Hz Muaviye 'mi ?....muaviye' Mi?

Başlatan: himyata Tarih: 23.06.2008 11:09 Cevap: 39

HI
23.06.2008 11:09
#1

Mesele hz Ali'nin başında olduğu hilafet otoritesine

başkaldırmaksa eğer,

muminlerin annesi hz. Aişe'de cemelde başkaldırdı...

peki neden sadece hz Muaviye tarihin yegana ''günah keçisi'' (haşa) olarak kaldı

bazılarınca?

uzun alıntılara girmeden

sadece bilgi ve düşüncelerinizi yazarmısınız.

sevgiyle

BU
23.06.2008 11:44
#2

Hz.Ali efendimizle olan çekişmesi tamamen Hz.Osman meselesinden ileri gelmektedir. Efendi'mizin sır katipliğini yapmış, büyük sahabilerden birisidir. Her beşerde olduğu gibi, ondada nefsani hatalar olmuştur. Her sahabeye ve İslam büyüğüne dediğimiz gibi:

 

Hz.Muaviye demek lazımdır derim. (Şahsi yorumum ve tercihimdir)

...

HI
23.06.2008 13:06
#3

sağol kardeşim.

bu arada başlıkta yazım yanlışı olmuş.

düzeltilirse sevinirim,

Hz Muaviye 'miye I....muaviye' Mi?

 

doğrusu:Hz Muaviye 'mi ?....muaviye' mi?

HI
23.06.2008 19:13
#4

MaşaAllahınız var yani.

konu yaklaşık 20 defa görüntülenmiş ama

bir kişiden başka katılımcı yok.

teşekkürler. :unsure:

AD
23.06.2008 20:15
#5

Aslında üstadın yorumu üstüne söylenecek pek fazla bir şey yok:

Hz Ali kesinlikle haklı ama Hz Muaviye de haksız değil ....

Benim kızdığım bazı insanların Hz Muaviye gibi bir sahabiye , sahabi olmasına rağmen , yakışmayacak şeyler söylemesi.Bir radyo programında denk gelmiştim ; adamın biri Hz Muaviye nin isminin yanına ''(r.a) '' ibaresi konulduğu için çok tepkiliydi ,efendim nasıl olurmuş da onun gibi birinin (haşa) isminin yanına böyle bir ibare konulurmuş....

CE
23.06.2008 22:11
#6

bir tarih öğretmenim bu konuyu anlatırken ben muaviyeye hakkımı helal etmiyorum diye haykırmıştı ona göre islam dünyasındaki bütün ayrılıkların sebebi oymuş falan filan...

 

ama bence bir sahabeye saygısızlık edilmemeli hz. muaviyede bir sahabe ve efendimiz 'benim sahabelerim yıldızlar gibidirler hangisini takip etseniz doğru yolu bulursunuz' dememişler mi..

KO
23.06.2008 23:51
#7

''Öncelikle konuyu başlatan arkadaşa teşekkür ederim..Onun sayesinde ben de bilmediğim ve belkide adını duymasam araştırmayacağım şeyler hakkında az da olsa bilgi sahibi oldum..alıntı yapmış olacağım ama bu konuda bana fazla söz düşmez diye düşünüyorum..ve alıntı yaptığım yazıya hak vererek..''

 

 

Hz. Muaviye (RA) Ebu Süfyan (RA) ve Hind (RA)’ın oğludur. Kendisi Mekke’nin Fethi’nden önce Müslüman olduğunu ve bunu ailesinden gizlediğini söylemiştir. Mekke’nin fethinden sonra Huneyn Gazvesi’ne katılmış ve ganimetten pay almıştır.

 

Hz. Ebubekir zamanında Suriye tarafına giden orduya kardeşi yezid ile katılmıştır. Hz. Ömer zamanında ise Dimeşk Valisi olan kardeşi Yezid, valiliği kardeşine vefatı anında bıraktı ve Hz. Ömer bunu onayladı.

 

Hz. Osman zamanında ise tüm Suriyenin valisi oldu. Hz. Osmanın vefatından sonra Hz. Ali’ye biat etmedi ve Hz. Osman’ın katillerinin kanını istedi. Topladığı taraftarlar ile Sıffin de Hz. Ali ile çarpıştı. Hz. Ali vefat edip, Hz. Hasan halife olduğunda ise, Hz. Muaviye ile çarpışmayı fitne çıkması endişesiyle bırakıp halifeliği Hz. Muaviye’ye bıraktı ve Hz. Muaviye Küfe’ye gelip halktan biat aldı.

 

Hz. Muaviye H. 60 yılında (diğer bir rivayette H 50 yılında ) vefat etmiştir. Hz. Muaviye (RA.) İslam’ın seçime dayalı hilafet sistemini saltanata çevirmekle tenkid edilmiştir. Ancak şu unutulmamalıdır ki,Hz. Muaviye de bir sahabedir ve Resulüllahın (ASM) hiçbir ayrım yapmadan bütün ashabını (temize çıkarmış) hangisi olursa olsun dil uzatanı lanet etmiştir. Bütün ehli sünnet uleması, bunu mühim bir esas olarak kabul etmiştir. Ayrıca, o zamanda olan olaylarda kaderin payını da ihmal etmemek gerekir. Resulüllah (ASM.), sahih hadis kitaplarının ifadesi ile, Hz. Muaviye hakkında hayır dua etmiş ve Hz. Ömer’den bir rivayette Hz. Muaviye için “Allah’ım, onunla (insanlara) hidayetini ulaştır” diye dua ettiğini bildirmektedir. (Tirmizi Menakıb hadis no:3842)

 

Hz. Muaviye devri, islam fetihlerinin devam ettiği bir devirdir. Elhasıl; Hz. Muaviye (RA.) da dahil olmak üzere hiçbir sahabe hakkında, yaptıklarından dolayı itham ve su-i zan edilemez. Bu, hem Hz. Peygamberin (ASM.)hadisleri ile ve hem de ehli sünnet alimlerinin ittifakı ile caiz değildir ve yapanlara lanet edilmiştir.

 

Hazret-i Muaviye İslamın yayılmasında çok kıymetli hizmetlerde bulundu. Sicistan, Sudan, Afganistan, Buhara, Hindistan’ın kuzey kısmı, Tunus bunun zamanında alındı. Kıbrıs Bisanstan kurtarıldı. Kudüs geri alandı. Yine zamanında, İstanbul kuşatıldı; her sene yüklü vergi vermek şartıyla kuşatma kaldırıldı.

 

Peygamber efendimiz kendisine , “ Benden sonra ümmetimin yerine hakim olursun. O zaman iyilere iyilik et! Kötülük yapanları da af eyle!” buyurmuştu. Resulullahın bu hayır duasının bereketiyle, İslamiyet Hz. Muaviye zamanıda bu kadar yayıldı.

 

Hz. Muâviye, Peygamberimizden çok hadîs rivâyet etmiştir. Bu hadîs-i şerîflerden birkaçı şunlardır:

 

“Allahü teâlâ kime iyilik murâd ederse, onu din âlimi yapar ve dinene zarar verecek şeyleri ona bildirir. Ona doğruyu gösterir.”

 

“Amel bir kab gibidir, sonu iyi olursa evveli de iyi olur.”

 

“Ehli kitab, dinlerinde 72 fırkaya ayrıldılar. Bu ümmet ise 73 fırkaya ayrılacak, hepsi Cehennemde olacak, yalnız bir tânesi müstesnâ, o da Ehl-i sünnet velcemâattır. Ümmetimden bir kavim ortaya çıkacak ki, bunlar, köpeğin sâhibi peşinden koştuğu bir nefsin arzularına uyacaklardır.”

 

“Bütün günahları Allah’ın bağışlaması umulur, yalnız müşrik olarak ölenin ve kasden bir mü’mini öldürenin afvolması umulmaz.”

 

“Ben sâdece bir haznedârım. Her kime gönül hoşnutluğu ile bir şey versem, Allah onu ona hayırlı kılar. Yine her kimse bir şeyi, isteği ve aç gözlülüğü sonucu verirsem, onun durumu yiyip yiyip doymayana benzer.”

 

“Yâ Rabbi, onu doğru yolda bulundur!”

 

Cenâb-ı Hak, Eshâb-ı kiramın hepsinden razı olduğunu bildiriyor. Eshâb-ı kiram aralarındaki bazı meselelere rağmen birbirlerini çok severlerdi. İstisnasız Eshabın hepsini sevmek Ehli sünnetin şartıdır. Hz. Muaviye de Eshâb-ı kirâmdan hatta büyüklerindendir. Ayrıca Resulullah efendimizin kayın biradedir. Bunun için O’nun da son sözlerine yer vermeden geçemedik.

 

Peygamberimizin, “Yâ Rabbi, onu doğru yolda bulundur ve başkalarını da doğru yola götürücü kıl” ve “Yâ Rabbi! Muâviye’ye yazı ve kitab öğret, onu azabından koru” “Yâ Rabbi! Onu memleketlere hakim kıl” duâlarıyla şereflenmiştir.

