Tagged: müslüman

Ölünceye Kadar Değiştiririm

Ölünceye Kadar Değiştiririm

ÖLÜNCEYE KADAR DEĞİŞTİRİRİM Necip Fazıl’da şiir düşüncesi ve alabildiğine bir seçme merakı. 1980’de yaptığımız bir mülakatta, kendilerine bu durumu hatırlatıp, neden bu kadar çok değişiklik yaptığını,...

Özel Araba

Özel Araba

Üstad’a sorarlar: ”Üstad özel arabanız yok mu?” Keskin zekâ küpünün verdiği cevap hikmet doludur: ”Ona en son bineceğiz.”

Şahsiyet Meselesi

Şahsiyet Meselesi

ŞAHSİYET MESELESİ Bir gün, kendisine (Adnan Menderes’e), Amerikan Elçiliğine gitmeye hazırlanırken demiştim ki: -Şimdi sizi penceresinde bekleyen sefir, kendi malı olan (Kadillak) marka otomobilde görünce şahsiyetinize...

Şiirdeki Akrep

Şiirdeki Akrep

ŞİİRDEKİ AKREP Bir de Osman Yüksel’in “Konfor Palas”ı varmış. Osman Yüksel, otel mi işletiyordu? Hayır canım, ne oteli? Konfor Palas diye bir otel var. Üstad; geldiğinde...

Maraş Dondurması

Maraş Dondurması

MARAŞ DONDURMASI Alaeddin Özdenören, birgün Büyük Doğu’nun yönetim evinde derginin çıkmasıyla ilgili hizmetlerini yerine geitirirken Üstad onu dondurma almaya gönderiyor ve: “Roma dondurması al” diye tembihinde...

Mantık Kabul Eder Ruh Kusar

Mantık Kabul Eder Ruh Kusar

MANTIK KABUL EDER, RUH KUSAR! Bir yaz günü… Sofra kurulmuş, yemek yenilecek… Her şey hazır… Merhum Üstad Necip Fazıl Kısakürek, masanın üzerindeki içi su dolu “viski...

Zindandan Mehmed’e Mektup

Zindandan Mehmed’e Mektup

ZİNDANDAN MEHMED’E MEKTUP Zindan iki hece, Mehmed’im lâfta! Baba katiliyle baban bir safta! Bir de, geri adam, boynunda yafta… Halimi düşünüp yanma Mehmed’im! Kavuşmak mı?.. Belki…...

Surda Açılan Gedik

Surda Açılan Gedik

SURDA AÇILAN GEDİK Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes! Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!.. (1947)

Sakarya Türküsü

Sakarya Türküsü

SAKARYA TÜRKÜSÜ İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya; Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya. Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak; Benimse alın yazım,...

Karacaahmet

Karacaahmet

KARACAAHMET Deryada sonsuzluğu fikretmeye ne zahmet! Al sana, derya gibi sonsuz Karacaahmet! Göbeğinde yalancı şehrin, sahici belde; Ona sor, gidenlerden kalan şey neymiş elde? Mezar, mezar,...