Hacklink panel

Hacklink Panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Backlink paketleri

Hacklink Panel

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink satın al

Hacklink satın al

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Illuminati

Hacklink

Hacklink Panel

Hacklink

Hacklink Panel

Hacklink

Masal oku

Hacklink Panel

Hacklink Panel

Hacklink panel

Masal Oku

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink Panel

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink

Hacklink

Buy Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink satın al

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Masal Oku

Hacklink panel

Hacklink satın al

Hacklink Panel

retro bowl unblocked

fnaf unblocked 76

1v1.lol unblocked 76

unblocked games

fnaf

1v1.lol

new unblocked games

casibom giriş

nitrobahis

mavibet giriş

kavbet giriş

mavibet

mavibet

mavibet giriş

mavibet

cratosroyalbet

elitbahis giriş

jojobet

Hacklink Panel

betsat giriş

jojobet

Hacklink Panel

Hacklink Panel

betpark

Grandpashabet Güncel Giriş

Hacklink Panel

สล็อตเว็บตรง

bets10

bets10 giriş

Hacklink Panel

Hacklink Panel

kingroyal giriş

hiltonbet

Hacklink Panel

Hacklink Panel

holiganbet

vdcasino giriş

bets10

piabellacasino

nerobet

cratosroyalbet

nitrobahis

mavibet giriş

mavibet

Meritking

meritking

สล็อตเว็บตรง

royalbet güncel giriş

bets10

betpas

tarafbet

jojobet

holiganbet

jojobet

dedebet

Vanobet Giriş

giftcardmall/mygift

trust score weak 3

jojobet

hiltonbet

perabet

tipobet

kavbet

mavibet

jojobet giriş

marsbahis giriş

jojobet giriş

jojobet telegram

marsbahis

jojobet telegram

jojobet giriş

matbet

netbahis

sapanca bungalov

marsbahis

meritking

deneme bonusu veren siteler

deneme bonusu veren siteler

interbahis

realbahis

bahiscasino giriş

realbahis

agb99

grandpashabet giriş

betwoon

Hacking forum

tarafbet

holiganbet giriş

deneme bonusu

betturkey

betturkey giriş

betturkey giriş

betturkey

deneme bonusu

1xbet giriş

goldenbahis

casibom

Kayseri Escort

deneme bonusu

casibom giriş

iqos

deneme bonusu

bets10

Bağlama Büyüsü

hackhaber

deneme bonusu veren siteler

bets10 giriş

grandpashabet

sezar casino

bets10 güncel giriş adresi

vaycasino

madridbet

Mariobet

Pusulabet

film izle

casibom

izmir escort

porno izle

cratosroyalbet, cratosroyalbet giriş

caddebet, caddebet giriş

betgar

Antalya Escort

bets10

bets10 giriş

pusulabet

bets10

bets10 giriş

pusulabet

ilbet

ilbet giriş

holiganbet giriş

jojobet giriş

jojobet

onwin

tarafbet

tarafbet

betnano

betnano

jojobet

casibom

alanya escort

ugwin288

bets10

bets10 giriş

ligobet

jojobet

jojobet giriş

ilbet

hilbet

jojobet giriş

sweet bonanza siteleri

Ankara escort

kingroyal

güvenilir bahis siteleri

dizipal

casino siteleri

vdcasino giriş

ngsbahis

locabet

casibom

piabet

cratosroyalbet, cratosroyalbet giriş

dizipal

koora live

bein match

Google

meritking

casinoroyal

primebahis

marsbahis

betpark

betpark

betpark

betpark giriş

betpark giriş

betpark giriş

turkey dental implants cost

Doctors | Akdeniz University Hospital Login

deneme bonusu veren siteler

casino siteleri

deneme bonusu

casibom

casibom giriş

dental implants turkey clinics

casibom güncel giriş

betflix giriş

turkey dental implants

deneme bonusu

1xbet

wbahis

imajbet

grandpashabet

jojobet

casinowon

vdcasino giriş

vdcasino

Galabet

deneme bonusu

vdcasino

jojobet

jojobet

jojobet

marsbahis

jojobet

jojobet giriş

pusulabet giriş

merit

