Kan Bağışı

Başlatan: BaLaBaN Tarih: 02.07.2008 02:38 Cevap: 28

BA
02.07.2008 02:38
#1

s.a arkadaşlar bilmiyorum bi faydası olcakmı ama syn. serdengeçti ablamında gazıyla bu konuyu açma ihtiyacı duydum. Biliyoruzki kimsenin elinde bir senet yok nezaman ,ve nasıl gidiceğimiz(ahirete göç edeceğimiz) belli değil.

Yarın öbürgün kaza geçirdiğimizde (ALLAH korusun)ve "kan" a ihtiyaç duyulduğunda daha önce hiç kan verdiğimiz aklımıza gelicekmi ,gelmicekmi bilmiyorum. Kızılay'a girdiğinizde kan bankasına giderken şu yazı yazar " Kan'a mı ihtiyacın var, peki sen hiç verdinmi?" aramızda verenler vardır elbet sözüm daha çok diğer arkadaşlara. Yanlış anlamazsınız İNŞAALLAH ama öz eleştirimizi yapmamız lazım bence. Elimizde güzel bir fırsatımız var (ALLAH'a şükür) gitgide büyüyen pırlanta gibi bir forumumuz var.Forumumuzda "Kan" verme kampanyası başlatsak güzel olmazmı?

SE
04.07.2008 11:03
#2

A.S.Canım kardeşim!

 

Öncelikle böyle güzel bir girişimde bulunduğun için seni canu gönülden tebrik etmek isterim.Gerçekten de çok hassas bir konuya parmak basmışsın.Şöyle bir düşünürsek bizm ihtiyacımız olmasa bile kan vermek bir insanlık görevimiz hem de sağlık için çok faydalıdır.Hergün anons duyarız kana ihtyaç var diye.Allah muhafaza etsin o an çaresizlik içinde kan arayan biz ya da bizim ciğerparemiz neden olmasın?

 

Sen gönlünü ferah tut güzel kardeşim güzel sitemin güzel insanları bu yarışa kayıtsız kalmayacaktır. :)

NU
06.07.2008 13:35
#3

A.SELAM kardesim cok doğru cok dikkatli ve duyarlı olmalıyz bu gibi konularda bu yazn icnde Allah senden razı olsun!

BA
07.07.2008 01:38
#4

Amin kardeşim cümlemizden ALLAH razı olur inş. Amacım forumumuzu biraz daha duyarlı hale getirmekti. Sonuçta genciz verdiğimiz azcık kanın bize hiç bir zararı olmaz. :)

Ü.
07.07.2008 14:25
#5

Ben veremezmişim... Kan tahlili yaptırdım, düşük çıktı. Ayrıca belli bir kiloya ulaşmam gerekiyormuş...

BA
07.07.2008 19:28
#6

üzüldüm. Ben geçtiğimiz cumartesi verdim. Gerçekten çok güzel bir duygu.Tahliller,ve kan verme toplam 15 dakika sürüyor. 3 ila 6 ay arası değişen sürelerde kişinin kendi bünyesine bağlı olarak kan verilebiliyormuş. 3 ay sonra birdaha gitmeyi düşünüyorum .ALLAH ın izniyle birdaha vericem. :D

 

 

Bu arada Ü.Y arkadaşım gösterdiğiniz duyarlılık ve ilgi için çok teşekkür ederim :)

GT
07.07.2008 21:59
#7

Tam da konu üzerine geldim...Bende bugün ilk defa kan verdim...İlk önce iğneden biraz tırstım versem mi vermesem mi? diye düşünürken;"boşver kızım,ilk defamı iğne yiyon" diye kendimi cesaretlendirdim ve kanımı verdim ...Tavsiye ederim...Süper! :)

PU
08.07.2008 14:35
#8

Uzun zamandır aklımdaydı,bu başlığı da görünce iyice cesaretlendim ama ben iğneden ciddi ciddi korkuyorum :D

 

Bu arada duyarlılığınız için Allah razı olsun bakalım ben ne zaman gösterebileceğim o duyarlılığı?Hakikaten iğne derdi olmasa bir dk durmam,bu korkuyu yenmem lazım :)

BA
13.07.2008 00:20
#9
Uzun zamandır aklımdaydı,bu başlığı da görünce iyice cesaretlendim ama ben iğneden ciddi ciddi korkuyorum :D

 

Bu arada duyarlılığınız için Allah razı olsun bakalım ben ne zaman gösterebileceğim o duyarlılığı?Hakikaten iğne derdi olmasa bir dk durmam,bu korkuyu yenmem lazım :D

 

Amin cümlemizden ALLAh razı olur inş. İNŞAALLAH korkunuzun üstesinden gelebilirsiniz :)

YA
13.07.2008 00:39
#10

Ah ah. Ne diyim ben şimdi. Ne zamandır kan vereyim diyordum. Ankara'da da olunca her Kızılay Meydanı'ndan geçişte aklıma geliyor. Şimdi bu başlığı da gördüm. İki tane ah çektim. :D Çünkü maalesef ben de kansızlar grubundanmışım. :) Veremezmişim, verirsem de uzun süre kalkamazmışım. O yüzden bünyeyi daha da güçlendirmek gerekirmiş. Başlık iyi olmuş. Ben veremiyorum ama en azından verebilecek güce sahip, arkadaşlarımızın aklına gelmiş olur ve bir bakıma vesile olur.

DE
13.07.2008 01:10
#11

Kan Bağışı hakkında olumsuz birşeyler işitmiştim yıllar önce. Konu sayesinde tekrar araştıracağım. Kan bağışlamak doğru mu, yanlış mı?

Ü.
13.07.2008 01:57
#12
Kan Bağışı hakkında olumsuz birşeyler işitmiştim yıllar önce. Konu sayesinde tekrar araştıracağım. Kan bağışlamak doğru mu, yanlış mı?

 

Neden yanlış olsun...Kan bağışı, hem kan veren için, hem de kanını taşıyan için yararlı... "Sen ver de göreyim!" diyeceksin, biliyorum :D ama veremezmişim. Zaten ne zaman hayırlı bir iş yapmaya kalkışsam..... :)

BA
13.07.2008 03:10
#13
Kan Bağışı hakkında olumsuz birşeyler işitmiştim yıllar önce. Konu sayesinde tekrar araştıracağım. Kan bağışlamak doğru mu, yanlış mı?

 

Yanlış olması için hiç bi sebep göremiyorum ben. Negüzel birinin hayatını kurtarıyosunuz. Olaya birde şu yönden bakmak lazım. düşünün kaza geçirmişsiniz. Hastanede açıyosunuz gözünüzü ameliyat olmuşsunuz . Kan vermişler; e ozaman kimsenin "nie kan verdiniz günah" diyeceğini sanmıyorum :)

YU
13.07.2008 18:26
#14

ben bir kere vermiştim maşşalah kanımda bol yani rabbim o konuda çok cömert davranmış bir ünite alıyorlar bıraksalar bol bol vereceğim ama olmuyor işim gereği fazla fırsatım olmuyor çalıştığım okula gelmişti kızılay o sırada verdim. keşke daha çok fırsatım olsada versem nasılsa vücududa kanıda rabbim veriyor. yeniler o herhalükarda.... Allaha emanet olun

NU
13.07.2008 19:58
#15

ben de en yakn zamanda uğrayacağım insallah

isteğim vardı zaten

sağolun

BA
15.07.2008 13:42
#16

Kan vermenin faydaları

 

1. Kemik iliğinin yağlanmasını önleyip, kan yapımı canlı tutulur.

 

2. Verilen kanın yerine, anında vücuttan genç hücreler dolaşıma katıldığı için, bağışçı daha dinç ve canlı olur.

 

3. Kandaki yüksek yağ oranı düşer.

 

4. Kan bağışı kalp krizi ihtimalini %90 azaltır.

 

5. Kan bağışlayan kişide baş ağrısı, stres, yüksek tansiyon, yorgunluk gibi rahatsızlıkların giderilmesinde çok büyük katkısı olur.

 

6. Kan bağışçısı her kan verdiğinde:

 

AIDS, Hepatit B, Hepatit C, Sifiliz kan grubu taramasından ücretsiz olarak yararlanmış olur.

 

7. Trafik kazasında yaralanan bir kimsenin, kan uyuşmazlığı olan bir bebeğin, kan bulunmazsa ölecek bir hastanın sizin verdiğiniz kanla kurtulmasının, size verdiği manevi duygu ölçüsüzdür. Bağışınız çok insancıl ve onurlu bir davranıştır.

 

8. Kan bağışında bulunanlara KAN SİGORTA KARTI tahsis edilir. Bu kart gerçekleşmesini arzu etmediğimiz acil kan ihtiyaçlarında size ve soyadınızı taşıyan tüm yakınlarınıza tüm Kızılay Kan Merkezleri'nden azami öncelikli kan alma ve sosyal güvencesi olmayanlar için ücretsiz kan temin edilmede kullanılır.

