Efendi Hazretlerinin Bir R├╝yaya Yapt─▒─č─▒ T├óbir

*Efendi hazretlerini sevenlerden ─░skender beyin han─▒mefendisinin g├Ârd├╝─č├╝ r├╝yad─▒r.

Yak─▒nda g├Ârm├╝┼č oldu─čum bir r├╝yam─▒ ta’b├«r buyurman─▒z i├žin yaz─▒yorum. Cen├ób-─▒ Hak hay─▒rlara tebdil etsin. ├émin.
Bir gece men├ómda Peygamberimizi (sallallah├╝ te├ól├ó aleyhi ve sellem) r├╝yada, ├Âlm├╝┼č ve ten├ó┼čir ├╝zerinde gasl edilip, tech├«z ve tekfin edildi─čini g├Ârd├╝m. Hemen gittim, m├╝barek yana─č─▒ndan ├Âpt├╝m. Sonra birisi geldi, bana sordu ve: “Bu hangi tar├«ka mens├╗bdur” dedi. Ben de, hi├žbir tar├«ka mens├╗b de─čildir. Fakat d├╝ny├óya bundan daha y├╝ksek kimse gelmemi┼čtir ve bilhassa ahlaken bundan daha y├╝ksek hi├ž kimse yoktur, dedim. Bil├óhere tabutu ile beraber, bir yol ├╝zerine mezar─▒n─▒ kazma─ča ba┼člad─▒lar. Fakat ta┼č oldu─ču i├žin, imk├ón─▒ yok, derin kaz─▒lamad─▒ ve tabutu ile beraber defn ettik. ├ťzeri ├Ârt├╝ld├╝. Bu ameliyye bitmeden, ba┼č ucunda b├╝y├╝k biraderimin ailesi, yengem duruyor ve Peygamber sallallah├╝ te├ól├ó aleyhi ve sellem’in kabri i├žinden y├╝z├╝n├╝ a├žt─▒. G├╝ya cenaze i├žeride teaff├╝n etmi┼č de, milyonlarca siyah k├╝├ž├╝k kara sinekler u├žu┼čma─ča ba┼člad─▒. Hayretler i├žinde uyand─▒m. ┼×uras─▒n─▒ da yazmadan ge├žemiyorum: Nedense bir hiss-i kablel-vuku’, ─░m├óm-─▒ A’zam─▒n g├Ârd├╝─č├╝ r├╝yadan ilham alarak cenaze teaff├╝n edip, milyonlarca k├╝├ž├╝k sinekleri ┼č├Âyle ta’b├«r ettirdi: Cen├ób-─▒ Hakk─▒n: “Ey Hab├«bim, ben bu d├«ne k├╝ff├ór kullar─▒m ile de nusret veririm” va’d-i s├╝bh├ónisi acaba tecelli mi etti. Yaln─▒z bu sinekler arabi midir, yoksa k├╝ff├ór m─▒, buras─▒n─▒ re’y-i ├ólinize, di─čer k─▒s─▒mlar─▒ ile b─▒rakarak mufassal ta’b├«rinizi ve kendime ├óid k─▒s─▒mlar─▒n─▒ da yazarak bildirmenizi ehemmiyetle rica, eder, h├╝rmetle ellerinizden ├Âperim.

CEV├éB VE TA’B─░R─░
Ma’l├╗mdur ki, ├ólem-i his -ki ma’l├╗mumuz olan ve i├žinde bulundu─čumuz ├ólemdir. Ve keza ├ólem-i hayal├«, ya’n├« ├ólem-i huly├ó ve ├ólem-i r├╝ya ki, h├ólet-i nevmde [uykuda] r├╝yada g├Âr├╝lenden ibarettir- ve ├ólem-i ke┼čf, ulem├ó-i kiram─▒n ve evliy├ó-y─▒ izam─▒n uyan─▒k olarak m├╝┼čahede etti─či ahval-─▒ gaybin ve s├óir ├ólemler -ki l├ó ekal [en az] onsekiz bin ├ólem, Hak s├╝bh├ónehu ve te├ól├ón─▒n mahl├╗klan ve masn├╗’lar─▒, m├╝lkleri ve meml├╗kler├«dir- her ├ólemin kendisine g├Âre ├žok v├ósi’ ve ├žok geni┼č ve ├žok k├ót’i ve ├žok k├ófil ma’n├ólar─▒, im├ólar─▒, i┼čaretleri ve be┼čaretleri, tazammunlar─▒ ve iltizamlar─▒ vard─▒r. Zira k├órh├óne-i ├╝l├╗hiyette abes muhaldir. Ya’n├« hi├žbir ┼čey abes halk olunmam─▒┼čt─▒r. Ya’n├« yersiz, hikmetsiz, maksads─▒z de─čildir. Buna bin├óen ├ólem-i r├╝yada g├Âr├╝lm├╝┼č olan ahv├ól, Enbiy├ó-─▒ izam (aleyhim├╝ssal├ót├╝ vesselam) d├óhil oldu─ču halde, evliyay─▒ kiram─▒n r├╝y├ó-─▒ salihalar─▒ ve b├╝t├╝n m├╝sl├╝manlar─▒n, havas ve avam─▒n─▒n ve bil-c├╝mle f├ós─▒k ve f├ócir ve k├óf─▒r-i bedh├óh [k├Ât├╝ niyetli] ve m├╝rted ve z─▒nd├«klar─▒n, dinli ve dinsiz olan k├ófirlerin de r├╝yalar─▒ bo┼č de─čildir. Hi├žbir huly├ó ve hi├žbir tahayy├╝l, hi├žbir teemm├╝l, hi├žbir tefekk├╝r, hi├žbir tezekk├╝r hikmetsiz ve h├ól├« [bo┼č] de─čildir. Hepsi mahl├╗ktur. Masn├╗’-i il├óhidir. Bo┼č de─čillerdir ki, bunlara edgas-─▒ ahlam ta’b├«r olunur. Hi├žbir ses, hi├žbir levn [renk], hi├žbir zevk [tat], hi├žbir hareket, hi├žbir s├╝k├╗n, zerre zerre hi├žbir masn├╗’ [varl─▒k] abes de─čildir. K├órh├óne-i ├╝l├╗hiyette hi├žbir ┼čey menf├óatsiz ve maslahats─▒z ve zayi’ de─čildir. C├╝mlesi ve c├╝mlesi Hak├«m-i mutlak olan Cen├ób-─▒ Z├╝l-Cel├ólin mahl├╗klar─▒d─▒r. Zira abeslik c├óhile, ahmaka ve ├žocuklara muhtast─▒r. Allahu te├ól├ó bunlar─▒n hepsinden m├╝berr├ód─▒r.

Fakat bunlar─▒n ma’n├ólar─▒n─▒, i┼čaretlerini, im├ólar─▒n─▒ bittamam anlamak makam-─▒ n├╝b├╝vvete mahs├╗stur. Ve k─▒sm-─▒ k├╝llisini anlamak ehli olan evliy├ó-─▒ kiram ve m├╝cteh├«d├«n-i i’zam ve ulema-i a’l├óma mahs├╗stur. Bir milyonda bir c├╝z’├╝n├╝ zek├« ve fat├«n m├╝sl├╝manlar anlarlar. Pek az─▒n─▒ bizim gibi avam insanlar dah├« f─▒r├óset-i ├«m├óniyye tar├«ki ile bir ┼čeyler anlayabilirler. Mesel├ó Cen├ób-─▒ Hakk─▒ (celle ┼č├ón├╝h├╝) r├╝yada g├Ârmek, ki ulem├ó-─▒ izam -├ód├« hocalar de─čil- aras─▒nda ihtilafl─▒d─▒r. M├╝mk├╝n m├╝, de─čil mi, v├ók─▒’mi, de─čil mi, do─čru mu, de─čil mi? diye ihtil├óf etmi┼člerdir ve indet-tahk├«k, ┼čer’-i ┼čer├«f-i Ahmed├«nin (sallallah├╝ te├ól├ó aleyhi ve sellem) tecviz buyurduklar─▒ surette caiz ve m├╝mk├╝n ve v├óki’ ve bunun ekseriya ta’b├«ri, g├Âren ve g├Âr├╝len t├ólib-i ilimler ve s├ólik-i tar├«klerin ileride ├ólim olmas─▒yla ta’b├«r olunur. Fakirler gan├« [zengin] olur, hastalar ┼čif├ó bulur, gar├«bler v├ós─▒l olur, kavu┼čur. Daha daha ├žok ├žok men├ófi’ husul bulur. Z├ót-─▒ z├╝lcel├óle (celle cel├ól├╝h├╝) ├óid olan ┼čeyler gayr-i m├╝ten├óh├«dir. Bunun ta’b├«ri de gayr-i m├╝ten├óhidir.
Peygamber├ón-─▒ izam (al├ó nebiyyin├ó ve aleyhim├╝ssal├ót├╝ vessel├óm)─▒n g├Ârd├╝kleri r├╝yalar, kendilerinin peygamber olacaklar─▒n─▒ bey├ón ve kendilerinin ahv├ólini m├╝┼č’ir olan enbiy├ó-─▒ izam─▒n n├╝b├╝vvetinden evvel g├Ârd├╝kleri r├╝yalarla tevilli ve tefs├«rli ve tevilsiz olabilirler. Bu mes’ele pek v├ósi’ ve geni┼čtir. ─░brahim aleyhissel├óm─▒n g├Ârd├╝─č├╝ r├╝ya gibi. (R├╝yada o─člunu zebh eder [bo─čazlar] g├Ârmesi gibi). N├╝b├╝vvetten, ya’n├« peygamber olduktan sonra her g├Ârd├╝kleri r├╝ya, fecr-i s├ód─▒k gibi do─črudur. Ta’b├«rli de olabilir, ta’b├«rsiz, ayn─▒ ayn├«ne de zuhur eder. Kur’├ón-─▒ ker├«m ve K├óbe-i muazzama, Beytullah ve Mescid-i Aksa ve s├óir ma’bedler ve d├«n├« eserler, hatta bunlar─▒n sofalar─▒, kap─▒lan, duvarlar─▒ il├óahir gibi r├╝yada g├Ârmek birer birer ma’n├ól─▒d─▒rlar. Bunlar─▒n man├ólar─▒n─▒, im├ólar─▒n─▒, i┼čaretlerini bilmek b├╝y├╝k bir ilme, b├╝y├╝k bir salaha, b├╝y├╝k bir ├«mana m├╝tevakk─▒ft─▒r. Enbiy├ó-─▒ izam─▒ (al├ó nebiyyina ve aleyhimussalat├╝ vesselam) r├╝yada g├Ârmek, ├édem aleyhissel├óm─▒, ┼×├«t aleyhissel├óm─▒, her birisini ayr─▒ ayr─▒ r├╝yada g├Ârmek, ba┼čka ba┼čka ma’n├ólara ve hususiyetlere del├ólet eder.
Bak─▒n─▒z ki, ne kadar v├ósi’, ne kadar derin bir ilimdir.
Server-i ├ólemi (sallallah├╝ te├ól├ó aleyhi ve sellem) r├╝yada g├Ârmek, mutlaka ┼čer├«atini g├Ârmek demektir. Ya’n├« g├Âr├╝len onun ┼čer├«atinden ibarettir. Evsaf ve ┼čem├óil-i ┼čer├«feleri ile, ayn─▒ ayn─▒na, tam tam─▒na kem├ólde g├Ârmek, o mek├ónda, o kavimde, o zamanda ┼čer├«atlerinin kem├óliyle itib├órda ve amelde bulundu─čuna del├ólet-i kat’iyye ile del├ólet eder.

Hasta g├Ârmek, ma’y├╗b [ay─▒bl─▒] g├Ârmek, ya’n├« evs├óf-─▒ aliyye-i Peygamberinin (sallallah├╝ te├ól├ó aleyhi ve sellem) aksi bir surette g├Ârmek, bil-akis ma’k├╗s g├Âr├╝ld├╝─č├╝ nisbette, ┼čer├«atinin, d├«ninin amel edilmez oldu─čuna del├ólet-i kat’iyye ile del├ólet eder. ├ç├╝nk├╝ yery├╝z├╝nde bak─▒ kalan ancak ┼čer├«atidir. Hus├╗san bin t├órihinden sonra-ki bin aded-i k├ómildir-kendisinin v├╝c├╗d-i unsurisi….. ├ólem-i hiss├«den ├ólem-i ma’nev├«ye d├Ânm├╝┼čt├╝r. Bin├óen aleyh kendi ├ós├ór─▒ndan ancak ┼čer├«ati kalm─▒┼čt─▒r ve ilelebed bak├«dir. Kemalden her ne kadar noksan g├Âr├╝l├╝rse, ┼čer├«ati de o nisbette amelden noksan oldu─čuna i┼čarettir.
Peygamberi (aleyhissel├ót├╝ vesselam) v├╝c├╗d-i unsurisi ile, ya’n├« v├╝c├╗d-i be┼čeriyesiyle ayn─▒ ayn─▒na g├Ârmek, vefatlar─▒ndan ├žok sonra da, bundan bin sene evveline kadar, evliy├ó-y─▒ ┼×├ózil├«yeye v├óki’ olmu┼čtur. Mesel├ó Eb├╗l-Hasan ┼×├ózil├« -ki S├╝vey┼č’de medf├╝ndur-: “E─čer ben bir lahza [an] onu ba┼č g├Âz├╝mle g├Ârmesem, ya’n├« bir lahza g├Âz├╝mden gaib olsa, kendimi Onun ├╝mmetinden ad etmem, saymam” buyurmu┼čtur.” Onun hal├«fesi olan Eb├╗l-Abbas M├╝rs├« -ki ─░skenderiye’de medfundur- : “Herkes l├óz─▒m olan mes’eleyi kitablardan ald─▒klar─▒ gibi, ben onu g├Âz├╝mle g├Âr├╝r ve mes’eleyi kendisinden su├ól ederim” buyururlar. Onun hal├«fesi olan Ahmed bin Ataullah ─░skender├« der ki: “Her ne vakit istersem, onun v├╝c├╗d-i m├╝bareklerini ba┼č g├Âz├╝mle g├Âr├╝r├╝m”. Bu h├ól evliy├ó-i ┼×├óziliyede ├žok v├óki’ olmu┼čtur.

Etraf-─▒ ├ólemde, ezmine-i muhtelifede, emkine-i m├╝teaddidede e┼čhas-─▒ m├╝tegayire H─▒z─▒r aleyhissel├óm─▒ g├Ârd├╝kleri gibi, ├ólem-i ke┼čifde de Server-i ├élemin (sallallah├╝ te├ól├ó aleyhi ve sellem) r├╗h├óniyetleri m├╝temessile olarak, e┼čhas-─▒ muhtelife ve evda’-─▒ m├╝tegayire ile g├Âr├╝nm├╝┼č, baz─▒ evliy├ó-─▒ kirama, ya’n├« vil├óyet-i h├ósse-i Muhammediyeden (sallallah├╝ te├ól├ó aleyhi ve sellem) ge├žmi┼č evliyaya ├žok v├óki’ olmu┼čtur. Bundan d├Ârty├╝z sene evvel vefat eden ┼čeyh Muhammed R├╗c├«’nin ve validesinin r├╝yalar─▒ buna ┼č├óhiddir. Bunlar─▒ Re┼čah├ót’ta g├Ârebilirsiniz.
├élem-i men├ómda, ya’n├« r├╝yada suleha-─▒ m├╝minin pek ├žok g├Ârm├╝┼člerdir. Ve ├žok kimselerin imdad─▒na yeti┼čmi┼čtir. A├žl─▒ktan ve susuzluktan ve meh├ólik-i s├óireden kurtarmas─▒ ├žok kere v├óki’ olmu┼čtur. Buna d├óir bu ilmin m├╝tehass─▒slar─▒n─▒n kitab ┼čeklinde ├žok telif├ótlar─▒ da vard─▒r. Ve hatt├ó bende de var idi. ├çok defalar okumu┼čtum ve bu mesaili ekseriya ondan alm─▒┼č idim. Sonradan gaib oldu.

Peygamberi (aleyhissal├ót├╝ vesselam) r├╝yada g├Ârmek b├╝y├╝k bir devlet, b├╝y├╝k bir ni’mettir. R├ó├« ile, ya’n├« g├Âren ile bir m├╝n├ósebeti oldu─čuna da del├ólet ve imalar vard─▒r. Nitekim hi├žbir k├ófir, hi├žbir z─▒nd─▒k, hi├žbir m├╝rted, hi├žbir suretle Peygamberi (aleyhissal├ót├╝ vesselam) r├╝yada g├Ârmez ve g├Âremez. Zira m├╝n├ósebetleri yoktur. Avam ve havass-─▒ m├╝min├«n bir├žok suretlerde r├╝yalar─▒nda Server-i ├ólemi (sallallah├╝ te├ól├ó aleyhi ve sellem) men├ómda g├Âr├╝rler. Bunda ulem├ó-─▒ isl├ómiyye, ya’n├« m├╝cteh├«d├«n-i izam, ya’n├« dinde s├Âz sahibi olanlar ihtil├óf etmi┼člerdir. Baz─▒lar─▒ neman O oldu─čunu, her ne suretle olursa olsun g├Ârmek. Onu g├Ârmek demektir, baz─▒ muhakkikin ulema, Onu g├Ârmek, h├ól-i hayat─▒ndaki ┼čem├óil-i ┼čerifesine mutab─▒k ve muvaf─▒k g├Ârme─či ┼čart ittih├óz etmi┼člerdir. H├ól-i hay├ót─▒nda muttas─▒f oldu─ču s─▒fatlar ve ┼čekillere mugayir bir surette, mesel├ó ihtiyar, sa├ž ve sakallar─▒ a─čarm─▒┼č, k├Âr, topal, uzun veya k─▒sa veya herhangi bir surette ma’y├╗b g├Ârenler olursa, o ‘O’ de─čildir. ├ç├╝nk├╝ ‘O’ odur. ‘O’ olmazsa, ‘O’ de─čildir.

