O Y├╝ce ┼×airlerimizin Kuma┼č─▒ndan Yarat─▒lm─▒┼čt─▒- Seyyid Ahmed ARVAS─░

SEYY─░D AHMET ARVAS─░
O, Y├ťCE ┼×├é─░RLER─░M─░Z─░N KUMA┼×INDAN YARATILMI┼×TI

Zaman, ├╝stad─▒n b├╝y├╝kl├╝─č├╝n├╝ ve de─čerini daha iyi anlamam─▒za yard─▒m edecektir.
Necip Faz─▒l Bey, deh├ós─▒na inand─▒─č─▒m b├╝y├╝k m├╝tefekkir ve ┼č├óirlerimizdendir. Ben, onu piyasay─▒ i┼čgal eden ─▒v─▒r z─▒v─▒r isimlerle mukayese etmeyi abes bulurum. O, T├╝rk-─░sl├óm medeniyeti i├žinde parlayan Fuzul├«, S├╝leyman ├çelebi ve Yunus Emre gibi y├╝ce ┼č├óirlerin kuma┼č─▒ndan yarat─▒lm─▒┼čt─▒. O, ┼čanl─▒ PeygamberÔÇÖe hizmet etmeyi ┼čeref bilir ve bu hizmetle ├Â─č├╝n├╝rd├╝.

Zaman, Necip Faz─▒l BeyÔÇÖin b├╝y├╝kl├╝─č├╝n├╝ ve de─čerini daha iyi anlamam─▒za yard─▒m edecektir.

┬ź─░slam, insan─▒n ├Âlmezli─čine inanmakt─▒r┬╗ diyen ├╝stada ebedi hayat─▒nda saadetler dilerim.