 

 

hangi gazete olduğunu bilmiyorum. bir arkadaş mail atmış. bende kopyala-yapıştır marifetiyle buraya koyim dedim :)

GT
19.07.2008 19:13
#17

"Kim bir cana kıymamış veya yeryüzünde fesat çıkarmamış birisini öldürürse bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de birisinin hayatını kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur" (Maide Sûresi 32)

 

Bu ayet kan ve organ bağışı için yeteri kadar açık ve net sanırım...Selamlar :unsure:

19.07.2008 20:48
#18
"Kim bir cana kıymamış veya yeryüzünde fesat çıkarmamış birisini öldürürse bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de birisinin hayatını kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur" (Maide Sûresi 32)

 

Bu ayet kan ve organ bağışı için yeteri kadar açık ve net sanırım...Selamlar smile.gif

 

Bu Ayet-i Kerime kan ve organ bağışı için yeteri kadar açık ve net değildir. Bu noktada tefsirlerden ve Ulemanın söylediklerinden faydalanmakda yarar vardır kanaatimce.

 

 

Bu bahisler sathi olarak değerlendirilip yargıya varılamayacak kadar mühim ve girifttir. Her ne kadar diyanet hususiyetle organ bağışı mevzusunda müsbet görüş beyan etse de ben tereddütlerimden arınmakta diyanet kadar aceleci ve kati tutum sergileyemiyorum. Bildiğiniz gibi organ nakli, kalbi çalışan fakat beyni ölmüş kimselerden yapılır. Çok küçük bir ihtimalle de olsa beyin ölümü vuku bulmuş kişilerin yeniden hayata dönme şansları vardır, bunun misalleri yaşanmıştır. Şu durumda, kalbi çalışan bir kişinin ruhunun bedeninden ayrıldığını iddia edemeyiz. Ruhun bedenden ayrılması için insanın büsbütün ölmesi gerekir ki bu kalp ve beyinin ölmesi ile gerçekleşir. Nasıl ki; beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerin makineye bağlı olarak yaşamlarını devam ettirdiğini söyleyebiliyorsak, nasıl ki, kişi tamamen öldükten sonra, yani makinenin o insanın hayata dönmesi için hiçbirşey ifade etmediği zaman, o kişi için"ölmüştür" diyebiliyorsak organları çıkartılan kişilerin tam olarak öldüklerini öne süremeyiz. Ölmemiş kişiyi öldürüp, onun organları ile başka kişi ya da kişilerin hayata dönmesini sağlamak bu noktadaki tereddütlerimin kaynağını teşkil etmektedir. Hiçbir fert Allah'ın verdiği canı hiçbir şart (adaletin sağlanması ve savaş vb. durumlar hariç) altında sona erdirme selahiyetine malik değildir. Hatta kanunlarda da bir kişinin ölmesi için kalbinin durması ve nefes almaması gerektiği belirtilir. Mevzunun çetrefilini varın siz tahayyül edin.....

 

Şu halde sizin zikrettiğiniz Ayet-i Kerime mealini tekrar gözönüne getirirsek görürüz ki ortada büyük bir yanlış telakki vardır. Ayet-i Kerime mealinde kişinin başkalarının hayatını kurtarma adına kendi ya da sevdiklerinin canından feragat etmesi mevzu bahis değildir. Allah'ın verdiği bu can bu tende emanettir ve bu canı Allah'tan başka kimse alamaz. Şu açıklama bile zikredilen Ayet-i Kerime mealinin mahut konuları açıklayıcı mahiyete sahip olmadığını gösterdiği gibi Ayet-i Kerime mealinin farklı olaylar için söylenildiği izlenimini vermektedir.

Ayrıca Ayet-i Kerime Mealinde: " Kim bir cana kıymamış veya yeryüzünde fesat çıkarmamış birisini öldürürse bütün insanları öldürmüş gibidir. " buyurulmaktadır. Öyleyse kendisinden organ nakli yapılan kişiler büsbütün ölmediğine göre, kendisinin katline izin veren kişilerin ve bu işlemi yapan doktorların halleri beni ziyadesi ile düşündürmektedir. Bu nokta da tereddütlerimi derinleştirmektedir.

 

Allah-ü Teala Kuran-ı Azimüşşan'da "Kendinizi tehlikeye atmayın" buyuruyor. Candan vazgeçmek ne büyük tehlikeye atılmaktır...!

 

 

Kan mevzusunda ise kısmi tereddütlerim bulunmaktadır. Herkesten her durumda kan almaya veya herkese her durumda kan vermeye karşı olduğumu belirtmek isterim. Bilindiği gibi hastalıkların ekserisi kan yolu ile bulaşır. Ayrıca kanda bulunan bazı zararlı maddeler bilinçsiz nakil durumunda insanlardan-insanlara geçebilir. Mesela içki içen birinin ya da aidsli birinin kanını almak doğru değildir ve büyük marazlara sebebiyet verebilir. O halde kan naklinde de ince düşünmek ve davranmak doğrudur. Mesela, kendi kan grubu ile aynı gruba sahip temiz insanların temiz kanlarını almak evladır. Çevremizde bulunan, kan grubu bizimkine uyan tanıdığımız temiz insanlar ile irtibat halinde olmak en mantıklısı gibi geliyor bana. Böylelikle acil durumlarda kan almak veya kan vermek kolaylaşacağı gibi ne idüğü belirsiz kanı da bünyemize sokmamış oluruz. Sağlık için kan vermek ise ayrı mesele...

 

 

 

 

Not: Organ nakli hususunda söylediklerim tamamen mevcut uygulamalara binaendir. Ölmüş bir kişiden alınan ya da bir hayvandan alınan organ bu hususta dile getirdiklerimiz dışında kalır.

GT
19.07.2008 21:48
#19
Bu Ayet-i Kerime kan ve organ bağışı için yeteri kadar açık ve net değildir. Bu noktada tefsirlerden ve Ulemanın söylediklerinden faydalanmakda yarar vardır kanaatimce.

 

 

Bu bahisler sathi olarak değerlendirilip yargıya varılamayacak kadar mühim ve girifttir. Her ne kadar diyanet hususiyetle organ bağışı mevzusunda müsbet görüş beyan etse de ben tereddütlerimden arınmakta diyanet kadar aceleci ve kati tutum sergileyemiyorum. Bildiğiniz gibi organ nakli, kalbi çalışan fakat beyni ölmüş kimselerden yapılır. Çok küçük bir ihtimalle de olsa beyin ölümü vuku bulmuş kişilerin yeniden hayata dönme şansları vardır, bunun misalleri yaşanmıştır. Şu durumda, kalbi çalışan bir kişinin ruhunun bedeninden ayrıldığını iddia edemeyiz. Ruhun bedenden ayrılması için insanın büsbütün ölmesi gerekir ki bu kalp ve beyinin ölmesi ile gerçekleşir. Nasıl ki; beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerin makineye bağlı olarak yaşamlarını devam ettirdiğini söyleyebiliyorsak, nasıl ki, kişi tamamen öldükten sonra, yani makinenin o insanın hayata dönmesi için hiçbirşey ifade etmediği zaman, o kişi için"ölmüştür" diyebiliyorsak organları çıkartılan kişilerin tam olarak öldüklerini öne süremeyiz. Ölmemiş kişiyi öldürüp, onun organları ile başka kişi ya da kişilerin hayata dönmesini sağlamak bu noktadaki tereddütlerimin kaynağını teşkil etmektedir. Hiçbir fert Allah'ın verdiği canı hiçbir şart altında sona erdirme selahiyetine malik değildir. Hatta kanunlarda da bir kişinin ölmesi için kalbinin durması ve nefes almaması gerektiği belirtilir. Mevzunun çetrefilini varın siz tahayyül edin.....

 

Şu halde sizin zikrettiğiniz Ayet-i Kerime mealini tekrar gözönüne getirirsek görürüz ki ortada büyük bir yanlış telakki vardır. Ayet-i Kerime mealinde kişinin başkalarının hayatını kurtarma adına kendi ya da sevdiklerinin canından feragat etmesi mevzu bahis değildir. Allah'ın verdiği bu can bu tende emanettir ve bu canı Allah'tan başka kimse alamaz. Şu açıklama bile zikredilen Ayet-i Kerime mealinin mahut konuları açıklayıcı mahiyete sahip olmadığını gösterdiği gibi Ayet-i Kerime mealinin farklı olaylar için söylenildiği izlenimini vermektedir.

Ayrıca Ayet-i Kerime Mealinde: " Kim bir cana kıymamış veya yeryüzünde fesat çıkarmamış birisini öldürürse bütün insanları öldürmüş gibidir. " buyurulmaktadır. Öyleyse kendisinden organ nakli yapılan kişiler büsbütün ölmediğine göre, kendisinin katline izin veren kişilerin ve bu işlemi yapan doktorların halleri beni ziyadesi ile düşündürmektedir. Bu nokta da tereddütlerimi derinleştirmektedir.

 

Allah-ü Teala Kuran-ı Azimüşşan'da "Kendinizi tehlikeye atmayın" buyuruyor. Candan vazgeçmek ne büyük tehlikeye atılmaktır...!