istanbul escort

Kurtköy Escort

sohbet hattı

jojobet giriş

jojobet

jojobet

marsbahis giriş

jojobet güncel giriş

jojobet güncel giriş

holiganbet

mavibet

marsbahis

marsbahis

marsbahis

meritking

meritking

holiganbet

marsbahis

meritking

jojobet

jojobet güncel

jojobet

jojobet güncel giriş

jojobet telegram

jojobet güncel giriş

jojobet güncel giriş

marsbahis giriş

marsbahis

elexbet

Hacklink panel

buyukbababet

slot siteleri

zirvebet

betnano

betnano

holiganbet

Google

meritking

holiganbet

Canlı Sohbet Hattı

jojobet adres

jojobet giris

jojobet giris

jojobet para çekme

jojobet güncel

jojobet giris

jojobet giris

jojobet

matbet giriş

otobet

otobet giriş

otobet

otobet giriş

goldenbahis giriş

betturkey

betturkey giriş

sahabet

marsbahis giriş

marsbahis giriş

truvabet

mavibet

mavibet

mavibet

Bet365 Giriş

betturkey

betturkey giriş

unblocked games

jojobet giriş

tümbet

openiv

deneme bonusu

deneme bonusu

deneme bonusu

pokerklas

pokerklas giriş

mavibet

slot siteleri

ligobet güncel adres

piabellacasino

robinbet

maritbet

tipobet

holiganbet

porno izle

bets10

openiv

runtobet

runtobet giriş

esenyurt escort

1xbet

turkbet giris

streameast

openiv

jojobet

tipobet giriş

güvenilir sms onay

aresbet, aresbet giriş

betebet

jojobet

Sohbet Hattı

terea sigara

jojobet erişim

jojobet adres

jojobet para yatırma

jojobet giris

marsbahis

jojobet adres

jojobet oyunlar

jojobet güncel

jojobet giriş

jojobet son giriş

jojobet canlı bahis

jojobet aninda

jojobet bonuslar

jojobet bahis

jojobet casino

jojobet adres

jojobet telegram

giriş jojobet

marsbahis

marsbahis

marsbahis giriş

jojobet vip giriş

jojobet tik giriş

jojobet adres

jojobet gir

marsbahis giriş

güncel giriş burada jojobet

jojobet telegram

jojobet heyecan

jojobet telegram

marsbahis

jojobet güncel

jojobet güncel

goldenbahis

coinbar

kıbrıs gece hayatı

betcio, betcio giriş

galabet, galabet giriş

deneme bonusu veren siteler

openiv

deneme bonusu

film izle

starzbet

pokerklas

hilbet giriş

jojobet giriş

Ankara Travesti

grandpashabet

Grandpashabets

tümbet

tümbet giriş

gorabet

jojobet

https://sjconsultors.com/

mavibet

kavbet

enjoybet

casibom güncel giriş

Masterbetting

观看色情片

https://darkvr.me/

jojobet giriş

Samsun Avukat

ai roleplay, roleplay ai, ai girlfriend, character ai alternative, nsfw ai chat, ai roleplay no filter, roleplay chatbot, ai companion, free ai roleplay, unfiltered ai chatbot

meritbet

sezarcasino

casinosezar

sezarcasino

sezar casino

sezarcasino

starzbet

pusulabet

melbet

sekabet

asyabahis

betbox

casibom

openiv

betnano

meritking giriş

meritking

betebet

dedektör

vdcasino

grandpashabet

marsbahis

dinamobet güncel giriş

jojobet

Üstad Ve Efendi Hazretleri

Büyük bir buhran geçirdiği ve Abdülhakim Arvasi Hazretleri ile tanıştığı yıl olan 1934’ün adeta Necip Fazıl’ın hayatının birden bire bütünüyle değiştiği bir milat olarak kabul edilir. Kanaatimce bu değişimden (1934) sonrasına vurgu yapılması, Necip Fazıl hakkında pek çok önemli gerçeğin gölgede kalmasına sebep olmuştur. Ne yazık ki Necip Fazıl hakkında yazılanların ekserisi bu eksendedir.

Romain Rolland, Tolstoy’un hayatını anlattığı eserinin önsözünde ‘Biz, bugünün eleştirmenleri gibi: “İki Tolstoy var, bunalımdan önceki ile bunalımdan sonraki: biri iyidir, öteki değildir1”, demiyorduk. Bizim için yalnız bir Tolstoy vardı, onu bütünüyle seviyorduk. Çünkü, böyle ruhlarda her şeyin tutarlı, her şeyin birbirine bağlı olduğunu seziyorduk’ der.