Buna bin├óen ┼×eyh Muhyiddin Arabi’nin ┼×am’da g├Ârd├╝─č├╝ ve eline F├╝s├╗s kitab─▒n─▒ verdi─či ve bu kitab─▒ ├╝mmetime ta’lim et, dedi─čini, ba’z─▒ ulem├ó-─▒ a’l├óm kabul etmi┼čler ve baz─▒lar─▒ da kabul etmemi┼člerdir. Hatt├ó Hanbeli ├ólimlerinden ─░bni Teymiye, onun g├Ârd├╝─č├╝ dah├« temess├╝l├╝ de─čil ┼čeytan├« bir r├╗hdur demi┼čtir. Fakat bu kavil merd├╗ddur. Bu suretle Yahya efendi derg├óh─▒ndaki ┼čeyhin g├Ârd├╝─č├╝ r├╝ya da do─čru de─čildir; masn├╗’dur, uydurmad─▒r. Z├óten ─░stanbul derg├óh ┼čeyhleri bu gibi ├žok masn├╗’ uydurma r├╝yalar d├╝zm├╝┼č ve yaym─▒┼člard─▒r.
Peygamber aleyhiss├ól├ót├╝ vesselam─▒ r├╝yada evs├óf-─▒ m├╝ted├ódde [z─▒t s─▒fatlarda], ahv├ól-─▒ m├╝tegay─▒re ve e┼čk├ól-i muhtelife [birbirine uymayan s─▒fatlar, de─či┼čik haller ve ┼čekillerde] g├Ârmek, zamanen ve mek├ónen o kavim aras─▒nda ┼čer├«at-i garr├ó-─▒ Ahmediyyeye (sallallah├╝ te├ól├ó aleyhi ve sellem) tehal├╝f├╝ nisbetinde g├Âr├╝rler. Hasta, ihtiyar, sakat, al├«l ve s├óire gibi ay─▒bl─▒ ┼čeylerle g├Âr├╝rlerse, ┼čer├«atinin icra edilmedi─čine ve ┼čer├«atinin c├óri olmad─▒─č─▒na bir haber, bir i┼čarettir. Hus├╗siyle vefat eder g├Âr├╝rse.

Sizin bu r├╝yan─▒zda oldu─ču gibi, meyyitlere icra edilen b├╝t├╝n ameliyye ile, ten├ó┼čir tahtas─▒ ├╝zerinde, kefende ve kabirde m├╝teaff─▒n g├Âr├╝lmesi, ┼čimdiki zamanda ├╝mmetinin pi┼čv├ós─▒ [├Ânderi] makam─▒nda g├Âr├╝nenlerin, teaff├╝n├╝d├╝r [koku┼čmas─▒d─▒r]. Bu e┼čhas-─▒ reddiyenin kendi teaff├╝nleridir. Zira cesed-i Peygamberi (sallallah├╝ te├ól├ó aleyhi ve sellem) ayn─▒ ayn─▒na mevc├╗ddur. Tegayyur ve tehavv├╝l [de─či┼čmek], ├ž├╝r├╝mek ve teaff├╝n etmekten masundur. ├ç├╝r├╝mez ve teaff├╝n etmez. S├óir Peygamber├ón-─▒ izam (al├ó nebiyyin├ó ve aleyhim essal├ót├╝ ves-sel├óm) da b├Âyledir.
Bu g├Âr├╝┼č├╝n├╝z bitem├ómih├ó ┼čer├«at-i mutahhara-─▒ Peygamberinin (sallallah├╝ te├ól├ó aleyhi ve sellem) k├╝lliyen amel edilmez oldu─čuna del├ólet-i sar├«ha ile bir huccet-i k├ót─▒’a ile del├ólet eder.

M├╝barek kabirlerinden ├ž─▒kan kara sinekler ki, u├žan hayvanlar─▒n en denisi, en a┼ča─č─▒s─▒d─▒r, isimleri ─░sl├óm, babalar─▒ ─░sl├óm olduklar─▒ halde d├╝ny├ólar─▒n─▒ dinlerine terc├«h edip, Sanduka-─▒ Peygamber├«den ├ž─▒kmalar─▒n─▒ g├Ârd├╝kleri gibi, bu cemaattan s─▒yr─▒l─▒p, d─▒┼čar─▒ya kendilerini tehl├╝keye atan irtid├ód etmi┼č, dinden ├ž─▒km─▒┼č olan zamanenin dinsizleri, z─▒nd─▒klar─▒, kezz├óblar─▒ [yalanc─▒lar─▒], m├╝rtedleridir.

M├╝barek kabrinden u├žmu┼č, ├ž─▒km─▒┼č, tekess├╝r etmi┼č olan kavim ve eh├óli ve halkt─▒r. Bu suretle g├Âr├╝l├╝yor.
Yol ├╝zerinde defn edilmesi ve kabrin derin kaz─▒lamam─▒┼č olmas─▒, ┼čer├«atinin m├╝hmel, ehemmiyetsiz b─▒rak─▒ld─▒─č─▒na ve ileriye g├Ât├╝r├╝lmesine imk├ón kalmad─▒─č─▒na del├ólet ve i┼čarettir.
Ba┼č ucunda bulundu─čunu g├Ârd├╝─č├╝n├╝z biraderinizin refikas─▒n─▒n y├╝zlerini a├žmas─▒, ├╝mmetinin han─▒mlar─▒n─▒n perde-i haya ve namusu kald─▒rm─▒┼č olmalar─▒na al├ómettir.
Sineklerden murad ne arabd─▒r ve ne de k├ófir-i asl├«dir. ─░simleri bu ├╝mmetden olan, fakat ─░sl├óm evl├ódlar─▒ olduklar─▒ halde dinlerini d├╝ny├óya tebdil eden m├╝naf─▒klar, z─▒nd─▒klar ve m├╝rtedlerdendir. Z├óten sanduka-─▒ Peygamber├«den (sallallah├╝ te├ól├ó aleyhi ve sellem) zuhur etmesi, kendi ├╝mmeti aras─▒nda zuhur eden m├╝rtedler oldu─čuna ┼č├╝bhe
b─▒rakm─▒yor.

Hangi tarikattand─▒r? Su├óline gelince: Bu da kendini tan─▒mayan, ├«man etmeyen, kendisini tasdik etmeyen kavimlerden bulundu─čuna i┼čarettir. Tar├«katlerin hepsi onun ahv├ól ve akv├ól ve etvar─▒ndan ibarettir. Hepsi de s─▒dkt─▒r, savabd─▒r. Ayn─▒ hakikat, ayn─▒ rahmettir. Din de bundan ibarettir.

Bu r├╝yay─▒, bu kavim i├žerisinde sizin g├Ârmeniz ise, Onunla bir m├╝n├ósebet bulundu─čuna del├ólet ve i┼čaret eder.
B├ób├óm! Ben bunlar─▒ kendimden yazm─▒yorum. As├ór-─▒ mevsuka-─▒ m├╝teaddide-yi ─░sl├ómiyyeden ahz etmi┼čimdir. ─░┼čte bu tabiri de pek sar├«h ve sah├«h olarak yine o v├ós─▒ta ile size g├Ânderiyorum. Vesselam.
Bak─▒, dua.

(S├╝leyman Kuku-Son Halkalar ve Seyyid Abd├╝lhak├«m Arv├ós├«’nin K├╝lliyat─▒-1.Cilt- S.390-395)




Son Halkalar Ve Seyyid Abd├╝lhakim ArvasiÔÇÖnin K├╝lliyat─▒ (2 Cilt) Efendi Hazretleri Hakk─▒nda Yaz─▒lm─▒┼č Bir Kitap

Son Halkalar ve Seyyid Abd├╝lhakim Arvasi’nin K├╝lliyat─▒ (2 Cilt)

Faruk Meyan m├╝stear ismi ile bir├žok k─▒ymetli kitab─▒ T├╝rk├že’ye ├ževiren S├╝leyman Kuku, Seyyid Abdulhakim Arvasi hazretlerinin k├╝lliyat─▒n─▒ T├╝rk├že olarak yay─▒nlad─▒. 2 cilt olan kitab─▒n ismi: Son Halkalar ve Seyyid Abd├╝lhakim Arvasi’nin K├╝lliyat─▒

“Bu aciz ve g├╝├žs├╝z halimle, cesarete geldim ve bu b├╝y├╝k vazifenin alt─▒na girdim.

Mezk├╝r mevcud vesikalardan yan─▒mda olanlar─▒, ya’ni elli seneden beri toplam─▒┼č olduklar─▒m─▒, ahiretim i├žin bir sevab ve kurtulu┼č vesilesi olur ├╝midiyle bug├╝nk├╝ harflere ve ├žok az sadele┼čtirerek, bazan kelimelere dokunmay─▒p, k├Â┼čeli parantez i├žine kullan─▒ld─▒─č─▒ c├╝mledeki ma’nas─▒n─▒ yazarak dilimize ├ževirdim.

─░smini, yukar─▒da Seyyid Abd├╝lhakim Arvasi’nin (kuddise sirruh) k├╝lliyat─▒ olmak ├╝zere, Son Halkalar koydum.

Son halkalar─▒n dalga boylar─▒ uzun oldu─čundan in┼čallah sevenleri k─▒yamete kadar manevi olarak ruhaniyetlerinden, ilmi olark da eserlerinden ve menk─▒belrinden istifade eder, feyiz al─▒rlar.

Allah her┼čeye kadirdir.”

S├╝leyman Kuku
*KAYNAK




Yery├╝z├╝nde ─░ki T├╝rk Var ─░se Biri Mutlaka Benim

┼×imdi de Van eski M├╝ft├╝s├╝ Kas─▒m Arvas Be─č’den dinledi─čim bir hat─▒radan bahsetmek istiyorum. Bu, b├╝y├╝k mutasavv─▒f Abd├╝lhakim Arvasi (K.S.)’ ye aittir. Ruslar, 1915 y─▒l─▒nda Do─ču Anadolu’yu i┼čgal ettiklerinde m├╝sl├╝man ahaliye ├žok z├╝lm ettiler. Zul├╝mlerini Ermeniler’le birlikte, onlar─▒n rehberli─činde ger├žekle┼čtiriyorlard─▒. Yani Ermeniler g├Âsteriyor, Ruslar katlediyordu. ├ľyle bir imha ki; kad─▒n, erkek, ├žoluk ├žocuk demeden.. M├╝sl├╝man m─▒ m├╝sl├╝man deyip imha ediyorlard─▒. Anadolu’nun kaderi m├╝┼čterek, her yerde ayn─▒ hadise ya┼čan─▒yordu. O tarihlerde, bizim aile Van’─▒n M├╝k├╝s (Bah├žesaray) kasabas─▒n─▒n Arvas k├Ây├╝nde, Do─ču Beyaz─▒t’ta, Erci┼č’te.. ├çe┼čitli yurt k├Â┼čelerine da─č─▒lm─▒┼člar. Seyyid Abd├╝lhakim Arvasi Hazretleri Ba┼čkale’de o zaman; Van’─▒n Ba┼čkale kazas─▒nda… Rus-Ermeni zulm├╝nden ├ževresindekileri kurtarmak i├žin ├žoluk ├žocu─čunu toplay─▒p Van’─▒ terk ediyor. Rus i┼čgali ve Ermeni zulm├╝nden kurtulmak i├žin ka├žmaktan ba┼čka ├žare yok. Irak, Suriye yolu ile ─░stanbul’a ge├žecek. O zaman ge├žti─či yol, yani Irak ve Suriye, bizim; Osmanl─▒ topra─č─▒. Yabanc─▒ ├╝lke, yabanc─▒ topraklar de─čil… ─░mparatorlu─čun s─▒n─▒rlar─▒ i├žerisinde. Suriye’de bulundu─ču s─▒rada Suriyeliler diyor ki;

”Siz ─░stanbul’a, T├╝rkiye’ye, gitmek istiyorsunuz. Halbuki, T├╝rkiye ├žok m├╝┼čkil durumda, imparatorluk ├ž├Âkt├╝ ├ž├Âkecek, y─▒k─▒ld─▒ y─▒k─▒lacak. T├╝rkiye art─▒k iflah olmaz peri┼čan olursunuz. En iyisi burada kal─▒n. Size medrese veririz mektep veririz, hocal─▒k veririz, her t├╝rl├╝ imkan─▒ veririz… Evladlar─▒n─▒zla mes’ud ya┼čars─▒n─▒z.”

Abd├╝lhakim Arvasi Hazretleri’nin onlara verdi─či cevap ┼čudur:

”T├╝rkiye’ye gidece─čim. Yery├╝z├╝nde iki T├╝rk var ise biri mutlaka benim. Ben T├╝rk’├╝m ama J├Ân T├╝rk de─čilim.”

Kaynak: Seyid Ahmed Arvasi – Do─ču Anadolu Ger├že─či. Sayfa: 70, 71. 1992 Bo─čazi├ži Yay─▒nlar─▒.
…..
Seyid Ahmed Arvasi’nin babas─▒ emekli g├╝mr├╝k memuru Seyyid Abd├╝lhakim Arvasi’dir. ├ťstad’─▒n hocas─▒ Esseyyid Abd├╝lhakim Arvasi Hz’den farkl─▒ bir zatt─▒r. Yukar─▒da bahsi ge├žen ├ťstad’─▒n m├╝r┼čidi Seyyid Abd├╝lhakim Arvasi Hz’dir.




Efendi Hazretlerinin M├╝r┼čidi: Seyyid Fehim Arvasi

Seyyid Fehim Arvasi Kuddise sirruh

Hazret-i ┼×eyh cem├óate ├žok ├Ânem verir, Ezan-─▒ Muhammedi okunmadan mescide gelir ve gece namazlar─▒n─▒ asla ka├ž─▒rmaz. Talebelerinden Molla Abd├╝lhak├«m veya Molla ┼×├ób├ón varsa onlara uyar, yoksa kendileri im├óm olurlar. Ramaz├ón-─▒ ┼čer├«fte teravih namaz─▒n─▒ hatimle k─▒lar, ne zaman ki du├ó bitti sahur sofras─▒na otururlar. Sabah namaz─▒ndan sonra, zikir ve mur├ókabe ile me┼čg├╗l olur, sadece kayl├╗le vaktinde (iki saat kadar) uyurlar.
Seyyid Abd├╝lhak├«m Efendinin ifadesiyle O, her ilimde okyanustur. Derinli─čine kimse inemez, ancak o─člu ve halifesi Seyyid Muhammed Emin ÔÇťbirazÔÇŁ anlar.
Seyyid Fehim hazretleri cinlere de ─░slamÔÇÖ─▒ anlat─▒r. O taifeden d├Ârt binden fazla talebesi vard─▒r, onlar dahi manevi makamlara kavu┼čurlar.