 

 

Kan mevzusunda ise kısmi tereddütlerim bulunmaktadır. Herkesten her durumda kan almaya veya herkese her durumda kan vermeye karşı olduğumu belirtmek isterim. Bilindiği gibi hastalıkların ekserisi kan yolu ile bulaşır. Ayrıca kanda bulunan bazı zararlı maddeler bilinçsiz nakil durumunda insanlardan-insanlara geçebilir. Mesela içki içen birinin ya da aidsli birinin kanını almak doğru değildir ve büyük marazlara sebebiyet verebilir. O halde kan naklinde de ince düşünmek ve davranmak doğrudur. Mesela, kendi kan grubu ile aynı gruba sahip temiz insanların temiz kanlarını almak evladır. Çevremizde bulunan, kan grubu bizimkine uyan tanıdığımız temiz insanlar ile irtibat halinde olmak en mantıklısı gibi geliyor bana. Böylelikle acil durumlarda kan almak veya kan vermek kolaylaşacağı gibi ne idüğü belirsiz kanı da bünyemize sokmamış oluruz. Sağlık için kan vermek ise ayrı mesele...

 

 

 

 

Not: Organ nakli hususunda söylediklerim tamamen mevcut uygulamalara binaendir. Ölmüş bir kişiden alınan ya da bir hayvandan alınan organ bu hususta dile getirdiklerimiz dışında kalır.

 

Teşekkür ederim efendim zahmet edip bilgilerinizle aydınlattığınız için :unsure:...

Ü.
19.07.2008 22:40
#20

İyi de alınan kanın ne idüğü belirsiz olması biraz tuhaf kaçmıyor mu? Bir çok hastalığın müsebbibini öğrenmek için zaten kan testi yapılıyor, öğreniliyor.Kan veren kişinin kanını inceliyorlardır elbette. (?) Tabii temkinli davranmayan, dikkatsiz hemşirelere emanet etmemeliyiz kendimizi. Bu konuda titiz davranan sağlık kuruluşları var.

19.07.2008 22:59
#21
Teşekkür ederim efendim zahmet edip bilgilerinizle aydınlattığınız için

 

Rica ederim efendim, estagfurullah.

 

İyi de alınan kanın ne idüğü belirsiz olması biraz tuhaf kaçmıyor mu? Bir çok hastalığın müsebbibini öğrenmek için zaten kan testi yapılıyor, öğreniliyor.Kan veren kişinin kanını inceliyorlardır elbette. (?) Tabii temkinli davranmayan, dikkatsiz hemşirelere emanet etmemeliyiz kendimizi. Bu konuda titiz davranan sağlık kuruluşları var.

 

Kan veren kişinin kanının tüm ayrıntıları ile incelendiğini sanmam. Hatta belki de hiç incelemiyorlardır. Hem inceleseler bile kanı verecekleri kişiye kanda alkol vs. bulunduğunu söyleyeceklerini zannetmiyorum. Üstünkörü bir analiz belki yapıyorlardır. Zira, kan tahlili de kendi içinde farklı çeşitlere ayrılıyor. Tedbirli olmakda yarar var...

BA
20.07.2008 00:42
#22
Bu Ayet-i Kerime kan ve organ bağışı için yeteri kadar açık ve net değildir. Bu noktada tefsirlerden ve Ulemanın söylediklerinden faydalanmakda yarar vardır kanaatimce.

 

 

Bu bahisler sathi olarak değerlendirilip yargıya varılamayacak kadar mühim ve girifttir. Her ne kadar diyanet hususiyetle organ bağışı mevzusunda müsbet görüş beyan etse de ben tereddütlerimden arınmakta diyanet kadar aceleci ve kati tutum sergileyemiyorum. Bildiğiniz gibi organ nakli, kalbi çalışan fakat beyni ölmüş kimselerden yapılır. Çok küçük bir ihtimalle de olsa beyin ölümü vuku bulmuş kişilerin yeniden hayata dönme şansları vardır, bunun misalleri yaşanmıştır. Şu durumda, kalbi çalışan bir kişinin ruhunun bedeninden ayrıldığını iddia edemeyiz. Ruhun bedenden ayrılması için insanın büsbütün ölmesi gerekir ki bu kalp ve beyinin ölmesi ile gerçekleşir. Nasıl ki; beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerin makineye bağlı olarak yaşamlarını devam ettirdiğini söyleyebiliyorsak, nasıl ki, kişi tamamen öldükten sonra, yani makinenin o insanın hayata dönmesi için hiçbirşey ifade etmediği zaman, o kişi için"ölmüştür" diyebiliyorsak organları çıkartılan kişilerin tam olarak öldüklerini öne süremeyiz. Ölmemiş kişiyi öldürüp, onun organları ile başka kişi ya da kişilerin hayata dönmesini sağlamak bu noktadaki tereddütlerimin kaynağını teşkil etmektedir. Hiçbir fert Allah'ın verdiği canı hiçbir şart altında sona erdirme selahiyetine malik değildir. Hatta kanunlarda da bir kişinin ölmesi için kalbinin durması ve nefes almaması gerektiği belirtilir. Mevzunun çetrefilini varın siz tahayyül edin.....

 

Şu halde sizin zikrettiğiniz Ayet-i Kerime mealini tekrar gözönüne getirirsek görürüz ki ortada büyük bir yanlış telakki vardır. Ayet-i Kerime mealinde kişinin başkalarının hayatını kurtarma adına kendi ya da sevdiklerinin canından feragat etmesi mevzu bahis değildir. Allah'ın verdiği bu can bu tende emanettir ve bu canı Allah'tan başka kimse alamaz. Şu açıklama bile zikredilen Ayet-i Kerime mealinin mahut konuları açıklayıcı mahiyete sahip olmadığını gösterdiği gibi Ayet-i Kerime mealinin farklı olaylar için söylenildiği izlenimini vermektedir.

Ayrıca Ayet-i Kerime Mealinde: " Kim bir cana kıymamış veya yeryüzünde fesat çıkarmamış birisini öldürürse bütün insanları öldürmüş gibidir. " buyurulmaktadır. Öyleyse kendisinden organ nakli yapılan kişiler büsbütün ölmediğine göre, kendisinin katline izin veren kişilerin ve bu işlemi yapan doktorların halleri beni ziyadesi ile düşündürmektedir. Bu nokta da tereddütlerimi derinleştirmektedir.

 

Allah-ü Teala Kuran-ı Azimüşşan'da "Kendinizi tehlikeye atmayın" buyuruyor. Candan vazgeçmek ne büyük tehlikeye atılmaktır...!

 

 

Kan mevzusunda ise kısmi tereddütlerim bulunmaktadır. Herkesten her durumda kan almaya veya herkese her durumda kan vermeye karşı olduğumu belirtmek isterim. Bilindiği gibi hastalıkların ekserisi kan yolu ile bulaşır. Ayrıca kanda bulunan bazı zararlı maddeler bilinçsiz nakil durumunda insanlardan-insanlara geçebilir. Mesela içki içen birinin ya da aidsli birinin kanını almak doğru değildir ve büyük marazlara sebebiyet verebilir. O halde kan naklinde de ince düşünmek ve davranmak doğrudur. Mesela, kendi kan grubu ile aynı gruba sahip temiz insanların temiz kanlarını almak evladır. Çevremizde bulunan, kan grubu bizimkine uyan tanıdığımız temiz insanlar ile irtibat halinde olmak en mantıklısı gibi geliyor bana. Böylelikle acil durumlarda kan almak veya kan vermek kolaylaşacağı gibi ne idüğü belirsiz kanı da bünyemize sokmamış oluruz. Sağlık için kan vermek ise ayrı mesele...

 

 

 

 

Not: Organ nakli hususunda söylediklerim tamamen mevcut uygulamalara binaendir. Ölmüş bir kişiden alınan ya da bir hayvandan alınan organ bu hususta dile getirdiklerimiz dışında kalır.

 

Yazdıklarınız doğru ama konumuzla bağlantısını çözemedim. Çünkü Kan bağışında kişi kendini nasıl tehlikeye atıyo ? organ bağışına geldiğimizde ise kalp nakli zaten mefta olmuştan yapılır onu saymıyorum, böbrekte ise zaten normal bir insan tek böbreğinin %90 nını bile kullanmıyor.Diğer tekini hastaya naklettire ne zararı çıkar. Karaciger nakline gelince ise ; karaciğer kendi kendini tamamlama özelliğine sahip bir organımızdır. Belirli bir oranda verildiğinde bağış yapanın hiç bir zararı olmaz, hastanın hayatı kurtulmuş olunur. Zaten bildiğim kadarıylada başka bir organın nakli şuanda mümkün değil :unsure:

 

Kan vermek okadar kolay değil zaten. Sizi tehlikeye atıcak kadar alınmıyor ve gerekilen testler yapılıyor. Ha şöyle bi mevzu var. Kan sahibinin ne-idüğü belirsiz olması. Efendim zaten kanı almasanız ölceksiniz( biraz kaba bi tabir oldu kusura bakmayın ). Daha önce dediğim gibi ; kimse ölüm döşeğindeki hastasını riske atıp " aman efendim kan istemiyoruz günahtır" felan filan demez, diyemez, yemez :) . Derseniz siz katil olmuş olursunuz.

