Üstadı Tanıtmak İstiyorum..

Başlatan: vasifsiz Tarih: 24.10.2007 23:56 Cevap: 85

((
24.10.2007 23:56
#1

Bulunduğum çevre Üstada yabancı.. İki arkadaşım ve ben "Üstadı tanıtmak" gibi bir girişimde bulunduk. 'şair ya da yazar biyografisi ' başlığı altında küçük bir sunu...

 

Bu sunu, çok büyük çaplı olmayacaktır, forumumuzda ilk örneğini teşkil edeceğini zannediyorum. Bu sebeple sadeliğine rağmen, 'bundan sonra neler yapabiliriz' sorusuna bir yanıt mukabilinde olacaktır..

 

Hani üstadı tanıtmak, onu, ismini dahi duymamış şu nesle en azından var olduğunu bildirmek gibi bir temennimiz var.. İşte bu çalışma bir örnek olsun inşallah.. daha sonra genişletilebilsin ve detaylandırılabilsin..

 

Öncelikle nasıl bir sunum hazırlamalıyız ? sizlerin fikirlerini öğrenmek istiyorum. Bu sunumu hem bilgisayar slaytı, hem yazı okuma tarzında düşündük.

 

Giriş nasıl olmalı?

 

(hitap ettiğimiz kesim biraz bu konuya yabancı olması sebebiyle) nasıl daha ilgi çekici hale getirilebilir?

 

sunumda neler yer almalı?

 

biyografi nasıl düzenlenmeli?

 

Üstaddan nükteler nereye konulmalı?

 

şiirlerinden beyitler nasıl seçilmeli?

 

hangi şiirler dinletilmeli, hani videolar izletilmeli, hangi resimler konmalı?

 

üstadı yorumlayanların üstad hakkında söyledikleri..

 

vs. vs....

 

bunlar ve bunlar gibi düzenlemeleri yapıktan sonra, sizden yine yardım talep edeceğim. zira ben Üstadı anlatabilecek kadar geniş çaplı bilgiye sahip değilm.

 

resimler, videolar, mp3ler ve sunum hakkında da yardım isteyeceğim.

 

 

oluşturduğumuz bu sunu bir sınıfta sunulacak, ilgi görürse okula intikal edecektir.

 

hepimizin sunumu olsun bu inşallah.. herkesin katkısı olsun..

 

zira kendi kitaplarından alıntılar hususunda ve slayt hususunda birhayli yardıma ihtiyaç var..

 

mod kardeşler ve sınıflara dahil olan kardeşlerin özen göstemesi talebine bulunuyorum, ben bu konuda çok yetersizim.

 

ayrıca önfikir için B.D.G 'e müteşekkirim..

 

cevaplarınızı bekliyorum,selam ve dua ile..

BD
25.10.2007 15:01
#2

Sayın Berat'ın böyle bir girişimde bulunmasından dolayı kendisine teşekkür ediyoruz. Hayli yararlı olacağı konusunda müttefik olduğumuz bu düşüncesi doğrultusunda yapılan ufak hasbihalimiz ve neticesinde fikirlerini sizlere açıp farklı bakış açıları istemesini, düşüncelerinizi ve yardımlarınızı beklemesini gayet manidar bulduk.Site müdavimleri olarak fikirlerinizi beyan etmenizi biz de istirham ederiz.

 

saygılarım(ız)la...

((
27.10.2007 12:16
#3

Bu sunumun fikri bile yeni bir girişime neden oldu.. bizimle beraber bir grup daha Necip Fazılı önce tanıma sonra tanıtma girişiminde bulunuyor.

 

Sunu planı kesin olarak belli değil ancak şimdilik şu iki unsura yoğunlaşacağız.

 

- Üstadın biyografisi

 

-Üstadın fikir hayatı

 

alışılmışın dışında bir anlatım olması gerekiyor.

 

ilgi çekmesi ve kendisini dinletmeli...

 

Bu sebeple ayrıntıda boğmadan, seçilmiş kelimelerle bir biyografi, ardından fikir hayatını işleyici, örneklerle bezenmiş bir yazı..

 

bilgisayardan da fikir hayatını yansıtıcı (kendi sesinden yahut farklı yorumlarla) şiirleri, fotoğraflar, video ve slaytlar ...

 

Bu hususta yardımınıza ihtiyacım var.. Lütfen, yardım edebilecek kardeşlerimden yardım edebilecekleri alana dair desteklerini bekliyorum..

 

Bir yandan biyografiyi ve düşünce hayatını toparlamaya çalışırken, bir yandan da girişi tasarlayalım.. nasıl bir giriş olmalı? mesela "Üstad" filmindeki gibi Üstadın kendi sesinden bir ve birkaç beyit ile mi girsek? Arkaya kendi resmi, yahut beyitte geçen dizeler..?

 

altına Üstadın imzası?

 

bütün bunlar için materyale ve desteğe ihtiyaç var..

 

2 ayımız var ancak sona güzel bir çalışma olması çin şimdiden başlamalıyız.. bu sebeple en azından fikilerinizi beyan edin kardeşler. Unuttuğumuz bir ayrıntı var mı yok mu?... farklı neler yapabiliriz?

 

dua ile..

NF
27.10.2007 13:25
#4

Selamlar,

 

İşlerimin yoğunluğundan dolayı genel manada bir taslak oluşturmak yahut hususiyetle seçilebilecek örnekleri ayıklamak için fikir yürütmek gibi fiilleri gerçekleştirebilecek halde değilim, lakin materyal hususunda (E-kitap olur, sitede yayınlananlar olur, varlığını bildiğiniz fakat ulaşamadığınız başka materyaller olur) elimden gelen desteği vermeye hazırım. Bunun dışında aklıma gelen ufak tefek tavsiyeleri de tarafınıza ulaştırmaya gayret ederim. Bana nasıl ulaşacağınızı biliyorsunuzdur.

 

Allah utandırmasın ve böyle mühim bir işe imza atacak olmanızdan dolayı sizlerden razı olsun. Yolunuz açık, tevfik sizinle olsun.

 

Saygı ve selamlarımla

BI
27.10.2007 15:26
#5

Bizde ,Necip Fazıl hayranı olan bi hocamla daha yeni bi program hazırlama kararı aldık ve size de danışmak için konu açacaktım ama sağolsun Berat kardeşimiz benden önce davaranmış .Bende kendi ilimde bu işin önderliğini yapmak isterim eğer yapılacak olan programı bizle paylaşırsanız.Fikirleriniz,önerileriniz bizim için çok önemli.Şimdiden sizlere teşekkür ediyorum inşallah ortaya çok güzel bir program çıkar ve hepimiz nasipleriniz B)

GE
27.10.2007 15:50
#6

heyecanınızı anlıyorum.lisedeyken böyle bir sunum bizde yapmıştık.tabi bizimkisi bu kadar düşünülerek yapılmamıştı ama yine de iki üç okulda gösterilmişti.bizim sunumumuzda ağırlık üstadın kendi sesinden şiirleriydi.her bir şiir sunum şekline getirilmişti.sunuculuk görevi bana verildiği için eski belgelerimin arasında metin olmalı sizin için bakarım.ilginin nasıl çekilebileceğine gelince.bizim şansımıza gittiğimiz okullarda müdürler üstad hayranıydı o yüzden bir nebze etkili olabilmişti.bursa fen lisesinin müdürü üstad ın konferanslarını bizzat takip etmiş birisiydi mesela.

sunumun içeriği çok önemli oluyor.ama burda en önemli olan bence sunumu yapan kişi.onun performansı ölçüsünde ilgi artıyor.

sunumda da zaten her yerde olduğu gibi genel olarak şurda doğdu ,şu okulları bitirdi falan gibi klasik bir sunumdan sıkılıyorlar.onun yerine üstadın hayatındaki ilginç olaylara yer vermek daha çekici olabilir.

ben iki üç yıl önce bir sunum hazırlamıştım power point şeklinde isterseniz onu ulaştırmaya çalışabilirim

işiniz cidden zor ve çok önemli.sunumu izleyeceklerden kaç kişi izledikten sonra araştırmaya başlarsa o kadar iyi.ben o örneklerden birisiyim o yüzden inşallah işe yarar diyorum.Allah yardımcınız olsun yardımcı olabileceğimiz birşey olursa seve seve

((
27.10.2007 18:51
#7

İlgi ve desteğiniz için ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

 

Evet gerçekten özen göstermemiz gerekecek.Üstadı en iyi şekilde anlatabilmemiz, sunabilmemiz gerekiyor. Çünkü hitap ettiğimiz kitle, Üstad'dan bîhaber...

 

daha önce de söylemiştim, Necip Fazılın ölmediğini sananlar mı dersiniz, idam edildiğini sananlar mı dersiniz...

 

Elbette herkesi Üstad hayranı yapacak kadrimiz yok.. Ancak en azından hafızalarındaki kötü imaj yıkılır inşallah..

 

gecegüneşi, inşallah göndereceğiniz sunumlar çok makbule geçecek. Zira bizim için hem bir fikir olur, hem gerekirse onlardan bağzılarını kullanırız inşallah.

 

Msn adresimi vereyim , yahut upload edilebiliyorsa sunulardan ve dosyalardan kardeşler de yararlanabilirler..

 

Ayrıca o zamanlardan hatrınızda kalan, "bunu yaptığımız, okuduğumuz belirttiğimiz iyi oldu" dediğiniz Üstada ait yahut üstad hakkında tüm yazı, şiir vs.. varsa belirtebilirseniz, biz de inşallah ufak ayrıntılara bunları ekleyelim..

 

Mesela Üstadın şu şu beyitinin şurada okunması, dinletilmesi çok iyi olur ; şu resimlerin slaytta gösterimi çok hoş olur gibisinden...

 

Bu tür fikirleri inşallah tüm kardeşlerimizden bekliyoruz.

 

yardım ve destekleriniz için gönülden teşekkürler...

 

dua ile...

NF
27.10.2007 21:18
#8

Selamlar,

 

İ.Ü. Edebiyat bölümündeki bazı arkadaşların şöyle bir çalışması olmuştu vaktinde, fikir verebileceğini düşündüğümden burada linkini paylaşayım: http://video.google.com/videoplay?docid=-7445705211905947403

 

Saygı ve selamlarımla

((
27.10.2007 22:02
#9

Allah razı olsun.. Ben de şimdi video ile uğraşıyordum.

 

"Zindandan Mehmed'e Mektup" videosu var youtubede. Şimid ben kendim hazırlamaya çalışıyorum. Tayyip Erdoğan'ın söylediği şiir, mp3 olarak elimde var. Ancak resimler için o videoyu kullanmam lazım. İndirdim ancak nasıl oluyorsa bende çok kalitesiz ve küçük.. Acaba yanlış program mı kullanıyorum?

 

Yahut daha kalitelisi ve daha büyüğü sizde mevcut mu? BDG galiba link göndermiştiniz ama ben indirememiştim.

 

Windows movie maker den yapmaya çalışıyorum. yeni yeni öğreniyorum ama elimden geldiğince uğraşacağım inşallah..

 

Elinizde ÜStadın fotorafları var mı? éüstad" filmindeki birkaç fot haricinde bende hiç yok..

 

Sizde mevcut ise, videoya eklenebildecek türden resimleri ekleyebilir misiniz inşallah?