Bence Necip Fazıl’ı anlatmak isteyen birisi de benzer ifadelere başvurmalıdır. Büyük bir buhran geçirdiği ve Abdülhakim Arvasi Hazretleri ile tanıştığı yıl olan 1934’ün adeta Necip Fazıl’ın hayatının birden bire bütünüyle değiştiği bir milat olarak kabul edilir. Kanaatimce bu değişimden (1934) sonrasına vurgu yapılması, Necip Fazıl hakkında pek çok önemli gerçeğin gölgede kalmasına sebep olmuştur. Ne yazık ki Necip Fazıl hakkında yazılanların ekserisi bu eksendedir. Bunda en önemli etkenlerden biri şüphesiz bizzat Necip Fazıl’ın hayatını bu tip bir tasnifle kaleme alışıdır. Tabii olarak onu anlatanlar da genelde bu yolu izlemiştir. Düşünülmesi gereken nokta şudur ki Necip Fazıl’ın bu dönemleri detaylı olarak ele aldığı eserlerinde dönemler arası ilişkiler yani çocukluğunun, ilk gençliğinin sonraki hayatına etkileri diğer bir ifade ile onun gün gün Arvasi Hazretlerinin kapısına gelmeye hazırlanışı çok iyi anlaşılırken hayatının özeti niteliğindeki yazılarda bu ayrıntılar gözden kaçar. Buna insanların Necip Fazıl gibi Müslümanların gönlünde taht kurmuş sembol bir ismi gençlik yıllarındaki bir takım uygunsuz davranışlarıyla anmak istememesi de eklenince iş gittikçe içinden çıkılmaz bir hal alır. Oysa yine gözden kaçar ki Necip Fazıl bizzat bu dönemleri bazı gerçeklerin iyice anlaşılması için üstünde durarak kaleme almıştır. “Çocukluğumda ve ilk gençliğimde, masal gibi bir rüya ikliminden topladığım karanlık ve karışık haberler …(O ve Ben)” diye tarif ettiği kendi gelişiminin ve ruh dünyasının daha iyi anlaşılması için başta “ O ve Ben”, “Kafa Kağıdı” ve “Babıali” de kaleme aldığı bu dönemler aynı zamanda her insanın kendi iç dünyasını aydınlatmasında projektör vazifesi görecek önemli ayrıntılardır. Yoksa eserlerinin en dakik şeriat mihengine vurulmasını isteyen Necip Fazıl’ın bunları sırf kendini gençliğindeki başarılarıyla övmek veya süfli şeylere dikkat çekmek için yazdığını düşünmek, en hafif ifadeyle onu hiç mi hiç anlamamaktır! “Kendimi fikirde, sanatta, şunda bunda, dünyanın en büyük adamı görmek, bilmek, göstermek, bildirmek isterdim; tek, O Kapı’nın köpeğine mahsus derece bilinsin diye… Sana ve senden, bağlı olduğum O’na devretmek için… (O ve Ben)” diyen biri başka türlü mütalaa edilebilir mi?

Aslında diğer bir husus da bence şudur ki Necip Fazıl’ın bu yıllarının ipuçları otobiyografilerinden çok sanat eserlerindedir. Mesela kendinden derin izler taşıyan hikâyelerindeki Hasta Kumarbaz bomboş bir insan değildir. O bir manevi arayışın, arayıp da bulamayışın, insandaki ruh düğümlerinin en mühim misallerindendir: “ Ben de, nefsin ne demek olduğunu kumardan öğrendim. Nefsim eli yanan bir çocuk gibi irademi kavurdu. Nasıl eli yanan çocuk, acısı dinsin diye elini soğuk suya daldırır da sudan çekince onun daha fazla ağrıdığını duyarsa, ben de kumarın soğuk suyunda ruh yanığımı bir an için dindirmekten ve neticede büsbütün kıvranmaktan başka bir şey yapamadım. Bu hareketim, susuzluğunu gidermek için gaz içen bir adamın işinden farksız oldu. İçtikçe su ihtiyacım arttı, arttıkça da gazdan başka içecek bir şey bulamadım. (Hasta Kumarbazın Notları, Hikâyelerim) “ Yirmi yaşında henüz İslamî aksiyon içinde bulunmadığı yıllarda” Yeryüzünde yalnız benim serseri/ Yeryüzünde yalnız ben derbederim./ Herkesin dünyada varsa bir yeri,/ Ben de bütün dünya benimdir derim. / Yıllarca gezdirdim hoyrat başımı,/ Aradım bir ömür, arkadaşımı./Ölsem dikecek yok mezar taşımı;/Halime ben bile hayret ederim. /Gönlüm ne dertlidir ne de bahtiyar;/Ne kendisine yar ne kimseye yar,/Bir rüya uğrunda ben diyar diyar,/ Gölgemin peşinde yürür giderim… (1924, Çile)” diye yazdığı “Serseri” şiirini Hekimoğlu İsmail’in “Serseri şiiri, İslam uğrunda başını koyanları tasvir eder2” diyerek taçlandırması da tesadüf değildir mutlaka!