20.07.2008 20:32
#23
Yazdıklarınız doğru ama konumuzla bağlantısını çözemedim. Çünkü Kan bağışında kişi kendini nasıl tehlikeye atıyo ? organ bağışına geldiğimizde ise kalp nakli zaten mefta olmuştan yapılır onu saymıyorum, böbrekte ise zaten normal bir insan tek böbreğinin %90 nını bile kullanmıyor.Diğer tekini hastaya naklettire ne zararı çıkar. Karaciger nakline gelince ise ; karaciğer kendi kendini tamamlama özelliğine sahip bir organımızdır. Belirli bir oranda verildiğinde bağış yapanın hiç bir zararı olmaz, hastanın hayatı kurtulmuş olunur. Zaten bildiğim kadarıylada başka bir organın nakli şuanda mümkün değil :unsure:

 

Kan vermek okadar kolay değil zaten. Sizi tehlikeye atıcak kadar alınmıyor ve gerekilen testler yapılıyor. Ha şöyle bi mevzu var. Kan sahibinin ne-idüğü belirsiz olması. Efendim zaten kanı almasanız ölceksiniz( biraz kaba bi tabir oldu kusura bakmayın ). Daha önce dediğim gibi ; kimse ölüm döşeğindeki hastasını riske atıp " aman efendim kan istemiyoruz günahtır" felan filan demez, diyemez, yemez :D . Derseniz siz katil olmuş olursunuz.

 

 

Mesajımdan bir önceki iletiye bakarsanız, mesajımı hangi sebeple yazdığımı anlamanız kolaylaşır. Fuzuli mesaj yazma gibi bir adetim olmadığı gibi bunu yapan kişilere de oldum olası kızmışımdır( sözüm meclisten dışarı).

 

Mevzumuza gelirsek; yazdıklarımın doğru olduğunu teyit etmişsiniz lakin mesajınızın devamında fikirlerimi çürütmeye kalkışmısınız. Anlamak mümkün değil. Mesajım okunduğunda da açıkça görülecektir ki biz kan bağışında bulunan kişinin kendisini tehlikeye attığını iddia etmedik. O söylediklerimiz organ nakli hususunda idi. Kan nakli hakkında dile getirdiklerimiz tamamen kan alacak-verecek kişinin sağlığının muhafazası için öneri mahiyetinden söylenmiş cümlelerdi. Yoksa, biz kan almaya yahut kan vermeye karşı olduğumuzu hiçbiryerde söylemedik. Hiçkimse bünyesine, içerisinde zararlı maddeleri muhafaza eden bir kanın girmesini istemez , hiçkimse acil bir durumda radyo-radyo, televizyon-televizyon kan anonsu yaptırmak istemez, kapı kapı kan arama telaşesi içerisinde bulunmak istemez. Bizim dile getirdiklerimiz bu nevden menfi durumların giderilmesine yönelikdi. Bu söylediklerimin aynıları ilk mesajımda da bedihidir. Ölüm döşeğindeki hastayı riske atıp, bulunan kanı almamak filan,falan ayrı mesele... Bilahare isteğe göre bu konu üzerinde de görüşülebilir, tartışılabilir. Biz meramımızı açıkça anlattık.

 

Organ naklinin ise mevcut şartlarda nasıl yapıldığını açıklamıştık. Tıbben ölü kabul edilen fakat ruhu bedeninden ayrılmamış, makineye bağlı olarak da olsa KALBİ çalışan, nefes alan, "ölmüştür" diyemediğimiz, salası verilerek "mahallemizin sakinlerinden falan oğlu/kızı filan ölmüştür..." şeklinde imam efendi tarafından ilan edilmeyen dolayısı ile er ya da hanım kişi niyetine namazını kılıp toprağa veremediğimiz bir insanın kadavra kabul edilerek organlarının alınması şeklinde gerçekleştiğini dile getirmiştik ilk mesajımızda. Organ alma-verme hususundaki şüphe ve tereddütlerimi açıkca izah ettiğimi sanıyorum. Bundan sonraki söyleyeceklerim ilk söylediklerimin bir tekrarı olacağı için konuyu fazla uzatmakta beis görüyorum.

 

Ayrıca, kalp nakli hakkında söyledikleriniz oldukça hayret uyandırdı bende. Zira; kalp naklinin zaten mevtalardan yapılacağını, onu saymadığınızı dile getirmişsiniz. Kalp alındığında mı kişi mevta olur, kalp alınacağı için mi kişi mevta olur, kişi mevta olduğu için mi kalp alınır düşünmek gerekli kanaatimce. Ayrıca bu diğer organların bir kısmı için de geçerli olabilecek bir husustur. Mesela; bir insan kalpsiz yaşayamaz. Ne kadar doğru bilgi...! Kimse bir insanın kalpsiz yaşayıp-yaşayamacağını kendi üzerinde test etmek istemez. Acaba karaciğersiz insan kaç dakika yaşar??? Test etmesi bedava... Hatta ben bunu kendi üzerinde test edenlere tüm servetimi vermeyi önerebilirim ama bunu kimsenin kabul etmeyeceğini bildiğim için önermiyorum.

 

Böbrek hakkında söylediklerinizi ise tamamen talihsizlik olarak görüyorum. Bu konu hakkında yeterli bilgiye sahip olmamama rağmen yani ortalama bir insan, bir böbreğinin kaçta kaçını kullanır? bilmememe rağmen ben çift böbrekli olarak yaratılmış bir insanın fazladan bir organa sahip olduğunu düşünenlerden değilim Haşa. Sağlıklı bir insan bünyesinde hiçbir organ, hiçbir doku, hiçbir hücre yoktur ki gereksiz olsun, kişiye fayda sağlamasın. Kaldı ki; tek böbrekli olarak yaşamanın uzun vadede doğurduğu ya da doğuracağı sıkıtıları da gözardı edemeyiz, en azından ben edemem. Sahip olunan tek böbreği kaybetme riski de şuracıkta kalakalsın...

Karaciğer nakline girmeye hiç gerek yok. Mevzumuz aslında bu değildi. Nasıl gelebildik buralara anlamış değilim. Biz, tıpta mevcut şartlarda gerçekleştirilen büsbütün organ nakillerinden bahsediyorduk ki bir de bakmışız sağlıklı bir insanın yani beyin ölümü gerçekleşmemiş bir insanın bağışlayacağı organ konusunu tartışır olmuşuz. Neyse, artık... Biraz mevzuları içiçe geçirmişsiniz ama ziyanı yok. Aslında bu mesele de farklı bir başlıkta tartışılabilir.

 

Bilgiler bize günümüz koşullarında göz,böbrek, karaciğer, kalp, akciğer, pankreas gibi organların, ilik, kalp kapakçığı, kornea gibi de dokuların nakil edilebildiğini söylemektedir. Yani organ nakli; kalp,karaciğer ve böbrekten ibaret değildir. Bu noktaya da açıklık getirmek gerekir diye düşündüm. Yaşamına sağlıklı bir şekilde devam eden insanlar için (ceteris paribus) diğer koşullar sabitken, verilecek organ sayısı veya oranı noktasında bir kısıt sözkonusu olabilir tabii olarak. :)

BA
21.07.2008 01:03
#24

evet yazdıklarınızı teyit ettim fakat sadece kişinin kendine zarar verme hakkının olmadığını ve kendini tehlikeye atıcak bağışta bulunmaması gerektiğiydi. Aynı zamanda düşüncenizi çürütmeye çlışmadım ve öyle bi niyetimde yok , olmadıda. Bende sizin gibi (size göre akside olsa ) kendi düşüncelerimi beyan ediyorum.

Kan mevzusunda dediklerimde yeterli tedbir alınmaması hakkında söylediklerinizdi. Bilmiyorum hiç kan merkezine gittinizmi ama şöyle düşünüyorum yazdıklarınızdan.; Herhalde her gelenden kan alınıyo sanıyosunuz. Fakat bu doğru değil. Alkol, hepatit, AIDS, tatanoz, frengi ve daha bilmediğim bi çok test yapılıyo. Bunu test kağıdını eline aldığınızdada kendinizde görebilirsiniz. Tamam hiç bir zaman yeterli olmaz sonuçta insan hayatı söz konusu ama dediğim gibi gerekli olanlar yapılıyo. Biton test yapılsada ozaman millet derki kan fiyatları uçtu millet nasıl kan ihtiyacını karşılicak. Efendim sonuçta yapılan her testin bi maliyeti bi bedeli vardır, kullanılan antidoksanlar, katalizörler vardır. Evet biliyorum insan sağlığı daha önemlidir ama. Herbi haltın testini yapmaya kalkarsak zaten adam ölmüş olur :)

 

 

Organ naklinin ise mevcut şartlarda nasıl yapıldığını açıklamıştık. Tıbben ölü kabul edilen fakat ruhu bedeninden ayrılmamış, makineye bağlı olarak da olsa KALBİ çalışan, nefes alan, "ölmüştür" diyemediğimiz, salası verilerek "mahallemizin sakinlerinden falan oğlu/kızı filan ölmüştür..." şeklinde imam efendi tarafından ilan edilmeyen dolayısı ile er ya da hanım kişi niyetine namazını kılıp toprağa veremediğimiz bir insanın kadavra kabul edilerek organlarının alınması şeklinde gerçekleştiğini dile getirmiştik ilk mesajımızda. Organ alma-verme hususundaki şüphe ve tereddütlerimi açıkca izah ettiğimi sanıyorum. Bundan sonraki söyleyeceklerim ilk söylediklerimin bir tekrarı olacağı için konuyu fazla uzatmakta beis görüyorum.