 

dua ile...

((
31.10.2007 14:29
#10

Zindandan mehmede mektup taki müziği nereden bulabilirim?

AC
31.10.2007 21:26
#11

Sitemizin fotoğraf galerisinden yararlanabilirsiniz. Ayrıca Fotoğraf Galermizde Bulunmayan Üstad Fotoğrafları isimli konudanda faydalanabilirsiniz.

Müzik konusunda maalesef bir fikrim yok.

TU
01.11.2007 00:15
#12
http://www.dosya.cc/N-F-K---Turan.rar.html
((
02.11.2007 00:41
#13

Turan kardeşim, Rabbim razı olsun inşallah.. Çok hoş olmuş. Paylaştığınız için çok teşekkür ederim. İnşallah bu sunuya eklemeler- çıkartmalar yaparak şekillendireyim. Peki bu sunuya windows movie maker den oluşturduğum videoları koyabilecek miyim? ayrıca sunu arkasına müzik nasıl ekliyorum? Bu konuda da yardımcı olursanız sevinirim.

 

AcHartave , Teşekkür ederim. Birçok fotoğrafa ulaştım. Ancak Fotoğraf galerisindeki fotoğraflardan bazıları mevcut değil. İndirilebiliyor mu? Ben beceremedim bir türlü..

 

selam ve dua ile...

TU
02.11.2007 01:08
#14

Allah cümlemizden razı olsun inşallah.

Evet o sunuya video ekleyebilirsin ama uğraştırır.

Windows Media Playerde filan uğraşman gerekicek.

Sunu arkasına konulabilen müziğin uzantısı .wav olmalı.

Converterlerle dosyalarını wav uzantılı hale getirebilirsin.

mp3 de kullanabilirsin tabii ama o zaman sunu klasörüne ek olarak bir de kullandığın müziği

koyman gerekir. Ben bunu upload ederek paylaştığım için yük çıkarmak istemedim klasöre.

O yüzden wav kullandım. İnşallah istediğin cevabı verebilmişimdir.

Kolay gelsin.

((
02.11.2007 01:30
#15

Sağolun.. Ben hayırlısıyla videoyu bitireyim de.. Olmazsa yine kapınızı çalarız.. B)

 

dua ile..

NF
02.11.2007 12:10
#16

Selamlar,

 

İstediğiniz fotoğrafın dosya ismini bildirirseniz gönderebilirim.

 

Saygı ve selamlarımla

((
03.11.2007 08:27
#17

büyük boy resimler arıyorum video için. galiba hepsi büyük değilmiş galeride.

 

zahmet olmazsa şu resmi alayım inşallah.

 

nfk35xv

NF
03.11.2007 10:16
#18

Selamlar,

 

http://img230.imageshack.us/img230/2459/nfk35xvbe8.jpg adresindeki sayfadan fotoğrafa ulaşabilirsiniz. Başka bir materyal isteğiniz olursa çekinmeden yazın.

 

Saygı ve selamlarımla

03.11.2007 18:51
#19

turan kardeş paylaşım için teşekkürler,

ben, üstad ı tanımak konusunda biraz geç kalanlardanım,

bu arada bir itirafta bulunayım, önceleri de necip fazıl dendiğinde aklımda çağrışan birşeyler vardı ama artık üstadın ismi telafuz edildiğinde çok daha farklı şeyler hissediyorum,

GE
05.11.2007 01:08
#20

berat kardeşim kusura bakmayın size karşı çok mahcubum. ama emin olun son iletimden bugüne kadar nete giremedim.şimdi de size yollayacağım dökümanlar elimde değil.sağolsunlar diğer arkadaşlar yardımcı olmuşlar.bende söz veremiyorum ama en yakın zamanda inşallah yollayabilirim.tekrar kusura bakmayın.kolay gelsin...

((
05.11.2007 18:06
#21

Estağfirullah, düşünmeniz kafi.. Allah razı olsun..

((
30.11.2007 18:20
#22

Erdoğanın söylediği zindandan Mehmede Mektup ve Canım İstanbul şiirlerinin müziklerine nasıl ulaşabilirim?

CI
30.11.2007 21:11
#23

Müziklerini bulamadım da şiirlerin kendileri lazımsa buyrun, Zindandan Mehmede Mektup ve Canım İstanbul

 

Allah kolaylık versin.

((
30.11.2007 21:33
#24

Allah razı olsun.. Yanlız siyasi(!) anlam taşıdığı gerekçesi ile sunuma eklemem engellendi.. Ben de başkasından bulamadığım takdirde kendim okuyacağım :rolleyes:

 

selam ve dua ile..

((
03.12.2007 18:11
#25

acelemi mazur görün, ancak yetiştirmem gerekiyor. Bu iki videonun müziğine ulaşmam gerekiyor. Ya da bunların yerine konulabilecek bir fon elinde olan var mı? Ulaşabileceğim br adres?

 

Bir de sunumumuza giriş videosu hazırladım neredeyse.Ancak sunumda hem okunup, hem slayta konulacak olan üstadı tanıtıcı yazı hususunda yardımınızı talep ediyorum.

 

İlk olarak öz geçmişini, sonra nüktelerini koyarak ilgi çekmeyi, daha sonra edebi kişiliği ve hayatı hakkında sıkmayacak uzunlukta, ana hatlarıyla önemli noktaların altı çizilerek oluşturulmuş bir yazı koymayı en sonunda da şiirlerinden örneklerle bitirmeyi planlıyoruz. Ancak acaba özgeçmişi ile çilesi, hayatı, edebi kişiliğini ayırmadan mı anlatmamız daha doğru olur? Yahut şiirlerinden örnekleri nereye konulmalı? Sırası ney olmalı?

 

 

Cevaplarınızı, yormlarınızı ve tavsiyelerinizi bekliyorum.

 

Selam ve dualar ile..

YA
03.12.2007 20:02
#26

Maalesef bahsini etmiş olduğunuz müzikleri bulamadım. Müziklerin isimleri hakkında bir bilgimiz olsa idi ulaşmamız kolay olabilirdi ama bu konuda da elimizde hiçbir bilgi yok. Fakat size önerebileceğim birkaç fonu aşağıya ekliyorum. İnş işinize yarar.

 

birinci enst

ikinci enst

üçüncü enst

dördüncü enst

beşinci enst

altıncı enst

yedinci enst

sekizinci enst

dokuzuncu enst

onuncu enst

 

 

Arkadaşlar fonlar güzel. İsterseniz müzik dosyanıza bunları ekleyiniz :rolleyes:

 

 

Üstadın "çile" diye tabir ettiğiniz kısmı özgeçmişin içine serpiştirebilirsiniz. Bu şekilde sıkıcı olmaz ve kısa olduğu için daha etkileyici olabilir. Üstad da herşey yaratana çıktığı için onun hayatını kategorilere ayırmaktansa kategori basamaklarından olan hayatı,edebi kişiliği,şairliği vs bunlar birleştirilmesi daha iyi olur. Şiirleri ise belli bir sıraya göre okunur. Mesela her on dk bir üstaddan bir dörtlük veya beyit veya şiirin tamamı gibi. Tabi bunlar aynen bir kompozisyon yazarken paragraftan diğer paragrafa geçerkenki arada söylenmeli. Fakat yine alternatif olarak düşünülen şiirlerin sona okunması da olabilir.Nüktelerin dengesi ve yeri iyi ayarlanmalı. Son olarak ise, hem slaytta geçecek hem de okunacak olan yazı hakkında yardım istemişsiniz. Şu anda aklıma uygun bir yazı gelmedi. İnş diğer arkadaşlarımız bu konuda size fikirlerini söyleyecektir.

((
04.12.2007 01:24
#27

değerlendirme ve tavsiyeleriniz için çok teşekkür ederim.

 

Fonların arasına gayet hoş olanlar var. Kullanılabilir ancak hangi şiir olduğu tartışılılabilir.

 

diğer kardeşlerin de yardmlarını bekliyorum inşallah..

 

selam dua muhabbetlerle

AC
04.12.2007 20:15
#28

Fon müziğini bulmak pek mümkün değil araştırdığım kadarıyla.

((
05.12.2007 18:05
#29

o videoları hazırlayan kişileri tanıyan var mı? onların elinde ihtimal ki vardır.

((
17.12.2007 17:11
#30

Vaktimiz daralıyor kardeşler, youtube 'a üye olan var mı? Eğer varsa şu linkteki videoyu gönderen kişiden videonun fon müziğini rica edebilir mi?

 

http://www.youtube.com/watch?v=_Rv5fUNgXTA

 

başka fon uydurmaya çalışıyorum, elimde olanlardan sadece en sevgiliye- miraç var. bir o uygun galiba. Elinizde güzel fonlar varsa yardımınızı talep ediyorum

 

selametle

CI
17.12.2007 21:25
#31

Kardeş bende hayli fon var da, hangi birini ekliyeyim şaşırdım. Nerden baksan 200 küsur parça var... Yansımalar ve Yedi Karanfil'in albümleri bunlar. Bu albümlerden aradığın parçalar varsa söyle, hemen ekliyeyim.

PU
17.12.2007 22:04
#32

Kardeşim bence de Yansımalar ve Yedi Karanfil'in müzikleri gayet uygun olur.Yalnız sizin bakmanız gerek müziklere...

((
18.12.2007 20:01
#33

Ben malesef yedi karanfilden neredeyse hiç dinlemedim

 

Ama şöyle yapalım, şiirler tarafımızdan okunacak; bununla birlikte video hazırlanacak ve dinleti sırasında sunulacak. Bu şiirlerden ikisi Zindnadan Mehmede Mektup ve Canım İstanbul

 

diğerleri kesin değil ancak koyma ihtimalimiz var.

 

Destan ve Muhasebe

 

Bu şiirlerin ruhuna uygun gördüğünüz varsa onları eklerseniz sevinirim.

CI
18.12.2007 22:57
#34

tamam o halde, bana uygun görünenler şunlar;

 

Fon 1

 

Fon 2

 

Fon 3

 

Fon 4

 

Kolay gelsin :)

((
19.12.2007 01:11
#35

Elinize sağlık, Allah razı olsun inşallah. 3. fon hoş. müteşekkirim.

((
30.01.2008 13:50
#36

Selamınaleyküm, Sunum üzerinde yoğun bir çalışmamız var, 2 - 3 haftaya kadar bitirmemiz icap ediyor. Zindandan Mehmede Mektup videosu için fon müziği gerekiyor. şiir tarafımızdan okunacak, o sırada resim ve şiir sözlerinden oluşan bir video geçecek.

 

fon müziği ihtiyacı acildir. Elimde uygun sadece tek bir fon var, "miraç". Elinizde uygun olduğunu dşündüğünüz fonları ulaştırmanız rica ediyorum.

 

Ayrıca zindan vs. resimleri mevcut ise de istirham ederim.

 

fiemenillah

AB
30.01.2008 17:13
#37
Erdoğanın söylediği zindandan Mehmede Mektup ve Canım İstanbul şiirlerinin müziklerine nasıl ulaşabilirim?