Zarafete bak!..
Bir gece muhte┼čem bir sohbet yaparlar. Seyyid Abd├╝lhakim Efendi a┼čk ile dolup ta┼čar. Y├╝re─činde ├ódeta alaca─č─▒n─▒ alm─▒┼č olman─▒n huzurunu duyar. Ertesi sabah ├╝stad─▒ elma a─čac─▒n─▒n alt─▒nda kollar─▒n─▒ s─▒y─▒r─▒rken ko┼čturup ibrik yeti┼čtirir, su d├Âkmeyi arzular. Hazret-i ┼×eyh yerdeki delik elmay─▒ g├Âstererek ÔÇťNe dersin Abd├╝lhakimÔÇŁ diye sorar, ÔÇť┼čimdi bunun i├žinde ├žekirdekle u─čra┼čan kurtca─č─▒z elmay─▒, hatta a─čac─▒ yedi─čini sansa?ÔÇŁ
– Hata yapar.
– Ama sen yapma.
ÔÇťD├╝n gece az bir ┼čey tatt─▒n, daha alaca─č─▒n ├žok ┼čey varÔÇŁ demenin kibar yolu. Zarafete bak!
Seyyid Fehim hazretleri bir gece r├╝y├ós─▒nda Res├╗lullahÔÇÖ─▒ g├Âr├╝r. Efendimiz ona; ÔÇťAbd├╝lhak├«mÔÇÖin terbiyesini sana ─▒smarlad─▒mÔÇŁ buyururlar. Bu emir ├╝zerine m├╝mtaz talebesine daha ├žok ihtim├óm g├Âsterir, onu vil├óyet-i Ahmediyye derecesine ula┼čt─▒r─▒rlar.
Vilayeti Ahmediyye…
─░┼čte bu y├╝zden o─čullar─▒n─▒n adlar─▒n─▒ Ahmed Enver, Ahmed Mekki, Ahmed M├╝nir koyarlar ya…
Seyyid Abd├╝lhak├«m Efendiye 1882 (H.1300) senesinde z├óhir├« ilimlerde ic├ózet verir, be┼č sene sonra da Nak┼čibendiyye, K├ódiriyye, S├╝hreverdiyye, ├çe┼čtiyye ve K├╝breviyye yollar─▒nda halife yaparlar.
Seyyid Fehim hazretleri vef├ót─▒ndan alt─▒ ay ├Ânce sefer haz─▒rl─▒─č─▒na ba┼člar, art─▒k ├Âl├╝mden daha s─▒k bahis a├žar. ┼×imdi medf├╗n bulunduklar─▒ yere bakarak, Arvas Kabristan─▒na defnedilenlerin kavu┼čaca─č─▒ m├╝jdeleri anlat─▒rlar.
Bir cuma g├╝n├╝ hasta hasta cemaate kat─▒l─▒rlar. O─člu Seyyid Muhammed Emin Efendi beli─č ve haz├«n bir hutbe okur. C├óminin arkas─▒ndaki ├že┼čmeye kadar saf ba─člayan kalabal─▒k mahz├╗n olup, a─člamaya ba┼člar. Hazret-i ┼×eyh namazdan sonra Seyyid Abd├╝lhak├«m Efendi, Seyyid Muhammed Em├«n Efendi, Hal├«fe Dervi┼č ve Hal├«fe Ali adl─▒ d├Ârt hal├«fesini huz├╗runa d├óvet eder, vasiyetlerini a├ž─▒klar:
ÔÇťYerime Muhammed Emin ge├žsin, lakin o ince kalplidir. Bize kar┼č─▒ sevgisi ├žok kuvvetlidir, ard─▒mdan fazla ya┼čayaca─č─▒n─▒ sanmam. Ondan sonra Seyyid Abd├╝lhak├«m ÔÇśmutlak olarakÔÇÖ yerime ik├óme olunmu┼čtur. ArvasÔÇÖta olsun, Ba┼čkaleÔÇÖde olsun, ─░stanbulÔÇÖda olsun ona it├óat ediniz. Onun r─▒z├ós─▒ benim r─▒z├ómd─▒r. Ona muh├ólefet bana muh├ólefettir.
Kitaplar─▒m─▒ Arvas K├╝t├╝ph├ónesine vakfettim. Bildi─čim kadar─▒yla kimseye borcum yoktur, ihtiy├óten il├ón edin. ┼×├óyet alacakl─▒lar ├ž─▒karsa ve ne kadar oldu─čunu s├Âyl├╝yorlarsa o─člum Muhammed Emin ├Âdesin. ─░lmin ve Nak┼čibendiyye yolunun yay─▒lmas─▒na ihtim├óm g├Âsterin. Seyyidim ve senedim ┼×eyh B├╝z├╝rk (T├óh├ó-y─▒ Hakk├ór├« hazretleri) bu fakire her sene asgar├« bir def├ó VanÔÇÖa gidip halk─▒ ir┼č├ód etmemi emir buyurmu┼člard─▒, art─▒k onu siz yerine getirin…ÔÇŁ
O s─▒rada on ya┼č─▒nda olan H├╝seyin EfendiÔÇÖye bakarak ÔÇťBu ├žocuk s├ólihtirÔÇŁ buyurur ve vasiyetlerine dev├óm ederler: ÔÇťBenden sonra ├žok fitne ├ž─▒kacak, kad─▒nlardan hay├ó perdesi kalkacak, ├žar┼č─▒ pazarlarda dola┼čacaklar. ─░sl├óm, Abd├╝lham├«d Hanla k├óimdir. (Seyyid Abd├╝lhak├«m Efendiye d├Ânerek) Cen├ób-─▒ Hak sizi muh├ófaza edecek, nas─▒l ki ─░br├óhim Aleyhissel├óm─▒ ate┼čte yakmad─▒ysa… Nak┼čibendiyye yolunun yay─▒lmas─▒ i├žin elimden geldi─čince hizmet ettim, b├╝y├╝klerin yolundan k─▒l kadar ayr─▒lmad─▒m. ─░n┼č├óallah mesÔÇÖ├╗l de─čilim. Siz dahi tam tedk├«k etmeden fetv├ó vermeyin. Ruhsatlarla yetinmeyin. ─░mk├ón olduk├ža az├«metleri esas al─▒nÔÇŁ buyurur ve o saatten sonra sadece zikir ve ib├ódetle me┼čg├╗l olurlar.

Kurt ku┼č a─člar
Fehim-i Arv├ós├« hazretleri son anlar─▒nda m├╝b├órek ba┼člar─▒n─▒ secdeden kald─▒ramayacak kadar g├╝├žs├╝z kal─▒rlar. Arvas civar─▒n─▒ anlat─▒lmaz bir h├╝z├╝n kaplar, y├╝zlerce talebesi kap─▒n─▒n ├Ân├╝nde bekler, bir haber sorarlar. O s─▒rada renk renk, ├že┼čit ├že┼čit ku┼člar gelir, s─▒ra s─▒ra havada dururlar. ├ľyle ki Arvas ├╝zerine ┼čemsiye olurlar. Seyyid Fehim hazretleri secdeden ba┼člar─▒n─▒ kald─▒r─▒p ÔÇťEr-Ref├«kuÔÇÖl-aÔÇÖl├óÔÇŁ der ve Kelime-i tevhid s├Âyleyip nurlu g├Âzlerini yumar. Ne zaman ki gaybdan gelen bir ses; ÔÇťY├ó eyyet├╝hennefs├╝ÔÇÖl-mutmeinneh…ÔÇŁ ├óyet-i ker├«mesini okur, hocalar─▒n─▒ kaybettiklerini anlarlar. (H.1313, ┼×evval 15)
Sevenleri g├╝n├╝m├╝zde de kabrini ziyaret eder, feyiz al─▒rlar. B├╝y├╝k vel├«yi vesile ederek Allah├╝ te├ól├ódan ister. Umduklar─▒na kavu┼čur, korktuklar─▒ndan emin olurlar.

├ľyle bir ┼×eyhin var ki…
Van G├╝rp─▒nar, P├«r├ón a┼č├«retinden Ali isminde bir genci has─▒mlar─▒ s─▒k─▒┼čt─▒r─▒r, ├╝zerine namlu do─črulturlar. Ali ÔÇťnÔÇÖolur vurmay─▒nÔÇŁ diye yalvar─▒r, ÔÇťben Hazret-i ┼×eyhe talebe olmu┼čam. D├╝ny├ó i┼člerinden s─▒yr─▒lm─▒┼čam.ÔÇŁ
Hasm─▒ ikna olmaz, haznede be┼č fi┼če─či vard─▒r, hepsini s─▒kar. Ama ne bir ses ├ž─▒kar, ne de duman. Sanki gizli bir el fi┼čekleri toplar. ├çaresiz kalan sald─▒rgan ÔÇťkalk gitÔÇŁ der, ÔÇť├Âyle bir ┼×eyhin var ki sana kimse dokunamaz.ÔÇŁ
G├╝rp─▒narl─▒ Ali bir zaman sonra Seyyid Fehim hazretlerini ziy├óret eder, Hazret-i ┼×eyh oturduklar─▒ postun alt─▒ndan be┼č fi┼če─či uzat─▒r, ÔÇťal bunlar─▒ sahibine verÔÇŁ der, ÔÇťkul hakk─▒d─▒r. ├ťzerimizde kalmaya!ÔÇŁ
Hasm─▒yla bar─▒┼čt─▒klar─▒n─▒ ve adamca─č─▒z─▒n ArvasÔÇÖa gelip talebe oldu─čunu bilmem gerek var m─▒ anlatmaya…

Ahmet S─▒rr─▒ Arvas

*

Seyyid Fehim-i Arvasi

Seyyid Fehim-i Arvasi hazretleri, Do─ču Anadolu’da yeti┼čen b├╝y├╝k velilerdendir. Silsile-i aliyyenin otuz├╝├ž├╝nc├╝s├╝d├╝r. Osmanl─▒ Devletinin son devirlerinde ya┼čam─▒┼čt─▒r. Seyyiddir. “Hazret-i ┼×eyh” ve “All├óme” lakaplar─▒ vard─▒r. “Arvasi” denmekle me┼čhur olmu┼čtur. Babas─▒, Seyyid Abd├╝lhamid Arvasi’dir. 1825 y─▒l─▒nda Van’─▒n Bah├žesaray (M├╝k├╝s) il├žesine ba─čl─▒ Arvas (Do─čanyayla) k├Ây├╝nde do─čdu. 1895┬ĺde ayn─▒ k├Âyde vefat etti. Kabri oradad─▒r ve sevenleri taraf─▒ndan ziyaret edilmektedir.

Temiz ve asil ailesi Anadolu’nun do─ču vilayetlerinin ilim, irfan ve g├╝zel ahlak vas─▒flar─▒n─▒n timsali (sembol├╝) idi. Zamanlar─▒n─▒n ├ólimi, fazilet ├Ârne─či olan dedeleri K├ódiri ve ├çe┼čti yollar─▒na mensup idiler. Babas─▒, Arvas’─▒n tekke, z├óviye ve medresesinin sevk ve idaresini y├╝r├╝t├╝rd├╝. Seyyid Fehim, k├╝├ž├╝k ya┼čta babas─▒ Seyyid Abd├╝lhamid Efendiyi kaybetti. Annesi Seyyide Emine Han─▒m, zahide, takva ve vera sahibi saliha bir han─▒m idi. Pek ├žok kad─▒n hizmet├žileri oldu─ču halde ilim talebesinin elbisesini kendisi eliyle y─▒kar ve yard─▒m ederdi.

K├╝├ž├╝k ya┼čtan itibaren ilim ├Â─črenmeye ba┼člayan Seyyid Fehim, k─▒sa zamanda Kur’an-─▒ kerimi hatm ve h─▒fzetti. Sonra dedelerinin kurdu─ču ve ├Âteden beri ilim yayan b├╝y├╝k ├ólimler yeti┼čtiren Arvas Medresesi ile M├╝k├╝s’teki Mir Hasan Veli Medresesinde temel dini bilgileri ve Arabi ├ólet ilimlerini okudu. K─▒sa bir m├╝ddet ilim tahsiline ara verdi.

Sonra Cizre’ye gidip Mevlana H├ólid-i Ba─čd├ódi hazretlerinin halifelerinden ┼×eyh H├ólid-i Cezeri’nin ders halkas─▒na dahil oldu. K─▒sa zamanda emsallerini ge├žip ilimde ilerledi. Dini ilimleri ve zaman─▒n fen bilgilerini ├Â─črendi.

Seyyid Fehim, Cezire’de ilim tahsili ile me┼čgul oldu─ču s─▒rada, amcao─člu Seyyid S─▒bgatullah Efendi de Cezire’ye gelip, Mevlana H├ólid-i Ba─čd├ódi hazretlerinin talebelerinden ┼×eyh Salih Sibki hazretlerinden ilim ├Â─črendi. Cezire d├Ân├╝┼č├╝nde Van’a u─črad─▒. Van’da bulundu─ču g├╝nlerde b├╝y├╝k veli Seyyid Taha-y─▒ Hakk├óri hazretleri de Nehri’den Van’a gelmi┼čti. Seyyid Taha hazretlerinin en se├žkin eshab─▒ndan olan amcas─▒ Seyyid Muhammed Efendi, Seyyid S─▒bgatullah Efendiye, Seyyid Taha-y─▒ Hakk├óri hazretlerine talebe olmas─▒n─▒ tavsiye etti. Seyyid Taha’ya talebe olan Seyyid S─▒bgatullah, onun hizmetinde ve sohbetinde bulunarak, tasavvuf yolunda ilerledi. K─▒sa zamanda olgunla┼čarak insanlara ─░slamiyet┬ĺin emir ve yasaklar─▒n─▒ anlatmak hususunda icazet, diploma ve hilafet ald─▒. Van valisi ve halk─▒ Van’da kalmas─▒n─▒ ─▒srarla istediler. Fakat o; “Nehri’ye gidiyorum. Seyyid Taha hazretleri uygun g├Âr├╝rlerse burada kal─▒r─▒m” buyurdu. Van’da kalmak istedi─čini Seyyid Taha hazretlerine arz edince, buyurdu ki: “Yok Molla S─▒bgatullah! Van halk─▒ dun-himmettir (eksik, k─▒sa himmetlidir). Van’─▒n fethi benim ve senin elinde olmaz. M├╝k├ó┼čefe ├óleminden malumata g├Âre sizin s├╝lalenizden, yani Arvasi hanedan─▒ndan, ilim ve irfan─▒ ile tan─▒nm─▒┼č, Allah bilir ama onun [Seyyid Fehimi kasdediyor] vas─▒tas─▒yla, Van’─▒n ir┼čad─▒ ge├žici olarak m├╝mk├╝nd├╝r” buyurdu. Seyyid S─▒bgatullah Arvasi hazretleri; “O zat amcam─▒n o─čludur. Cezire’de ilim tahsili ile me┼čgul, ilim ve irfanla me┼čhurdur” dedi. Seyyid Taha; “Bir ba┼čka geli┼činde o zat─▒ muhakkak bana getir” diye emir buyurdu.

Seyyid S─▒bgatullah, hocas─▒n─▒ ikinci defa ziyarete geli┼činde, gen├ž ya┼čtaki Seyyid Fehim Arvasi’yi de Nehri’ye getirdi. Seyyid Taha hazretlerinin huzuruna gidip sohbetiyle ┼čereflendiler. Kalma zaman─▒ bitip ayr─▒lacaklar─▒ s─▒rada, Seyyid S─▒bgatullah ve yan─▒ndakiler Seyyid Taha hazretlerinin elini ├Âp├╝p izin ald─▒ktan sonra, s─▒ra Seyyid Fehime gelince, Seyyid S─▒bgatullah geride kald─▒─č─▒n─▒ g├Âr├╝p, Seyyid Taha hazretlerinden onun i├žin de izin istedi. Fakat Seyyid Taha hazretleri, Seyyid Fehim’in kalmas─▒n─▒ m├╝nasip g├Ârd├╝ ve; “O burada kals─▒n” buyurdu. Seyyid Taha’n─▒n hizmetinde kalan Seyyid Fehim, k─▒sa s├╝rede kemale geldi. Seyyid Taha hazretleri onun hakk─▒nda; “Ba┼čkalar─▒n─▒n alt─▒ ayda ald─▒─č─▒ mesafeyi, Seyyid Fehim yirmi d├Ârt saatte ald─▒” buyurdu.

Seyyid Taha hazretleri bir g├╝n C├ómi-i ┼×erifin duvar─▒na dayanarak Seyyid Fehim hazretlerine i┼čaret ederek yan─▒na ├ža─č─▒rd─▒. O da yan─▒na gelince; “├çok zekisin, ilme istekli ve kabiliyetlisin. Muhakkak Mutavvel kitab─▒n─▒ okumal─▒s─▒n” buyurdu. Seyyid Fehim hazretleri; “Kitab─▒m yok. Bizim taraflarda Mutavvel okunmaz” diye arz edince, kendi kitab─▒n─▒ hediye etti. Mu┼č’un Bulan─▒k kazas─▒n─▒n ├ébiri k├Ây├╝nde Molla Resul Sibki ismindeki b├╝y├╝k ├ólime gidip okumas─▒n─▒ tavsiye buyurdu. Huzurundan ayr─▒l─▒rken; “Sen zeki ve tetkik edici bir ilim t├ólibisin. Suallerine hocalar tatmin edici cevap veremezler ve rahats─▒z olurlar. Derslerin takibi esnas─▒nda bir zorlukla kar┼č─▒la┼č─▒rsan, onlar─▒ rahats─▒z etme. Elini g├Â─čs├╝ne koy ve beni hat─▒rla. ─░n┼č├óallah derhal m├╝┼čkilini hallederim” buyurdu.

Hocas─▒n─▒n elini ├Âp├╝p duas─▒n─▒ alan Seyyid Fehim Arvasi, Mutavvel okumak ├╝zere zaman─▒n Do─ču Anadolu’daki en b├╝y├╝k ├ólimlerinden olan Molla Resul Sibki’nin huzuruna vard─▒. Molla Resul; “Ben Arvas ailesinden birisine ders okutmak arzusundayd─▒m. ├ç├╝nk├╝, Arvas’ta Molla Resul Zeki’den okudum. O aileden gelen bu zatta zeka eseri g├Âremiyorum. Hayret o ailenin fertleri ├žok zeki olurlard─▒” dedi. Seyyid Fehim Arvasi, Molla Resul’den ders almaya ba┼člad─▒. Fakat Seyyid Taha hazretlerinin tavsiyesine uyarak ders esnas─▒nda sual sormamaya dikkat ediyordu. Hatta Molla Resul, Seyyid Fehim’in talebelerinden Molla H├ólid’e; “Senin hocan sual sormuyor. Zekas─▒z m─▒d─▒r, yoksa utan─▒yor mu?” diye sordu. Molla H├ólid de; “Evet ben ba┼člang─▒├žtan beri bu zat─▒n yan─▒nda okuyordum. Bir zaman hocalar─▒na ├žok sual sorar, hocalar ona cevap vermekten aciz kal─▒rlard─▒. Fakat Nehri’den d├Ând├╝kten sonra ne hikmetse sual sormay─▒ terk etti. ─░lim ├Â─črenmedeki kabiliyetine gelince: “Kusura bakmay─▒n, bendeniz onun sizden y├╝ksek oldu─čunu tahmin ederim” diye arz etti.