 

Bir yanlış anlaşılma olmuş sanıyorum. Çünkü kimse kimseyi kadavra kabul ederek, Adama ölmüş muamelesi yapıp organlarını çalıp gitmiyo :D . Adı üstünde " Bağış" ( duruma göre nakil de diebiliriz tabi ).Adam gelir nakil yapmak ister yapar sonrada gider. Alan mutlu veren mutlu, sonuç hasta yaşıyo- The End ( mutlu son hesabı)

 

( bu arada organ naklinin mevcut şartlarını kim nasıl belirledi oda ilgimi çekti. Yani kim dedi acaba sadece ölülerden ve hayvanlardan yapılabilir die onu merak ettim )

 

Ayrıca, kalp nakli hakkında söyledikleriniz oldukça hayret uyandırdı bende. Zira; kalp naklinin zaten mevtalardan yapılacağını, onu saymadığınızı dile getirmişsiniz. Kalp alındığında mı kişi mevta olur, kalp alınacağı için mi kişi mevta olur, kişi mevta olduğu için mi kalp alınır düşünmek gerekli kanaatimce. Ayrıca bu diğer organların bir kısmı için de geçerli olabilecek bir husustur. Mesela; bir insan kalpsiz yaşayamaz. Ne kadar doğru bilgi...! Kimse bir insanın kalpsiz yaşayıp-yaşayamacağını kendi üzerinde test etmek istemez. Acaba karaciğersiz insan kaç dakika yaşar??? Test etmesi bedava... Hatta ben bunu kendi üzerinde test edenlere tüm servetimi vermeyi önerebilirim ama bunu kimsenin kabul etmeyeceğini bildiğim için önermiyorum.

 

Walla kardeşim ben orda sizin dediklerinizi tastik etmiştim. Şaşırtıcı gelmesi beni şaşırttı :D. Dediğim, veyahut demek istediğim şu idi. Kalbe ihtiyacı olan bir hastaya, zaten ölmüş olan bir hastadan kalp nakli yapılır. Adam canlı halde kalbi alınamaz zaten bunu demeniz bile acayip geldi doğrusu. Ayrıca herkes gibi bende biliyorum merak etmeyin bir insanın kalpsiz, karaciğersiz .. yaşayamiyacağını ama bilgilendirdiğiniz için sağolun :unsure:

 

Böbrek hakkında söylediklerinizi ise tamamen talihsizlik olarak görüyorum. Bu konu hakkında yeterli bilgiye sahip olmamama rağmen yani ortalama bir insan, bir böbreğinin kaçta kaçını kullanır? bilmememe rağmen ben çift böbrekli olarak yaratılmış bir insanın fazladan bir organa sahip olduğunu düşünenlerden değilim Haşa. Sağlıklı bir insan bünyesinde hiçbir organ, hiçbir doku, hiçbir hücre yoktur ki gereksiz olsun, kişiye fayda sağlamasın. Kaldı ki; tek böbrekli olarak yaşamanın uzun vadede doğurduğu ya da doğuracağı sıkıtıları da gözardı edemeyiz, en azından ben edemem. Sahip olunan tek böbreği kaybetme riski de şuracıkta kalakalsın...

Karaciğer nakline girmeye hiç gerek yok. Mevzumuz aslında bu değildi. Nasıl gelebildik buralara anlamış değilim. Biz, tıpta mevcut şartlarda gerçekleştirilen büsbütün organ nakillerinden bahsediyorduk ki bir de bakmışız sağlıklı bir insanın yani beyin ölümü gerçekleşmemiş bir insanın bağışlayacağı organ konusunu tartışır olmuşuz. Neyse, artık... Biraz mevzuları içiçe geçirmişsiniz ama ziyanı yok. Aslında bu mesele de farklı bir başlıkta tartışılabilir.

 

Walla kardeşim benim söylediğim birşey değil bu . Böbrek nakli konusunda söylediğim lise kitaplarında bile geçen bir konudur. Konu hakkında okadar fazla bilgi sahibi olmanıza gerek yok. Normal bir insan bir böbreğinin %80 ila %90 arası bir yüzdelikte kullanır. He şu mevzu var fazladan bir organla yaratılmış olabilceğini düşünmüyorsunuz. Güzel bi nokta fakat birazcık araştırırsanız vücudumuzda 2 tane ölü damar olduğunu ve bunlardan doğumumuzdan ölümümüze kadar hiçbir zaman kan geçmeyecğini bilirsiniz. Şimdi bunlarada inanmıyorum diemezsiniz .

peki bu damarlar nasıl kullanılıyor ; Kolu sıkışıp, ezilip, kopup,.... ( die uzatabiliriz) damarı işlemez olan hastanın gerekli damar yerine ameliyat ortamında nakil yapılır. ALLAH ın kudreti nekadar büyükki çoğu kişinin fazlalık olarak gördüğü bir parçamızı böyle yararlı hale getiriyo. Aynı dediğiniz gibi 2. böbreğimiz. Kimse kimseye 2. böbreğimizin fazlalık olduğunu söylemedi efendim. Aynı dediğinizi yazıyorum "insan bünyesinde hiçbir organ, hiçbir doku, hiçbir hücre yoktur ki gereksiz olsun, kişiye fayda sağlamasın" burda çok haklısınız. hatta bir yarar sağlama örneği veriyim " ihtiyacı olan birisine nakil " :D . He diyebilirsiniz kendime bi yararı yokmu olamazmı. Olur tabi efendim; adam kaza geçirir tek böbreğini kaybeder ama diğer böbreği babalar gibi işini görür. Buda bi yarardır. Adam alkoliktir ,hergece kafası bingüzel dolaşır .Bu yüzden adam tek böbreğini kaybeder diğer böbreği iş görür ( gerçi böyle adama 100 böbrekte az gelir ama o ayrı bi mevzu :D )

 

Bilgiler bize günümüz koşullarında göz,böbrek, karaciğer, kalp, akciğer, pankreas gibi organların, ilik, kalp kapakçığı, kornea gibi de dokuların nakil edilebildiğini söylemektedir. Yani organ nakli; kalp,karaciğer ve böbrekten ibaret değildir. Bu noktaya da açıklık getirmek gerekir diye düşündüm. Yaşamına sağlıklı bir şekilde devam eden insanlar için (ceteris paribus) diğer koşullar sabitken, verilecek organ sayısı veya oranı noktasında bir kısıt sözkonusu olabilir tabii olarak. :D

 

 

Bu konuda tamamen haklısınız tamamen dikkatsizliğimden konuya verdiğim cevabı kısaltma isteğimden dolayı çıkan bir hatam. Bu cevabı verirkenki ruh halim pek foruma birşeyler yazma isteği bırakmamıştı ama yazdık bişiler yarımda olsa :)

 

( yazım yanlışlarım ve uslubum hakkında şimdiden özür diliyorum.)

( Başlığımızın konusunun "Kan bağışı" ndan yavaş yavaş kaydığı düşüncesiyle şimdiden vermiş olduğum rahatsızlıktan dolayı özür dilerim :D )

AD
21.07.2008 19:15
#25
Kan vermenin faydaları

 

1. Kemik iliğinin yağlanmasını önleyip, kan yapımı canlı tutulur.

 

2. Verilen kanın yerine, anında vücuttan genç hücreler dolaşıma katıldığı için, bağışçı daha dinç ve canlı olur.

 

3. Kandaki yüksek yağ oranı düşer.

 

4. Kan bağışı kalp krizi ihtimalini %90 azaltır.

 

5. Kan bağışlayan kişide baş ağrısı, stres, yüksek tansiyon, yorgunluk gibi rahatsızlıkların giderilmesinde çok büyük katkısı olur.

 

6. Kan bağışçısı her kan verdiğinde:

 

AIDS, Hepatit B, Hepatit C, Sifiliz kan grubu taramasından ücretsiz olarak yararlanmış olur.

 

7. Trafik kazasında yaralanan bir kimsenin, kan uyuşmazlığı olan bir bebeğin, kan bulunmazsa ölecek bir hastanın sizin verdiğiniz kanla kurtulmasının, size verdiği manevi duygu ölçüsüzdür. Bağışınız çok insancıl ve onurlu bir davranıştır.

 

8. Kan bağışında bulunanlara KAN SİGORTA KARTI tahsis edilir. Bu kart gerçekleşmesini arzu etmediğimiz acil kan ihtiyaçlarında size ve soyadınızı taşıyan tüm yakınlarınıza tüm Kızılay Kan Merkezleri'nden azami öncelikli kan alma ve sosyal güvencesi olmayanlar için ücretsiz kan temin edilmede kullanılır.

 

 

hangi gazete olduğunu bilmiyorum. bir arkadaş mail atmış. bende kopyala-yapıştır marifetiyle buraya koyim dedim :unsure:

Artk bunları okuduktan sonra vermeyen:).....en yakın zamanda inşallah ....