 

bu şiirlerin müziğini ''gündoğar'' yapmıştı vakti zamanında..arkadaşların da dediği gibi netten bulmak biraz zor,ama imkansız değil.sonuçta o müzikler yapılmış.siz ''gündoğar''ismi üzerine yoğunlaşırsanız, istediğiniz müziği bulacağınızı tahmin ediyorum.çünkü ''gündoğarın''buna benzer ve farklı alanlarda yapmış olduğu çok güzel fon müzikleri var..şimdiden kolay gelsin diyorum.

YA
05.02.2008 03:48
#38

Reklam gibi olmasın ama birçok enstrümantala ulaşabileceğiniz http://www.cayport.com adresini de ziyaret etmenizi tavsiye edebilirim. Dinleme şansını ancak parçayı indirdikten sonra bulabiliyorsunuz :D ama kayda değer.

((
18.02.2008 15:34
#39

Aykut Kuşkayanın yorumladığı Kaldırımlar şiirine bir video hazırladım. İzlemek ister iseniz buyrun. Yorumlarınızı bekliyorum inşallah..

 

http://www.youtube.com/watch?v=oNr2m3reEmw

AB
18.02.2008 18:24
#40

sizleri bir gayret içinde görmek,bir şeyler yapabilmek için çabaladığınızı görmek bizi ziyadesiyle memnun ediyor.elinize ,fikrinize sağlık.lakin güzel olduğu kadar biraz da kusurları mevcut.klipte sadece kaldırımlara odaklanmanız şiirin ruhuna biraz aykırı gibi gelmiş.şiirde sadece taş yığınından bahsedilmiyor.biraz daha mücerred tarafından yakalasaydınız olayı belki de daha orjinal bir çalışma olacaktı.inşallah başka çalışmalarınızda yakalarsınız bunu..tekrar elinize sağlık diyorum.

((
18.02.2008 19:32
#41
sizleri bir gayret içinde görmek,bir şeyler yapabilmek için çabaladığınızı görmek bizi ziyadesiyle memnun ediyor.elinize ,fikrinize sağlık.lakin güzel olduğu kadar biraz da kusurları mevcut.klipte sadece kaldırımlara odaklanmanız şiirin ruhuna biraz aykırı gibi gelmiş.şiirde sadece taş yığınından bahsedilmiyor.biraz daha mücerred tarafından yakalasaydınız olayı belki de daha orjinal bir çalışma olacaktı.inşallah başka çalışmalarınızda yakalarsınız bunu..tekrar elinize sağlık diyorum.

 

Değerlendirmeleriniz için teşekkür ederim. İzlediğiniz ve yorumlamaya değer gördüğünüz için de..

 

Haklısınız video kabuğundan ele alınmış gibi duruyor.Manayı ifade edemediğimin farkındayım.Ancak resim arşivimin kısıtlılığı ve uygun resim bulma zorluğu buna sebepdir.Ayrıca üstadın şiirlerini tam manasiyle kavrayabildiğimi de söyleyemem.

 

Ama video taslağı duruyor.Tavsiye edebileceklerinizle üzerinde oynama yapabilirim.Bu sebeple herkesin yorumunu almak isterim. Ayrıca uygun görülüp konması istenilen resimleri gönderebilirseniz eklemeler, çıkartmalar da yapabilirim.

 

Kaldırımlar haricinde "Zindandan Mehmede Mektup" ve kesilmiş olarak "Çile" ve "Destan" şiirlerinin de videosunu hazırlamaya başlayacağım biiznillah.Bu dört şiir üzerine tavsiye ve yorumlarınızı dinlemek; uygun gördüğünüz ve elinizde mevcut bulunan resimleri de ulaştırmanızı rica ederim.Zira imakan ve kabiliyetim malum.

 

Son olarak da iki-üç hafta gibi kısa bir zamanımız kaldığını belirtyim.Sunumun bel kemiğini Sızıntı dergisinin geçen sayıda

yayınlanan Üstad hakkındaki yazı oluşturacak.Ancak elbette üzerinde büyük ölçüde oynama yapılacak.Yine burada da özellikle belirtmemizi istediğiniz, eklememizi istediğiniz türden Üstada dair yazı ve alıntılar varsa beklmekteyiz.

 

Selam ve dua ile...

MU
18.02.2008 22:27
#42

Öncelikle elinize sağlık. Aslında resimler oldukça güzel seçilmiş. Şiirin havasına uyum sağlıyor, ancak daha fazla resim kullanılsa ve Abdülhamid kardeşimizin dediği gibi mücerreti hissettiren kareler de olsa daha güzel olurdu. İleride onlar da olacaktır inşallah. Okunaklılığı daha fazla olan bir yazı tipi seçilseydi daha iyi olurdu bence acizane. Yazı rengi her fona uyum sağlamıyor. Yazı beyaz olduğu için, bazı yerlerde fonun beyaz olan kısmına denk gelen beyaz yazının görünürlüğü epey azalıyor. Bir de her mısranın muhteviyatına uygun düşen resim videolar için daha iyi gidiyor. Elimdeki resim arşivinden, bu ve başka çalışmalarınız için işinize yarayabileceğini düşündüğüm bazı resimleri paketledim. Buraya tıklayıp indirebilirsiniz. Yeniden elinize sağlık, diğer çalışmalarınızı da temaşa etmek isteriz.

DE
19.02.2008 09:35
#43

Uzun bir video eleştirisi ister misin benden :) ? İstersen yazarım uzun uzun paylaşırım düşüncelerimi.

 

İzledim ve müzklie fotoğrafların oturmadığını düşünüyorum. Bazı fotoğrafların seçimi yanlış, bazı fotoğrafların kullanım yeri yanlış.

 

Herşeye rağmen güzel sayılabilir.

((
20.02.2008 20:04
#44
Öncelikle elinize sağlık. Aslında resimler oldukça güzel seçilmiş. Şiirin havasına uyum sağlıyor, ancak daha fazla resim kullanılsa ve Abdülhamid kardeşimizin dediği gibi mücerreti hissettiren kareler de olsa daha güzel olurdu. İleride onlar da olacaktır inşallah. Okunaklılığı daha fazla olan bir yazı tipi seçilseydi daha iyi olurdu bence acizane. Yazı rengi her fona uyum sağlamıyor. Yazı beyaz olduğu için, bazı yerlerde fonun beyaz olan kısmına denk gelen beyaz yazının görünürlüğü epey azalıyor. Bir de her mısranın muhteviyatına uygun düşen resim videolar için daha iyi gidiyor. Elimdeki resim arşivinden, bu ve başka çalışmalarınız için işinize yarayabileceğini düşündüğüm bazı resimleri paketledim. Buraya tıklayıp indirebilirsiniz. Yeniden elinize sağlık, diğer çalışmalarınızı da temaşa etmek isteriz.

 

Gösterdiğiniz ilgi ve alakadan dolayı müteşekkiriz.Desteklerniz bizi şevklendiriyor.

 

Resimler için de ayrıca teşekkür ediyorum. Çok hoş kareler mevcut.

 

Bu yazı tipini seçmemin sebebi şuydu; zaten parçadaki sözler gayeyt anlaşılır biçimde okunuyor. Hem daha sözler bitmeden yazılar da siliniyor bu sebepden dolayı. yani maksadım şiirin her mısrasının okunması değil, dinlenmesi. Ama dediğiniz gibi yazıtipi rengi malesef her fonla uyum sağlamıyor. Her kıta da farklı renk kullansam, kalitesiz bir görüntü oluyor.

 

Video hazırlamak göründüğünden zor işmiş.. Gerçekten çok vakit alıyor.Bizim gibi zaman kıtlığı çekenler için de malumunuz :)

Profesyonel video tasarımların izleyince nekadar basit olduğunuzu görüyorsunuz, evet bu video da aslında pek kayda değer değil. Elimizdn geldiğince işte..

 

Ama bu sunuma destek vermek isteyim diğer şiirlerin videosunu hazırlamak isteyen "profesyonel" video tasarımcısı kardeşlerimizin de yardımını geri çevirmeyiz elbet... :)

 

selam ve dua ile..

AN
27.02.2008 16:04
#45

sa:D arkadaşlar ben tartışabileceğimiz bir necip fazıl grubu kurdum mailleşebileceğimiz hepinizi bekliyorum ncp-fzl@googlegroups@hotmail.com hepiniizi ısrarla bekliyorum....

((
27.02.2008 19:14
#46

Müzik ile insan sesini ayıklayabileceğimiz bir proglam mevcut mu elinizde? Ben pek dlinden anlayamıyorum. eğer böyle bir şey mümkün ise ve sizd mevcutsa, küçük bir ricam olacak; RR.Tayyip Erdoğanın okuduğu zindandan mehmede mektup şiirini n müziğini ayıklayablir misiniz? Eğer yoksa gönderebilirim mp 3 ü..

 

selam ve dua ile..

((
29.02.2008 19:57
#47

kısa bir video daha..

 

http://www.youtube.com/watch?v=DevFbhP_qx4

MU
29.02.2008 20:55
#48

Hoş bir terkip olmuş, videonun başına yerleştirilen Üstad belgeselinin giriş kısmı ve ardından gelen röportaj harika bir kompozisyon teşkil etmiş. İkisi arasında yer alan BD’nin sitesinin ekran görüntüsü de hayli güzel bir geçiş sağlamış. Gayet iyi düşünülmüş. Demek ki birden fazla videoyu kesip, uygun parçaları sentezleyerek ortaya güzel çalışmalar çıkarmak mümkün. :) Şahsen çok beğendim, elinize sağlık.

Bu arada müzik ile insan sesini ayıklayabileceğimiz bir proglam ile daha önce hiç karşılaşmadım. Biraz arama yaptım, forumlarda soran olmuş ancak bu tür bir işlemi yapabilecek bir programın olmadığı söyleniyor.

NE
29.02.2008 21:19
#49

Gerçekten güzel olmuş. Fotoğrafların geçişiyle müziğin ritmi birbirini tamamlamış. Estetik açıdan baya rahatlatıcı bir husus bu. Çarpıcılık katmış. :) Ben de çok beğendim, elinize sağlık…

((
29.02.2008 23:40
#50

Bu videoyu "hayatı"na girişte kullanacağız inşallah. bunun gibi, ana mevzulara girerken kısa slaytlar hazırlayacağız. Mesela yakın bir zamanda mevzu olan bir üstad hakkındaki güzel bir videonun fon müziği ile, vefatına girişte ölüm konulu şiirlerini derleyip kısa bir slayt hazırlama düşüncemiz var.Bu kısa "birleştirme"nin beğenilmesi bizi sevindirdi.İnşallah sunacağımız arkadaşlar da beğenirler...Zira bizi asıltasaladıran da bu.

 

O fonksiyonda bir programa aslında yanlızca zindandan mehmede mektup için ihtiyacımız var. Zira okuyacağımız bu şiire ondan uygun fona rastlamadım. Elimde oş bir fon var ancak biraz kısa kalıyor ve yetiştirme telaşı ile şiiin güzelliği kayboluyor zannedersem.

 

Velhasıl.. Her türlü yorum eleştri ve tavsiyelerinizi bekliyoruz. Desteğiniz için ayrıca tekrar tekrar teşekkürlerimi belitmek isterim...

((
07.03.2008 19:08
#51

25

 

61

 

23

 

64

 

63

 

26

 

35

 

3_

 

66

 

zahmet olmazsa ve eğer bir mahzuru yoksa galerideki bu adlara malik resimleri rica edebilir miyim? Zira indirilemiyor.