Bir g├╝n Molla Resul’den Mutavvel’i okurken hocas─▒na; “Buray─▒ anlayamad─▒m” dedi. Molla Resul tekrar anlatt─▒. Fakat Seyyid Fehim-i Arvasi yine anlayamad─▒─č─▒n─▒ s├Âyledi. Molla Resul c├╝mleyi birka├ž defa okuduktan sonra; “Bug├╝n yoruldum, yar─▒n anlat─▒r─▒m” dedi. Ertesi g├╝n okudu fakat yine a├ž─▒klayamad─▒. O gece Molla Resul de, Seyyid Fehim de d├╝┼č├╝nd├╝ler. ├ť├ž├╝nc├╝ g├╝n ayn─▒ yere gelince, Molla Resul oradaki inceli─či yine a├ž─▒klayamad─▒. O s─▒rada Seyyid Fehim hocas─▒ Seyyid Taha hazretlerinin; “Ders okurken anlayamad─▒─č─▒n yer olursa, beni hat─▒rla” s├Âz├╝n├╝ hat─▒rlad─▒. Molla Resul dersi m├╝t├ólaa etmekle me┼čgulken, Seyyid Fehim g├Âzlerini kapay─▒p, m├╝r┼čidi Seyyid Taha hazretlerini g├Âz├╝n├╝n ├Ân├╝ne getirdi.

Seyyid Taha elinde bir kitap ile g├Âr├╝nd├╝. Kitab─▒ Seyyid Fehim’in ├Ân├╝ne a├žt─▒. Mutavvel’in o sayfas─▒yd─▒. O sat─▒rlar─▒ a├ž─▒k olarak okudu. Seyyid Fehim merakla dikkat ediyordu. O c├╝mlenin aras─▒nda bir at─▒f vav─▒ (ve harfi) fazla okudu. Seyyid Taha hazretleri kaybolunca, Seyyid Fehim g├Âzlerini a├žt─▒. Molla Resul’├╝n o sat─▒rlar─▒ okuyup d├╝┼č├╝nmekte oldu─čunu g├Ârd├╝. Molla Resul’den izin isteyip, hocas─▒ndan duydu─ču gibi bir (ve) ekleyerek okudu. Molla Resul bunu i┼čitince; “Mana ┼čimdi anla┼č─▒ld─▒” dedi. ─░kisi de iyice anlam─▒┼čt─▒. Molla Resul; “Bu sat─▒rlar─▒ yirmi senedir okudum, anlatt─▒m. Fakat hep anlamadan anlat─▒rd─▒m. ┼×imdi iyi anlad─▒m. S├Âyle bakal─▒m bunu do─čru okumak senin i┼čin de─čil. Ben senelerce bunu anlayamad─▒m. Sen nas─▒l anlad─▒n? Bu (ve)yi okudun, mana d├╝zeldi” dedi. Seyyid Fehim, m├╝r┼čidi Seyyid Taha hazretlerini hat─▒rlay─▒p yard─▒m istedi─čini s├Âyledi. M├╝r┼čidinden nas─▒l ├Â─črendi─čini anlatt─▒. Molla Resul; “─░mandan sonra k├╝f├╝r yoktur” diyerek kitab─▒ kapatt─▒. Seyyid Fehim ile birlikte Nehri’nin yolunu tuttular. Onlar yolda iken Seyyid Taha hazretleri; “Seyyid Fehim g├╝zel bir hediye ile geliyor” buyurdu. K─▒sa bir m├╝ddet sonra Seyyid Fehim’le birlikte gelen Molla Resul de Seyyid Taha hazretlerinin sohbetine kavu┼čup, talebelerinden oldu. Onun huzurunda manevi olgunlu─ča eri┼čip, zahiri ilimlerde oldu─ču gibi, tasavvuf ilminde de yeti┼čti. Seyyid Taha hazretleri Molla Resul’e hilafet vererek insanlara ─░slamiyetin emir ve yasaklar─▒n─▒ anlatmakla vazifelendirdi.

Hocas─▒ ve m├╝r┼čidi Seyyid Taha hazretlerinin huzuruna tekrar d├Ânen Seyyid Fehim, onun hizmet ve sohbetlerinde bulundu. Seyyid Taha hazretlerine olan muhabbet ve ba─čl─▒l─▒─č─▒ sebebiyle onun yatt─▒─č─▒ odan─▒n d─▒┼č taraf─▒nda pencereye y├╝z├╝n├╝ d├Âner ve sabahlara kadar ayakta durup, onun g├╝ne┼č gibi nur sa├žan feyizlerinden istifadeye ├žal─▒┼č─▒rd─▒. Hatta bir defas─▒nda bununla yetinmeyip, so─čuk bir gecede ┼čiddetli kar ya─čarken, kap─▒n─▒n d─▒┼č─▒nda uzand─▒. M├╝barek ba┼č─▒n─▒ kap─▒n─▒n e┼či─čine koyarak yatt─▒. ┼×iddetli ya─čan kar, m├╝barek v├╝cudunu ├Ârtt├╝. Fakat muhabbetle yanan kalbi ile kar alt─▒nda ├že┼čit ├že┼čit feyz ve bereketlere kavu┼čtu. Seyyid Taha hazretleri tehecc├╝d namaz─▒n─▒ k─▒lmak i├žin mescide gitmek ├╝zere kap─▒y─▒ a├žt─▒. Aya─č─▒n─▒ kap─▒dan d─▒┼čar─▒ at─▒nca, Seyyid Fehim’in s─▒rt─▒na bast─▒. Seyyid Fehim hemen aya─ča kalk─▒p edeple m├╝r┼čidinin kar┼č─▒s─▒nda durdu. Seyyid Taha hazretleri; “Yeter Molla Fehim. Benim kanaatime g├Âre bug├╝n ilimde bir ummans─▒n─▒z. Seyyid ┼×erif C├╝rcani hazretlerinden sonra ilimde seyyidlerin y├╝z├╝n├╝ siz g├╝ld├╝rd├╝n├╝z. Bu ilmi bu kadar yere sermeyiniz” buyurdu. Seyyid Fehim hazretleri ise; “Bu ilimden b├╝t├╝n istifadem, hazretinizin bir nazar─▒yla olana yeti┼čememi┼čtir. Bendeniz menfaatimi ar─▒yorum” diye cevap verdi. Bunun ├╝zerine Seyyid Taha hazretleri onu kucaklad─▒, gecenin karanl─▒─č─▒nda cihan─▒ ayd─▒nlatacak manevi nurlar─▒ ihsan etti. Elini tutarak beraber mescide gittiler.

Seyyid Taha hazretlerinin hizmet ve sohbetinde tasavvuf yolunun en y├╝ksek derecelerine kavu┼čan Seyyid Fehim, b├╝y├╝k bir veli oldu. Mutlak hilafetle ┼čereflenme zaman─▒ gelince, ├╝stad─▒ Seyyid Taha onu huzuruna ├ža─č─▒rd─▒ ve insanlara ─░slamiyet┬ĺin emir ve yasaklar─▒n─▒ anlatmak, onlar─▒n d├╝nya ve ahirette saadete, kurtulu┼ča kavu┼čmalar─▒na vesile olmakla vazifelendirdi. Fakat Seyyid Fehim; (Bu bir a─č─▒r y├╝kt├╝r. Ben bunu kald─▒ramam.) Hem de buna lay─▒k olmad─▒─č─▒n─▒ bildirip ├žekingen davrand─▒. Seyyid Taha hazretleri; (Bu bir emr-i ihtiyari, iste─če ba─čl─▒ bir i┼č de─čil, emr-i zaruri olup, mecburi i┼čtir) buyurdu. Memleketi olan Arvas’a gitmesini emretti. Yola ├ž─▒kaca─č─▒ zaman tekrar huzuruna ├ža─č─▒rd─▒, kitaplar─▒n i├žindeki mektuplar─▒n─▒ kendisine g├Âstererek; (Bu ihlas ve muhabbet sizin de─čil midir? Neden imtina ediyorsunuz. Yemin ederim ki sizin hilafetiniz, Resul-i ekrem efendimiz taraf─▒ndan tasdik buyurulmu┼č ve b├╝t├╝n s├ód├ót-─▒ kiram b├╝y├╝kler tasdik buyurmu┼č, ben de tasdik etmek zorunday─▒m. Siz de kabul etmek mecburiyetindesiniz) buyurdu.

Kanaat, tevekk├╝l, z├╝hd, muhabbet, r─▒za ve teslimiyette ├žok y├╝ksek bir m├╝r┼čid-i k├ómil olan ve; “Seyyid Taha’y─▒ g├Ârd├╝m, tarikat ve hakikatin ne oldu─čunu ├Â─črendim” buyuran Seyyid Fehim hazretleri, hocas─▒n─▒n emrine uyarak Arvas’a d├Ând├╝. Arvas Medresesini yeniden imar ederek talebelere ilim ├Â─čretti. Ayr─▒ca, ehl-i s├╝nnet itikad─▒n─▒, eshab-─▒ kiram─▒n yolunu anlatarak insanlar─▒n saadetine ├žal─▒┼čt─▒. ─░slamiyet┬ĺin emir ve yasaklar─▒ndan k─▒l kadar ayr─▒lmaks─▒z─▒n vazifesine devam etti. Her zaman afet kabul etti─či ┼č├Âhretten ka├ž─▒nd─▒. Arvas Medresesinde en az elli talebeye ders verip Madde-i K├╝bra adl─▒ eseri okuturdu. Ondan ilim tahsil edip, mezun olanlar Van ve hav├ólisinde Reis├╝’l-m├╝derrisin unvan─▒yla an─▒ld─▒lar. Seyyid Fehim hazretlerinin ilim ve marifetteki ├╝st├╝nl├╝─č├╝ k─▒sa zamanda her tarafa yay─▒ld─▒.

Seyyid Fehim hazretleri hocas─▒ Seyyid Taha hazretlerini, ders talebesi gibi her y─▒l, Arvas’dan Nehri’ye gelerek, ziyaret ederdi. Vefat─▒ndan sonra, yerine ge├žen biraderi Seyyid Muhammed Salih hazretlerini de ziyaret edip, sohbetlerinde bulundu. Zira Seyyid Muhammed Salih hazretleri Seyyid Fehim hazretlerinin sohbette ├╝stad─▒yd─▒.

├ťstad─▒n─▒n vefat─▒ndan sonra daha da tan─▒nan Seyyid Fehim hazretleri, ilim ve fazilette iyice me┼čhur oldu. M─▒s─▒r, Irak, Suriye ve bu hav├ólide halledilemeyen meseleler ona getirildi. ├ç├Âz├╝lemez gibi g├Âr├╝len m├╝┼čkil meseleleri hallederdi. Onun sohbetinde bulunmak ├╝zere Arvas’a giden kimseler d├╝nyadan habersiz, nefsin ve ┼čeytan─▒n ┼čerrinden emniyette olup, muhabbet deryas─▒na dald─▒lar. Ondan feyz al─▒p, y├╝ksek derecelere kavu┼čtular. Sohbet ve dersleriyle pek ├žok insan─▒n do─čru yola kavu┼čmas─▒na vesile oldular. B├Âylece, Do─ču Anadolu halk─▒n─▒n S├╝nni kalmas─▒n─▒, b├ót─▒l f─▒rkalar─▒n y├Âreye girmemesini temin ederek, milli birli─če ├žok hizmet etti. Doksan├╝├ž Harbinde Ruslara kar┼č─▒ Do─ču B├óyezid Cephesine gidip b├╝y├╝k kahramanl─▒klar ve muvaffakiyetler g├Âsterdiler.

Seyyid Fehim hazretleri hocas─▒ Seyyid Taha hazretlerinin vefat─▒ndan sonra onun emir ve tavsiyelerine s─▒k─▒ s─▒k─▒ya uydu. Senede iki defa Van’a te┼črif ederek halka ─░slamiyet┬ĺin emir ve yasaklar─▒n─▒ anlatt─▒. Onlar─▒n d├╝nyada ve ahirette saadete, mutlulu─ča kavu┼čmalar─▒ i├žin ├žal─▒┼čt─▒. Vaaz ve sohbetleriyle Van halk─▒n─▒n ─░slamiyet┬ĺe ba─čl─▒l─▒─č─▒ ve bu husustaki ┼č├Âhreti artt─▒. “D├╝nyada Van, ahirette iman” s├Âz├╝ insanlar aras─▒nda yayg─▒n olarak s├Âylenmeye ba┼čland─▒. Seyyid Fehim hazretlerinin Van’a geli┼člerinde b├╝y├╝k bir kalabal─▒k ve izdiham olurdu. Zaman─▒n valisi, askeri ve m├╝lki erkan─▒ onu ziyaret ederek, sohbetlerinden istifade ederler, varsa m├╝┼čkil meselelerini sorup cevaplar─▒n─▒ al─▒rlard─▒. Maddi ve manevi b├╝t├╝n emirleri yerine getirilir, herkes ona sayg─▒ ve h├╝rmette kusur etmezdi. B├Âylece hocas─▒ Seyyid Taha’n─▒n seneler ├Ânce buyurdu─ču; “Van’─▒n fethi Arvasi hanedan─▒ndan, ilim ve irfan─▒ ile tan─▒nm─▒┼č bir zat─▒n vas─▒tas─▒yla muvakkaten (ge├žici olarak) m├╝mk├╝nd├╝r” s├Âz├╝n├╝n h├╝km├╝ keramet olarak ortaya ├ž─▒km─▒┼čt─▒.

─░lim, fazilet ve g├╝zel ahlakta zaman─▒n─▒n bir tanesi olan Seyyid Fehim hazretleri, ─░slamiyet┬ĺin emirlerine ve sevgili Peygamberimizin s├╝nnet-i seniyyesine titizlikle uyard─▒. Onu sevenler namazlar─▒n─▒ mutlaka camide cemaatle k─▒larlard─▒. Onun en b├╝y├╝k kerameti, ─░slamiyet┬ĺin emir ve yasaklar─▒na tam uymas─▒, kendisinden sonra vazifesini devam ettirecek olan Seyyid Abd├╝lhakim gibi ├ólim ve veli bir zat─▒ yeti┼čtirmesiydi. Bunlardan ba┼čka pek ├žok kerametleri g├Âr├╝lm├╝┼čt├╝r.

Seyyid Fehim hazretleri bir defas─▒nda talebeleriyle Van G├Âl├╝ k─▒y─▒s─▒nda giderken, g├Âldeki Ahtamar Adas─▒nda bulunan Ermeni kilisesinden bir papaz ├ž─▒karak su ├╝st├╝nde y├╝r├╝meye ba┼člar. Talebeler bunu g├Âr├╝nce, baz─▒lar─▒n─▒n hat─▒r─▒na; “Allah─▒n d├╝┼čman─▒ dedi─čimiz papaz, su ├╝zerinde y├╝r├╝yor da, evliyan─▒n b├╝y├╝─č├╝, Allah├╝ te├ól├ón─▒n sevdi─či, se├žti─či kulu bildi─čimiz, Seyyid hazretleri acaba neden y├╝r├╝mez ve k─▒y─▒dan dola┼č─▒r” diye gelir. Seyyid Fehim, bu d├╝┼č├╝nceyi anlay─▒p, m├╝barek ayaklar─▒ndaki nal─▒nlar─▒ ellerine al─▒p, birbirine ├žarpar. Nal─▒nlar─▒ ├žarpt─▒k├ža papaz suya batar. Bo─čaz─▒na kadar gelince, bir daha ├žarpar. Papaz, batar ve bo─čulur. Sonra, b├Âyle d├╝┼č├╝nen talebesine d├Ânerek; “O, sihir yaparak, su ├╝st├╝nde gidiyor, b├Âylece sizin iman─▒n─▒z─▒ bozmak istiyordu. Nal─▒nlar─▒ ├žarp─▒nca sihri bozulup batt─▒. M├╝sl├╝manlar sihir yapmaz. Allah├╝ te├ól├ódan keramet istemekten de hay├ó ederler” buyurdu. Kerameti ile papaz─▒n sihrini bozdu.

Diyarbak─▒r’da adliye m├╝fetti┼či Mustafa Necati Bey isminde bir kimse vard─▒. Vazifeli olarak Van’─▒n M├╝k├╝s kazas─▒na gitti. Bir bayram g├╝n├╝, bayram namaz─▒ndan sonra kaymakam ve kazan─▒n ileri gelenleri Seyyid Fehim hazretlerini ziyarete gitmek ├╝zere haz─▒rland─▒lar. Mustafa Necati Bey de onlarla birlikte gitmek istedi. Gerekli haz─▒rl─▒klar yap─▒ld─▒ktan sonra yola ├ž─▒kt─▒lar. Yolculuk esnas─▒nda g├╝zel ┼čeylerden bahsedildi. Arvas’─▒n yak─▒n─▒ndaki K─▒rm─▒z─▒ K├Âpr├╝y├╝ ge├žtikten sonra hepsi de ayr─▒ bir manevi havaya girdiler. Mustafa Necati Bey de o havadan etkilendi. Fakat kendisi i├žki i├žti─či i├žin heybesinde iki ┼či┼če i├žki vard─▒. Arvas kabristan─▒n─▒n alt─▒ndaki ta┼čl─▒kta bu ┼či┼čeleri kimseden habersiz, bir yere saklad─▒. Arvas’a var─▒p, Seyyid Fehim hazretlerini ziyaret ettiler.