(Terc├╝man, 29 May─▒s 1983)ÔÇŁ

Seyyid Ahmed ARVAS─░




Muhasebe

MUHASEBE

Ben art─▒k ne ┼čairim, ne f─▒kra muharriri!
Sadece, beyni zonk zonk s─▒zlayanlardan biri!
Bakmay─▒n tozdu─čuma me┼čhur B├ób─▒├ólide!
Bulmu┼čum rahat─▒m─▒ ben de bir tesellide.
Fikrin ne fahi┼česi oldum, ne zamparas─▒!
Bir vicdan─▒n, bilemem, ka├žt─▒r hava paras─▒?
Evet, kafam ├žatl─▒yor, g├╗ya ulv├« hastal─▒k;
Bendedir, duymad─▒─č─▒ dertlerle kalabal─▒k.
B├╝y├╝k meydana d├╝┼čt├╝m, u├žtu fildi┼či kulem;
Milyonlarca aya─č─▒n alt─▒nda kald─▒ kellem.
├ťst├╝n ├žile, dev gibi geldi ├žatt─▒ birden! Tos!!!
Sen, cüce sanatkârlık, sana büsbütün paydos!
Cemiyet, ah cemiyet, yok edilen ruhiyle;
Ve cemiyet, cemiyet, yok edilen g├╝ruhiyle…
├çok var ki, bu h─▒n├ž bende fikirdir, fikirse h─▒n├ž!
Gen├ž adam, al sil├óh─▒; iman t─▒ls─▒ml─▒ k─▒l─▒n├ž!
─░┼čte b├╝t├╝n meselem, her meselenin ba┼č─▒,
Ben bir gen├ž ar─▒yorum, gen├žlikle k├Âpr├╝ba┼č─▒!
T─▒rna─č─▒, en y─▒rt─▒c─▒ hayvan─▒n pen├žesinden,
Daha keskin eliyle, ba┼č─▒n─▒ ensesinden,
Ay─▒r─▒p o gen├ž adam, uzansa yata─č─▒na;
Yerle┼čtirse ba┼č─▒n─▒, iki diz kapa─č─▒na;
Soruverse: Ben neyim ve bu hal neyin nesi?
Yeti┼č, yeti┼č, hey sonsuz varl─▒k muhasebesi?
D─▒┼č─▒mda bir d├╝nya var, z─▒pz─▒p gibi k├╝├ž├╝len,
─░├žimde homurtular, inanma diye g├╝len…
─░nanm─▒yorum, bana ├Â─čretilen tarihe!
Sebep ne, mezardansa bu hayat─▒ tercihe?
├ť├ž katl─▒ ah┼čap evin her kat─▒ ayr─▒ ├ólem!
├ťst kat: Elinde tespih, a─čl─▒yor babaannem,
Orta kat: (Mavs) oynayan annem ve ├ó┼č─▒klar─▒,
Alt kat: K─▒zkarde┼čimin (Tamtam) da ├ž─▒─čl─▒klar─▒.
Bir kurtlu peynir gibi, ortas─▒ndan kesti─čim;
Buyrun ve makta─▒ndan seyredin, i┼čte evim!
Bu ne hazin a─ča├žt─▒r, b├╝t├╝n ufkumu tutmu┼č!
K├Âk├╝ iffet, dallar─▒ taklit, meyvesi fuhu┼č…
Rahminde cemiyetin, ben do─čum sanc─▒s─▒y─▒m!
Mukaddes emanetin d├Ânmez d├óvac─▒s─▒y─▒m!
Zaman─▒ kokutanlar m├╝rteci diyor bana;
Y├╝kseldik san─▒yorlar, al├žald─▒k├ža tabana.
Zaman, korkun├ž daire; ilk ve son nokta nerde?
Baz─▒ geriden gelen, y├╝zbin devir ilerde!
Yeter senden ├žekti─čim, ey tersi d├Ânm├╝┼č ahmak!
Bir saman k├ó─č─▒d─▒ndan, b├╝t├╝n i┼č kopya almak;
Ve sonra kelimeler; kutlu, mutlu, ulusal.
Mavallar─▒ bast─▒rd─▒ devrim isimli masal.
Yeni ├žirkine mahk├╗m, eskisi g├╝zellerin;
Allah kuluna hâkim, kulları heykellerin!
Bulu┼čtururlar bizi, elbet bir g├╝n hesapta;
L├óf─▒n─▒ ├žok dinledik, ┼čimdi i┼č ink─▒l├ópta!
Bekleyin, g├Ârecektir, duranlar y├╝r├╝yeni;
Sabredin, gelecektir, solmaz, p├Ârs├╝mez Yeni!
Karayel, bir k─▒v─▒lc─▒m; simsiyah oldu ocak!
G├╝n do─čmakta, anneler ne zaman do─čuracak?

(1947)




Aynalar Yolumu Kesti

AYNALAR YOLUMU KEST─░

Aynalar, bakmay─▒n y├╝z├╝me dik dik;
─░┼čte yakaland─▒k, kelep├želendik!
├ç─▒kt─▒n─▒z umulmaz anda kar┼č─▒ma,
Ba┼č─▒m─▒n tokma─č─▒ indi ba┼č─▒ma.
Surat─▒mda her su├ž bir ayr─▒ imza,
Benmi┼čim kendime en b├╝y├╝k ceza!
Ey dipsiz berraklık, ulvî mahkeme!
Ac─▒, hapsetti─čin sefil g├Âlgeme!
Nur topu g├╝nlerin kan─▒na girdim.
Kutsî emaneti yedim, bitirdim.
Do─čmaz g├╝ne┼člere ba─čland─▒ v├óde;
Di┼člerinde, k├Âpek nefsin, irade.
G├╝nah, g├╝nah, hasad yerinde demet;
Merhamet, su├žumdan a┼čk─▒n merhamet!
Olur mu, d├╝nyaya indirsem kepenk:
G├Âzya┼č─▒ d├Âksem, Nuh Tufan─▒na denk?