 

selam ve dua ile..

MU
07.03.2008 19:52
#52

Selamlar,

Buraya tıklayarak resimleri indirebilirsiniz. Resim Galerisinden fotoğraf indirmek için, indirmek istediğiniz resmin üzerine gelerek sağ tıklayıp yeni pencerede aç demelisiniz. Daha sonra yeni pencerede açılan resmin üzerine gelip, resmi farklı kaydet dediğinizde resim kaydedilecektir.

((
31.03.2008 19:46
#53

Elinize sağlık.. Çok makbule geçti.

 

Şu an birkaç tane daha video hazırlamış bulunmaktayız. Bir tanesini daha paylaşmak istiyorum.

 

 

Yine Aykut Kuşkayadan, Serseri..

 

Üzerinde çalıştığım video, zindandan Mehmed'e Mektup. Güzel bir fon müziği buldum ancak biraz kısa kalıyor. Ya hızlı okuyacağız, yahut kırpmalar yapacağız. Öncelikle bu mevzuda yardımınızı talep ediyorum Hangi kıtaların -bir, iki yahut üç- kesilmesi -hitap ettiğimiz kitle göz önünde bulundurularak- uygun olur?

 

İkincisi; Sunum hazırlamaya başladık. Öncelikle doğumundan A.Arvasi hazretleri ile tanışmasına kadar olan bölümü inceleyeceğiz. Daha önce belirttiğim gibi, Sızıntı Dergisinde çıkan yazıyı baz almayı düşünüyoruz ancak üzerinde ne gibi oynamalar yapılmalı, ne gibi eklemeler yapılmalı? Mesele en çarpıcı şekilde nasıl anlatılabilir? hangi süslemeler kullanılmalı (nükteler vb.) ? Kitaplardan hangi alıntılar yerliyerinde olur? Ve son olarak "mutlaka belirtilmeli" dediğiniz önemli noktalar nelerdir?

 

Bir ay gibi kısa bir zamanımız kaldı. Bu sebeple ilgili kardeşlerimin dikkatini celbetmek isterim.Bu çalışmaya da herkesin katkısı olsun isteriz. Zira birşeyler yapmayı gerçekten istiyorsak, bu gibi fırsatlar kaçmamalı.

 

En azından herkes bir değerlendirme yaparsa, bir destek telakki ederiz ve inşallah azmimizi tazelemiş oluruz.

 

Tavsiye, görüş, tahlil ve yardımlarınızı bekliyor, bu konuya eğilmeyi tüm siteden rica ediyoruz.

 

selam ve dua ile..

MU
31.03.2008 22:16
#54

Selamlar,

 

Video gayet güzel, yazıların okunabilirliği en üst derecede olunca da daha hoş olmuş. Resimler arasındaki geçişler ve umumiyetle siyah-beyaz fotoğraf kullanılması videonun atmosferini esrarengiz bir havaya büründürmüş. Yapanların eline sağlık.

 

Ben âcizane şiirin kıtalarının kesilmesini pek tavsiye etmem. Eğer mümkünse şiir hızlı okunabilir.

 

Üstadın hayatı anlatılırken de yaşam çizgisindeki vakalara paralel olarak mevcut olan şiirler yahut nükteler, cevaplar kullanılabilir. Mesela Efendi hazretleri ile tanışmasından sonra yazdığı şiirleri (Efendim, Allah Dostu, Tam Otuz Yıl gibi) ve sanat anlayışıyla birlikte topyekûn bütün hayatının değişimini anlatan Sanat isimli şiirlerine yer verilebilir. Ülke çapında verdiği konferanslar yani aksiyon cephesi anlatılırken kendisine fırlatılan salatalık neticesinde vuku bulan nüktesi de metne katıştırılabilir. Üstadın bizzat muhatap olduğu siyaset, sanat, fikir adamları ile olan ilişkisi anlatılırken onlar ile iletişimi esnasında verilen cevaplar ve onlara karşı alınan tavırlar, yazılan şiirler (İnönü, menderes vs) yapılan nükteler eklenebilir.

 

Ve âcizane mutlaka belirtilmesi gereken şey, Üstadın davasının İslamı, insana yüklenen mukaddes emaneti ve bizlerin bu hakikatleri nasıl unuttuğunu yahut bizlere unutturulduğunu ve Üstadın bütün bunların şuuruna gelecek nesilleri yani bizleri erdirmek için ne büyük çileler neticesinde kütüphanelik çapta eserler bıraktığının belirtilmesidir. İnşallah çok faydalı bir tanıtım olacaktır.

((
05.04.2008 01:06
#55

Yine ilgi ve alakanıza teşekkür ediyor, devamını tüm forumdan bekliyoruz.

 

____

 

Sunum başladığında hazırladığımız bir giriş videosu başlıyor ve hemen ardından hayatına dair, önceden sizele de paylaştığımız şu linkteki kısa video izleniyor.

 

http://www.youtube.com/watch?v=DevFbhP_qx4

 

Ardından poverpointsunusu başlıyor. (Fonda hangi resim olması gerektiği ve nelerin okunup nelerin sunuda gösterilmesi gerektiği hala müşkül)

 

Baz alacağımız 1. bölüm metni şudur. Ekleme çıkarmalar ve düzeltmeler yapmamız için yine yardım bekliyoruz. Korkumuz şunlar ki, İnsanları ayrıntıda boğmak ve kendimizi dinletememek ; Üstadı -insanları sıkmak korkusuyla- gerektiği gibi anlatamamak...

 

Buyrun...

 

________

 

Necip Fazıl 1904 yılında İstanbul Çemberlitaş’ta kocaman bir konakta doğar. Köklü, iyi eğitimli, zengin bir ailenin çocuğudur. Necip Fazıl, doğduğu büyük konakta, büyük imtiyazlarla büyür. Önce Fransız Mektebi, daha sonra Amerikan Koleji’nde okur. Fakat bu okullardan çabucak usanır. Ve buralardan alınarak Büyük Reşit Paşa Numune Mektebi, Rehber-i İttihat Mektebi gibi devrin İstanbul’unun en iyi okullarına gönderilir. Ardından Heybeliada Numune Mektebi’ne gider. Bu okulu bitirip yine aynı yerdeki Bahriye Mektebi’ne kaydolur. 1921 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne öğrenci olur. Şiire karşı ilgisi bu yıllarda gelişir ve 1922 yılında ilk şiirleri çeşitli dergilerde yayımlanmaya başlar.

 

Yıllar hızla geçer, 1923 yılında Cumhuriyet ilân edilir. Necip Fazıl, 1924 yılında Cumhuriyet’in Avrupa’ya gönderdiği ilk öğrenciler arasındadır. Fransa’ya gidecek, Paris’te, ünlü Sorbon Üniversitesi’nde felsefe eğitimi alacaktır. Galata Rıhtımı’nda kendisini Marsilya’ya götürecek gemiye binerken “fesini başından çekip sulara fırlatır.”1 O da, Tanzimat’tan beri yetişen birçok Türk aydını gibi aşağılık duygusu içindedir. İçinde yaşadığı medeniyetin, kültürün hemen her şeyinden nefret eder.

 

Paris’e felsefe öğrenimi görmek için gelen 20 yaşındaki genç şâir, burada kendisini kumara kaptırır, ünlü Sorbon Üniversitesi’ni tanımaz bile. 1924–25 yıllarını derbeder bir şekilde geçiren Necip Fazıl’ın bu hâlini öğrenen Millî Eğitim Bakanlığı, bursunu keser ve ondan Türkiye’ye dönmesini ister. “Üniversite talebeliğinden Paris dönüşüne kadar geçen yılların özü”, Necip Fazıl’ın kendi ifadesiyle “başıbozukluk ve serseriliktir.”2

1925 yılında yurda dönen Necip Fazıl, 1934 yılında Abdülhakim Arvasi’yle tanışıncaya kadarki yıllarda Hollanda Bankası, Osmanlı Bankası ve İş Bankası’nda fıtratıyla ve mizacıyla hiç ilgisi olmayan işlerde çalışır. Bunaldıkça bunalır. Daraldıkça daralır, âdetâ patlayacak bir hâle gelir. Fakat bu hâline hiçbir çözüm bulamaz. İstanbul’da sıkılınca çalıştığı bankaların Anadolu şubelerine kaçar, oralarda sıkılınca İstanbul’a döner. İstanbul’da, “Beyoğlu pansiyonlarında”, “tavanarası” odalarda “ressamlı, heykeltıraşlı, şâirli, muharrirli, profesörlü bir kalabalığa gömülü”3, ismi olan fakat kendisi olmayan, mide gurultusu kadar başıboş insiyakların, en kaba teessüriyetlerin hâkim olduğu adına ‘bohem hayatı’ denilen bir hayatı yaşar.

 

Mutsuz ve huzursuzdur. Hâlbuki bu yıllarda görünüşte onu mutsuz edecek hemen hiçbir sebep ortada yoktur. Onu kimseye muhtaç etmeyecek bir işi ve kazancı vardır. Ayrıca, 1925 yılında ilk şiir kitabı Örümcek Ağı yayımlanır. Bunu, 1928 yılında kendisini büyük bir öne kavuşturacak olan Kaldırımlar takip eder. Edebiyat dünyasında yaşayan genç şâirlerin en büyüğü olarak görülür. 1928 yılında bütün eser mevcudu 64 yaprağı ancak bulduğu hâlde kendisi ve sanatı hakkında yazılanlar bunun on mislini aşar. Devrin en ünlü yazarlarından Yakup Kadri, Alp Dağları’ndan gönderdiği makalelerde onu ilk defa tarafından keşfedilmiş bir deha olarak tanıtır. Cumhuriyet devrinin ünlü edebiyat tarihçisi İsmail Habib Sevük, Edebî Yeniliğimiz’de onun, his ve hayal yüksekliğine hiçbir şairin çıkmamış olduğunu kaydeder. Yine devrin ünlü edebiyat eleştirmeni ve deneme yazarı Nurullah Ataç, onu yarına kalacak tek şair olarak gösterir. Devrin ünlü gazetecisi ve yayıncısı Yaşar Nabi, ondan “bir mısraı bir millete şeref verecek şair” olarak bahseder. Neredeyse bütün basın-yayın dünyası, onun yazılarını ve şiirlerini basmak için âdeta birbirleriyle yarışır. Bu arada şiirleri ders kitaplarına alınır, yüz binlerce gence o büyük bir şair olarak tanıtılır. 1932’de üçüncü şiir kitabı Ben ve Ötesi yayımlanır. Bir süre sonra yakın dostlarının devletin üst kademelerine gelmesiyle, mizacına hiç uymayan bankacılıktan da kurtulur. Önce Dil-Tarih-Coğrafya Fakültesi kadrosundan Ankara Yüksek Devlet Konservatuarı, Batı Edebiyatı Kürsüsü’ne, daha sonra ise, isteğine uygun olarak İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Mimari Bölümü’ne öğretim üyesi olarak atanır. Ayrıca Robert Kolej’in son üç sınıfına edebiyat hocası olur.

 

Bütün bunlar onu mutlu etmeye yetmez. Necip Fazıl, bu yıllarda kadın-içki-kumar üçgeninde bir hayat yaşar. Kendisinin çok sevdiği bir ifadeyle, hafakanlar, bunalım ve buhranlar içinde kıvranır.