 

Hz. Muaviye vahy katibidir. Vahy katibliğine alınması, Cebrâil aleyhisselâmın bildirmesi ile olmuştur. Hz. Cebrâil’in getirdiği Kur’ân-ı kerîmi ve Peygamberimiz’in mektublarını yazardı.

 

Hz. Muâviye Huneyn gazâsında Resûlullah’ın önünde babası ile birlikte kahramanca çarpıştı. Tebük gazvesine katıldı. Vedâ Haccında bulundu.

 

Hz. Muâviye ömrünün son günlerinde okuduğu bir hutbede şunları söyledi:

 

“Ey insanlar! Üzerinizde çok kaldım. Sizi usandırdım. Artık ayrılmak istiyorum. Siz de benden ayrılmak ister oldunuz. Fakat size benden daha iyisi gelmez. Nitekim benden evvel gelenler, benden daha iyi idiler. Kim Allahü teâlâya kavuşmak isterse, Allahü teâlâ da ona kavuşmak ister. Yâ Rab! Sana kavuşmak istiyorum, sana kavuşmamı nasib eyle! Beni mübârek ve mes’ud eyle!”

 

Bkz. Canan İbrahim, Kütüb-i Sitte muhtasarı tercüme ve şerhi XIII. 30-33; I. 518-530

Selam ve dua ile...

Sorularla İslamiyet Editör

EK
25.06.2008 14:27
#8

Hz. Muaviyenin oğlu Yezid, Hz. Hüseyinin şehit edildiği zaman hilafetin başında..

Hz. Muaviyenin Hz. Aliyle olan durumları belli..

Birkaç şii tanıdığım olduğundan konuya biraz yakınım, onlara göre Hz.Muaviye ve ailesi şaibeli, sülalesi ehlibeyt düşmanı..

Ki şu da var Hz. Muaviyeyi münafık ya da kafir görenler(Hazret sıfatına layık görmeyenler), Hz. Aliden sonraki hiçbir İslam Emirini halife kabul etmemiştir...

 

Hz. Hüseyinin şehit oluşuna içi yanan Hasan-ı Basri(R.a) her fırsatta bunu dile getirirken ve o zat bu konuda aksini beyan etmezken bizde aksi görüş düşünmek edebe aykırı olur..

 

 

Ayrıca (r.a)= Allah rahmet eylesin demek değil midir, mesela bunu herkes için kullanamaz mıyız?

HI
25.06.2008 14:34
#9

galatı meşhur,lugati fasihden evladır.

RA. ashab için kullanılır.

Allah ondan razı olmuş manasında...

sevgiler.

BU
25.06.2008 16:01
#10

Dini mevzularda konuşmayı ve izahat yapmayı pek sevmem; çünkü malumat eksikliğim boyumdan büyüktür. Fakat iki tür (r.a) vardır. Birinci r.a: radiyallahu anh/anha/anhum/anhuma: Allah ondan razı olsun, diğer r.a: rahmetullahi aleyh: Allah'ın rahmeti üzerine olsun.

 

İkinciyi sahabe dışında da kullanıyorlar. Yani Mehmet Akif (r.a), Hasan-el Benna (r.a), Bediüzzaman (r.a) vs.

...

SE
25.06.2008 18:49
#11

bir islam aliminin sözü vardı (ömer adaletiyle devlet yönetimindeki becerisiyle kendinden sonra gelecek halifeleri zora soktu ) diye.önce en üstün yaratılmış olan Allahın rasulünün adaletiyle becerisiyle yönetildi islam devleti.tabi onun adaletine ulaşmak ne mümkün.sonra hz Ebubekrde hz ömer de adaletle yönettiler ülkeyi.hz ali ve hz osmana gelince fitneler zuhur etmeye başladı.onların da adaleti Allaha olan inançları tamdı ama demekki devlet yönetimi konusunda hz ömer kadar becerikli değillerdi.fitneleri engelleyemediler.ve sonrasında hz muaviye(ben de hazret demeyi tercih ediyorum) hz Aişe olayları.şimdi bu insanların hepsi Allahın rasulünün en zor günlerinde yanında olmuşlardır.hz ali resulun isteği üzerine gözünü kırpmadan onun yatağında suikastçi kafirleri bekleyebilmiştir.hz aişe peygamberimizin belki de en çok sevdiği eşiydi ondan övgüyle bahsederdi.şimdi Allah resulunun bu kadar sevgisini kazanmış birisi hz aliye karşı çıkıyorsa bunun sebebinin şahsi olmadığı bu dinin temsilcisi olan müslümanların biricik devletinin daha iyi yönetilmesi olduğu yani sebebin tamamen ALLAH rızası olduğu bu düşünceyle yapıldığı kesindir.yine hz muaviye ile hz ali olayı.ikisi de peygamberimizin yakın dostlarındandır.onun terbiyesi ile imanları olgunlaşmıştır.ki bir kimse o rasulün sohbetine mazhar olursa artık onun için başka bir ahlaki eğitime lüzum yoktur.o ahlak pınarından nasibini alır.ve bu nasibi aldıktan sonra da islam ümmetini bölmek şahsi ihtirasları için müslümanları öldürmek gibi bir gayelerinin olmayacağı açıktır.hal böyle olunca bu ayrılıkların sebebini gerçekten islama düşman olan münafıkların fitnecilerin pis isteklerinde aramak ve düşünceleri islama hizmetten başka bir şey olmayan o mübarekleri de hayırla anmaktır doğru olan.onların ahlakları cesaretleri dava aşkları hem müslümanlarca hem de insaflı kafir tarihçilerce sabittir.

tabi olayın bir de günümüzle alakası vardır.abd ve israil bu yapay mevzuları islam ümmeti için bir parçalama aracı olarak kullanmakta ve şiiyi sunniye düşman gösterme gayretindedir.ALLAH onların oyunlarını bozabilmeyi bizleri nasip etsin

ALLAHın selamı üzerinize olsun

HI
26.06.2008 14:40
#12
Dini mevzularda konuşmayı ve izahat yapmayı pek sevmem; çünkü malumat eksikliğim boyumdan büyüktür. Fakat iki tür (r.a) vardır. Birinci r.a: radiyallahu anh/anha/anhum/anhuma: Allah ondan razı olsun, diğer r.a: rahmetullahi aleyh: Allah'ın rahmeti üzerine olsun.

 

İkinciyi sahabe dışında da kullanıyorlar. Yani Mehmet Akif (r.a), Hasan-el Benna (r.a), Bediüzzaman (r.a) vs.

...

 

rahmetullahi aleyh: Allah'ın rahmeti üzerine olsun

r.a. diye değil, rh.a. diye kısaltılır.

HI
26.06.2008 14:46
#13
devlet yönetimi konusunda hz ömer kadar becerikli değillerdi.fitneleri engelleyemediler

Birde şöyle düşün:

Hadis meali: ONLARIN İÇİNDE EN ZİYADE İSABETLİ GÖRÜŞ ALİNİNDİR.

Tahminim,

fitneler HZ ALİ ve HZ. OSMAN'IN yeteneksizliğinden değil,

aksine fitneyi en iyi bunlar teşhis edip,

en iyi bunlar mücadele edebilirlerdi..

Bu nedenle bu zevat fitne dönemlerinde yönetimi ele almışlardır..

yani işin içinde İLAHİ bir el var...

Hikmet var yani..

SE
26.06.2008 17:22
#14

şimdi kardeş ben bu konulardaki hadislere şüphe ile bakarım.örneğin söylediğiniz hadisin kaynağını bilmiyorum ilk kez duydum.örneğin şöyle bir hadis de rivayet edilir eğer benden sonra peygamber gelecek olsaydı bu ömer olurdu veya şeytan yolda ömeri görse yolunu değiştirir şeklinde.bu hadislere göre ümmetin en hayırlısının hz ömer olması gerekir ama resulden sonra halife hz ebubekr olmuştur.örneğin şöyle bir hadis de rivayet edilir benden sonra eshabım arasında anlaşmazlıklar olacaktır.bunlara dayanarak onlara sövmeyin diye.şimdi Allahın rasulü bunu söylerken eshabtan birisi çıkıp sormaz mı ya rasulallah bize böyle bir durumda ne önerirsiniz ne yapalım diye.veya bu anlaşmazlıklar çıkınca kimse demez mi ey müslümanlar peygamberimiz bu anlaşmazlıkları savaşları haber vermişti yapmayın kıymayın birbirinize diye.yani demem o ki ben bu hilafetle ilgili hadislere şüphe ile bakarım.çünkü o dönemler siyasi açıdan en karışık ve hadislerin en çok uydurulduğu dönemlerdir.ve kuranda da bu konuda sadece müslümanların adil bir düzen kurması emredilir.hilafetin şartları süresi nasıl seçileceği hakkında benim bildiğim kadarıyla hiçbir ayet yoktur.

yetenek konusunda da belki siz haklısınız.ancak şu da bir gerçektir islam aleminde hz ömer adaleti ile hz ebubekr dürüstlüğü ile hz ali de cesaretiyle ki Allahın arslanı denmiştir kendisine anılmıştır.yani hepsinin diğerlerine baskın bir özelliği vardır.ancak bir yerde huzursuzluk varsa mutlaka bir otorite zaafı vardır.ha demiyorum ki hz ali ve hz osman beceriksizdi.dünyanın en büyük islam devletini en güçlüsünü onca yıl idare etmişlerdir.fakat hz ömer ve hz ebubekr daha becerikliydi.çünkü aralarında asırlar yoktur bu halifelerin.dördü de halifeliğini yapmış ve otuz yıllık bir adalet hüküm sürmüştür.yani adil kadro da aynı kuşaktandır fitneci kadro da ki münafıklar resulullahın döneminden itibaren var güçleri ile islamı yok etmeye çalışmaktadırlar.

neticede dört halife de eshabı kiramda önderlerimizdir hepsini rahmetle ve sevgiyle anıyoruz onlar gibi olabilmeyi Allahtan niyaz ediyoruz.

