı anlamak zor iş, halâ anlamaya çalışıyorum... :)

MU
30.01.2010 04:04
#58

Elinize sağlık. Güzel bir fikir üstad için forum açmak. İnşallah güzel sonuçlara vesile olur.

MU
30.01.2010 04:10
#59

Lise yıllarımızdı. Yatılı okuldaydık. Akşamları etüt saatinde elektrikler kesilince hemen 10-15 kişi toplanır marşlar söylerdik. M.S.Baskan çöp kutusunun üstüne çıkar üstadın "Sakarya Türküsü"nü okurdu. Üstad Necip Fazıl'la ilk tanışmamız buydu. Sonra "Zindandan Mehmed'e Mektup", Çile... Şiirler yetmez. "Son Devrin Din Mazlumları" ve diğer eserleri.

 

Allah'ı rahmeti üzerine olsun.

Kabri cennet bahçelerinden bir bahçe, mekanı cennet olsun.

KA
28.06.2010 23:17
#60

R.T. Erdoğan'ın kendi sesinden Zindandan Mehmed'e Mektup'u dinledikten sonra yarattığı duygu sonucu "bunu yazan gerçek bir sanatkar" diyerek yola çıktım ve sonunda şairliğin cüce kaldığı gerçek sanatkarlıkla tanıştım.

Kim olduğunu anladıktan sonra sanki yakınımda olan bir fikirdaş bulmuş gibi oldum. Okuyarakta bilgimi genişletmiş, düşüncelerimi daha kolay dışa dökebilmekteyim.

 

Allah o büyük üstad'dan ve yakın dost'tan razı olsun.

KA
21.12.2011 20:31
#61

9.sınıftayım içimde bir edebi aşk var ama yalnız edebiyata. Önce nazım hikmet okuyorum onu duymuşum okuldan,o empoze edilmiş körpe beynime şiirlerdeki ton güzel ama eksik,yavan olmuyor arıyorum bir çok şair sonra babam bırak onu diyor. Tutuşturuyor elime ÇİLE 'yi okuyorum ve sonra çeşmenin menbaına ağzımı dayıyorum bir daha da Allah'ın izniyle çekmeye niyetim yok

YA
08.11.2012 17:33
#62

Üstad'ı tanımamda atılan ilk adım ortaokul yıllarıma dayanıyor.Ortaokul yıllarında hayat tarzını çok beğenip benimsediğim matematik hocasının,çocukluk hevesiyle tuttuğum şiir defterime yazdığı bir şiir.Üstadın benimsemem de yüreğime düşen ilk kor.Yazılan şiirin kime ait oluşunu araştırma sürecim kütüphane kütüphane dolaşma maceralarım....Ve Üstadı bulmuş olmanın sevinci...Aile ahalisinden nadide insanın Üstadı anlatması,benimsetmesi...Okuyuş ve bir daha kopamayış... :)

 

Hım bu arada o şiir ???

Ne görsem ötesinde hasret çektiğim diyar, kavuşmak nasıl olmaz, madem ki ayrılık var?