 

“Yeryüzünde yalnız benim serseri,

Yeryüzünde yalnız ben derbederim.”

diye feryat eder.

“Yıllarca gezdirdim hoyrat başımı,

Aradım bir ömür, arkadaşımı,

Ölsem dikecek yok mezar taşımı;

Hâlime ben bile hayret ederim.”6

 

diyerek, kendi hâline kendisi bile hayretler içinde kalır. Yalnızlık duygusu, boşluk hissi, ölüm korkusu, bedbinlik, karamsarlık, ümitsizlik, büyük şehirlerin boğucu kâbusu, dipsiz bir korku bu yıllarda şiirlerinde işlediği en önemli temalardır. Cinnet, şüphe, endişe içinde bir hayat yaşar. Acınacak bir hâle gelir.

 

Necip Fazıl’ın içine düştüğü bu menfi durumun başlıca sebebi, bu neslin din ve tarih duygusundan mahrum yetiştirilmesidir. Onun bu içler acısı hâli, devrin birçok aydınında da görülür. Çünkü “bu nesil dine karşı kuvvetli bir reaksiyon içinde yetişir… Bu devirde din duygusunun yerini, onun tam zıddı olan bir duygu, dünya duygusu alır… Freudizm ve Libido fikri bu devir roman ve şiirinde önemli bir yer tutar… Bu devirde korkunç bir zinaya ait bütün eserler tercüme olunur… Gençler evlenmeyi, aile yuvası kurmayı lüzumsuz bulmaya başlarlar… Bekârlık müşterek bir tem hâline gelir… Maziye karşı kuvvetli bir reaksiyon olduğu için gençlikte tarih duygusu kalmaz.”7 “Bu devirde korkunç bir aydınlar ihanetine rastlarız. Kalbini ve kafasını yitiren etten robotlar etrafı sarar.”8 İşte bu sosyal şartlar içinde yetişen Necip Fazıl da, ailesinin vermeye çalıştığı millî ve mânevî değerleri bir süre korusa da, nesline mensup modern eğitim kurumlarında okumuş birçok genç gibi “devrini ve neslini saran korkunç imansızlığı yenemez.”

 

“İçinde yaşadığı devir ve muhitin ulvî bir imanın gelişmesine meydan vermeyen yıkıcı şartları”10 onu da derinden etkiler. Necip Fazıl’ın bu hayatı 1934 yılında Abdülhakim Arvasi’yle tanışıncaya kadar devam eder.

 

Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi’yle tanışması onun hayatında bir dönüm noktası teşkil eder. Devrin ünlü İslâm âlimlerinden olan Abdülhakim Arvasi, görüşleri, düşünceleri, telkinleri, tavırları ve örnek hayatıyla Necip Fazıl’ı derinden etkiler. Necip Fazıl’ın hayat, kâinat ve insanla ilgili bütün düşüncelerini yavaş yavaş değiştirir. Ona, hayatın ve insanın yaratılış gayesini anlatır. Allah’a kul olmanın, O’na ibadet etmenin, O’nun rızasına uygun bir hayat yaşamanın güzelliğini fark ettirir. Necip Fazıl, bu nur yüzlü ve gül yüzlü büyük insanla tanışması ânını 1940 yılında yazdığı bir şiirinde

 

“Allah dostunu gördüm, bundan altı yıl evvel,

Bir akşamdı ki, zaman, donacak kadar güzel.”11

mısralarıyla istenenin üzerinde tasvir eder. Onu tanımadan önceki hayatını, her şeyden habersiz, boşu boşuna yaşanmış bir hayat olarak görür:

“Tam otuz yıl, saatim işlemiş, ben durmuşum;

Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum.”12

 

***

MU
07.04.2008 16:24
#56

Selamlar,

Bahsettiğim programın adı Virtual DJ, ancak bu program, üzerinde değişiklik yapılan ses dosyasını kaydetmiyor imiş. Programın asıl gayesi, müziğe bir takım efektler ilave etmek, bir nevi dj olmak isteyenler için amatör bir ortam sunuyor. Siz muhakkak Zindandan Mehmed’e Mektup’u dinletmek istiyorsanız, Tayip Erdoğan Bey’in seslendirdiği şiiri dinletebilirsiniz. Daha ilgi çekici olabilir dinleyenler açısından. Canlı performans için de, bulduğunuz fon müziği eşliğinde, müziğin uzunluğuna uygun başka bir şiiri okuyabilirsiniz.

 

Powerpoint sunusuna en iyi nükteler gider sanırım. Yahut Üstadın kitaplarını tanıtmak için kitabın adı yazı olarak, altında veya üst kısmında da kapak resmi eklenebilir. İlgi çekici bir formatta hazırlanabilir. Belki kısaca kitabın muhtevasına da değinilebilir.

 

Kullanılacak metin kronolojik olarak Üstadı tanıtmakla birlikte - yani yukarıda kullanacağınız yazı – devrin atmosferini yansıtan ve Üstadın fikriyatının hangi şartlar altında teşekkül ettiğini görmek için de Erdem Beyazıt’ın Üstad isimli yazısından alıntılar yapabilirsiniz. Metin ile birlikte metni seslendirecek kişinin okuma üslubu, ses tonlaması, hitabeti gibi hususlar da önemli. Bu noktalarda keyfiyet yakalanırsa, dikkat derecesi düşürülmeden ve sıkılma gibi menfilikler olmadan tanıtma programı başarılı bir şekilde yürütülebilir.

((
07.04.2008 23:37
#57

Erdem Beyazıt’ın Üstad isimli yazısını ayrıntılı bir şekilde incelyeceğiz inşallah.

 

Ancak Erdoğandan malesef dinletemiyoruz. Yanlış anlaşılmalara sebebiyet vereceği saçmalığı ile..

 

Programı araştırdığınız için yine yine yine teşekkürediyoruz. Tüm forumada drin ilgi ve alakalarından dolayı.. :)

 

Bu sırada, arkadaşın hazırladığı yeni bir videoyu daha paylaşmak isterim. Ben..

 

 

dua ile..

MU
08.04.2008 11:20
#58

Emeği geçenlerin eline sağlık, güzel bir video olmuş. Kullanılan fotoğraflarla birlikte uyumlu bir akış sağlanmış. Hangi program ile yapılıyor acaba bu videolar, ?smile.gif

((
08.04.2008 23:53
#59

Arkadaşın kardeşin eline sağlık :) Maşallah benden güzel yapıyor...

 

windows movie maker :)

((
13.04.2008 01:11
#60

Bir Video daha..Buyrun

 

Aydınlık

 

 

Bu arada, beklemedeyiz hala:)

MU
15.04.2008 15:42
#61

Seçilen resimler, yazıların okunabilecek boyutta olması, okunacak yeterli sürede resim üzerinde tutulması ve sonra yavaş yavaş silinip kaybolması ayrı bir güzellik katmış. Videoyu yapan arkadaşımıza teşekkür ediyor, Üstadın diğer harikulade şiirleri için de yapılacak videoları dört gözle beklediğimizi söyleyerek, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

((
15.04.2008 19:21
#62

:)Teşekkür ederiz bu ilginiz için... Her seferinde sizi yoruyoruz,

 

Buyrun, Çocuk

 

MU
16.04.2008 10:47
#63

Estağfurullah, yorgunluk değil, izlemek ve yorumlamak büyük zevk. Bu video da gayet güzel tasarlanmış.

12.05.2008 22:20
#64

Düzeltme/// Sitemizin yayın politikası bellidir. Anlayışımıza ters düşen hareket tarzını kabul etmediğimiz gibi uygulama sahasına da geçmeyiz... Onlara ise diyeceğimiz söz: İt ürür kervan yürür. /// BDG

((
21.05.2008 20:37
#65

Şahsen Ağrılı arkadaşın düzeltilmeden önceki mesajı bende derin bir merak uyandırdı, acaba 'anlayışımıza ters düşen hareket tarzı' hakkında bilgi edinebilme imkanımız var mıydı? Merak ettim, acep hazmedemediği birşey mi mevcutimiş?

 

**

 

Çalışmamızı sunmamız için pek az bir zamanımız kaldı. Biz videoları büyük ölçüde bitirdik. Metin de büyük ölçüde hazır durumda. 1. Bölüm için gerekli alıntılar yapıldı. (O ve ben'den)

 

Şimdi yardımınızı isteyeceğim mevzu, 2. bölüm girişine yerleştireceğimiz 'Yeni hayat' videosu... Üstadın A.Arvasi hazretleri ile tanışması, münasebeti ve önceki yaşamı ile yeni hayatı arasındaki derin uçurum videonun unsurlarıdır. Ancak bu videoya konulacak fon müzik, resim ve şiir hususunda seçim yapmak pek zor olacak. Bu videoya yakışacak fon müzik ve resimler, videonun içereceği şiir ve alıntılar üzerine tavsiye ve paylaşımlarınızı beklemekteyiz inşallah.

 

İleride Üstadın vefatı üzerine tasarlanacak olan sunumun son videosu için tavsiye talebimiz olacak. Bu video için fon müziği tarafımızdan seçildi ancak henüz resim ve metin üzerine karar kılamadık.

 

Zamanımız pek daraldı ve pek yoğun bir dönemdeyiz. Yardımlarınızla inşallah bir an önce sunmamız gerekmekte zira yetiştiremememiz durumunda bırakmak mecburiyetinde kalacağız.

 

Selam ve dua ile...

MU
22.05.2008 06:38
#66

Selamlar,

Ağrılı arkadaşın düzeltilmeden önceki mesajının muhtevasına uygun olan bir diğer mesajını okuyarak merakınızı giderebilirsiniz. Buraya tıklayınız. Okuduğunuz mesajdaki talep, buraya yazdığı mesaj ile aynı doğrultudadır.

 

Resim olarak da sadece Üstad'ın Arvasi Hazretleri ile çekilen fotoğrafları dışında dini ögeler taşıyan resimler kullanılabilir. Böyle resimler vardı elimde, toparlayıp göndereyim inşallah. Şiir olarak da Otuz Yıl, Efendim, Allah Dostu ( Allah dostunu gördüm, bundan altı yıl evvel/Bir akşamdı ki, zaman, donacak kadar güzel) gibi direkt Arvasi hazretlerini ihtiva eden şiirlerin dışında Üstadın İslam'a olan bağlılığını vurgulayan şiirleri seçilebilir. 'Sana uymayan ölçü hayat olsa teperim' mısrasının geçtiği beyit gibi şiirler.

 

Üstadın vefatı bölümünde de Üstadın son anları metin olarak kullanılabilir (tıklayınız) Ki Üstadın son ânı hakikaten önemli. Resim olarak da yaşlılık resmleri ve son karelerde cenazesinden görüntüler sanırım uygun olacaktır.

Yarım bırakmak durumunda kalmazsınız inşallah.

((
22.05.2008 21:25
#67

İçime su serptiniz :)

__

 

Son aldığımız kararla sunumu dört parçaya ayırmayı uygun gördük. Her biri için ayrı başlangıç videoları hazırlayacağız inşallah.

 

Birincisi, çocukluğu, gençliği, Paris hayatı, çektiği buhran ve bahsettiği bohemlik konu edilecek, 1. dönem şiirleri ile bezenecek.Yine Çileden büyük ölçüde seçim yaptık ancak tavsiyeleriniz bizim için değerli.