Hepsi s─▒ras─▒yla sayg─▒yla elini ├Âpt├╝ler. Mustafa Necati Bey de ellerini ├Âp├╝p, tasavvuf yolunda talebesi olmak istedi─čini bildirdi. Seyyid Fehim hazretleri ona; “┼×i┼če ile tarikat bir arada olmaz. Git ┼či┼čeleri k─▒r, d├Âk gel, ├Âyle kabul edelim” buyurdu. Mustafa Necati Bey ┼či┼čeleri oraya koydu─čunu kimsenin g├Ârmedi─čini d├╝┼č├╝nd├╝. Fakat Allah├╝ te├ól├ó veli kullar─▒na kerametle bildirir diye d├╝┼č├╝nerek gitti. ┼×i┼čelerden birini k─▒rd─▒, di─čerini de s─▒k─▒┼č─▒rsam kullan─▒r─▒m dedi. Seyyid Fehim hazretlerinin huzuruna gelince; “Git ├Âb├╝r├╝n├╝ de k─▒r gel!” buyurdular. Mustafa Necati Bey bu durum keyfi de─čil, zaruridir. O ┼či┼čeyi oraya isteyerek b─▒rakmad─▒m. Zaruri kal─▒rsam i├žerim, diye b─▒rakt─▒m” dedi. Seyyid Fehim hazretleri; “Haramda zaruret olmaz” buyurdular. Mustafa Necati Bey gidip o ┼či┼čeyi de k─▒rd─▒. Sonra ellerini ├Âpt├╝ ve talebeleri aras─▒na girdi. Bundan sonra i├žki al─▒┼čkanl─▒─č─▒ kalmad─▒. Mustafa Necati Bey, Seyyid Fehim hazretleri hakk─▒nda; “T├╝rkiye’yi hemen hemen tamamen, Arabistan’─▒n bir k─▒sm─▒n─▒ gezdim. Her yerde me┼čay─▒htan pek ├žok kimseyle kar┼č─▒la┼čt─▒m. Bu zat gibi olgun bir fert g├Ârmedim. Peygamber efendimizi ve Eshab-─▒ kiram─▒ temsil ediyordu. Onlardaki ilim, hilm, yumu┼čakl─▒k, vakar, let├ófet ve heybeti hi├ž kimsede g├Ârmedim” diye anlat─▒r ve a─člard─▒.

Seyyid Taha hazretlerinin o─člu Seyyid Ubeydullah Efendi hacca gitmek istiyordu. Van’a geldi. Kendi kendine; “Arabistan’da babam Taha-y─▒ Hakk├óri hazretlerini tan─▒yanlar ├žoktur. ─░lim sohbetleri olur. Yan─▒mda b├╝y├╝k bir ├ólimin bulunmas─▒ zaruridir. Buna lay─▒k ancak babam─▒n halifesi Seyyid Fehim hazretleridir” diye d├╝┼č├╝nerek onlar─▒ beraber g├Ât├╝rmek ├╝zere Van’a davet etti. Seyyid Fehim hazretleri Van’a gelince; “├ťstad─▒m birlikte hacca gidelim” dedi. Seyyid Fehim hazretleri ├Âz├╝r beyan edip; “Mali ve bedeni durumum m├╝sait de─čildir” buyurdu. Seyyid Ubeydullah Efendi; “Mal ve para i┼či bana aittir. Bedeni durumunuzla ilgili olarak Mevlana H├ólid-i Ba─čd├ódi hazretlerinin Divan’─▒na bakal─▒m, ne ├ž─▒kacak” dedi. Divan’─▒n baz─▒ sayfalar─▒n─▒ a├žt─▒klar─▒ zaman Medine-i m├╝nevvere ile ilgili beytler ├ž─▒kt─▒. Bunun ├╝zerine karar verip birlikte hac yolculu─čuna ├ž─▒kt─▒lar. ─░stanbul’a ge├žip, F├ótih’teki Re┼č├ódiye Oteline indiler. Onlar─▒n ─░stanbul’a geldiklerini haber alan zaman─▒n padi┼čah─▒ Sultan ─░kinci Abd├╝lhamid Han, kendilerini saraya davet etti. Sarayda misafir edip, ikram ve ihsanlarda bulundu.

Kendisi veli olan, ├ólim ve velilere ├žok h├╝rmet eden Sultan ─░kinci Abd├╝lhamid Han, Seyyid Fehim hazretlerinin sohbetlerinde bulunup, duas─▒n─▒ ald─▒. On iki g├╝n kadar ─░stanbul’da misafir ettikten sonra, Haydarpa┼ča’ya kadar merasimle, t├Ârenle u─čurlad─▒.

Seyyid Fehim hazretleri ve Seyyid Ubeydullah Efendi vapurla M─▒s─▒r’a gittiler. Oradaki ├ólim ve veliler ile g├Âr├╝┼č├╝p sohbette bulundular. O devrin ├Ânemli ilim merkezlerinden olan Ezher Medresesinden yeti┼čen ├ólimler, Seyyid Fehim hazretlerinin ilim ve faziletteki ├╝st├╝nl├╝─č├╝n├╝ kabul ettiler.

Seyyid Fehim hazretleri, hizmetlerinde bulunan Hac─▒ ├ľmer Efendiyle birlikte C├ómi-├╝l-Ezher Medresesine gittiler. Bir odaya girdiler. Bu odada oturan bir ├ólimin etr├óf─▒nda ├žok say─▒da kitaplar ve ├Ân├╝nde bir ka─č─▒t oldu─ču halde oturdu─čunu g├Ârd├╝ler. ├élim, kitaplara bak─▒yor fakat ├Ân├╝ndeki ka─č─▒da bir ┼čey yazam─▒yordu. Seyyid Fehim hazretleri ka─č─▒tta olan yaz─▒y─▒ bir defada okuyup ezberledi. ├ç├╝nk├╝ bir defa okudu─ču yaz─▒y─▒ ezberlemek onun hususiyetlerindendi. ├élim kimse ba┼č─▒n─▒ kald─▒r─▒p; “Sizin okuman─▒z var m─▒d─▒r?” diye sordu. Seyyid Fehim hazretleri ilimle bir miktar me┼čgul oldu─čunu bildirdi. ├élim; “Siz bu ka─č─▒ttaki yaz─▒n─▒n manas─▒n─▒ bilir misiniz?” dedi. “Evet” cevab─▒n─▒ al─▒nca, hayret etti ve; “Hayret! C├ómi├╝’l-Ezher Medresesi (├ťniversitesi) b├╝t├╝n ┼čubeleri (fak├╝lteleri) ile bir haftadan beri bu meselenin halli i├žin tatil edildi. Reis├╝’l-ulema ba┼čta olmak ├╝zere b├╝t├╝n ├ólimler gece-g├╝nd├╝z ├žal─▒┼čmaktad─▒r. Bu yaz─▒n─▒n mana ve mefhumunu anlamaktan aciz kald─▒” dedi. Seyyid Fehim hazretleri; “Basit bir meseledir” buyurunca, ├ólim daha ├žok hayret etti.

Seyyid Fehim hazretleri anla┼č─▒lamayan meseleyi izah etmeye ba┼člad─▒. Hayretler v├ódisinde dola┼čan ├ólim, sayg─▒yla kalk─▒p elini ├Âpt├╝kten sonra, hemen ka─č─▒t kalem al─▒p Fehim-i Arvasi hazretlerinin izah─▒n─▒ yazd─▒. Adresini alarak tekrar ellerini ├Âpt├╝ ve ayr─▒ld─▒. Seyyid Fehim hazretleri de Hac─▒ ├ľmer Efendiyle birlikte kiralad─▒klar─▒ eve d├Ând├╝.

Bir m├╝ddet sonra C├ómiu’l-Ezher Medresesi Reis├╝’l-ulem├ós─▒n─▒n (rekt├Âr├╝) g├Ânderdi─či d├Ârt ├ólim ├ž─▒kageldi. Reis├╝’l-ulem├ó taraf─▒ndan C├ómiu’l-Ezhere davet edildi─čini ifade ettiler. Seyyid Fehim hazretleri daveti kabul buyurup, gitti. B├╝y├╝k bir salonda Reis├╝’l-ulem├ó ba┼čta olmak ├╝zere be┼č y├╝ze yak─▒n ├ólim b├╝y├╝k bir sayg─▒ ile kendisini kar┼č─▒lad─▒lar. Seyyid Fehim hazretleriyle Reis├╝’l-ulem├ó yan yana oturdular. Sohbet ba┼člad─▒. Reis├╝’l-ulem├ó, Seyyid Fehim hazretlerine; “Efendi hazretleri! Tam istenen ┼čekilde a├ž─▒klad─▒─č─▒n─▒z mesele, C├ómi├╝’l-Ezherce m├╝┼čkil ve manas─▒ anla┼č─▒lamayan bir mesele h├óline gelmi┼čti. Cenab-─▒ Hakk’─▒n yard─▒m─▒yla bu m├╝┼čkil├óttan bizleri kurtard─▒n─▒z. C├ómi├╝’l-Ezher size sonsuz ┼č├╝kr├ón bor├žludur” dedi.

Bir├žok m├╝┼čkil meselelerin halledildi─či sualli cevapl─▒ sohbet, saatlerce devam etti. Bu s─▒rada Seyyid Fehim hazretleri, yan─▒ndaki Hac─▒ ├ľmer Efendiden t├╝t├╝n ├žubu─čunu doldurmas─▒n─▒ ve yakmas─▒n─▒ istedi. Hac─▒ ├ľmer Efendinin haz─▒rlad─▒─č─▒ ├žubuktan birka├ž nefes ├žekip yerine koydu. Reis├╝’l-ulem├ó, Seyyid Fehim hazretlerinden m├╝saade isteyip; “Birka├ž nefes de ben ├žekebilir miyim?” dedi. Seyyid Fehim hazretleri m├╝saade ettikten sonra birka├ž nefes de Reis├╝’l-ulem├ó ├žekti. Fakat bu s─▒rada salondaki ├ólimler aras─▒nda f─▒s─▒lt─▒lar ba┼člad─▒. ─░ki ├ólim gelerek Reis├╝’l-ulem├ó’ya; “Efendim t├╝t├╝n i├žmenin kesin haram oldu─čuna dair d├Ârt fetva vermi┼čtiniz. ┼×imdi i├žiyorsunuz, hikmeti nedir?” diye sordular. Reis├╝’l-ulem├ó cevaben; “Yemin ederim ki bizim ilmimiz bu zat─▒n ilmi yan─▒nda denizde bir damla gibidir. Ver├ó ve takvam─▒z da bu zat─▒n ver├ó ve takv├ós─▒ yan─▒nda yok gibidir. Bu zata uyarak bug├╝nden sonra t├╝t├╝n i├žece─čim. Demek ki yan─▒lm─▒┼č─▒m. Haram de─čilmi┼č. Haram ve g├╝nah olsayd─▒, bu zat a─čz─▒na koyar m─▒yd─▒? Siz serbestsiniz. Benden haram oldu─čunu duyan herkese haram olmad─▒─č─▒n─▒ duyurunuz” dedi.

Seyyid Fehim hazretlerinin sohbet ve hizmetinde bulunanlar, kendilerini d├╝nyadan uzakla┼čm─▒┼č g├Âr├╝rlerdi. Arap├ža, Fars├ža, T├╝rk├že ile di─čer mahalli dilleri bilirdi. Her dildeki mahareti emsalinden ├╝st├╝nd├╝. Arap├ža konu┼čtu─ču zaman M─▒s─▒r C├ómi├╝’l-Ezherinde yeti┼čti─či san─▒l─▒rd─▒. Maddi ve manevi b├╝t├╝n ilimlerde derin ├ólim, fesahat ve belagatlar─▒ harikayd─▒. Seyyid Abd├╝lhakim hazretleri onun vas─▒flar─▒n─▒ ┼ču ┼čekilde anlat─▒rd─▒: “O, her ilimde bir okyanustu. Derinli─čine kimse inemedi. Ancak o─člu ve halifesi Seyyid Muhammed Emin az─▒c─▒k anl─▒yordu. Hatt├ó ┼×eyh Sa’di ┼×ir├ózi’nin G├╝listan’─▒ndan bir beyt okudular ve izah buyurdular. Bir miktar─▒n─▒ anlayabildim. Seyyid Muhammed Emin de bir miktar daha anlad─▒. Sonra o da anlayamad─▒. H├╝lasa hakikat ve inceliklerini kimse hakk─▒yla idrak edemedi.

Seyyid Fehim hazretleri bir gece r├╝yas─▒nda Resulullah efendimizi g├Ârd├╝. Resulullah efendimiz ona; “Abd├╝lhakim’in terbiyesini sana ─▒smarlad─▒m” buyurdu. Bu emir ├╝zerine Abd├╝lhakim Efendinin terbiyesine daha ├žok ihtimam g├Âsterip, onu tasavvuftaki vilayet-i Ahmediyye derecesine ula┼čt─▒rd─▒.

Seyyid Fehim hazretlerinin ├Ânde gelen talebesi Seyyid Abd├╝lhakim Efendi, onun sohbetlerinden ├žok istifade etmi┼čti. Bir gece benzeri olmayan bir sohbet oldu. Seyyid Abd├╝lhakim bu sohbette dinlediklerini kendisi i├žin yeterli g├Ârerek; “Bu sohbet bana yeter, alabilece─čim her ┼čeyi bu gece ald─▒m” diye d├╝┼č├╝nd├╝. Sabah olunca ├╝stad─▒ kendisinden ibri─čini istedi. Abd├╝lhakim Efendi ibri─či bir elma a─čac─▒n─▒n alt─▒nda bulunan hocas─▒na g├Ât├╝rd├╝. Bu s─▒rada hazret-i Seyyid; “Abd├╝lhakim! Bu a─ča├ž ne a─čac─▒d─▒r?” diye sordu. “Elma a─čac─▒d─▒r efendim” diye cevap al─▒nca; “Bu a─čac─▒n bir g├Âvdesi, dallar─▒, dallar─▒nda da meyveleri vard─▒r. ┼×imdi bir elman─▒n i├žindeki ├žekirde─či yiyen bir kurt, ben b├╝t├╝n elmay─▒ ve elma a─čac─▒n─▒ yedim, onda olanlar─▒ ald─▒m dese, do─čru olur mu?” buyurdu. B├Âylece Seyyid Abd├╝lhakim Efendiye ak┼čamki d├╝┼č├╝ncelerinin yanl─▒┼č oldu─čunu bildirip, daha ├žok gayret etmesi gerekti─čini i┼čaret buyurdu.

Hazret-i Seyyid talebelerinin en ├╝st├╝n├╝ olan Seyyid Abd├╝lhakim Efendiye hilafetname vermeden be┼č y─▒l ├Ânce, karde┼člerine yazd─▒─č─▒ mektupta buyurdu ki:
“Sevdi─čim, k─▒ymetli Seyyid ─░brahim ve Seyyid Taha. Allah├╝ te├ól├ó ikinize de sel├ómet versin. Size ├žok dua ettikten ve selam eyledikten sonra, bildi─činiz gibi karde┼činiz Seyyid Molla Abd├╝lhakim ge├žen sonbaharda buraya gelmi┼č, ders okumaya ba┼člam─▒┼čt─▒. Bu fakir de onun dersini gayet dikkatle ve tahkik ederek anlatt─▒m. O da gerek derste, gerek kendi ├žal─▒┼čmalar─▒nda ├Âylece dikkat ve tahkik eyledi. ─░limden ba┼čka bir ┼čeye bakmas─▒na vakit b─▒rakmad─▒m. ┼×imdi, zaman─▒m─▒zdaki usule g├Âre kitaplar─▒ bitirdi. Bu fakir, ├ólet ilimlerini, f─▒k─▒h ve hadis ilimlerini okutmak i├žin, ├╝stadlar─▒mdan nas─▒l mezun olduysam, onu da ├Âyle mezun eyledim. Sizler art─▒k ona karde┼č g├Âz├╝yle bakmay─▒n─▒z. ─░lmin ┼čerefini g├Âzetmek i├žin ona kar┼č─▒ ├žok tevazu g├Âsteriniz. Bunlar─▒ sizin iyili─činiz ve y├╝kselmeniz i├žin yaz─▒yorum. Bundan ba┼čka ilme tevazu g├Âstermek, Allah├╝ te├ól├óya tevazu etmek demektir. Bu k─▒sa yaz─▒mdan ├žok ┼čeyler anlay─▒n─▒z! Esseyyid Fehim.”

Seyyid Abd├╝lhakim Efendiye 1882 senesinde z├óhiri ilimlerde icazet, diploma verdi─či gibi, 1888 senesinde tasavvufta Nak┼čibendiye, K├ódiriye, S├╝hreverdiye, ├çe┼čtiye ve K├╝breviye yollar─▒ndan hilafet de verdi. ─░nsanlara ─░slamiyet┬ĺin emir ve yasaklar─▒n─▒ anlatmakla vazifelendirdi. Seyyid Abd├╝lhakim’e yazd─▒─č─▒ bir mektupta buyurdu ki: “Sevgili o─člum, g├Âz├╝m├╝n nuru Seyyid Molla Abd├╝lhakim! Size, sonsuz dualar─▒m─▒ bildirdikten sonra arz edeyim ki, uzun zamandan beri, sizden haber almad─▒─č─▒m i├žin, g├Ânl├╝m ├žok ├╝z├╝l├╝yor. Allah├╝ te├ól├ó her gizli ┼čeyleri bilir. O ┼čahiddir ki, kalbim hemen her zaman seninledir diyebilirim. Beni bu ├╝z├╝nt├╝den kurtarmak i├žin, g├Âr├╝n├╝r g├Âr├╝nmez hallerinizi s─▒k s─▒k bildirmelisiniz! B├Âylece sevgi ba─člar─▒ oynat─▒lm─▒┼č olur. E─čer o, g├Âz├╝m├╝n nuru buradaki fakirlerden soracak olursa, Allah├╝ te├ól├óya hamd ve ┼č├╝k├╝rler olsun! Bedenimizin ve etraf─▒m─▒z─▒n rahat─▒ ve selameti g├╝nden g├╝ne artmaktad─▒r. Hak te├ól├ó, biz fakirlerin ve b├╝t├╝n karde┼člerimizin kalblerine selamet ihsan buyursun! ├émin. ┼×eyh Abd├╝lhamid’e ve ┼×eyh Hasan’a ve Seyyid ─░br├óhim’e bu fakirin dualar─▒n─▒ bildiriniz! Taha Efendiye ve Mazhar Efendiye dua ederim. Her kime uygun g├Âr├╝rseniz, bu fakirin dualar─▒n─▒ bildirmek i├žin, vekilimsiniz. Bundan ba┼čka, Nehri’de olanlar─▒n, do─čru e─čri hepsinin hallerini yaz─▒n─▒z. Ayr─▒ca, Nasturilerin ta┼čk─▒nl─▒k yapt─▒klar─▒n─▒, d├Ârt y├╝z m├╝sl├╝man ├Âld├╝rd├╝klerini i┼čittik. Bunlar─▒n neler yapt─▒klar─▒n─▒ ve ne i├žin yapt─▒klar─▒n─▒ da bildirmenizi istiyorum. Vesselam. Duac─▒n─▒z g├╝nahk├ór Seyyid Fehim.”

