"Hakkımda yazılmış tek harika kitap."
Necip Fazıl Kısakürek
"...
Umumiyetle bilinmeyen ve adabına mâlik olunmayan bir hususiyettir ki, bir mütefekkirin yanına eğlenmek ve zevk duymak için değil, kurtaran ızdırabı yüklenmek için gidilir; zevk bu zevk olursa ne âlâ!... Bu “âlâ”dan payımın ne olduğunu, eserin başlığındaki mânâya denk İbda kütüphanesi söylesin!..
Lâf değil, hakikat hâlinde, pek genç yaşımda ruhumun idrak ettiğini, seneler boyu açık hava ve güneşe hasret şartlarda kelâmla zarfladım; ve zamanın tecelli zarureti olan hadiseler serisinin vesileleri üzerinde eserimi örgüleştirdim... Demem o ki, Necip Fazıl’ın yanına gidip gelmek gövdeyi taşımaksa, gittim ve geldim... Eğer bir ruh ve keyfiyet davası ise, ne gittim ve ne de geldim; dirsek temasının ne öncesi ve ne de sonrasında, ondan hiç ayrı omadım ki!.. Öyleyse, tamamlık ve kifayet davası, bu esere mahsus!..
Necip Fazıl’la başbaşa... En has ve hususi ve yalnız ona ait mânâsıyla, ömrümün memuriyet ve mesuliyet bileti!.."
- "Paskal’ın bir sözü var, çok severim. Der ki; “yapayalnız ölürüz!”... Aslında yapayalnız da yaşıyoruz... Evet, yalnız yaşıyoruz ve dünyaya insan olma memuriyetinin gereğini yerine getirmek için gelen her insan, tek tek bu imtihanı verecek... Hiç kimse diğerinin yerini alamaz; onun insan olma adına yüklendiği mesuliyeti, onun yerine ifa edemez... Bütün dış bahanelerin ötesinde, kendi kendinin aksiyon mevzuu olarak, sefillerin en sefili bir aleme gönderilmiş olan insan, “ruh” ve “nefs” kutuplarından birinden birini gerçekleştirecek ve hesap alemine buranın hasadıyla gidecek... Herkes tek tek... Hiç benim yediğim yemeği sen hazmedebiliyor musun?..”
(Üstaddan naklediliyor)
- Burada bir incelik var: Her insana, yaptığı her işi yüce bir "vazife" duygusuyla yaptıracak ve yerken, içerken, uyurken, çalışırken, öğrenirken, düşünürken hatta nefes alırken "bütün bunlar niçin" sorusunun cevabını veren "Mutlak Fikir" şartı anlaşılmadıkça bu hakikatin dışında kalan manaya uzak cehennem hayatı cehenneme giden yol olarak yaşanacaktır...
(syf:40, üstaddan naklediyor)
Eli inmeli, dili düğümlü, kalbi buruk, edası pısırık, sermayesi korkak, işi ürkek, ahlakı katlanmak, ibadeti saklanmak... BU MU MÜSLÜMAN??? Velinin sahabiler üzerindeki hükmü malum: -Siz onları görseydiniz deli derdiniz; onlar da sizi görselerdi "Bunlar müslüman değil!" derlerdi. MÜSLÜMANLIK İDDİACILARI! NE GÜN DİVANELEŞECEKSİNİZ??? nfk
"Sizi bekleyen tehlikelerin ikincisi... Fikir piliçliklerine bakmadan bir taş üzerine çıkıp baba horoz taklidi yapmaya yeltenenler gibi, olmadan olmuş görünme, daha da kötüsü çevrenin sizi öyle kabul etmesi ve sizin bundan doygunluğa kapılmanız... Muhatabınız ve ölçünüz çevre değil, hep "olmanız gereken" ve daha ileri basamaklar olmalı. Neleri bildiğinizi değil, yaptığınız işlerde neleri blmediğinizi bilmek ve aramak borcu...
(Üsdaddan nakille, syf 45)
"Aydın kendi eliyle dünyayı kendine zindan edendir! Fethedilen yerlerde fetihçilik oynayan değil, her an mevcudun ötesindeki meçhule atılan büyük kahramanlığın çilesini yaşayan insan!"
(Üstaddan nakil. 71)
"Yobaz hakikate gerisiyle bakan adamdır; Bunun küfür yobazı tipi de var, din yobazı tipi de. Nefs muhasebesinden anlamaz, kendini izaha yanaşmaz, anlamadan karşı çıkar, anlamadığından kaçar, kelimelerin geliş-gidişinden sahte manalar üretir, ağzından çıkan lafın nereden gelip nereye gittiğini düşünmez, lafı oluruna getirir, kendi tezadını görmez."
syf ?
"Serseri, ortaya çıkıp '1400 sene önceki kanunlarla mı' diyor... Senin aklın kadarını bilmeyen Allah'a iman olur mu? Bu kendi yonttuğuna tapmaktan farksız bir putperestlik değil mi?"
syf 286