Necip Fazıl mizacındaki pek çok hususiyetle çok genç yaşlardan itibaren kendisini ve çevresini sorgulamaya başlar. “Çocukken gün bitti mi bir köşede ağlardım / Nihayet döne döne aynı noktaya vardım” , mısralarında Heybeli Ada’da okuduğu romanların tesiriyle ağlayan, konağın içinde sokak satıcılarının bağrışlarından bile derinden etkilenen bu hassas çocuğun içli dünyasının hisli kokusu tütecektir haliyle. Yine bir hastalık anında3 ermişlik vehimlerine kapılan bu çocuk, ‘daire’4 sabit fikriyle yaka paça olduğunda ise henüz Askeri Okula5 yeni başlamıştır. Zaten Necip Fazıl’ı, Necip Fazıl yapan onu diğerlerinden farklı kılan en önemli hususiyet bu olmuştur. Hatta bazen bu kendisini bile öyle rahatsız eder ki daha bu erken yaşlarda artık buna dayanamayacağını düşünür ve kendi kendine “Niçin semtine kimsenin uğramadığı muhaller peşinde koşuyorum da herkesin rahatça içinde barındığı bedahetler ve mümkünler dünyasına sığamıyorum? «Bu hezeyan!» de ve geç (Kafa Kâğıdı)” der. Oysa o zaman zaman herkes gibi görünse de aslında hiçbir zaman zamanın akışına kapılıp herkes gibi olamayacaktır. Tam tersine “Zeynep! Ben şehirleri, sokakları, kahveleri dolduran seri malı insanlardan değilim. Keşke onlardan olsaydım. Onlar sıhhatli, tabii, mükemmel mahlûklar. Benim en lazım tarafım sakat. Ben Allah’ın yalnız acı çeksin, yalnız kıvransın diye yarattığı bir aletim galiba. Kâinatı dolduran her şey, her hadise, her hareket, benim için bir işkence vesilesi. Bir türlü rolümü ve rahatımı bulamıyorum. Tabii zevkleriyle yaşayan hayvanlara bakıyorum da ne güzel, ne emniyetli bir vasıtanın öksüzü olduğumu anlıyorum. Ben, içindeki hayvanı ürkütmüş, incitmiş bir hastayım. (Bir Adam Yaratmak) “ diye haykırdığı “Bir Adam Yaratmak” adlı piyesinde, geçmişin elemlerini ve geleceğin endişelerini ruhunun en derinlerinde duyan insanın asla diğer canlılar gibi olamayacağını derin bir ironiyle en veciz şekilde dile getirecektir.

