Üstad...
Her damlasında bir fikir, bir çile, bir bilgi barındıran, 20. yüzyılın gördüğü en büyük ve en az anlaşılabilmiş mütefekkirlik, şairlik, yazarlık, manevî babalık okyanusu...
Geriye dönüp baktığımda, şu güne kadar geçirdiğim, kaybolmuş, yok olmuş onca sene içerisinde, beni etkileyen en başarılı kelime sihirbazı... Son model, defolu ürün vermeyen zekâ makinelerini sürekli çalıştıran faal bir fikir fabrikası...
Onunla haşırneşir olmaya başlayalı yolunu bulmanın yoluna giren kişiliğim, inşallah onun sayesinde zirveye ulaşır...
9 yaşındayım...
Ailemden bir kişinin katıldığı bir kampın ardından dağıtılan "Necip Fazıl'ın kendi sesinden şiirleri" kaseti elimde...
Dinliyorum... Derinlerden gelen bir ses, özenle seçilmiş müzikler... Fakat hepsinden önce, beni celbeden ve özellikle, "...meclisinin duvarında 'Hakimiyet Hakkındır!' düsturuna hasret çeken,, gerçek adâleti bu inanışta ve hâlis hürriyeti, hakka kölelikte bulan bir gençlik!..." cümlesiyle beni göklere yükselten mükemmel bir hitabe... Ve bu yaşımda, mânâsını pek iyi kavrayamasam da, yüreğimde, geleceğe dönük ve her an bitmeyi bekleyen bir Üstad sevgisi tohumunu filizlendiren Destan, Sakarya Türküsü ile Zindandan Mehmed'e Mektup...
Derken Necip Fazıl'sız geçen uzun bir ara...
Kopuyorum Necip Fazıl'dan...
9. yaşımdaki o deneyimimden sonra sevgi beslediğim Üstad'ımdan kopuyorum...
Ondan, eserlerinden, "kendi sesinden şiirleri"nden uzaklaşıyorum... Fakat sevgisinden asla!..
Ve derken tesadüfen açık bulunan bir radyo... Yaşım 13... Birisi, ismini bir yerlerden duyduğum Büyük Doğu ve onun ideoloğu Necip Fazıl'ın, vefâtının x. yıl dönümünden bahsediyor...
Daha önceden aşina olduğum, fakat muhtevasını bilmediğim "Büyük Doğu" ismini duyunca soruyorum: Büyük Doğu'yu kuran Necip Fazıl mı? Peki büyük Doğu ne?..
2 cümlelik basit bir izah...
Fakat benim içimdeki Üstad muhabbetini körükleyen bir 2 cümle... Soruma cevap olabilmekten çok uzak bulunsa da, beni Üstad'ın kollarına doğru iten son görünmez tezahürdür bu... Bundan sonrakileri ise gâyet açık...
Bir zaman daha geçer aradan...
Ben Üstad'dan uzaklaşmamışımdır bu sefer... Belki yaklaşmamışımdır, fakat ona ait en ufak bir söze büyük bir ilgi göstermeye başlamışımdır...
Nihayetinde, bilgisayarda gelişebilmek için, benden yaşça, bilgice, sahip olduğu arşivce üstün olan bir büyüğümden, içerisi genellikle bilgisayar eğitimiyle ilgili dökümanlarla dolu olan bir CD alıyorum...
CD'yi açıyorum...
Zipli paketin içinden çıkan, Teleport Pro ile indirilmiş, çoğu bilgisayarla ilgili olan siteleri inceliyorum...
Ve free bir site çekiyor dikkatimi... Önce pek giresim gelmiyor o geniş arşivde... Fakat bir şeyler beni bu siteyi incelemeye itiyor.
Açıyorum index'i...
O da ne?
HTML, DREAMWEAVER, JavaScript derslerinin arasında, Üstada ayrılmış bir bölüm de var!..
Kaçırmıyorum...
Tabiri caizse abanıyorum...
Üstad beni gittikçe kendine çekiyor... Varıldığında, "kurban"ını saadetler içinde boğacağa benzeyen bir karadeliğe tutulmuşcasına, zevkle çekiliyorum O'na doğru...
Ve bu güne kadar büyük şairliği dışında tanımadığım özellikleri çekiyor dikkatimi, eser listesini okuduğumda...
"Meğer Üstad sadece şiir yazmıyormuş!" diyorum... Evet, onun adı artık "Necip Fazıl" değil benim için... O, "ÜSTAD"!...
