[DÜNYA BASININDAN TEPKİLER]
ASIA TIMES (HONG KONG)
Kendisine saygısı olan hiçbir gazete bu ahlaksızlığa girişmez
Danimarka gazetesi Jyllands-Posten’da bir karikatürist tarafından yayınlanan ve aşağılayıcı bir biçimde Peygamber Muhammed’i resmeden çizgiler ancak sorumsuz ve entelektüel beceriksizlikle açıklanabilir. Ve kendisine saygısı olan hiçbir gazete böylesi bir kabalığa izin vermez. Jyllands-Posten’da ve Norveç gazetesinde yeniden yayınlanan bu çirkin karikatürlerin ne kendine saygı ne de ciddiyetle alakası var. Yeryüzünde milyonlarca inananı olan bir peygamberi, türbanında bomba taşıyan bir terörist şeklinde tasvir etmenin ne gibi bir yararı olabilir? Kudsi uyuma çok büyük katkı sağlayan birini bir domuz olarak resmetmenin nükte ve entelektüel yapıya ne gibi bir faydası olabilir? Hiçbir katkısı olamaz tabii ki. Bu karikatürler, ancak ve ancak ABD önderliğindeki Batı savaşlarına karşı öfke duyan, sonu gelmeyen kan ve trajedi içindeki milyonlarca Müslüman’ın acı ve küçümsenme hislerinin çimentosunu güçlendirecektir. Basın özgürlüğü gerekçesine sığınmak da bu rezaleti savunulabilir kılmıyor. Böylesi bir özgürlük, Batı ve Müslüman dünyası arasındaki mevcut uçurumu derinleştirmek için çok yönlü olarak kullanılmamalı. Dahası, neden Batı toplumlarında da, geçmişte ve şimdi de, bir tabu olan Holokost gibi sorgulanamayan değerlerin olduğu kabul edilmiyor? (Ramzy Baroud)
JORDAN TIMES (ÜRDÜN)
Danimarka’nınki basın özgürlüğü değil, sorumsuz medya örneği
Danimarka’nın günlük yayınlanan Jyllands-Posten gazetesi sadece Müslüman dünyasını aşağılama suçu işlemekle kalmıyor, aynı zamanda tüm dünyadaki medeni ve demokratik toplumların ilk kuralını da ihlal ediyor: Birinin özgürlüğü, bir başkasının haysiyetini suiistimal ettiği ve başkasının özgürlüğüne kast ettiği anda biter. Milyonlarca insanı ve dünyanın en harika dinlerinden biriyle dalga geçerek o dine inanan insanları küçük düşüren şeyin adı “basın özgürlüğü” asla ve kat’a olamaz. Bunun adı “basın özgürlüğü” değil olsa olsa “sorumsuz medya” olur. Gazetecilik bakış açısıyla baktığımızda ise, böylesine bir düzine etik ihlalin günlük yayınlanan bir medya organında nasıl vuku bulabildiğini anlamak büyük bir çaba gerektiriyor. Tek bir karikatürün, bir şekilde farkında olunmadan editoryal denetimden kaçtığını, yayına düştüğünü belki bir ölçüde anlayabiliriz. Ancak, İslam’a karşı açık bir saygısızlığı içeren 12 adet çizginin bir seri halinde yayınlanması açıkça hürmetsizliğin göstergesidir. Acaba bu kadar çok sayıda karikatür nasıl oldu da editoryal takipten muaf kaldı? Bu günlük yayınlanan Avrupa gazetesindeki editörlerin entelektüel kültürden mahrum olduklarına ve -Allah’ın rahmeti üzerine olsun- Peygamber’i bir terörist olarak resmetmenin korkunç bir aşağılama olduğunu bilmeyecek kültürel zeminden yoksun olduklarına inanmak çok zor. Hepsinden öte, bu ülkede (Danimarka) Müslümanlar en büyük dinî azınlık: 5,4 milyonluk nüfus içinde yaklaşık 150 bin gibi önemli bir nüfusa sahipler. Biz, bu aşağılamanın kasten yapıldığına hükmetmeye başladık. Politik bir açıdan baktığımızda, yayınlanan çizgiler eski türde bir bağnaz İslam korkusuna işaret ediyor ve bu dar kafalı argüman Müslümanları “terörizmin” icatçısı suçuyla itham ediyor.