İlk şiir kitabı olan “Örümcek Ağı”na ismini veren şiir adeta onun ilk gençlik hafakanlarının portresidir. “Duvara, bir titiz örümcek gibi,/ İnce dertlerimle işledim bir ağ./ Ruhum gün doğunca sönecek gibi,/ Şimdiden ediyor hayata veda./ Kalbim, yırtılıyor her nefesinde,/ Kulağım, ruhumun kanat sesinde;/Eserim duvarın bir köşesinde;/ Çıkamaz göğsümden başka bir seda…(1922) “ diye ruh yangınlarını yeni yeni dile getirmeye başlar. Baştan başa korku, vehim ve belli belirsiz bir hasret ve arayışla dolu, onu asıl ününe kavuşturan “Kaldırımlar” şiirinin dışında ayak seslerinin kara haber olup yaklaştığı sonra saadet olup uzaklaştığı “Ayak Sesleri” şiirinde, yağmurun kanını boğan bir iplik, teninde acısız yatan bir bıçak olduğu “Bu Yağmur” şiirinde, çırpınamadan birden bire gitmiş bir ölünün kendisine dönüştüğü “Ölünün Odası” şiirinde, aydınlığın bile onu boğmaya hazırlandığı “Aydınlık” şiirinde, mumu söndürünce ölüler içinde en yalnız ölünün karşısına dikildiği “Geceye Şiir” şiirinde, vapurun6 sularda kabrinin yolunu açtığı “İskele” şiirinde bu acı, korku ve metafizik sancıları belirgin bir şekilde kendini gösterir. Adeta bütün dünyası ölümle çevrilir. İşte bu yıllarda onu bütün bu düşüncelerden kurtaran acılarını dindiren yegane ilaç kumardır ama nasıl bir ilaç: “Ben maddi ve manevi neyim varsa kumara, eczaneden ilaç alır gibi veriyorum… …düşünmemenin, acıya battıkça daha fazla batmak ihtiyacının ilacı… Gittikçe daralan ve düğümlenen bir yol… Yangına, itfaiye hortumuyla su yerine gaz sıkar gibi bir şey… (“Hasta Kumarbazın Notları, Hikâyelerim). “Herkes benim kumarı kumar için oynadığımı sanıyor. Bir zamanlar o kadar bağlı olduğum sanat ve edebiyatı bunun için bıraktığımı sanıyorlar. Hâlbuki ben kumarı, düşünmemek için oynuyorum. Ruhuma üşüşen sabit fikirlerin, beyin zarımı yırtan vehimlerin biricik ilacı olarak onu buldum, der (Hasta Kumarbazın Ölümü, Hikâyelerim). Fakat bunun sadece bir aldanıştan, insanın kendi kendini aldatışından başka bir şey olmadığını da ondan iyi bilen yoktur: “Yalan söylüyorsun, sen bir yalancısın!… Sefil adetine bir özür tedarik etmek için el-aleme ruh inceliklerine dair masallar uyduruyorsun… Asıl yalanı da, sırrını güya kendine saklayarak nefsine söylüyorsun… Sabit fikirlerden kurtulmak için kumar oynuyorsun, öyle mi? Mutlak olanı arayan, aradıkça kaybeden, kaybettikçe bütün dayanaklarını yitiren, yitirdikçe cımbız cımbız lifleri sökülen beynini susturmak için, öyle mi? Aslında bu da bir yalan… Sen yalnız meçhulü kurcalamak şehveti yüzünden kumara yakalandın. Sabit fikirlere gelince onların ateşine bir an için bir keçe atmışsın, ne çıkar. Kumar bitip keçe de tutuşunca, düşün halin ne olur? Emsalsiz bir sıhhat ve hastalık arası insanlara kurum satma! Kendi kendini aşmaya bak! (Babıâli)” Her soru, her vehim7 beyninde bir burgu açar, her düşünce ruhunu kanatır. Artık “Kaldırımlar Şairi” diye anılan genç şair ‘etten bir kalıp’la ‘ince bir ruh’ arasında bocalamaktadır. Ve nihayet tarif edilmez acılarla8 kıvrandığı günlerden bir gün bir vapura biner ve o vapurda hayatı boyunca bilerek ya da bilmeyerek aradığı o büyük zatın adresini alır. Artık o büyük zatla yani Abdülhakim Arvasi Hazaretleri ile tanışacak ve o güne kadar masal gibi bir rüya âleminden topladığı karanlık ve karışık haberlerin aydınlık ve açık asılları ile karşılaşacaktır. Düğümler çözülecek, sorular cevaplanacaktır. Hayatındaki bu büyük inkılâbı Abdülhakim Arvasi Hazretlerine ithaf ettiği Tanrıkulu yazısıyla destanlaştır: “Dinmek bilmez bir ağrı çeken diş. Ne kibrit çöpünden imdat, ne berber kerpeteni, ne karanfil yağı, ne de eczacı güllacından…

İşte böyle! Bir zamanlar beynim «mutlak hakikat» acılarına yataklık etti.
Ağrıyan akıl dişimdi.