VA
27.06.2008 01:11
#15

O ve Ben adlı eserde Abdülhakim Arvasi Hazretleri bu husustaki suali şöyle cevaplıyor:

 

Hazret-i Muaviye'yi soran birine:

«— Sen bir sahabî hakkında ne dersin?»

— (Radiyallahü Anh - Allah ondan razı olsun)derım.

—İste o kadar!

EK
27.06.2008 02:01
#16
devlet yönetimi konusunda hz ömer kadar becerikli değillerdi.fitneleri engelleyemediler

 

Bir büyüğüm, 4 güzide(halife-i raşidün) insanlarla ilgili şu sözü söylemişti ki benim çok hoşuma gitmişti:

 

"Hz. Ali büyük sabra ve hikmete sahipti, Hz.Ali'nin son halife olması büyük ilahi kaderdir, düşünsenize Hz. Osman'ın katilinin sürecinde Hz. Ali çok titiz davranmaya çalışmıştır, ki o zaman Hz. Ömer olsaydı belki hemen katilin katl fermanını verecekti, ümmet daha fazla karışabilirdi fitne daha büyük baş gösterebilirdi. O güzide insanların birbirinden farklı üstünlükleri vardır ama sıraya sokamayız, her olan vakada iyiki başta bu vardı diyebiliyoruz, burası Allah'ın büyük hikmetidir. İlahi kudret üzerine hikmetten daha fazla mantık yürütmemek gerekir." demişti.

 

Hz. Ömer her ne kadar adaletiyle ön plana çıkmış olsa Hz. Ali'nin de davasını; sukunetle, vahdeti korumayı başarmıştır..

 

Allah O'nlardan razı olsun, bizide yanlarında eylesin..

GU
28.06.2008 21:18
#17

Din-i İslamın en büyük âlimlerinden İbni Hacer-i Mekki hazretleri de buyuruyor ki:

Şüphe yoktur ki, Hazret-i Muaviye Sahabe-i kiramın nesep itibariyle büyüklerindendir. Peygamber efendimize nesep ile ve nikah ile çok yakın ve mahremleridir. Server-i âlem, Onun hilm ve sehasını meth ve sena buyurdu. Onda İslamiyet, sohbet, nesep, nikahla akrabalık şerefleri toplanmıştır ki, bunların her biri, Cennette Resulullahın yanında bulunmaya sebep olan şereflerdir. Bunlara hilm ve ilim ve Halifelik şerefleri de katılınca, kalbinde az bir safa ve sıdkı ve salahı ve imanı ve izanı olan kimse için artık bu hususta fazla anlatmaya lüzum kalmaz. (Sava’ik-ul-muhrika)

Ü.
29.06.2008 11:36
#18
O ve Ben adlı eserde Abdülhakim Arvasi Hazretleri bu husustaki suali şöyle cevaplıyor:

 

Hazret-i Muaviye'yi soran birine:

«— Sen bir sahabî hakkında ne dersin?»

— (Radiyallahü Anh - Allah ondan razı olsun)derım.

—İste o kadar!

 

Yeterli

EH
04.07.2008 18:47
#19

Ben Şah-ı Merdan aşkıyla dolu biriyim fakat Sahabeden diye onada saygı gösteririm, Şeriattaki hocalarım böyle öğretti bana....

HI
26.07.2008 20:49
#20

Allahım muaviyeyi hidayetli kıl ve O'nunla kullarına hidayet ver.(hadisi bilmana)

Ben nacizane şöyle düşünüyorum:

-Hz Muaviye için, kötü söz sarf edip tahkir edenler bilsinler ki,

bu sözleri hazreti Peygamber aleyhisselamı ''basiretsizlikle''itham etmeye eş değer bir yanlıştır...Hatta küfür gibidir.

Zira Hazreti Rasul, O'nu kendisine vahiy katibi yaparak taltif etmiştir.

Hiç liyakat kesb etmeyen biri olsaydı , ben zannetmiyorum ki,

Hz Muaviye böyle bir göreve getirilsin.

EK
28.07.2008 20:57
#21

Sonuca gidilmesi layık görülürse, ki şöyle toparlamak isterim:

 

* Muaviye değil Hz. Muaviyedir.

* Hz. Muaviye münafık/müşrik değildir, günahsızda değildir.

( Suriyede Osmanlı bütün sahabelerin[Hz.Bilal] mübareklerin mezarını türbeye çevirirken, Hz. Muaviyeninkine karışmamıştır, olduğu gibi kalması niyetiyle Allah'a havale edilmiştir)

(Hz. Muaviye olduğu gibi kalması niyetiyledirki hiç bir büyüğümüz Muaviye ismini çocuklarına vermemiştir oysaki Hüseyin Hasan Ali belkide her 20 kişide bir vardır.)

Dışarıda orada burada çevremde çok rastladığım birşeydirki bu tür dini konulara paltır küldür giriliyor hemen fetva veriliyor, ama burada bu konuya paltır küldür girilmemesi hoşuma gitti bunu da belirtmek isterim :D

TA
24.06.2009 12:57
#22

Arkadaşlar yazmış olduğunuz hadislere ve yorumları okudum. Fakat neredeyse hiç birinde kaynak belirtilmediği gördüm. Ama hiç şaşırmadım çünkü kendisi şaibeli bir insanın temize çıkaracak sağlam bir kaynağı olamaz . Bu yüzdende muaviye denilen kişi bırakın Hazretiliği sayın kelimesini bile hak etmiyor. Eğer bu yorumları yapan dostlarım biraz İslam bilginiz var ise Kuran-ı Kerimi de (Türkçe mealini) en az bir sefer okumuşsanız kimlere Hz. Diye hitap edeceğinizi bilirsiniz.

Kurandaki açık ayetlerden biri şöyle der ” Ahzap Suresi 57 : Allah'ı ve resulünü incitenleri Allah dünyada da âhirette de lanetlemiştir. Onlar için, alçaltıcı bir azap da hazırlanmıştır.” Bu ayet ile ilgili siz değerli dostlarıma birkaç da hadis yazayım ve karşılaştırmayı siz yapın sonra.

- " Ali'yi ancak mümin olan sever ve ona ancak münafık olan buğzeder. "[Nesâî

- " Ali'ye düşman olanın düşmanı Allahtır. "[Ramuz]

- " Kim ki Hasan ve Hüseyin'i sever.Gerçekte beni sever.

- " Hasan ve Hüseyin Cennette olan gençlerin seyyididirler.

- " Ali'yi seven, beni sevmiştir. Ona düşmanlık, bana düşmanlıktır. Onu inciten beni " incitmiştir. Beni inciten de Allahı incitmiş olur." [Taberânî]

Arkadaşlar böylesine açık ayet ve hadisler varken neyin tartışmasını yapıyoruz. Bakın size bir secere vereyim belki bu secere bazı şeyleri size daha iyi izah eder. Peygamberimizin dostuna dost düşmanına düşman olmaya tevella teberra denir. Bakalım kimler Ahmed-i Muhtara dost, kimler düşman?

Peygamber Efendimize düşman ve savaş meydanında mübarek dişini kıran kim? Ebu Süfyan.

Hz. Hamzayı şehid ettirip mübarek ciğerini çiğ çiğ yiyen insanlıktan çıkmış İslam düşmanı kim? Hint. (Ebu Süfyanın karısı)

Hz. Ali efendimizle sıffında savaşmaya cüret ederek savaşı kaybedeceğini anlayınca mızrakların ucuna Kuran sayfalarını takarak fitne sokan kim? Muaviye.

Hz. Hasan’ın Muaviye ile yaptığı anlaşmayı bozup; Bu anlaşma ayaklarımın altındadır diyen ve bu süreçten sonra Hz. Hasanı eşine zehirleten kimdir? Muaviye

Hz. Hüseyin’i ve 72 canını Kerbelada susuz şehit ettiren ve Ehl-i Beyt kadınlarını çıplak halde develere bindirim dolaştıran kimdir? Yezit (Muaviye’nin oğlu)

 

 

EDIT: Silindi

 

Şimdi herhalde kime Hz. Diyeceğinizi biraz daha idrak etmişsinizdir. Gördüğünüz gibi bir tarafta Resulullah s.a.v. ve temiz pak olan Ehl-i Beyti diğer tarafta bu soya düşman olan bir aile. Bu aile Hadisi şerife göre Peygamber yakınlarını, Kurana göre Peyganberi dolayısı ile Allahı incitmişlerdir. Allah Peygamberi Ve Ehl-i Beytini incitenlere ve o incitenlere Hazreti diyenlere yardımcı olsun. Vebal çook büyük.

