Evet Kültür AŞ, seni eşek sudan gelinceye kadar dövmek, dövmek, dövmek istiyorum.
Çayı çatal sapıyla karıştıran kültürsüz halimle bir kültürleneyim dedim geçende, ta Üsküdar'lardan kalkıp Taksim metrosundan ininceye kadar yeraltlarından mı geçmedim, köprüler mi aşmadım? Dabbetül arz misali metro çıkışından gün yüzüne hülul ettim, sor Allah, sor ki bulasın Kültür AŞ'nin ana satış binasını. İstiklal'in dibinde yapmışlar binayı. Sen misin Dabbetü'l-arzlığa yeltenen, hoşgeldin cehennemin dibine! Onlar nasıl yaratıklar yahu? Adamın üstüne üstüne yürüyen zebani tipli, kafaları süpürgeden farksız bir yığın oğlanla kendilerine insan üstüne tırmanmak gibi bir hobi seçtiklerinden korktuğum, ince endamlı buldozer hatunlar. Bir de yeni ergen olan oğlan tarzından 'vek vek vek' ses çıkarıyorlar, beni ileride belediye başkanı seçerseniz size söz veriyorum, yanıp sönen kırmızı harflerle 'maymunlar alemine hoşgeldiniz' yazan bir tabela asmazsam oranın girişine, gelin suratıma tükürün. Millet nereye girdiğini anlasın yahu. Gerçi istiklal meydanı ifadesi cuk oturmuş, hayvanlar gibi istiklal içinde yaşayan insanlar tarafından hınca hınç doldurulmuş bi mekan için pazarlama açısından hayli uygun bir isim İstiklal. Vazgeçtim, beni belediye başkanı seçerseniz tabela mabela değiştirmeyeceğim. Nasıl, iyi kıvırdım di mi? Olur mu olur, yarın birgün belediye başkanı olursam milletin tükrük deryasında boğulmak istemem, davulun sesi uzaktan hoş gelir, atıp tutmayalım, adımımızı sağlam atalım.
Heh, istiklalin halinden bahsediyordum, Arada benim gibi şahıslar da var elbet de bizden bulmanız güç, kaç kişi kaldık ki şunun şurasında zaten? Halbusem bizleri doğal ortamlarımızda korumaya alsalar, pidemizi ayranımızı, kitabımızı netimizi verseler, soyumuzun tükenmemesi için bizlere baksalar ne de iyi olurdu di mi? Bu millet tabii zenginliklerinin kıymetini bilse türünün tek örneği olan Demirel ayısına iyi bakardı. Neyse.
He ne diyordum? Millet üstüme gelmesin diye ortalara kaçıyorum, ama işkence biter mi? Bu sefer de Osmanlı döneminden kalma, yürüyen kilise gibi 'çannn, çan' öten bi tramvay. Viana'da bunun at arabası olanlarından vardı, 'itina ile turist kazıklanır' ifadesini misyon bellemiş bir sürü Germen gavuru, 1683 kuşatmasının izlerini, 'Aha Türkler tam bize yazacakken namusumuzu kurtaran kahraman lehli!' gibi sıfatlarla anlattıkları heykellerle, cümlelerle barındıran avucum kadar şehirde at arabalarına attıkları turistleri buz gibi havada kazıklarla ısıtıyordu. Etrafta melul melul dolaşan gariban ben de 'ulan köye gitsem daha iyiydi, bu ne böyle' diye hayıflanıyordum ama Allah sizi inandırsın, şehir öyle böyle kokmuyor abiciğim, burnumu kesip atasım geldi bi an. Bîçarelikten o kokuyu yercesine ağzımla nefes almaya başladım, daha bir mide bulandırıcıydı ama kokuyu daha az hissediyordum en azından. Neyse efendim, bizim kazıklama servisimiz ise daha kokusuz oluyor da o milleti yara yara geçen koca şeyi siz de benim gibi 'anaa yürüyen kilise ayağıma geldi, nasibe bak' diye karşılarsanız, Allah belanızı verir, ezilir geberirsiniz. Beni melekler tuttu tabi. Neyse.