Kullanacağımız giriş videosu büyük ölçüde hazır. Yanlız bölüme isim vermekte güçlük çektik. 'Bohem Hayat' uygun olur mu diye düşünüyoruz ancak Arvasi hz. ile tanışmasından önceki hayatını nitelendirdiği kendi kelimelerinden seçmek aklımıza daha yattı. Bunu da size danışalım dedik.

 

İkincisi bölüm ise, A.Arvası hz ile tanışması ile tanışmasının fikri ve içtimai hayatı üzerindeki tesirleri üzerine oluşturulacak. Çok fazla tafsilata girmeden kazandığı ruhi derinlik anlatılmaya çabalanacak bu bölümde. ( O ve Ben'den alıntı yapacağız inşallah ancak tavsiyeleriniz varsa paylaşmanızı bekleriz) Yine bir isim bulmamız icap ediyor. 'O ve Ben' diye düşündük ama yine arayış içerisindeyiz.

Videosuna ise belirttiğiniz 'Otuz Yıl, Efendim, Allah Dostu' gibi şiirlerini koyacağız inşallah.

 

Üçüncü bölümde de, giriştiği mücadele, Büyük Doğu, davası ve çilesi üzerine tertiplenecek. Zindandan Mehmed'e Mektup, Sakarya, Muhasebe vb. şiirleri gerek kendi sesimizden gerek bestelenmiş şiirler kullanılarak videolarla sunulacak.

Girişine yerleştireceğimiz videoda Gençliğe Hitabesi ve diğer konferanslardan kısa alıntıların birleştirilip arkasında Kendi rersimleri ile somutlandırılması, hapis mahkumiyet ve müdafalarını anımsatacak türden resimler iliştirilmesi itibariyle biçimlendirilecek. Bölüme ve videoya verilecek isim yine muallakta... 'Dava ve Çile' yahut 'Çile' şeklinde düşündük... Yorum ve değerlendirmenize yine açık.

 

Dördüncü bölümde, vefatının kafalarda şekillendirilmesi kalıyor.Videosunda ölüm üzerine yazdığı beyitler konulacak, belirttiğiniz gibi cenazesine ve yaşlılığına dair resimler konulup Vefatı resmedilecek.

İçerikte Vefatı verdiğiniz metne göre anlatılacak.Vefatından önce, 'Yattığım Kaya' ve 'Anneciğim' şiiri sunulacak. Cenazesinin kalabalıklığına ayrıca vurgu yapılacak. Bitişe doğru Yeniçağın yorumuyla 'Şarkımız' dinletilecek. Tabi bölüme ve videoya bir isim yine gerekli...

 

En son kısa bir kapanış videosu ile çıkış yapılacak. Ölümsüz şarkı, surda açilan gedik beyitleri (tavsiyeleriniz olursa ekleyeceğiz inşallah) ile son sözlerimiz hazırlanıp bitirilecek efendim inşallah.

 

____

 

Galiba bu konuyu kapatım sırf size özel mesaj atsam herkes için daha kolay olacak. Hem forumu da rahatsız etmiş olmayacğım zannediyorum :)

 

Gösterdiğiniz ve göstereceğiniz yardımlarınızdan dolayı tekrar tekrar müteşekkiriz zira siz destek vermeseydiniz yapabileceğimiz pek birşey yoktu...

 

___

 

26 Mayısın yaklaşması ile bir telaş başladı bizde.. Belki bir umut yetiştirilebilir mi diye.. Ama nafile, hülyadan öte geçmedi :) Zira yapacağımız pek şey var...

 

selam ve dua ile...

((
22.05.2008 23:47
#68

Buyrun, bu 1. Bölüm metnimizdir. İçerisindeki şiirler pek alakasız yerlerde bulunmakta olabilir. Ancak bu metin okunurken o aralarda, o şiirlerin videoları girecektir. Kimi şiir 1934 öncesi yazılmamıştır. Koyup koymamakta tereddüt etmemizin sebebi, 3. bölümde dava ve çile ağırlıklı olduğundan, 1. bölüme kaydırmanın doğru olup olmaması hakkında karar veremeyişimidir. Yardımcı olursanız inşallah bunu da düzenleyeceğiz. 'Aydınlık, Canım İstanbul, Ben Beklenen, Çocuk ' çocuk şiirleri de bunlara dahildir.

 

Buyrunuz... Tavsiye, eleştri ve yorumlarınızı bekliyoruz inşallah...

 

Bu arada, bir de 1. bölümümüze başlık gerekiyor :)

 

_____

 

 

 

Necip Fazıl 1904 yılında İstanbul Çemberlitaş’ta kocaman bir konakta doğar. Köklü, iyi eğitimli, zengin bir ailenin çocuğudur. Necip Fazıl, doğduğu büyük konakta, büyük imtiyazlarla büyür. Önce Fransız Mektebi, daha sonra Amerikan Koleji’nde okur. Fakat bu okullardan çabucak usanır. Ve buralardan alınarak Büyük Reşit Paşa Numune Mektebi, Rehber-i İttihat Mektebi gibi devrin İstanbul’unun en iyi okullarına gönderilir. Ardından Heybeliada Numune Mektebi’ne gider. Bu okulu bitirip yine aynı yerdeki Bahriye Mektebi’ne kaydolur.Bu okulu şöyle anlatır kendisi:

 

“…. herkes saman ekmeği yerken nefis sofralarda oturduğumuz, müzikle yemek yediğimiz, saraylara mahsus muaşeret edebleri içinde yuğurulduğumuz, böyleyken disiplinlerin en yakıcısı içinde kavrulduğumuz memleketin en namlı hocalarına malik bulunduğumuz ve tatile üç ayda bir çıktığımız Bahriye Mektebi…”

 

Şiire de orada başlamıştır.Tekrar kendi ağzından dinliyoruz;

 

“Şiire orada başladım

 

Bizden hayatımızın en çarpıcı vak’asına dair birer vazife isteyen Edebiyat muallimine <<büyük babamın ölümü>> isimli bir nesir verdim, onun taşkın takdirlerini kazandım; ve sonra şiire başladım. Derken Edebiyat muallimimizin eline bir de şiir sıkıştırınca onun şu hitabına çarptım:

 

_Yoo! Artık çizmeyi aşıyorsun! Bu yaştaki çocuk şairliğe kalkamaz! Bekle, sabret! “

 

 

1921 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne öğrenci olur. Şiire karşı ilgisi bu yıllarda gelişir ve 1922 yılında ilk şiirleri çeşitli dergilerde yayımlanmaya başlar.

 

Yıllar hızla geçer, 1923 yılında Cumhuriyet ilân edilir. Necip Fazıl, 1924 yılında Cumhuriyet’in Avrupa’ya gönderdiği ilk öğrenciler arasındadır. Fransa’ya gidecek, Paris’te, ünlü Sorbon Üniversitesi’nde felsefe eğitimi alacaktır. Galata Rıhtımı’nda kendisini Marsilya’ya götürecek gemiye binerken kendi anlatımıyla “fesini başından çekip sulara fırlatır.” O da, Tanzimat’tan beri yetişen birçok Türk aydını gibi aşağılık duygusu içindedir. İçinde yaşadığı medeniyetin, kültürün hemen her şeyinden nefret eder.

 

“Avrupa gözümde pırıl pırıl ışıldamaya başladı. Matbaayı getiren İbrahim Müteferrika, (Versay) hayranı Yirmisekiz Çelebi (Şarlotenburg) meddahı Sadullah Paşa, ucuz Hürriyet Kahramanı Namık Kemal, Tanziman zarifi Abdülhak Hamid’ den beri birçoğunun gidip de hakikatte hiçbirşey getirmediği ve buradaki temelle oradaki çatıya birleştiremediği Avrupa.”

 

Paris’e felsefe öğrenimi görmek için gelen 20 yaşındaki genç şâir, burada kendisini kumara kaptırır, ünlü Sorbon Üniversitesi’ni tanımaz bile. 1924–25 yıllarını derbeder bir şekilde geçiren Necip Fazıl’ın bu hâlini öğrenen Millî Eğitim Bakanlığı, bursunu keser ve ondan Türkiye’ye dönmesini ister. “Üniversite talebeliğinden Paris dönüşüne kadar geçen yılların özü”, Necip Fazıl’ın kendi ifadesiyle “başıbozukluk ve serseriliktir.” ‘O ve Ben’ adlı kitabında Paris hayatını şöyle özetler:

 

“Paris hayatım, benim de kendi kendimi arayışımın müthiş his helezonları, korkunç girinti ve çıkıntıları arasında, nefs cesareti bakımından hayal yakıcı bir tablo çizdi.

 

Kadını, kumarı, içkisi; ( bohem ) hayatı, şüpheci felsefesi, sar’a nöbetleri içinde sanatı, çözmeye çalıştıkça dolanan ve büsbütün düğümlenen meseleleriyle Paris… Susadıkça gaz içmenin, gaz içtikçe susamanın ve pırıltılı kadehler içinde ebedi bir su hasreti çekmenin hali…”

 

 

KALDIRIMLAR

 

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında

Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.

Yolumun karanlığa saplanan noktasında,

Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

 

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;

Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.

İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;

Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

 

İçimde damla damla bir korku birikiyor;

Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...

Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;

Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

 

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;

Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.

Kaldırımlar, duyulur ses kesilince sesi;

Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

 

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;

Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!

Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;

Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

 

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;

İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.

Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;

Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

 

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;

Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!

Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;

Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

 

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;

Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.

Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,

Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...

 

 

(1927)

 

 

 

1925 yılında yurda dönen Necip Fazıl, Hollanda Bankası, Osmanlı Bankası ve İş Bankası’nda fıtratıyla ve mizacıyla hiç ilgisi olmayan işlerde çalışır. Bunaldıkça bunalır. Daraldıkça daralır, âdetâ patlayacak bir hâle gelir. Fakat bu hâline hiçbir çözüm bulamaz. İstanbul’da sıkılınca çalıştığı bankaların Anadolu şubelerine kaçar, oralarda sıkılınca İstanbul’a döner. İstanbul’da, “Beyoğlu pansiyonlarında”, “tavanarası” odalarda “ressamlı, heykeltıraşlı, şâirli, muharrirli, profesörlü bir kalabalığa gömülü”, ismi olan fakat kendisi olmayan, mide gurultusu kadar başıboş insiyakların, en kaba teessüriyetlerin hâkim olduğu adına ‘bohem hayatı’ denilen bir hayatı yaşar.

 

O, bohem hayatı şöyle tarif eder:

 

“Bu hayatın kendisi yok ama ismi var: (Bohem) hayatı… Mide gurultusu kadar boş insiyakların, ve tabak gıcırtılarına duyulan sinir kamçılanmaları gibi, en kaba teessüriyetlerin hayatı…”

 

 

Mutsuz ve huzursuzdur. Hâlbuki bu yıllarda görünüşte onu mutsuz edecek hemen hiçbir sebep ortada yoktur. Onu kimseye muhtaç etmeyecek bir işi ve kazancı vardır. Ayrıca, 1925 yılında ilk şiir kitabı Örümcek Ağı yayımlanır. Bunu, 1928 yılında kendisini büyük bir öne kavuşturacak olan Kaldırımlar takip eder. Edebiyat dünyasında yaşayan genç şâirlerin en büyüğü olarak görülür.