IB
24.06.2009 14:09
#23
O ve Ben adlı eserde Abdülhakim Arvasi Hazretleri bu husustaki suali şöyle cevaplıyor:

 

Hazret-i Muaviye'yi soran birine:

«— Sen bir sahabî hakkında ne dersin?»

— (Radiyallahü Anh - Allah ondan razı olsun)derım.

—İste o kadar!

ben yazacaktım ki kardeşim yazmış...

Allah resulü buyuruyor ki... ashabımın arasındaki işlere karışmayınız.. onların hepsi cennetliktir.. zira onların işlerine karışıpta helak olanlar çok olacaktır.. halbuki ashabım birbirini öldürse bile cennette beraber olacaklardır.. örneğin haz hamzanın katili haz. vahşi sahabe olmuştur ve cennette hamza hazretleri ile arkadaş olmuştur...

 

haz. muaviye büyük sahabelerdendir.. allah resulünün kayın biraderidir... elbetteki alimden zaklim doğabilir.. yezid için bir şey söyleyemem.. ama babası muaviye bin ebu sufyan (r.a) cennetliktir.. allah muaviye hazretlerinin şefaatini eksik etmesin üzerimizden.. hem unutmayalım ki... haz ali nin soyundan da bu dine çok zarar vermiş insanlarda çıkmıştır.. seyyitlerde....

AL
24.06.2009 17:46
#24
Arkadaşlar yazmış olduğunuz hadislere ve yorumları okudum. Fakat neredeyse hiç birinde kaynak belirtilmediği gördüm. Ama hiç şaşırmadım çünkü kendisi şaibeli bir insanın temize çıkaracak sağlam bir kaynağı olamaz . Bu yüzdende muaviye denilen kişi bırakın Hazretiliği sayın kelimesini bile hak etmiyor. Eğer bu yorumları yapan dostlarım biraz İslam bilginiz var ise Kuran-ı Kerimi de (Türkçe mealini) en az bir sefer okumuşsanız kimlere Hz. Diye hitap edeceğinizi bilirsiniz.

Kurandaki açık ayetlerden biri şöyle der ? Ahzap Suresi 57 : Allah'ı ve resulünü incitenleri Allah dünyada da âhirette de lanetlemiştir. Onlar için, alçaltıcı bir azap da hazırlanmıştır.? Bu ayet ile ilgili siz değerli dostlarıma birkaç da hadis yazayım ve karşılaştırmayı siz yapın sonra.

- " Ali'yi ancak mümin olan sever ve ona ancak münafık olan buğzeder. "[Nesâî

- " Ali'ye düşman olanın düşmanı Allahtır. "[Ramuz]

- " Kim ki Hasan ve Hüseyin'i sever.Gerçekte beni sever.

- " Hasan ve Hüseyin Cennette olan gençlerin seyyididirler.

- " Ali'yi seven, beni sevmiştir. Ona düşmanlık, bana düşmanlıktır. Onu inciten beni " incitmiştir. Beni inciten de Allahı incitmiş olur." [Taberânî]

Arkadaşlar böylesine açık ayet ve hadisler varken neyin tartışmasını yapıyoruz. Bakın size bir secere vereyim belki bu secere bazı şeyleri size daha iyi izah eder. Peygamberimizin dostuna dost düşmanına düşman olmaya tevella teberra denir. Bakalım kimler Ahmed-i Muhtara dost, kimler düşman?

Peygamber Efendimize düşman ve savaş meydanında mübarek dişini kıran kim? Ebu Süfyan.

Hz. Hamzayı şehid ettirip mübarek ciğerini çiğ çiğ yiyen insanlıktan çıkmış İslam düşmanı kim? Hint. (Ebu Süfyanın karısı)

Hz. Ali efendimizle sıffında savaşmaya cüret ederek savaşı kaybedeceğini anlayınca mızrakların ucuna Kuran sayfalarını takarak fitne sokan kim? Muaviye.

Hz. Hasan?ın Muaviye ile yaptığı anlaşmayı bozup; Bu anlaşma ayaklarımın altındadır diyen ve bu süreçten sonra Hz. Hasanı eşine zehirleten kimdir? Muaviye

Hz. Hüseyin?i ve 72 canını Kerbelada susuz şehit ettiren ve Ehl-i Beyt kadınlarını çıplak halde develere bindirim dolaştıran kimdir? Yezit (Muaviye?nin oğlu)

 

 

PEYGAMBERİN SOYU PEYGAMBERİN ve SOYU?NUN DÜŞMANLARI

 

Hz. Muhammed s.a.v. (Peygamber) Ebu Süfyan (münafık), Muaviyenin babası)

 

Hz. Hamza (r.a.) (Resulun amcası) Hint (münafık), Muaviyenin annesi)

 

Hz. Ali (k.v.) (Resulun damadı ve amcaoğlu) Muaviye ( ? ), Yezit?in babası)

 

Hz. Hasan (r.a.) (Resul-u Erkemin torunu) Muaviye ( ? ) , Yezit?in babası)

 

Hz. Hüseyin (r.a.) (Resul-u Erkemin torunu) Yezit ( Lanetullah, Muaviyenin oğlu

 

Şimdi herhalde kime Hz. Diyeceğinizi biraz daha idrak etmişsinizdir. Gördüğünüz gibi bir tarafta Resulullah s.a.v. ve temiz pak olan Ehl-i Beyti diğer tarafta bu soya düşman olan bir aile. Bu aile Hadisi şerife göre Peygamber yakınlarını, Kurana göre Peyganberi dolayısı ile Allahı incitmişlerdir. Allah Peygamberi Ve Ehl-i Beytini incitenlere ve o incitenlere Hazreti diyenlere yardımcı olsun. Vebal çook büyük.

 

Bu yazılanları Hüccetü'l İslam İmam-ı Gazali Hazretleri okusaydı boynunda balta hissederdin. Fetvası var. Bu konular da konuşmayı halka yasak etti ve Alimler ve Evliyaullah da çok temkinli. Cahil cühelaya kalmış iş yok anlayacağın. Bu ifadelerle Ehl-i Sünnet Vel Cemaat dışına çıktığın için Allah seni affetsin. Vebal çook büyük.

ON
25.06.2009 00:40
#25

Peygamber buyruğu:

''- Ben her günaha şefaat ederim; ille Sahabilerime dil uzatana etmem!''

 

Bu fermandan tüyler ürpertici bir hikmet tütüyor. Allah'ın Resulü günah tayininde bulunmaksızın hepsini birden içine alan ''her'' tabirini kullandıklarına ve hiçbir günah şeklini nazardan uzak tutmuş olamayacaklarına göre, bu Hadisleriyle, ''Sahabi nedir ve ne demektir?'' sualini önceden cevaplandırmış oluyorlar...

(Doğru Yolun Sapık Kolları sayfa: 54)

 

Hz. Muaviye Sahabi'dir ve Peygamberimizin hadisi gayet açıktır. O'na laf söylemek bize hiçbirşey kazandırmayacağı gibi çok şeyler kaybettirir...

 

Saygılar...

BA
25.06.2009 00:50
#26

Hz.Muaviye'ye dil uzatmak kimsenin haddine düşmemiştir.

AD
25.06.2009 08:02
#27

Hz.Muaviye sahabelerin büyüklerindendir.

Hz.Habibe validemizin kardeşlerindendir ve dolayısıyla Efendimiz'in (S.A.V.) kayınbiraderidir.

Aynı zamanda vahiy katibidir ve Efendimiz'in (S.A.V.) yüce övgülerine birçok kez mazhar olmuştur.

 

Biz Hz.Vahşi Efendimize dahi dil uzatmaktan men edilmişken, böyle bir sahabeye dil uzatmayı aklımızın ucundan bile geçirmemeliyiz.

 

Bütün sahabeler müctehiddir. Hepsi ictihad mertebesindedir ve hepsi cennet-mekandır. İctihadlarında isabet olursa, hem isabetinden dolayı hem de ictihad ettiklerinden dolayı birer sevap alırlar. İctihadlarında isabet yoksa, yalnız ictihad ettiği için bir sevap alırlar. (Bknz. İmam-ı Rabbani Hazretleri)

 

Yüce Hadislerde bir çok defa sahabelerin büyüklüğü Efendimizce (S.A.V.)

vurgulanmış ve hepsinin yüce değerleri, tıpkı bir elmas işleyicisinin elması ortaya çıkarması gibi, yüce öğreticileri tarafından ortaya çıkarılmıştır.

 

 

“Benim sahabelerim âdildirler.”

 

“Bir kimse sahabeyi severse beni sevdiği için sever. Onlara düşmanlık eden de bana düşmanlığından dolayı düşmanlık eder.”

 

"Ashabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine tâbi olsanız hidayete erersiniz.”