Çıkamam, aynalar, aynalar zindan.
Bakamam, aynada, aynada vicdan;
Beni beklemeyin, o bir hevesti;
Gelemem, aynalar yolumu kesti.

(1958)




1000 Y─▒l Sonra Tarih

1000 YIL SONRA TAR─░H

Bin sene evvel, i─čne uciyle delindi zar;
Res├╗lden haber geldi, mezars─▒z ├Âld├╝ Sezar!..

(1947)




┼×ekspir’den ├ľrnek

┼×EKSP─░R’DEN ├ľRNEK

Sabataist Ahmet Emin Yalman Malatya’da vuruldu ellili y─▒llar─▒n ba┼člar─▒nda. Bu i┼či yapanlar─▒n B├╝y├╝k Do─ču’cu oldu─ču sav─▒yla, ├╝stad─▒m─▒z ve Osman Y├╝ksek Serdenge├žti, Cevat R─▒fat Atilhan ve Samsun’dan Mustafa Ba─č─▒┼člay─▒c─▒ azmettirici say─▒larak tutuklanm─▒┼člar ve mevcutlu olarak Malatya’ya g├Ât├╝r├╝lm├╝┼čler ve mahkemeye ├ž─▒kar─▒lm─▒┼člard─▒. Savc─▒n─▒n iddias─▒na g├Âre, tetik├ži (H├╝seyin ├ťzmez) B├╝y├╝k Do─ču dergisinde okudu─ču antisemitik yaz─▒lar─▒n ├Âfkesine kap─▒larak Sabataist Ahmet Yemin Yalman’a ate┼č etmi┼čti. Savc─▒n─▒n bu i├žerikteki iddias─▒n─▒ okumas─▒ndan sonra, a─č─▒r ceza reisi, ├╝stad─▒m─▒za ne diyece─čini sorunca.
├ťstad─▒m─▒z gayet ciddi bir ┼čekilde; ‘Efendim, hepiniz ┼×ekspir’in Othello’sunu okumu┼čsunuzdur. Orada Othello, yani piyesin erkek kahraman─▒, kad─▒n kahraman─▒ olan Dezdomona’y─▒ bo─čarak ├Âld├╝rd├╝. Bu durum kanuni cezay─▒ m├╝stelzim bir fiildir ┼č├╝phesiz. Ama yery├╝z├╝nde hi├žbir nadan kalk─▒p, Othello Dezdomona’y─▒ bo─čdu diye ┼×ekspir’i itham etmemi┼čtir.’ kar┼č─▒l─▒─č─▒n─▒ vermi┼č hakim heyetine.

(─░smail Kazdal’─▒n ‘Serenc├óm-An─▒lar’ adl─▒ eserinden iktibas edilmi┼čtir.)




─░┼č├ži

─░┼×├ç─░

Bir milyon T├╝rk’├╝n Avrupa’da ├žal─▒┼čmas─▒ ay─▒pt─▒r, y├╝zkaras─▒d─▒r!..
Avrupal─▒ bunu size s├Âylemez, ├ž├╝nk├╝ menfaati vard─▒r.
Bir g├╝n M├╝nih’te, havaalan─▒nda y├╝r├╝yen merdivenden indim. Bakt─▒m; bir adam hela temizliyor.
“Sen T├╝rk’s├╝n, de─čil mi?” dedim.
“Evet!” dedi.
Avrupal─▒’n─▒n bunlar─▒ yapt─▒racak adam─▒ yoktur. ├ç├╝nk├╝ kendi insan─▒ bir nev├« ibda safhas─▒n─▒n ba┼člang─▒c─▒ndad─▒r.