├ľmr├╝n├╝ ─░slamiyet┬ĺi ├Â─črenmek ve ├Â─čretmekle ge├žiren Seyyid Fehim hazretleri vefat─▒ndan alt─▒ ay ├Âncesinden itibaren sefer haz─▒rl─▒─č─▒na ba┼člam─▒┼čt─▒. Sohbetlerinde her zamankinden daha ├žok ├Âl├╝mden bahsediyordu. ┼×imdi medfun bulundu─ču kabr-i ┼čerifin yerine bakarak, Arvas kabristan─▒na defnedilenlerin imanl─▒ oldu─ču takdirde b├╝t├╝n g├╝nahlar─▒n─▒n affedilece─čini beyan buyururlard─▒.

├ľmr├╝n├╝n son g├╝nlerine do─čru rahats─▒zl─▒─č─▒ fazlala┼čt─▒. Bir Cuma g├╝n├╝ hasta haliyle camiye gitti. O g├╝n halifesi ve o─člu Seyyid Muhammed Emin Efendi beli─č ve hazin bir hutbe okudu. Caminin arkas─▒ndaki ├že┼čmeye kadar saflar ba─člam─▒┼č olan cemaat bu hutbenin tesiriyle mahzun olup, a─člad─▒. Seyyid Fehim hazretleri Cuma namaz─▒n─▒ oturarak k─▒ld─▒. Sonra da Seyyid Abd├╝lhakim Efendi, Seyyid Muhammed Emin Efendi, Halife Dervi┼č ve Halife Ali adl─▒ d├Ârt halifesini huzuruna davet buyurarak vasiyetlerini ┼č├Âyle bildirdi:

“Kitaplar─▒m─▒ Arvas K├╝t├╝phanesine vakfettim. Benim bildi─čim kimseye borcum yoktur. ─░htiyaten ilan edin. ┼×ayet alacakl─▒lar ├ž─▒karsa, ne kadar iddia ederlerse, Muhammed Emin teredd├╝ts├╝z versin. ─░lmin ve Nak┼čibendiye yolunun yay─▒lmas─▒na ihtimam g├Âsteriniz. Seyyidim ve senedim Seyyid Taha-y─▒ Hakk├óri hazretlerinin, her sene asgari bir defa Van’a gidip halk─▒ ir┼čad i├žin fakire olan emirlerini yerine getiriniz…┬ö

Vasiyetine devam ederek; “Benden sonra ├žok fitne ├ž─▒kacak, kad─▒nlardan haya perdesi kalk─▒p, ├žar┼č─▒ pazarlarda dola┼čacaklar. ─░slam, Abd├╝lhamid Hanla k├óimdir” buyurdu. Bir ara Seyyid Abd├╝lhakim Efendiye d├Ânerek; “Cenab-─▒ Hak sizi muhafaza edecektir” buyurdu ve ─░brahim aleyhisselam─▒n ate┼čte yanmad─▒─č─▒ k─▒ssas─▒n─▒ anlatt─▒. “Ehl-i s├╝nnet itikad─▒n─▒n, eshab-─▒ kiram─▒n yolunun yay─▒lmas─▒ i├žin elimden geldi─čince, k─▒l kadar ayr─▒lmamak ├╝zere hizmet ettim. ─░n┼č├óallah mesul de─čilim. Tam tetkik etmeden fetva vermeyiniz. Ruhsatlarla yetinmeyiniz. ─░mkan olduk├ža azimetleri esas kabul ediniz” buyurduktan sonra bir m├╝ddet kimseyi yanlar─▒na kabul buyurmad─▒lar. Allah├╝ te├ól├óy─▒ anmakla ve ibadetle me┼čgul oldular.

Fehim-i Arvasi hazretlerinin hastal─▒─č─▒n─▒ duyanlar uzak yak─▒n her taraftan gelip ziyaret ettiler. Tedavi i├žin doktorlar getirdiler. Vefat etti─či g├╝n├╝n ikindi namaz─▒n─▒ oturarak k─▒lan Seyyid Fehim hazretlerinin m├╝barek v├╝cutlar─▒ secdeden m├╝barek ba┼č─▒n─▒ kald─▒ramayacak derecede zay─▒flam─▒┼čt─▒. O─člu Seyyid Muhammed Emin Efendinin yard─▒m─▒yla ba┼č─▒n─▒ secdeden kald─▒rabiliyordu. Bu s─▒rada h├╝z├╝n ve ├╝z├╝nt├╝ Arvas ve etraf─▒n─▒ kaplam─▒┼č, evin etraf─▒nda y├╝zlerce seveni ve talebesi onun iyile┼čmesi haberini bekliyordu. O s─▒rada renk renk, ├že┼čit ├že┼čit ku┼člar geldiler, havada s─▒ra s─▒ra durarak herkesin hissetti─či ┼čekilde h├╝z├╝nlerini izh├ór ettiler. Y├╝zbinlerce ku┼č, Arvas ├╝zerinde ┼čemsiye gibi g├Âlge ettiler. O arada gaybdan bir ses; “Y├ó eyyet├╝hennefs├╝’l-mutmeinneh…” ├óyet-i kerimesini sonuna kadar okudu. Secdeden ba┼č─▒n─▒ kald─▒r─▒p “Er-Refiku’l-a’l├ó” dedikten sonra sesli bir kelime-i tevhidden sonra 1895 senesi ┼×evval ay─▒n─▒n on be┼činci Sal─▒ g├╝n├╝ ruhunu teslim etti.

Seyyid Fehim-i Arvasi hazretlerinin Arvas’ta bulunan kabri, sevenleri taraf─▒ndan ziyaret edilmekte ve bereketlerinden faydalan─▒lmaktad─▒r. Vesile edilerek yap─▒lan dualar kabul olmaktad─▒r. ├çocu─ču olmayanlar ├žocu─ča sahip olmakta, hasta olanlar ┼čifaya kavu┼čmaktad─▒rlar.
*

Gece evden ni├žin ayr─▒ld─▒lar?

Seyyid Fehim hazretleri her sene Van’a geli┼činde bir m├╝ddet kal─▒rd─▒. ├é┼č─▒klar─▒ toplan─▒r, feyz al─▒rlard─▒. Genellikle kendisini ├žok seven mahkeme ba┼čk├ótibi Ahmed Beyin evinde mis├ófir olurdu. Bir sene Ahmed Bey hacca gitmi┼čti. Van’a bir geli┼činde yine onun evinde kald─▒. Bir gece yar─▒s─▒ yak─▒nlar─▒ndan birini ├ža─č─▒rd─▒ ve; “Arkada┼člar─▒n─▒ uyand─▒r! ┼×imdi buradan ├ž─▒k─▒p, falan eve gidece─čiz” buyurdu. O kimse; “Efendim gece yar─▒s─▒ gitmek ay─▒p olur. Yar─▒n gitsek olmaz m─▒?” dedi. “Hay─▒r ┼čimdi gidece─čiz. Hem Ahmed Beyin o─čullar─▒na da haber ver” buyurdu. Durumu ├Â─črenen Ahmed Beyin o─čullar─▒ gelip yalvard─▒lar. “Efendim bir kusur yapt─▒ksa af buyurun. Bizden ayr─▒lmay─▒n. Babam─▒z i┼čitirse ├╝z├╝l├╝r. Biz ona ne cevap verece─čiz, lutfediniz, ihsan ediniz! Kabahatimizi ba─č─▒┼člay─▒n─▒z” dediler. ├çok g├Âz ya┼č─▒ d├Âkt├╝ler. Seyyid Fehim hazretleri; “Hay─▒r sizden ├žok raz─▒y─▒m, bize her hizmeti fazlas─▒ ile yap─▒yorsunuz. Sizlere dua etmekteyim. Fakat ┼čimdi gitmemiz laz─▒m” buyurdu. Ahmed Beyin o─čullar─▒; “Emir buyurdu─čunuz gibi olsun” dediler. Gece yar─▒s─▒ sevdiklerinden bir ba┼čkas─▒n─▒n evine gittiler.

Ertesi g├╝n o─člu Muhammed Emin Efendi, Ahmed Beyin o─čullar─▒n─▒n pek ├žok ├╝z├╝ld├╝klerini s├Âyledi ve; “Babac─▒─č─▒m o evde sabaha kadar kalsayd─▒k ne olurdu?” diye sorunca, Seyyid Fehim hazretleri; “O─člum! ┼×imdi kimseye s├Âyleme. Bu gece Ahmed Bey Mekke-i m├╝kerremede vefat etti. Ev yetim evi oldu. Mal miras├ž─▒lara kald─▒. Evvelce her ┼čeyi kullan─▒yor, yiyip i├žiyorduk. ├ç├╝nk├╝ Ahmed Beyin seve seve helal edece─čini biliyordum. ┼×imdi ise tan─▒┼čmad─▒─č─▒m─▒z miras├ž─▒lar─▒n─▒n hakk─▒ oldu─čundan bir ┼čeyi kullanmak caiz olmaz. Kul hakk─▒ndan ka├ž─▒nmak i├žin acele ayr─▒ld─▒m” buyurdu. Bir ay sonra hac─▒lar d├Ând├╝. Herkes geldi. Ahmed Bey gelmedi. “Bir gece yar─▒s─▒ Mekke’de vefat etti” dediler. Hesap ettiler, Seyyid Fehim hazretlerinin evden ayr─▒ld─▒─č─▒ geceye rastl─▒yordu.

┼×eyhin seni ├Âld├╝rtmez

Van’─▒n G├╝rp─▒nar Muhammed Pir├ón a┼čiretinden Ali isminde bir zat gelerek Seyyid Fehim hazretlerine talebe oldu. Bir yolculuk s─▒ras─▒nda vaktiyle hasm─▒ olan bir kimse yolunu kesti. Ali ismindeki zat─▒ ├Âld├╝rmek ├╝zere silah─▒na sar─▒ld─▒. Ni┼čan ald─▒─č─▒ s─▒rada Ali ismindeki zat; “Beni ├Âld├╝rme! Hazret-i ┼×eyhe (Seyyid Fehim) talebe oldum. B├╝t├╝n d├╝nya d├╝┼č├╝ncelerinden s─▒yr─▒ld─▒m” diyerek, hasm─▒n─▒ ikna etmeye ├žal─▒┼čt─▒. Fakat silahl─▒ kimse onu dinlemeyip silah─▒n─▒n teti─čine bast─▒. Be┼č tane fi┼če─či vard─▒. Hepsini att─▒ fakat hi├ž ses duyulmad─▒─č─▒ gibi, Ali Efendiye de herhangi bir ┼čey olmad─▒. Silahl─▒ kimse, fi┼ček yuvas─▒na bakt─▒, fi┼čekleri g├Âremedi. Olanlar kar┼č─▒s─▒nda ┼ča┼č─▒r─▒p kald─▒. “┼×eyhin seni ├Âld├╝rtmez” diyerek ayr─▒l─▒p gitti.

Ali Efendi bir m├╝ddet sonra Seyyid Fehim-i Arvasi hazretlerini ziyaret etmek ├╝zere Arvas’a gitti. Ziyaret esnas─▒nda Seyyid Fehim hazretleri ona; “K├Ây├╝n tepesinde ├žok korktunuz mu?” diye sordu. Ali Efendi; “Evet efendim” dedi. Seyyid Fehim hazretleri oturdu─ču postun alt─▒ndan be┼č adet fi┼če─či ├ž─▒kararak Ali Efendiye verdi ve; “Kul hakk─▒d─▒r. ├ťzerimizde kalmas─▒n” buyurup fi┼čekleri sahibine vermeyi emretti. Ali Efendi bu fi┼čekleri sahibine g├Ât├╝r├╝p verdi. Hadise s─▒ras─▒nda zaten hayret i├žinde kalm─▒┼č olan silahl─▒ kimse, yapt─▒klar─▒na pi┼čman oldu. Tevbe edip, Arvas’a gitti ve Seyyid Fehim hazretlerine talebe oldu.
*

─░stanbul’da, Ka─č─▒th├óne’de sabun fabrikas─▒ olan R─▒fat Beyin babas─▒ Abd├╝lvehh├ób Efendi 1963’te vef├ót etti. Vef├ót─▒ndan birka├ž sene evvel dedi ki: “Erzurum’da medrese tahs├«lini bitirmi┼čtim. Daha okumak istedim. Arad─▒─č─▒m b├╝y├╝k ├ólimin Bitlis’te Abd├╝lcel├«l Efendi oldu─čunu s├Âylediler. Bitlis’e gittim. Kendisini arad─▒m. Van’a gitti, yak─▒nda gelir, bekle dediler. Sabredemedim, Van’a gittim. Sordu─čumda; “M├╝ks ┼čeyhi Seyyid Fehim hazretleri Van’a geldi. ┼×├ób├óniyeC├ómiinde, onun yan─▒ndad─▒r.” dediler. Oraya gittim. Hem de b├╝y├╝k ├ólim Abd├╝lcel├«l Efendi, k├╝rs├╝ye ├ž─▒km─▒┼č, herkes onu dinleyip istif├óde etmektedir, diye d├╝┼č├╝n├╝yordum. C├ómiye girdim. Herkes ba┼č─▒n─▒ e─čmi┼č, edeple oturuyordu. Kar┼č─▒da n├╗r gibi, tatl─▒ bak─▒┼čl─▒ bir z├ót vard─▒. Herkes buna kar┼č─▒ sayg─▒ ile d├Ânm├╝┼čt├╝. Abd├╝lcel├«l Efendi, her h├ólde kar┼č─▒daki heybetli, tesirli z├ótt─▒r, diyordum. Fakat, soracak kimse yoktu. Herkes, boynunu b├╝km├╝┼č ├Ân├╝ne bak─▒yordu. Ans─▒z─▒n, ├Ân├╝me bir gen├ž geldi. “Ne ar─▒yorsunuz?” dedi. “Abd├╝lcel├«l Efendi hazretlerini ar─▒yorum.” dedim. “─░┼čte budur.” diyerek, en geri s─▒rada boynunu b├╝km├╝┼č edeple oturan birini g├Âsterdi. “─░stersen sen de otur.” dedi. “Kar┼č─▒da oturan kimdir?” dedim. “Seyyid Fehim hazretleridir.” dedi. Nice zaman sonra, bu gencin, Seyyid Abd├╝lhak├«m Efendi oldu─čunu anlad─▒m. Biraz sonra ezan okundu. S├╝nnetler k─▒l─▒nd─▒. Seyyid Fehim hazretleri im├óm oldu. Saflar─▒ d├╝zelttik. ─░m├ómla birlikte tekbir getirirken, b├╝t├╝n cem├óat, elektrik ├žarpan kimse gibi titremeye ba┼člad─▒k. ┼×imdi altm─▒┼č sene oluyor. ─░m├óm─▒n o tekbir sesi h├ót─▒r─▒ma geldik├že, titriyorum. Kalbimde, o g├╝n oldu─ču gibi, bir hal oluyor.”




Evliya Yok Mu?

Seyyid Abd├╝lhakim Arvasi hazretlerine, bu zamanda evliya yok mu diye soruldu─čunda buyurdu ki:

(Bu zamanda, be┼č vakit namaz─▒n─▒ k─▒lan, haramlardan sak─▒nan umumi evliya s─▒n─▒f─▒na dahil olur. Bir de hususi evliyal─▒k vard─▒r. Bu, tasavvuf yolunda ilerleyenlere Rabbimizin ihsan etti─či derecelerdir. ─░┼čte, bu zamanda b├Âyle evliya yok gibidir.)

Peki arkada┼člar, art─▒k evliya yok mudur diye sorarsan─▒z;

D├╝nyada elbette evliya bulunur. Din kitaplar─▒nda birler, ├╝├žler yediler, k─▒rklar, be┼č y├╝zler gibi adland─▒r─▒lan evliya vard─▒r. ├ť├ž hadis-i ┼čerif meali ┼č├Âyledir:

(Ebdal k─▒rk ki┼čidir. Bunlar─▒n bereketi ile d├╝┼čmana galip gelirsiniz ve bel├ódan kurtulursunuz.) [─░bni Asakir]

(Her as─▒rda iyiler bulunur. Bunlar be┼č y├╝z ki┼či olup k─▒rk─▒ ebdaldir. Her ├╝lkede bulunur.) [Ebu Nuaym]

(Yery├╝z├╝nde her zaman [ebdallerden] k─▒rk ki┼či bulunur. Her biri ─░brahim aleyhisselam gibi bereketlidir. Bunlar─▒n bereketi ile ya─čmur ya─čar. Biri ├Âl├╝nce, Allah├╝ te├ól├ó, onun yerine ba┼čkas─▒n─▒ getirir.) [Taberani]

Bu evliya zatlar─▒ herkesin tan─▒mas─▒ elbette zordur. Zaten ben evliyay─▒m diyen veli de─čildir. Evliya, kendini gizler. Bunun i├žin evliyay─▒ tan─▒mak zordur. Bug├╝n a├ž─▒k├ža ben evliyay─▒m diyen sahtek├órlar ├žoktur. Hatta ├žok kimse, (Bizim hocam─▒z hatem├╝l evliyad─▒r, son velidir. Art─▒k ba┼čka veli gelmez) diyorlar. Bunlar─▒nki de yanl─▒┼čt─▒r.