Plânlamakta olduğum, belki de 10. site projesine, Üstad'la ilgili bir bölüm eklemek geliyor aklıma... "Elimde sadece şiirleri var ama, ileride ben onun bir iki kitabını da alırım ve onları da yayınlarım!" diye düşünüyorum... Derken vasiyeti ve o ilk dinleyişimde beni başka bir âleme götüren Gençliğe Hitabe'yi de, şiirlerden ayırmak geliyor aklıma...
Çörekleniyorum bilgisayarın başına...
Günlerce uğraşıyorum...
Ve yapıyorum o bölümü... Üstad bölümünü hazırlıyorum!..
Fakat o onlarca projemde olduğu gibi aksiyon bulamayan atılımımı benden başka kimse göremiyor... Göremesin de zaten, şu anlık bunun hiçbir önemi yok... Ben görebiliyorum ya, o yeterli!..
Sonunda, hakkında, "bir-iki kitabını alırım" dediğim, "ileri" olarak nitelediğim zaman geliyor.
Soluğu, Bir kaç arkadaşımla SultanAhmet kitap fuarında alıyorum... Kararım, "Ulu Hakan II. Abdülhamid Han" ve, ismini hatırlayamadığım, "Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu açıklayan bir kitap"... Bir Ramazan ayı, ve iftara yakın...
Soruyorum, soruşturuyorum, Büyük Doğu Yayınları'nı buluyorum. İlk önce, "Ulu Hakan II. Abdülhamid Han"ı istiyorum, daha sonra o ismini hatırlayamadığım kitaba geliyor sıra... Görevli bana birkaç isim sayıyor.. Aman Allah'ım!.. Bunların hangisi reddedilebilir ki?..
Hiçbiri...
Fakat...
Ortalığı mahveden kelime, "fakat"...
Maddî durum yeterli değil o anda!.. Hepsini almam imkânsız... Kalınlığını göremediğim Ulu Hakan isimli eser 11 milyonsa, yandım ben!..
Sonuçta o kitabı da söylüyor görevli kişi /(Türkiye'nin Manzarası).. Ve alıyorum... Param artıyor, "Öfke ve Hiciv"i de alıyorum.
Eve geliyorum.. İlk fırsatta tarıyorum, okuyorum.
Üstad beni kendine çekmeye devam ediyor...
Karadeliğe yaklaştığınızda hızınız artar ya, aynen öyle bir değişim, gelişim oluyor bende de... Büyük bir iç huzuru ve arzu ile, başındaki "kara" sıfatı ile kazandırdığı, 180° farklı bulunan o karadeliğe koşuyorum...
Okuyorum, okuyorum, derslerime dahi çalışmaz oluyorum ve okumaya devam ediyorum...
Okudukça Üstad'a yaklaşıyorum. Farkına varıyorum ki, benim ifade etmekte çaresiz kaldıklarımı, yani yaşadıklarımı Üstad ifade etmiş, o da yaşamış... Gittikçe kendimi buluyorum onda... Üstad, bir ayna oluyor bana...
Aylar yılları kovalıyor...
10'larca kitabını okuduğum Üstad'la ilgili birşeyler yapmak, onu, ondan bîhaber olan, veya onu anlayamayan kimseye tanıtmak için üzerime görevler düştüğünü düşünüyorum...
Tam o sırada...
Görev aldığım büyük bir sitede, bana gelen bir PM hayalimi gerçekleştirmemde bana kolaylık sağlayacak, bana kelimenin tam mânâsıyla bir "arkadaş" kazandıracak ve dünyada en çok değer verdiğim kişilerin, önde gelenlerinden birisiyle tanışmamı sağlayacak... Belki o da bilmiyor o özel mesajı atarken, bunların olacağını...
Ve mail trafiği başlıyor aramızda...
Öyle bir mail trafiği ki, kitaplaştırılsa yeridir!.. Müthiş bir fikir alışverişi, müthiş bir dostluk destanı...
Ve sonunda Üstad için bir site açmak fikri oluşuyor bende...
Paylaşıyorum bu fikrimi, asil ve asıl dostumla... seve seve kabul ediyor..
Çalışmalara başlıyoruz.. Yardımları dokunanlar oluyor...
Ve...
Siz benim bu yazımı, n-f-k.com da okuyabiliyorsunuz şu anda...
Allah muvaffakiyet versin...
NFK-Fan