(Konu┼čmalar isimli kitab─▒ndan iktibas edilmi┼čtir)




Zafer Han─▒m

ZAFER HANIM

Torunlar─▒n─▒n “Cici anne!” diye hitap etti─či b├╝y├╝k annem, b├╝y├╝k babam─▒n zevcesi Zafer Han─▒m, ┼čanl─▒ bir ─░stanbul han─▒mefendisiÔÇŽ Eski Halep valisi, Hariciye M├╝ste┼čar─▒, Zaptiye N├óz─▒r─▒ Salim Pa┼ča’n─▒n k─▒z─▒ÔÇŽ

Salim Pa┼ča Halep valisi iken, kendisine ba─čl─▒ bir m├╝tesarr─▒fl─▒k olan Mara┼č’a gelmi┼č, K─▒sak├╝rek o─čullar─▒n─▒n kona─č─▒na inmi┼č; o zaman toy bir delikanl─▒ olan b├╝y├╝k babam─▒ g├Ârm├╝┼č, zek├ós─▒na hayran olmu┼č, yan─▒na alm─▒┼č, ─░stanbul’a gitmi┼č, tahsil ve terbiyesiyle u─čra┼čm─▒┼č, sonunda da kendisine damat etmi┼čÔÇŽ

E─čer bu sat─▒rlar─▒n ├žer├ževeledi─či ┼čeyler, Efendime a├ž─▒lan yolumun ve bu yol ba┼č─▒ndaki ruh├« anlar─▒m─▒n kal─▒n hatlarla karalanm─▒┼č, sadece malzemelik, basit dekorlar─▒ndan ibaret olmasayd─▒; e─čer bu dekorlar─▒n bahane tiplerine ayr─▒ca de─čer vermem icap etseydi, Zafer Han─▒mefendiye; uzun, ├žok uzun bahisler ay─▒rmam onu tek ba┼č─▒na bir mevzu diye ele almam gerekirdi.

Kad─▒n sa├žlar─▒n─▒n topuklara kadar indi─či o devirde bile, bug├╝n├╝n kesik sa├žlar─▒na e┼č; k─▒rp─▒k sa├žl─▒ ba┼č─▒ ve daima sultan├« ed├ósiyle cici annem, b├╝t├╝n ─░stanbul’da dillere destan elmaslar─▒, ziyafetleri, armonik piyanosu ve ├žo─ču Bat─▒ dillerinden terc├╝me sepet sepet romanlar─▒ ve karmakar─▒┼č─▒k bir dekor i├žinde, Abd├╝lhamid devrinden Me┼črutiyet sonras─▒na aktar─▒lan, Do─ču ve Bat─▒ bulamac─▒, Tanzimat art─▒─č─▒, mihrak─▒ndan oynat─▒lm─▒┼č ve yeni mihraka oturtulamam─▒┼č hafakanl─▒ ─░stanbul han─▒mefendisinin en tipik bir ├Ârne─čidir. Cemiyetin ruh├« dayana─č─▒ndaki, o zamanlar al─▒p y├╝r├╝yen ┼ča┼čk─▒nl─▒k ve muvazenesizlik, onun miza├ž aynas─▒ndan ne canl─▒ akisler p├╝sk├╝rt├╝yorduÔÇŽ

Her ┼čeyden ├Ânce, m├╝thi┼č bir sinir, vehim kumkumas─▒ÔÇŽ

Denizden korkar, vapura binemez; Sar─▒yer’deki k├Â┼čk├╝ne, karadan, ┼×ahin ve Mazlum’un ├žekti─či kupa arabasiyle gider.

├ľl├╝mden ├Âyle ├╝rker ki, geceleri yata─č─▒na d├╝md├╝z uzanmay─▒ bile yar─▒ ├Âl├╝m sayar ve ba┼č─▒n─▒n alt─▒na d├Ârt be┼č yast─▒k koyar. Sanki oturdu─ču yerde ├Âl├╝m onu bast─▒ramaz ve omuzlar─▒n─▒ yere getiremez.