Esh├ób-─▒ kiram ve T├óbiini izam zamanlar─▒nda, Evliya ├žoktu. Herkes bunlar─▒ ziyaret ederek bereketlenir, dualar─▒n─▒ al─▒rlard─▒. Ahir zaman yakla┼čt─▒k├ža, k├╝f├╝r alametleri, bidÔÇÖatler ├žo─čald─▒. Ulema ve evliya azald─▒.




K├╝fr Bahsi

K├ťFR BAHS─░

K├Ât├╝l├╝klerin en k├Ât├╝s├╝, Allah├╝ te├ól├óya inanmamak, ateist olmakd─▒r. ─░nan─▒lmas─▒ l├óz─▒m olan ┼čeye inanmamak k├╝fr olur. Muhammed aleyhissel├óma inanmamak k├╝fr olur. Muhammed aleyhissel├óm─▒n, Allah├╝ te├ól├ó kat─▒ndan getirip bildirdi─či ┼čeylerin hepsine kalb ile inan─▒p, dil ile de ikr├ór etme─če, s├Âyleme─če, (├ÄM├éN) denir. S├Âyleme─če m├óniÔÇÖ bulundu─ču zem├ón, s├Âylememek afv olur. ├Äm├ón h├ós─▒l olmak i├žin, isl├ómiyyetin k├╝fr al├ómeti dedi─či ┼čeyleri s├Âylemekden ve kullanmakdan sak─▒nmak da l├óz─▒md─▒r. ─░sl├ómiyyetin ahk├óm─▒ndan, yaÔÇÖn├« isl├ómiyyetin emr ve yasaklar─▒ndan birini haf├«f g├Ârmek, KurÔÇÖ├ón-─▒ ker├«m ile, melek ile, Peygamberlerden biri ile ÔÇťaleyhim├╝ssalev├ót├╝ vettesl├«m├ótÔÇŁ alay etmek, k├╝fr al├ómetlerindendir. ─░nk├ór etmek, yaÔÇÖn├« i┼čitdikden sonra inanmamak, tasd├«k etmemek demekdir. ┼×├╝bhe etmek de ink├ór olur.

K├╝fr ├╝├ž nevÔÇÖdir: Cehl├«, C├╝h├╗d├« ve h├╝km├«.

I- ─░┼čitmedi─či, d├╝┼č├╝nmedi─či i├žin k├ófir olanlar─▒n k├╝fr├╝ (K├╝fr-i cehl├«)dir. Cehl de iki d├╝rl├╝d├╝r: Birincisi basitdir. B├Âyle kimse, c├óhil oldu─čunu bilir. Bunlarda yanl─▒┼č iÔÇÖtik├ód olmaz. Hayvan gibidirler. ├ç├╝nki, insan─▒ hayvandan ay─▒ran, ilm ve idr├ókdir. Bunlar, hayvandan da a┼ča─č─▒d─▒rlar. ├ç├╝nki, hayvanlar, yarat─▒ld─▒klar─▒ ┼čeyde ileridirler. Cehlin ikincisi, (Cehl-i m├╝rekkeb)dir. Yanl─▒┼č, sap─▒k iÔÇÖtik├ódd─▒r. Yunan felsefecilerinin ve m├╝slim├ónlardan yetmi┼čiki bidÔÇÖat f─▒rkas─▒n─▒n a├ž─▒kca bildirilmi┼č olanlara uym─▒yan iÔÇÖtik├ódlar─▒ b├Âyledir. Bu ceh├ólet, birincisinden dah├ó fen├ód─▒r. ─░l├óc─▒ bilinmiyen bir hastal─▒kd─▒r.

II- K├╝fr-i c├╝h├╗d├«ye, k├╝fr-i in├ód├« de denir. Bilerek, in├ód ederek k├ófir olmakd─▒r. Kibrden, mevkiÔÇÖ s├óhibi olmay─▒ sevmekden vey├ó ayblanmakdan korkmak sebebi ile h├ós─▒l olur. Firavn ve yolda┼člar─▒n─▒n, Bizans kral─▒ Herakliy├╗s├╝n k├╝frleri b├Âyledir.

III- K├╝fr├╝n ├╝├ž├╝nc├╝ nevÔÇÖi, (K├╝fr-i h├╝km├«)dir. ─░sl├ómiyyetin ├«m├óns─▒zl─▒k al├ómeti dedi─či s├Âzleri s├Âyliyen ve i┼čleri yapan, kalbinde tasd├«k olsa da ve inand─▒─č─▒n─▒ s├Âylese de k├ófir olur. ─░sl├ómiyyetin tahk├«rini emr etdi─či ┼čeyi taÔÇÖz├«m, taÔÇÖz├«mini emr etdi─či ┼čeyi tahk├«r k├╝frd├╝r.

1- Allah├╝ te├ól├ó, Ar┼čdan vey├ó g├Âkden bize bak─▒yor demek k├╝frd├╝r.

2- Sen bana zulm etdi─čin gibi, Allah├╝ te├ól├ó da sana zulm ediyor demek k├╝frd├╝r.

3- Fil├ón m├╝slim├ón benim g├Âz├╝mde yeh├╗d├« gibidir demek k├╝frd├╝r.

4- Yalan bir s├Âze, Allah├╝ te├ól├ó biliyor ki do─črudur demek k├╝frd├╝r.

5- Melekleri k├╝├ž├╝lt├╝c├╝ ┼čeyler s├Âylemek k├╝frd├╝r.

6- KurÔÇÖ├ón-─▒ ker├«mi, hatt├ó bir harfini k├╝├ž├╝lt├╝c├╝ s├Âz s├Âylemek, bir harfine inanmamak k├╝frd├╝r.

7- ├çalg─▒ ├žalarak KurÔÇÖ├ón-─▒ ker├«m okumak k├╝frd├╝r.

8- Hak├«k├« olan Tevr├ót ve ─░nc├«le inanmamak, bunlar─▒ k├Ât├╝lemek k├╝frd├╝r. [┼×imdi, hak├«k├« Tevr├ót ve ─░nc├«l yokdur.]

9- KurÔÇÖ├ón-─▒ ker├«mi ┼č├óz olan harflerle okuyup, KurÔÇÖ├ón budur demek k├╝fr olur.

10- Peygamberleri k├╝├ž├╝lt├╝c├╝ ┼čeyler s├Âylemek k├╝frd├╝r.

11- KurÔÇÖ├ón-─▒ ker├«mde ismleri bildirilen yirmibe┼č Peygamberden ÔÇťaleyhim├╝ssalev├ót├╝ vettesl├«m├ótÔÇŁ birine inanmamak k├╝frd├╝r.

12- ├çok iyilik yapan birisi i├žin, Peygamberden dah├ó iyidir demek k├╝fr olur.

13- Peygamberler muhtâc idi demek küfr olur. Çünki, onların fakîrlikleri kendi istekleri ile idi.

14- Birisi, Peygamber oldu─čunu s├Âylese, buna inananlar da k├ófir olur.




Fitne / Efendi Hazretleri’nin Rab─▒ta-─▒ ┼×erife Kitab─▒ndan

F─░TNE

Fitnenin ┼čeriat l├╝gatinde, m├ónas─▒, g├╝nahlar─▒n neticesi olarak gelen musibetlerdir. Bunlar da iki k─▒s─▒md─▒r: Birisi, zalimin nefsine mahsus olanlar… ├ľld├╝rme, zina, ┼čarap i├žme vesaire gibi… Yani ─░l├óh├« yasaklardan birinin korunmamas─▒ y├╝z├╝nden ┼čahsa gelen bel├ó… Musibetlerin en hafifi budur.

├ľb├╝r├╝ de b├╝t├╝n toplulu─ču ku┼čatan ve cemiyet pl├ón─▒na inen musibetler… Bu gibi, fitnesi ├žok ve sahas─▒ geni┼č musibetlerin zuhuruna meydan verilmemesi i├žin bir ├óyet nazil olmu┼čtur ki, meali ┼č├Âyledir:

┬ź? Ka├ž─▒n─▒z ┼ču fitnelerden ki, musibeti yaln─▒z kendinize h├ós de─čildir ve k─▒yamete kadar devamdad─▒r!┬╗

Bu t├╝rl├╝ fitnelerden ba┼čl─▒cas─▒, topluluk halinde il├óh├« yasaklardan biri ├ži─čnenirken buna ┼čahit olanlar─▒n engel olmaya iktidarlar─▒ varken ses ├ž─▒karmamalar─▒, iktidarlar─▒ yokken de kalbten olsun bir nefret ve mukavemet hissi duymamalar─▒ndan do─čar.

Bir ba┼čka saiki de, ┬źemr-i bil maruf┬╗ denilen yap─▒lmas─▒ gerekli i┼čleri hafife almak ve dinde caiz olmayan bir ┼čeyi nefse uyarak ve nefsin istedi─či ┼čekle d├Âkerek caiz g├Âstermeye yeltenmek ve bunu topluma sirayet ettirmektir.

─░tikad─▒ bozuk olanlara dalkavukluk etmekle bazen tepkisiz g├Âr├╝nmek aras─▒nda ┼ču fark vard─▒r ki, dalkavukluk asla caiz de─čilken tepkisiz g├Âr├╝nmek, yerine ve ┼čekline g├Âre haram, mekruh, icab─▒nda da farz, vacip ve s├╝nnet olabilir.

Sadele┼čtiren: ├ťstad




S─▒k─▒nt─▒lar─▒n As─▒l Sebebi!…

S─▒k─▒nt─▒lar─▒n as─▒l sebebi!..

Seyyid Abd├╝lhakim Arvasi hazretleri buyuruyor ki:

Siz bu ├óleme, kendili─činizden gelmedi─činiz gibi, yine kendiniz de gidemezsiniz. G├Ârd├╝─č├╝n├╝z g├Âzler, i┼čitti─činiz kulaklar, duygu edindi─činiz organlar, d├╝┼č├╝nd├╝─č├╝n├╝z zek├ólar, kulland─▒─č─▒n─▒z eller ve ayaklar, ge├žece─činiz b├╝t├╝n yollar, girip ├ž─▒kt─▒─č─▒n─▒z b├╝t├╝n yerler, h├╝lasa, ruh ve cesedinize ba─čl─▒ b├╝t├╝n aletler, sistemler, hepsi ve hepsi, Allah├╝ te├ól├ón─▒n m├╝lk├╝ ve mahlukudur. Siz Ondan hi├žbir ┼čey gasp edemez, m├╝lk edinemezsiniz! O, g├Âr├╝r, bilir, i┼čitir ve her var olan ┼čeyi, her an varl─▒kta durdurmaktad─▒r. Hepsinin idaresinden, hallerinden bir an gafil olmaz. M├╝lk├╝n├╝ kimseye ├žald─▒rmaz. Emirlerine uymayanlar─▒n cezas─▒n─▒ vermekten de, aciz kalmaz. Mesela, AyÔÇÖda ve di─čer y─▒ld─▒zlarda insan olmad─▒─č─▒ gibi, yery├╝z├╝nde de bulunmasayd─▒, bir ┼čey laz─▒m gelmezdi. Bundan dolay─▒, b├╝y├╝kl├╝─č├╝nden bir ┼čey eksilmezdi. Bir hadis-i kudsi meali: (├ľnce gelenleriniz, sonra gelenleriniz; k├╝├ž├╝─č├╝n├╝z, b├╝y├╝─č├╝n├╝z; dirileriniz, ├Âl├╝leriniz; insanlar─▒n─▒z, cinleriniz; en m├╝tteki, itaatli kulum gibi olsan─▒z, b├╝y├╝kl├╝─č├╝m artmaz. Aksine, hepiniz, bana kar┼č─▒ duran, Peygamberlerimi a┼ča─č─▒ g├Âren, d├╝┼čman─▒m gibi olsan─▒z, ilahl─▒─č─▒mdan bir ┼čey eksilmez. Rabbiniz, sizden ganidir, Ona hi├žbiriniz laz─▒m de─čildir. Siz ise, var olman─▒z i├žin ve varl─▒kta kalabilmeniz i├žin ve her ┼čeyinizle, hep Ona muhta├žs─▒n─▒z.)

Ey ta┼čk─▒nl─▒k i├žinde y├╝zen insan! Siz, ne hep, ne de hi├žsiniz! ─░kisi aras─▒ bir ┼čeysiniz. Evet siz, icat etmekten, her ┼čeye hakim ve galip olmaktan, ┼č├╝phesiz uzaks─▒n─▒z. Fakat, ink├ór olunamayan bir h├╝rriyet ve ihtiyar─▒n─▒z, sizi hakim k─▒lan, bir arzu ve se├žim hakk─▒n─▒z vard─▒r. Siz, e┼či orta─č─▒ bulunmayan bir hakim ve mutlak, ba┼čl─▒ ba┼č─▒na bir malik olan, Hak te├ól├ón─▒n emri alt─▒nda, baz─▒ vazifeler alan, birer g├Ârevlisiniz. Onun koydu─ču ahkam ve nizam ile, Onun tayin etti─či mevkileriniz ve emanet olarak verdi─či yetki nispetinde vazife yapars─▒n─▒z. Amir ancak O, hakim yaln─▒z O, malik yine Odur.

Sizin o kadar benimseyerek, hevesle at─▒ld─▒─č─▒n─▒z maksatlar, giri┼čti─činiz m├╝cadeleler, sarf etti─činiz gayretler, duydu─čunuz iftiharlar, kazand─▒─č─▒n─▒z ba┼čar─▒lar, Onun i├žin olmad─▒k├ža, hep bo┼čtur. Ni├žin, e┼čsiz hakim olan, Hak te├ól├ón─▒n emirlerine uymuyor, Onu mabut tan─▒m─▒yorsunuz da, binlerce, hayal olan, mabutlar arkas─▒nda ko┼čuyor, hepiniz s─▒k─▒nt─▒lar i├žinde bo─čuluyorsunuz? Her neye ko┼čuyorsan─▒z, sizi s├╝r├╝kleyen bir emel de─čil midir? Ni├žin o emeli Haktan ba┼čkas─▒nda ar─▒yorsunuz?

Hak te├ól├ón─▒n hakimli─čini tan─▒d─▒─č─▒n─▒z, emaneti ve emniyeti bozmayarak ├žal─▒┼čt─▒─č─▒n─▒z zaman, birbirinizi ne kadar sevecek, ne kadar ba─čl─▒ karde┼č olacaks─▒n─▒z. Sizin o karde┼čli─činizden, AllahÔÇÖ─▒n merhameti, neler yaratacakt─▒r. Kavu┼čtu─čunuz her nimet, hep Hakka iman─▒n has─▒l etti─či karde┼čli─čin neticesi ve Allah├╝ te├ól├ón─▒n merhameti ve ihsan─▒d─▒r. G├Ârd├╝─č├╝n├╝z her musibet ve felaket de, hep k─▒zg─▒nl─▒─č─▒n, nefretin ve d├╝┼čmanl─▒─č─▒n neticesidir. Bunlar ise, hakk─▒ tan─▒maman─▒n ve haks─▒zl─▒k etmenin cezas─▒d─▒r. Bu da, hukuku kendiniz kurmaya kalk─▒┼čman─▒n, Hak te├ól├ó ile yar─▒┼č edebilecek ortaklara t├óbi olman─▒n, has─▒l─▒, halis tevhid ile, yaln─▒z Hak te├ól├óya iman etmemenin neticesidir.

─░nsanl─▒─č─▒ kaplayan s─▒k─▒nt─▒lar─▒n birinci sebebi ┼čirktir. ─░lim ve fen, ilerledi─či halde, insanl─▒─č─▒n ufuklar─▒n─▒ sarm─▒┼č olan fesat karanl─▒─č─▒, hep imans─▒zl─▒─č─▒n, vahdetsizli─čin ve sevi┼čmezli─čin neticesidir.

Be┼čeriyet ne kadar u─čra┼č─▒rsa u─čra┼čs─▒n, sevip sevilmedik├že, ─▒st─▒rap ve felaketten kurtulamaz. Hakk─▒ tan─▒mad─▒k├ža, Hakk─▒ sevmedik├že, Hak te├ól├óy─▒ hakim bilip, Ona kulluk etmedik├že, insanlar, birbirini sevemez…




Bay Necip Faz─▒lÔÇÖ─▒ ├ťstadla┼čt─▒ran Zat

Bay Necip Faz─▒l’─▒ ├╝stadla┼čt─▒ran zat
├ťnl├╝ ┼čair Bay Necip Faz─▒l “hakikat”ten habersiz bohem bir ya┼čant─▒ i├žinde debelenirken Seyyid Abd├╝lhakim Arvasi hazretlerini tan─▒r. Art─▒k hakikat kap─▒s─▒ aralanm─▒┼č, bay Faz─▒l’─▒ ├╝stada d├Ân├╝┼čt├╝ren ink─▒lap ba┼člam─▒┼čt─▒r. Bize ├╝stad─▒ kazand─▒ran Arvasi hazretlerini vefat─▒n─▒n 65. y─▒ld├Ân├╝m├╝nde rahmetle an─▒yoruz.