22.07.2008 13:57
#26
evet yazdıklarınızı teyit ettim fakat sadece kişinin kendine zarar verme hakkının olmadığını ve kendini tehlikeye atıcak bağışta bulunmaması gerektiğiydi. Aynı zamanda düşüncenizi çürütmeye çlışmadım ve öyle bi niyetimde yok , olmadıda. Bende sizin gibi (size göre akside olsa ) kendi düşüncelerimi beyan ediyorum.

Kan mevzusunda dediklerimde yeterli tedbir alınmaması hakkında söylediklerinizdi. Bilmiyorum hiç kan merkezine gittinizmi ama şöyle düşünüyorum yazdıklarınızdan.; Herhalde her gelenden kan alınıyo sanıyosunuz. Fakat bu doğru değil. Alkol, hepatit, AIDS, tatanoz, frengi ve daha bilmediğim bi çok test yapılıyo. Bunu test kağıdını eline aldığınızdada kendinizde görebilirsiniz. Tamam hiç bir zaman yeterli olmaz sonuçta insan hayatı söz konusu ama dediğim gibi gerekli olanlar yapılıyo. Biton test yapılsada ozaman millet derki kan fiyatları uçtu millet nasıl kan ihtiyacını karşılicak. Efendim sonuçta yapılan her testin bi maliyeti bi bedeli vardır, kullanılan antidoksanlar, katalizörler vardır. Evet biliyorum insan sağlığı daha önemlidir ama. Herbi haltın testini yapmaya kalkarsak zaten adam ölmüş olur biggrin.gif

 

 

Düşüncelerimizi çürütmeye çalışabilirsiniz efendim. Bunda herhangi bir art-niyet aramam, su-i zanna kapılmam, bilakis bundan memnuniyet duyarım. Biz, fikirlerimizin dokunulmaz olduğunun müddeisi değiliz. Benim dikkatleri celbettiğim nokta; fikirlerimizin doğru olduğunu teyit etmenize rağmen -ısrarla söylüyorum- noksanlıklarımızı su yüzüne çıkarma isteğinizdi. Kendi düşüncelerinizi beyan etmenizde benim açımdan herhangi bir mahsur olmadığı gibi sizin kendi fikirlerinizi beyan etmemenizi de beklemem. Oraya kendi mahlasınız ile ileti yazdığınıza göre kendi fikirlerinizi beyan ediyorsunuz demektir. Bir tartışmada kişi muhatabına kendi fikirleri ile karşı çıktığı gibi, bir açık oturumda da kişi kendi fikirlerini beyan eder, beyan edebilir. Bizim aksini iddia ettiğimizi, fikirlerimizi çürütme hitabımıza isnat ederek çıkardıysanız yanıldınız. Beni muhatap alarak, bana hitaben cevap yazmadığınızı iddia ederek, sizin kendi fikirlerinizi, kendi düşüncelerinizi beyan ettiğinizin aksini iddia ettiğimizi düşündüyseniz gene yanıldınız. Zira, ilk paragrafınızın ilk cümlesi direkt şahsıma hitaben yazılmış, şahsımı alakadar edecek bir iletinin nişanıdır.

 

 

Kan mevzusunu nasıl bu kadar büyüttüğünüzü anlamış değilim. Biz sadece tavsiye niteliğinden bir kaç kelam eyledik bu hususta. Bazı menfi hallerin doğabileceğini farzederek, fikir ve davranış hassasiyeti çerçevesinde görüş beyan ettik. Hiç kan merkezine gitmedim yalan yok. "AAA bak işte kan merkezine gitmediğin için tüm bunları bilmiyosun" diyip, dalga geçebilirsin. Fakat öyle zannediyorum ki; sigara içen birinin ya da haram yiyen birinin kanını da almamazlık yapmıyorlardır. Siz ise olur-olmaz, alakalı-alakasız bir yığın örnek ile fikir kirliliği yapmaktan geri durmamışsınız. Neyse bu bahsi daha fazla uzatmayalım... Kan vermek, sağlıklı bir insana sağlık kattığı için faydalıdır ve dinimizce de uygun görülmüştür. Fakat kan dışında , ifrazatlar hariç, verilecek organ,doku vs. nin vericiye zararı olduğu aşikardır.

 

 

Bir yanlış anlaşılma olmuş sanıyorum. Çünkü kimse kimseyi kadavra kabul ederek, Adama ölmüş muamelesi yapıp organlarını çalıp gitmiyo biggrin.gif . Adı üstünde " Bağış" ( duruma göre nakil de diebiliriz tabi ).Adam gelir nakil yapmak ister yapar sonrada gider. Alan mutlu veren mutlu, sonuç hasta yaşıyo- The End ( mutlu son hesabı)

Walla kardeşim ben orda sizin dediklerinizi tastik etmiştim. Şaşırtıcı gelmesi beni şaşırttı biggrin.gif. Dediğim, veyahut demek istediğim şu idi. Kalbe ihtiyacı olan bir hastaya, zaten ölmüş olan bir hastadan kalp nakli yapılır. Adam canlı halde kalbi alınamaz zaten bunu demeniz bile acayip geldi doğrusu. Ayrıca herkes gibi bende biliyorum merak etmeyin bir insanın kalpsiz, karaciğersiz .. yaşayamiyacağını ama bilgilendirdiğiniz için sağolun smile.gif

 

Bir yanlış anlaşılma olmadığını sanıyorum. Kelimesi tam olarak bu; canlının kesilip organlarının zorla gasp edilmesi... Tıp,yeni bir ölüm türü ortaya atıp (beyin ölümü-ne demekse-), ne şart altında olursa olsun, kalbi çalışan,nefes alan birini, yani yaşama, ruh ile bedenin birbirinden ayrılmadığına dair her türlü emareye sahip insanı ölü farzederek, üzülerek söylüyorum, cinayete izin vermektedir. Tıbbın beyin ölümü dediği durumda arıza hasıl olmuş organların fonksiyonları hariç, diğer fonksiyonlar yerine getirilmektedir. Bu haldeki hastaların ölü kabul edilerek işleyen organlarının farklı hastalara nakil edilmesi işlemidir organ nakli. Nakil sırasında beyin ölümü? gerçekleşmiş hastanın yaşam destek ünitesine bağlı olarak nakil edilecek organları çalışır vaziyette iken alınır. Mesela kalp çalışır vaziyette iken yani hasta ölmemiş iken alınır. Kalp gibi diğer organlarda işlevlerini yerine getirir bir vaziyetteyken nakledilir. Ölü bir bünyeden kalp veya başka bir organın nakledilmesi zaten mümkün değildir. Zira, ait olduğu bünyede fonksiyonunu yerine getiremeyen bir organ, farklı bir bünyede nasıl olur da fonksiyonunu yerine getirir hale dönüşür bilinmez. Bu, muhal bir hadisedir. O halde, kalp naklinin ölü bir bünyeden yapıldığını iddia edemeyiz. Bu durum diğer organlar için de geçerlidir. Kalp naklinin mevtalardan yapıldığını düşünürsek ortada kalp nakli için sıra bekleyen hiç kimse olmaması gerekirdi. Kalp nakli için sıra beklenmeyeceği gibi diğer organlar için de sıra beklenmezdi. Bir sakatat furyası alır başını giderdi. Organ ticareti diye bir kelime de dudaklarda hiç yer etmezdi.

 

Bağış... Bağış yapmak için önce bir şeyin sahibi olmak gerekir, öyle mi! Sahibi olunmayan birşeyin bağışı da olmaz. Hangi organ, hangi doku kişinin tasarrufu altındadır ki kişi sağlığını tehlikeye atmak pahasına bu organ ya da dokulardan vazgeçebilsin...! Mesela siz kendi kolunuzu benim kolumdur diyerek kesebilir misiniz? Kesebilirsiniz tabi fakat bunun bir mesuliyeti bir cezası vardır. Cezayı gözardı edebiliyorsanız suçu işleyiniz. (The happy end-No problem) Ölmemiş bir insanın ya da ölmemiş bedeninizin kesilip, biçilmesine razı olacaksınız sonra bunun ismine de bağış diyeceksiniz, mutlu son diyeceksiniz, öyle mi! Kimsenin bu bağışı yapmaya hakkı olmadığı gibi kimsenin bu bağışı kabul etmeye de hakkı yoktur, kusura bakmayın. Emanet üzerinde tasarruf emanetçinin mesuliyeti değildir. Hıyanet ne büyük ahlaksızlıktır..! Hazret-i Aişe (r.a.) vâlidemizden rivayet edildiğine göre efendimiz: ?Ölünün kemiğini kırmak, onu diri iken kırmak gibidir.? (Ebu Davut 3207, İbn-i Mace 1616) buyurmuştur. Ölüye yapılamayacak olanı diriye yapmak hangi izanın mahsülüdür Allah aşkına.