Bu son hadis hakkında çok güzel bir açıklamayı alıntılıyorum.

Yıldız olma özelliğinde olan bütün yıldızlar eşit oldukları halde, aralarında büyüklük ve küçüklük itibariyle farklılıklar bulunduğu gibi, sahabeler arasında da fazilet ve mertebe noktasında elbette farklılıklar olacaktır. Bazısı İslâmiyet’le daha önce şereflenmiş. hizmette diğerlerini geçmiş, bir kısmı adalet ve idarede hepsinin üzerine çıkmış, bir diğeri yumuşak huy ve cömertlikte daha ileri gitmiş, bir başkası ilim ve kahramanlıkta diğerlerini geçmiştir.

 

Artık bu hidayet yıldızları hakkında ileri geri konuşmanın, onların bir kısmına muhabbet edip, diğer bir kısmını kötülemenin, ne kadar büyük bir cinayet olduğunu kıyas ediniz.

 

 

 

Onlar vahyin gelişine bizzat şahit oldular. Dıhye sûretinde, defalarca Cebrâil’i (as.) gördüler. Binlerce mucizeye şahit oldular. Bütün insanlık âlemini nura, hidayet ve saâdete eriştirmek için gönderilen Kur’ân-ı Kerim’i ilk defa onlar dinlediler. Onlar Kur ân-ı Azimüşşân’ın ilk talebeleri olma şerefine eriştiler. Ondaki yüce hakikatleri Peygamber Efendimizden ders aldılar. Kur’ân-ı Hakimi bütün kalplere, akıllara, vicdanlara ve dolayısıyla hayata hâkim kıldılar. Kendilerinden sonra gelen hiçbir kimsenin ulaşamadığı feyz ve berekete, ilim ve irfana, ihlâs ve sadakate, feragat ve fedakârlığa eriştiler. Bakışları ibretle, fikirleri ilim ve hikmetle, kalpleri ilâhi muhabbetle doldu. Onları ne dünya esir edebildi, ne de Cennetin güzellik ve çekiciliği kayıt altına alabildi. Onlar dünya ve ahiret nimetlerine değil, o nimetleri verene talip oldular ve O’nu buldular. Sadece ve sadece Allah’a kul olmanın yüce şeref ve izzetiyle yaşadılar.

 

Onların hepsi kurtuluşa erenler zümresindendir; hepsi “Sahabe” olma şerefinde, ortaktır. Allah ve Resulü, onların hepsinden razı olmuş ve onları överek yüceltmiştir.

TA
25.06.2009 15:12
#28

Hadi bakalım madem okadar biliyorsunuz. Hz. İmam Aliy-el Murtaza ile aynı kefeye koyduğunuz kişileri Uydurma olabilmesi muhtemel hadislerle değilde kesin olan Allah'ın kelamı ile örtüşen hadislerle açıklayın ikna olayım

 

"Sana bu ilim geldikten sonra seninle bu konuda çekişenlere de ki : Geliniz, sizler bizler de dahil olmak üzere, siz kendi çocuklarınızı, biz de kendi çocuklarımızı, siz kendi kadınlarınızı, biz de kendi kadınlarımızı, çağıralım, sonrada dua edelim de Allah'tan yalancılar uzerine lanet edelim." (AI-i Imran Suresi 61)

 

Fahri Razi, bu ayeti kerimenin tefsirinde şöyle rivayet eder: "Hz. Resulullah o gün üzerinde siyah yünden dokulu bir örtüyle, mubahele için şehirden dışarı çıktı. Hz. Hüseyni şefkat dolu kucağına almış ve Hz. Hasan'in da ellerinden tutmuştu Hz. Fatıma hazretin ardından, Hz. Ali'de Fatıma'nın ardından hareket ediyordu. Peygamber onlara şöyle buyurdu: Ben Allah'a dua ederken sizler de amin deyin. "

Necran Hıristiyanlarının piskoposu (Eskaf Necran) bu heyetin azamet ve haşmetli hallerini görünce Hıristiyan cemaata dönerek şöyle dedi: "Ben öyle çehreler görüyorum ki: Eğer AI- lah 'tan bir dağın yok olmasını isteseler, Allah onların duasına icabet edecektir. Sakın bunlarla mubahaleye girişmeyin. Zira helak olursunuz. Öyle ki kıyamete kadar yeryüzünde bir tek Hristiyan bile kalmaz.

 

Bu ayeti kerimenin Ehl-i Beyt'in faziletleri yönünde nazil olduğuna dair birçok Ehl-i sünnet alimi rivayet etmiştir ve onlardan bazılarını aşığıda size takdim ediyorum.

 

1. Nizameddin Nisaburi : Tefsir Geraib-ul Kur'an ve Gera- ib-ul Furkan c. 3 s. 213

2. İyun-ul-Tefsir Sefhel-ul s. 67

3. T efsir-ul Celaleyn c. 1 s. 283

4. Medarik-ul Tenzil ve Hekailkul Te'vil c. 1 s. 221

5. T efsir-ul Meragi c. 3 s. 171

6. Tefsir-ul Vazih c. 3 s. 58

7. Futuhat-ul İlahıyyet bi T evzih-ul Celaleyn lil Dekaik Hefiyyet c. 1 s. 283

Note: 8.kaynak ya unutulmuş ya da numaralandırma yanlış yapılmıştır. eKitaplaştıranın notu.

9. Zad-ul Mesır fı İlmul Tefsir s. 399

10. Ta'bir-ul Rahman, ve Tefsir-ul Menan c. 1 s. 114

11. Tefsir-ul Ta'cul Tefasir c. 1 s. 61

12. Tefsir Ebi Suud c. 1 s. 244

13. Mu'terek-ul Ekran fı l'can-ul Kur'an s. 562

14. Tefsir-ul Kur'an Hekim. c. 3 s. 322

15. Sahih Muslim c.7 s. 120

 

“Vekülle şey’in ahsaynâhu fi İmâmin mubîn”

 

Meali: “Biz her şeyi apaçık bir imamda saymışız” (Yasin 12. Ayet)

 

1) İbn-i Abbas dedi ki: “Biz her şeyi apaçık bir imamda saymışız” ayeti indiğinde iki kişi gelip Resulullah (saa)’a sordular ki: Ey Resullullah, Kuran’ da geçen bu imam Tevrat, İncil, Zebur veya Kuran mıdır? Resulullah (saa): Hayır, dedi. O anda babam (Hz.Ali) Resulullah (saa)’ın huzuruna gelir. Bunun üzerine Resulullah (saa) şöyle buyurdu: İşte, Allahın her şeyin ilmini içinde saydığı imam şudur. Mutlu o insan ki Ali’yi hayatında ve ölümünden sonra sever, mutsuz o kişidir ki Ali’yi hayatında ve ölümünden sonra ona kin duyar.

 

(es-Seyyid Haşim el-Bahrani el-Hüseyni’nin “el-Burhan fi-tefsir-i Kuran” Tahran 1.bas.1415 c.5, s.7/ Hüseyn bin Ahmed el-Hüseyni “Tefsir-i İsne Aşar” Tahran 1. bas.1363 c.11, s.62 / es-Seyyid Haşim el-Behrani “Medinet’ül Meâciz” C.2, S.128-129 / es-Seyyid Haşim el-Behrani “Gâyet’ül Merâm” C.5, S.214 / Hafız Recep el-Bersi “Meşariku Envâr’ül Yakîn Fi Esrâr Emirül Müminin” S.83

 

2) Ebu Cafer (as)’den, babası ve dedesinden(İmam Hüseyin) buyurdu ki: “Biz her şeyi apaçık bir imamda saymışız” ayeti indiğinde Ömer ve Ebu Bekir meclislerinden kalkıp Resulullah (saa)’a sordular ki: Ey Resullullah, Kuran’ da geçen bu imam Tevrat, İncil, Zebur veya Kuran mıdır? Resulullah (saa) : Hayır, dedi. O anda babam (Hz.Ali) Resulullah (saa)’ın huzuruna gelir. Bunun üzerine Resulullah (saa) şöyle buyurdu: İşte, Allahın her şeyin ilmini içinde saydığı imam şudur.

 

 

(Hüsamettin el-Mirdi el-Hanefi “Âli Muhammed” S.515

Süleyman el-Kunduzi el- Hanefi “Yenabi' ul Mevedde” Bab: 14, s.77

Muhammed bin Muhammed Rıda el-Kummi el-Meşhedi “Kenz’üd Dekâik ve Bahr’ül Gerâib” Tahran 1. bas. 1366 c.11, s.61-62 /

es-Seyyid Ali el-Hairi et-Tahrâni “Mukteniyat’üt Dürer ve Mültekikat es-Semer” Tahran- Dâr’ül Kütüb el-İslamiyyet bas. C.9, s.73 /

es-Seyyid Muhammed el-Hüseyni el-Hemedani “Envâr-i Derhişan” Tahran- Mektebet-i Lutfi 1380 c.13, s.351 (farsça) /

eş-Şeyh Saduk “Meâni el-Ahbâr” S.95 / Emali S.95, 235

es-Seyyid Haşim el-Behrani “Medinet’ül Meâciz” C.2, S.127-128 /

es-Seyyid Sâdık eş-Şirazi “Aliyyün Fil-Kurân” c.2, s.88

es-Seyyid Haşim el-Behrani “Gâyet’ül Merâm” C.1, S.174 / C.5, S.213

el-Meclisi "Bihar'ül Envar" c.35, S.427-428 /

eş-Şeyh eş-Şerifi “Kelimât el-İmam el-Hüseyin” S.564 H.1416 3.Bas./

Muhammed Muhsin el-Fayd el-Kâşâni “Tefsir’üs Sâfi” C.4, S.247 /

Muhammed Muhsin el-Fayd el-Kâşâni “el-Asfâ fi Tefsir’ül Kurân” C.2, S.1032 H.1420 1.Baskı.