 

 

BEKLENEN

 

Ne hasta bekler sabahı,

Ne taze ölüyü mezar.

Ne de şeytan, bir günahı,

Seni beklediğim kadar.

 

Geçti istemem gelmeni,

Yokluğunda buldum seni;

Bırak vehmimde gölgeni,

Gelme, artık neye yarar?

 

 

1928 yılında bütün eser mevcudu 64 yaprağı ancak bulduğu hâlde kendisi ve sanatı hakkında yazılanlar bunun on mislini aşar. Devrin en ünlü yazarlarından Yakup Kadri, onu ilk defa tarafından keşfedilmiş bir deha olarak tanıtır ve şöyle der:

 

“Her vakit söylediğim gibi, şiirde Necip Fazıl, Türk nazmı bakımından bize yeni ve tamamiyle orijinal bir ses ve ahenk getirmiştir”

 

 

Veda

 

Elimde sukutun nabzını dinle,

Dinlede gönlümü alıver gitsin

Saçlarımdan tutup kor gözlerinle

Yaşlı gözlerime dalıver gitsin.

 

Yürü gölgen seni uğurlamakta,

Küçülüp küçülüp kaybol ırakta.

Yolu tam dönerken arkana bak da

Köşede bir lahza kalıver gitsin.

 

Ümidim yılların seline düştü,

Saçının en titrek teline düştü,

Kuru yaprak gibi eline düştü,

İstersen rüzgara salıver gitsin.

 

(1923)

 

 

BU YAĞMUR

 

Bu yağmur, bu yağmur bu kıldan ince,

Nefesten yumuşak yağan bir yağmur.

Bu yağmur, bu yağmur bur gün dinince,

Aynalar yüzümü tanımaz olur.

Bu yağmur kanımı boğan bir iplik,

Tenimde acısız yatan bir bıçak.

Bu yağmur yerde taş ve bende kemik,

Dayandıkça ağır ağır yanacak.

Bu yağmur, soğumuş yarada kezzap,

Sabrın memesine yapışmış sülük,

Ne başı, ne sonu olmayan azap,

Yandıkça gelişen sihirli kütük.

Bu yağmur, tufanı belki de Nuh'un,

Ve gölgede yüzen odam, gemisi,

Akrebi, çiyanı, böceği ruhun,

Ne varsa meydanda, meydanda hepsi.

Bu yağmur, delilik vehminden üstün,

Karanlık kovulmaz düşüncelerden.

Cinlerin beynimde yaptığı düğün,

Sularsan, seslerden ve gecelerden.

(1934)

 

 

Cumhuriyet devrinin ünlü edebiyat tarihçisi İsmail Habib Sevük, Edebî Yeniliğimiz’de onun, his ve hayal yüksekliğine hiçbir şairin çıkmamış olduğunu kaydeder. Yine devrin ünlü edebiyat eleştirmeni ve deneme yazarı Nurullah Ataç, onu yarına kalacak tek şair olarak gösterir. Devrin ünlü gazetecisi ve yayıncısı Yaşar Nabi, ondan “bir mısraı bir millete şeref verecek şair” olarak bahseder.

 

GEÇEN DAKİKALARIM

 

Kimbilir nerdesiniz,

Geçen dakikalarım

Kimbilir nerdesiniz?

 

Yıldızların,korkarım,

Düştüğü yerdesiniz;

Geçen dakikalarım?

 

Acaba tütsü yaksam

Görünür mü yüzünüz?

Acaba tütsü yaksam?

 

Siz benim yüzümsünüz

Eğilip suya baksam,

Görünür mü yüzünüz?

 

Gitti bütün güzeller;

Sararmış biri kaldı,

Gitti bütün güzeller.

 

Gün geldi,saat çaldı,

Aranızda verin yer;

Sararmış biri kaldı!

 

(1930)

 

Neredeyse bütün basın-yayın dünyası, onun yazılarını ve şiirlerini basmak için âdeta birbirleriyle yarışır. Bu arada şiirleri ders kitaplarına alınır, yüz binlerce gence o büyük bir şair olarak tanıtılır. 1932’de üçüncü şiir kitabı Ben ve Ötesi yayımlanır. Bir süre sonra yakın dostlarının devletin üst kademelerine gelmesiyle, mizacına hiç uymayan bankacılıktan da kurtulur. Önce Dil-Tarih-Coğrafya Fakültesi kadrosundan Ankara Yüksek Devlet Konservatuarı, Batı Edebiyatı Kürsüsü’ne, daha sonra ise, isteğine uygun olarak İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Mimari Bölümü’ne öğretim üyesi olarak atanır. Ayrıca Robert Kolej’in son üç sınıfına edebiyat hocası olur.

 

Bütün bunlar onu mutlu etmeye yetmez. Necip Fazıl, bu yıllarda kadın-içki-kumar üçgeninde bir hayat yaşar. Kendisinin çok sevdiği bir ifadeyle, hafakanlar, bunalım ve buhranlar içinde kıvranır.

 

 

SERSERİ

 

Yeryüzünde yalnız benim serseri,

Yeryüzünde yalnız ben derbederim.

Herkesin dünyada varsa bir yeri,

Ben de bütün dünya benimdir derim.

 

Yıllarca gezdirdim hoyrat başımı,

Aradım bir ömür, arkadaşımı.

Ölsem dikecek yok mezar taşımı;

Halime ben bile lanet ederim.

 

Gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar;

Ne kendisine yâr, ne kimseye yâr,

Bir rüya uğrunda ben diyâr diyâr,

Gölgemin peşinden yürür giderim...

 

(1924)

 

Yalnızlık duygusu, boşluk hissi, ölüm korkusu, bedbinlik, karamsarlık, ümitsizlik, büyük şehirlerin boğucu kâbusu, dipsiz bir korku bu yıllarda şiirlerinde işlediği en önemli temalardır. Cinnet, şüphe, endişe içinde bir hayat yaşar. Acınacak bir hâle gelir.

 

 

OTEL ODALARI

 

Bir merhamettir yanan, daracık odaların,

İsli lâmbalarında, isli lâmbalarında.

 

Gelip geçen her yüzden gizli bir akis kalmış,

Küflü aynalarında, küflü aynalarında.

 

Atılan elbiseler, boğazlanmış bir adam,

Kırık masalarında, kırık masalarında.

 

Bir sırrı sürüklüyor, terlikler tıpır tıpır,

İzbe sofalarında, izbe sofalarında.

 

Atıyor sızıların, çıplak duvarda nabzı,

Çivi yaralarında, çivi yaralarında.

 

Kulak verin ki, zaman, tahtayı kemiriyor,

Tavan aralarında, tavan aralarında.

 

Ağlayın, âşinasız, sessiz, can verenlere,

Otel odalarında, otel odalarında !..

 

 

(1927)

 

Necip Fazıl’ın içine düştüğü bu menfi durumun başlıca sebebi, bu neslin din ve tarih duygusundan mahrum yetiştirilmesidir. Onun bu içler acısı hâli, devrin birçok aydınında da görülür. Çünkü bu nesil dine karşı kuvvetli bir reaksiyon içinde yetişir… Bu devirde din duygusunun yerini, onun tam zıddı olan bir duygu, dünya duygusu alır… Freudizm ve Libido fikri bu devir roman ve şiirinde önemli bir yer tutar… Bu devirde korkunç bir zinaya ait bütün eserler tercüme olunur… Gençler evlenmeyi, aile yuvası kurmayı lüzumsuz bulmaya başlarlar… Bekârlık müşterek bir tem hâline gelir… Maziye karşı kuvvetli bir reaksiyon olduğu için gençlikte tarih duygusu kalmaz. Bu devirde korkunç bir aydınlar ihanetine rastlarız. Kalbini ve kafasını yitiren etten robotlar etrafı sarar. İşte bu sosyal şartlar içinde yetişen Necip Fazıl da, ailesinin vermeye çalıştığı millî ve mânevî değerleri bir süre korusa da, nesline mensup modern eğitim kurumlarında okumuş birçok genç gibi devrini ve neslini saran korkunç imansızlığı yenemez.

 

İçinde yaşadığı devir ve muhitin ulvî bir imanın gelişmesine meydan vermeyen yıkıcı şartları onu da derinden etkiler. Necip Fazıl’ın bu hayatı 1934 yılında Abdülhakim Arvasi’yle tanışıncaya kadar devam eder.

 

Hayatını kendisi şöyle nitelendirir Necip Fazıl:

 

“Hayatım, başından beri muazzam bir şeyi bulmanın cereyanı içinde akıyordu. Şu veya bu miskin vesilenin hassasiyeti içinde birini arıyordum.

BİRİNİ..

O, kim mi?

Allah'ın Sevgilisi..

Sonsuzluk ikliminin batmayan güneşi ve ebedilik sarayının paslanmaz tacı..

Tek dava O'nu bulmakta, bulduracak olanı bulmaktaydı. Binbir istikamette seke seke, sağa sola büküle büküle, renkten renge bulana bulana, hiçbir şeyden habersiz ve insandaki meccani emniyet ve bedahet saadeti karşısında şaşkın, hep o BİR etrafında helezonlar çizen bir hayat..

 

Benim hayatım budur!”

 

Ve Mürşidi, yani yol göstericisi ile tanışmadan önceki Necip Fazıl’ı şöyle tarif eder:

 

“Ancak mürşid kapısından üflenen havanın yüzüme çarpmasiyledir ki, çözebildiğim bu sırra, o zamanlar alabildiğine uzak; sert ve dikenli bir benlik kabuğunda mahpus ve alabildiğine başıboş, genç, pek genç sanatkar… Sanatı sanat için bildiği gibi, toprak üstü sürüngen yaşayışını da gerçek hayat sanan ve başını göğe kaldıramayan mağrur cüce…”

((
24.05.2008 09:49
#69

Sitenin download bölümünden Bedirhan Gökçe- Çile mp3ünü indiremiyorum. Zannedersem bir problem var. Eğer mümkünse farklı bir yoldan ulaşabilir miyim?

MU
24.05.2008 12:39
#70

Aşağıdaki linke tıklayarak indirebilirsiniz.

 

http://vip-file.com/download/8c92f7825414/...---ile.mp.3

((
24.05.2008 12:52
#71

"Windows Media Player dosyayı yürütemiyor. Player, dosya türünü veya dosyayı sıkıştırmak için kullanılan codec bileşenini desteklemiyor olabilir."

 

Şeklinde bir hata mesajı çıkıyor. Acaba benden mi kaynaklı?

MU
24.05.2008 13:20
#72

Böyle durumlarda farklı bir program kullanmak gerekiyor, aşağıdaki programı indirip kurunca ses dosyası çalışacaktır.

http://downloads.videolan.org/pub/vi...8.6c-win32.exe

MU
25.05.2008 05:55
#73

Selamlar,

1. bölüm metni Üstadın 30 yaş öncesini ana hatlarıyla güzel bir şekilde anlatıyor, şiirlerin yerleri iyi seçilmiş, bilhassa Serseri ve Otel Odaları kendilerinden önceki metni ifadelendirmek açısından çok iyi bir yerde duruyor. Bu bölüm için başka şiir eklemeye ihtiyaç yok diyebilirim.