Evet efendim, cehennemdeki yolculuğum hakkında bu kadar tafsilat yeterli. İndim, indim, cehennemin dibini, pardon Kültür AŞ'nin binasını buldukda daldım içeriye. Amacım, Bestelenen Şiirleriyle Necip Fazıl Kısakürek adlı albümü satın almak. Doğru yerde olduğuma inanıyorum, çünkü albümü yanılmıyorsam 2000'lerin başında hazırlayan kuruluşun merkez satış binasındayım, şu bendeki akla bakın Allah'ım ya rabbim, müzik marketlerin Evliya Çelebisi olmadan CD'yi satış binasından cebime atacağım.
Evet, beklediğimden daha salak çıktım.
Çünkü Kültür AŞ'nin bu albüme ana satış binasında yer vermeyeceği aklımın köşesinden dahi geçmemişti!
Beni depresyona sokan Kültür AŞ'ye izninizle biraz sövüp saymak istiyorum şimdi.
İzin verdiğiniz için ne kadar teşekkür ederim bilemezsiniz, başlıyorum. Kasadaki arkadaş sağolsun bize yardım etmeye çalıştı. Çalıştı çalışmaya da, 'Bu albüm çok eski olduğu için binamızda yok' demesi fakiri çileden çıkarmaya yetti. Sonra aradı taradı bir sürü, 'Necip Fazıl yok, Mehmet Akif'in kasetini buldum, verim mi?' filan dedi de ben o cehenneme bronz için değil, altın için girdim kardeşim,, ne alacağım? Yahya Kemal'in CD'si kalmış, Akif'in kaseti kalmış, Necip Fazıl'ın hiçbi şeyi kalmamış, yıllardır da üretilmiyormuş! Arkadaşlar bu ne büyük bir rezilliktir, ne büyük bir ayıptır? Hadi bi düşünün, siz bundan yaklaşık 10 yıl önce bir albüm çıkarmış olun ve bu albüm ölmeyecek bir kültür eseri olsun, gündelik pop geyiklerinden olmasın. Hatta öyle olsun anasını satayım, ne fark eder? Bu albümü almak isteyen birisi sizin kelli felli, katlı yatlı koca binanıza gelsin, albümün ne kasetini bulabilsin, ne CD'sini. Ulan sanırsın adamlar İdobay da günde on tane albüm çıkarıyor, onları da koyacak yer bulamıyor, daha da basmıyor. Var mı böyle bir şey? Bir kültür hizmetine, birkaç yılda tüketilmesi için mi para yatırılır; arayanın en azından hizmeti gerçekleştirenlerin ana binasında bu hizmeti bulmasına inkan tanınmaz mı hiç? Ulan bir numunelik de mi yok Allah aşkına, bir tane bile mi kalmaz? Piyasadan silindi mi bu çalışma, tarihin mürekkepli sayfalarına mı hapsedildi artık? Ne demek 'Daha üretilmiyor!? Müzelik olmuş çürük PC donanımı mı lan bu? 'Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı' yani. böyle saçmalık olur mu? Adamlar vaktinde bu çalışmayı yaptı, daha da yok, artık bulamayacaksınız bunu! Zaman geçti, eşek öldü. Kasadaki adam bir de 'büyük müzik marketlerde belki kıyıda köşede kalmıştır, oralara da bi bakın' filan diyecek oldu, dönüp dişlerini midesine sokacaktım orada neredeyse belki de en masum kişi kendisi olduğu halde. Ben senin ana merkezine geliyorum, bunu sen getireceksin, bunu bana sen sağlayacaksın genç! Yahu yaptığı hizmeti insan çöpe atar mı, kendi çalışmasını bizzat kendisi piyasadan siler mi? Hayır asla kötü niyetli değiller bu adamlar, şimdi bu mesajı lavuğun biri belediyeye çakmak için malzeme yapmaya yeltenmesin, iyi niyetinden şüphe etmiyorum Kültür AŞ'nin ama bu düpedüz bir kazmalıktır, işgüzarlıktır, dehşet verici bir vurdumduymazlıktır. Biz Müslümanlar, Allah aşkına, ne zaman akıllanacağız? Ne zaman bir işşi adam gibi, kazmalaşmadan yapmayı öğreneceğiz? Çıldırmak işten değil, akil kalabilmek namümkün! Çok yazık...
Ben de trraysam er geç bu albümü bulur, kayıtların tamamını da download a eklemesi için Fan'a ulaştırırım. Madem albüm daha üretilmiyor, bari insanlar buradan bulsun kardeşim...