Vehme bak─▒n ki siz, kona─č─▒n ├╝├ž├╝nc├╝ kat─▒ndaki yatak odas─▒nda, yang─▒na kar┼č─▒ ba┼čka ├žare kalmazsa pencereden inmek ├╝zere bir ip merdiven bulundurur. Halbuki o da ya┼č├ža altm─▒┼č─▒ ge├žkindir, hayli ┼či┼čmand─▒r, sarg─▒lar alt─▒nda boru gibi duran bacaklariyle, ip merdivenden de─čil, kona─č─▒n ┼čahane merdivenlerinden bile rahat rahat inip ├ž─▒kmak iktidar─▒nda de─čildir.

├çocuk sevmez, ┼čefkatten pek anlamaz, evin m├ónev├« havas─▒n─▒ mayaland─▒r─▒c─▒ derinli─čine bir i├ž h├╝viyet belirtmez; ya ila├ž ┼či┼čeleriyle dolu maun dolab─▒na aban─▒k, yahut g├Âr├╝lmemi┼č israflar─▒n ve g├╝n├╝birlik meselelerin siniri i├žinde, ├ž─▒rp─▒n─▒r, durur. Ve hep, d─▒┼č─▒na biraz fazla s─▒zan nefsaniyet haliyle g├Âze ├žarpar.

├çocuklar yemesin diye arka salonun p├╝sk├╝ll├╝ kanepeleri alt─▒na saklad─▒─č─▒ tatl─▒lar─▒ bir h├╝cumda yok etmek ve ip merdivenini pencerelerden sark─▒tmak en b├╝y├╝k zevkimizdi.

Fakat o daima asil ve zarifÔÇŽ
Evet, b├╝y├╝k babam ve cici annemÔÇŽ

Konakta b├╝y├╝k babam, b├╝t├╝n ├Âzeni┼č ve de─či┼čmelere ra─čmen, saffetli ve Anadolu’lu kalma seciyesinden; cici annem de, k├óbus ├žat─▒lar─▒n─▒n ├Ârd├╝─č├╝ b├╝y├╝k ┼čehir kad─▒n─▒nda, kararm─▒┼č bir i├ž hayat─▒n d─▒┼č─▒na f─▒┼čk─▒rtt─▒─č─▒ bunalma halinden birer mostraÔÇŽ

————————————
NFK/ O ve Ben, Kafa K├ó─č─▒d─▒,




Zula Ve B─▒├žak

ZULA VE BIÇAK

Zula ve b─▒├žak.. Zula, mahk├╗mlar─▒n yasak e┼čyay─▒ gizledikleri yerdir. Bu tabir o zamanlar o kadar ho┼čuma gitmi┼čti ki, vakÔÇÖas─▒ hapishanede ge├žen,ÔÇŁZulaÔÇŁ isimli bir piyes yazmay─▒ bile d├╝┼č├╝nm├╝┼čt├╝m. Zulada eroin, esrar, b─▒├žak, ┼či┼č, tabanca, her t├╝rl├╝ gizli e┼čya bulunur. Zulalar hapishanelerin nereleridir? Hi├žbir deha bunu ke┼čfedemez. Helalarda kuburlar, oyulmu┼č pencere tahtalar─▒, duvarlarda g├Âmme ve ├╝st├╝ badanal─▒ h├╝crecikler, ayakkab─▒ k├Âselelerinin aralar─▒; bunlar hep ├žocuk├ža ┼čeyler.. ├Âyle zulalar g├Ârd├╝m ve duydum ki, inanamazs─▒n─▒z.. Mesela bir yatak ├╝st├╝nde kahverengi bir battaniye.. Al─▒n ve isterseniz silkeleyin! ├ťzerinde ve alt─▒nda hi├žbir ┼čey yok.. Fakat bu battaniyenin lifleri aras─▒nda, ince toz haline getirilmi┼č ve u─ču┼čturula u─ču┼čturula battaniyeye sindirilmi┼č, yedirilmi┼č belki yar─▒m kilo esrar vard─▒r. Bunun erbab─▒, hususi bir tel f─▒r├ža ile oradan s├╝zmesini ve ancak k├╝├ž├╝k bir fire b─▒rakarak mal─▒ oradan ├žekmesini bilir. S├Âylendi─čine g├Âre, d─▒┼čar─▒da bu muamele yap─▒ld─▒ktan sonra i├žeride tel f─▒r├ža ile istihsal edilen mal ÔÇôesrar─▒n ismi mald─▒r- hapishaneye getirilmeden evvel battaniyenin birka├ž kere silkelenmi┼č olmas─▒na ra─čmen pek b├╝y├╝k bir fire vermiyormu┼č.. Hem verse bile ne ├ž─▒kar; girebiliyor ya!.. ─░┼čte bu zula, bir Avrupal─▒n─▒n beynini dondurabilir. ┼×u bizim, menfi sahada malik oldu─čumuz dehalar, m├╝sbete ├ževrilebilse, acaba ne olurdu bu vatan?