Hayatımda öyle bir gün doğdu ki, kundaktan patiğe, emzikten kısa pantolona, oyuncaktan boyun bağına, karalama defterinden polis hafiyesi romanına, beş taştan iskambil kâğıdına ve ayva tüyünden kır saça kadar anne, baba, dadı/mektep, arkadaş, kitap, hoca, tabiat, şehir, cemiyet, kimden ne aldımsa hepsini geriye verdim? Ruhuma istifledikleri hazırlop dünya bir sarsılışta yıkıldı gitti. Bilmem ki hiçbir fani, dünyaya gelmiş olmak adına bu kadar ağır bir borç senedi imzalamaya davet edilmiş midir?

Bir tohumu, cevherini bulmak için merkezine doğru, tabaka tabaka soyup hiçbir şey bulamamak, üstelik tohumun ezbere inanılmış hakikatini de kaybetmek gibi, her şeyin iç yüzünü ararken her şeyi elden çıkarmayayım mı?

İmam-ı Gazali’nin midesine aylarca tek damla suyu bile kabul ettirmeyen ve Paskal’ın beyninde urların en müthişini kabartan kanlı fikir çilesinden payıma düşenleri anlatmağa kalkmayacağım. Dünyaya gelmiş olmakla adına benimki kadar ağır borç taahhüdüne sokulmuş olanlar bilirler ki, çoğu yeryüzüne alacak senetleriyle gelen insanlara bu bahiste anlatılabilecek şeyler pek az.

Ben yalnız doğrudan daha gerçek bir yalan, vakıadan daha ölçülü masal, maddeden daha katı bir hayal anlatacağım:

Eşya ve hadiselerin aslını, özünü, cevherini araştırırken galiba öyle bir sırrı tırmıkladım ki bu sır şahlandı, şahlandı ve beni çarptı; rahat ve mesut insanın nezaret ufkunu kararttı ve artık hiçbir şeyi görmemek yerine ensemden bastırıp bana dipsiz bir kuyuda yokluğu göstermeğe kalktı.

Bu kuyuda, «öz ağzımdan kafatasımı kusarcasına9» Allah’ın gölgesini gördüm.

Maddenin mahpus olduğu kaba bir dört köşe içinde, bir takım eşya ve hadiseleri düzenleyip Allah’a yok diyenlere nisbet, ruhumda beşeri kanunların tezgâhı o türlü devrildi ki bu devrilişin altından yalnız mutlak hakikat doğrulabilirdi.
Her şeyi o türlü kaybettim ki Allah’ı kazandım.

Bu destan 1939 yılında yazdığı ve en önemli şiiri kabul ettiği “Çile” şiirinde gerçek manasını bulur ve bu şiir, ilerde ‘şiirlerimin eksiksiz kadrosu’ diyerek sanat dünyasına armağan edeceği şiir kitabına hem isim hem de mana olarak asıl hüviyetini verir.

Necip Fazıl yaşadığı çağın buhranını şahsında billurlaştıran nadir insanlardandır. Bunda yetiştiği muhit, aldığı eğitim kadar hassas ruhunun ve keskin zekâsının rolü büyüktür. O bu donanımıyla çağının problemlerini en şiddetli şekilde özünde duymuş ve onlara çözüm aramıştır. Henüz kendisine yol gösterecek bir rehber bulamadığı gençlik yıllarında bile, kurtarıcı çizgiyi tam olarak gösteremese de çağının insanlara sunduğu sahte haritaların çarpıklıklarını sezmiş ve hakikat yolunu aramıştır, bu yolda bin kez sürçse de düşse de… Bu yüzden Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi Hazretlerinin kapısına gelişine kadar yaşadıkları da en az sonrası kadar önemlidir. Necip Fazıl’ın bu yolculuğunun pek çok insana kendi yolculuğu hakkında pek çok sır vereceği şüphesizdir. Burada yazılanlar yalnızca o yolculuktaki birkaç durağa işaret. Yapılması gereken o büyük yazarı detaylıca okumak ve onun yolcuğuyla kendi yolculuğumuza ışık tutmaktır. Bir gün siz de Necip Fazıl’la o hayatınızın akışını değiştirecek vapura bindiğinizde o vapurun penceresinden bambaşka bir dünya seyredeceksiniz.