Şeyh el-Hüveyzi “Tefsir-i Nur es-Sekaleyn” C.4, S.379 /

es-Seyyid Haşim el-Behrani el-Hüseyni “el-Burhan fi-tefsir-i Kuran” C.4, S.6, Hadis No: 6

İbn-i Cebir “Nehc’ül İmân” S.153-154 H.1418 Kum Bas.

İbn-i Şehrâşub “Menâkıb Âl Ebi Tâlib” C.3, S.64-65

Seyyid Şeref üd-Din el-Hüseyni “Tevil’ül Âyât ez-Zâhira” C.2, S.487-488 Hadis No: 3

En-Nebâti el-Âmili “es-Sırât’ul Müstakim” C.1, S.270

el-Hirr el-Âmili “Füsûl’ül Mühimme” S. 509-510 Müessesti Mearif İslami İmam Rida.

Hafız Recep el-Bersi “Meşariku Envâr’ül Yakîn Fi Esrâr Emirül Müminin” S.159 /

Hüseyin eş-Şâkiri “Ali Fil-Kitâb ves-Sünne” C.1, S.228

Tâlib es-Senceri “Şemâilü Ali Fil-Kurân Ves-Sünne” s.45 Lübnan Bas.

Merkez el-Mustafa “Ali Aleyhisselam Fil-Kuran’il Kerim” S.86

Merkez el-Mustafa “Nusûs Uhrâ Alâ İmamet Emir’ül Müminin” S.406, 438

Merkez el-Mustafa “Edillet Uhrâ Alâ İmamet Emir’ül Müminin” C.5, S.143

et-Tüsteri el-Meraşi “Şerh-i İhkâk’ul Hak” C.14, S.472

 

 

 

3) Ammar bin Yasir hazretleri dedi ki: Müminlerin Emiri Hz. Ali (as) ile beraber giderken, karıncalarla dolu bir vadiye vardık. Ben ona: Ey Müminlerin Emiri, Allahın yarattıklarından bu karıncaların sayısını, aralarında kaç erkek ve kaç dişi mevcut olduğunu bilen birini bilir misin? diye sordum. Hz. Ali şöyle cevap buyurdu: Evet, ben bir kişiyi tanırım ki bu karıncaların sayısını, aralarında kaç erkek ve kaç dişi olduklarını bilir. Ben dedim ki: O kişi kimdir? Buyurdu ki: Ey Ammar, Yasin süresindeki (12.Ayet) “Biz, her şeyi apaçık bir imamda saymışız” ayetini okumadın mı? Dedim ki: Evet ey mevlam. Bunun üzerine Müminlerin Emiri şöyle buyurdu: İşte o apaçık İmam, benim. (Karıncaların sayısını, içlerinde kaç erkek ve kaç dişi olduklarını ben bilirim)

 

(Allâmet İbn-i Hasneviyye el-Hanefi “Dür’ül Menâkıb” S.4

Süleyman el-Kunduzi el-Hanefi “Yenabi' ul Mevedde” Bab: 14, s.77 /

Hüsamettin el-Mirdi el-Hanefi “Âli Muhammed” S.515

es-Seyyid Haşim el-Bahrani el-Hüseyni “el-Burhan fi-tefsir-i Kuran” Tahran bas.1415 c.5, s.7 /

Hüseyn bin Ahmed el-Hüseyni “Tefsir-i İsne Aşar” Tahran 1. bas.1363 c.11, s.62-63 (farsça) /

Hüccet’ül İslam Muhammed Taki Şerif “Sahifet’il Ebrâr” c.1, s.113 /

El-Hatip Şeyh Muhammed Ridâ el-Hakîmi “Selüni kable en Tefkudûni” C.2, S.160-161;

Şazan bin Cibril el-Kummi “er-Ravda” S.2,

Şazan bin Cibril el-Kummi “el-Fedâil” S.98;

el-Meclisi “Bihâr’ül Envâr” C.40, S.176 Hadis No: 57;

es-Seyyid Haşim el-Behrani “Medinet’ül Meâciz” C.2, S.133;

Şeyh Cafer en-Nakdi “Envâr’ül Aleviyye” S.89 /

es-Seyyid Haşim el-Behrani “Gâyet’ül Merâm” C.5, S.214 /

Ahmet er-Rahmani el-Hemedani “el-İmam Ali” S.145

Merkez el-Mustafa “Ba’d Kerâmet Emirül Müminin ve Mucizâtihi” S.1325

Şeyh Ali en-Nimâzi “Müstedrek Sefinetül Bihâr” C.10, S.153

Er-Ravda fil Mucizât vel-Fedâil S.119

es-Seyyid Sâdık eş-Şirazi “Aliyyün Fil-Kurân” c.2, s.88-89

Hüseyin eş-Şâkiri “Ali Fil-Kitâb ves-Sünne” C.1, S.227-228

Et-Tüsteri el-Meraşi “Şerh-i İhkâk’ul Hak” C.8, S.104; C.14, S.471; C.20, S.220

 

 

 

4) Ebu Zer dedi ki: Karıncalarla dolu bir vadiden geçiyorduk. Hz.Ali’ye: “Tenzih ederim bunların sayısını bilene” dedim. Bana dedi ki: “Öyle deme! Bunları yaratana, de. Ben Allahın izniyle bunların sayısını, aralarında kaç erkek ve kaç dişi olduklarını bilirim”

 

(Süleyman el-Kunduzi el-Hanefi “Yenabi' ul Mevedde” Bab: 14, S.77;

Muhammed Rıda el-Kummi el-Meşhedi “Kenz’üd Dekaik ve Bahr’ül Garaib” Tahran 1. bas. 1366 c.11, s.63 /

es-Seyyid Haşim el-Bahrani el-Hüseyni’nin “el-Burhân fi-Tefsir-i Kurân” Tahran bas.1415 c.5, s.7 /

eş-Şeyh Ebu Cafer Muhammed bin Hasan et-Tusi’nin ‘Misbâh’ül Envâr’ /

Hüccet’ül İslam Muhammed Taki Şerif “Sahifet’il Ebrâr” c.1, s.109 /

Yunus Ramadân “Buğyet’üt Tâlib Fi Marifeti Ali Bin Ebi Tâlib” S.401 Müesseset’ül A’lemi lil Matbuât H.1413 Beyrut Bas./

es-Seyyid Haşim el-Behrani “Medinet’ül Meâciz” C.2, S.132-133;

Ahmet er-Rahmani el-Hemedani “el-İmam Ali” S.145;

es-Seyyid Şeref üd-Din el-Hüseyni “Tevil’ül Âyât ez-Zâhira” C.2, S.490 /

es-Seyyid Haşim el-Behrani “Gâyet’ül Merâm” C.5, S.214 /

et-Tüsteri el-Meraşi “Şerh-i İhkâk’ul Hak” C.8, S.104

Merkez el-Mustafa “Ba’d Ma Vüride Fi Esmaullahi Teala” S.7

Merkez el-Mustafa “MM. Ba’d Kerâmet Emirül Müminin ve Mucizâtihi” S.1325

Merkez el-Mustafa “Ebi Zer el-Gaffari Ridvânullâhi Aleyhi” S.349

 

 

 

5) Salih bin Sehl dedi ki : İmam Cafer es-Sadık (as)’ın şöyle buyurduğunu duydum: “‘Biz, her şeyi apaçık bir imamda Saymışız’) ayeti Emir’ül Müminin Hz. Ali (as) hakkında inmiştir.”

 

(Süleyman el-Kunduzi' nin "Yenabi' ul Mevedde" s.77 /

es-Seyyid Haşim el-Bahrani el-Hüseyni’nin “el-Burhan fi-tefsir-i Kuran” Tahran bas.1415 c.5, s.7 /

Muhammed bin Muhammed Rıda el-Kummi el-Meşhedi “Kenz’üd Dekaik ve Bahr’ül Garaib” Tahran 1. bas. 1366 c.11, s.62 /

es-Seyyid Haşim el-Behrani “Medinet’ül Meâciz” C.2, S.128 /

es-Seyyid Şeref üd-Din el-Hüseyni “Tevil’ül Âyât ez-Zâhira” C.2, S.487 Hadis No: 2 /

el-Meclisi "Bihar'ül Envar" c.24, s.158 /

es-Seyyid Haşim el-Behrani “Gâyet’ül Merâm” C.5, S.213 /

el-Muhtasar S.114 /

Şazan bin Cibril “el-Fedâil” S.94 /

Şeyh Ali en-Nimâzi “Müstedrek Sefinetül Bihâr C.1, S.195

 

6) Salih bin Sehl dedi ki : İmam Cafer es-Sadık (as)’ın şöyle buyurduğunu duydum: “‘Biz, her şeyi apaçık bir imamda Saymışız’) ayeti Haydarı Kerrar Emir’ül Müminin Hz. Ali (as) hakkında inmiştir.”

