Üstad'ı tam yaşamıyla ele alan,hakkını vererek,işte olmuş diyebileceğimiz bir film ne zaman çekilecek,belgesel demiyorum,bir sinema filmi olmalı bu,Üstad'ın kitaplarını okurken;gerek,Bâbıâli,gerek Kafakağıdı, gerekse O ve Ben hep hayalimde canlandırıyorum,sonra diyorum ki başarılı bir yönetmen ve senarist tarafından sinemaya uyarlansa ve daha fazla kitlelere hitap etse keşke Üstad'ın anlattıkları...Nâzım Hikmet'in bile filmini çektiler,düşünüyorum Üstad'ın yaşadıklarının yanında,Nâzım'ın ki nedir diye,eğer hayatı film yapılacak,nesillere aktarılacak bir kişi varsa o da Üstad'dır...Beklemekteyim....
Bu yorumun altına imzamı atıyorum.
Belgesellerinde hakkını teslim etmek lazım gelir ancak büyüklerimizi kendi hüviyetlerine müteallik meselelerde hakiki mahiyette tasvir vede tedvin edemediklerinden sathi bir üslupla özü irdeleme ve ifşa etme zahmetine katlanmadıklarından bu ve benzeri yayınlarla iktifa etmemiz mümkün değildir.
Üstadımızla alakalı hiç bir çalışma tam manası ve muhtevası ile bizleri tatmin vede teskin etmemektedir.Mesela O ve Ben adlı eseri kendisini kendi diliyle anlatmasına binaen bu eserden istifade etmeye yanaşmamışlardır. Halbuki onlara yön verecek rotalar ve gerekli doneler bu eserde mevcut idi.
?O ve Ben? ,bir müridin mürşidine bakışıdır: müridane bir bakıştır bu içerikten daha ziyade kitabın bizatihi üstadı Adulhakim Arvasi hazretlerini anlatıyor olması dolayısıyla Necip Fazılın esere verdiği kıymet de tam anlamı ile müridanedir. ?Bu eser, dünyaya gelişimden bu güne kadar en hususi renkleri, çizgileri ve sesleriyle hayatımın hikâyesi ve asıl O?nu tanıdıktan sonra manasını anlamaya başladığım vücut hikmetinin bende tecelli eden yakıcı ifadesidir. Bu bakımdan kendilerini görünceye kadar malik olabildiğim bir buçuk esere nispetle bugün 60 cildi aşan ve hepsini birden onura borçlu bildiğim eserler arasında, şimdikinin başköşeye oturtulması lazım ve en mahrem iç ve dış iklimlere doğru bir belirtiş olarak takdim ederim.? İfadeleri bunu gösterir.
Devlete bağlı müesselerin gölgesinde Üstadı tafsilatıyla, bütün cepheleriyle en mahrem sırlarına kadar dava anlayışını, aksiyonerliğini, ideolojik yaklaşımlarını, çilesini ve buhranlı dönemlerini, hele helede tasavvuf cihetini, mürid ve mürşid ilişkisini anlatmak/dillendirmek kabil değildir.
Muhakkak bir yetersizlik zuhur ediyor ya tanıtım/belgesel/seminer her neyse o iş yetersiz kalıyor yada tam manası ile Üstadımızı anlattık dediğimizde katılım ve gerekli alaka gösterilemiyor say-u gayretlerimiz cehdimiz buhar oluveriyor.Elbetteki bu menfi hadiseler bizleri yıldırmayacak bezginliğe sebebiyet vermeyecek ama zaman zaman da şevkimizin kırılmasında da müessir olacaktır.
Eserleri, nükteleri, nüveleri, tahlilleri, tenkitleri daha nesi ve nesi mihenk noktası olarak alınacak olur ve bu mihver etrafında sinema filmi yahut belgesel çekilecek olursa işte o zaman kani oluruz vesselam.
Muhabbetle..