─░kinci m├╝thi┼č zula, hepsinden ├╝st├╝n.. B├╝t├╝n gizli e┼čya ortada.. Yani a├ž─▒kta de─čil de yataklar─▒n alt─▒nda falan.. Tam arama ba┼člad─▒─č─▒ zaman; bunlar─▒n hepsini birden, sanatkarl─▒kta korkun├ž bir yankesicinin cebine dolduruyorlar. O da, arama yap─▒l─▒rken, bir istida vermek veya ÔÇŁmaruzatta bulunmakÔÇŁ bahanesiyle hapishane m├╝d├╝r├╝n├╝n, savc─▒n─▒n, jandarma komutan─▒n─▒n, kimi kestirirse onun yan─▒na sokuluyor ve e┼čyay─▒ oldu─ču gibi bunlar─▒n cebine yerle┼čtiriyor. Derken, arama bittikten sonra, ya ayn─▒ yankesici, yahut bir ba┼čkas─▒, yanlar─▒na sokulup ceplerinden mallar─▒ tekrar teslim al─▒yor. Daha ne zulalar, ne zulalar! ÔÇť ZulaÔÇŁ kelimesini, manevi makamda da kullan─▒yorlar. Kalbinde bir ┼čey saklayan adam ÔÇť Ulan, ne var zulanda, s├Âyle!ÔÇŁ diyorlar.

B─▒├žak, ayn─▒ zamanda, ucuna biraz eroin koyup hen├╝z al─▒┼čmam─▒┼č mahkuma takdim etmenin de aletidir. Haddinizse almay─▒n! Bu hareket ÔÇť Ya eroini al─▒rs─▒n, a b─▒├ža─č─▒ yersin!ÔÇŁ demektir. ─░lk takdimler paras─▒zd─▒r. Fakat bir kere al─▒┼č─▒p eroin delisi oldunuz mu, siz, art─▒k ├Âl├╝nceye kadar emniyet alt─▒na al─▒nm─▒┼č bir gelir kayna─č─▒s─▒n─▒z!

(Cinnet Mustatili’nden)




Zurnal─▒ Vapurlar

ZURNALI VAPURLAR

Korkuyorum. ├ç├╝nk├╝ k─▒┼č bitmek ├╝zere… Zurnal─▒ vapurlar neredeyse ortaya ├ž─▒kacak…