 

Walla kardeşim benim söylediğim birşey değil bu . Böbrek nakli konusunda söylediğim lise kitaplarında bile geçen bir konudur. Konu hakkında okadar fazla bilgi sahibi olmanıza gerek yok. Normal bir insan bir böbreğinin %80 ila %90 arası bir yüzdelikte kullanır. He şu mevzu var fazladan bir organla yaratılmış olabilceğini düşünmüyorsunuz. Güzel bi nokta fakat birazcık araştırırsanız vücudumuzda 2 tane ölü damar olduğunu ve bunlardan doğumumuzdan ölümümüze kadar hiçbir zaman kan geçmeyecğini bilirsiniz. Şimdi bunlarada inanmıyorum diemezsiniz .

peki bu damarlar nasıl kullanılıyor ; Kolu sıkışıp, ezilip, kopup,.... ( die uzatabiliriz) damarı işlemez olan hastanın gerekli damar yerine ameliyat ortamında nakil yapılır. ALLAH ın kudreti nekadar büyükki çoğu kişinin fazlalık olarak gördüğü bir parçamızı böyle yararlı hale getiriyo. Aynı dediğiniz gibi 2. böbreğimiz. Kimse kimseye 2. böbreğimizin fazlalık olduğunu söylemedi efendim. Aynı dediğinizi yazıyorum "insan bünyesinde hiçbir organ, hiçbir doku, hiçbir hücre yoktur ki gereksiz olsun, kişiye fayda sağlamasın" burda çok haklısınız. hatta bir yarar sağlama örneği veriyim " ihtiyacı olan birisine nakil " smile.gif . He diyebilirsiniz kendime bi yararı yokmu olamazmı. Olur tabi efendim; adam kaza geçirir tek böbreğini kaybeder ama diğer böbreği babalar gibi işini görür. Buda bi yarardır. Adam alkoliktir ,hergece kafası bingüzel dolaşır .Bu yüzden adam tek böbreğini kaybeder diğer böbreği iş görür ( gerçi böyle adama 100 böbrekte az gelir ama o ayrı bi mevzu smile.gif )

------

 

 

Beni, bir insanın bir böbreğinin kaçta kaçını kullandığı ilgilendirmiyor bu mevzuda. Beni asıl ilgilendiren bir böbreğini veren kişinin yaşamına, böbreğini vermeden önceki gibi devam edip edemediğidir. Tek böbrek ile yaşamanın büyük külfetleri olduğuna göre, sağlıklı bir insanın başka bir insana böbreğini vermesi tartışılır bir konudur. Yine mevzular içiçe girdi, yine ziyanı yok...( sağlıklı bir insanın organ vermesinden bahsetmediğimiz için mevzuları karıştırdık diyorum ikide bir de) Siz bir insanın, bir böbreğinin bilmem kaçta kaçını kullandığını diğerini ise hiç kullanmadığını söylediniz. Ardından tek böbreği vermekte herhangi bir sakınca olmadığını belirttiniz. Ne demek oluyor bu? Yani bir insan bir böbreğini hiç kullanmıyor, hatta diğerinin de yüzde 10 unu kullanmıyor dolayısı ile ortalama bir insan bir tam bir bölü 10 böbreğini verebilir. Verebilir demeniz ( ilk mesajınızda) gereksiz gördüğünüzün alametidir efendim, kusura bakmayın. Bu mesajınızda her ne kadar sağlıklı bir kişinin kendini tehlikeye sokacak bir bağışta bulunmaması gerektiğini söyleseniz de bir önceki mesajınızda tek böbreğin verilmesini uygun görmüştünüz. Hatta bundan hiçbir maraz doğmayacağını iddia etmiştiniz.Bir organın çalışmadığı, çalışmayacağı anlamına gelmez elbet. Alkolik, kaza, kafası güzel vs. kısımları geçiyorum ...

 

Sonuç olarak; çıkmamış candan ümit kesilmez diyorum. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra hayata dönen birçok insan vardır. Organ nakli hususunda ,nihai olarak, "almam da- vermem de" demek geliyor içimden ama "bekara karı boşamak kolay olur" nidalarını duyar gibi oluyorum. Neyse ben yine diyeyim.. Çünkü, Allah-üTeala kulunu sabredemeyeceği ile imtihan etmez. Allah hepimize sağlık versin, kemal-i afiyet versin. (amin)

 

 

 

NOT:

 

( bu arada organ naklinin mevcut şartlarını kim nasıl belirledi oda ilgimi çekti. Yani kim dedi acaba sadece ölülerden ve hayvanlardan yapılabilir die onu merak ettim )

 

Organ naklinin mevcut yapılma şartlarını ben belirlemedim vallaha billaha. Tıp belirlemiş olabilir bunu. Sadece hayvanlardan ve ölülerden nakil yapılır gibi bişey de demedim. Ben sadece nakil hususunda söylediklerimin ölüleri ve hayvanları kapsamadığını söyledim. Beyin ölümü dedikleri hale geçmiş kişilerden yapılan nakillere yönelik olduğunu belirtmek içindi o not. İnanmayan tıklayabilir.

 

Birinci cümleniz ile ikinci cümleniz arasında ne gibi bir (korelasyon) var ben de onu merak ettim.

BA
22.07.2008 18:52
#27

efendim tekrar diyorum ben kimsenin dediğini çürütme ,dalga geçme fln filan taraftarı değilim. ama dediklerimin hala anlaşıldığını, anlaşılabildiğini, veyahut anlatabildiğimi görmüş değilim. He böbreğin kullanılması durumuna gelince haklısınız anlatım bozukluğu yapmışım ama cvp vermeden önce bir lise 2 (en iyisi direk sağlık ansiklopedisi) açıp baksaydınız nedemek istediğimi anlardınız. Tabiki tekini kullanmamazlık etmiyor bir böbreğinin bilmem kaçta kaçı diğer böbreğinin bilmem kaçta kaçını kullanıyo. Bunu tek böbreğe indekslediğimizde %80 ile %90 arası bir rakam ortaya çıkıyo.

 

(biönceki msjımdaki gibi alıntı yapıp cevapları yazamicam kusura bakmayın. )

 

Efendim kimse size siz belirlediniz demedi.Dediklerinizi özetlicek olursam şunu dediniz; "organ nakli yapılacak kişi kadavra gibi görülüyo. organ nakli olması için yapılacak kişinin ölü olması lazım". Ben bunu anladım bilmiyorum bunlarımı anlattınız, yada benmi yanlış anladım. Ama tebrik etmeliyim Konuyu alakası olma ihtimali düşük olan yerlere çekme kabiliyetiniz takdir edilebilcek şekilde.

 

Konuyu dahada uzatmanın bir yararı olabilceğini sanmıyorum çünkü; ne siz benim nede ben sizin dediklerinizi tam anlayamıyorum, yada öyle görünüyor. Ben nedesem boş,siz nedeseniz boş. Umarım birgün site buluşmasında konuşma imkanımız olur. Yüzyüze daha iyi fikir paylaşabilceğimiz kanaatindeyim.

 

( Bu arada murid kardeşim kesinlikle bir yanlış anlaşılma olmuş ben kimse ile dalga geçme taraftarı değilim. Uslubum böyle . eğer dışardan bakıldığında öyle görülüyorsa , lütfen özürlerimi kabul edin.)

26.07.2008 14:35
#28
efendim tekrar diyorum ben kimsenin dediğini çürütme ,dalga geçme fln filan taraftarı değilim. ama dediklerimin hala anlaşıldığını, anlaşılabildiğini, veyahut anlatabildiğimi görmüş değilim. He böbreğin kullanılması durumuna gelince haklısınız anlatım bozukluğu yapmışım ama cvp vermeden önce bir lise 2 (en iyisi direk sağlık ansiklopedisi) açıp baksaydınız nedemek istediğimi anlardınız. Tabiki tekini kullanmamazlık etmiyor bir böbreğinin bilmem kaçta kaçı diğer böbreğinin bilmem kaçta kaçını kullanıyo. Bunu tek böbreğe indekslediğimizde %80 ile %90 arası bir rakam ortaya çıkıyo.

 

(biönceki msjımdaki gibi alıntı yapıp cevapları yazamicam kusura bakmayın. )

 

Efendim kimse size siz belirlediniz demedi.Dediklerinizi özetlicek olursam şunu dediniz; "organ nakli yapılacak kişi kadavra gibi görülüyo. organ nakli olması için yapılacak kişinin ölü olması lazım". Ben bunu anladım bilmiyorum bunlarımı anlattınız, yada benmi yanlış anladım. Ama tebrik etmeliyim Konuyu alakası olma ihtimali düşük olan yerlere çekme kabiliyetiniz takdir edilebilcek şekilde.

 

Konuyu dahada uzatmanın bir yararı olabilceğini sanmıyorum çünkü; ne siz benim nede ben sizin dediklerinizi tam anlayamıyorum, yada öyle görünüyor. Ben nedesem boş,siz nedeseniz boş. Umarım birgün site buluşmasında konuşma imkanımız olur. Yüzyüze daha iyi fikir paylaşabilceğimiz kanaatindeyim.

 

( Bu arada murid kardeşim kesinlikle bir yanlış anlaşılma olmuş ben kimse ile dalga geçme taraftarı değilim. Uslubum böyle . eğer dışardan bakıldığında öyle görülüyorsa , lütfen özürlerimi kabul edin.)