 

(Hüsamettin el-Mirdi el-Hanefi “Âli Muhammed” S.515 / et-Tüsteri el-Meraşi “Şerh-i İhkâk’ul Hak” C.20, S.219-220)

 

İmam Ali buyurdu ki: “Allah’a ant olsun ki, apaçık imam benim”

 

El-Meclisi “Bihar’ül Envar” c.35, s.427

El-Fayd el-Keşani “Tefsir’üs Safi” c.4, s.247 ve “Tefsir’ül Asfa” c.2, s.1032

Şeyh el-Hüveyzi “Tefsir-i Nur es-Sekaleyn” C.4, S.379

Allame Tabatabai “el-Mizan Fi-Tefsir’ül Kuran” C.17, S.70NOT: Bu bilgilerin bir kısmı Kuran-ı Kerim den faydalanılarak yazılan 110 Ayet Işığında Hz. Ali adlı eserden alıntı yaparak hazırladım. Bilgilerinize...

IB
25.06.2009 15:16
#29

yahu sen ne laf anlamaz adamsın... hazreti muaviye ye yücedir demek.. onu hazreti ali ile aynı kefeye mi koymak demektir... evet ikisi de sahabedir.. lakin hazreti ali peygamberlerden sonra gelen 4. büyük insan.. muaviye ra ise daha sonra gelio.. ama bu muaviye ra bi sufliyet yüklemez.. ayetlerden dem vuruyorsun.. ebu talha hakkında ayet inmedi die o şimdi sahabe değil mi.. halbuki oda aşere i mübeşşereden... ahzreti vahşiyi bile imamı rabbaniden kat be kat üstün görürken.. hazreti muaviye elbette daha üstündür...

 

allah sana hidayet nasip etsin.. nasılda ehli sünnet vel cemaatten çıkmışsın.. imamı gazali hazretlerinin fetvasından ahberin yok mu senin.???

 

hiç bir büyük alim bu işe karışmazken sen fındık kadar beyninle nasıl bu işe kalkırşırsın... ashabıma dil uzatana şefaat etmem.... bu hadis i şerifi bilmiyor musun ve yemin ederim ki hazreti muaviyede ashabı kiramın büyüklerindendir.... bunu büyük alimler kabul etmişte sana ne oluyorda hala inkar ediyorsun

 

Ey zalim!!!

madem ki kurandan hüküm çıkardığını sanıyorsun.. o halde bana '..Rabbin için namaz kıl....' ayetinden.. beş vakit namazın nasıl kılınacağını.. nelerin tadil i erkan çizgisinden geçip nerelerin kaldığından bashet hele.. bunu imkansız ki hadisler yardcı olmadan yapamazsın.. oysa ki bizler hadis i şerifleride anlayamayız. onlarında açıklayıcısı büyük alimler vardır. namaz kılıyorsan eğer ki umarım kılıyorsundur.. elbette bir imama bağlı olmn gerekir.. tabi ehli sünnetten hangi imam seni kabul edecekse... dört büyük imamdan hangisi muaviye ra. ya dil uzatmış.. hiç bir şeyden çekinmiyorsan.. imamına uy...

TA
25.06.2009 16:22
#30

Kalbinizin mutmain olmasını istiyorsanız. Aşağıda yazılı olan kaynaklardan incelemeler yapabilirsiniz. İşte size bir Ayet daha ve Hz. Ali'nin bir fazileti daha. Kimse bana müctehit, ictihat itaaat biaat bidat sözleri ile kelime oyunu yapmasın. Kesin kanıtlarla konuyu irdeleyelim. Resulullah' s.a.v. in hadisler hakkındaki sözü çok açık; Benden nakledilen bir söz duydunuzmu onu kuranla yorumlayın eğer benden olduğu idda edilen hadis Kuran ile örtüşmüyorsa duyduğunuz yalandır itibar etmeyin. Allah c.c. Kuran-ul azimül şanda ne buyuruyor. O'nun (Hz. Muhammed) konuşması Cibril emin aracılığı ile bizim kelamımızdır. O boş konuşmaz.(Dolayısı ile boş konuşmadığının kanıtıda Kuran-ı Kerimdir.)

 

"İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah'ın rızası için kendini feda eder. Allah kullarına karşı çok şefkatlidir."Bakara207

 

Allame Hindi Ubeydellah Bısmıl, Kitabul Kebir ve Menakib Emir EI-Mumin'in Ali bin Ebi Talib kitabın'da, Gazali ve Sa'lebi'nin tefsirinden ve birçok tarih ve tefsir kitaplarından bu ayeti kerimenin, Hz. Resulullahlın Mekke'den Medine'ye hicret ederken bu ayeti kerimenin İmam Ali hakkında indiği hakkında ittifak ediyorlar.

 

Doğrusu Hz. Resulullah hicret edeceği zaman İmam Ali'yi kendi borç ve emanetlerini sahiplerine ulaştırması için kendi yerine halife tayin etti... Peygamber Efendimiz kendisine yönelik müşriklerin planladığı tuzakları İmam Ali'ye bildirerek onun kendi yerine yatmasını söylemişti. İmam Ali bir an tereddüt et- meden peygamberin dediği gibi yaptı.

 

Yüce Allah Cebrail ve Mikail'e (a.s) şöyle buyurdu: "Ben birinizin ömrünü arkadaşınınkinden daha uzun etmek istesem, hanginiz ömrünün kısa olmasını isteyip arkadaşına karşı fedakar olmak isterdi? Cebrail ve Mikail (a.s) uzun hayatı istediklerinde, Yüce Allah onlara hitaben şöyle dedi: "Neden habibimin kardeşi Ali gibi olmadınız? Ali, Hz. Muhammed (s.a.a) ve kardeşiği uğruna kendi nefsini feda edip, onun yatağına yattı. Derhal yanına inin, onu (Ali 'yi) düşmanlarının şerrinden koruyun."

 

Bu emir üzerine Cebrail ve Mikail (a.s), İmam Ali'nin huzuruna indiler, biri başı ucunda, öbürü ise ayakları ucunda beklediler. Cebrail (a.s) buyurdu ki: "Kim senin gibi olabilir ki, Ey Ali b. Ebi Talib! Allah, meleklerine karşı seninle iftihar ediyor!"

 

Bunun üzerine yüce Allah İmam Ali'nin bu şanına Hz. Resulullah'a şu ayeti indirir: "İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah'ın nzasını kazanmak için..."

 

Hakim Nisaburi ibni Abbas'dan şöyle rivayet ediyor: "Ali (a.s) bir an bile tereddüt etmeden kendi nefsini, peygamberin nefsi yerine feda ederek, Hz. Peygamberin elbisesini giyindi.. . "

 

Bu' ayetin İmam Ali hakkında indiğini bir çok Sünni alim kendi kitaplatında nakletmiştirler.Onlar'dan bazıları:

 

-İbn-ul Saib Kelbi kendi tefsirinde: El- Teshil Ulum-ul Tenzil c.l s. 94

-Ebu Abdullah Muhammed Bin Ahmed Bin ebi Ahmed b. Ebı bekr b. ferec Ensar-il Kurtubi: Tefsir-ul Kurtubı c. 3 s. 347

-Allame ŞAli Ebul Hasan Şeybanı (kendisi meşhur alimlerdendir.) ibn Esır: Esed-ul Ğabet fı maarifetul sahabiye c.3 s. 25

-Alleme Şafii, Ebu bekr Nişaburi: Tefsır-ul Taberi c. 1 s.281

-Hadis alimi İbni Kenci: Kifayet-ul Talib s. 114

-Abdurrahman el Sefuri Şafii: Nuzhetul Mealis c. 25 s. 168

-Muhibbidin Taberi: Zehair-ul ukba s. 88

-İmam Gazali: İhyaul Ulumul Din c. 35 s. 238

-Allame Malikiyye Nureddın El Mekki (ibn-ı sabbağ): Fusul-lul Muhimme s. 33

-Sıbt ibn Cevzi: Tezkiret-ul Havas s. 21

IB
25.06.2009 16:26
#31

yahu.. ne nasipsiz adamsın... hazreti ali ye dil zuatan biri oldu mu şu site içerisinde.. ona kim ne diyebilir.. keşke bastığı yerdeki toz olsak.. ama başka bir sahabe olan muaviye ra ya sen dil uzatıyorsun.. haz aliyi yüceltmek muaviye ra yı sufliyet yüklemeyeceği gibide.. muaviye ra nın üstünlğünden bahsetmek. haz aliyi incitmez... tövbe etmezsen şayet.. hazreti ali ile hazreti muaviyenin cennette kol kola gezdiğini cehennemden göreceksin.. vesselam