Ben Bo─čazi├žinde otururum ve o k─▒y─▒lar─▒ ├žok severim. Zavall─▒ Bo─čazi├ži, k├Âm├╝r y─▒─č─▒nlar─▒n─▒n, t├╝t├╝n depolar─▒n─▒n, fabrika ve gazhane m├╝sveddelerinin, birer maskara horoz edasiyle ├╝st├╝nde e┼čindi─či can─▒m toprak, b├╝t├╝n s─▒rr─▒n─▒ bir t├╝rbe kadar dilsiz ifadesinde ta┼č─▒yordu. Bir kurtar─▒c─▒ bekleyen Bo─čaz─▒n kar┼č─▒s─▒na, nihayet (┼×irketi Hayriye) ├Âyle icat kahramanl─▒─čiyle ├ž─▒kt─▒ ki, Bo─čaz─▒n elde kalan son manas─▒n─▒ da ├Âld├╝rd├╝. Bo─čaz─▒, laternal─▒ panay─▒r meydanlar─▒na ├ževirdi:

(┼×irketi Hayriye)nin, vapurlardaki kaptan kulelerine, birer k├╝bik zurna ┼čeklinde oturttu─ču hoparl├Ârl├╝ gramofonlar!…

Hi├ž unutmuyorum. Bir gece yorgun ba┼č─▒m─▒, evimin biricik zenginli─či, sessizlik k─▒za─č─▒nda kalafata ├žekmek i├žin, ge├ž vakit yata─ča girmi┼čtim. Daha uykumu avlayamadan bir cehennem g├╝mb├╝rt├╝siyle yerimden f─▒rlad─▒m. Sesler gitgide y├╝kseliyordu. Zira vapur, ├çengelk├Ây├╝nden Beylerbeyine do─čru gittik├že yakla┼č─▒yordu. Aman ne havalar! G├╝ya T├╝rk├že bir tango, pe┼činden (ben esmeri f─▒nd─▒k ile beslerim), (Ave Maria) ve saire…

Sabah─▒n bu ismetli saatinde ve pekmezle rak─▒y─▒ birbirine katarcas─▒na, bu i─čren├ž terkip kar┼č─▒s─▒nda az kals─▒n kusacakt─▒m. B├Âylece mahallebici d├╝kkan─▒ndan belediye reisli─čine ve (┼×irketi Hayriye) m├╝d├╝rl├╝─č├╝nden en y├╝ksek idare makam─▒na kadar, selim zevk denilen ┼čeyin ne laz─▒m bir sermaye oldu─čunu bir kere daha anlad─▒m.

14 ┼×ubat 1939




├ťstad─▒n Merhamet Ve ┼×efkati

├ťSTADIN MERHAMET VE ┼×EFKAT─░

O; d─▒┼čtan ha┼čin, k─▒r─▒c─▒ zannedilen bir miza├ž i├žinde, ├žok ┼čefkatli, rakik bir y├╝rek ta┼č─▒yordu. Onda; ancak O’na uzun y─▒llar hizmet etmi┼č olanlar─▒n v├ók─▒f olabilecekleri, yakalayabilecekleri engin bir insan sevgisi ve merhamet hissi vard─▒. 1966 B├╝y├╝k Do─ču’lar─▒n─▒ ├ž─▒kar─▒rken yatmam i├žin yaz─▒hanenin i├žine bir b├Âlme yapt─▒rm─▒┼čt─▒. Bir g├╝n dahi ├ťstad─▒m─▒ bu b├Âlmedeki somyada yatmaya raz─▒ edemedim. Gecenin ge├ž saatlerinde ben bu b├Âlmedeki somyaya yatard─▒m; kendisi ise bir s├╝re daha ├žal─▒┼čt─▒ktan sonra ├╝zerine bir seccade ├žekerek kuru masan─▒n ├╝zerinde yatar, sabahleyin de erkence kalkard─▒. Defalarca ┼čahid oldu─čum bu ve benzeri, ba┼čkalar─▒n─▒n rahat─▒n─▒ kendi rahat─▒na tercih etti─čini g├Âsteren olaylar O’nun engin ┼čefkat ve merhamet hissinin ispat─▒ oldu─ču kanaatindeyim. O, ger├žekte rakik-ul kalb bir z├ót idi.

(Ali Biradero─člu – T├╝rk Edebiyat─▒ Dergisi, Temmuz 1983)