 

 

 

Yazılarınızın bazı kısımları anlaşılmamaya gayet müsait olsa da biz, yazılanları anlamakta güçlük çekmiyoruz efendim, müsterih olunuz. Fakat siz, yazdıklarınız ile anlatmak istediklerinizi örtüştürmekte sıkıntı çekiyorsanız, bir zahmet, çuvaldızı kendinize batırınız, daha itinalı olunuz . Kimse sizin yazdıklarınız ile düşündüklerinizin farklı olduğunu, anlatım bozukluğu yaptığınızı, bir virgül atladığınızı, kısaltma yapma amacını güderek bir bütünü parçaladığınızı ve ortaya bütünden ilgisiz bir parça çıkardığınızı bilemez tabii olarak. Zahire göre yorum yaptık diye suçu bizde aramayınız.

 

 

Efendim, anlatmak istediğinizi yanlış anlattığınızı itiraf ederek bir nebze erdem alameti gösterseniz de cümlenizin devamındaki lise2 kitabı/sağlık ansiklopedisi açma meselesini hangi gaye uğruna, neyi izah etmek için ortaya attığınızı bilmek istiyoruz. Şu durumda hatalı biz mi oluyoruz? Evvela, siz anlatmak istediklerinizi güzelce bir anlatın yahut bilmem ne ansiklopedisinin bilmem kaçıncı sayfası benim fikirlerimden müteşekkildir, oraya bakarak bana cevap verebilirsiniz diyin biz de ona göre konumumuzu belirleyelim. Sizin anlatım bozukluğu yaptığınızı iddia ve itiraf ederek yanlış anlattıklarınızı anlamak için sağlık ansiklopedileri tarayacak, lise kitaplarından veri toplayacaksak işimiz hayli uzun sürer. Aramızdaki münakaşaya ansiklopedileri dahil etmeyin ki kitaplarla ters düştüğümüz mütaalası diğer üyelerin dimağlarında yer etmesin. :unsure:

 

Böbrek nakli hususunda ilk ve ikinci mesajınızda söyledikleriniz yenilir yutulur cinsten olmadığı gibi bu cümlelerde herhangi bir anlatım bozukluğu nişanesine rastlamak da mümkün değildir. Zira, bu mesajlarınızda ,alenen, bir insanın bir böbreğini bile tam kapasinde kullanmadığından, çalışmayan böbreğin başkalarına verilmesinin yerindeliğinden dem vurdunuz. (Aynı sayfanın linkini verme işini kendi şahsımıza zûl addettiğimiz için bu işe kalkışmamayı uygun buluyoruz. Zira her şey ayan beyan ortadadır) Bizim bu hususa dair söylediklerimiz, sizin bu hatalı tasavvurlarınıza binaendir. Yoksa, siz baştan son mesajınızda söylediklerinizi dile getirseydiniz ya da ikinci mesajınızda olduğu gibi kişinin kendisini tehlikeye atma hakkının olmadığını belirtseydiniz mesele zaten uzamayacaktı. Sizin gereksiz ısrarlarınız neticesinde mesele buralara kadar sürüklenmiş ve yersiz konular mevzumuza müdahil olmuştur.

 

Bir önceki mesajınızda olduğu gibi alıntı yapıp cevapları yazamayacak oluşunuz bizleri ne kadar da müteessir kılmıştır. Bu teessür ile derin ruh bunalımlarına, ciddi fiziki marazlara müptela olmamak, müstevi zemine yukardan bırakılan metal bir paranın amudi gelme ihtimali kadar zordur.

 

Mevcut organ nakli yapılma şartlarını benim belirlediğimi ,daha aleni tabir ile, benim uydurduğumu, bu hususa dair işkembeden fetva verdiğimi, aparırken yarım-yamalak hale getirdiğim bilgilerle mesnetsiz ve temelsiz binalar hasıl ettiğimi, balık avcılarının ağ sallaması gibi "Vira Bismillah" deyip salladığımı ima yoluyla anlatmaya çabalayacaksınız, sonra da "yok efendim sizin öyle dediğinizi söyleyen mi oldu, yok efendim size öyle diyen mi var, yok efendim size böyle diyen mi var, şöyle diyen mi var?" gibi birtakım absürt cümlelerle paçanızı sıyırmaya kalkacaksınız, kaçacak delik arayacaksınız öyle mi! Öyle yağma yok efendim, hiç davranmayın. Madem bizim mevcut şartlardan bahsederken "havada uçan keklikler, ya köre ya topala" kabilinden hareket ettiğimizi iddia etmediniz, asıl amacınız neydi? Bu konular hakkında bilgi edinmek isteyen gider lise2 sağlık kitabına yahut bilmem ne ansiklopedisine başını vurur merakını tatmin eder arkadaş! Kitaplar fos mu çıktı, o zaman da bir tık mesafesindeki google amcaya danışırsın olur-biter.

 

Dediklerimizi özetlemeye ne hacet... İsteyen gitsin yukarıdan okusun yazdıklarımızı. Hele siz hiç kalkışmayın o işe diyecektim ki kalkışmışsınız bile. Yine yarım yamalak, yine eğri- büğrü.... Bunları da görünce bana kastınız olduğu telakkisi zihnimi büsbütün işgal eder oldu. Ya hu o kadar da açık yazıyorum, o kadar da anlaşılır yazmaya ihtimam gösteriyorum fakat netice hep menfi, hep menfi. Şu saatten sonra bu bahis hakkında daha fazla malümat vermekten imtina ediyorum. Ben aynı şeyleri söylemekten sıkıldım, siz aynı şeyleri görmenize rağmen anlama cihetinden en ufak bir çaba sarfiyatında bulunmamaktan sıkılmadınız. Bütün yazdıklarımdan çıkara çıkara bir-buçuk yanlış cümleyi nasıl oldu da çıkardınız hayret doğrusu. Tüylerim diken diken oldu.... -Şerafettinnnn! Tansiyon ilacımı getir bana derhal! Aparın meni murdan hatta. Üşür gibi oluyorum çocuk...!!!( Sarı Zeybek'ten) :)

 

Sizin, deryalarda fırtınalarla boğuşan gemiler gibi alakasız meseleler arasında bir o yana, bir bu yana yattığınızı sonra da elinizde hiçbir şey kalmadığını görünce üzülüyorum, itiraf edeyim. Şu vakitten sonra size sadece bir tavsiyede bulunabilirim:Söylediklerimi esas minvallerinde idrak etmek için bir enstitü kurun ya da kurdurun yoksa bu iş olmayacak. Bir de sıkılmadan bizim, mevzuları "konuyla alakası olma ihtimali düşük olan" yerlere çekme maharetimizden bahsetmişsiniz. Bunlardan bahsedebilmek için evvela, konuların farkında olmak gerekir, kendi yazdıklarınızın ve bizim yazdıklarımızın hangi manaları haiz olduklarının bilincinde olmak gerekir. Mesnetsiz, kuru kuruya itham hiçbir işe yaramaz, mazallah, adamın boğazına dizilir. Karın doyurayım derken candan olmak büyük talihsizliktir. Ava çıkarken eldekinden olmak da ...

 

Konuyu daha fazla uzatmama isteğinizi anlıyorum. Ben de sizin yerinizde olsam konuyu uzatmaz, bir an evvel sıyrılmak isterdim bu iğneli fıçıdan. Yazacak bişey kalmayınca, eldeki tüm kozlar ya da koz zannedilenler avuçtan bir bir kayınca yapılacak en doğru hamle meseleden affını istemek olacaktır. Ben sizin söylediklerinizi anlamakta sıkıntı çekmiyorum her ne kadar onlar anlaşılmamak için yazılmış olsalar da ama siz benim söylediklerimi anlamakta zaaf gösterdiniz. Bunun misalleri yukardaki mesajlarınızdadır. Sizin söyledikleriniz boş olsa da biz söylediklerimizin boş olduğunu düşünmüyoruz. Kendi yazdıklarınıza ya da kendinize kara çalarken beni da arada kaynatmaktan büyük keyif aldığınızı zannediyorum. Baksanıza, bütün menfi hallere müşterek etmişsiniz şahsımızı. Ben sizi anlıyorum, benim yazdıklarım boş da değil... Müşterek olduğumuz bir husus var ise o da kendi hakkınızda dile getirdiğiniz olumsuz fikirlerdir.

 

Site buluşmasında yüzyüze konuşma imkan ve şerefine nail olmak temennisi ile yazımı noktalarken zaaf gösterdiğiniz mevzuları iç etmenizin, bu mevzulara bir amele kalfası edası ile sünger çekmenizin ve son mesajıma dair hiçbir (reaksiyon) gösterememenizin gözlerimizden kaçmadığını belirtmek isterim. :D

 

Not: Sizin bizle dalga geçmeye çalıştığınızı hiçbir mesajımızda iddia etmedik. O cümle ,kendi çapınızda da olsa, dalga geçmeye teşebbüs etmemeniz gerektiğini ve edemeyeceğinizi belirtmek için söylenmişti. Dışarıdan bakıldığında istihzalı bir tavrınızı sezmedik. Özüre lüzum yok. Münakaşalar her daim olur, yeter ki taraflar art-niyetli olmasınlar. Bilvesile, tamamı ile hüsn-ü niyet içerisinde meseleye eğildiğimi belirtmek isterim. Ufak-tefek şakalaşmalar, laf oyunları münakaşaların tadı olsun, tuzu olsun, biberi olsun...