Bunun ahlakî açıdan yanlış olmasına ilaveten, karikatürler politik açıdan da tehlike arz ediyor. Çünkü, belli bir boyutta Danimarka hükümetinin resmi bir özür yayınlamak istemediğini görüyoruz. Ancak, karikatürleri yayınlayan hükümet değil, özel bir gazeteydi. Danimarka ve diğer ülkelerde, hükümetlerin gazeteleri paylama gibi bir görevleri yok, medyanın söylediklerinden ya da medya örgütlerini izlemekten sorumlu değildirler, en azından bunu açık ve direkt bir biçimde yapmazlar. Evet bu bir gerçek. Ancak, Danimarka’da yasalar vatandaşlarını lekelenmekten ve onur kırıcı neşriyattan korumakla yükümlü değil midir, azınlıkların saygınlığının bekçiliğini yaparak ve ırkçılığı, ayrımcılığı, hizipçiliği teşvikten korumakla mükellef değil midir? Eğer bu karikatürler onur kırıcı, aşağılayıcı neşriyat oluşturmuyorsa, biz neyin bu kapsama girdiğini bilmiyoruz demektir. Bağırmak ve öfkeye ek olarak, Müslüman örgütlerin yapması gereken şey -ki daha önce yapmadılarsa- birkaç kişinin devasa davalar açması şeklinde bir tokat olmalıdır. Böylece, Danimarka adalet sisteminin gerçekte özgürlük ve haklara verdiği önemi test etmiş olacağız. Batılı yorumcular Müslüman dünyasında öfkeye neden olan karikatürlerle ilgili yanıltıcı yorumlar yapıyorlar: Birkaç gündür Avrupa gazetelerindeki yorumları okuyan biri, Müslümanların Danimarka’dan basın özgürlüğünü yasaklamasını istediği sonucuna varır. Bizim istediğimiz sansür değil, aksine adalet ve saygı. Jordan Times gazetesi, altı aylık süreyle Danimarka Gazetecilik Okulu’ndan iki genç Danimarkalıyı stajyer olarak konuk ediyoruz. Ve onların, ilk elden konukseverlik ve saygının ne demek olduğunu görüp, dönüşte Arap dünyasında var olan saygı ve toleransı ülkelerinde yayacağına inanıyoruz. (Başyazı)
SAN FRANCISCO EditONICLE (ABD)
Müslümanlar soruyor: Komik olan ne?
ABD’de yayın yapan San Francisco Editonicle (SFC) gazetesi, Danimarka’da ve ülke dışında, İslam öğesi karikatürleri yayınlanan Jyllands-Posten gazetesine yönelik tepkilerin giderek artmaya başladığına dikkat çekerken, Müslümanların, “Karikatürlerde komik olan ne?” sorusunu yönelttiğine değiniyor. Karikatürlerden, Peygamber Muhammed’in örtüsüne bağladığı bir bomba ile çizilenin Alman Die Welt’te de yayınlandığını yazan gazete, tüm Müslüman dünyasında Danimarka yapımı ürünlere karşı bir boykot başlatıldığını, Jyllands-Posten gazetesinin çizgilerle ilgili bir özür yayınladığını kaydetti. Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen’in özür dilemediğine dikkat çeken gazete, onun “Bir Danimarka hükümeti bir Danimarka gazetesi için “özür” dileyemez. Ancak, benim inananlara yönelik kişisel saygım, asla Muhammed’i, İsa’yı ya da bir diğer dinî figürü diğerlerini gücendirecek şekilde sunmamayı gerektirir.” açıklamasına yer verdi. Suudi Arabistan gazetesi, Arab News’ın konuyla ilgili yorumunu sayfalarına taşıyan gazete, Arab News, “Danimarka gazetesinin özürü milyonlarca Müslüman’ın öfkesini, gücenmişliğini, incinmişliğini yatıştıracağa benzemiyor.” yorumunu yaptı. Arab News’ın, Başbakan Rasmussen’i de “kategorik olarak özür dilemeyi reddetmesi nedeniyle eleştirdiğine değinen SFC, İngiltere Başbakanı Tony Blair’in nefret karşıtı yasayı sertleştirmesi çabalarına değindi.