 

Birinci bölümün ismi, "Efendi Hazretlerini Tanımadan Önce" olabilir. Çünkü Üstadın hayatının en önemli dönüm noktası o tanışmadır. Ve Üstadın hayatı dilimlere ayrılacaksa bu nokta baz alınabilir. Belki alt başlık olarak da 'bohem hayatı' kullanılabilir.

 

İkinci bölümün ismi "Allah Dostu İle Gelen Muazzam Değişim" olabilir. O ve Ben ismi biraz muallakta kalabilir. 'O' ile kastedilen kişinin kafalarda yer etmesi için, Üstadın hayatındaki bu Allah dostu mübarek insanın vurgusu daha iyi yapılmalı.

 

Üçüncü bölüm için seçtiğiniz şiirler ve metinin eksenine yerleştirilen dava ve aksiyon ciheti de hayli uygun. Bu bölümde Üstadın aksiyon anlayışına da değinilebilir. (Buradaki metin işinize yarayabilir) Dergiciliğinin üzerinde mutlaka durulmalı. İsim olarak da 'Allah Aşkı ve İslam Davası' olabilir. Üstadın bütün faaliyetleri ve çilesi bu iki mefhum üzerinde toplandığı için bu tarz bir başlık uygun olabilir.

 

Dördüncü bölüm içinse, 'Dünyadan göçüş: Azrail'e Tebessüm', 'Hasreti Çekilen Ebedi Âleme Yolculuk', 'Hakiki Huzura Açılan Kapı: Ölüm ' gibi isimler kullanılabilir. Ve Üstadın çileli hayatına bir vurgu da bu bölümde yapılabilir. 'Son gün olmasın dostum, çelengim, top arabam;

/ Alıp beni götürsün, tam dört inanmış adam...)şiiri mutlaka eklenmeli. Sonra şu hatıra da anlatılabilir: Onun Cenazesini Ben Yıkadım

 

Videolar hazır olduktan sonra program başarıyla sunulacaktır inşallah. Bir günde neler yapılır neler :)

 

Saygılarımla

((
25.05.2008 12:26
#74

Tavsiye ve değerlendirmeleriniz üzerine bir plan daha yaptık.

 

Büyük harfle yazılı olan şiirlerin kendi başlarına videoları sunulacak küçük harfliler ise slaytta yazılmış olup tarafımızdan okunacak.

 

(Bölüm videolarının parantezi içerisindeki şiirler, bölüm videosunda arka arkaya verilecek.)

 

____

 

 

GİRİŞ VİDEOSU

 

 

BÖLÜM 1 : "O'nu Tanımadan Önce"

 

 

1. VİDEO (Tam otuz yıl )

 

KALDIRIMLAR

 

BEKLENEN

 

BU YAĞMUR

 

GEÇEN DAKİKALARIM

 

SERSERİ

 

OTEL ODALARI

 

 

 

BÖLÜM 2 : "Hakikate Doğru"

 

 

2.VİDEO ( Mürşid, Ona, Sanat, Affet )

 

- Bendedir

- Fikir Sancısı

- Olmaz mı

- Tam otuz yıl

- Allah Dostu

- Ölçü

- Şair

- Sual-cevap

- Ben

- Muhasebe

- Çile

 

 

BÖLÜM 3 : " Dava ve Çile (?) "

 

 

3. VİDEO (Gençliğe hitabe, Destan, Sakarya türküsü, Muhasebe) -yanlızca alıntılar yapılacak-

 

ZİNDANDAN MEHMEDE MEKTUP

 

 

Aydınlık

Çocuk

Canım İstanbul

Bu yağmur

 

- Kamış

- Başıboş

- Ölümsüz Şarkı

- Başım

- Ağzımı dikseler

- Dayan Kalbim

- Düşmanıma

 

 

 

 

BÖLÜM 4 : "Azrail'e Tebessüm"

 

 

 

4. VİDEO (Büyük randevu, Tebessüm, Bayram,Hüner,Müjde, Güzel şey,Tk kelime, O dem,Dipsiz Kuyu,Vasiyet, Kapı, Aralık kapı)

 

 

TABUT

 

- Yağız at

- Yattığım Kaya

- Haberi Yok

- Geçer Akça

- Hasret

- Anneciğim

- İşim Acele

- Şarkı

 

 

KAPANIŞ VİDEOSU ( Surda açılan gedik, ŞARKIMIZ)

 

_________

 

3. Bölümdeki 4 şiir, mana itibariyle bölümüne uymuyor. Ancak yazıldığı zaman dilimi 34 sonrasına denk geliyor. Videoları hazır (canım istanbul hariç) ve sunmamızın hoş olacağı kanaatindeyiz.

 

Sunumdaki yeri hususunda muaallakta kaldık.

 

Ayrıca 3. bölüm ismi de tam oturmadı.

 

1. bölüm videosunu kısa yapmayı düşündük ve "tam otuz yıl" beyiti yeterli olduğu kanaatindeyiz.

 

 

Vaktinizi ayırıp ilgileniyorsunuz, ecrini Allah kat kat versin inşallah

((
25.05.2008 12:34
#75

Bu iki beyite anasayfadaki şiirler bölümünden ulaştım. altlarında öfke ve hiciv yazıyor. çilede rastlamadım. Acaba kaynağı neresidir?

 

 

Düşünmek

 

Bana biricik gıda, aç ve susuz, düşünmek;

Sizinse düşünceniz, yemek, yatmak, eşinmek...

 

(1974)

 

 

ÖLDÜRDÜLER!

 

Tarihimi, kefenlik bir bez gibi dürdüler;

Beni, dirilmesi yok ölümle öldürdüler!

 

 

(1967)

MU
25.05.2008 12:45
#76

3. Bölümdeki 4 şiir dediğiniz gibi mana olarak uymayabilir lakin gene dediğiniz gibi Üstadın o devirde yazdığı şiirler olmaları hasebiyle 3. bölümde yer almalarında bir beis yok, hatta Canım İstanbul mutlaka dinletilmesi, tanıtılması gereken bir şiir. Bu şiir için yapılan çok hoş bir video var youtube'da. İsterseniz onu kullanabilirsiniz. Şiir sadece yazı olarak yer alıyor video'da. Video'nun sunumu esnasında bir kişi de sesi ile eşlik edebilir, şiiri okuyabilir smile.gif Tıklayınız.

3. bölümün ismi not düştüğünüz gibi 'Dava ve Çile' olabilir, bu kelimeler o devri birebir anlatıyor, farklı kelimelerle ifade etmek istiyorsanız, Allah Yoluna Adanan Ömür, Dava ve Çile ile Yoğrulan Hayat, İman Gençliğinin Manevi Babası, Büyük Doğu Davası ve Çilesi Başlıyor, Allah Yolunda Çekilen Çile, gibi ifadeler kullanılabilir.

 

O iki şiir Üstadın Çile isimli şiir kitabında olmamakla birlikte, Öfke ve Hiciv isimli şiir kitabında bulunmaktadır. Üstadın 3 şiir kitabı var: Çile, Öfke ve Hiciv, Esselam. Öfke ve Hiciv'deki şiirler Çile'ye almadığı, dergilerde, gazetelerde çıkan şiirleri ihtiva ediyor. Anasayfadaki şiirler bölümünden Üstadın bu 3 kitapta bulunan bütün şiirlerine ulaşabilirsiniz.

Bu arada amin, cümlemize inşallah.

((
25.05.2008 12:56
#77

Canım İstanbulu en güzel Erdoğan okuyor... Ancak malum, dinletemiyoruz. Youtubedeki videoyu daha önce izlemiştim, dediğiniz gibi mükemmel. Ancak indirdiğim video çok küçük byutluydu. Sebebini anlayamadım ve kullandığım program da ne hikmetse çalışmamaya başladı. Youtube de kapalı... :)

 

3. Bölüm ismini belirttikleriniz içersininden seçmeye çalışacağız inşallah :)

 

 

Bu iki beyiti mutlaka yazılmalı sunuya... Hatta 3. bölüm ortalarına...

 

 

Çile'den başka şiir kitabının olduğunu bilmiyordum, zira eski şiir kitaplarını bir daha bastırmayıp Çilede topladı zannediyordum. Hatta "şiir kitabım sadece bu, başkaları adıma mal edilemez" gibisinden bir sözü geçiyor Çile'nin başında :) Her halde kendisindensonra gazete ve dergilerden toplanmıştır değil mi?

 

 

Zeytinyağı gibi üste çıktım gene..

 

"Çevir kazı yanmasın", yahut; "hem suçlu hem güçlü" mü denir..

 

:)

 

ne yapayım, utanma simgesi koymamışlar...

MU
25.05.2008 13:14
#78

Estağfurullah

 

Esselam’ı 1960’da hapishaneye girdiğinde yazmaya başlıyor, 1973’de yayınlanıyor. Bu kitap ile ilgili geniş bilgi için tıklayınız. Öfke ve Hiciv ise 1988’de basılıyor, yani vefat ettikten sonra derleniyor muhtelif gazete ve dergilerde yayınlanan şiirleri. Nefis bir kitaptır o. .

NU
25.05.2008 13:53
#79

bilgiler icin tesekkrler :)

((
01.06.2008 21:51
#80

Yarına kadar sunuyu yetiştirmeye uğraşacağım. Canım İstanbul'u koymam gerekiyor. Ben youtube den video indiremiyorum. İndirebilen kardeşlerden acilen ricam o ki, bir zahmet indirip upload edebilirler ise çok makbule geçecek.

 

En azından indirebileceğim bir programa nasıl ulaşmam gerektiğini belirtebilirseniz sevinirim.

 

Bekliyorum inşallah.

MU
02.06.2008 11:04
#81

youtube'dan indiremedim maalesef, kapanmadan önce indirilebiliyordu ama şimdi engellendiği için indirme işlemi yapılamıyor, gene de indirebilen varsa, yardımını bekleriz. Başka bir sitede başka bir video buldum, video güzel ve bütütünce görüntü kalitesi pek azalmıyor. İndirilebilinirse onu kullanabilirsiniz. Ben indiremedim.

 

http://www.izlesene....istanbul/238239

TU
02.06.2008 22:57
#82

http://www.dosyaupload.net/download.php?fi...nimistanbul.rar

 

Flv Player , Real Player veya Vlc Playerle izleyebilirsiniz ..

((
02.06.2008 23:37
#83

Allah razı olsun. Emeğiniz için teşekkür ederiz. Tam da kara kara düşünüyordum ne yapsam diye :unsure: Çok makbule geçti.

((
27.06.2009 13:39
#84

(2. böülüm için bir giriş mahiyetinde idi. Sunum için hazırlayıp kullandığımız video)

(Şiire uygun fon müzikli sunuma hazır video)

 

(Kendi sesinden. Fakat -mecburen- kırpılmıştır, şiirin tamamı için kaynak teşkil etmez.)

Kısa sunum

 

Kaldırımlar

Serseri

 

Çocuk

 

 

Sunum...Geçti gitti.. O da birkaç günlük fasıldı...

 

Elimizde bunlar kaldı vesselam. Ben de birkaçını paylaşayım istedim. Belki bir işe yararlar..

 

muhabbetle..

NU
27.06.2009 16:38
#85

Masallah

Allah c.c iştiyakınızı artırsın