TA
25.06.2009 16:38
#32
hiç bir büyük alim bu işe karışmazken sen fındık kadar beyninle nasıl bu işe kalkırşırsın... ashabıma dil uzatana şefaat etmem.... bu hadis i şerifi bilmiyor musun ve yemin ederim ki hazreti muaviyede ashabı kiramın büyüklerindendir.... bunu büyük alimler kabul etmişte sana ne oluyorda hala inkar ediyorsun

 

Bizleri yaratan Yüce Allah'a canım dünyaya geldiğim her defasında feda olsun. Bu baş, bu el,ayak Şefaatcımız Hz. Resulullaha feda olsun. Oğlu çiğer paresi Hz. İmam Hüseyin'in olduğu gibi. Sen bana şefaatden mahrumsun demişsin. Yezit için nediyorlar bilirmisin? Yezite lanet okumayın. O Hz. İmam Hüseyine yaptıklarına pişman oldu ve tövbe etti. Umulurki Allah da onun tövbelerini kabul eder. Cennete yerleştirilir. Eğer Ol Allah Yezit gibi Peygamber evladının kanını akıtan birinin tövbesini kabul ediyorsa, Ol Allah benimde tövbemi kabul eder. Tövbesinden dolayı Yezite şefaat kılan Peygamber bizede şefaat kılar. Şefaatcılığın avukatlığı sanamı düştü be ibniss...şimdi diyecen Yezitle Muaviyenin ne alakası var? Çook var soyu bozuk olanın züriyetide bozuk olur.

TA
25.06.2009 16:40
#33
yahu.. ne nasipsiz adamsın... hazreti ali ye dil zuatan biri oldu mu şu site içerisinde.. ona kim ne diyebilir.. keşke bastığı yerdeki toz olsak.. ama başka bir sahabe olan muaviye ra ya sen dil uzatıyorsun.. haz aliyi yüceltmek muaviye ra yı sufliyet yüklemeyeceği gibide.. muaviye ra nın üstünlğünden bahsetmek. haz aliyi incitmez... tövbe etmezsen şayet.. hazreti ali ile hazreti muaviyenin cennette kol kola gezdiğini cehennemden göreceksin.. vesselam

 

Ali ile muaviyenin kol kola gezdiği bir cennet varsa ben o cenneti istemem.

IB
25.06.2009 16:41
#34
Bizleri yaratan Yüce Allah'a canım dünyaya geldiğim her defasında feda olsun. Bu baş, bu el,ayak Şefaatcımız Hz. Resulullaha feda olsun. Oğlu çiğer paresi Hz. İmam Hüseyin'in olduğu gibi. Sen bana şefaatden mahrumsun demişsin. Yezit için nediyorlar bilirmisin? Yezite lanet okumayın. O Hz. İmam Hüseyine yaptıklarına pişman oldu ve tövbe etti. Umulurki Allah da onun tövbelerini kabul eder. Cennete yerleştirilir. Eğer Ol Allah Yezit gibi Peygamber evladının kanını akıtan birinin tövbesini kabul ediyorsa, Ol Allah benimde tövbemi kabul eder. Tövbesinden dolayı Yezite şefaat kılan Peygamber bizede şefaat kılar. Şefaatcılığın avukatlığı sanamı düştü be ibniss...şimdi diyecen Yezitle Muaviyenin ne alakası var? Çook var soyu bozuk olanın züriyetide bozuk olur.

 

 

ey ahmak.. alimden zalim doğmaz mı.. hazreti alinin soyundan gelipte bu dine zarar veren bidat ehli de çok oldul.. seadet i ilmiye yi aç oku.... hiç kimse başlasının güanhını yüklenemez.. ben bir günah işledim die babam hesap göremez...

IB
25.06.2009 16:42
#35

hem senin syfalarca yazıp lanet okudğun ebu sufyan ailesi... allah resulünün damat olduğu bir ailedir...

IB
25.06.2009 16:45
#36

hazreti hamza.. kendi katili olan vahşi ra ile kol kola cennettedir.. oraya da girme sen...

AD
25.06.2009 16:47
#37

Kimse Hz.Ali'ye karşı en küçük bir saygısızlık yapmamışken, size ne oluyor da bu kadar vaveyla içerisindesiniz.

Hz. Ali, ashabın sıralamadaki 4. büyüğüdür ve makam bakımından Hz.Muaviye'den daha rütbelidir.

Bu rütbe üstünlüğü Hz.Muaviye'ye küfür etmemizi mi gerektirir?

Siz Allah Resulünden çok mu iyi biliyorsunuz ki -haşa- Hz.Muaviye'yi eleştiriyorsunuz?

Ne güzel örnek verdik. Biz Hz.Vahşi'ye dahi dil uzatmaktan men edilmişken, nasıl olur da Hz.Muaviye'ye dil uzatırız?

 

O zaman Hz. Halid bin Velid'e de bir zamanlar Müslümanlara kılıç çektiği için, Hz.Amr bin As'a Habeşistan'daki tavırları için, Hz.Süheyl'e Hudeybiye Antlaşmasındaki tutumu için, Hz.Ömer'e ilk halleri için, Hz.İkrime'ye Ebu Cehil'in oğlu olduğu için, Hz.Hamza'ya ve Uhud'daki birçok sahabeye de Peygamberimiz'in (SAV) savunma stratejisini reddettikleri için buğz mu edelim? Onlara -haşa- kafir damgası mı vuralım?

 

Siz, iki kardeşiniz, iki öğretmeniniz, iki dostunuz kavga ettiği zaman birisini kalkıp kafir mi ilan edersiniz?

 

Bir an evvel tövbe ediniz.....

IB
25.06.2009 16:48
#38

her sözümüzün altında tövbe telkini verioruz.. zaten... kimseyi kafir ilan ettiğimde yok... her harfimde tartar denen adama karşı ashabı savunmaktayım...

NF
25.06.2009 17:46
#39

Selamlar,

 

Evvela "Soyu bozuk olanın zürriyeti de bozuk olur" gibi, hiçbir geçerliliği olmayan ve sadece sataşmak amacıyla başvurulan sakat bir kahvehane anlayışının sitemizde yeri yok. Burada Hazret-i Ali'ye karşı herhangi bir saygısızlık yapılmamışken kopyaladığınız mesajların mevzuuyla alakasız kalışı, tartışmaya samimiyetle katkı sağlamak amacını gütmediğiniz düşüncesini bizde uyandırıyor. "Ali ile muaviyenin kol kola gezdiği bir cennet varsa ben o cenneti istemem" gibi en hafif tabirle densizce sarfedilmiş olan sözünüz nasıl bir militanca psikolojiyle sitemize üye olduğunuzu da gözler önüne seriyor. Bu takdirde de tartışmanın devamına müsade etmenin bir mantığı kalmıyor. Karşı tarafın da üslubunun tasvip edilmeyecek sertlikte olduğunu belirtmek durumundayım, fakat yine de bu hal, bahsedilen hakikatleri görmezden gelmemize sebep değildir.

 

Evet Hazret-i Ali Hazret-i Muaviye ile kıyaslandığında çok daha büyüktür. Evet Ehl-i Beyt'in fazileti tartışılmaz, evet Hazret-i Muaviye'nin oğlunun yaptıklarını hiçkimse kabul edemez ve bu iki sahabi birbirleriyle mücadeleye girmiştir. Fakat Hazret-i Ali'nin üstünlüğü ve ehl-i beyt'in büyüklüğü Hazret-i Muaviye'yi küçültmez, hiçbir oğlun yaptığını babasını yargılamak için delil olarak kullanamazsınız ve bu nitelikteki bir anlaşmazlık da hiçkimseyi dinden etmez. Peygamber eşine ve vahy katibi olan yüksek dereceli bir sahabiye her ne cihetle olursa olsun münafıklık ithamını reva görmek haddimizi aşan bir harekettir. Sahabileri yargılama selahiyeti bize ait değildir, zira onların sahip olduğu dereceyi belirten hadis-i şerifler de mevcut, bu başlıkta da onlardan bahsedildiğini gördünüz. Hazret-i Muaviye'yi bugün yerin dibine batırmak bize hiçbir şey kazandırmayacağı gibi Peygamber lütfuna mazhar olmuş birkaç sahabiyi çizip atmaya kalkmak, onların cahiliye devrinde yaptıklarını dahi bahse mevzu edecek kadar ipin ucunu kaçırmak tasvip edilemez. Bizim ehl-i sünnet müntesipleri olarak bu noktada söyleyebileceğimiz en uç fikir, büyük bir sahabi olan Hazret-i Muaviye'yi haksız gördüğümüz olabilir. Hepsi bu kadar. Ötesine, yani Hazret-i Muaviye'yi -haşa- münafıklığa kadar götüren hakaretlerin dile getirilmesine site yöneticileri olarak müsade edemeyiz.

 

Konu bir süre için kapatılmıştır.

 

Saygı ve selamlarımla