THE TIMES (İNGİLTERE)
İngiliz medyası bu karikatürleri yayınlamadı
The Times ise haber yorumunda, Peygamber Muhammed’in karikatürlerini yayınlayan Fransız gazetesi France Soir’in Genel Yayın Yönetmeni Jacques Lefranc’ın kovulmasının 24 saat bile sürmediğini belirtti. Karikatürün altında, “Evet, Tanrı’yı resmetme hakkımız var” yazısının bulunduğuna dikkat çeken gazete, başka bir karikatürde de Buda, İsa ve Muhammed’in aynı bulut üzerinde oturur şekilde resmedildiğini ve İsa’nın, “Şikayet etme Muhammed, hepimiz karikatürize edildik” şeklinde hitap ettiğini yazdı. Avrupa gazetelerinin öfkeyi tetikleyecek şekilde karikatürleri yeniden yayınladığı yorumunu yapan The Times, İtalya, Almanya, Hollanda ve İspanya’daki gazetelerin değerlere hakareti derinleştirdiğini; çünkü karikatürlerin Peygamber’i aşağıladığını belirtti. Hiçbir İngiliz gazetesinin karikatürleri basmadığına dikkat çeken The Times, Fransız yetkililerin içte ve dışta Müslümanlarla ilişkilerin zarar görmesinden tüylerinin diken diken olduğu yorumunu yaparken, bakanların France Soir’in yayınlama özgürlüğü bulunduğunu savunduklarını belirtti.
KHALEEJ TIMES (PAKİSTAN)
AB ülkeleri hem suçlu hem güçlü
Peygamber’e yönelik saygısızlıktan dolayı Müslüman dünyasından özür dilemek yerine, Danimarka ve bazı AB yetkililerinin Dünya Ticaret Örgütü’ne başvurarak Suudi Arabistan gibi ülkelerin Danimarka ürünlerini boykot kararına karşı harekete geçmesini istemek çok komik. Dünya çapındaki protestolara rağmen İskandinav ülkeleri ve onun AB’li şerikleri, Müslüman dünyasındaki tepkiyi yatıştırma konusunda bir kulaç başarı sağlayamadı. Ya da bu olayı görmezden geliyorlar. Açıklama ne olursa olsun, Danimarka ürünlerinden ötürü DTÖ’den Müslüman ülkelere karşı harekete geçmesini istemek çok absürd. Bu, Müslüman ülkelerde hükümetler tarafından yönetilen bir hareket değil. Boykotlar spontane gelişti ve Danimarka’dan kaynaklanan aşağılamaya karşı bir halk tepkisi. Ortadoğu ve başka yerlerdeki Müslümanlar, dinî duyarlılıklarının bir sonucu olarak sepetlerini Danimarka ürünlerinden temizledi. Fransız çok uluslu şirketi Carrefour bile, Ortadoğu’daki market reyonlarında Danimarka ürünlerini satmayı yasakladı. Bu nedenle, boykottan dolayı hükümetleri suçlamak mantıksız. Tıpkı Danimarka’nın, basın özgürlüğüne karışamayacağını ifade ettiği gibi Müslüman hükümetler de süpermarket ve tüketicileri belli ürünleri almaya zorlayamaz.
SCOTSMAN (İNGİLTERE)
Avrupalı gazeteler Müslüman öfkesini görmezden geliyor
Danimarka gazetesinde yayınlanan Peygamber Muhammed’in karikatürlerini yeniden basan Fransız ve Alman gazeteleri, basın özgürlüğünü Müslüman dünyasında ortaya çıkan protesto dalgasından daha önemli görüyor ve Müslümanların öfkesini görmezden geliyor. Dün, Şam’daki Danimarka büyükelçiliği binası bomba ihbarı nedeniyle boşaltıldı ve Suriye karikatürlere bir tepki olarak Danimarka büyükelçisini geri çekti. Fransız Müslüman İnancı Konseyi Başkanı Dalil Boubakeur, “Bunlar iğrenç ve gerçek bir provokasyon.” diyor. Irak’ta ise çok sayıda kişi Peygamber Muhammed’in karikatürlerini protesto etti. Fransız gazetesi, Fransız dışişleri bakanının kınamasıyla karşılaştı; çünkü Fransa, Avrupa’daki en büyük Müslüman nüfusu barındırıyor. Haklı olarak, Müslüman gruplar öfkeli.
03.02.2006