1860 y─▒l─▒nda Van’─▒n Ba┼čkale il├žesinde do─čan Seyyid Abd├╝lhakim Arvasi hazretleri uzun bir hizmet d├Âneminin ard─▒ndan 27 Kas─▒m 1943’de Ankara’da vefat etti. Mezar─▒ Ba─člum semtindedir. Ba┼čta ├╝stad Necip Faz─▒l K─▒sak├╝rek olmak ├╝zere bir├žok insan─▒n hidayetine vesile olmu┼čtur.

Necip Faz─▒l ve Abd├╝lhakim Arvasi

Necip Faz─▒l’─▒n B├╝y├╝k Do─ču ile b├╝t├╝nle┼čmesi b├╝y├╝k ─▒st─▒raplar─▒n akabinde ger├žekle┼čmi┼čtir. ├ťstat, bir ak┼čam ├žal─▒┼čt─▒─č─▒ bankadan ├ž─▒kar Emin├Ân├╝’nden vapura biner. Kendisine ─░slami telkinlerde bulunacak esrarengiz bir adamla kar┼č─▒la┼č─▒r. Yan─▒na oturan adamla ├Ânce zahiri meseleleri konu┼čur. Necip Faz─▒l tasavvuftan sorunca adam Beyo─člu’nda A─ča Camii’nde Cuma g├╝nleri vaaz veren Abd├╝lhakim Arvasi Hazretleri’ni i┼čaret eder. Vapur Beylerbeyi’ne vard─▒─č─▒nda kar┼č─▒l─▒kl─▒ selamla┼č─▒p ayr─▒l─▒rlar. O andan itibaren Necip Faz─▒l’─▒n zihninde hep fuh┼čun merkezi olan Beyo─člu’nda yaln─▒z Cuma g├╝nleri vaaz veren B├╝y├╝k Veli vard─▒r. Kiminle konu┼čursa konu┼čsun hakikatte akl─▒ hep A─ča Camii’ndedir.

Bir Cuma g├╝n├╝d├╝r ve yan─▒nda arkada┼č─▒ ressam Abidin Dino vard─▒r. Bulunduklar─▒ apartman A─ča Camii’ne yaln─▒z birka├ž y├╝z metre mesafededir. Birden akl─▒na i├žinde bulunduklar─▒ g├╝n├╝n Cuma oldu─ču gelir. Arkada┼č─▒na “Haydi davran gidiyoruz. Sana ├╝st├╝n haberciyi g├Âsterece─čim.” der.

Necip Faz─▒l, kendisiyle tan─▒┼čmas─▒n─▒ “O ve Ben” isimli eserinde ┼č├Âyle anlat─▒r;

“CamiÔÇŽ Girince sol tarafta, yerden bir iki basamak y├╝ksekli─činde, balkonumsu bir yerde, sar─▒kl─▒, beyaza yak─▒n k─▒r ve uzun sakall─▒ bir zatÔÇŽ ├ľn├╝nde, kitab─▒n─▒ koydu─ču k├╝├ž├╝k bir yer masas─▒ÔÇŽ Etraf─▒nda, diz ├╝st├╝ veya ba─čda┼č kurup oturmu┼č bir k├╝me insanÔÇŽ Aralar─▒na ge├žip oturduk. Son derece tesirli bir sesÔÇŽ Tane tane konu┼čuyor.

Ders bitince ├Ân s─▒rada oturan bir gencin yard─▒m─▒yla k├╝rs├╝den indiler. Etraf─▒ndakilere ┼čefkatle bakt─▒lar. Potinlerimizi giyip kendilerini kap─▒da beklemeye ba┼člad─▒k. Ba┼člar─▒n─▒ kald─▒r─▒p o anlat─▒lmaz g├Âzlerini ├╝zerimize diktiler.

Bana, yakan g├Âzlerle, bir kerecik bakt─▒n─▒z;

Ruhuma b├╝y├╝k temel ├živisini ├žakt─▒n─▒z!

Ben at─▒ld─▒m:

– Aff─▒n─▒z─▒ rica ederiz efendim; ellerinizden ├Âpmek saadetine erebilir miyiz?

Uzand─▒─č─▒m, esmer, zarif ve incecik parmakl─▒ eli bir can kurtarana yap─▒┼č─▒rcas─▒na kap─▒p ├Âpt├╝m.

– Biz Ey├╝p Sultan’da oturuyoruz, dediler; G├╝m├╝┼čsuyu’nda, ne zaman isterseniz buyurun.

Devlet !..

Evlerine ├ža─čr─▒l─▒yorduk.

S─▒cak bir ilkbahar g├╝n├╝ÔÇŽ Ka┼čgari Dergah─▒ÔÇŽ ─░kinci bulu┼čmaÔÇŽ ─░lk sualleri: Ne i┼č yapars─▒n─▒z?

– Bir bankada ├žal─▒┼č─▒yorum. Muharrir ve ┼čairimÔÇŽ ─░smim Necip Faz─▒lÔÇŽ

– Tasavvuftan bir ┼čeyler biliyor musunuz? Okudu─čunuz kitap oldu mu?

Bahriye mektebindeki hat─▒ram─▒ anlatt─▒m. Semeret├╝’l-Fuad ve Divan-─▒ Nak┼či’yi s├Âyledim. Son zamanlarda da, kar─▒┼čt─▒rd─▒─č─▒m MarifetnameÔÇŽ Nak┼či Divan─▒’n─▒n kimin eseri oldu─ču sualine cevap veremedim.

─░┼čte ate┼čten harflerle beynimi da─člayarak s├Âyledikleri ilk fikir: “Bu i┼č kitapla olmaz. Ak─▒lla da var─▒lmaz. Hi├ž yeme─čin lezzeti ├žatal b─▒├žakla aran─▒p bulunabilir mi?”

Ka├žta gitmi┼čtik? Bilmiyorum! ├ľ─čle vaktimiydi, ikindi miydi? Bilmiyorum! ├ç─▒kt─▒─č─▒m─▒z zaman ak┼čam olmu┼č, karanl─▒k bir seccade gibi Ey├╝p’├╝n ├╝st├╝ne at─▒lm─▒┼čt─▒.

Bana ilk g├╝nden son g├╝ne kadar: “Bizdensin!.. Seni mensup ve mahsuplar─▒m─▒z─▒n aras─▒na al─▒yoruz! Yola kabul edildin!” dediler.

Bir yak─▒n─▒n─▒n ifadesiyle bana, “Sen gemidesin! Ayak silmeye mahsus bir paspas olsan yine gemidesin! Seni b─▒rakmazlar! Ald─▒klar─▒n─▒ bir daha b─▒rakmazlar.”

Sene 1943.. Ben gazetedeki f─▒kralar─▒ma ve y├╝ksek mimari ┼čubesindeki derslerime devamday─▒mÔÇŽ B├╝y├╝k Do─ču’yu haz─▒rl─▒yorumÔÇŽ Yo─čunluk i├žerisinde Efendim’i g├ÂremiyorumÔÇŽ

B├╝y├╝k Do─ču ├ž─▒kt─▒. Ey├╝p’te bir kurban kesmek ve Efendim’in elini ├Âpmek niyetindeyim.

├ťstat bu niyetle yola koyulur, dergaha var─▒r fakat Abd├╝lhakim Efendi’yi bulamaz. “Polisler O’nu al─▒p merkez ┼čubeye g├Ât├╝rm├╝┼člerdir. Merkez ┼čubeye gider fakat kendileri ile g├Âr├╝┼čemez. Oradan ─░zmir’e nakledilirler. Ard─▒ndan da AnkaraÔÇŽ Ankara’da 19 g├╝n hasta yatarlar. 1943 y─▒l─▒n─▒n bir cumartesi g├╝n├╝ sabah namaz─▒ vakti son kelimesi “Allah” oldu─ču halde ruhunu teslim ediyorlar. Esrarengiz bir adam─▒n delaletiyle Ba─člum k├Ây├╝ne defn ediliyorlar.”

Necip Faz─▒l 1943 y─▒l─▒ndan sonra Abd├╝lhakim Arvasi’nin ruhaniyetini her dem ba┼čucunda hisseder. Ona o derece ba─članm─▒┼čt─▒r ki de─čerini k─▒ymetlendirirken ┼č├Âyle der: “Ka├ž milyon baba ve ka├ž milyon anne, senin milyonda birin eder? Seni Ba─člum k├Ây├╝ndeki, nams─▒z ve ni┼čans─▒z ├žukurunda, bembeyaz ve taptaze kefene b├╝r├╝l├╝, esmer ve pembecik teninin hi├žbir noktas─▒ tozlanmam─▒┼č, derin g├Âzlerin ebediyete ├ževrili, Allah’─▒ zikrederken g├Âr├╝yorum.”

B├╝y├╝k Do─ču’ya Do─čru

├ťstat, Abd├╝lhakim Arvasi Hazretleri’yle tan─▒┼č─▒ncaya kadar akl─▒n kalemiyle siyah yaz─▒lar yazard─▒. Zaman zaman M├╝sl├╝manlar aleyhine de karalamalarda bulunurdu. O’nu tan─▒d─▒ktan sonra kendisiyle birlikte ┼čiir ve makaleleri de t├Âvbe etti. Muar─▒zlar─▒ ├Ânceki ┼čiirlerini kullan─▒p O’na zafiyet isnat etmek istediklerinde ├ťstat ┼č├Âyle cevap vermi┼čtir: “Ge├žmi┼či d├╝rd├╝m ├ž├Âp tenekesine att─▒m. ├ç├Âpleri kar─▒┼čt─▒rmak ise kedi ve k├Âpeklerin i┼čidir.”

B├╝y├╝k Veli’nin a┼čk oca─č─▒nda ruhu ve akl─▒ yeniden ┼čekillenen Necip Faz─▒l, ├Âmr├╝n├╝ insanlara kim olduklar─▒n─▒, nereden gelip nereye gittiklerini anlatmaya, kendi tecr├╝be ve tefekk├╝r├╝n├╝ de dikkate alarak bu b├╝y├╝k sualleri yan─▒tlamaya adad─▒.

─░slam’a ├Âylesine teslim oldu ki, O’na g├Âre sanat ancak ─░slam’─▒n emrinde olmas─▒ durumunda bir anlam ifade edebilecektir:

“Anlad─▒m i┼či sanat Allah’─▒ aramakm─▒┼č,

Marifet bu, gerisi yaln─▒z ├želik-├žomakm─▒┼č.”

(─░nki┼čaf Dergisi)




Nefs Ve Muhalefet-i Nefs / Tasavvuf Bah├želeri Kitab─▒ndan

NEFS

L├╗gatta, beden ve ruh; ve bir┼čeyin varl─▒─č─▒, ayn─▒, m├ón├ólar─▒na gelir. Tasavvuf ─▒st─▒lah─▒nda(teriminde) ise, nefsten, kulun ├žirkin vas─▒flar─▒ ve k├Ât├╝ ahl├ók─▒ kastedilir.

Bu vas─▒flar─▒n bir k─▒sm─▒, ┼×eriat emirlerine kar┼č─▒ gelmek, onlara ayk─▒r─▒ davranmak gibi, kulun kendi kazanc─▒yla olan ┼čeylerdir. Bu k─▒sm─▒ da kulun, k├Ât├╝ ahl├ók─▒, ├žirkin huylar─▒d─▒r ki, bunlar, k─▒nanm─▒┼č vas─▒flar olarak bulunur. Bu k─▒s─▒m, s─▒k─▒ bir gayret ve m├╝cahede, aral─▒ks─▒z bir ├žal─▒┼čmayla yok edilebilir ve Allah’─▒n l├╗tfuyla bunlar─▒n yerine, iyi, g├╝zel ahl├ók ve y├╝ksek vas─▒flar kazan─▒labilir.

─░┼čte, ”onlar─▒n k├Ât├╝l├╝klerini Allah iyiliklere tebdil eder” me├ólindeki il├óh├« ifade buna i┼čarettir.

Birinci k─▒s─▒m: ┼×eriatte tahrim├« ve tenzih├« bir nehy ile yasaklanm─▒┼č olan zina, ┼čarap ve benzeri ┼čeylerdir ki, bunlar f─▒k─▒h kitaplar─▒nda anlat─▒lm─▒┼čt─▒r.

─░kinci k─▒s─▒m: k├Ât├╝ ve d├╝┼č├╝k ahl├ók olan, kibir ”nahvet-b├Âb├╝rlenme”, gazap, ”h─▒kd-gizli d├╝┼čmanl─▒k”, haset ve benzerleridir ki, bunlar tasavvuf ve ahl├ók kitaplar─▒nda geni┼č├že anlat─▒lm─▒┼čt─▒r.

Nefsin d├╝┼čmanl─▒klar─▒ndan en ┼čiddetlisi, ileri gelmek ve imtiyazl─▒ olmak gibi hususlarda kendinde bir hak ve ehliyet bulundu─čunu kabul etmektir. Bu da kem├óle ermemi┼č zatlar─▒n eliyle bu yola girenlerde ├žok├ža g├Âr├╝l├╝r.

Nefsin, k├Ât├╝ ve ├žirkin ahl├óka yuva olmak ├╝zere insan kal─▒b─▒na verilmi┼č l├ótif bir ┼čey olmas─▒ da muhtemeldir. Ruhun, y├╝ksek ve iyi ahl├ók─▒n merkezi olmak ├╝zere, insana verilmi┼č ┼čerefli bir ”latife” olmas─▒ gibi…

Bu ┼čekilde ruh ve nefs, her ikisi, insanda bir araya gelebilir. G├Âz g├Ârme, kulak i┼čitme, burun koklama, a─č─▒z tatma mahalli olmas─▒ ve bunlar─▒n her biri di─čerinden ba┼čka olmamakla beraber, ”i┼čitici, g├Âr├╝c├╝, tad─▒c─▒, koklay─▒c─▒” olarak, hepsinin bir insanda toplanm─▒┼č olmas─▒ gibi; iyi-g├╝zel vas─▒flar─▒n mahalli olan ruhla, k├Ât├╝-├žirkin vas─▒flar─▒n mahalli olan nefs de insanda birle┼čmi┼č ve insan bunlarla insan olmu┼čtur.

Nefs-i emmâre ve nefs-i levvâme bu ikinci kısımdandır.
*

MUHALEFET-─░ NEFS

Allah, ”nefsi, bo┼č isteklerden neheytti” me├ólindeki ├óyette i┼čaret buyurdu─ču ├╝zere, Rabb’inden korkan ve ba┼č─▒bo┼č isteklerine uymamakla nefse kar┼č─▒ gelen kullar─▒n─▒ cennet makam─▒yla m├╝jdelemi┼čtir.

Derin bir ┼čefjkat ├Ârne─či Peygamber’in ”├╝mmetim ad─▒na en fazla korktu─čum ┼čey, nefslerinin hev├ólar─▒na uymalar─▒d─▒r” me├ólindeki s├Âzleri bunu ifade eder. Zira nefsin hev├ós─▒na uymak, insan─▒ Hak’tan al─▒kor ve uzakla┼čt─▒r─▒r.

Nefs ve onun isteklerine kar┼č─▒ ├ž─▒kmak, ibadetin ba┼č─▒ ve esas─▒d─▒r. ”Nefsin karanl─▒─č─▒nda y─▒ld─▒zlar do─čan kimsenin ufkundan, il├óh├« dostluk g├╝ne┼či guruba ├žekilir.” denimi┼čtir. Nefs├óni isteklere meyl, Rabb├óni dostluk ve huzura m├ónidir.

Bu yola yeni girenin, nefsinden raz─▒ ve ho┼čnut olmas─▒, nas─▒l makul ve do─čru olur ki, Hazret-i Yusuf, o ├╝st├╝n makama y├╝kseldi─či halde, ”ben nefsimi temize ├ž─▒karam─▒yorum. ├ç├╝nk├╝ nefs ger├žekten k├Ât├╝l├╝─č├╝ ┼čiddetle emreder” buyurmu┼čtur! Bu kel├óm, -Zeliha’n─▒n da olsa – nefsin emm├órelik vasf─▒n─▒ ispata, k├ófidir.

Bu ├╝st├╝n irfan yoluna girenlerin her an ortada olan k├Ât├╝l├╝klerden ve iki cihan─▒n da kayb─▒na sebep olacak tehlikeli ┼čeylerden ka├ž─▒nmalar─▒ ve uyan─▒k olmalar─▒, selim ak─▒l sahiplerince yeg├óne makbul yol ve biricik kurtulu┼č istik├ómetidir.

”Hikem’i At├óiyye” sahibinin, nefsin tuzaklar─▒ndan bahseden bir eseri vard─▒r. Orada der ki, ”Nefs, edep ayk─▒r─▒l─▒─č─▒na m├óhk├╗m ve kul da edepli olmaya memurdur. Nefsin seciyesi gere─či, s├╝rekli sahibini isyan ve muhalefet meydan─▒na ├žekme iste─čine kar┼č─▒, kul da onu, k├Ât├╝ isteklerinden d├Ând├╝rmeye ve y─▒ld─▒rmaya cehdeder. Onun i├žin, nefsin yular─▒n─▒ salan kimse, onun k├Ât├╝l├╝klerine ortak olmu┼č olur.”