1R. Rolland: Tolstoy’un Yaşamı, Yapı Kredi Yayınları 1993, Çeviren: Tahsin Yücel
2Sevdalı Şiirler, Timaş Yayınları
3“Bir gün yine böyle bir hastalık deminde, gece yarısı hafif bir dalgınlıktan silkelenip doğrulunca kendimi öyle güçlü, hayalimi öyle berrak, hasselerimi öyle keskin, gökleri öyle açık ve mesafeleri öyle yakın hissettim ki -iyice hatırlıyorum- kendi kendime mırıldandım: Bu dünyada acaba, benden daha derin duyan ve düşünen ikinci bir kimse var mı diye? (Kafa Kağıdı)”
4“Her şey daire içinde, bir yuvarlakta mahpus… Dünya daire, başım daire, bileklerim daire… Dümdüz bir hat bile asgari belirtide bir genişlik göstermesi için uzatılmış, incelmiş bir daire olmaya muhtaç… Her şey bükülmüş, kırılmış, yassılaştırılmış, köşelendirilmiş dairelerden oluşuyor. Ya bu dairenin dışına çıkmak nasıl mümkün? Boğuluyor fakat kimseye halimi açamıyorum. (Kafa Kâğıdı)”
5“İlk Metafizik arayıcılıklarım orda başladı. Madde ötesini düşünce ve bedahetler ilerisi eşyayı kurcalama, altında ne var diye tırmıklama gayreti. Sabit ve burgu burgu işleyici, sülük gibi yapışkan asla kovulmaz, atılmaz, sökülmez hayaller. (Kafa Kağıdı)”
6Eski İstanbullular vapura, vapor derdi.
7“Vehim ve şüphe! Beni ısıran vehim ve şüphe akrebini hiç bir insan gözü görmedi. Bakınız:— Sakın bu dünya, göze görünür ve görünmez her şeyiyle doğacak bir çocuğu kandırmak için, bütün insanların birlik olup uydurduğu müthiş bir yalan olmasın? Ve sakın o çocuk ben olmayayım? (O ve Ben)”
8“Tam bir yıl süren uykusuzluk…
Lisanımla bildirmediğim halimi uzaktan görüp etrafımda pervane gibi dönen anneme diyorum ki:
Bir gece, bir gececik tam uyku her şeyi düzeltecek ama nerde?
Çalıştığım bankanın şubesini açmak için gittiğim Edirne’de, bir doktordan, tıbbın zavallı tıbbın son imkânını soruyorum:
Sizin insanı uyutmaya, olmazsa bayıltmaya ve şuursuz bırakmaya mahsus bir ilacınız yok mu? Ne yapacaksınız diyor doktor, niçin?
Onu sormayın da var mı, yok mu, söyleyin!
Bana, önünde ölü kafası resmi bulunan ve «şu kadar dozdan fazlası için ölüm tehlikesi» yazılı bir ilaç veriyor. Dozunu biraz kaçırdığım halde uyuyamıyorum; demirden bir el göz kapaklarımı aşağı çekerken, bir başka el bütün ruhumu yırtıyor ve ben yataktan fırladığım gibi kendimi Edirne’nin sokaklarına atıyorum. Sabaha kadar gezinti ve banka…(O ve Ben)”
9“Efendi Hazretlerini tanıdıktan sonra ve bu halden evvel, kendimi muvazeneli sandığım demlerde gördüğüm başka bir rüya: Yalımıza giden iki taraflı ağaçlık yolda gece karanlığında yürürken ağzından balon gibi şeffaf bir şey çıkıyor. Küçük bir balon, ceviz büyüklüğünde, derken elma derken ayva… Nihayet kafa büyüklüğünde. Balonu iki avucumun içinde tutup bakıyorum. Dehşet! Kafatasım!… Kafamı da, içi boş bir zar, neredeyse patlayacak bir zar halinde ve yerinde hissediyorum… Aman!… Buhran gecesi olduğu gibi, bütün enerji mevcudumla, onu, kafatasımı yutuyor ve yerine iade ediyorum.(O ve Ben)”

Bu yazı www.yagmurdergisi.com.tr adresinden alınmıştır. Ali Osman KURUN

Share

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.